Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Günün Risale-i Nur Dersi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="harp" data-source="post: 252404" data-attributes="member: 1008315"><p><strong> <u>TARİHÇE-İ HAYAT DERSLERİ</u></strong> <strong><u>8.56.EMİRDAĞ HAYATI(DEVAMI)</u></strong></p><p> Hem bu azap ve işkenceler pek büyük sevap kazandırmakla beraber, Risale-i Nur şakirtleri yerine ve onların bedeline benimle meşgul olup yalnız beni tâzip etmeleri, Nurculara büyük bir fâide ve selâmetlerine hizmet olması cihetinde de Cenâb-ı Hakka şükrediyorum ve müthiş sıkıntılarım içinde bir sevinç hissediyorum.</p><p></p><p><strong>Dördüncüsü:</strong> Senin mektubunda benim istirahatimi ve eğer iktidarım olsa, benim Şam ve Hicaz tarafına gitmeme dair sizin hükûmet-i hazıraya müracaat maddesi ise:</p><p></p><p><strong>Evvelâ:</strong> Biz, imanı kurtarmak ve Kur’ân’a hizmet için, Mekke’de olsam da buraya gelmek lâzımdı. Çünkü, en ziyade burada ihtiyaç var. Binler ruhum olsa, binler hastalıklara müptelâ olsam ve zahmetler çeksem, yine bu milletin imanına ve saadetine hizmet için burada kalmaya—Kur’ân’dan aldığım dersle—karar verdim ve vermişiz.</p><p></p><p><strong>Saniyen:</strong> Bana karşı hürmet yerine hakaret görmek noktasını mektubunuzda “Mısır’da, Amerika’da olsaydınız, tarihlerde hürmetle yâd edilecektiniz” diye yazıyorsunuz.</p><p></p><p><strong>Aziz, dikkatli kardeşim,</strong></p><p></p><p>Biz, insanların hürmet ve ihtiramından ve şahsımıza ait hüsn-ü zan ve ikram ve tahsinlerinden mesleğimiz itibarıyla cidden kaçıyoruz. Hususan acip bir riyakârlık olan şöhretperestlik ve câzibedar bir hodfuruşluk olan tarihlere şâşaalı geçmek ve insanlara iyi görünmek ise, Nurun bir esası ve mesleği olan ihlâsa zıttır ve münafidir. Onu arzulamak değil, bilâkis şahsımız itibarıyla ondan ürküyoruz. Yalnız Kur’ân’ın feyzinden gelen ve i’câz-ı mânevîsinin lemeatı olan ve hakikatlerinin tefsiri bulunan ve tılsımlarını açan Risale-i Nur’un revacını ve herkesin ona ihtiyacını hissetmesini ve pek yüksek kıymetini herkes takdir etmesini ve onun pek zahir mânevî kerâmâtını ve iman noktasında zındıkanın bütün dinsizliklerini mağlûp ettiklerini ve edeceklerini bildirmek, göstermek istiyoruz ve onu rahmet-i İlâhiyeden bekliyoruz.</p><p> <strong>Şahsıma ait ehemmiyetsiz ve cüz’î bir maddeyi haşiye olarak beyan ediyorum:</strong></p><p></p><p>Madem Recep Bey ve Kara Kâzım seninle dost ve zannımca eski Said’le de münasebetleri var. Onlardan iyilik istemek değil, belki bana karşı selefleri gibi mânâsız, lüzumsuz tazyik ve zulme meydan vermesinler. Hakikaten buranın maddî ve manevî havasıyla imtizaç edemiyorum. Sıkıntılarım pek fazla. İkametgâhımı hem dışarıdan, hem içeriden kilitliyorum. Her cihetle yalnızım. Ve bir cihette de komşusuz, sıkıntılı bir odada, hasta bir halde hayatımı geçiriyorum. Bazan bir günü, Denizli’de bir ay hapisten fazla beni sıkmış. Bu yirmi sene dehşetli zulümle hürriyetime ve serbestiyetime ilişmek artık yeter! Zaten iki sene mahkemelerin tetkikatıyla ve aleyhimdeki münafıkların plânları akîm kalmasıyla kat’iyen tebeyyün etmiş ki, şahsımda ve Nurlarda bu vatan ve millete zarar tevehhüm etmekle daha kimseyi kandıramazlar. Ben de herkes gibi hürriyetime sahip olsam, belki tebdil-i hava için mutedil havası bulunan bu kazanın bazı köylerine gitmeme müsaadekâr bir iş’ar olsa, münasip olur. Size ve oradaki Nur dostlarıma çok selâm ve dua ediyoruz.</p><p> <strong><span style="color: #cc0000">1</span></strong><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">اَلْبَاقِى</span></strong> <strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">هُوَ</span></strong> <strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">الْبَاقِى</span></strong></p><p></p><p>Said Nursî</p><p> <strong><u>Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :</u></strong></p><p> <strong><span style="color: #cc0000">1</span><span style="color: #cc0000"> </span></strong>: Bâkî olan sadece Odur.</p><p> </p><p> <strong><u><span style="color: #990000">Lügatler : </span></u></strong></p><p> <strong>acip</strong> : hayret verici, şaşırtıcı</p><p> <strong>akîm</strong> : neticesiz, sonuçsuz</p><p><strong>aziz</strong> : çok değerli, izzetli</p><p><strong>bedel</strong> : karşılık</p><p><strong>beyan etmek</strong> : açıklamak, izah etmek</p><p><strong>bilâkis</strong> : aksine, tersine</p><p><strong>câzibedar</strong> : çekici</p><p><strong>Cenâb-ı Hak</strong> : Hakkın ta kendisi olan sonsuz şeref ve yücelik sahibi Allah</p><p> <strong>cüz’î</strong> : küçük, az, ferdî</p><p><strong>Eski Said</strong> : Bediüzzaman Said Nursî</p><p><strong>evvelâ</strong> : birincisi</p><p><strong>feyiz</strong> : bolluk, bereket, lütuf</p><p><strong>hakikat</strong> : birşeyin aslı esası, gerçek mahiyeti</p><p> <strong>haşiye</strong> : dipnot, açıklayıcı not</p><p><strong>hodfuruşluk</strong> : kendini beğendirmeye çalışma çabası</p><p><strong>hususan</strong> : bilhassa, özellikle</p><p><strong>hükûmet-i hazıra</strong> : şimdiki hükûmet</p><p><strong>hüsn-ü zan</strong> : güzel düşünce</p><p><strong>i’câz-ı mânevî</strong> : mânevî hârikalık, mânevî mu’cizelik</p><p><strong>ihlâs</strong> : ibadet ve davranışlarda sadece Allah’ın rızasını gözetme; samimiyet</p><p><strong>ihtiram</strong> : saygı gösterme</p><p> <strong>ikametgâh</strong> : oturulan yer</p><p><strong>iktidar</strong> : güç, kudret</p><p> <strong>imtizaç etmek</strong> : birbiriyle karışmak, kaynaşmak</p><p><strong>iş’ar</strong> : yazılı bilgi, tebliğ</p><p><strong>kerâmât</strong> : kerametler, Allah’ın bir ikramı olarak görünen olağanüstü hâller</p><p><strong>lemeat</strong> : parıltılar</p><p><strong>mağlûp etmek</strong> : yenmek</p><p> <strong>mutedil</strong> : ılıman, dengeli</p><p><strong>münafık</strong> : iki yüzlü, inanmadığı halde inanmış görünen</p><p><strong>münafi</strong> : aykırı</p><p> <strong>münasip</strong> : uygun</p><p><strong>müptelâ olmak</strong> : bağımlı, düşkün olmak</p><p> <strong>müsaadekâr</strong> : müsaade edici, izin verici</p><p><strong>rahmet-i İlâhiye</strong> : Allah’ın herşeyi kuşatan sonsuz rahmeti</p><p><strong>revac</strong> : kıymet, değer</p><p><strong>riyakârlık</strong> : gösteriş</p><p><strong>saadet</strong> : mutluluk</p><p><strong>saniyen</strong> : ikinci olarak</p><p><strong>selâmet</strong> : esenlik, güven</p><p> <strong>selef</strong> : önceki, yerine geçilen</p><p><strong>şakirt</strong> : talebe, öğrenci</p><p><strong>şâşaalı</strong> : gösterişli, göz alıcı bir şekilde</p><p><strong>şöhretperestlik</strong> : şöhret düşkünü</p><p><strong>şükretmek</strong> : Allah’a karşı minnet duymak, teşekkür etmek</p><p><strong>tahsin</strong> : beğenme, birşeyin güzelliğini ilân etme</p><p><strong>takdir etmek</strong> : bir şeye gerekli değeri göstermek</p><p><strong>tâzip etmek</strong> : azap etmek</p><p> <strong>tazyik</strong> : baskı</p><p><strong>tebdil-i hava</strong> : hava değişimi</p><p><strong>tebeyyün etmek</strong> : görünmek, açığa çıkmak</p><p><strong>tefsir</strong> : Kur’ân-ı Kerimi mânâ bakımından açıklayan, yorumlayan kitap</p><p> <strong>tetkikat</strong> : araştırmalar, incelemeler</p><p><strong>tevehhüm etmek</strong> : sanmak, zannetmek, kuruntuya kapılmak</p><p><strong>tılsım</strong> : sır, gizli gerçek</p><p><strong>yâd edilmek</strong> : anılmak, hatırlanmak</p><p><strong>zahir</strong> : açık, görünen</p><p> <strong>zan</strong> : sanma</p><p><strong>zındıka</strong> : dinsizlik, inançsızlık</p><p> </p><p> </p><p> --</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="harp, post: 252404, member: 1008315"] [B] [U]TARİHÇE-İ HAYAT DERSLERİ[/U][/B] [B][U]8.56.EMİRDAĞ HAYATI(DEVAMI)[/U][/B] Hem bu azap ve işkenceler pek büyük sevap kazandırmakla beraber, Risale-i Nur şakirtleri yerine ve onların bedeline benimle meşgul olup yalnız beni tâzip etmeleri, Nurculara büyük bir fâide ve selâmetlerine hizmet olması cihetinde de Cenâb-ı Hakka şükrediyorum ve müthiş sıkıntılarım içinde bir sevinç hissediyorum. [B]Dördüncüsü:[/B] Senin mektubunda benim istirahatimi ve eğer iktidarım olsa, benim Şam ve Hicaz tarafına gitmeme dair sizin hükûmet-i hazıraya müracaat maddesi ise: [B]Evvelâ:[/B] Biz, imanı kurtarmak ve Kur’ân’a hizmet için, Mekke’de olsam da buraya gelmek lâzımdı. Çünkü, en ziyade burada ihtiyaç var. Binler ruhum olsa, binler hastalıklara müptelâ olsam ve zahmetler çeksem, yine bu milletin imanına ve saadetine hizmet için burada kalmaya—Kur’ân’dan aldığım dersle—karar verdim ve vermişiz. [B]Saniyen:[/B] Bana karşı hürmet yerine hakaret görmek noktasını mektubunuzda “Mısır’da, Amerika’da olsaydınız, tarihlerde hürmetle yâd edilecektiniz” diye yazıyorsunuz. [B]Aziz, dikkatli kardeşim,[/B] Biz, insanların hürmet ve ihtiramından ve şahsımıza ait hüsn-ü zan ve ikram ve tahsinlerinden mesleğimiz itibarıyla cidden kaçıyoruz. Hususan acip bir riyakârlık olan şöhretperestlik ve câzibedar bir hodfuruşluk olan tarihlere şâşaalı geçmek ve insanlara iyi görünmek ise, Nurun bir esası ve mesleği olan ihlâsa zıttır ve münafidir. Onu arzulamak değil, bilâkis şahsımız itibarıyla ondan ürküyoruz. Yalnız Kur’ân’ın feyzinden gelen ve i’câz-ı mânevîsinin lemeatı olan ve hakikatlerinin tefsiri bulunan ve tılsımlarını açan Risale-i Nur’un revacını ve herkesin ona ihtiyacını hissetmesini ve pek yüksek kıymetini herkes takdir etmesini ve onun pek zahir mânevî kerâmâtını ve iman noktasında zındıkanın bütün dinsizliklerini mağlûp ettiklerini ve edeceklerini bildirmek, göstermek istiyoruz ve onu rahmet-i İlâhiyeden bekliyoruz. [B]Şahsıma ait ehemmiyetsiz ve cüz’î bir maddeyi haşiye olarak beyan ediyorum:[/B] Madem Recep Bey ve Kara Kâzım seninle dost ve zannımca eski Said’le de münasebetleri var. Onlardan iyilik istemek değil, belki bana karşı selefleri gibi mânâsız, lüzumsuz tazyik ve zulme meydan vermesinler. Hakikaten buranın maddî ve manevî havasıyla imtizaç edemiyorum. Sıkıntılarım pek fazla. İkametgâhımı hem dışarıdan, hem içeriden kilitliyorum. Her cihetle yalnızım. Ve bir cihette de komşusuz, sıkıntılı bir odada, hasta bir halde hayatımı geçiriyorum. Bazan bir günü, Denizli’de bir ay hapisten fazla beni sıkmış. Bu yirmi sene dehşetli zulümle hürriyetime ve serbestiyetime ilişmek artık yeter! Zaten iki sene mahkemelerin tetkikatıyla ve aleyhimdeki münafıkların plânları akîm kalmasıyla kat’iyen tebeyyün etmiş ki, şahsımda ve Nurlarda bu vatan ve millete zarar tevehhüm etmekle daha kimseyi kandıramazlar. Ben de herkes gibi hürriyetime sahip olsam, belki tebdil-i hava için mutedil havası bulunan bu kazanın bazı köylerine gitmeme müsaadekâr bir iş’ar olsa, münasip olur. Size ve oradaki Nur dostlarıma çok selâm ve dua ediyoruz. [B][COLOR=#cc0000]1[/COLOR][/B][B][FONT=Times New Roman]اَلْبَاقِى[/FONT][/B][B] [/B][B][FONT=Times New Roman]هُوَ[/FONT][/B][B] [/B][B][FONT=Times New Roman]الْبَاقِى[/FONT][/B] Said Nursî [B][U]Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :[/U][/B] [B][COLOR=#cc0000]1[/COLOR][COLOR=#cc0000] [/COLOR][/B]: Bâkî olan sadece Odur. [B][U][COLOR=#990000]Lügatler : [/COLOR][/U][/B] [B]acip[/B] : hayret verici, şaşırtıcı [B]akîm[/B] : neticesiz, sonuçsuz [B]aziz[/B] : çok değerli, izzetli [B]bedel[/B] : karşılık [B]beyan etmek[/B] : açıklamak, izah etmek [B]bilâkis[/B] : aksine, tersine [B]câzibedar[/B] : çekici [B]Cenâb-ı Hak[/B] : Hakkın ta kendisi olan sonsuz şeref ve yücelik sahibi Allah [B]cüz’î[/B] : küçük, az, ferdî [B]Eski Said[/B] : Bediüzzaman Said Nursî [B]evvelâ[/B] : birincisi [B]feyiz[/B] : bolluk, bereket, lütuf [B]hakikat[/B] : birşeyin aslı esası, gerçek mahiyeti [B]haşiye[/B] : dipnot, açıklayıcı not [B]hodfuruşluk[/B] : kendini beğendirmeye çalışma çabası [B]hususan[/B] : bilhassa, özellikle [B]hükûmet-i hazıra[/B] : şimdiki hükûmet [B]hüsn-ü zan[/B] : güzel düşünce [B]i’câz-ı mânevî[/B] : mânevî hârikalık, mânevî mu’cizelik [B]ihlâs[/B] : ibadet ve davranışlarda sadece Allah’ın rızasını gözetme; samimiyet [B]ihtiram[/B] : saygı gösterme [B]ikametgâh[/B] : oturulan yer [B]iktidar[/B] : güç, kudret [B]imtizaç etmek[/B] : birbiriyle karışmak, kaynaşmak [B]iş’ar[/B] : yazılı bilgi, tebliğ [B]kerâmât[/B] : kerametler, Allah’ın bir ikramı olarak görünen olağanüstü hâller [B]lemeat[/B] : parıltılar [B]mağlûp etmek[/B] : yenmek [B]mutedil[/B] : ılıman, dengeli [B]münafık[/B] : iki yüzlü, inanmadığı halde inanmış görünen [B]münafi[/B] : aykırı [B]münasip[/B] : uygun [B]müptelâ olmak[/B] : bağımlı, düşkün olmak [B]müsaadekâr[/B] : müsaade edici, izin verici [B]rahmet-i İlâhiye[/B] : Allah’ın herşeyi kuşatan sonsuz rahmeti [B]revac[/B] : kıymet, değer [B]riyakârlık[/B] : gösteriş [B]saadet[/B] : mutluluk [B]saniyen[/B] : ikinci olarak [B]selâmet[/B] : esenlik, güven [B]selef[/B] : önceki, yerine geçilen [B]şakirt[/B] : talebe, öğrenci [B]şâşaalı[/B] : gösterişli, göz alıcı bir şekilde [B]şöhretperestlik[/B] : şöhret düşkünü [B]şükretmek[/B] : Allah’a karşı minnet duymak, teşekkür etmek [B]tahsin[/B] : beğenme, birşeyin güzelliğini ilân etme [B]takdir etmek[/B] : bir şeye gerekli değeri göstermek [B]tâzip etmek[/B] : azap etmek [B]tazyik[/B] : baskı [B]tebdil-i hava[/B] : hava değişimi [B]tebeyyün etmek[/B] : görünmek, açığa çıkmak [B]tefsir[/B] : Kur’ân-ı Kerimi mânâ bakımından açıklayan, yorumlayan kitap [B]tetkikat[/B] : araştırmalar, incelemeler [B]tevehhüm etmek[/B] : sanmak, zannetmek, kuruntuya kapılmak [B]tılsım[/B] : sır, gizli gerçek [B]yâd edilmek[/B] : anılmak, hatırlanmak [B]zahir[/B] : açık, görünen [B]zan[/B] : sanma [B]zındıka[/B] : dinsizlik, inançsızlık -- [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Günün Risale-i Nur Dersi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst