Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Günün Risale-i Nur Dersi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="harp" data-source="post: 252406" data-attributes="member: 1008315"><p><strong> <u>KADER RİSALESİ</u></strong> <strong><u>6.3.ZEYL(DEVAMI)</u></strong></p><p> <strong><u>İKİNCİ HATVEDE:</u></strong></p><p><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">وَلاَ</span></strong> <strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">تَكُونُوا</span></strong> <strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">كَالَّذِينَ</span></strong> <strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">نَسُوا</span></strong> <strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">اللهَ</span></strong> <strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">فَاَنْسٰيهُمْ</span></strong> <strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">اَنْفُسَهُمْ</span></strong> dersini verdiği gibi, kendini unutmuş, kendinden haberi yok. Mevti düşünse, başkasına verir. Fenâ ve zevâli görse, kendine almaz. Ve külfet ve hizmet makamında nefsini unutmak, fakat ahz-ı ücret ve istifade-i huzuzat makamında nefsini düşünmek, şiddetle iltizam etmek, nefs-i emmârenin muktezasıdır.</p><p></p><p>Şu makamda tezkiyesi, tathiri, terbiyesi, şu hâletin aksidir. Yani, nisyân-ı nefis içinde nisyan etmemek. Yani, huzuzat ve ihtirasatta unutmak; ve mevtte ve hizmette düşünmek...</p><p></p><p><strong><u>ÜÇÜNCÜ HATVEDE:</u></strong></p><p></p><p><strong><span style="color: #cc0000">1</span></strong><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">مَاۤ</span></strong> <strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">اَصَابَكَ</span></strong> <strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">مِنْ</span></strong> <strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">حَسَنَةٍ</span></strong> <strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">فَمِنَ</span></strong> <strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">اللهِ</span></strong> <strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">وَمَاۤ</span></strong> <strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">اَصَابَكَ</span></strong> <strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">مِنْ</span></strong> <strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">سَيِّئَةٍ</span></strong> <strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">فَمِنْ</span></strong> <strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">نَفْسِكَ</span></strong> dersini verdiği gibi, nefsin muktezası, daima iyiliği kendinden bilip fahr ve ucbe girer. Bu Hatvede, nefsinde yalnız kusuru ve naksı ve aczi ve fakrı görüp, bütün mehâsin ve kemâlâtını, Fâtır-ı Zülcelâl tarafından ona ihsan edilmiş nimetler olduğunu anlayıp, fahr yerinde şükür ve temeddüh yerinde hamd etmektir.</p><p></p><p>Şu mertebede tezkiyesi, <strong><span style="color: #cc0000">2</span></strong> <strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">قَدْ</span></strong> <strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">اَفْلَحَ</span></strong> <strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">مَنْ</span></strong> <strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">زَكّٰيهَا</span></strong> sırrıyla şudur ki: Kemâlini kemâlsizlikte, kudretini aczde, gınâsını fakrda bilmektir.</p><p></p><p><strong><u>DÖRDÜNCÜ HATVEDE:</u></strong></p><p></p><p><strong><span style="color: #cc0000">3</span></strong><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">كُلُّ</span></strong> <strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">شَىْءٍ</span></strong> <strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">هَاِلكٌ</span></strong> <strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">اِلاَّ</span></strong> <strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">وَجْهَهُ</span></strong> dersini verdiği gibi, nefis kendini serbest ve müstakil ve bizzat mevcut bilir. Ondan, bir nevi rububiyet dâvâ eder; mâbuduna karşı adâvetkârâne bir isyanı taşır. İşte, gelecek şu hakikati derk etmekle ondan kurtulur. Hakikat şöyledir ki:</p><p> Herşey, nefsinde mânâ-yı ismiyle fânidir, mefkuttur, hâdistir, mâdumdur. Fakat mânâ-yı harfiyle ve Sâni-i Zülcelâlin esmâsına âyinedarlık cihetiyle ve vazifedarlık itibarıyla şahittir, meşhuddur, vâciddir, mevcuttur.</p><p></p><p>Şu makamda tezkiyesi ve tathiri şudur ki: Vücudunda adem, ademinde vücudu vardır. Yani, kendini bilse, vücut verse, kâinat kadar bir zulümat-ı adem içindedir. Yani, vücud-u şahsîsine güvenip Mûcid-i Hakikîden gaflet etse, yıldız böceği gibi bir şahsî ziya-yı vücudu, nihayetsiz zulümât-ı adem ve firaklar içinde bulunur, boğulur. Fakat enâniyeti bırakıp, bizzat nefsi hiç olduğunu ve Mûcid-i Hakikînin bir âyine-i tecellîsi bulunduğunu gördüğü vakit, bütün mevcudatı ve nihayetsiz bir vücudu kazanır. Zira, bütün mevcudat, esmâsının cilvelerine mazhar olan Zât-ı Vâcibü’l-Vücudu bulan, herşeyi bulur.</p><p> <strong><u><span style="color: #990000">Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :</span></u></strong></p><p> <strong><span style="color: #cc0000">1</span></strong><strong><span style="color: #cc0000"> </span></strong>: “Sana her ne iyilik erişirse Allah’tandır. Sana her ne kötülük gelirse, o da kendi nefsindendir.” Nisâ Sûresi, 4:79. </p><p><strong><span style="color: #cc0000">2</span><span style="color: #cc0000"> </span></strong>: “Nefsini günahlardan arındıran kurtuluşa ermiştir.” Şems Sûresi, 91:9. </p><p><strong><span style="color: #cc0000">3</span> </strong>: “Herşey helâk olup gidicidir-Ona bakan yüzü müstesnâ.” Kasas Sûresi, 28:88.</p><p> </p><p> <strong><u><span style="font-family: 'Calibri'">Lügatler : </span></u></strong></p><p></p><p> <strong>acz</strong> : âcizlik, güçsüzlük</p><p><strong>adâvetkârâne</strong> : düşmancasına</p><p><strong>ahz-ı ücret</strong> : ücret alma</p><p><strong>bizzat</strong> : kendisi</p><p><strong>dâvâ etmek</strong> : iddia etmek</p><p><strong>derk etmek</strong> : anlamak</p><p><strong>fahr</strong> : övünme, gurur</p><p><strong>fakr</strong> : fakirlik, ihtiyaç hali</p><p><strong>fâni</strong> : gelip geçici, ölümlü</p><p><strong>Fâtır-ı Zülcelâl</strong> : sonsuz haşmet ve yücelik sahibi olan ve herşeyi harika, üstün sanatıyla yaratan Allah</p><p><strong>fenâ</strong> : göçüp gitme, ölümlülük</p><p> <strong>firak</strong> : ayrılık</p><p><strong>gınâ</strong> : zenginlik</p><p><strong>hâdis</strong> : sonradan olan</p><p><strong>hakikat</strong> : gerçek</p><p><strong>hâlet</strong> : durum, hal</p><p><strong>hamd</strong> : övgü ve şükür</p><p><strong>hatve</strong> : basamak, mertebe</p><p><strong>huzuzat</strong> : haz ve lezzet veren şeyler</p><p><strong>ihsan</strong> : bağış, iyilik</p><p><strong>ihtirasat</strong> : ihtiraslar, aşırı istekler, tutkular</p><p><strong>iltizam</strong> : taraf tutma, taraftarlık</p><p><strong>istifade-i huzuzat</strong> : hazlardan, lezzetlerden istifade</p><p><strong>kemâl</strong> : mükemmellik, kusursuzluk</p><p><strong>kemâlât</strong> : mükemmellikler, üstün özellikler</p><p><strong>kudret</strong> : güç, iktidar</p><p><strong>külfet</strong> : zorluk</p><p><strong>mâbud</strong> : kendisine ibadet edilen</p><p><strong>mâdum</strong> : yok, ölü</p><p> <strong>mânâ-yı harfî</strong> : bir şeyin kendisini değil de san’atkârını, ustasını, sahibini bilip tanıtan mâna</p><p><strong>mânâ-yı ismî</strong> : bir şeyin bizzat kendisine bakan ve kendisini tanıtan mânâsı</p><p><strong>mefkut</strong> : kayıp, bilinmeyen</p><p><strong>mehâsin</strong> : güzellikler, iyilikler</p><p><strong>mevcut</strong> : var, varlık</p><p><strong>mevt</strong> : ölüm</p><p> <strong>Mûcid-i Hakikî</strong> : gerçek var edici, yaratıcı olan Allah</p><p><strong>mukteza</strong> : bir şeyin gereği</p><p><strong>müstakil</strong> : bağımsız</p><p><strong>naks</strong> : noksanlık, eksiklik</p><p><strong>nefis</strong> : kişinin kendisi; insanı daima kötülüğe, yasak zevk ve isteklere teşvik eden duygu</p><p><strong>nefs-i emmâre</strong> : insanı daima kötülüğe, yasak zevk ve isteklere teşvik eden duygu</p><p><strong>nevi</strong> : tür, çeşit</p><p> <strong>nihayetsiz</strong> : sonsuz</p><p><strong>nisyan</strong> : unutmak</p><p><strong>nisyân-ı nefis</strong> : nefsi unutmak</p><p><strong>rububiyet</strong> : rablık</p><p> <strong>Sâni-i Zülcelâl</strong> : sonsuz haşmet ve yücelik sahibi san’atkâr, Allah</p><p><strong>sır</strong> : gizli gerçek, gizem</p><p> <strong>şahsî</strong> : kişisel</p><p><strong>şükür</strong> : verdiği nimetlerden dolayı Allah’a memnuniyetini sunma</p><p><strong>tathir</strong> : temizleme</p><p><strong>temeddüh</strong> : böbürlenme</p><p><strong>tezkiye</strong> : temizleme</p><p><strong>ucb</strong> : kibir, kendini beğenme</p><p> <strong>vâcid</strong> : var eden, vücuda getiren</p><p><strong>vücud</strong> : varlık</p><p><strong>vücud-u şahsî</strong> : kendi kişisel varlığı</p><p><strong>Zât-ı Vâcibü’l-Vücud</strong> : varlığı zorunlu olan ve yokluğu asla düşünülemeyen Zât, Allah</p><p> <strong>zevâl</strong> : gelip geçicilik, yokluk</p><p><strong>ziya-yı vücud</strong> : varlık ışığı</p><p><strong>zulümât-ı adem</strong> : yokluk karanlığı</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="harp, post: 252406, member: 1008315"] [B] [U]KADER RİSALESİ[/U][/B] [B][U]6.3.ZEYL(DEVAMI)[/U][/B] [B][U]İKİNCİ HATVEDE:[/U][/B] [B][FONT=Times New Roman]وَلاَ[/FONT][/B][B] [/B][B][FONT=Times New Roman]تَكُونُوا[/FONT][/B][B] [/B][B][FONT=Times New Roman]كَالَّذِينَ[/FONT][/B][B] [/B][B][FONT=Times New Roman]نَسُوا[/FONT][/B][B] [/B][B][FONT=Times New Roman]اللهَ[/FONT][/B][B] [/B][B][FONT=Times New Roman]فَاَنْسٰيهُمْ[/FONT][/B][B] [/B][B][FONT=Times New Roman]اَنْفُسَهُمْ[/FONT][/B] dersini verdiği gibi, kendini unutmuş, kendinden haberi yok. Mevti düşünse, başkasına verir. Fenâ ve zevâli görse, kendine almaz. Ve külfet ve hizmet makamında nefsini unutmak, fakat ahz-ı ücret ve istifade-i huzuzat makamında nefsini düşünmek, şiddetle iltizam etmek, nefs-i emmârenin muktezasıdır. Şu makamda tezkiyesi, tathiri, terbiyesi, şu hâletin aksidir. Yani, nisyân-ı nefis içinde nisyan etmemek. Yani, huzuzat ve ihtirasatta unutmak; ve mevtte ve hizmette düşünmek... [B][U]ÜÇÜNCÜ HATVEDE:[/U][/B] [B][COLOR=#cc0000]1[/COLOR][/B][B][FONT=Times New Roman]مَاۤ[/FONT][/B][B] [/B][B][FONT=Times New Roman]اَصَابَكَ[/FONT][/B][B] [/B][B][FONT=Times New Roman]مِنْ[/FONT][/B][B] [/B][B][FONT=Times New Roman]حَسَنَةٍ[/FONT][/B][B] [/B][B][FONT=Times New Roman]فَمِنَ[/FONT][/B][B] [/B][B][FONT=Times New Roman]اللهِ[/FONT][/B][B] [/B][B][FONT=Times New Roman]وَمَاۤ[/FONT][/B][B] [/B][B][FONT=Times New Roman]اَصَابَكَ[/FONT][/B][B] [/B][B][FONT=Times New Roman]مِنْ[/FONT][/B][B] [/B][B][FONT=Times New Roman]سَيِّئَةٍ[/FONT][/B][B] [/B][B][FONT=Times New Roman]فَمِنْ[/FONT][/B][B] [/B][B][FONT=Times New Roman]نَفْسِكَ[/FONT][/B] dersini verdiği gibi, nefsin muktezası, daima iyiliği kendinden bilip fahr ve ucbe girer. Bu Hatvede, nefsinde yalnız kusuru ve naksı ve aczi ve fakrı görüp, bütün mehâsin ve kemâlâtını, Fâtır-ı Zülcelâl tarafından ona ihsan edilmiş nimetler olduğunu anlayıp, fahr yerinde şükür ve temeddüh yerinde hamd etmektir. Şu mertebede tezkiyesi, [B][COLOR=#cc0000]2[/COLOR][/B] [B][FONT=Times New Roman]قَدْ[/FONT][/B][B] [/B][B][FONT=Times New Roman]اَفْلَحَ[/FONT][/B][B] [/B][B][FONT=Times New Roman]مَنْ[/FONT][/B][B] [/B][B][FONT=Times New Roman]زَكّٰيهَا[/FONT][/B] sırrıyla şudur ki: Kemâlini kemâlsizlikte, kudretini aczde, gınâsını fakrda bilmektir. [B][U]DÖRDÜNCÜ HATVEDE:[/U][/B] [B][COLOR=#cc0000]3[/COLOR][/B][B][FONT=Times New Roman]كُلُّ[/FONT][/B][B] [/B][B][FONT=Times New Roman]شَىْءٍ[/FONT][/B][B] [/B][B][FONT=Times New Roman]هَاِلكٌ[/FONT][/B][B] [/B][B][FONT=Times New Roman]اِلاَّ[/FONT][/B][B] [/B][B][FONT=Times New Roman]وَجْهَهُ[/FONT][/B] dersini verdiği gibi, nefis kendini serbest ve müstakil ve bizzat mevcut bilir. Ondan, bir nevi rububiyet dâvâ eder; mâbuduna karşı adâvetkârâne bir isyanı taşır. İşte, gelecek şu hakikati derk etmekle ondan kurtulur. Hakikat şöyledir ki: Herşey, nefsinde mânâ-yı ismiyle fânidir, mefkuttur, hâdistir, mâdumdur. Fakat mânâ-yı harfiyle ve Sâni-i Zülcelâlin esmâsına âyinedarlık cihetiyle ve vazifedarlık itibarıyla şahittir, meşhuddur, vâciddir, mevcuttur. Şu makamda tezkiyesi ve tathiri şudur ki: Vücudunda adem, ademinde vücudu vardır. Yani, kendini bilse, vücut verse, kâinat kadar bir zulümat-ı adem içindedir. Yani, vücud-u şahsîsine güvenip Mûcid-i Hakikîden gaflet etse, yıldız böceği gibi bir şahsî ziya-yı vücudu, nihayetsiz zulümât-ı adem ve firaklar içinde bulunur, boğulur. Fakat enâniyeti bırakıp, bizzat nefsi hiç olduğunu ve Mûcid-i Hakikînin bir âyine-i tecellîsi bulunduğunu gördüğü vakit, bütün mevcudatı ve nihayetsiz bir vücudu kazanır. Zira, bütün mevcudat, esmâsının cilvelerine mazhar olan Zât-ı Vâcibü’l-Vücudu bulan, herşeyi bulur. [B][U][COLOR=#990000]Dipnotlar - Arapça İbareler - Haşiyeler :[/COLOR][/U][/B] [B][COLOR=#cc0000]1[/COLOR][/B][B][COLOR=#cc0000] [/COLOR][/B]: “Sana her ne iyilik erişirse Allah’tandır. Sana her ne kötülük gelirse, o da kendi nefsindendir.” Nisâ Sûresi, 4:79. [B][COLOR=#cc0000]2[/COLOR][COLOR=#cc0000] [/COLOR][/B]: “Nefsini günahlardan arındıran kurtuluşa ermiştir.” Şems Sûresi, 91:9. [B][COLOR=#cc0000]3[/COLOR][COLOR=#cc0000] [/COLOR][/B]: “Herşey helâk olup gidicidir-Ona bakan yüzü müstesnâ.” Kasas Sûresi, 28:88. [B][U][FONT=Calibri]Lügatler : [/FONT][/U][/B] [B]acz[/B] : âcizlik, güçsüzlük [B]adâvetkârâne[/B] : düşmancasına [B]ahz-ı ücret[/B] : ücret alma [B]bizzat[/B] : kendisi [B]dâvâ etmek[/B] : iddia etmek [B]derk etmek[/B] : anlamak [B]fahr[/B] : övünme, gurur [B]fakr[/B] : fakirlik, ihtiyaç hali [B]fâni[/B] : gelip geçici, ölümlü [B]Fâtır-ı Zülcelâl[/B] : sonsuz haşmet ve yücelik sahibi olan ve herşeyi harika, üstün sanatıyla yaratan Allah [B]fenâ[/B] : göçüp gitme, ölümlülük [B]firak[/B] : ayrılık [B]gınâ[/B] : zenginlik [B]hâdis[/B] : sonradan olan [B]hakikat[/B] : gerçek [B]hâlet[/B] : durum, hal [B]hamd[/B] : övgü ve şükür [B]hatve[/B] : basamak, mertebe [B]huzuzat[/B] : haz ve lezzet veren şeyler [B]ihsan[/B] : bağış, iyilik [B]ihtirasat[/B] : ihtiraslar, aşırı istekler, tutkular [B]iltizam[/B] : taraf tutma, taraftarlık [B]istifade-i huzuzat[/B] : hazlardan, lezzetlerden istifade [B]kemâl[/B] : mükemmellik, kusursuzluk [B]kemâlât[/B] : mükemmellikler, üstün özellikler [B]kudret[/B] : güç, iktidar [B]külfet[/B] : zorluk [B]mâbud[/B] : kendisine ibadet edilen [B]mâdum[/B] : yok, ölü [B]mânâ-yı harfî[/B] : bir şeyin kendisini değil de san’atkârını, ustasını, sahibini bilip tanıtan mâna [B]mânâ-yı ismî[/B] : bir şeyin bizzat kendisine bakan ve kendisini tanıtan mânâsı [B]mefkut[/B] : kayıp, bilinmeyen [B]mehâsin[/B] : güzellikler, iyilikler [B]mevcut[/B] : var, varlık [B]mevt[/B] : ölüm [B]Mûcid-i Hakikî[/B] : gerçek var edici, yaratıcı olan Allah [B]mukteza[/B] : bir şeyin gereği [B]müstakil[/B] : bağımsız [B]naks[/B] : noksanlık, eksiklik [B]nefis[/B] : kişinin kendisi; insanı daima kötülüğe, yasak zevk ve isteklere teşvik eden duygu [B]nefs-i emmâre[/B] : insanı daima kötülüğe, yasak zevk ve isteklere teşvik eden duygu [B]nevi[/B] : tür, çeşit [B]nihayetsiz[/B] : sonsuz [B]nisyan[/B] : unutmak [B]nisyân-ı nefis[/B] : nefsi unutmak [B]rububiyet[/B] : rablık [B]Sâni-i Zülcelâl[/B] : sonsuz haşmet ve yücelik sahibi san’atkâr, Allah [B]sır[/B] : gizli gerçek, gizem [B]şahsî[/B] : kişisel [B]şükür[/B] : verdiği nimetlerden dolayı Allah’a memnuniyetini sunma [B]tathir[/B] : temizleme [B]temeddüh[/B] : böbürlenme [B]tezkiye[/B] : temizleme [B]ucb[/B] : kibir, kendini beğenme [B]vâcid[/B] : var eden, vücuda getiren [B]vücud[/B] : varlık [B]vücud-u şahsî[/B] : kendi kişisel varlığı [B]Zât-ı Vâcibü’l-Vücud[/B] : varlığı zorunlu olan ve yokluğu asla düşünülemeyen Zât, Allah [B]zevâl[/B] : gelip geçicilik, yokluk [B]ziya-yı vücud[/B] : varlık ışığı [B]zulümât-ı adem[/B] : yokluk karanlığı [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Günün Risale-i Nur Dersi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst