Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Günün Risale-i Nur Dersi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="harp" data-source="post: 251184" data-attributes="member: 1008315"><p><strong> <u>KADER RİSALESİ</u></strong> <strong><u>2.3.İKİNCİ MEBHAS(DEVAMI)</u></strong></p><p> <strong><u>ALTINCISI: <span style="color: #cc0000">HAŞİYE</span> </u></strong></p><p> Cüz-ü ihtiyarînin üssü’l-esası olan meyelân, Mâtüridîce bir emr-i itibarîdir, abde verilebilir. Fakat Eş’arî ona mevcut nazarıyla baktığı için, abde vermemiş. Fakat o meyelândaki tasarruf, Eş’ariyece bir emr-i itibarîdir. Öyle ise o meyelân, o tasarruf, bir emr-i nisbîdir. Muhakkak bir vücud-u haricîsi yoktur. Emr-i itibarî ise, illet-i tâmme istemez ki, illet-i tâmme vücudu için lüzum ve zaruret ve vücub ortaya girip ihtiyarı ref’ etsin. Belki o emr-i itibarînin illeti, bir rüçhâniyet derecesinde bir vaziyet alsa, o emr-i itibarî sübut bulabilir. Öyle ise, o anda onu terk edebilir. Kur’ân ona o anda diyebilir ki, “Şu şerdir, yapma.”</p><p>Evet, eğer abd, hâlık-ı ef’âli bulunsaydı ve icada iktidarı olsaydı, o vakit ihtiyarı ref olurdu. Çünkü ilm-i usul ve hikmette, <span style="font-family: 'Times New Roman'">مَالَمْ</span> <span style="font-family: 'Times New Roman'">يَجِبْ</span> <span style="font-family: 'Times New Roman'">لَمْ</span> <span style="font-family: 'Times New Roman'">يُوجَدْ</span> kaidesince mukarrerdir ki, “Birşey vâcip olmazsa, vücuda gelmez.” Yani, illet-i tâmme bulunacak; sonra vücuda gelebilir. İllet-i tâmme ise, malûlu, bizzarure ve bilvücub iktiza ediyor. O vakit ihtiyar kalmaz.</p><p><strong>Eğer desen:</strong> Tercih bilâ müreccih muhaldir. Halbuki, o emr-i itibarî dediğimiz kisb-i insanî, bazan yapmak ve bazan yapmamak, eğer mûcip bir müreccih bulunmazsa, tercih bilâ müreccih lâzım gelir. Şu ise, usul-ü kelâmiyenin en mühim bir esasını hedmeder.</p><p><strong>Elcevap:</strong> Tereccuh bilâ müreccih muhaldir. Yani, müreccihsiz, sebepsiz rüçhaniyet muhaldir. Yoksa, tercih bilâ müreccih caizdir ve vakidir. İrade bir sıfattır; onun şe’ni böyle bir işi görmektir.</p><p><strong>Eğer desen:</strong> Madem katli halk eden Haktır. Niçin bana kàtil denilir?</p><p><strong>Elcevap:</strong> Çünkü, ilm-i sarf kaidesince, ism-i fail, bir emr-i nisbî olan masdardan müştaktır. Yoksa, bir emr-i sabit olan hâsıl-ı bilmasdardan inşikak etmez. Masdar kisbimizdir; kàtil ünvanını da biz alırız. Hâsıl-ı bilmasdar, Hakkın mahlûkudur. Mes’uliyeti işmam eden birşey, hâsıl-ı bilmasdardan müştak kılınmaz.</p><p> <strong><u>Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :</u></strong></p><p> <strong><span style="color: #cc0000">HAŞİYE</span></strong> : Gayet müdakkik âlimlere mahsus bir hakikattir.</p><p> <strong><u>Lügatler : </u></strong></p><p> <strong>adem-i taallûk</strong> : ilgili olmama</p><p><strong>bilvücub</strong> : gerekli olarak</p><p><strong>Cebrî</strong> : insanın seçme gücünün ve iradesinin olmadığını savunan bâtıl yol</p><p><strong>ehl-i hak</strong> : hakka, doğruya taraf olanlar</p><p><strong>Ehl-i Sünnet ve Cemaat</strong> : Peygamberimizin izinde giden büyük Müslüman topluluk</p><p><strong>emr-i itibarî</strong> : gerçekte olmadığı halde var sayılan olgu, meridyenler gibi</p><p><strong>emr-i nisbî</strong> : bir diğerine göre var olduğu kabul edilen iş, olgu</p><p><strong>Eş’arî</strong> : Ebu’l-Hasan Ali b. İsmail el-Eş’ari tarafından kurulmuş ehl-i sünnete âit itikadî bir mezhep</p><p><strong>malûl</strong> : bir sebepten dolayı meydana gelen şey</p><p><strong>Mâtüridî</strong> : İmam Mâtüridî tarafından kurulmuş ehl-i sünnete ait itikadî bir mezhep</p><p><strong>meçhul</strong> : bilinmeyen</p><p><strong>Mutezile</strong> : “Kul kendi fiilinin yaratıcısıdır” iddiasında olan ehl-i sünnet dışı bâtıl bir mezhep</p><p><strong>müdakkik</strong> : dikkatli bir şekilde araştıran</p><p><strong>müsebbeb</strong> : sebep olunan şey, sebebin sonucu</p><p><strong>nazarıyla</strong> : gözüyle, bakışıyla</p><p><strong>ref</strong> : ortadan kaldırmak</p><p><strong>rüçhaniyet</strong> : üstünlük</p><p><strong>sübut</strong> : gerçekleşme, meydana gelme</p><p><strong>şer</strong> : kötü</p><p><strong>tasarruf</strong> : kullanım</p><p><strong>tasavvur etmek</strong> : düşünmek, hayal etmek</p><p><strong>üssü’l-esas</strong> : temel esas</p><p><strong>vâcip</strong> : zorunlu</p><p><strong>vücub</strong> : gereklilik</p><p><strong>vücud</strong> : varlık</p><p><strong>vücuda gelme</strong> : var olma</p><p><strong>vücud-u haricî</strong> : dışta oluşan varlık, maddî varlık</p><p><strong>zaruret</strong> : zorunluluk</p><p><strong>tercih bilâ müreccih</strong> : hiçbir üstünlük sebebi olmayan ve birbirine tamamen eşit olan şeylerden birisini diğerine tercih edip seçme</p><p><strong>tercih</strong> : seçme</p><p><strong>tereccuh bilâ müreccih muhaldir</strong> : sebepsiz üstünlük olmaz. Yani, seçimi yaptıracak bir özellik yoksa, “seçim” asla olmaz</p><p><strong>tereccuh</strong> : başkasına üstün gelme</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="harp, post: 251184, member: 1008315"] [B] [U]KADER RİSALESİ[/U][/B] [B][U]2.3.İKİNCİ MEBHAS(DEVAMI)[/U][/B] [B][U]ALTINCISI: [COLOR=#cc0000]HAŞİYE[/COLOR] [/U][/B] Cüz-ü ihtiyarînin üssü’l-esası olan meyelân, Mâtüridîce bir emr-i itibarîdir, abde verilebilir. Fakat Eş’arî ona mevcut nazarıyla baktığı için, abde vermemiş. Fakat o meyelândaki tasarruf, Eş’ariyece bir emr-i itibarîdir. Öyle ise o meyelân, o tasarruf, bir emr-i nisbîdir. Muhakkak bir vücud-u haricîsi yoktur. Emr-i itibarî ise, illet-i tâmme istemez ki, illet-i tâmme vücudu için lüzum ve zaruret ve vücub ortaya girip ihtiyarı ref’ etsin. Belki o emr-i itibarînin illeti, bir rüçhâniyet derecesinde bir vaziyet alsa, o emr-i itibarî sübut bulabilir. Öyle ise, o anda onu terk edebilir. Kur’ân ona o anda diyebilir ki, “Şu şerdir, yapma.” Evet, eğer abd, hâlık-ı ef’âli bulunsaydı ve icada iktidarı olsaydı, o vakit ihtiyarı ref olurdu. Çünkü ilm-i usul ve hikmette, [FONT=Times New Roman]مَالَمْ[/FONT] [FONT=Times New Roman]يَجِبْ[/FONT] [FONT=Times New Roman]لَمْ[/FONT] [FONT=Times New Roman]يُوجَدْ[/FONT] kaidesince mukarrerdir ki, “Birşey vâcip olmazsa, vücuda gelmez.” Yani, illet-i tâmme bulunacak; sonra vücuda gelebilir. İllet-i tâmme ise, malûlu, bizzarure ve bilvücub iktiza ediyor. O vakit ihtiyar kalmaz. [B]Eğer desen:[/B] Tercih bilâ müreccih muhaldir. Halbuki, o emr-i itibarî dediğimiz kisb-i insanî, bazan yapmak ve bazan yapmamak, eğer mûcip bir müreccih bulunmazsa, tercih bilâ müreccih lâzım gelir. Şu ise, usul-ü kelâmiyenin en mühim bir esasını hedmeder. [B]Elcevap:[/B] Tereccuh bilâ müreccih muhaldir. Yani, müreccihsiz, sebepsiz rüçhaniyet muhaldir. Yoksa, tercih bilâ müreccih caizdir ve vakidir. İrade bir sıfattır; onun şe’ni böyle bir işi görmektir. [B]Eğer desen:[/B] Madem katli halk eden Haktır. Niçin bana kàtil denilir? [B]Elcevap:[/B] Çünkü, ilm-i sarf kaidesince, ism-i fail, bir emr-i nisbî olan masdardan müştaktır. Yoksa, bir emr-i sabit olan hâsıl-ı bilmasdardan inşikak etmez. Masdar kisbimizdir; kàtil ünvanını da biz alırız. Hâsıl-ı bilmasdar, Hakkın mahlûkudur. Mes’uliyeti işmam eden birşey, hâsıl-ı bilmasdardan müştak kılınmaz. [B][U]Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :[/U][/B] [B][COLOR=#cc0000]HAŞİYE[/COLOR][/B][B][COLOR=#cc0000] [/COLOR][/B]: Gayet müdakkik âlimlere mahsus bir hakikattir. [B][U]Lügatler : [/U][/B] [B]adem-i taallûk[/B] : ilgili olmama [B]bilvücub[/B] : gerekli olarak [B]Cebrî[/B] : insanın seçme gücünün ve iradesinin olmadığını savunan bâtıl yol [B]ehl-i hak[/B] : hakka, doğruya taraf olanlar [B]Ehl-i Sünnet ve Cemaat[/B] : Peygamberimizin izinde giden büyük Müslüman topluluk [B]emr-i itibarî[/B] : gerçekte olmadığı halde var sayılan olgu, meridyenler gibi [B]emr-i nisbî[/B] : bir diğerine göre var olduğu kabul edilen iş, olgu [B]Eş’arî[/B] : Ebu’l-Hasan Ali b. İsmail el-Eş’ari tarafından kurulmuş ehl-i sünnete âit itikadî bir mezhep [B]malûl[/B] : bir sebepten dolayı meydana gelen şey [B]Mâtüridî[/B] : İmam Mâtüridî tarafından kurulmuş ehl-i sünnete ait itikadî bir mezhep [B]meçhul[/B] : bilinmeyen [B]Mutezile[/B] : “Kul kendi fiilinin yaratıcısıdır” iddiasında olan ehl-i sünnet dışı bâtıl bir mezhep [B]müdakkik[/B] : dikkatli bir şekilde araştıran [B]müsebbeb[/B] : sebep olunan şey, sebebin sonucu [B]nazarıyla[/B] : gözüyle, bakışıyla [B]ref[/B] : ortadan kaldırmak [B]rüçhaniyet[/B] : üstünlük [B]sübut[/B] : gerçekleşme, meydana gelme [B]şer[/B] : kötü [B]tasarruf[/B] : kullanım [B]tasavvur etmek[/B] : düşünmek, hayal etmek [B]üssü’l-esas[/B] : temel esas [B]vâcip[/B] : zorunlu [B]vücub[/B] : gereklilik [B]vücud[/B] : varlık [B]vücuda gelme[/B] : var olma [B]vücud-u haricî[/B] : dışta oluşan varlık, maddî varlık [B]zaruret[/B] : zorunluluk [B]tercih bilâ müreccih[/B] : hiçbir üstünlük sebebi olmayan ve birbirine tamamen eşit olan şeylerden birisini diğerine tercih edip seçme [B]tercih[/B] : seçme [B]tereccuh bilâ müreccih muhaldir[/B] : sebepsiz üstünlük olmaz. Yani, seçimi yaptıracak bir özellik yoksa, “seçim” asla olmaz [B]tereccuh[/B] : başkasına üstün gelme [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Günün Risale-i Nur Dersi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst