Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Günün Risale-i Nur Dersi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="cetinsolhanli77" data-source="post: 252666"><p>Yaşasın Kur’ân-ı Kerîmin Kanun-u Esasîleri</p><p> 06 Haziran 2011 / 00:01</p><p> Günün Risale-i Nur dersi</p><p> </p><p> <strong><em>Bismillahirrahmanirrahim</em></strong></p><p> <em>Kırk beş sene evvel (Bu tarih 1954 senesine aittir.) Dinî Ceridelerde neşredilen Eski Said’in o dindar meb’uslara hitaben bir makalesidir.</em></p><p> <strong>Yaşasın Kur’ân-ı Kerîmin Kanun-u Esasîleri</strong></p><p> 26 Şubat 1324 (11 Mart 1909)</p><p> Dinî Ceride, No. 73</p><p> <strong>Ey Meb’usan! </strong>Uzunluğu ile beraber gayet mûcez bir tek cümle söyleyeceğim. Dikkat ediniz, zira itnâbında îcaz var. Şöyle ki:</p><p> Cumhuriyet ve demokrat mânâsındaki meşrutiyet ve kanun-u esasî denilen adalet ve meşveret ve kanunda cem-i kuvvet, bu unvan ile beraber, asıl mâlik-i hakikî ve sahib-i unvan-ı muhteşem olan (1), </p><p> ve müessir ve adâlet-i mahzâyı mutazammın bulunan (2), </p><p> ve nokta-i istinadımızı temin eden (3), </p><p> ve meşrutiyeti ve cumhuriyeti bir esas-ı metine istinad ettiren (4), </p><p> ve evham ve şükûk sahibini varta-i hayretten kurtaran (5), </p><p> ve istikbal ve âhiretimizi tekeffül eden (6), </p><p> ve menafi-i umumiye olan hukukullahı izinsiz tasarruftan sizi tahlis eden (7), </p><p> ve hayat ı milliyemizi muhafaza eden (8), </p><p> ve umum ezhanı manyetizmalandıran (9), </p><p> ve ecanibe karşı metanetimizi ve kemâlimizi ve mevcudiyetimizi gösteren (10), </p><p> ve sizi muahaze-i dünyeviye ve uhreviyeden kurtaran (11), </p><p> ve maksat ve neticede ittihâd-ı umumîyi tesis eden (12), </p><p> ve o ittihadın ruhu olan efkâr-ı âmmeyi tevlid eden (13), </p><p> ve çürük mesâvi-i medeniyeti hudud-u hürriyet ve medeniyetimize girmekten yasak eden (14), </p><p> ve bizi Avrupa dilenciliğinden kurtaran (15), </p><p> ve geri kaldığımız uzun mesafe-i terakkiyi sırr-ı i’câza binaen, bir zaman-ı kasırda tayyettiren (16), </p><p> ve Arap ve Turan ve İran ve Sâmileri, yani beraber olanları tevhid ederek az zaman içinde bize bir büyük kıymet verdiren (17), </p><p> ve şahs-ı mânevî-i hükûmeti Müslüman gösteren (18), </p><p> ve kanun-u esasînin ruhunu ve on birinci maddeyi muhafaza ile sizi hıns-ı yeminden kurtaran (19), </p><p> ve Avrupa’nın eski zann-ı fasidlerini tekzip eden (20), </p><p> Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın hâtemü’l-Enbiya ve şeriatının ebedî olduğunu tasdik ettiren (21), </p><p> ve muharrib-i medeniyet olan ve anarşiliğe yol açan dinsizliğe karşı set çeken (22), </p><p> ve zulmet-i tebâyün-ü efkârı ve teşettüt-ü ârâyı safha-i nuranîsi ile ortadan kaldıran (23), </p><p> ve umum ulema ve vâizleri ittihad ve saadet-i millete ve icraat-ı hükûmeti, meşruta-i meşruaya hâdim eden (24), </p><p> ve adalet-i mahzâsı merhametli olduğundan anâsır-ı gayr-ı müslimeyi daha ziyade telif ve rapt eden (25), </p><p> ve en cebîn ve âmi adamı en cesur ve en has adam gibi hiss-i hakikî-i terakki ile ve fedakârlık ve hubb-u vatanla mütehassis eden (26), </p><p> ve hàdim-i medeniyet olan sefahet ve israfattan ve havayic-i gayr-ı zaruriyeden bizi halâs eden (27), </p><p> ve muhafaza-i âhiretle beraber imâr-ı dünya etmekle sa’ye neşat veren (28), </p><p> ve hayat-ı medeniye olan ahlâk-ı hasene ve hissiyat-ı ulviyenin düsturlarını öğreten (29), </p><p> ve her birinizi, ey meb’uslar, elli bin kişinin takazasını, yani haklarını sizden dâvâ etmelerini hakkınızda tebrie eden (30), </p><p> ve sizi icma-ı ümmete küçük bir misâl-i meşru gösteren (31), </p><p> ve hüsn-ü niyete binaen âmâlinizi ibadet gibi ettiren (32), </p><p> ve üç yüz milyon Müslümanın hayat-ı mâneviyesine suikast ve cinayetten sizi tahlis eden (33), </p><p> ol Kur’ân-ı mukaddesin düsturları unvanıyla gösterseniz ve hükümlerinize me’haz edinseniz ve düsturlarını tatbik etseniz, acaba bu kadar fevaid ile beraber ne gibi birşey kaybedeceksiniz? Vesselâm…</p><p> <em>Yaşasın Kur’ân’ın Kanun-u Esasîleri! </em></p><p><em> (Divan-ı Harb-i Örfî)</em></p><p> <strong>Said Nursî</strong></p><p> <u><strong>SÖZLÜK:</strong></u></p><p><u><strong> </strong></u>âmâl : emeller, arzular</p><p> binaen : -dayanarak</p><p> düstur : kâide, kural</p><p> fevaid : menfaatler, faydalar</p><p> hayat-ı mâneviye : mânevî hayat</p><p> hüsn-ü niyet : güzel niyet</p><p> icma-ı ümmet : aynı asırda yaşamış olan İslâm âlimlerinden müçtehit olanların, şeriatın bir meselesi hakkında verilen hükümde birleşmeleri, dinî bir konuda söz birliği etmeleri</p><p> kanun-u esasî : anayasa</p><p> Kur’ân-ı mukaddes : mukaddes Kur’ân</p><p> me’haz : kaynak</p><p> misâl-i meşru : şeriata uygun timsal, örnek</p><p> tahlis : kurtarma</p><p> tebrie etme : kusur ve noksandan uzak tutma</p><p> vesselâm : işte bu kadar; mektup sonlarında sonsuz selâm mânâsında kullanılan bir ifade</p><p> adalet-i mahzâ : tam ve mükemmel adalet; “ferdin hukuku asla fedâ edilemez” görüşündeki adalet</p><p> ahlâk-ı hasene : güzel ahlâk</p><p> aleyhissalâtü vesselâm : Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun</p><p> âmi : basit, sıradan</p><p> anâsır-ı gayr-ı müslime : Müslüman olmayan unsurlar (azınlıklar)</p><p> binaen : -dayanarak</p><p> cebîn : korkak, cesaretsiz</p><p> düstur : kâide, kural</p><p> ebedî : sonsuz, sonu olmayan</p><p> hâdim etme : hizmetçi, hizmet etme</p><p> hâdim-i medeniyet : medeniyet yıkan, yok eden</p><p> halâs etme : kurtarma</p><p> has : özel</p><p> hâtemü'l-Enbiya : Peygamberlerin en sonuncusu Hz. Muhammed (a.s.m.)</p><p> havayic-i gayr-ı zaruriye : zorunlu olmayan ihtiyaçlar, ihtiyaç olmadığı halde ihtiyaç haline gelmiş şeyler</p><p> hayat-ı medeniye : medenî hayat, uygar yaşam</p><p> hıns-ı yemin : yemini bozma, sözünde durmama</p><p> hiss-i hakikî-i terakki : gerçek ilerleme duygusu</p><p> hissiyat-ı ulviye : yüce duygular, hisler</p><p> hubb-u vatan : vatan sevgisi</p><p> hudud-u hürriyet : hürriyetin sınırları</p><p> icraat-ı hükûmet : hükûmetin icraatı</p><p> imâr-ı dünya : dünyanın bayındır hâle getirilmesi, düzenlenmesi</p><p> israfat : savurganlıklar</p><p> ittihad : birleşme, birlik</p><p> kanun-u esasî : temel kanun, Anayasa; Sultan İkinci Abdülhamid’in emriyle hazırlanıp, 23 Aralık 1876’da kabul ve ilân edilen anayasa özelliğindeki kanunlar</p><p> meb’us : milletvekili</p><p> mesafe-i terakki : ilerleme mesafesi, ilerlemede kat edilen mesafe</p><p> mesâvi-i medeniyet : medeniyetin kötülükleri</p><p> meşruta-i meşrua : şeriata uygun meşrutiyet</p><p> muhafaza : koruma, saklama</p><p> muhafaza-i âhiret : âhireti koruma</p><p> muharrib-i medeniyet : medeniyeti yok eden, yıkan</p><p> mütehassis : hislenme, duygulanma</p><p> neşat : sevinç, mutluluk</p><p> rapt : bağlama</p><p> sa’y : çalışma, emek</p><p> saadet-i millet : milletin mutluluğu</p><p> safha-i nuranî : nuranî sayfa, nurlu sayfa</p><p> Sâmi : Arapça, Asurca, İbranîce ve Habeşçe konuşan çeşitli milletlerin toplandığı kol</p><p> sefahet : yasak zevk ve eğlencelere düşkünlük; zararı yararı dikkate almadan beyinsizce davranma</p><p> sırr-ı i'câz : mu’cizelik sırrı</p><p> şahs-ı mânevî-i hükûmet : hükûmetin mânevî şahsiyeti, tüzel kişiliği</p><p> şeriat : Allah tarafından bildirilen hükümlerin hepsi, İslâmiyet</p><p> takaza : hakkını dava etme, sıkıştırma</p><p> tayy : uzun zaman veya mesafeyi az zamanda geçip aşma</p><p> tekzip etme : yalanlama</p><p> telif : uzlaştırma, uyumlu hâle getirme</p><p> teşettüt-ü âra : fikir dağınıklığı, kargaşası</p><p> tevhid : birleştirme, birleme</p><p> tevlid etme : doğurma, sebep olma</p><p> Turan : Türk Ülkesi</p><p> ulema : âlimler</p><p> umum : bütün, genel</p><p> zaman-ı kasır : kısa zaman</p><p> zann-ı fasid : bozuk, yanlış zan</p><p> zulmet-i tebâyün-i efkâr : fikirlerin uyuşmazlık karanlığı</p><p> adâlet-i mahzâ : tam adâlet; “ferdin hukuku hiçbirşey için fedâ edilemez” görüşünde olan adalet anlayışı</p><p> cem-i kuvvet : gücü toplayıp bir araya getirme, güç birliği</p><p> ceride : gazete</p><p> ecanib : yabancılar</p><p> efkâr-ı âmme : genel düşünce, kamuoyu</p><p> esas-ı metin : sağlam esas, ana metin</p><p> evham : kuruntular, şüpheler</p><p> ezhan : zihinler</p><p> hayat-ı milliye : millî hayat</p><p> hitaben : hitap ederek, seslenerek</p><p> hukukullah : Allah’ın hakkı, kamu hakları</p><p> îcaz : az sözle çok mânâlar anlatma, özlü söz</p><p> istikbal : gelecek zaman</p><p> istinad : dayanma, dayanak</p><p> itnâb : sözü gereğinden fazla uzatma</p><p> ittihad : birleşme, birlik</p><p> ittihad-ı umumî : genel birlik, herkesin bir noktada birleşmesi</p><p> kanun-u esasî : temel kanun, Anayasa; Sultan İkinci Abdülhamid’in emriyle hazırlanıp, 23 Aralık 1876’da kabul ve ilân edilen anayasa özelliğindeki kanunlar</p><p> kemâl : olgunluk, mükemmellik</p><p> maksat : gaye, amaç</p><p> mâlik-i hakikî : gerçek sahip</p><p> manyetizmalandırma : etkileme, kendisine çekme, cezbetme</p><p> meb’us : milletvekili</p><p> meb'usan : milletvekilleri</p><p> menafi-i umumiye : umumi faydalar, umumun menfaatleri</p><p> meşrutiyet : başında hükümdar bulunmakla birlikte, yasama yetkisi kısmen meclis tarafından kullanılan, kısmen de olsa kuvvetler ayrılığına dayanan idare şekli</p><p> meşveret : işlerin istişâre (danışıp görüşme) yoluyla halledilmesi; meclis</p><p> metanet : sağlamlık, kararlılık</p><p> mevcudiyet : varlık, var olma</p><p> muahaze-i dünyeviye ve uhreviye : dünya ve âhirette hesaba çekme</p><p> mûcez : özlü; çok mânâ ifade eden (özlü söz)</p><p> mutazammın : içine alan, kapsayan</p><p> müessir : tesirli, etkili</p><p> neşretme : yayınlama</p><p> nokta-i istinad : dayanak noktası</p><p> sahib-i unvan-ı muhteşem : ihtişamlı isim sahibi</p><p> şeriat-ı garrâ : parlak ve nurlu şeriat; İslâmiyet</p><p> şükûk : şekler; şüpheler</p><p> tahlis : kurtarma</p><p> tasarruf : dilediği gibi kullanma ve yönetme</p><p> tekeffül etme : kefil olma</p><p> temin etme : sağlama</p><p> tesis etme : kurma, yerleştirme</p><p> umum : bütün, genel</p><p> varta-i hayret : tehlikeli, hayret uçurumu</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="cetinsolhanli77, post: 252666"] Yaşasın Kur’ân-ı Kerîmin Kanun-u Esasîleri 06 Haziran 2011 / 00:01 Günün Risale-i Nur dersi [B][I]Bismillahirrahmanirrahim[/I][/B] [I]Kırk beş sene evvel (Bu tarih 1954 senesine aittir.) Dinî Ceridelerde neşredilen Eski Said’in o dindar meb’uslara hitaben bir makalesidir.[/I] [B]Yaşasın Kur’ân-ı Kerîmin Kanun-u Esasîleri[/B] 26 Şubat 1324 (11 Mart 1909) Dinî Ceride, No. 73 [B]Ey Meb’usan! [/B]Uzunluğu ile beraber gayet mûcez bir tek cümle söyleyeceğim. Dikkat ediniz, zira itnâbında îcaz var. Şöyle ki: Cumhuriyet ve demokrat mânâsındaki meşrutiyet ve kanun-u esasî denilen adalet ve meşveret ve kanunda cem-i kuvvet, bu unvan ile beraber, asıl mâlik-i hakikî ve sahib-i unvan-ı muhteşem olan (1), ve müessir ve adâlet-i mahzâyı mutazammın bulunan (2), ve nokta-i istinadımızı temin eden (3), ve meşrutiyeti ve cumhuriyeti bir esas-ı metine istinad ettiren (4), ve evham ve şükûk sahibini varta-i hayretten kurtaran (5), ve istikbal ve âhiretimizi tekeffül eden (6), ve menafi-i umumiye olan hukukullahı izinsiz tasarruftan sizi tahlis eden (7), ve hayat ı milliyemizi muhafaza eden (8), ve umum ezhanı manyetizmalandıran (9), ve ecanibe karşı metanetimizi ve kemâlimizi ve mevcudiyetimizi gösteren (10), ve sizi muahaze-i dünyeviye ve uhreviyeden kurtaran (11), ve maksat ve neticede ittihâd-ı umumîyi tesis eden (12), ve o ittihadın ruhu olan efkâr-ı âmmeyi tevlid eden (13), ve çürük mesâvi-i medeniyeti hudud-u hürriyet ve medeniyetimize girmekten yasak eden (14), ve bizi Avrupa dilenciliğinden kurtaran (15), ve geri kaldığımız uzun mesafe-i terakkiyi sırr-ı i’câza binaen, bir zaman-ı kasırda tayyettiren (16), ve Arap ve Turan ve İran ve Sâmileri, yani beraber olanları tevhid ederek az zaman içinde bize bir büyük kıymet verdiren (17), ve şahs-ı mânevî-i hükûmeti Müslüman gösteren (18), ve kanun-u esasînin ruhunu ve on birinci maddeyi muhafaza ile sizi hıns-ı yeminden kurtaran (19), ve Avrupa’nın eski zann-ı fasidlerini tekzip eden (20), Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın hâtemü’l-Enbiya ve şeriatının ebedî olduğunu tasdik ettiren (21), ve muharrib-i medeniyet olan ve anarşiliğe yol açan dinsizliğe karşı set çeken (22), ve zulmet-i tebâyün-ü efkârı ve teşettüt-ü ârâyı safha-i nuranîsi ile ortadan kaldıran (23), ve umum ulema ve vâizleri ittihad ve saadet-i millete ve icraat-ı hükûmeti, meşruta-i meşruaya hâdim eden (24), ve adalet-i mahzâsı merhametli olduğundan anâsır-ı gayr-ı müslimeyi daha ziyade telif ve rapt eden (25), ve en cebîn ve âmi adamı en cesur ve en has adam gibi hiss-i hakikî-i terakki ile ve fedakârlık ve hubb-u vatanla mütehassis eden (26), ve hàdim-i medeniyet olan sefahet ve israfattan ve havayic-i gayr-ı zaruriyeden bizi halâs eden (27), ve muhafaza-i âhiretle beraber imâr-ı dünya etmekle sa’ye neşat veren (28), ve hayat-ı medeniye olan ahlâk-ı hasene ve hissiyat-ı ulviyenin düsturlarını öğreten (29), ve her birinizi, ey meb’uslar, elli bin kişinin takazasını, yani haklarını sizden dâvâ etmelerini hakkınızda tebrie eden (30), ve sizi icma-ı ümmete küçük bir misâl-i meşru gösteren (31), ve hüsn-ü niyete binaen âmâlinizi ibadet gibi ettiren (32), ve üç yüz milyon Müslümanın hayat-ı mâneviyesine suikast ve cinayetten sizi tahlis eden (33), ol Kur’ân-ı mukaddesin düsturları unvanıyla gösterseniz ve hükümlerinize me’haz edinseniz ve düsturlarını tatbik etseniz, acaba bu kadar fevaid ile beraber ne gibi birşey kaybedeceksiniz? Vesselâm… [I]Yaşasın Kur’ân’ın Kanun-u Esasîleri! (Divan-ı Harb-i Örfî)[/I] [B]Said Nursî[/B] [U][B]SÖZLÜK: [/B][/U]âmâl : emeller, arzular binaen : -dayanarak düstur : kâide, kural fevaid : menfaatler, faydalar hayat-ı mâneviye : mânevî hayat hüsn-ü niyet : güzel niyet icma-ı ümmet : aynı asırda yaşamış olan İslâm âlimlerinden müçtehit olanların, şeriatın bir meselesi hakkında verilen hükümde birleşmeleri, dinî bir konuda söz birliği etmeleri kanun-u esasî : anayasa Kur’ân-ı mukaddes : mukaddes Kur’ân me’haz : kaynak misâl-i meşru : şeriata uygun timsal, örnek tahlis : kurtarma tebrie etme : kusur ve noksandan uzak tutma vesselâm : işte bu kadar; mektup sonlarında sonsuz selâm mânâsında kullanılan bir ifade adalet-i mahzâ : tam ve mükemmel adalet; “ferdin hukuku asla fedâ edilemez” görüşündeki adalet ahlâk-ı hasene : güzel ahlâk aleyhissalâtü vesselâm : Allah’ın salât ve selâmı onun üzerine olsun âmi : basit, sıradan anâsır-ı gayr-ı müslime : Müslüman olmayan unsurlar (azınlıklar) binaen : -dayanarak cebîn : korkak, cesaretsiz düstur : kâide, kural ebedî : sonsuz, sonu olmayan hâdim etme : hizmetçi, hizmet etme hâdim-i medeniyet : medeniyet yıkan, yok eden halâs etme : kurtarma has : özel hâtemü'l-Enbiya : Peygamberlerin en sonuncusu Hz. Muhammed (a.s.m.) havayic-i gayr-ı zaruriye : zorunlu olmayan ihtiyaçlar, ihtiyaç olmadığı halde ihtiyaç haline gelmiş şeyler hayat-ı medeniye : medenî hayat, uygar yaşam hıns-ı yemin : yemini bozma, sözünde durmama hiss-i hakikî-i terakki : gerçek ilerleme duygusu hissiyat-ı ulviye : yüce duygular, hisler hubb-u vatan : vatan sevgisi hudud-u hürriyet : hürriyetin sınırları icraat-ı hükûmet : hükûmetin icraatı imâr-ı dünya : dünyanın bayındır hâle getirilmesi, düzenlenmesi israfat : savurganlıklar ittihad : birleşme, birlik kanun-u esasî : temel kanun, Anayasa; Sultan İkinci Abdülhamid’in emriyle hazırlanıp, 23 Aralık 1876’da kabul ve ilân edilen anayasa özelliğindeki kanunlar meb’us : milletvekili mesafe-i terakki : ilerleme mesafesi, ilerlemede kat edilen mesafe mesâvi-i medeniyet : medeniyetin kötülükleri meşruta-i meşrua : şeriata uygun meşrutiyet muhafaza : koruma, saklama muhafaza-i âhiret : âhireti koruma muharrib-i medeniyet : medeniyeti yok eden, yıkan mütehassis : hislenme, duygulanma neşat : sevinç, mutluluk rapt : bağlama sa’y : çalışma, emek saadet-i millet : milletin mutluluğu safha-i nuranî : nuranî sayfa, nurlu sayfa Sâmi : Arapça, Asurca, İbranîce ve Habeşçe konuşan çeşitli milletlerin toplandığı kol sefahet : yasak zevk ve eğlencelere düşkünlük; zararı yararı dikkate almadan beyinsizce davranma sırr-ı i'câz : mu’cizelik sırrı şahs-ı mânevî-i hükûmet : hükûmetin mânevî şahsiyeti, tüzel kişiliği şeriat : Allah tarafından bildirilen hükümlerin hepsi, İslâmiyet takaza : hakkını dava etme, sıkıştırma tayy : uzun zaman veya mesafeyi az zamanda geçip aşma tekzip etme : yalanlama telif : uzlaştırma, uyumlu hâle getirme teşettüt-ü âra : fikir dağınıklığı, kargaşası tevhid : birleştirme, birleme tevlid etme : doğurma, sebep olma Turan : Türk Ülkesi ulema : âlimler umum : bütün, genel zaman-ı kasır : kısa zaman zann-ı fasid : bozuk, yanlış zan zulmet-i tebâyün-i efkâr : fikirlerin uyuşmazlık karanlığı adâlet-i mahzâ : tam adâlet; “ferdin hukuku hiçbirşey için fedâ edilemez” görüşünde olan adalet anlayışı cem-i kuvvet : gücü toplayıp bir araya getirme, güç birliği ceride : gazete ecanib : yabancılar efkâr-ı âmme : genel düşünce, kamuoyu esas-ı metin : sağlam esas, ana metin evham : kuruntular, şüpheler ezhan : zihinler hayat-ı milliye : millî hayat hitaben : hitap ederek, seslenerek hukukullah : Allah’ın hakkı, kamu hakları îcaz : az sözle çok mânâlar anlatma, özlü söz istikbal : gelecek zaman istinad : dayanma, dayanak itnâb : sözü gereğinden fazla uzatma ittihad : birleşme, birlik ittihad-ı umumî : genel birlik, herkesin bir noktada birleşmesi kanun-u esasî : temel kanun, Anayasa; Sultan İkinci Abdülhamid’in emriyle hazırlanıp, 23 Aralık 1876’da kabul ve ilân edilen anayasa özelliğindeki kanunlar kemâl : olgunluk, mükemmellik maksat : gaye, amaç mâlik-i hakikî : gerçek sahip manyetizmalandırma : etkileme, kendisine çekme, cezbetme meb’us : milletvekili meb'usan : milletvekilleri menafi-i umumiye : umumi faydalar, umumun menfaatleri meşrutiyet : başında hükümdar bulunmakla birlikte, yasama yetkisi kısmen meclis tarafından kullanılan, kısmen de olsa kuvvetler ayrılığına dayanan idare şekli meşveret : işlerin istişâre (danışıp görüşme) yoluyla halledilmesi; meclis metanet : sağlamlık, kararlılık mevcudiyet : varlık, var olma muahaze-i dünyeviye ve uhreviye : dünya ve âhirette hesaba çekme mûcez : özlü; çok mânâ ifade eden (özlü söz) mutazammın : içine alan, kapsayan müessir : tesirli, etkili neşretme : yayınlama nokta-i istinad : dayanak noktası sahib-i unvan-ı muhteşem : ihtişamlı isim sahibi şeriat-ı garrâ : parlak ve nurlu şeriat; İslâmiyet şükûk : şekler; şüpheler tahlis : kurtarma tasarruf : dilediği gibi kullanma ve yönetme tekeffül etme : kefil olma temin etme : sağlama tesis etme : kurma, yerleştirme umum : bütün, genel varta-i hayret : tehlikeli, hayret uçurumu [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Günün Risale-i Nur Dersi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst