Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Günün Risale-i Nur Dersi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="harp" data-source="post: 250958" data-attributes="member: 1008315"><p><strong> <u>KADER RİSALESİ</u></strong> <strong><u>2.2.İKİNCİ MEBHAS(DEVAMI)</u></strong></p><p> <strong><u>DÖRDÜNCÜSÜ(DEVAMI)</u></strong></p><p> Hem ezel, mazi silsilesinin bir ucu değil ki, eşyanın vücudunda esas tutulup ona göre bir mecburiyet tasavvur edilsin. Belki ezel, mazi ve hal ve istikbali birden tutar, yüksekten bakar bir âyine-misaldir. Öyle ise, daire-i mümkinat içinde uzanıp giden zamanın mazi tarafında bir uç tahayyül edip, ona “ezel” deyip, o ezel ilmine, eşyanın tertiple girmesini ve kendisini onun haricinde tevehhüm etmesi, ona göre muhakeme etmek hakikat değildir.</p><p></p><p>Şu sırrın keşfi için şu misale bak: Senin elinde bir âyine bulunsa, sağ tarafındaki mesafe mazi, sol tarafındaki mesafe müstakbel farz edilse, o âyine yalnız mukabilini tutar. Sonra o iki tarafı bir tertiple tutar, çoğunu tutamaz. O âyine ne kadar aşağı ise, o kadar az görür. Fakat o âyine ile yükseğe çıktıkça, o âyinenin mukabil dairesi genişlenir. Git gide, bütün iki taraf mesafeyi birden, bir anda tutar. İşte, şu âyine, şu vaziyette, onun irtisamında, o mesafelerde cereyan eden hâlât birbirine mukaddem, muahhar, muvafık, muhalif denilmez.</p><p></p><p>İşte, kader, ilm-i ezelîden olduğu için; ilm-i ezelî, hadisin tabiriyle, manzar-ı âlâdan, ezelden ebede kadar herşey, olmuş ve olacak, birden tutar, ihata eder bir makam-ı âlâdadır. Biz ve muhakemâtımız onun haricinde olamaz ki, mazi mesafesinde bir âyine tarzında olsun.</p><p></p><p><strong><u>BEŞİNCİSİ:</u></strong> </p><p> Kader, sebeple müsebbebe bir taallûku var. Yani, “Şu müsebbep, şu sebeple vukua gelecek.” Öyle ise, denilmesin ki, “Madem filân adamın ölmesi, filân vakitte mukadderdir. Cüz-ü ihtiyariyle tüfek atan adamın ne kabahati var? Atmasaydı yine ölecekti.”</p><p></p><p><strong>Sual:</strong> Niçin denilmesin?</p><p></p><p><strong>Elcevap:</strong> Çünkü, kader onun ölmesini onun tüfeğiyle tayin etmiştir. Eğer onun tüfek atmamasını farz etsen, o vakit kaderin adem-i taallûkunu farz ediyorsun. O vakit ölmesini neyle hükmedeceksin? Ya, Cebrî gibi sebebe ayrı, müsebbebe ayrı birer kader tasavvur etsen; veyahut Mutezile gibi kaderi inkâr etsen, Ehl-i Sünnet ve Cemaati bırakıp fırka-i dâlleye girersin.</p><p></p><p>Öyle ise, biz ehl-i hak deriz ki: “Tüfek atmasaydı, ölmesi bizce meçhul.” Cebrî der: “Atmasaydı yine ölecekti.” Mutezile der: “Atmasaydı ölmeyecekti.”</p><p> </p><p> <strong><u><span style="font-family: 'Calibri'">Lügatler : </span></u></strong></p><p></p><p> <strong>âyine</strong> : ayna</p><p><strong>âyine-misal</strong> : ayna gibi</p><p><strong>cereyan etmek</strong> : meydana gelmek</p><p><strong>cüz-ü ihtiyari</strong> : insanın elindeki seçim gücü, irade</p><p><strong>daire-i mümkinat</strong> : varlığı ile yokluğu eşit olan şeyler dairesi, yaratılanlar âlemi</p><p><strong>desâtir</strong> : düsturlar, prensipler</p><p><strong>ebed</strong> : sonu olmayan; sonsuz</p><p><strong>eşya</strong> : varlıklar</p><p><strong>ezel</strong> : başlangıcı olmayan, sonsuz</p><p><strong>farz edilmek</strong> : varsayılmak</p><p><strong>Hadîs</strong> : Peygamberimize ait veya onun onayladığı söz, emir veya davranış</p><p><strong>hakikat</strong> : gerçek, doğru</p><p><strong>hal</strong> : şimdiki zaman</p><p><strong>hâlât</strong> : haller, durumlar</p><p><strong>haricî</strong> : dışa ait</p><p><strong>haricinde</strong> : dışında</p><p><strong>ihata etmek</strong> : kuşatmak</p><p><strong>ilm-i ezelî</strong> : Allah’ın herşeyi ve bütün zamanları kuşatan sonsuz ilmi</p><p><strong>irade</strong> : seçim yapma gücü, dileme</p><p><strong>irtisam</strong> : görüntü</p><p><strong>istikbal</strong> : gelecek zaman</p><p><strong>istinad etmek</strong> : dayanmak</p><p><strong>kader</strong> : Allah’ın meydana gelecek hadiseleri olmadan önce takdir etmesi, plânlaması</p><p><strong>keşf</strong> : açığa çıkarma</p><p><strong>kudret</strong> : güç, iktidar</p><p><strong>makam-ı âlâ</strong> : en yüce makam</p><p><strong>malûm</strong> : bilinen</p><p><strong>manzar-ı âlâ</strong> : en yüce gözetleme yeri</p><p><strong>mazi</strong> : geçmiş zaman</p><p><strong>mecburiyet</strong> : zorunluluk</p><p><strong>muahhar</strong> : sonra olma</p><p><strong>muhakemât</strong> : akıl yürütmeler, değerlendirmeler</p><p><strong>muhakeme etmek</strong> : değerlendirmek</p><p><strong>muhalif</strong> : zıt, aykırı</p><p><strong>mukabil</strong> : karşılık</p><p><strong>mukaddem</strong> : önce olma</p><p><strong>mukadder</strong> : takdir olunmuş</p><p><strong>muvafık</strong> : uygun, yerinde</p><p><strong>müsebbeb</strong> : sebep olunan şey, sebebin sonucu</p><p><strong>müstakbel</strong> : gelecek zaman</p><p><strong>nev’</strong> : tür, çeşit</p><p><strong>silsile</strong> : zincir</p><p><strong>taallûk</strong> : ilgili olmak</p><p><strong>tâbi</strong> : bağlı</p><p><strong>tabir</strong> : ifade</p><p><strong>tahayyül</strong> : hayal etme</p><p><strong>tasavvur</strong> : düşünme, hayal etme</p><p><strong>tertip</strong> : düzen</p><p><strong>tevehhüm etmek</strong> : sanmak, zannetmek</p><p><strong>vaziyet</strong> : durum</p><p><strong>vukua gelme</strong> : meydana gelme</p><p><strong>vücud-u haricî</strong> : maddî varlık, haricî varlık</p><p><strong>vücut</strong> : varlık</p><p><strong>zâtı</strong> : kendisi</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="harp, post: 250958, member: 1008315"] [B] [U]KADER RİSALESİ[/U][/B] [B][U]2.2.İKİNCİ MEBHAS(DEVAMI)[/U][/B] [B][U]DÖRDÜNCÜSÜ(DEVAMI)[/U][/B] Hem ezel, mazi silsilesinin bir ucu değil ki, eşyanın vücudunda esas tutulup ona göre bir mecburiyet tasavvur edilsin. Belki ezel, mazi ve hal ve istikbali birden tutar, yüksekten bakar bir âyine-misaldir. Öyle ise, daire-i mümkinat içinde uzanıp giden zamanın mazi tarafında bir uç tahayyül edip, ona “ezel” deyip, o ezel ilmine, eşyanın tertiple girmesini ve kendisini onun haricinde tevehhüm etmesi, ona göre muhakeme etmek hakikat değildir. Şu sırrın keşfi için şu misale bak: Senin elinde bir âyine bulunsa, sağ tarafındaki mesafe mazi, sol tarafındaki mesafe müstakbel farz edilse, o âyine yalnız mukabilini tutar. Sonra o iki tarafı bir tertiple tutar, çoğunu tutamaz. O âyine ne kadar aşağı ise, o kadar az görür. Fakat o âyine ile yükseğe çıktıkça, o âyinenin mukabil dairesi genişlenir. Git gide, bütün iki taraf mesafeyi birden, bir anda tutar. İşte, şu âyine, şu vaziyette, onun irtisamında, o mesafelerde cereyan eden hâlât birbirine mukaddem, muahhar, muvafık, muhalif denilmez. İşte, kader, ilm-i ezelîden olduğu için; ilm-i ezelî, hadisin tabiriyle, manzar-ı âlâdan, ezelden ebede kadar herşey, olmuş ve olacak, birden tutar, ihata eder bir makam-ı âlâdadır. Biz ve muhakemâtımız onun haricinde olamaz ki, mazi mesafesinde bir âyine tarzında olsun. [B][U]BEŞİNCİSİ:[/U][/B] Kader, sebeple müsebbebe bir taallûku var. Yani, “Şu müsebbep, şu sebeple vukua gelecek.” Öyle ise, denilmesin ki, “Madem filân adamın ölmesi, filân vakitte mukadderdir. Cüz-ü ihtiyariyle tüfek atan adamın ne kabahati var? Atmasaydı yine ölecekti.” [B]Sual:[/B] Niçin denilmesin? [B]Elcevap:[/B] Çünkü, kader onun ölmesini onun tüfeğiyle tayin etmiştir. Eğer onun tüfek atmamasını farz etsen, o vakit kaderin adem-i taallûkunu farz ediyorsun. O vakit ölmesini neyle hükmedeceksin? Ya, Cebrî gibi sebebe ayrı, müsebbebe ayrı birer kader tasavvur etsen; veyahut Mutezile gibi kaderi inkâr etsen, Ehl-i Sünnet ve Cemaati bırakıp fırka-i dâlleye girersin. Öyle ise, biz ehl-i hak deriz ki: “Tüfek atmasaydı, ölmesi bizce meçhul.” Cebrî der: “Atmasaydı yine ölecekti.” Mutezile der: “Atmasaydı ölmeyecekti.” [B][U][FONT=Calibri]Lügatler : [/FONT][/U][/B] [B]âyine[/B] : ayna [B]âyine-misal[/B] : ayna gibi [B]cereyan etmek[/B] : meydana gelmek [B]cüz-ü ihtiyari[/B] : insanın elindeki seçim gücü, irade [B]daire-i mümkinat[/B] : varlığı ile yokluğu eşit olan şeyler dairesi, yaratılanlar âlemi [B]desâtir[/B] : düsturlar, prensipler [B]ebed[/B] : sonu olmayan; sonsuz [B]eşya[/B] : varlıklar [B]ezel[/B] : başlangıcı olmayan, sonsuz [B]farz edilmek[/B] : varsayılmak [B]Hadîs[/B] : Peygamberimize ait veya onun onayladığı söz, emir veya davranış [B]hakikat[/B] : gerçek, doğru [B]hal[/B] : şimdiki zaman [B]hâlât[/B] : haller, durumlar [B]haricî[/B] : dışa ait [B]haricinde[/B] : dışında [B]ihata etmek[/B] : kuşatmak [B]ilm-i ezelî[/B] : Allah’ın herşeyi ve bütün zamanları kuşatan sonsuz ilmi [B]irade[/B] : seçim yapma gücü, dileme [B]irtisam[/B] : görüntü [B]istikbal[/B] : gelecek zaman [B]istinad etmek[/B] : dayanmak [B]kader[/B] : Allah’ın meydana gelecek hadiseleri olmadan önce takdir etmesi, plânlaması [B]keşf[/B] : açığa çıkarma [B]kudret[/B] : güç, iktidar [B]makam-ı âlâ[/B] : en yüce makam [B]malûm[/B] : bilinen [B]manzar-ı âlâ[/B] : en yüce gözetleme yeri [B]mazi[/B] : geçmiş zaman [B]mecburiyet[/B] : zorunluluk [B]muahhar[/B] : sonra olma [B]muhakemât[/B] : akıl yürütmeler, değerlendirmeler [B]muhakeme etmek[/B] : değerlendirmek [B]muhalif[/B] : zıt, aykırı [B]mukabil[/B] : karşılık [B]mukaddem[/B] : önce olma [B]mukadder[/B] : takdir olunmuş [B]muvafık[/B] : uygun, yerinde [B]müsebbeb[/B] : sebep olunan şey, sebebin sonucu [B]müstakbel[/B] : gelecek zaman [B]nev’[/B] : tür, çeşit [B]silsile[/B] : zincir [B]taallûk[/B] : ilgili olmak [B]tâbi[/B] : bağlı [B]tabir[/B] : ifade [B]tahayyül[/B] : hayal etme [B]tasavvur[/B] : düşünme, hayal etme [B]tertip[/B] : düzen [B]tevehhüm etmek[/B] : sanmak, zannetmek [B]vaziyet[/B] : durum [B]vukua gelme[/B] : meydana gelme [B]vücud-u haricî[/B] : maddî varlık, haricî varlık [B]vücut[/B] : varlık [B]zâtı[/B] : kendisi [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Günün Risale-i Nur Dersi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst