Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Günün Risale-i Nur Dersi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="harp" data-source="post: 248831" data-attributes="member: 1008315"><p>En esaslı dersi annemden aldım</p><p> 08 Mayıs 2011 / 00:01</p><p> Günün Risale-i Nur dersi</p><p> </p><p> <em><strong>Bismillahirrahmanirrahim</strong></em></p><p> Evet, <span style="color: #f00"><strong>insanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi, onun validesidir.</strong></span> Bu münasebetle, ben kendi şahsımda katî ve daima hissettiğim bu mânâyı beyan ediyorum:</p><p> Ben bu <span style="color: #00f"><strong>seksen sene ömrümde, seksen bin zatlardan ders aldığım halde, kasem ediyorum ki, en esaslı ve sarsılmaz ve her vakit bana dersini tazeler gibi, merhum validemden aldığım telkinat ve mânevî derslerdir</strong></span> ki, o dersler fıtratımda, adeta maddî vücudumda çekirdekler hükmünde yerleşmiş.</p><p> Sair derslerimin <strong>o çekirdekler üzerine bina edildiğini</strong> aynen görüyorum. Demek, bir yaşımdaki fıtratıma ve ruhuma merhum validemin ders ve telkinâtını, şimdi bu seksen yaşımdaki gördüğüm büyük hakikatler içinde birer <span style="color: #f00"><strong>çekirdek-i esasiye</strong></span> müşahede ediyorum.</p><p> Ezcümle: <span style="color: #00f"><strong>Meslek ve meşrebimin dört esasından en mühimi olan şefkat etmek</strong></span> ve Risale-i Nur'un da en büyük hakikati olan acımak ve merhamet etmeyi, o validemin şefkatli fiil ve halinden ve o mânevî derslerinden aldığımı yakînen görüyorum.</p><p> Evet, bu hakikî ihlâs ile hakikî bir fedakârlık taşıyan validelik şefkati sû-i istimal edilip, mâsum çocuğunun elmas hazinesi hükmünde olan âhiretini düşünmeyerek, muvakkat fâni şişeler hükmünde olan dünyaya o çocuğun mâsum yüzünü çevirmek ve bu şekilde ona şefkat göstermek, o şefkati sû-i istimal etmektir.</p><p> <strong>Evet, kadınların şefkat cihetiyle bu kahramanlıklarını hiçbir ücret ve hiçbir mukabele istemeyerek</strong>, hiçbir faide-i şahsiye, hiçbir gösteriş mânâsı olmayarak ruhunu feda ettiklerine, o şefkatin küçücük bir numunesini taşıyan bir tavuğun yavrusunu kurtarmak için arslana saldırması ve ruhunu feda etmesi ispat ediyor.</p><p> Şimdi terbiye-i İslâmiyeden ve amâl-i uhreviyeden en kıymetli ve en lüzumlu esas, ihlâstır. Bu çeşit şefkatteki kahramanlıkta o hakikî ihlâs bulunuyor. Eğer bu iki nokta o mübarek taifede inkişafa başlasa, daire-i İslâmiyede pek büyük bir saadete medar olur.</p><p> Halbuki erkeklerin kahramanlıkları mukabelesiz olamıyor; belki yüz cihette mukabele istiyorlar. Hiç olmazsa şan ve şeref istiyorlar.</p><p> Fakat maattessüf biçare mübarek taife-i nisâiye, zalim erkeklerinin şerlerinden ve tahakkümlerinden kurtulmak için, başka bir tarzda, zaafiyetten ve aczden gelen başka bir nevide riyâkârlığa giriyorlar. (Lemalar, 24. Lema)</p><p> <em><strong>Bediüzzaman Said Nursi</strong></em></p><p> <u><strong>SÖZLÜK:</strong></u></p><p><u><strong> </strong></u>ÂMÂL-İ UHREVİYE : Âhirete ait emeller,istekler.</p><p> BEYÂN : Açıklama; izah; anlatma.</p><p> FÂİDE-İ ŞAHSİYE : Şahsî fayda.Kişisel fayda</p><p> FITRAT : Yaratılış, huy, tabiat.</p><p> KASEM : Yemin.</p><p> MAATTEESSÜF : Üzülerek; üzüntüyle ifâde etmek gerekir ki.; yazıklar, teessüfler olsun; ne yazık ki.</p><p> MÂNÂ : Anlam. İçyüz.</p><p> MEDÂR : Sebep, vâsıta, vesîle. Yörünge.</p><p> MERHÛM : Ölmüş, rahmete kavuşmuş.</p><p> MEŞREB : Âdet, huy, yaratılış, ahlâk; takip edilen usûl, yol.</p><p> MUALLİM : Öğretmen, ilim öğreten.</p><p> MUKABELE : Karşılık, karşılamak.</p><p> MUKABELE : Karşılık, karşılamak.</p><p> MUVAKKAT : Geçici; kısa bir zaman, vakitli, fâni.</p><p> MÜNÂSEBET : İki şey arasındaki uygunluk, yakınlık, bağlılık, yakışmak, vesile, alâka.</p><p> MÜŞÂHEDE : Görme, seyretme, şâhit olma.</p><p> RİYÂKÂR : Gösterişçi, içi dışı başka olan.</p><p> SÂİR : Başkası, diğeri, birşeyden geri kalan, maadâ.</p><p> ŞEFKAT : Karşılıksız, samimi sevgi besleme</p><p> TAHAKKÜM : Zorbalık etme; zorla hükmetme, mânevî baskı. Diktatörlük.</p><p> TÂİFE : Kavim, kabîle, takım, hususî bir sınıf meydana getiren insanlar.</p><p> TELKİNÂT : Aşılamalar, telkinler.</p><p> TERBİYE-İ İSLÂMİYE : İslâmî eğitim, terbiye.</p><p> VÂLİDE : Anne.</p><p> YAKÎNEN : Şüphesiz olarak bilme.</p><p> ZAAFİYET : Zayıflık.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="harp, post: 248831, member: 1008315"] En esaslı dersi annemden aldım 08 Mayıs 2011 / 00:01 Günün Risale-i Nur dersi [I][B]Bismillahirrahmanirrahim[/B][/I] Evet, [COLOR=#f00][B]insanın en birinci üstadı ve tesirli muallimi, onun validesidir.[/B][/COLOR] Bu münasebetle, ben kendi şahsımda katî ve daima hissettiğim bu mânâyı beyan ediyorum: Ben bu [COLOR=#00f][B]seksen sene ömrümde, seksen bin zatlardan ders aldığım halde, kasem ediyorum ki, en esaslı ve sarsılmaz ve her vakit bana dersini tazeler gibi, merhum validemden aldığım telkinat ve mânevî derslerdir[/B][/COLOR] ki, o dersler fıtratımda, adeta maddî vücudumda çekirdekler hükmünde yerleşmiş. Sair derslerimin [B]o çekirdekler üzerine bina edildiğini[/B] aynen görüyorum. Demek, bir yaşımdaki fıtratıma ve ruhuma merhum validemin ders ve telkinâtını, şimdi bu seksen yaşımdaki gördüğüm büyük hakikatler içinde birer [COLOR=#f00][B]çekirdek-i esasiye[/B][/COLOR] müşahede ediyorum. Ezcümle: [COLOR=#00f][B]Meslek ve meşrebimin dört esasından en mühimi olan şefkat etmek[/B][/COLOR] ve Risale-i Nur'un da en büyük hakikati olan acımak ve merhamet etmeyi, o validemin şefkatli fiil ve halinden ve o mânevî derslerinden aldığımı yakînen görüyorum. Evet, bu hakikî ihlâs ile hakikî bir fedakârlık taşıyan validelik şefkati sû-i istimal edilip, mâsum çocuğunun elmas hazinesi hükmünde olan âhiretini düşünmeyerek, muvakkat fâni şişeler hükmünde olan dünyaya o çocuğun mâsum yüzünü çevirmek ve bu şekilde ona şefkat göstermek, o şefkati sû-i istimal etmektir. [B]Evet, kadınların şefkat cihetiyle bu kahramanlıklarını hiçbir ücret ve hiçbir mukabele istemeyerek[/B], hiçbir faide-i şahsiye, hiçbir gösteriş mânâsı olmayarak ruhunu feda ettiklerine, o şefkatin küçücük bir numunesini taşıyan bir tavuğun yavrusunu kurtarmak için arslana saldırması ve ruhunu feda etmesi ispat ediyor. Şimdi terbiye-i İslâmiyeden ve amâl-i uhreviyeden en kıymetli ve en lüzumlu esas, ihlâstır. Bu çeşit şefkatteki kahramanlıkta o hakikî ihlâs bulunuyor. Eğer bu iki nokta o mübarek taifede inkişafa başlasa, daire-i İslâmiyede pek büyük bir saadete medar olur. Halbuki erkeklerin kahramanlıkları mukabelesiz olamıyor; belki yüz cihette mukabele istiyorlar. Hiç olmazsa şan ve şeref istiyorlar. Fakat maattessüf biçare mübarek taife-i nisâiye, zalim erkeklerinin şerlerinden ve tahakkümlerinden kurtulmak için, başka bir tarzda, zaafiyetten ve aczden gelen başka bir nevide riyâkârlığa giriyorlar. (Lemalar, 24. Lema) [I][B]Bediüzzaman Said Nursi[/B][/I] [U][B]SÖZLÜK: [/B][/U]ÂMÂL-İ UHREVİYE : Âhirete ait emeller,istekler. BEYÂN : Açıklama; izah; anlatma. FÂİDE-İ ŞAHSİYE : Şahsî fayda.Kişisel fayda FITRAT : Yaratılış, huy, tabiat. KASEM : Yemin. MAATTEESSÜF : Üzülerek; üzüntüyle ifâde etmek gerekir ki.; yazıklar, teessüfler olsun; ne yazık ki. MÂNÂ : Anlam. İçyüz. MEDÂR : Sebep, vâsıta, vesîle. Yörünge. MERHÛM : Ölmüş, rahmete kavuşmuş. MEŞREB : Âdet, huy, yaratılış, ahlâk; takip edilen usûl, yol. MUALLİM : Öğretmen, ilim öğreten. MUKABELE : Karşılık, karşılamak. MUKABELE : Karşılık, karşılamak. MUVAKKAT : Geçici; kısa bir zaman, vakitli, fâni. MÜNÂSEBET : İki şey arasındaki uygunluk, yakınlık, bağlılık, yakışmak, vesile, alâka. MÜŞÂHEDE : Görme, seyretme, şâhit olma. RİYÂKÂR : Gösterişçi, içi dışı başka olan. SÂİR : Başkası, diğeri, birşeyden geri kalan, maadâ. ŞEFKAT : Karşılıksız, samimi sevgi besleme TAHAKKÜM : Zorbalık etme; zorla hükmetme, mânevî baskı. Diktatörlük. TÂİFE : Kavim, kabîle, takım, hususî bir sınıf meydana getiren insanlar. TELKİNÂT : Aşılamalar, telkinler. TERBİYE-İ İSLÂMİYE : İslâmî eğitim, terbiye. VÂLİDE : Anne. YAKÎNEN : Şüphesiz olarak bilme. ZAAFİYET : Zayıflık. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Günün Risale-i Nur Dersi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst