Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Günün Risale-i Nur Dersi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="harp" data-source="post: 249323" data-attributes="member: 1008315"><p>Düşmanlarım zayıf damarımı arıyor</p><p> 10 Mayıs 2011 / 00:01</p><p> Günün Risale-i Nur dersi...</p><p> </p><p> <strong>Bismillahirrahmanirrahim</strong></p><p> Nurların erkânlarından bir iki doktor, benim hastalığımın şiddetiyle beraber o hâlis, sadık zatlara hastalık noktasından müracaat etmeyip ve ilâçlarını da yemeyip çok ağır hastalıklar içinde onlarla meşveret etmeyerek ve şiddet-i ihtiyacım ve elemlerim içinde yanıma geldikleri vakit, hastalığa dair bahis açmadığımdan endişeli bir merak onlara geldiğinden, sırlı bir hakikati izhara mecbur oldum. Belki size de fâidesi var diye yazıyorum.</p><p> Onlara dedim ki:</p><p> Hem gizli düşmanlarım, hem nefsim, şeytanın telkiniyle zaif bir damarımı arıyorlar ki, beni onunla yakalayıp Nurlara tam ihlâs ile hizmetime zarar gelsin.</p><p> En zaif damar ve dehşetli mâni, hastalık damarıdır. Hastalığa ehemmiyet verdikçe, hiss-i nefs-i cisim galebe eder; “Zarurettir, mecburiyet var” der, ruh ve kalbi susturur, doktoru müstebit bir hâkim gibi yapar ve tavsiyelerine ve gösterdiği ilâçlara itaate mecbur ediyor. Bu ise, fedakârane, ihlâsla hizmete zarar verir.</p><p> Hem gizli düşmanlarım da bu zaif damarımdan istifadeye çalışmışlar ve çalışıyorlar. Nasıl ki korku ve tamah ve şan ü şeref cihetinde çalışıyorlar. Çünkü insanın en zaif damarı olan “korku” cihetinde bir halt edemediler, idamlarına beş para vermediğimizi anladılar.</p><p> Sonra insanın bir zaif damarı “derd-i maişet ve tamah” cihetinde çok soruşturdular. Nihayetinde, o zaif damardan birşey çıkaramadılar. Sonra onlarca tahakkuk etti ki, onlar mukaddesatını feda ettikleri dünya malı, nazarımızda hiç ehemmiyeti yok ve çok vukuatlarla onlarca da tahakkuk etmiş. Hattâ bu on sene zarfında yüz defadan ziyade resmen “Neyle yaşıyor?” diye mahallî hükûmetlerden sormuşlar.</p><p> Sonra en zaif bir damar-ı insânî olan “şan ve şeref ve rütbe” noktasında bana çok elîm bir tarzda o zaif damarımı tutmak için emredilmiş. İhanetler, tahkirlerle, damara dokunduracak işkencelerle dahi hiçbir şeye muvaffak olamadılar. Ve kat’iyen anladılar ki, onların perestiş ettiği dünya şan ve şerefini bir riyakârlık ve zararlı bir hodfuruşluk biliyoruz, onların fevkalâde ehemmiyet verdikleri hubb-u cah ve şan ve şeref-i dünyeviyeye beş para ehemmiyet vermiyoruz, belki onları bu cihette divane biliyoruz.</p><p> Sonra bizim hizmetimiz itibarıyla bizde zaif damar sayılan, fakat hakikat noktasında herkesin makbulü ve her şahıs onu kazanmaya müştak olan “mânevî makam sahibi olmak ve velâyet mertebelerinde terakki etmek” ve o nimet-i İlâhiyeyi kendinde bilmektir ki, insanlara menfaatten başka hiçbir zararı yok. Fakat böyle benlik ve enaniyet ve menfaatperestlik ve nefsini kurtarmak hissi galebe çaldığı bir zamanda, elbette sırr-ı ihlâsa ve hiçbir şeye âlet olmamaya bina edilen hizmet-i imaniye ile şahsî makam-ı mâneviyeyi aramamak iktiza ediyor. Harekâtında onları istememek ve düşünmemek lâzımdır ki, hakikî ihlâsın sırrı bozulmasın. İşte bunun içindir ki, herkesin aradığı keşf ü kerâmâtı ve kemâlât ı ruhiyeyi Nur hizmetinin haricinde aramadığımı zaif damarlarımı tutmaya çalışanlar anladılar.</p><p> Bu noktada dahi mağlûp oldular.</p><p> Umum kardeşlerimize birer birer selâm ve gelecek Leyle-i Kadri herbir Nurcu hakkında seksen üç sene ibadetle geçmiş bir ömür hükmüne geçmesini hakikat-i Leyle-i Kadri şefaatçi ederek rahmet-i İlâhiyeden niyaz ediyoruz. (Emirdağ Lahikası 1.Cilt, 188. Mektup)</p><p> <strong>Bediüzzaman Said Nursî</strong></p><p> <strong>LÜGAT:</strong></p><p> Âlet Olma : Araç, Vasıta Olma</p><p> Ayn-I Mârifetullah Ve Zikrullah : Allah’ı Bilmenin Ve Zikretmenin Tâ Kendisi</p><p> Bahis Açma : Söz Etme</p><p> Çelem : Acı, Keder, Sıkıntı</p><p> Damar-I İnsânî : İnsana Ait Duygular</p><p> Derd-İ Maişet : Geçim Derdi</p><p> Divane : Akılsız, Deli</p><p> Elhamdü Lillâh : “Allah’a Hamd Olsun”</p><p> Elîm : Acı Ve Sıkıntı Veren</p><p> Enaniyet : Ben, Benlik</p><p> Erkân : İleri Gelenler</p><p> Fedakârane : Fedakar Şekilde</p><p> Galebe Çalma : Üstün Gelme</p><p> Galebe Etme : Üstün Gelme</p><p> Hakikat : Doğru, Gerçek</p><p> Hakikat : Doğru, Gerçek; Bir Şeyin Asıl Mahiyeti</p><p> Hakikî İhlâs : Gerçek İhlâs, İbadet Ve Davranışlarda Sadece Allah Rızasını Gözetme; Samimiyet</p><p> Hâlis : İçten, Katıksız, Samimî</p><p> Halt Etme : Karıştırma, Uygunsuz İş Yapma</p><p> Harekât : Hareketler, Davranışlar</p><p> Haşiye : Dipnot</p><p> Havali : Çevre, Yöre</p><p> Hiss-İ Nefs-İ Cisim : Bedene Ait Duygu</p><p> Hizmet-İ İmaniye : İman Hizmeti</p><p> Hodfuruşluk : Kendini Beğendirmeye Çalışmak, Övünmek</p><p> Hubb-U Cah : Makam, Mevki Sevgisi</p><p> Huzur-U Kalbî : Kalp Huzuru</p><p> İhanet : Aşağılama, Hakaret Etme</p><p> İhlâs : İbadet Ve Davranışlarda Sadece Allah Rızasını Gözetme; Samimiyet</p><p> İhtar Edilme : Hatırlatılma, İkaz Edilme</p><p> İktiza Etme : Gerektirme</p><p> İtaat : Emre Uyma</p><p> İzhar : Gösterme, Açığa Çıkarma</p><p> Kat'iyen : Kesinlikle</p><p> Kemâlât-I Ruhiye : Ruha Üstünlük Sağlayan Özellikler, Ruhen Olgunluğa Erme</p><p> Keşf Ü Kerâmât : Allah’ın Bir İkramı Olarak Mânevî Âlemlerde Bazı Hakikatleri Görme Ve Olağanüstü Hâllere Mazhar Olma</p><p> Mağlûp Olma : Yenilgiye Uğrama</p><p> Mahallî : Yöresel, Bölgesel</p><p> Makam-I Mâneviye : Mânevî Makam</p><p> Makbul : Kabul Gören, Geçerli</p><p> Mebhas : Bahis, Konu</p><p> Mecburiyet : Zorunlu Olma</p><p> Menfaatperestlik : Çıkarını Düşünme</p><p> Meşveret : İşlerin İstişâre (Danışıp Görüşme) Yoluyla Halledilmesi</p><p> Muhabbet-İ Îmaniye : İman Sevgisi</p><p> Mukaddesat : Mukaddes Olan Şeyler, Kutsal Değerler</p><p> Muvaffak : Başarılı</p><p> Müstebit : Diktatör, Baskıcı</p><p> Müştak Olan : Arzulu, İstekli, Düşkün</p><p> Müteessir Olma : Üzülme, Etkilenme</p><p> Nazar : Bakış, Görüş</p><p> Nefis : Bir Kimsenin Kendisi</p><p> Nefis : İnsanı Daima Kötülüğe, Maddî Zevk Ve İsteklere Sevk Eden Duygu</p><p> Nimet-İ İlâhiye : Allah’ın Nimeti</p><p> Nur Hizmeti : Risale-İ Nur Hizmeti</p><p> Nüsha : Yazılı Bir Şeyden Çıkarılan Kopya</p><p> Perestiş Etme : Aşırı Bağlılık, Taparcasına Sevme</p><p> Riyakârlık : Gösteriş</p><p> Sadık : Bağlı, Doğru</p><p> Sırr-I İhlâs : İhlâs Sırrı</p><p> Şakirt : Talebe, Öğrenci</p><p> Şan Ü Şeref : Şan Ve Şeref</p><p> Şan Ve Şeref-İ Dünyeviye : Dünyaya Ait Şan Ve Şeref</p><p> Şevk : Çok İstek Ve Arzu, Coşku</p><p> Şiddet-İ İhtiyac : İhtiyacın Şiddeti, Şiddetli İhtiya</p><p> Tahakkuk Etme : Gerçekleşme, Anlaşılma</p><p> Tahkir : Aşağılama, Hakaret Etme</p><p> Tamah : Açgözlülük, Hırs</p><p> Tashih Etme : Düzeltme</p><p> Telkin : Fikir Aşılama, Öğüt Verme</p><p> Terakki Etmek : Yükselmek, İlerlemek</p><p> Velâyet : Velilik; Mânevî Mertebeler Aşarak Allah’ın Yakınlığını Ve Dostluğunu Elde Etme</p><p> Vird : Devamlı Yapılan Zikir</p><p> Vukuat : Meydana Gelen Olaylar</p><p> Zaruret : Zorunluluk, Gereklilik</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="harp, post: 249323, member: 1008315"] Düşmanlarım zayıf damarımı arıyor 10 Mayıs 2011 / 00:01 Günün Risale-i Nur dersi... [B]Bismillahirrahmanirrahim[/B] Nurların erkânlarından bir iki doktor, benim hastalığımın şiddetiyle beraber o hâlis, sadık zatlara hastalık noktasından müracaat etmeyip ve ilâçlarını da yemeyip çok ağır hastalıklar içinde onlarla meşveret etmeyerek ve şiddet-i ihtiyacım ve elemlerim içinde yanıma geldikleri vakit, hastalığa dair bahis açmadığımdan endişeli bir merak onlara geldiğinden, sırlı bir hakikati izhara mecbur oldum. Belki size de fâidesi var diye yazıyorum. Onlara dedim ki: Hem gizli düşmanlarım, hem nefsim, şeytanın telkiniyle zaif bir damarımı arıyorlar ki, beni onunla yakalayıp Nurlara tam ihlâs ile hizmetime zarar gelsin. En zaif damar ve dehşetli mâni, hastalık damarıdır. Hastalığa ehemmiyet verdikçe, hiss-i nefs-i cisim galebe eder; “Zarurettir, mecburiyet var” der, ruh ve kalbi susturur, doktoru müstebit bir hâkim gibi yapar ve tavsiyelerine ve gösterdiği ilâçlara itaate mecbur ediyor. Bu ise, fedakârane, ihlâsla hizmete zarar verir. Hem gizli düşmanlarım da bu zaif damarımdan istifadeye çalışmışlar ve çalışıyorlar. Nasıl ki korku ve tamah ve şan ü şeref cihetinde çalışıyorlar. Çünkü insanın en zaif damarı olan “korku” cihetinde bir halt edemediler, idamlarına beş para vermediğimizi anladılar. Sonra insanın bir zaif damarı “derd-i maişet ve tamah” cihetinde çok soruşturdular. Nihayetinde, o zaif damardan birşey çıkaramadılar. Sonra onlarca tahakkuk etti ki, onlar mukaddesatını feda ettikleri dünya malı, nazarımızda hiç ehemmiyeti yok ve çok vukuatlarla onlarca da tahakkuk etmiş. Hattâ bu on sene zarfında yüz defadan ziyade resmen “Neyle yaşıyor?” diye mahallî hükûmetlerden sormuşlar. Sonra en zaif bir damar-ı insânî olan “şan ve şeref ve rütbe” noktasında bana çok elîm bir tarzda o zaif damarımı tutmak için emredilmiş. İhanetler, tahkirlerle, damara dokunduracak işkencelerle dahi hiçbir şeye muvaffak olamadılar. Ve kat’iyen anladılar ki, onların perestiş ettiği dünya şan ve şerefini bir riyakârlık ve zararlı bir hodfuruşluk biliyoruz, onların fevkalâde ehemmiyet verdikleri hubb-u cah ve şan ve şeref-i dünyeviyeye beş para ehemmiyet vermiyoruz, belki onları bu cihette divane biliyoruz. Sonra bizim hizmetimiz itibarıyla bizde zaif damar sayılan, fakat hakikat noktasında herkesin makbulü ve her şahıs onu kazanmaya müştak olan “mânevî makam sahibi olmak ve velâyet mertebelerinde terakki etmek” ve o nimet-i İlâhiyeyi kendinde bilmektir ki, insanlara menfaatten başka hiçbir zararı yok. Fakat böyle benlik ve enaniyet ve menfaatperestlik ve nefsini kurtarmak hissi galebe çaldığı bir zamanda, elbette sırr-ı ihlâsa ve hiçbir şeye âlet olmamaya bina edilen hizmet-i imaniye ile şahsî makam-ı mâneviyeyi aramamak iktiza ediyor. Harekâtında onları istememek ve düşünmemek lâzımdır ki, hakikî ihlâsın sırrı bozulmasın. İşte bunun içindir ki, herkesin aradığı keşf ü kerâmâtı ve kemâlât ı ruhiyeyi Nur hizmetinin haricinde aramadığımı zaif damarlarımı tutmaya çalışanlar anladılar. Bu noktada dahi mağlûp oldular. Umum kardeşlerimize birer birer selâm ve gelecek Leyle-i Kadri herbir Nurcu hakkında seksen üç sene ibadetle geçmiş bir ömür hükmüne geçmesini hakikat-i Leyle-i Kadri şefaatçi ederek rahmet-i İlâhiyeden niyaz ediyoruz. (Emirdağ Lahikası 1.Cilt, 188. Mektup) [B]Bediüzzaman Said Nursî[/B] [B]LÜGAT:[/B] Âlet Olma : Araç, Vasıta Olma Ayn-I Mârifetullah Ve Zikrullah : Allah’ı Bilmenin Ve Zikretmenin Tâ Kendisi Bahis Açma : Söz Etme Çelem : Acı, Keder, Sıkıntı Damar-I İnsânî : İnsana Ait Duygular Derd-İ Maişet : Geçim Derdi Divane : Akılsız, Deli Elhamdü Lillâh : “Allah’a Hamd Olsun” Elîm : Acı Ve Sıkıntı Veren Enaniyet : Ben, Benlik Erkân : İleri Gelenler Fedakârane : Fedakar Şekilde Galebe Çalma : Üstün Gelme Galebe Etme : Üstün Gelme Hakikat : Doğru, Gerçek Hakikat : Doğru, Gerçek; Bir Şeyin Asıl Mahiyeti Hakikî İhlâs : Gerçek İhlâs, İbadet Ve Davranışlarda Sadece Allah Rızasını Gözetme; Samimiyet Hâlis : İçten, Katıksız, Samimî Halt Etme : Karıştırma, Uygunsuz İş Yapma Harekât : Hareketler, Davranışlar Haşiye : Dipnot Havali : Çevre, Yöre Hiss-İ Nefs-İ Cisim : Bedene Ait Duygu Hizmet-İ İmaniye : İman Hizmeti Hodfuruşluk : Kendini Beğendirmeye Çalışmak, Övünmek Hubb-U Cah : Makam, Mevki Sevgisi Huzur-U Kalbî : Kalp Huzuru İhanet : Aşağılama, Hakaret Etme İhlâs : İbadet Ve Davranışlarda Sadece Allah Rızasını Gözetme; Samimiyet İhtar Edilme : Hatırlatılma, İkaz Edilme İktiza Etme : Gerektirme İtaat : Emre Uyma İzhar : Gösterme, Açığa Çıkarma Kat'iyen : Kesinlikle Kemâlât-I Ruhiye : Ruha Üstünlük Sağlayan Özellikler, Ruhen Olgunluğa Erme Keşf Ü Kerâmât : Allah’ın Bir İkramı Olarak Mânevî Âlemlerde Bazı Hakikatleri Görme Ve Olağanüstü Hâllere Mazhar Olma Mağlûp Olma : Yenilgiye Uğrama Mahallî : Yöresel, Bölgesel Makam-I Mâneviye : Mânevî Makam Makbul : Kabul Gören, Geçerli Mebhas : Bahis, Konu Mecburiyet : Zorunlu Olma Menfaatperestlik : Çıkarını Düşünme Meşveret : İşlerin İstişâre (Danışıp Görüşme) Yoluyla Halledilmesi Muhabbet-İ Îmaniye : İman Sevgisi Mukaddesat : Mukaddes Olan Şeyler, Kutsal Değerler Muvaffak : Başarılı Müstebit : Diktatör, Baskıcı Müştak Olan : Arzulu, İstekli, Düşkün Müteessir Olma : Üzülme, Etkilenme Nazar : Bakış, Görüş Nefis : Bir Kimsenin Kendisi Nefis : İnsanı Daima Kötülüğe, Maddî Zevk Ve İsteklere Sevk Eden Duygu Nimet-İ İlâhiye : Allah’ın Nimeti Nur Hizmeti : Risale-İ Nur Hizmeti Nüsha : Yazılı Bir Şeyden Çıkarılan Kopya Perestiş Etme : Aşırı Bağlılık, Taparcasına Sevme Riyakârlık : Gösteriş Sadık : Bağlı, Doğru Sırr-I İhlâs : İhlâs Sırrı Şakirt : Talebe, Öğrenci Şan Ü Şeref : Şan Ve Şeref Şan Ve Şeref-İ Dünyeviye : Dünyaya Ait Şan Ve Şeref Şevk : Çok İstek Ve Arzu, Coşku Şiddet-İ İhtiyac : İhtiyacın Şiddeti, Şiddetli İhtiya Tahakkuk Etme : Gerçekleşme, Anlaşılma Tahkir : Aşağılama, Hakaret Etme Tamah : Açgözlülük, Hırs Tashih Etme : Düzeltme Telkin : Fikir Aşılama, Öğüt Verme Terakki Etmek : Yükselmek, İlerlemek Velâyet : Velilik; Mânevî Mertebeler Aşarak Allah’ın Yakınlığını Ve Dostluğunu Elde Etme Vird : Devamlı Yapılan Zikir Vukuat : Meydana Gelen Olaylar Zaruret : Zorunluluk, Gereklilik [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Günün Risale-i Nur Dersi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst