Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
Din Kültür ve Ahlak
Güzel ve Çirkin Huylar
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 295054" data-attributes="member: 1004566"><p><strong><span style="color: navy"><span style="font-family: 'Garamond'">Gü<span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">zel ve Çirkin Huylar </span></span></span></span></strong></p><p><strong><span style="color: navy"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></span></span></strong></p><p><strong><span style="color: navy"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></span></span></strong></p><p><strong><span style="color: navy"><span style="font-family: 'Garamond'"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></span></span><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="color: #000080">İttika</span></span></span></strong></p><p><strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="color: #000080"></span></span></span></strong><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Yüce Allah'dan korkmak, haramdan ve şüpheli şeylerden sakınmaktır. Böyle bir hale "Takva" denir. Bunun sahibine de "Müttakî" denilir. Müttakî olan bir zat, güvenilir ve itimat edilir bir insan demektir. Ondan hiç bir kimseye zarar gelmez.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">İslâm önünde insanlar esasen birbirine eşittirler. Bunların seçkinliği ancak takva iledir. Kur'an-ı Kerimde buyurulmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><em><span style="color: black">"Şüphe yok ki, Allah yanında en iyiniz, en çok müttakî olanınızdır." </span></em></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">İttikanın karşıtı fısk'dır, fücur'dur. Daha açığı, doğru yoldan çıkmak, Allah'a asi olmak, haram ve şüpheli şeylerden kaçınmamaktır. Böyle bir halin sonucu da felâkettir, azabdır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Edeb</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Güzel terbiye ve güzel huylarla vasıflanmaktır, utanılacak şeylerden insanı koruyan bir hal demektir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Edeb, insan için büyük bir şereftir. Edebin karşıtı İsaet'dir ki, kötülük yapmak ve terbiyeye aykırı davranmak demektir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Edeb, insanın süsüdür. Edeb, insanı nefsin arzusuna uymaktan korur ve kurtarır.</span></span></p><p> <span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">"İnsanın edebi, zehebinden (altınından) iyidir" denilmiştir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Edebden yoksun olan bir insan, bir toplum için zararlı mikroblardan daha tehlikelidir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">İhsan</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Bağışlama, iyilik etme, bahşiş verme, hayır olarak yapılması uygun olan bir şeyi yapma demektir. İhsan, adaletin üstünde bir faziletdir. Bir âyet-i kerimede buyurulmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><em><span style="color: black">"İhsan ediniz; şübhe yok ki, Allah ihsan edenleri sever."</span></em></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Diğer bir âyet-i kerimede de buyurulmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><em><span style="color: black">"Yüce Allah sana ihsan ettiği gibi, sen de ihsan et."</span></em></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">ihlâs</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Herhangi bir işi güzel bir niyetle ve saf bir kalb ile yapmak, işe başka bir şey karıştırmamaktır. Böyle bir hâle, "Hulûs" da denir, Yapılan görevlerin değerleri ihlâsa göre artar. İhlâsın karşıtı Riya (gösteriş)dir. Bir görevi yalnız bir gösteriş için veya maddî bir yarar için yapmaktır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Riyakâr bir insan, temiz ruhlu, iyi bir insan değildir. Yaptığı işlerin mükâfatını Allah'dan dilemeğe yüzü olmaz. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>"Şüphe yok ki Allah, sadece kendisi için yapılan ve kendi rızası için istenen bir işi kabul eder.</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">İstikamet</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Her işte doğruluk üzere bulunmak, adaletten ve doğruluktan ayrılmayıp din ve akıl çerçevesi içinde yürümek demektir. Din ve dünya görevlerini olduğu gibi yapmaya çalışan bir müslüman, tam istikamet sahibi bir insandır. Böyle bir insan toplumun en önemli bir organı sayılır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">İstikametin karşıtı, hıyanettir ki, doğruluğu bırakıp verilen sözü gözetmemek, caymak, emanete riayet etmemektir, insanların haklarına tecavüz etmektir. Bir âyet-i kerimede, Peygamber Efendimize hibaten şöyle buyurulmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><em><span style="color: black">"Emrolunduğun gibi istikamette bulun."</span></em></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">İşte bu âyet-i kerime, istikametin ne kadar önemli ve gerekli olduğunu göstermeğe yeter.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">İtaat</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Üst amirin dince yasak olmayan emirlerini dinleyip ona göre yürümektir. Yüce Allah'ın buyruklarını dinleyip tutmak bir taattır. İnsanın mutluluğu da bu taata bağlıdır. Bunun karşıtı isyandır. Yüce Allah'ın emirlerini dinlemeyen bir insan günahkâr ve hayırsız bir kimsedir ki, kendisini tehlikeye atmış olur. Artık böyle bir kimseden insanlık ne bekleyebilir:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><em><span style="color: black">"Allah'a itaat ediniz; Allah'ın Peygamberine de, sizden olan idarecilere de itaat ediniz."</span></em></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">İtimad</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Güvenmek ve emniyet etmek, bir şeye kalben güvenip dayanmak demektir. Halkın güvenini kazanmak bir başarı eseridir. İktisadî ve içtimaî hayatın devamı itimadın varlığına bağlıdır. Onun için insan, güzel ve doğru hareketleriyle herkesin güvenini kazanmaya çalışmalıdır. İtimada aykırı olan şey, hiyanettir, işi kötüye kullanmaktır ki, bunun sonucu pek korkunçtur.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">İktisad</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Her işte denge üzerinde bulunmaktır. Gereğinden fazla veya noksan harcama yapmaktan kaçınmaktır. İnsan iktisada uyma sayesinde rahat yaşar. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><em><span style="color: black">"İktisad üzere bulunan fakir olmaz."</span></em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">İktisadın karşıtı israf'dır, aşırı gitmektir. İsraf, yemek, içmek, giyinip gezmek gibi işlerde belli bir ölçüyü aşmaktır ki, haramdır. Ferdlerin ve cemiyetlerin yıkılmasına sebebdir. Bunun içindir ki, Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><em><span style="color: black">"Allah israf edenleri sevmez."</span></em></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Bir de "Takdîr" vardır ki, bir şeyi gereğinden çok fazla kısmaktır. Bu da uygun değildir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Ülfet</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Uygun kimselerle güzel bir şekilde görüşüp konuşmak demektir. İnsanlar devamlı olarak yalnız başlarına yaşayamazlar. Birbirleri ile görüşmek zorundadırlar. Güzel bir ahlâka sahib olan kimse, herkesle güzel görüşür, onların sevgisini kazanır. Bu hale, "Ünsiyet" de denir. Bunun karşıtı "Uzlet" kenara çekilmek, yalnız başına kalmak, herkesten uzaklaşmaktır. Herkesle görüşmek uygun olmadığı gibi, herkesten kaçınmak da uygun değildir. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><em><span style="color: black">"Mümin ülfet eder ve ülfet olunur. Ülfet etmeyen ve ülfet olunmayan kimsede ise hayır yoktur. İnsanların hayırlısı, insanlar için hayırlı olanıdır."</span></em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Emniyet</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Bir şeye güvenmek manasına geldiği gibi, insanda doğruluktan ileri gelen bir huy anlamına da gelir. İnsanların sırlarını ve mallarını güzelce saklamak da, bir emniyet halidir. Emniyetin karşılığı "Hiyanettir" sözünde durmamaktır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Ferdleri arasında emniyet bulunmayan bir toplum geleceğinden güven içinde bulunamaz. Emniyeti kötüye kullanmak münafıklık alâmetidir. Bir hadis-i şerifde şöyle buyurulmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><em><span style="color: black">"Münafıkın alâmeti üçtür: Konuşunca yalan söyler, söz verince cayar, emanet edilince hiyanette bulunur."</span></em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">İnsaf</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Adalet içinde hareket etmek ve gerçeği kabul etmektir. İnsaf, ciddî ve iyi huylu bir insanın alâmetidir. Bunun karşılığı zulümdür, haksızlık etmektir, hak olan şeyi inkârdır. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><em><span style="color: black">"İnsaf dinin yarısıdır."</span></em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Çünkü gerçek din, faydalı olan şeylerin kabul edilerek yapılması ve zararlı şeylerden sakınılması demektir. İnsaf sahibi olan kimse, muhakkak dinin yarısını teşkil eden o yararlı şeyleri anlar ve kabullenir. Böylece insaf, kendisinde dinin yarısı gibi sayılır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Beşaşet</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Güleryüzlü olmak ve hoş bir hale sahib olmak demektir. Beşaşet, ruhtaki saflık ve neş'enin yüzde parıltısı demektir. Karşılığı Ubuset yüz ekşiliğidir. İnsan daima güler yüzlü olmalı, hiç kimseye karşı çatık kaşlı bulunmamalıdır. Güleryüzlülük bir sadaka ve bahşiş sayılır. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span><p style="text-align: center"><p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><em><span style="color: black">"Allah muhakkak ki yumuşak huylu ve parlak yüzlü kulunu sever."</span></em></strong></span></span></p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Te'dib</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Terbiye etmek, edeb ve ahlâk üzere yetiştirmek demektir. Bunun karşıtı da, terbiyeyi terk etmek, yapmamaktır. Terbiye işinde asla gevşeklik yapmamalıdır. Kendi çocuklarını güzelce terbiye etmeye çalışmak, her aile idarecileri için vacib olan bir görevdir. Burada yapılacak dikkatsizliğin zararları yalnız bir aileye ve ferde değil, koca bir topluma aittir. Denmiştir ki:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">"Baba ile ananın terbiye etmediğini, gece ile gündüz (zaman) terbiye eder. Zamanın terbiye etmediğini de, Cehennem terbiye eder."</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Teenni</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Bir işte acele etmeyip düşünerek hareket etmektir. Böyle bir davranışa "Teüde"de denir. Vakti gelip çatan hayırlı bir iş için teenniye (yavaş davranmaya) gerek yoktur. Fakat henüz zamanı gelmeyen bir iş içinde acele etmek, pişmanlık doğuracağından doğru değildir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Teenni'nin karşıtı istical, acele etmektir. Bir şeyi zamanından önce elde etmeğe çalışmaktır. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span><p style="text-align: center"><p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><em><span style="color: black">"Yavaş davranmak (teennî) Rahman'dan, acele ise Şeytandandır."</span></em></strong></span></span></p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Diğer bir hadis-i şerifde de şöyle buyurulmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><em><span style="color: black">"<strong>Âhiret işi müstesna, her işte yavaş ve tedbirli davranmak hayırlıdır."</strong></span></em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Ta'zîm</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Hürmete değer bir kimse hakkında, büyük sayıldığını gösterecek şekilde güzel bir davranışta bulunmak demektir. Bunun karşıtı "Tahkîr"dir, küçümseme hareketidir ki, asla caiz değildir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">İlim, edeb ve yaş bakımından bizden büyük olanlara saygı göstermek, bizden küçük olanlara da sevgi göstermek bizim için bir görevdir. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><em><span style="color: black">"Bizim büyüklerimize saygı göstermeyen ve küçüklerimize merhamet etmeyen bizden değildir."</span></em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Tefe'ül</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Bir şeyi uğur saymak, bir olayı bir hayrın başlangıcı görmektir. Bu güzel bir zan işi olduğundan iyidir. Bunun karşıtı "Teşe'üm ve Tatayyür"dür. Bu da bir şeyi uğursuz görmek, nefsin nefret duyduğu bir işi uğursuzluğa bir alâmet saymak demektir. Bir kuşun ötüşünü veya bir tarafa uçuşunu uğursuzluğa yormak gibi... Bu ise, kötü bir zan ve kuruntu eseri olduğundan caiz değildir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Herhangi bir olaydan uğursuzluk hükmü çıkararak ümitsizliğe ve kuruntuya saplanmak doğru değildir. Bazı günlere ve zamanlara uğursuzluk yorumunda bulunmak da uygun değildir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Peygamber Efendimiz buyurmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><em><span style="color: black">"Hayıra yorma, güzel söz, temiz lâf hoşuma gider."</span></em></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">İnsan hayırlı söz söylemeli, fena ve uğursuz sözlerden dilini korumalıdır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Tefekkür</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Düşünmek ve bir iş üzerinde fikri geliştirmek demektir. Yüce Allah'ın kudretine delâlet eden varlıkları düşünmeye dalmak bir ibadettir. Birçok maddî ve manevî buluşlar ve yükselmeler hep tefekkür (düşünme) sayesinde olmuştur.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Tefekkürün karşıtı, Gaflet'tir. Düşünceden yoksun olmaktır ki, insana asla yakışmaz. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><em><span style="color: black">"<strong>Yüce Allah'ın yaratmış olduğu şeyler üzerinde düşününüz; fakat Allah'ın zatı hakkında düşünmeyiniz, helâk olursunuz."</strong></span></em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Tevazu</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Kendini büyük görmemek, bulunduğu dereceden daha aşağı derecede saymaktır. Bunun karşıtı "Tekebbür"dür, "Tecebbür"dür. Kendini büyük görmek, bulunduğu derecenin çok üstünde saymak, geçici şeylere güvenerek ona buna çalım satmak ve gururlanmaktır ki, çok kötü bir huydur. Bir hadis-i şerif şu anlamdadır:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><em><span style="color: black">"<strong>Yüce Allah ölçülü davrananı zengin eder, israf edeni de fakir düşürür. Tevazu göstereni yükseltir, büyüklenen kimseyi de kırıp geçirir."</strong></span></em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Tevekkül</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Allah'a güvenmek, kulluk görevini yaptıktan sonra başarıyı Allah'dan beklemek ve insan gücünün yetişemediği şeyleri Yüce Allah'a bırakıp ümitsizliğe ve keder içine düşmemektir. Tevekkülden yoksun olmak büyük bir noksanlıktır. Bir mümin bilir ki, herhangi bir işin elde edilmesi için, sadece sebeblerin varlığı yeterli değildir. Allah'ın dilemediği bir iş; hiç bir zaman meydana gelemez. O'nun dilediği bir şeyi de hiç kimse engelleyemez. Bununla beraber tevekkül, sebeblere sarılmaya engel değildir. Yüce Allah olayları birer sebebe bağlamıştır. Bu konuda İlâhî kanunlara uymak gerekir. Peygamber Efendimiz, devesini bir şeye bağlamaksızın dışarıda bırakıp Peygamberin huzuruna gelen Amr ibni Umeyye'ye şöyle buyurmuştur: </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>"Deveni bağla da, tevekkül et."</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Sebat</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Sözde durmak, verilen sözü yerine getirmek, bir işte, bir inançta veya bir düşüncede kararlı bulunmak demektir. "Sabit (kararlı) olanlar nabit (başarılı) olurlar" sözü meşhurdur. Sebat başarının bir şartıdır. Doğrusu hayırlı ve hakka bağlı olan işlerde sebat etmek bir fazilettir. Faydasız olan boş şeylerde sebat göstermek ise, aklın noksanlığına ve insafın yokluğuna delâlet edeceği için büyük bir kusurdur.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Cûd</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Cömert davranmak, insanlara ihtiyaçlarını bildirmelerine meydan vermeksizin ihsan ve ikramda bulunmaktır. Verilmesi uygun olan şeyleri, uygun yerlere kolayca vermek huyudur ki, buna sehavet de denir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Cûd ve seha (cömertlik), insana yaraşan iyi bir huydur. Bunların karşıtı, hasislik, cimrilik ve tama'dır ki, insanlara asla yakışmaz. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span><p style="text-align: center"><p style="text-align: center"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><em><span style="color: black"> "Cömert kimsenin yemeği şifadır. Hasis (cimri) kimsenin yemeği de hastalıktır."</span></em></strong></span></span></p> </p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Hazm</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Anlayışla yürümek, tedbirli davranmak ve sonucu bilinmeyen şeylere hemen atılmamaktır. Karşıtı, tedbirsizliktir. Tedbirli hareket edenler pişmanlık duymazlar. Bununla beraber hazm (ihtiyatlı bulunmak), bazan kötü kuruntulardan da ileri gelir. Onun için hazm deyip de teşebbüste tereddüt ve kuruntuya düşmemelidir. Onun için bir hadis-i şerifde şöyle buyurulmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><em><span style="color: black">"Hazm bir kötüzan'dır."</span></em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Hüsnüzan</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Güzel sanma veya bir şeyin iyiliği üzerinde inanç beslemedir. Bunun karşıtı Suizan (kötü sanma)dır. İnsan kötüzan beslemekle hiç bir zaman aşırı gitmemelidir. Hiç kimse hakkında da yok yere kötüzanda bulunmamalıdır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Doğrusu, herhangi bir kimse hakkında körü körüne "Pek iyi bir insandır" diye hüküm vermek de hüsnü zannı kötüye kullanmak olacağından iyi bir davranış değildir. Onun bunun işlerini araştırmak, kusurlarını öğrenme arzusunda bulunmak, tecessüs denilen, kötüzandan doğan ve ahlâka aykırı olan bir harekettir ve haramdır. Bunun hakkında Kur'an-ı Kerimde buyurulmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><em><span style="color: black">"Şüphe yok ki, zannın bir kısmı günahtır."</span></em></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Hıfz-ı Lisan</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Dili gereksiz sözlerden koruyup ihtiyaçtan fazla söz söylememek halidir ki, çok iyidir. Bunun karşıtı "Malâyani" denilen faydasız şeylerle uğraşmak ve ağıza gelen her şeyi söylemektir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Akıllı olanlar çok kez susarlar. Gerek görülmedikçe söz söylemek istemezler. Susmak çok güzel bir şeydir. Yeter ki, bir hakkın kaybolmasına veya bir gerçeğin yanlış anlaşılmasına sebebiyet vermiş olmasın.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurmuşlardır:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><em><span style="color: black">"Her kim Allah'a ve âhiret gününe iman ediyorsa hayır söylesin veya sussun."</span></em></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Hakk</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Yüce Allah'ın mübarek bir ismidir. Her doğru olan ve değişmeyen şeye de hak denir. Bunun karşıtı "Batıl" sözüdür.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Herkesin meşru bir şekilde elinde bulundurduğu yetkiye veya mülke de hak denilmiştir. Bunun çoğulu "Hukuk"dur.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Her hak karşılığında bir görev vardır. Bir insan hayat (yaşama) hakkına, namus ve şeref hakkına sahibdir. Bunlara hiç kimsenin tecavüz hakkı yoktur. Her insan karşılıklı olarak bu hakka sahib olduğu için herkes karşısındakinin hakkını kabul ve ona uygun hareket etmekle görevlidir ve bu görevleri korumakla yükümlüdür. Bu haklara tecavüz haramdır, cezayı gerektirir. Toplum düzenine engel olur.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Hak hiç bir zaman değişmez. Hakka, kuvvet ve diğer şeyler üstün gelemez. Geçici olarak kaybolan bir hak, bir gün dünyada değilse bile âhirette meydana çıkacaktır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Hikmet</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">İlim ile amelin birleşmesinden meydana gelen yüksek bir sıfattır. Bilmeyen veya bildiği ile amel etmeyen kimse hikmet sahibi değildir. Her şeyin aslını öğrenmek için edinilen bilgiye de hikmet denir. Adâba, ahlâka, öğütlere ait güzel sözlere ve fıkralara da hikmet denir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Hikmet sahibi olan insanda, zekâ, ezberleme, güzel düşünme, kolaylıkla öğrenme, açık zihin, iyi anlayış ve kavramları hafızada tutma gibi duygular belirir. Bir âyet-i kerimede buyurulmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><em><span style="color: black">"Kendisine hikmet verilen kimseye, muhakkak birçok hayır verilmiş olur."</span></em></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Bir hadis-i şerif de şöyle:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><em><span style="color: black">"Hikmet, müminin yitiğidir. </span><span style="color: black">Onu nerede bulursa alır."</span></em></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Hilm</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Şiddete sabredip tahammül etmek, öfke ateşini söndürmek ve nefsi heyecandan korumaktır. Yerinde yapılan böyle bir davranış büyük bir fazilettir. Bunun karşıtı "Hiddet, tehevvür"dür. Bu da bir öfke, titizlik ve kızgınlık halidir. Hoşa gitmeyen bir olaydan dolayı gazab kuvvetinin parlayıp meydana çıkmasıdır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Kızgınlık ve darılma halleri, kalbdeki kanın taşması zamanında meydana gelen bir nefis değişikliğidir ki, haksız yere olunca bir kusur sayılır, pişmanlığı gerektirir. Fakat akla uyarak haksızlığa karşı olan bir öfke iyidir. Çünkü kutsal inançlar bununla korunur.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Hilm, ilim ve hikmete bağlı olmalıdır. Bir hadis-i şerifde şöyle buyurulmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><em><span style="color: black">"Hiç bir şeyin bir kimsede birleşmesi ilimle hilmin birleşmesinden daha üstün olamaz."</span></em></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Hamiyet</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Kutsal şeyleri ve milletin haklarını gözetmek, namus ve şerefi suçlamadan koruma üzerinde gösterilen ve fikirleri korumak yolunda gösterilen çabaya "Cahilce hamiyet" denir ki, bu pek kötüdür.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Haya</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Utanma, hicab, ar, namus manalarına gelir. Çirkin şeylerden nefsin darlanması, edebe aykırı bir işin meydana çıkmasından dolayı kalbin duygulanıp sıkıntı içinde kalması demektir. Bunun eseri hemen yüzde belirmeye başlar.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Haya pek güzel bir huydur. Bunun karşıtı Vakahat (utanmazlık)tır. Batılı hak şeklinde görüp çekinmeksizin onu yapmaktır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Hayasızlık, insanı insanlıktan çıkarır, hayvanlardan daha aşağı düşürür. Bir hadis-i şerifin anlamı şöyle:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><em><span style="color: black">"Haya imandan bir bölümdür. İnsanlardan utanmayan Allah'dan da utanmaz."</span></em></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Huşu</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Tevazu göstermek, hakka boyun eğmek, korku ile sevgi karışımı olan saygılı bir tavır takınmak demektir. Karşıtı, gaflet içinde kendini büyük görme, kalb huzurundan yoksun olmadır. Bir ibadetin değeri, huşua olan yakınlığı nisbetinde artar. Haşyet de, saygı ile karışık kalble ilgili bir korkudur. Allah korkusuna "Haşyetullah" denir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Kalbinde Allah korkusu bulunmayan kimsenin her çeşit fenalığı yapması mümkündür. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><em><span style="color: black">"Hikmetin başı Allah korkusudur."</span></em></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Yüce Allah'ın kudret ve azametini düşünen her müminin kalbinde Allah korkusu parlar ve onu daima iyiliğe götürür.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Hayır</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">İyilik demektir. Her helal olan mal ve yarar da bir hayırdır, Allah'ın ihsanıdır. Allah rızasını kazanmaya sebeb olan her güzel iş bir hayırdır. Geçerli olan asıl hayır da budur.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Hayrın karşıtı "Şerr"dir. Hakka ve yaratılışa uymayan ve kötü bir sonucu gerektiren her şey bir şerdir, fenalıktır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Herkes için iyilik istemeye "hayırhahlık" denir. Bu ruhun temizliğinden ileri gelir. Bütün hayır müesseseleri, hayırseverliğin bir eseridir. Başkasının fenalığını istemek de, "Bedhahlık"tır. Bu, bir ruh hastalığıdır ki, sahibinin kötü kimse olduğuna bir alâmettir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">İşte "hased", çekememezlik ve kıskançlık denilen kötü hal, bu kötülükseverlikten başkası değildir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Başkasının hak kazanarak elde ettiği nimetlerden rahatsız olup da o nimetlerin kaybolmasını istemek bir hasedden ibarettir. Bu pek fena bir huy olduğundan bundan çok sakınmalıdır. Bir hadis-i şerifde şöyle buyurulmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><em><span style="color: black">"Hasedden kaçınınız; çünkü ateş, odunları yakıp bitirdiği gibi, hased de güzel işleri (salih amelleri) yer bitirir."</span></em></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Kötülüğe alet olan bir varlığın kaybolmasını istemek hased sayılmaz. Yine başkasının elde ettiği bir nimetin benzerine kavuşmayı istemek de hased değildir. Bu isteğe "Gıbta ve Münafese" denir ki, bazı hallerde caizdir. Yüksek bir alimin ilmine ve faziletine gıbta edilmesi (imrenilmesi) gibi...</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Dostluk</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">İki ve daha çok kimseler arasında meydana gelen samimi bir sevgi ve bağlılık demektir. Allah için olan dostluk devam eder. Dünya için olan dostluk da bir akan yıldız gibi parlayıp söner.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Dostluğun karşıtı, düşmanlık, davet ve kindarlıktır. Bütün müslümanlar birbirine dosttur. Çünkü aralarında sönmeyen bir din kardeşliği vardır. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetine şöyle emretmiştir:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><em><span style="color: black">"Birbirinize kin tutmayınız, hased (kıskançlık) etmeyiniz, birbirinizden yüz çevirmeyiniz, ey Allah'ın kulları!... Kardeş olunuz. Bir müslümanın müslüman kardeşine üç günden çok dargın kalması helal olmaz."</span></em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Başkasının bir kederinden ötürü sevinmek de bir düşmanlık eseri olduğundan caiz değildir. Buna "Şematet" denir. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><em><span style="color: black">"<strong>Kardeşin için şematet eyleme (kötü haline sevinme); sonra Allah ona merhamet eder de, seni belâya düşürür."</strong></span></em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Diyanet</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Dindarlık yapmak, dinin kutsal emirlerine uyarak gereği üzere hareket etmektir. Karşıtı dinsizliktir, din hükümlerine aykırı davranmaktır, bütün fenalıkların en büyük kaynağıdır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">İnsanların kurtuluşu, temiz bir halde yaşayışı ve mutluluğa ermesi, ancak diyanet sayesindedir. Diyanet doğuştan vardır. Gerek ferdler için ve gerekse cemiyetler için zorunludur. Onun için diyanete sımsıkı sarılmalıdır. Bu, insanlığın yararı ve selâmeti bakımından son derece gereklidir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Zikir</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Anmak ve hatırlamak manasınadır. Yüce Allah'ın kutsal isimlerini anmak vacib olan bir görevdir, en yüksek bir zikirdir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Yüce Allah'ı zikretmek, ya büyüklüğünü düşünmekle olur ki, bundan yüceltme ve tazim meydana gelir. Ya da Allah'ın sonsuz kudretini düşünmekle olur. Bundan da korku ve hüzün doğar. Bir de nimetlerini anmakla olur ki, bundan şükür ve hamd meydana gelir. Yahut pek acaib ve üstün olan eserlerini düşünmekle olur. Bundan da uyanma ve ibret alma yüz gösterir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Zikrin karşıtı, "Nisyan (unutma)"dır. Yüce Allah'ın mübarek isimleri ile kulun gönlünü süslememesidir. Bu çok acınacak bir dalgınlık eseridir. Bir âyet-i kerimede şöyle buyurulmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><em><span style="color: black">"Allah'ı çok zikrediniz ki, kurtulabilesiniz."</span></em></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Bir hadis-i şerifde de<em>: "Zikrin en faziletlisi Lâ ilâhe İllallah'dır. Duanın da en faziletlisi Elhamdülillah'dır, "</em> buyurulmuştur.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Rıza</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Hoşnut olmak, uygunluk göstermek herhangi bir hükmü veya işi kalben hoş görüp kabul etmektir. Bunun karşıtı kabul etmemek, red etmek, itiraz etmektir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Yüce Allah'ın her hükmüne ve her takdirine razı olmak bir kulluk görevidir. Gerçek olan bir şeye razı olmamak bir ahmaklık işareti olduğu gibi, batıl bir şeye razı olmak da bir taşkınlık ve isyan eseridir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Bir hadis-i şerifde şöyle buyurulmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><em><span style="color: black">"Allah bir kulu severse, yalvarmasını dinlemek için onu bir sıkıntıyla sınar."</span></em></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Rıfk</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Yumuşaklık, yavaşlık, nezaket ve tatlılıkla iş yapmak, sonu güzel olan bir şeye güzelce boyun eğmek anlamındadır. Bunun karşıtı "Unf (şiddet), sertlik kabalık"dır ki, katı yürekli olmaktan, sertlik göstermekten, nezakete aykırı davranmaktan ibarettir. İnsan, yumuşaklık sayesinde en güç neticeleri elde edebilir. Düşmanca davranmak yüzünden de, elde edilmesi pek yakın olan şeyleri imkânsız bir hale getirmiş olur.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><em><span style="color: black">"Şüphesiz ki, Allah; yumuşak huyludur ve yumuşak huyluluğu sever. Ve sertlik üzerine vermediği şeyi yumuşak huyluluk üzerine verir."</span></em></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Diğer bir hadis-i şerifde de şöyle buyurmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><em><span style="color: black">"Yumuşaklıktan yoksun olan, hayırdan da yoksun bulunur."</span></em></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Sa'y</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Çalışmak, bir maksadın elde edilmesi için gereken gücü harcamaktır. Karşıtı "Atalet, bataet, meskenet (gevşeklik, miskinlik, umursamazlık)"dır. Bu İslâm ruhuna asla uygun değildir. İnsan hak olan şeyleri elde etmek için düzenli bir çalışma ve gayret sahibi olmalıdır. Bütün ilerlemeler gayret ve çalışmanın neticesidir. Kur'an-ı Kerimde buyurulmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><em><span style="color: black">"İnsan için çalıştığından başkası yoktur."</span></em></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Ayıpları Örtmek</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">İnsanların kusurlarını örtmek, görmemezlikten gelmek, başkalarına açıklamamak demektir. Karşıtı "Kusurları yayma"dır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Başkalarının kusurlarını arkalarından söylemek gıybettir. Öyle ki, bir kimsenin arkasından boyuna, elbisesine, yiyip içmesine, gezip yürümesine varıncaya kadar bir kusurunu dil göz veya el ile işaret ederek göstermek de bir gıybettir. Çünkü bunları öğrenince üzüleceğinde şübhe yoktur.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Başkalarına, yapmadıkları kusurları yüklemek de iftiradır, buhtandır. Bunlar İslâm terbiyesine aykırıdır, kesinlikle haramdır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Bir hadis-i şerifde şöyle buyurulmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><em><span style="color: black">"Ne mutlu o kimseye ki, kendi kusuru kendisine, başkalarının kusurlarını görmeye zaman bırakmaz."</span></em></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Onun için insan, kendi kusurunu görüp onu düzeltmeye çalışmalıdır. Ancak uygunsuz işleri hiç çekinmeksizin yapıp duran günâhkar kimselerin bu çirkin hallerini arkalarından söylemek gıybet sayılmaz. Bu söyleme ile çirkin işler kötülenmiş ve başkaları bundan korunmuş olur. Bir İslâm toplumuna karşı, küstahça hareket ederek ahlâka uymayan şeyleri açıkca yapıp duran kimselerin bu rezaletini söylemek, toplumsal anlayışın güzel bir tepkisidir. Yeter ki, bu söyleyiş şahsî bir kırgınlık neticesi olmasın.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Gıybetin sorumluluğundan kurtulmak için, mümkünse gıybet edilen kimseden helallık dilemeli, özür dilemelidir. Bazı alimlere göre, yapılan gıybetten pişman olup istiğfarda bulunmak yeterlidir. Çünkü durumu haber verip gıybet edilen kimseden helallik dilemek, bir üzüntüye, bir dargınlığa sebebiyet vermiş olabilir. Ancak o kimse bu gıybetten haberdar olmuşsa, o zaman kendisinden özür dileyerek helallık istemek gerekir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">İki dargının özür dilemek için musafaha yapması (görüşüp el sıkışması) helallaşmak sayılır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Şecaât</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Yiğitlik, kahramanlık, kalb metinliği, gereğinde tehlikelere atılabilme özelliği demektir. Karşıtı "Cebanet (korkaklık)"dır. Hak yolunda mukaddesatı korumak için gösterilen yiğitlik (şecaat), çok kıymetli bir huydur.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Şefkat</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Korku ile karışık merhametten ileri gelen acıyıp esirgeme halidir. Başkalarının başına gelen veya gelmesi düşünülen fena bir hal karşısında kendisini gösterir. Bunun karşıtı merhamet ve yumuşaklık duygusundan yoksunluktur ki, pek kötü bir huydur.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Şefkat, temiz ve saf kalblerin bir özelliğidir. İslâmda, "Yüce Allah'ın emirlerine saygı, yaratıklarına şefkat" büyük bir esastır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Şükür</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Görülen iyiliğe karşı, söz veya işle memnuniyet göstermek ve yapılan iyiliğin kıymetini bildirmektir. Görülen bir iyiliği överek anmak da bir şükürdür. Karşıtı "Küfran-ı nimet (nimeti inkâr)"dır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Biz her an binlerce nimetlerine kavuştuğumuz Yüce Allah'a şükretmeğe borçlu bulunduğumuz gibi, iyiliğini gördüğümüz kimselere karşı da teşekkür etmeğe borçluyuz. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><em><span style="color: black">"İnsanlara şükretmeyen, Allah'a da şükretmez."</span></em></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Şehvet</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">İstek, nefse uygun olan bir şeyi istemek, hayat hareketi için insanların birbirlerine karşı olan doğal meyilleri demektir:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Dinde yasak olmayan bir şey hakkında kararınca bir şehvet ve meyil iyidir. Dinde yasak olan bir şey hakkında ise, şehvet hayvanî bir hal olduğundan pek kötüdür, zararlıdır. Bundan kaçınmak gerekir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Heva, boşuna arzu, meşru bir sebeb olmaksızın nefsin bir şeye meyletmesidir. Heves de, bir şey üzerinde gösterilen ham ve noksan bir aşk ve sevda demektir. Bunların ikisi de iyi değildir. İnsanın feyiz ve şerefine engel olurlar. Peygamber Efendimiz şöyle dua ederlerdi:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><em><span style="color: black">"Ya Rabbi! Beni ahlâkın çirkin olanlarından ve hevalardan uzak bulundur."</span></em></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Sabır</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Acıya katlanmak, bedene uygun düşmeyen hallere telâş göstermeksizin karşı koymaktır. Bunun karşıtı sabırsızlık (ceze') dir. İnsan yaşadıkça birtakım acı olaylar karşısında kalır. İşte bunlara karşı sabretmek gerekir. Bir âyet-i kerimede de:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><em>"Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir,"</em></strong> buyurulmuştur.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Sabrın sonu selâmettir, başarıdır. Sabır acıdır; fakat sonucu tatlıdır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Sabırsızlık ruhun gevşekliğinden ileri gelir. Ancak, dine uymayan şeyler hakkında sabır caiz değildir. Bunlara karşı kalben bir acı duyulması ve mümkün ise mücadele yapılması gerekir. Savulması mümkün olan kötülüklere veya ihtiyaçlara katlanmak sabır değil, bir acziyet ve miskinliktir. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurmuşlardır:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><em><span style="color: black">"Allah'ım! Ben acziyetten ve tenbellikten sana sığınırım."</span></em></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Sadakat</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Doğruluk, gerçeğe uygun olan doğru sözdür. Garaz lekesinden temizlenmiş ve her yönden halis olan bir dostluk da sadakatdır. Herhangi bir doğruluğa da sadakat denir. Doğruluğun karşıtı yalandır. Sadakatın karşılığı hiyanettir, doğruluktan yoksun olmaktır. İnsanlara sıdk ve sadakat yakışır. Yalancı bir kimseyi ne Allah sever, ne de kulları...</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Yalan haramdır. Yalancı bir kimsenin insanlık bakımından hiç bir kıymeti olamaz. Söylediği yalan sözleri ile insanları aldatan, yaptığı hile ve uydurmalarla ötekini berikini saptırmaya çalışan kimseler çok büyük günahkârdır. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><em><span style="color: black">"Bize hiyanet eden bizden değildir. Hile ve aldatmayı yapanlar cehennemdedirler."</span></em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Sonuç olarak, insanın sözü de, özü de doğru olmalıdır. Doğru olmayanlar için mutluluk kapıları kapalıdır. İslâmiyet gibi, hikmet ve gerçek esasları üzerinde kurulmuş bir dinde doğruluğa aykırı bir şey asla yer bulamaz.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Salah</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">İyi hal, her hayrı kendinde toplayan faziletlerden ibaret yüksek bir vasıftır. Karşıtı "Fesad ve Fücur"dur. Bir millet, kendi ferdlerinin iyiliğine çalışmalıdır. Çalışmazsa, fesadçıların eline esir düşer. Bir müslüman din ve dünya görevlerini öğrenip güzelce uygulamadıkça iyi hal sahibi olamaz.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Sılâ-i Rahim</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Akrabayı arayıp sormak, akrabanın kusurlarını bağışlamak muhtaçlarına yardım etmektir. Akraba ile görüşmek, sohbette bulunmak, kendilerine selâm ve hediye göndermek sılâ-i rahim sayılır. Yakın bulunan akrabayı, mümkün ise, bulundukları yerlere gidip ziyaret etmek, uzak akraba ile de mektuplaşmak gerekir. Karşıtı "Kat-ı Rahîm (akrabayı unutup onlarla ilgiyi kesmek)"dir. Böyle bir tutum, İslâm'ın öğütlediği ailevî ve içtimaî görevlere aykırıdır. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><em><span style="color: black">"Sılâ-i rahim, ömrü uzatır."</span></em></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Salabet</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Metin olmak, kutsal varlıkları korumak için insanın sahib olduğu kalb kuvveti demektir. Karşıtı, gevşeklik ve inanç bozukluğudur. Salâbet çok kıymetli bir huydur. Bazan salâbet yerine taassub da kullanılır. Taassub, aslında âdet ve geleneklerde veya maddî ve manevî şeylerde fazla direnip taraftarlık yapmaktır. Bu yönden iki türlüdür: Biri dine uygun olan taassubdur. İnançlara ve din gerçeklerine gösterilen sebattır. Bu çok iyidir. Diğeri ise, batıl ve faydasız âdetler, modalar, fikirler, yapılıp yapılmamasında dinî bir sakınca bulunamayan işler üzerinde gösterilen taassubdur ki, bu pek kötüdür. Ne yazıktır ki, bazı kimseler, bu ikinci kısımdan olan asılsız şeylere dört elle sarıldıkları halde, mukaddesata ve din esaslarına bağlı kalan kimselere bir kusur olmak üzere taassub isnad etmekten kendilerini alamazlar. Bu, cahilce bir görüşün sonucudur, bundan kaçınılmalıdır. Gerçeği gerçek, batılıda batıl görmeye çalışmalıdır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Zarafet</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">İncelik, kibarlık, ince zekâ eseri hoş söz ve işler ile vasıflanma huyudur. Karşıtı, kabalık denilen bir haldır. Bu, ruhlar üzerine fena tesir yaptığından kötüdür. Yaratılışta olan zarafetler, ölçüyü taşırmamak şartıyla iyidir. Fakat her işte ve her sözde zarafet göstermeye çalışmak, vakar ve ciddiyete aykırıdır, hafiflikten ibarettir. Onun için bu hususta aşırı davranmamalıdır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Adl, Adalet</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Hakka yönelmek, haksızlıktan kaçınmak, her hakkı sahibine vermeye çalışmaktır. Karşıtı "Zulüm, gadr"dır, insafsızlıktır. Dünyanın bütün düzeni ve düzgünlüğü adaletle kazanılır. Yüce Allah bize adaleti emrediyor. Onun için insan, her davranışını bir ölçü ve adalet içerisinde yapmaya çalışmalıdır. Görevinde adaleti gözetmeyen bir insan, kendisine de, vatanına da, bütün insanlığa da fenalık etmiş olur. Herhangi bir hakkın kaybolmasına veya geciktirilmesine sebeb olmak bir zulümdür. Her hangi kimseden haksız yere bir şey almak zulümdür. Herhangi bir insana veya hayvana haksız yere eziyet vermek de bir zulümdür. Zulmün sonucu ise, azabdır, felâkettir. Bir hadis-i şerifde şöyle buyurulmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><em><span style="color: black">"Zulme uğramışın duasından kork; çünkü onunla Allah arasında perde yoktur."</span></em></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Azim</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Bir işe kesinlikle niyet etmek, bir işi yapmaya kalbi bağlayarak yönelmektir. Karşıtı, "Tereddüt ve Terahi (geciktirme)"dir. Haklı gayeler uğrunda azimli olmak bir özelliktir. Bir âyet-i kerime şu anlamdadır:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">"Azmedince de Allah'a tevekkül et, artık tereddüt etme, şübhe yok ki Allah Tealâ tevekkül edenleri sever."</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Aşk</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Fazla sevgi ve ilgiden bir şey hakkında kalbin pek ziyade ilgi ve çekicilik kazanmasıdır. İnsanlar, maddeten veya manen güzel ve lezzetli buldukları şeylere karşı kalblerinde bir meyil duyarlar. Bu meyil ılımlı olursa "muhabbet", pek kuvvetli olursa "aşk" adını alır. İnsanlar hoşlarına gitmeyen şeylere karşı da bir "nefret" duyarlar. Bu nefret ılımlı olunca "buğz", pek kuvvetli olunca da "Makt (kin)" adı ile anılır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Mukaddesata karşı olan meylin bir aşk derecesinde bulunması pek sevimlidir. Fakat ölümlü varlıklara, geçici güzelliklere karşı aşk derecesinde olan meyil, kalbin gevşekliğinden, düşüncenin noksanlığından ileri geldiği için kötüdür.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Mukaddesat hakkındaki aşka: "Gerçek aşk, Rahmanî aşk" denir. Geçici ve nefsanî şeyler hakkındaki aşk da "mecazî aşk, himarî aşk" adını alır. Onun için bu ikinci kısımdan kaçınmak, her faziletli insan için bir görevdir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">İsmet</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Günahlardan kaçınma huyuna sahib olmak, Hak Tealâ'nın korkusu ile bütün çirkin şeylerden beri bulunmak demektir. Fena şeylerden uzakta kalmak da, Yüce Allah'ın bir koruması olduğundan bir ismet sayılır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">İsmetin karşıtı; suçluluk ve günahkârlık halidir. İnsanın asıl güzelliği ve şerefi kazandığı ismet sayesindedir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">İffet</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Namus, perhizkârlık, nefsi hayvanî sarkıntılıklardan engellemek huyudur. Karşıtı "Fuhuş"dur. Namusa aykırı harekettir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Ruhların temizliği iffetledir. İffetsiz bir kimse, zehirli mikroplardan daha zararlı bir yaratıktır, kendisinden her halde uzaklaşmak gerekir. Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>"Allah'ım! Ben senden dünyam, dinim, ehlim ve malım hakkında iffet dilerim."</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Af</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Bağışlamak, suçtan geçmek, günahkâr kimse hakkında lâyık olduğu azarlamayı bir lûtuf olarak terk etmek anlamındadır. Safh da bir meseleden dolayı göz yummak, başa kakmamaktır ki, af ile beraber kullanılır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Af ve safh'ın karşıtı, intikam ve muahaza (azarlama) dır. İntikam ki, acı çıkarmak, fena bir işe karşı göğüs ferahlığı için diğer bir fena iş yapmaktan ibarettir, bazı şartlarla caiz olabilir. Fakat af ile muamele yapmak, şüphe yok ki daha iyidir. Affın zevki, intikamın zevkinden daha çoktur. Bir hadis-i şerifte buyurulmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><em><span style="color: black">"Yüce Allah bir kula af sebebiyle, izzetten başka bir şey arttırmaz."</span></em></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Bir şahsa karşı kalben tutulan bir buğz, öfke ve zarar verme arzusuna da "Kin" denir ki, bu da çok defa insanlığa uygun olmaz. Yalnız mukaddesata düşman olanlara karşı, kalbde devamlı bir kin ve düşmanlık beslenmesi gerekir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Ahd</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Söz vermektir. Gözetilmesi gereken sözleşmeye de "ahd" denir. Ahdin (sözleşmenin) gereğine uymak vacibdir. Verilen sözü yerine getirmemek bir zulümdür. İnsanlar verdikleri sözde durmalıdırlar. Bundan sorumludurlar. Verilen bir sözde, haklı bir sebeb olmaksızın durmamak insanın kıymetini ayaklar altına alacak kadar büyük bir alçaklıktır. Bir hadis-i şerifde şöyle buyurulmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><em><span style="color: black">"Ahdin güzelliği (verilen sözün yerine getirilmesi) imandandır."</span></em></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Fazl, Fazilet</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Üstünlüğe, iyilik ve ihsana, ilim ve marifete "fazl" denir. İlim ve irfan bakımından olan yüksek dereceye ve ahlâk görevlerine bağlanmak huyuna da "fazilet" denir. Fazlın karşıtı, kötülük, hasislik ve cehalettir. Faziletin karşıtı da, rezillik ve alçaklıktır. Faziletin çoğulu "fezail"dir. Hikmet, adalet, şecaat ve iffet sıfatlarına "Fezail-i asliye" adı verilmiştir. Bunlardan birçok faziletler doğar. İnsan, fazl ve faziletle vasıflanmalıdır. İnsanlık şerefi ancak bu sayede kazanılmış olur.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Fütüvvet</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Yiğitlik, nefis şerefi, iyilik ve cömertlik, dostların kusurlarını af ve bağışlama demektir. Bunun karşıtı, cebanet (korkaklık), zillet, hasislik ve tirkekliktir. Yiğitlik, sahibini dine ve iyiliğe aykırı işlerden korur, fedâkârlığa ve efendiliğe götürür. Onun için yiğitlikle (fütüvvetle) vasıflanmaya çalışmalıdır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Feraset</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Zihin uyanıklığı, bir şeyi çabukça anlayış kabiliyeti, bir insanın ahlâk ve davranışını yüzünden anlamak halidir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Feraset iki türlüdür: Biri, bir çeşit ilham eseridir ki, sebebi bilinmeksizin meydana gelir. Diğeri kazanılan bir haldir ki, çeşitli huylara dair bilgi edinmek sebebiyle olur.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Ferasetin karşıtı, belâhet (anlayışsızlık), zekâdan yoksunluktur. Ferasetli insanların yanında uyanık olmalı, edeb ve fazilete aykırı şeylerden kaçınmalıdır. "Müminin ferasetinden sakınınız; çünkü o, Allah'ın nuru ile bakar," buyurulmuştur.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Kadirşinaslık</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Herkesin gerçek yerini ve değerini bilip hakkında ona göre işlem yapmaktır. Karşıtı, Kadirnaşinaslık (değer bilmemezlik)dir. Sosyal hayatta, değer bilmenin büyük bir önemi vardır. Kıymet bilen milletler arasında ilim ve hüner sahipleri çoğalır. Kadir ve kıymet bilmeyen milletler de, bilgi ve marifetten yoksun kalırlar. Bir hadis-i şerifde şöyle buyurulmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><em><span style="color: black">"İnsanları kendi yerlerine indiriniz (herkese derecesine göre muamele ediniz)."</span></em></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Kanaat</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Kısmete razı olmak, yemek ve içmek gibi şeylerde tutumlu olarak orta bir halde hareket etmektir. Karşıtı, israf (savurganlık)dır. Kanaatı yanlış anlamamalıdır. Kanaat, mutlaka az ile yetinip tembellik içinde yaşamak değildir. Hırsla hareketten kaçınmak, başkalarının nimetlerine göz dikmeyip hakkına razı olmak ve bir gönül huzuru ile yaşamaktır. Birçok hırsızlıklar ve cinayetler, kanaatsızlığın sonucudur. Bir hadis-i şerifde buyrulmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><em><span style="color: black">"Kanaat tükenmez bir hazinedir."</span></em></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Gerçekten kanaat sahibi bir kimse, işini yoluna kor, başkalarına muhtaç olmaktan kurtulur. Hazinelere sahibmiş gibi, şeref ve huzur içinde yaşar. Diğer bir hadis-i şerifde de şöyle buyurmuştur.:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><em><span style="color: black">"Kanaat eden aziz olur, hırslı olan da zelil olur."</span></em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Herhangi bir işte bilinen miktarı aşmak bir israfdır. Bir şeyi boş yere dağıtmak, uygun olmayan yerlere harcamak bir tebzir (savurganlık) dır. Bir şeyin elde edilmesini hasislikle karışık bir şekilde isteyip durmak da tama'dır ki, bunlar kesinlikle kötü huylardır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Hırs'a gelince, bu da bir şey hakkında gösterilen aşırı bir istek ve meyilden ibarettir ki, iki türlü olur: Biri, adi şeyler hakkında olan hırstır ki, bu kötüdür. Kalbin ihtiyacından ve gevşekliğinden ileri gelir. Diğeri ise, yüksek ve güzel şeyler hakkındaki hırstır. Bu iyidir, ruhun iyiliğine ve himmetine delâlet eder.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Kerem</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Cömertlik, şeref, kıymetli şeyleri gönül hoşluğu ile vermek demektir. Bunun karşıtı, hasisliktir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Kerem, yüksek bir huy üzere yaratılmış insanlara ait bir özelliktir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Lutf</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">İyilik ve güzelliktir. Yumuşaklıkla ve okşama ile muamele yapmaktır ki, insanlık nişanıdır. Karşıtı, cevr (eziyet)dir ki, insanlığa yakışmaz. Yaratıklar hakkında gösterilen lûtuf ve kerem, yaratıcının yardımına kavuşmaya bir yoldur.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Lâtife, Mizah</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Şaka ve hoş duygulu söz demektir. Karşıtı, ciddiyet'dir. Sırf bir eğlence ve iltifat için yapılan ve hiç bir kimsenin gönlüne dokunmayan lâtifeler caizdir. Yeter ki hoş olsun, gereğinden fazla olmasın.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Lâtifenin çokluğu gülmeyi artırır, kalbi öldürür, heybeti giderir, düşmanlığa sebeb olur. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur: <em>"İnsan bir söz söylerken bununla yanındakiler gülüşürse, kendisi Süreyya'dan (yıldızdan) daha uzağa uçar gider.</em> " Şeref ve heybeti havaya gider, demektir. Bundan dolayı, bu gibi lâtifelerden çekinmelidir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Mübahat</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Öğünme, böbürlenme, maddî ve manevî bazı vasıflardan dolayı öğünmek demektir. Takdir edilmeye değer yüksek şeylere sahib olmaktan dolayı övünmede bulunmak caizdir. Fakat herhangi bir geçici varlıktan dolayı öğünmek, kendisini yüksek görmek asla caiz değildir. Böyle bir davranışa "Ucb, gurur, cahilce öğünme" denir ki, pek kötüdür.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><em><span style="color: black">"Üç şey helâk edicidir: Fazla cimrilik, kendisine uyulan heva (nefis arzusu), kişinin kendi nefsini beğenmesi."</span></em></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Metanet</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Sağlamlık, dayanıklık manasınadır. Deyim olarak: İnsanın fikrinde sabit olması, tutumunda kuvvetli ve inancında köklü bulunması demektir. Bunun karşıtı, gevşeklik ve kuvvetsizliktir. Hak uğrunda metanet göstermek, kıymetli bir huydur.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Medh</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Övmek, irade ile yapılan güzel işlerden dolayı dil ile övme demektir. Karşıtı, zem (yermek)dir. Birinin aleyhine fena sözler söylemek, onun kötü hallerini meydana koymaktır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Övgüye lâyık kimseleri övmek, cemiyet arasında fazilet ve kemalin artmasına sebep olabileceği için iyidir. Fakat övülmeye lâyık olmayanları övmek, gerçeğe aykırı, ahlâka zıd ve başkalarını aldatmaya sebeb olacağından pek kötüdür. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><em><span style="color: black">"Övücüleri gördüğünüz zaman yüzlerine toprak saçınız."</span></em></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Doğrusu, şahsî bir çıkar düşüncesi ile lâyık olmayanları övmeye kalkışanlâr, böyle bir muameleye hak kazanırlar. Herhangi bir insanı haksız yere yermek de haramdır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Müdara, Mümaşat</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Yüze gülmek, görünüşte dost olmak, insanlara karşı güzel davranışlarda bulunmak, başkalarının fikirlerine uyarcasına hareket etmek, sükûn ve anlayış üzere durmaktır. Din esaslarına uygun olarak yapılan müdara iyidir, başarıya sebebdir. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><em><span style="color: black">"İnsanlara müdara etmek bir sadakadır."</span></em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Diğer bir hadis-i şerif de şöyle:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><em><span style="color: black">"Ben farzlarla emrolunduğum gibi, insanlara müdara ile de emrolundum."</span></em></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Fakat güzel bir sonuç düşüncesiyle olmaksızın, herhangi bir kimsenin makamından ve servetinden dolayı yüzüne gülmek, ona müdarada bulunmak çok kötüdür. Böyle bir davranışa, temellük, tabasbus, müdahane (yağcılık), yaltaklanmak, dalkavukluk denir ki, insaniyete asla yakışmaz. Dince yasak, aklen de çirkindir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Muhabbet</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Sevgi, dostluk ve lezzet duyulan bir şeye gönlün meyletmesi demektir. Bunun karşıtı Buğz (nefret), düşmanlıktır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Muhabbetler iki türlüdür: Biri sebebi kaybolan muhabbetlerdir. Bir kimseyi yalnız dünyalığından dolayı sevmek. O dünyalık aradan kalkınca, muhabbet de aradan kalkar. Diğeri sebebi kaybolmayan muhabbettir. Herhangi bir insanı, yalnız Allah için sevmek gibi... Bu tür muhabbetler devam eder. İşte ahlâkça bir fazilet sayılan muhabbetlerden maksad da, bu tür sevgilerdir. Bir hadis-i şerifde şöyle buyurulmuştur: "Yüce Allah'a amellerin en sevgilisi, Allah için muhabbet ve Allah için buğzdur." Onun için insan Yüce Allah'ın sevdiği şeyleri sevmeli ve sevmediği şeyleri de sevmemelidir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Merhamet, Rahm</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Esirgemek, acımak, şefkat göstermek, çaresizlerin hallerine kalben acıyarak kendilerine yardımda bulunmak demektir. Merhamet, temiz ruhların bir süsüdür. Yalnız insanlara değil, hayvanlara da merhamet etmeli, acımalıdır. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><em><span style="color: black">"Yerde olanlara merhamet ediniz ki, gökte olanlar size merhamet etsin."</span></em></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Mürüvvet</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Erkeklik, insanlığa uygun olan şeyi yapmak, güzel görünen şeyleri alıp yerilmeyi gerektiren hallerden kaçınmak demektir. Bunun karşıtı, namerdliktir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Açıkca yapılmasından utanılacak bir işi, gizlice yapmamak da bir mürüvvet sayılır. Görülen bir iyiliği unutmamak ve fırsat düştükçe karşılığında iyilik yapmak da bir mürüvvet eseridir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Müşavere</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Danışma, bir işin hayırlı olup olmadığını anlamak için uygun görülen kimselerle görüşüp fikirlerini almak demektir. Karşıtı dediğim dediklik ve kendini beğenmişliktir. </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Müşavere bir sünnettir. İnsan danışma sonunda aydınlanır, bilmediği ve hatırına gelmeyen şeyleri öğrenir, tedbirli olarak hareket etmiş olur. Yalnız kendi fikri ile hareket eden, çok kez pişmanlık çeker. Bir hadis-i şerifin anlamı şöyledir:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><em><span style="color: black">"Müşavere eden (danışan), zarar görmemiştir."</span></em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Ancak kendisine danışılacak kimse, doğru sözlü, tecrübeli, danışılan iş üzerinde bilgili, hiddet ve gurur gibi hallerden beri olmalı düşüncesini olduğu gibi söylemekten çekinmemelidir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Muavenet, Teavün</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">İnsanların birbirine yardımda ve hizmette bulunmaları demektir. İnsanlar daima birbirlerinin yardımına muhtaçtırlar. İnsan, elinden gelen yardımı akrabasından ve dostlarından, din kardeşlerinden esirgememelidir. Ancak yardımlar iyi işlerde olmalıdır. Kötü işlerde yardımcı olmak günahtır, zarardır. Kur'an-ı Kerimde buyurulmuştur: "Birbirinize iyilik ve takva üzere yardım ediniz. Günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayınız."</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Minnet</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">İyilik etmek manasına geldiği gibi yapılan iyilikleri birer birer sayarak başa kakmak anlamına da gelir. Bu ikinci anlamda olan minnet, fena bir huydur, yapılan iyilikleri siler. Bir âyet-i kerimede buyurulmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><em><span style="color: black">"Ey müminler! Sadakalarınızı, minnet altında bırakarak ve eziyet ederek boşa çıkarmayın."</span></em></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Fakat iyilik edilen kimse nankör olursa, uyarılabilir, nankörlüğe son verilmesi kendisinden istenebilir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Namus</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Şeref, iffet, edeb, haya, emniyet ve istikamet gibi faziletlerin tümünden ibaret olan pek kıymetli bir vasıftır. Şeriata ve kanuna da namus denir. Melek Cibril-i Emîn'e Namus-i Ekber denilmiştir. Namusun karşıtı, iffet ve istikametten yoksun bulunmaktır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Namus, değişmeyen bir gerçektir. Onun bunun anlayışına göre değildir. İslâm ahlâk ve adâbına uymayan herhangi bir şeyin namus vasfı ile ilgisi yoktur. Onun için islâm ahlâkına uymayan şeylerden kaçınmak gerekir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Nifak</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">İki yüzlü olma, dil ile mümin veya dost görünüp kalbde küfür ve düşmanlığı gizlemek anlamındadır. Böyle bir insana Münafık, Zülvecheyn (iki yüzlü) denir. Bir hadis-i şerifde şöyle buyurulmuştur:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><em><span style="color: black">"İki yüzlü olan kimse, Allah katında bir mevki sahibi olamaz."</span></em></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Onun için insan samimi olmalı, dili kalbine, sözü de özüne uygun bulunmalıdır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Nemime</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Söz gezdirmek, köğuculuk yapmak, bir kimse aleyhine söylenen sözleri bir kötülük maksadı ile o kimseye ulaştırmak demektir. Bu çok kötü bir huydur. Bu yüzden nice dostların arası açılır, nice düşmanlıklar yüz gösterir. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur<em>: "Koğucu olan Cennet'e giremez."</em> Böyle bir müslüman azaba hak kazanır demektir. Doğrudan doğruya cennete girmeye lâyık olamaz. Ne büyük bir korkutma!.. Böyle çirkin bir halden Allah'a sığınırız.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Va'd</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Söz vermektir. Söz verilen bir şey, bir kimsenin yapacağına dair söz verdiği iştir. İnsan gerek olmadıkça bir şey için söz vermemelidir. Söz verince de "İnşallah" deyip onu yerine getirmelidir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Bir hadis-i şerifde şöyle buyurulmuştur<em>: "<strong>Va'd (verilen söz) borçtur. "Onun için, verilen sözü yerine getirmek insanlık borcudur."</strong></em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Vefa</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Verilen sözü yerine getirmek, borcu ödemek, din ve akla uygun olarak gereken şeyi yerine getirip altından çıkmak demektir. Bu pek şerefli bir görevdir. Karşıtı Hulf, caymak, sözünde durmamak, verilen sözü yerine getirmemektir ki, bu haramdır. Eski dostluğu korumaya da "Vefakârlık" denir. İnsan vefalı olmalı, dostluk haklarını unutmamalıdır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Vakar</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Ağırbaşlı olmak, yapılacak işlerde tedbirli ve yavaş davranmaktır. Bunun karşıtı "Hafiflik"dir. Samimi olan vakar, insanın kıymetini yükseltir. Bunun işareti, insanlar arasında ve yalnızlıktan eşit bir hal üzere bulunmaktır. Hafiflik ise, insanın şerefini giderir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Vakar, bir büyüklenme hali değildir. Düşünceden ve şerefi koruma duygusundan, ilmin ve hilmin kuvvetinden ileri gelir. Hafiflik ise, ahmaklık ve az akıllılık nişanıdır. Gereksiz yere öteye beriye bakıp durmak veya gidip gelmek, bazı organları oynatmak, her söze önemle kulak vermek, gereksiz sorular sormak, soru ve cevablarda acele etmek; elbise ve kıyafete gereğinden fazla düzen vermek hep hafiflik eseridir. Onun için insan, böyle hafif sayılacak hareketlerden kendisini korumalıdır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Himmet</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Yüksek bir irade, kalbin bütün ruh kuvveti ile Yüce Allah'a ve kutsal amaçlara yönelmesi demektir. Bunun karşıtı, huyun aşağılığı ve bayağı şeylere istek göstermesidir. İnsan himmetine göre yükselir. "Himmetin yüksekliği imandandır." Yüksek gayelere yetişmek arzusu, üstün bir himmetin nişanıdır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Daima yükseklik aynasına güzünü dik ki,</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Gözünden himmet nuru yansıyıp parlasın...</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: navy">Yüsr</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Kolaylık, zenginlik, bir şeyin yapılması veya yapılmaması üzerinde kolaylık göstermek demektir. Karşıtı, Usr (güçlük) sözüdür. Çetinlik demektir. İslâmda kolaylık bir esastır. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurmuşlardır:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><em>"Müjdeleyiniz, tiksindirmeyiniz. Kolaylık gösteriniz, güçleştirmeyiniz." </em></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Onun için insanların kalblerini sevindirmek, nefret doğuracak şeylerden kaçınmak ve insanlara her işte kolaylık göstermek esastır. Bir hadis-i şerifin yüksek anlamı şöyledir:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><em><span style="color: black">"Din kolaylıktır. Dinde üstünlük yarışına çıkan herhangi bir kimseye, din muhakkak üstün gelir."</span></em></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Artık kutsal İslâm dininin bütün insanlık için rahmet olan bu mübarek esasını güzelce bilmeli, onun her yönü ile kolay olan ve uygulanması çok uygun olan emirlerine ve hükümlerine gereği üzre bağlanmalıdır. Onun gösterdiği geniş ve nurlu yolu izlemeye çalışmalıdır. İnsan ancak bu şekilde selâmete ve hidayete kavuşur, mutluluğa erer. Bizleri böyle yüksek bir dine kavuşturan Yüce İlâhımıza ne kadar şükretsek yine kulluk görevimizin milyonda birini yerine getirmiş olamayız. Ancak onun ezelî ve ebedî olan yüce varlığına sığınarak kusurlarımızın ve günahlarımızın bize bağışlanmasını kırık bir duygu ile, değersiz bir ifade ile istirham eder, af ve keremlerine kavuşmayı şu değersiz ve günahkâr yalvarışımızla dileriz.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">"Övgü ve sevgi âlemlerin Rabbına, yardım ve teslimiyetler efendimiz Muhammed'e, soyundan gelenlere ve bütün sohbet dostlarına olsun."</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 295054, member: 1004566"] [B][COLOR=navy][FONT=Garamond]Gü[SIZE=3][FONT=tahoma]zel ve Çirkin Huylar [/FONT][/SIZE][/FONT][/COLOR][SIZE=3][FONT=tahoma] [COLOR=#000080]İttika [/COLOR][/FONT][/SIZE][/B][SIZE=3][FONT=tahoma]Yüce Allah'dan korkmak, haramdan ve şüpheli şeylerden sakınmaktır. Böyle bir hale "Takva" denir. Bunun sahibine de "Müttakî" denilir. Müttakî olan bir zat, güvenilir ve itimat edilir bir insan demektir. Ondan hiç bir kimseye zarar gelmez. İslâm önünde insanlar esasen birbirine eşittirler. Bunların seçkinliği ancak takva iledir. Kur'an-ı Kerimde buyurulmuştur: [B][I][COLOR=black]"Şüphe yok ki, Allah yanında en iyiniz, en çok müttakî olanınızdır." [/COLOR][/I][/B] İttikanın karşıtı fısk'dır, fücur'dur. Daha açığı, doğru yoldan çıkmak, Allah'a asi olmak, haram ve şüpheli şeylerden kaçınmamaktır. Böyle bir halin sonucu da felâkettir, azabdır. [B][COLOR=navy]Edeb[/COLOR][/B] Güzel terbiye ve güzel huylarla vasıflanmaktır, utanılacak şeylerden insanı koruyan bir hal demektir. Edeb, insan için büyük bir şereftir. Edebin karşıtı İsaet'dir ki, kötülük yapmak ve terbiyeye aykırı davranmak demektir. Edeb, insanın süsüdür. Edeb, insanı nefsin arzusuna uymaktan korur ve kurtarır. "İnsanın edebi, zehebinden (altınından) iyidir" denilmiştir. Edebden yoksun olan bir insan, bir toplum için zararlı mikroblardan daha tehlikelidir. [B][COLOR=navy]İhsan[/COLOR][/B] Bağışlama, iyilik etme, bahşiş verme, hayır olarak yapılması uygun olan bir şeyi yapma demektir. İhsan, adaletin üstünde bir faziletdir. Bir âyet-i kerimede buyurulmuştur: [B][I][COLOR=black]"İhsan ediniz; şübhe yok ki, Allah ihsan edenleri sever."[/COLOR][/I][/B] Diğer bir âyet-i kerimede de buyurulmuştur: [B][I][COLOR=black]"Yüce Allah sana ihsan ettiği gibi, sen de ihsan et."[/COLOR][/I][/B] [B][COLOR=navy]ihlâs[/COLOR][/B] Herhangi bir işi güzel bir niyetle ve saf bir kalb ile yapmak, işe başka bir şey karıştırmamaktır. Böyle bir hâle, "Hulûs" da denir, Yapılan görevlerin değerleri ihlâsa göre artar. İhlâsın karşıtı Riya (gösteriş)dir. Bir görevi yalnız bir gösteriş için veya maddî bir yarar için yapmaktır. Riyakâr bir insan, temiz ruhlu, iyi bir insan değildir. Yaptığı işlerin mükâfatını Allah'dan dilemeğe yüzü olmaz. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur: [B]"Şüphe yok ki Allah, sadece kendisi için yapılan ve kendi rızası için istenen bir işi kabul eder.[/B] [B][COLOR=navy]İstikamet[/COLOR][/B] Her işte doğruluk üzere bulunmak, adaletten ve doğruluktan ayrılmayıp din ve akıl çerçevesi içinde yürümek demektir. Din ve dünya görevlerini olduğu gibi yapmaya çalışan bir müslüman, tam istikamet sahibi bir insandır. Böyle bir insan toplumun en önemli bir organı sayılır. İstikametin karşıtı, hıyanettir ki, doğruluğu bırakıp verilen sözü gözetmemek, caymak, emanete riayet etmemektir, insanların haklarına tecavüz etmektir. Bir âyet-i kerimede, Peygamber Efendimize hibaten şöyle buyurulmuştur: [B][I][COLOR=black]"Emrolunduğun gibi istikamette bulun."[/COLOR][/I][/B] İşte bu âyet-i kerime, istikametin ne kadar önemli ve gerekli olduğunu göstermeğe yeter. [B][COLOR=navy]İtaat[/COLOR][/B] Üst amirin dince yasak olmayan emirlerini dinleyip ona göre yürümektir. Yüce Allah'ın buyruklarını dinleyip tutmak bir taattır. İnsanın mutluluğu da bu taata bağlıdır. Bunun karşıtı isyandır. Yüce Allah'ın emirlerini dinlemeyen bir insan günahkâr ve hayırsız bir kimsedir ki, kendisini tehlikeye atmış olur. Artık böyle bir kimseden insanlık ne bekleyebilir: Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulmuştur: [B][I][COLOR=black]"Allah'a itaat ediniz; Allah'ın Peygamberine de, sizden olan idarecilere de itaat ediniz."[/COLOR][/I][/B] [B][COLOR=navy]İtimad[/COLOR][/B] Güvenmek ve emniyet etmek, bir şeye kalben güvenip dayanmak demektir. Halkın güvenini kazanmak bir başarı eseridir. İktisadî ve içtimaî hayatın devamı itimadın varlığına bağlıdır. Onun için insan, güzel ve doğru hareketleriyle herkesin güvenini kazanmaya çalışmalıdır. İtimada aykırı olan şey, hiyanettir, işi kötüye kullanmaktır ki, bunun sonucu pek korkunçtur. [B][COLOR=navy]İktisad[/COLOR][/B] Her işte denge üzerinde bulunmaktır. Gereğinden fazla veya noksan harcama yapmaktan kaçınmaktır. İnsan iktisada uyma sayesinde rahat yaşar. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur: [I][COLOR=black]"İktisad üzere bulunan fakir olmaz."[/COLOR][/I] İktisadın karşıtı israf'dır, aşırı gitmektir. İsraf, yemek, içmek, giyinip gezmek gibi işlerde belli bir ölçüyü aşmaktır ki, haramdır. Ferdlerin ve cemiyetlerin yıkılmasına sebebdir. Bunun içindir ki, Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulmuştur: [B][I][COLOR=black]"Allah israf edenleri sevmez."[/COLOR][/I][/B] Bir de "Takdîr" vardır ki, bir şeyi gereğinden çok fazla kısmaktır. Bu da uygun değildir. [B][COLOR=navy]Ülfet[/COLOR][/B] Uygun kimselerle güzel bir şekilde görüşüp konuşmak demektir. İnsanlar devamlı olarak yalnız başlarına yaşayamazlar. Birbirleri ile görüşmek zorundadırlar. Güzel bir ahlâka sahib olan kimse, herkesle güzel görüşür, onların sevgisini kazanır. Bu hale, "Ünsiyet" de denir. Bunun karşıtı "Uzlet" kenara çekilmek, yalnız başına kalmak, herkesten uzaklaşmaktır. Herkesle görüşmek uygun olmadığı gibi, herkesten kaçınmak da uygun değildir. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur: [I][COLOR=black]"Mümin ülfet eder ve ülfet olunur. Ülfet etmeyen ve ülfet olunmayan kimsede ise hayır yoktur. İnsanların hayırlısı, insanlar için hayırlı olanıdır."[/COLOR][/I] [B][COLOR=navy]Emniyet[/COLOR][/B] Bir şeye güvenmek manasına geldiği gibi, insanda doğruluktan ileri gelen bir huy anlamına da gelir. İnsanların sırlarını ve mallarını güzelce saklamak da, bir emniyet halidir. Emniyetin karşılığı "Hiyanettir" sözünde durmamaktır. Ferdleri arasında emniyet bulunmayan bir toplum geleceğinden güven içinde bulunamaz. Emniyeti kötüye kullanmak münafıklık alâmetidir. Bir hadis-i şerifde şöyle buyurulmuştur: [I][COLOR=black]"Münafıkın alâmeti üçtür: Konuşunca yalan söyler, söz verince cayar, emanet edilince hiyanette bulunur."[/COLOR][/I] [B][COLOR=navy]İnsaf[/COLOR][/B] Adalet içinde hareket etmek ve gerçeği kabul etmektir. İnsaf, ciddî ve iyi huylu bir insanın alâmetidir. Bunun karşılığı zulümdür, haksızlık etmektir, hak olan şeyi inkârdır. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur: [I][COLOR=black]"İnsaf dinin yarısıdır."[/COLOR][/I] Çünkü gerçek din, faydalı olan şeylerin kabul edilerek yapılması ve zararlı şeylerden sakınılması demektir. İnsaf sahibi olan kimse, muhakkak dinin yarısını teşkil eden o yararlı şeyleri anlar ve kabullenir. Böylece insaf, kendisinde dinin yarısı gibi sayılır. [B][COLOR=navy]Beşaşet[/COLOR][/B] Güleryüzlü olmak ve hoş bir hale sahib olmak demektir. Beşaşet, ruhtaki saflık ve neş'enin yüzde parıltısı demektir. Karşılığı Ubuset yüz ekşiliğidir. İnsan daima güler yüzlü olmalı, hiç kimseye karşı çatık kaşlı bulunmamalıdır. Güleryüzlülük bir sadaka ve bahşiş sayılır. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur. [/FONT][/SIZE][CENTER][CENTER][SIZE=3][FONT=tahoma][B][I][COLOR=black]"Allah muhakkak ki yumuşak huylu ve parlak yüzlü kulunu sever."[/COLOR][/I][/B][/FONT][/SIZE][/CENTER] [/CENTER] [SIZE=3][FONT=tahoma] [B][COLOR=navy]Te'dib[/COLOR][/B] Terbiye etmek, edeb ve ahlâk üzere yetiştirmek demektir. Bunun karşıtı da, terbiyeyi terk etmek, yapmamaktır. Terbiye işinde asla gevşeklik yapmamalıdır. Kendi çocuklarını güzelce terbiye etmeye çalışmak, her aile idarecileri için vacib olan bir görevdir. Burada yapılacak dikkatsizliğin zararları yalnız bir aileye ve ferde değil, koca bir topluma aittir. Denmiştir ki: "Baba ile ananın terbiye etmediğini, gece ile gündüz (zaman) terbiye eder. Zamanın terbiye etmediğini de, Cehennem terbiye eder." [B][COLOR=navy]Teenni[/COLOR][/B] Bir işte acele etmeyip düşünerek hareket etmektir. Böyle bir davranışa "Teüde"de denir. Vakti gelip çatan hayırlı bir iş için teenniye (yavaş davranmaya) gerek yoktur. Fakat henüz zamanı gelmeyen bir iş içinde acele etmek, pişmanlık doğuracağından doğru değildir. Teenni'nin karşıtı istical, acele etmektir. Bir şeyi zamanından önce elde etmeğe çalışmaktır. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur: [/FONT][/SIZE][CENTER][CENTER][SIZE=3][FONT=tahoma][B][I][COLOR=black]"Yavaş davranmak (teennî) Rahman'dan, acele ise Şeytandandır."[/COLOR][/I][/B][/FONT][/SIZE][/CENTER] [/CENTER] [SIZE=3][FONT=tahoma] Diğer bir hadis-i şerifde de şöyle buyurulmuştur: [I][COLOR=black]"[B]Âhiret işi müstesna, her işte yavaş ve tedbirli davranmak hayırlıdır."[/B][/COLOR][/I] [B][COLOR=navy]Ta'zîm[/COLOR][/B] Hürmete değer bir kimse hakkında, büyük sayıldığını gösterecek şekilde güzel bir davranışta bulunmak demektir. Bunun karşıtı "Tahkîr"dir, küçümseme hareketidir ki, asla caiz değildir. İlim, edeb ve yaş bakımından bizden büyük olanlara saygı göstermek, bizden küçük olanlara da sevgi göstermek bizim için bir görevdir. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur: [I][COLOR=black]"Bizim büyüklerimize saygı göstermeyen ve küçüklerimize merhamet etmeyen bizden değildir."[/COLOR][/I] [B][COLOR=navy]Tefe'ül[/COLOR][/B] Bir şeyi uğur saymak, bir olayı bir hayrın başlangıcı görmektir. Bu güzel bir zan işi olduğundan iyidir. Bunun karşıtı "Teşe'üm ve Tatayyür"dür. Bu da bir şeyi uğursuz görmek, nefsin nefret duyduğu bir işi uğursuzluğa bir alâmet saymak demektir. Bir kuşun ötüşünü veya bir tarafa uçuşunu uğursuzluğa yormak gibi... Bu ise, kötü bir zan ve kuruntu eseri olduğundan caiz değildir. Herhangi bir olaydan uğursuzluk hükmü çıkararak ümitsizliğe ve kuruntuya saplanmak doğru değildir. Bazı günlere ve zamanlara uğursuzluk yorumunda bulunmak da uygun değildir. Peygamber Efendimiz buyurmuştur: [B][I][COLOR=black]"Hayıra yorma, güzel söz, temiz lâf hoşuma gider."[/COLOR][/I] [/B] İnsan hayırlı söz söylemeli, fena ve uğursuz sözlerden dilini korumalıdır. [B][COLOR=navy]Tefekkür[/COLOR][/B] Düşünmek ve bir iş üzerinde fikri geliştirmek demektir. Yüce Allah'ın kudretine delâlet eden varlıkları düşünmeye dalmak bir ibadettir. Birçok maddî ve manevî buluşlar ve yükselmeler hep tefekkür (düşünme) sayesinde olmuştur. Tefekkürün karşıtı, Gaflet'tir. Düşünceden yoksun olmaktır ki, insana asla yakışmaz. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur: [I][COLOR=black]"[B]Yüce Allah'ın yaratmış olduğu şeyler üzerinde düşününüz; fakat Allah'ın zatı hakkında düşünmeyiniz, helâk olursunuz."[/B][/COLOR][/I] [B][COLOR=navy]Tevazu[/COLOR][/B] Kendini büyük görmemek, bulunduğu dereceden daha aşağı derecede saymaktır. Bunun karşıtı "Tekebbür"dür, "Tecebbür"dür. Kendini büyük görmek, bulunduğu derecenin çok üstünde saymak, geçici şeylere güvenerek ona buna çalım satmak ve gururlanmaktır ki, çok kötü bir huydur. Bir hadis-i şerif şu anlamdadır: [I][COLOR=black]"[B]Yüce Allah ölçülü davrananı zengin eder, israf edeni de fakir düşürür. Tevazu göstereni yükseltir, büyüklenen kimseyi de kırıp geçirir."[/B][/COLOR][/I] [B][COLOR=navy]Tevekkül[/COLOR][/B] Allah'a güvenmek, kulluk görevini yaptıktan sonra başarıyı Allah'dan beklemek ve insan gücünün yetişemediği şeyleri Yüce Allah'a bırakıp ümitsizliğe ve keder içine düşmemektir. Tevekkülden yoksun olmak büyük bir noksanlıktır. Bir mümin bilir ki, herhangi bir işin elde edilmesi için, sadece sebeblerin varlığı yeterli değildir. Allah'ın dilemediği bir iş; hiç bir zaman meydana gelemez. O'nun dilediği bir şeyi de hiç kimse engelleyemez. Bununla beraber tevekkül, sebeblere sarılmaya engel değildir. Yüce Allah olayları birer sebebe bağlamıştır. Bu konuda İlâhî kanunlara uymak gerekir. Peygamber Efendimiz, devesini bir şeye bağlamaksızın dışarıda bırakıp Peygamberin huzuruna gelen Amr ibni Umeyye'ye şöyle buyurmuştur: [B]"Deveni bağla da, tevekkül et." [/B] [B][COLOR=navy]Sebat[/COLOR][/B] Sözde durmak, verilen sözü yerine getirmek, bir işte, bir inançta veya bir düşüncede kararlı bulunmak demektir. "Sabit (kararlı) olanlar nabit (başarılı) olurlar" sözü meşhurdur. Sebat başarının bir şartıdır. Doğrusu hayırlı ve hakka bağlı olan işlerde sebat etmek bir fazilettir. Faydasız olan boş şeylerde sebat göstermek ise, aklın noksanlığına ve insafın yokluğuna delâlet edeceği için büyük bir kusurdur. [B][COLOR=navy]Cûd[/COLOR][/B] Cömert davranmak, insanlara ihtiyaçlarını bildirmelerine meydan vermeksizin ihsan ve ikramda bulunmaktır. Verilmesi uygun olan şeyleri, uygun yerlere kolayca vermek huyudur ki, buna sehavet de denir. Cûd ve seha (cömertlik), insana yaraşan iyi bir huydur. Bunların karşıtı, hasislik, cimrilik ve tama'dır ki, insanlara asla yakışmaz. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur: [/FONT][/SIZE][CENTER][CENTER][SIZE=3][FONT=tahoma][B][I][COLOR=black] "Cömert kimsenin yemeği şifadır. Hasis (cimri) kimsenin yemeği de hastalıktır."[/COLOR][/I][/B][/FONT][/SIZE][/CENTER] [/CENTER] [SIZE=3][FONT=tahoma] [B][COLOR=navy]Hazm[/COLOR][/B] Anlayışla yürümek, tedbirli davranmak ve sonucu bilinmeyen şeylere hemen atılmamaktır. Karşıtı, tedbirsizliktir. Tedbirli hareket edenler pişmanlık duymazlar. Bununla beraber hazm (ihtiyatlı bulunmak), bazan kötü kuruntulardan da ileri gelir. Onun için hazm deyip de teşebbüste tereddüt ve kuruntuya düşmemelidir. Onun için bir hadis-i şerifde şöyle buyurulmuştur: [I][COLOR=black]"Hazm bir kötüzan'dır."[/COLOR][/I] [B][COLOR=navy]Hüsnüzan[/COLOR][/B] Güzel sanma veya bir şeyin iyiliği üzerinde inanç beslemedir. Bunun karşıtı Suizan (kötü sanma)dır. İnsan kötüzan beslemekle hiç bir zaman aşırı gitmemelidir. Hiç kimse hakkında da yok yere kötüzanda bulunmamalıdır. Doğrusu, herhangi bir kimse hakkında körü körüne "Pek iyi bir insandır" diye hüküm vermek de hüsnü zannı kötüye kullanmak olacağından iyi bir davranış değildir. Onun bunun işlerini araştırmak, kusurlarını öğrenme arzusunda bulunmak, tecessüs denilen, kötüzandan doğan ve ahlâka aykırı olan bir harekettir ve haramdır. Bunun hakkında Kur'an-ı Kerimde buyurulmuştur: [B][I][COLOR=black]"Şüphe yok ki, zannın bir kısmı günahtır."[/COLOR][/I][/B] [B][COLOR=navy]Hıfz-ı Lisan[/COLOR][/B] Dili gereksiz sözlerden koruyup ihtiyaçtan fazla söz söylememek halidir ki, çok iyidir. Bunun karşıtı "Malâyani" denilen faydasız şeylerle uğraşmak ve ağıza gelen her şeyi söylemektir. Akıllı olanlar çok kez susarlar. Gerek görülmedikçe söz söylemek istemezler. Susmak çok güzel bir şeydir. Yeter ki, bir hakkın kaybolmasına veya bir gerçeğin yanlış anlaşılmasına sebebiyet vermiş olmasın. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurmuşlardır: [B][I][COLOR=black]"Her kim Allah'a ve âhiret gününe iman ediyorsa hayır söylesin veya sussun."[/COLOR][/I] [/B] [B][COLOR=navy]Hakk[/COLOR][/B] Yüce Allah'ın mübarek bir ismidir. Her doğru olan ve değişmeyen şeye de hak denir. Bunun karşıtı "Batıl" sözüdür. Herkesin meşru bir şekilde elinde bulundurduğu yetkiye veya mülke de hak denilmiştir. Bunun çoğulu "Hukuk"dur. Her hak karşılığında bir görev vardır. Bir insan hayat (yaşama) hakkına, namus ve şeref hakkına sahibdir. Bunlara hiç kimsenin tecavüz hakkı yoktur. Her insan karşılıklı olarak bu hakka sahib olduğu için herkes karşısındakinin hakkını kabul ve ona uygun hareket etmekle görevlidir ve bu görevleri korumakla yükümlüdür. Bu haklara tecavüz haramdır, cezayı gerektirir. Toplum düzenine engel olur. Hak hiç bir zaman değişmez. Hakka, kuvvet ve diğer şeyler üstün gelemez. Geçici olarak kaybolan bir hak, bir gün dünyada değilse bile âhirette meydana çıkacaktır. [B][COLOR=navy]Hikmet[/COLOR][/B] İlim ile amelin birleşmesinden meydana gelen yüksek bir sıfattır. Bilmeyen veya bildiği ile amel etmeyen kimse hikmet sahibi değildir. Her şeyin aslını öğrenmek için edinilen bilgiye de hikmet denir. Adâba, ahlâka, öğütlere ait güzel sözlere ve fıkralara da hikmet denir. Hikmet sahibi olan insanda, zekâ, ezberleme, güzel düşünme, kolaylıkla öğrenme, açık zihin, iyi anlayış ve kavramları hafızada tutma gibi duygular belirir. Bir âyet-i kerimede buyurulmuştur: [B][I][COLOR=black]"Kendisine hikmet verilen kimseye, muhakkak birçok hayır verilmiş olur."[/COLOR][/I][/B] Bir hadis-i şerif de şöyle: [B][I][COLOR=black]"Hikmet, müminin yitiğidir. [/COLOR][COLOR=black]Onu nerede bulursa alır."[/COLOR][/I] [/B] [B][COLOR=navy]Hilm[/COLOR][/B] Şiddete sabredip tahammül etmek, öfke ateşini söndürmek ve nefsi heyecandan korumaktır. Yerinde yapılan böyle bir davranış büyük bir fazilettir. Bunun karşıtı "Hiddet, tehevvür"dür. Bu da bir öfke, titizlik ve kızgınlık halidir. Hoşa gitmeyen bir olaydan dolayı gazab kuvvetinin parlayıp meydana çıkmasıdır. Kızgınlık ve darılma halleri, kalbdeki kanın taşması zamanında meydana gelen bir nefis değişikliğidir ki, haksız yere olunca bir kusur sayılır, pişmanlığı gerektirir. Fakat akla uyarak haksızlığa karşı olan bir öfke iyidir. Çünkü kutsal inançlar bununla korunur. Hilm, ilim ve hikmete bağlı olmalıdır. Bir hadis-i şerifde şöyle buyurulmuştur: [B][I][COLOR=black]"Hiç bir şeyin bir kimsede birleşmesi ilimle hilmin birleşmesinden daha üstün olamaz."[/COLOR][/I] [/B] [B][COLOR=navy]Hamiyet[/COLOR][/B] Kutsal şeyleri ve milletin haklarını gözetmek, namus ve şerefi suçlamadan koruma üzerinde gösterilen ve fikirleri korumak yolunda gösterilen çabaya "Cahilce hamiyet" denir ki, bu pek kötüdür. [B][COLOR=navy]Haya[/COLOR][/B] Utanma, hicab, ar, namus manalarına gelir. Çirkin şeylerden nefsin darlanması, edebe aykırı bir işin meydana çıkmasından dolayı kalbin duygulanıp sıkıntı içinde kalması demektir. Bunun eseri hemen yüzde belirmeye başlar. Haya pek güzel bir huydur. Bunun karşıtı Vakahat (utanmazlık)tır. Batılı hak şeklinde görüp çekinmeksizin onu yapmaktır. Hayasızlık, insanı insanlıktan çıkarır, hayvanlardan daha aşağı düşürür. Bir hadis-i şerifin anlamı şöyle: [B][I][COLOR=black]"Haya imandan bir bölümdür. İnsanlardan utanmayan Allah'dan da utanmaz."[/COLOR][/I] [/B] [B][COLOR=navy]Huşu[/COLOR][/B] Tevazu göstermek, hakka boyun eğmek, korku ile sevgi karışımı olan saygılı bir tavır takınmak demektir. Karşıtı, gaflet içinde kendini büyük görme, kalb huzurundan yoksun olmadır. Bir ibadetin değeri, huşua olan yakınlığı nisbetinde artar. Haşyet de, saygı ile karışık kalble ilgili bir korkudur. Allah korkusuna "Haşyetullah" denir. Kalbinde Allah korkusu bulunmayan kimsenin her çeşit fenalığı yapması mümkündür. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur: [B][I][COLOR=black]"Hikmetin başı Allah korkusudur."[/COLOR][/I] [/B] Yüce Allah'ın kudret ve azametini düşünen her müminin kalbinde Allah korkusu parlar ve onu daima iyiliğe götürür. [B][COLOR=navy]Hayır[/COLOR][/B] İyilik demektir. Her helal olan mal ve yarar da bir hayırdır, Allah'ın ihsanıdır. Allah rızasını kazanmaya sebeb olan her güzel iş bir hayırdır. Geçerli olan asıl hayır da budur. Hayrın karşıtı "Şerr"dir. Hakka ve yaratılışa uymayan ve kötü bir sonucu gerektiren her şey bir şerdir, fenalıktır. Herkes için iyilik istemeye "hayırhahlık" denir. Bu ruhun temizliğinden ileri gelir. Bütün hayır müesseseleri, hayırseverliğin bir eseridir. Başkasının fenalığını istemek de, "Bedhahlık"tır. Bu, bir ruh hastalığıdır ki, sahibinin kötü kimse olduğuna bir alâmettir. İşte "hased", çekememezlik ve kıskançlık denilen kötü hal, bu kötülükseverlikten başkası değildir. Başkasının hak kazanarak elde ettiği nimetlerden rahatsız olup da o nimetlerin kaybolmasını istemek bir hasedden ibarettir. Bu pek fena bir huy olduğundan bundan çok sakınmalıdır. Bir hadis-i şerifde şöyle buyurulmuştur: [B][I][COLOR=black]"Hasedden kaçınınız; çünkü ateş, odunları yakıp bitirdiği gibi, hased de güzel işleri (salih amelleri) yer bitirir."[/COLOR][/I] [/B] Kötülüğe alet olan bir varlığın kaybolmasını istemek hased sayılmaz. Yine başkasının elde ettiği bir nimetin benzerine kavuşmayı istemek de hased değildir. Bu isteğe "Gıbta ve Münafese" denir ki, bazı hallerde caizdir. Yüksek bir alimin ilmine ve faziletine gıbta edilmesi (imrenilmesi) gibi... [B][COLOR=navy]Dostluk[/COLOR][/B] İki ve daha çok kimseler arasında meydana gelen samimi bir sevgi ve bağlılık demektir. Allah için olan dostluk devam eder. Dünya için olan dostluk da bir akan yıldız gibi parlayıp söner. Dostluğun karşıtı, düşmanlık, davet ve kindarlıktır. Bütün müslümanlar birbirine dosttur. Çünkü aralarında sönmeyen bir din kardeşliği vardır. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) ümmetine şöyle emretmiştir: [I][COLOR=black]"Birbirinize kin tutmayınız, hased (kıskançlık) etmeyiniz, birbirinizden yüz çevirmeyiniz, ey Allah'ın kulları!... Kardeş olunuz. Bir müslümanın müslüman kardeşine üç günden çok dargın kalması helal olmaz."[/COLOR][/I] Başkasının bir kederinden ötürü sevinmek de bir düşmanlık eseri olduğundan caiz değildir. Buna "Şematet" denir. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur: [I][COLOR=black]"[B]Kardeşin için şematet eyleme (kötü haline sevinme); sonra Allah ona merhamet eder de, seni belâya düşürür."[/B][/COLOR][/I] [B][COLOR=navy]Diyanet[/COLOR][/B] Dindarlık yapmak, dinin kutsal emirlerine uyarak gereği üzere hareket etmektir. Karşıtı dinsizliktir, din hükümlerine aykırı davranmaktır, bütün fenalıkların en büyük kaynağıdır. İnsanların kurtuluşu, temiz bir halde yaşayışı ve mutluluğa ermesi, ancak diyanet sayesindedir. Diyanet doğuştan vardır. Gerek ferdler için ve gerekse cemiyetler için zorunludur. Onun için diyanete sımsıkı sarılmalıdır. Bu, insanlığın yararı ve selâmeti bakımından son derece gereklidir. [B][COLOR=navy]Zikir[/COLOR][/B] Anmak ve hatırlamak manasınadır. Yüce Allah'ın kutsal isimlerini anmak vacib olan bir görevdir, en yüksek bir zikirdir. Yüce Allah'ı zikretmek, ya büyüklüğünü düşünmekle olur ki, bundan yüceltme ve tazim meydana gelir. Ya da Allah'ın sonsuz kudretini düşünmekle olur. Bundan da korku ve hüzün doğar. Bir de nimetlerini anmakla olur ki, bundan şükür ve hamd meydana gelir. Yahut pek acaib ve üstün olan eserlerini düşünmekle olur. Bundan da uyanma ve ibret alma yüz gösterir. Zikrin karşıtı, "Nisyan (unutma)"dır. Yüce Allah'ın mübarek isimleri ile kulun gönlünü süslememesidir. Bu çok acınacak bir dalgınlık eseridir. Bir âyet-i kerimede şöyle buyurulmuştur: [B][I][COLOR=black]"Allah'ı çok zikrediniz ki, kurtulabilesiniz."[/COLOR][/I][/B] Bir hadis-i şerifde de[I]: "Zikrin en faziletlisi Lâ ilâhe İllallah'dır. Duanın da en faziletlisi Elhamdülillah'dır, "[/I] buyurulmuştur. [B][COLOR=navy]Rıza[/COLOR][/B] Hoşnut olmak, uygunluk göstermek herhangi bir hükmü veya işi kalben hoş görüp kabul etmektir. Bunun karşıtı kabul etmemek, red etmek, itiraz etmektir. Yüce Allah'ın her hükmüne ve her takdirine razı olmak bir kulluk görevidir. Gerçek olan bir şeye razı olmamak bir ahmaklık işareti olduğu gibi, batıl bir şeye razı olmak da bir taşkınlık ve isyan eseridir. Bir hadis-i şerifde şöyle buyurulmuştur: [B][I][COLOR=black]"Allah bir kulu severse, yalvarmasını dinlemek için onu bir sıkıntıyla sınar."[/COLOR][/I] [/B] [B][COLOR=navy]Rıfk[/COLOR][/B] Yumuşaklık, yavaşlık, nezaket ve tatlılıkla iş yapmak, sonu güzel olan bir şeye güzelce boyun eğmek anlamındadır. Bunun karşıtı "Unf (şiddet), sertlik kabalık"dır ki, katı yürekli olmaktan, sertlik göstermekten, nezakete aykırı davranmaktan ibarettir. İnsan, yumuşaklık sayesinde en güç neticeleri elde edebilir. Düşmanca davranmak yüzünden de, elde edilmesi pek yakın olan şeyleri imkânsız bir hale getirmiş olur. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur: [B][I][COLOR=black]"Şüphesiz ki, Allah; yumuşak huyludur ve yumuşak huyluluğu sever. Ve sertlik üzerine vermediği şeyi yumuşak huyluluk üzerine verir."[/COLOR][/I] [/B] Diğer bir hadis-i şerifde de şöyle buyurmuştur: [B][I][COLOR=black]"Yumuşaklıktan yoksun olan, hayırdan da yoksun bulunur."[/COLOR][/I] [/B] [B][COLOR=navy]Sa'y[/COLOR][/B] Çalışmak, bir maksadın elde edilmesi için gereken gücü harcamaktır. Karşıtı "Atalet, bataet, meskenet (gevşeklik, miskinlik, umursamazlık)"dır. Bu İslâm ruhuna asla uygun değildir. İnsan hak olan şeyleri elde etmek için düzenli bir çalışma ve gayret sahibi olmalıdır. Bütün ilerlemeler gayret ve çalışmanın neticesidir. Kur'an-ı Kerimde buyurulmuştur: [B][I][COLOR=black]"İnsan için çalıştığından başkası yoktur."[/COLOR][/I][/B] [B][COLOR=navy]Ayıpları Örtmek[/COLOR][/B] İnsanların kusurlarını örtmek, görmemezlikten gelmek, başkalarına açıklamamak demektir. Karşıtı "Kusurları yayma"dır. Başkalarının kusurlarını arkalarından söylemek gıybettir. Öyle ki, bir kimsenin arkasından boyuna, elbisesine, yiyip içmesine, gezip yürümesine varıncaya kadar bir kusurunu dil göz veya el ile işaret ederek göstermek de bir gıybettir. Çünkü bunları öğrenince üzüleceğinde şübhe yoktur. Başkalarına, yapmadıkları kusurları yüklemek de iftiradır, buhtandır. Bunlar İslâm terbiyesine aykırıdır, kesinlikle haramdır. Bir hadis-i şerifde şöyle buyurulmuştur: [B][I][COLOR=black]"Ne mutlu o kimseye ki, kendi kusuru kendisine, başkalarının kusurlarını görmeye zaman bırakmaz."[/COLOR][/I] [/B] Onun için insan, kendi kusurunu görüp onu düzeltmeye çalışmalıdır. Ancak uygunsuz işleri hiç çekinmeksizin yapıp duran günâhkar kimselerin bu çirkin hallerini arkalarından söylemek gıybet sayılmaz. Bu söyleme ile çirkin işler kötülenmiş ve başkaları bundan korunmuş olur. Bir İslâm toplumuna karşı, küstahça hareket ederek ahlâka uymayan şeyleri açıkca yapıp duran kimselerin bu rezaletini söylemek, toplumsal anlayışın güzel bir tepkisidir. Yeter ki, bu söyleyiş şahsî bir kırgınlık neticesi olmasın. Gıybetin sorumluluğundan kurtulmak için, mümkünse gıybet edilen kimseden helallık dilemeli, özür dilemelidir. Bazı alimlere göre, yapılan gıybetten pişman olup istiğfarda bulunmak yeterlidir. Çünkü durumu haber verip gıybet edilen kimseden helallik dilemek, bir üzüntüye, bir dargınlığa sebebiyet vermiş olabilir. Ancak o kimse bu gıybetten haberdar olmuşsa, o zaman kendisinden özür dileyerek helallık istemek gerekir. İki dargının özür dilemek için musafaha yapması (görüşüp el sıkışması) helallaşmak sayılır. [B][COLOR=navy]Şecaât[/COLOR][/B] Yiğitlik, kahramanlık, kalb metinliği, gereğinde tehlikelere atılabilme özelliği demektir. Karşıtı "Cebanet (korkaklık)"dır. Hak yolunda mukaddesatı korumak için gösterilen yiğitlik (şecaat), çok kıymetli bir huydur. [B][COLOR=navy]Şefkat[/COLOR][/B] Korku ile karışık merhametten ileri gelen acıyıp esirgeme halidir. Başkalarının başına gelen veya gelmesi düşünülen fena bir hal karşısında kendisini gösterir. Bunun karşıtı merhamet ve yumuşaklık duygusundan yoksunluktur ki, pek kötü bir huydur. Şefkat, temiz ve saf kalblerin bir özelliğidir. İslâmda, "Yüce Allah'ın emirlerine saygı, yaratıklarına şefkat" büyük bir esastır. [B][COLOR=navy]Şükür[/COLOR][/B] Görülen iyiliğe karşı, söz veya işle memnuniyet göstermek ve yapılan iyiliğin kıymetini bildirmektir. Görülen bir iyiliği överek anmak da bir şükürdür. Karşıtı "Küfran-ı nimet (nimeti inkâr)"dır. Biz her an binlerce nimetlerine kavuştuğumuz Yüce Allah'a şükretmeğe borçlu bulunduğumuz gibi, iyiliğini gördüğümüz kimselere karşı da teşekkür etmeğe borçluyuz. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur: [B][I][COLOR=black]"İnsanlara şükretmeyen, Allah'a da şükretmez."[/COLOR][/I] [/B] [B][COLOR=navy]Şehvet[/COLOR][/B] İstek, nefse uygun olan bir şeyi istemek, hayat hareketi için insanların birbirlerine karşı olan doğal meyilleri demektir: Dinde yasak olmayan bir şey hakkında kararınca bir şehvet ve meyil iyidir. Dinde yasak olan bir şey hakkında ise, şehvet hayvanî bir hal olduğundan pek kötüdür, zararlıdır. Bundan kaçınmak gerekir. Heva, boşuna arzu, meşru bir sebeb olmaksızın nefsin bir şeye meyletmesidir. Heves de, bir şey üzerinde gösterilen ham ve noksan bir aşk ve sevda demektir. Bunların ikisi de iyi değildir. İnsanın feyiz ve şerefine engel olurlar. Peygamber Efendimiz şöyle dua ederlerdi: [B] [I][COLOR=black]"Ya Rabbi! Beni ahlâkın çirkin olanlarından ve hevalardan uzak bulundur."[/COLOR][/I] [/B] [B][COLOR=navy]Sabır[/COLOR][/B] Acıya katlanmak, bedene uygun düşmeyen hallere telâş göstermeksizin karşı koymaktır. Bunun karşıtı sabırsızlık (ceze') dir. İnsan yaşadıkça birtakım acı olaylar karşısında kalır. İşte bunlara karşı sabretmek gerekir. Bir âyet-i kerimede de: [B][I]"Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir,"[/I][/B] buyurulmuştur. Sabrın sonu selâmettir, başarıdır. Sabır acıdır; fakat sonucu tatlıdır. Sabırsızlık ruhun gevşekliğinden ileri gelir. Ancak, dine uymayan şeyler hakkında sabır caiz değildir. Bunlara karşı kalben bir acı duyulması ve mümkün ise mücadele yapılması gerekir. Savulması mümkün olan kötülüklere veya ihtiyaçlara katlanmak sabır değil, bir acziyet ve miskinliktir. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurmuşlardır: [B][I][COLOR=black]"Allah'ım! Ben acziyetten ve tenbellikten sana sığınırım."[/COLOR][/I] [/B] [B][COLOR=navy]Sadakat[/COLOR][/B] Doğruluk, gerçeğe uygun olan doğru sözdür. Garaz lekesinden temizlenmiş ve her yönden halis olan bir dostluk da sadakatdır. Herhangi bir doğruluğa da sadakat denir. Doğruluğun karşıtı yalandır. Sadakatın karşılığı hiyanettir, doğruluktan yoksun olmaktır. İnsanlara sıdk ve sadakat yakışır. Yalancı bir kimseyi ne Allah sever, ne de kulları... Yalan haramdır. Yalancı bir kimsenin insanlık bakımından hiç bir kıymeti olamaz. Söylediği yalan sözleri ile insanları aldatan, yaptığı hile ve uydurmalarla ötekini berikini saptırmaya çalışan kimseler çok büyük günahkârdır. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur: [I][COLOR=black]"Bize hiyanet eden bizden değildir. Hile ve aldatmayı yapanlar cehennemdedirler."[/COLOR][/I] Sonuç olarak, insanın sözü de, özü de doğru olmalıdır. Doğru olmayanlar için mutluluk kapıları kapalıdır. İslâmiyet gibi, hikmet ve gerçek esasları üzerinde kurulmuş bir dinde doğruluğa aykırı bir şey asla yer bulamaz. [B][COLOR=navy]Salah[/COLOR][/B] İyi hal, her hayrı kendinde toplayan faziletlerden ibaret yüksek bir vasıftır. Karşıtı "Fesad ve Fücur"dur. Bir millet, kendi ferdlerinin iyiliğine çalışmalıdır. Çalışmazsa, fesadçıların eline esir düşer. Bir müslüman din ve dünya görevlerini öğrenip güzelce uygulamadıkça iyi hal sahibi olamaz. [B][COLOR=navy]Sılâ-i Rahim[/COLOR][/B] Akrabayı arayıp sormak, akrabanın kusurlarını bağışlamak muhtaçlarına yardım etmektir. Akraba ile görüşmek, sohbette bulunmak, kendilerine selâm ve hediye göndermek sılâ-i rahim sayılır. Yakın bulunan akrabayı, mümkün ise, bulundukları yerlere gidip ziyaret etmek, uzak akraba ile de mektuplaşmak gerekir. Karşıtı "Kat-ı Rahîm (akrabayı unutup onlarla ilgiyi kesmek)"dir. Böyle bir tutum, İslâm'ın öğütlediği ailevî ve içtimaî görevlere aykırıdır. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur: [B][I][COLOR=black]"Sılâ-i rahim, ömrü uzatır."[/COLOR][/I] [/B] [B][COLOR=navy]Salabet[/COLOR][/B] Metin olmak, kutsal varlıkları korumak için insanın sahib olduğu kalb kuvveti demektir. Karşıtı, gevşeklik ve inanç bozukluğudur. Salâbet çok kıymetli bir huydur. Bazan salâbet yerine taassub da kullanılır. Taassub, aslında âdet ve geleneklerde veya maddî ve manevî şeylerde fazla direnip taraftarlık yapmaktır. Bu yönden iki türlüdür: Biri dine uygun olan taassubdur. İnançlara ve din gerçeklerine gösterilen sebattır. Bu çok iyidir. Diğeri ise, batıl ve faydasız âdetler, modalar, fikirler, yapılıp yapılmamasında dinî bir sakınca bulunamayan işler üzerinde gösterilen taassubdur ki, bu pek kötüdür. Ne yazıktır ki, bazı kimseler, bu ikinci kısımdan olan asılsız şeylere dört elle sarıldıkları halde, mukaddesata ve din esaslarına bağlı kalan kimselere bir kusur olmak üzere taassub isnad etmekten kendilerini alamazlar. Bu, cahilce bir görüşün sonucudur, bundan kaçınılmalıdır. Gerçeği gerçek, batılıda batıl görmeye çalışmalıdır. [B][COLOR=navy]Zarafet[/COLOR][/B] İncelik, kibarlık, ince zekâ eseri hoş söz ve işler ile vasıflanma huyudur. Karşıtı, kabalık denilen bir haldır. Bu, ruhlar üzerine fena tesir yaptığından kötüdür. Yaratılışta olan zarafetler, ölçüyü taşırmamak şartıyla iyidir. Fakat her işte ve her sözde zarafet göstermeye çalışmak, vakar ve ciddiyete aykırıdır, hafiflikten ibarettir. Onun için bu hususta aşırı davranmamalıdır. [B][COLOR=navy]Adl, Adalet[/COLOR][/B] Hakka yönelmek, haksızlıktan kaçınmak, her hakkı sahibine vermeye çalışmaktır. Karşıtı "Zulüm, gadr"dır, insafsızlıktır. Dünyanın bütün düzeni ve düzgünlüğü adaletle kazanılır. Yüce Allah bize adaleti emrediyor. Onun için insan, her davranışını bir ölçü ve adalet içerisinde yapmaya çalışmalıdır. Görevinde adaleti gözetmeyen bir insan, kendisine de, vatanına da, bütün insanlığa da fenalık etmiş olur. Herhangi bir hakkın kaybolmasına veya geciktirilmesine sebeb olmak bir zulümdür. Her hangi kimseden haksız yere bir şey almak zulümdür. Herhangi bir insana veya hayvana haksız yere eziyet vermek de bir zulümdür. Zulmün sonucu ise, azabdır, felâkettir. Bir hadis-i şerifde şöyle buyurulmuştur: [B][I][COLOR=black]"Zulme uğramışın duasından kork; çünkü onunla Allah arasında perde yoktur."[/COLOR][/I] [/B] [B][COLOR=navy]Azim[/COLOR][/B] Bir işe kesinlikle niyet etmek, bir işi yapmaya kalbi bağlayarak yönelmektir. Karşıtı, "Tereddüt ve Terahi (geciktirme)"dir. Haklı gayeler uğrunda azimli olmak bir özelliktir. Bir âyet-i kerime şu anlamdadır: "Azmedince de Allah'a tevekkül et, artık tereddüt etme, şübhe yok ki Allah Tealâ tevekkül edenleri sever." [B][COLOR=navy]Aşk[/COLOR][/B] Fazla sevgi ve ilgiden bir şey hakkında kalbin pek ziyade ilgi ve çekicilik kazanmasıdır. İnsanlar, maddeten veya manen güzel ve lezzetli buldukları şeylere karşı kalblerinde bir meyil duyarlar. Bu meyil ılımlı olursa "muhabbet", pek kuvvetli olursa "aşk" adını alır. İnsanlar hoşlarına gitmeyen şeylere karşı da bir "nefret" duyarlar. Bu nefret ılımlı olunca "buğz", pek kuvvetli olunca da "Makt (kin)" adı ile anılır. Mukaddesata karşı olan meylin bir aşk derecesinde bulunması pek sevimlidir. Fakat ölümlü varlıklara, geçici güzelliklere karşı aşk derecesinde olan meyil, kalbin gevşekliğinden, düşüncenin noksanlığından ileri geldiği için kötüdür. Mukaddesat hakkındaki aşka: "Gerçek aşk, Rahmanî aşk" denir. Geçici ve nefsanî şeyler hakkındaki aşk da "mecazî aşk, himarî aşk" adını alır. Onun için bu ikinci kısımdan kaçınmak, her faziletli insan için bir görevdir. [B][COLOR=navy]İsmet[/COLOR][/B] Günahlardan kaçınma huyuna sahib olmak, Hak Tealâ'nın korkusu ile bütün çirkin şeylerden beri bulunmak demektir. Fena şeylerden uzakta kalmak da, Yüce Allah'ın bir koruması olduğundan bir ismet sayılır. İsmetin karşıtı; suçluluk ve günahkârlık halidir. İnsanın asıl güzelliği ve şerefi kazandığı ismet sayesindedir. [B][COLOR=navy]İffet[/COLOR][/B] Namus, perhizkârlık, nefsi hayvanî sarkıntılıklardan engellemek huyudur. Karşıtı "Fuhuş"dur. Namusa aykırı harekettir. Ruhların temizliği iffetledir. İffetsiz bir kimse, zehirli mikroplardan daha zararlı bir yaratıktır, kendisinden her halde uzaklaşmak gerekir. Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: [B]"Allah'ım! Ben senden dünyam, dinim, ehlim ve malım hakkında iffet dilerim." [/B] [B][COLOR=navy]Af[/COLOR][/B] Bağışlamak, suçtan geçmek, günahkâr kimse hakkında lâyık olduğu azarlamayı bir lûtuf olarak terk etmek anlamındadır. Safh da bir meseleden dolayı göz yummak, başa kakmamaktır ki, af ile beraber kullanılır. Af ve safh'ın karşıtı, intikam ve muahaza (azarlama) dır. İntikam ki, acı çıkarmak, fena bir işe karşı göğüs ferahlığı için diğer bir fena iş yapmaktan ibarettir, bazı şartlarla caiz olabilir. Fakat af ile muamele yapmak, şüphe yok ki daha iyidir. Affın zevki, intikamın zevkinden daha çoktur. Bir hadis-i şerifte buyurulmuştur: [B][I][COLOR=black]"Yüce Allah bir kula af sebebiyle, izzetten başka bir şey arttırmaz."[/COLOR][/I] [/B] Bir şahsa karşı kalben tutulan bir buğz, öfke ve zarar verme arzusuna da "Kin" denir ki, bu da çok defa insanlığa uygun olmaz. Yalnız mukaddesata düşman olanlara karşı, kalbde devamlı bir kin ve düşmanlık beslenmesi gerekir. [B][COLOR=navy]Ahd[/COLOR][/B] Söz vermektir. Gözetilmesi gereken sözleşmeye de "ahd" denir. Ahdin (sözleşmenin) gereğine uymak vacibdir. Verilen sözü yerine getirmemek bir zulümdür. İnsanlar verdikleri sözde durmalıdırlar. Bundan sorumludurlar. Verilen bir sözde, haklı bir sebeb olmaksızın durmamak insanın kıymetini ayaklar altına alacak kadar büyük bir alçaklıktır. Bir hadis-i şerifde şöyle buyurulmuştur: [B][I][COLOR=black]"Ahdin güzelliği (verilen sözün yerine getirilmesi) imandandır."[/COLOR][/I] [/B] [B][COLOR=navy]Fazl, Fazilet[/COLOR][/B] Üstünlüğe, iyilik ve ihsana, ilim ve marifete "fazl" denir. İlim ve irfan bakımından olan yüksek dereceye ve ahlâk görevlerine bağlanmak huyuna da "fazilet" denir. Fazlın karşıtı, kötülük, hasislik ve cehalettir. Faziletin karşıtı da, rezillik ve alçaklıktır. Faziletin çoğulu "fezail"dir. Hikmet, adalet, şecaat ve iffet sıfatlarına "Fezail-i asliye" adı verilmiştir. Bunlardan birçok faziletler doğar. İnsan, fazl ve faziletle vasıflanmalıdır. İnsanlık şerefi ancak bu sayede kazanılmış olur. [B][COLOR=navy]Fütüvvet[/COLOR][/B] Yiğitlik, nefis şerefi, iyilik ve cömertlik, dostların kusurlarını af ve bağışlama demektir. Bunun karşıtı, cebanet (korkaklık), zillet, hasislik ve tirkekliktir. Yiğitlik, sahibini dine ve iyiliğe aykırı işlerden korur, fedâkârlığa ve efendiliğe götürür. Onun için yiğitlikle (fütüvvetle) vasıflanmaya çalışmalıdır. [B][COLOR=navy]Feraset[/COLOR][/B] Zihin uyanıklığı, bir şeyi çabukça anlayış kabiliyeti, bir insanın ahlâk ve davranışını yüzünden anlamak halidir. Feraset iki türlüdür: Biri, bir çeşit ilham eseridir ki, sebebi bilinmeksizin meydana gelir. Diğeri kazanılan bir haldir ki, çeşitli huylara dair bilgi edinmek sebebiyle olur. Ferasetin karşıtı, belâhet (anlayışsızlık), zekâdan yoksunluktur. Ferasetli insanların yanında uyanık olmalı, edeb ve fazilete aykırı şeylerden kaçınmalıdır. "Müminin ferasetinden sakınınız; çünkü o, Allah'ın nuru ile bakar," buyurulmuştur. [B][COLOR=navy]Kadirşinaslık[/COLOR][/B] Herkesin gerçek yerini ve değerini bilip hakkında ona göre işlem yapmaktır. Karşıtı, Kadirnaşinaslık (değer bilmemezlik)dir. Sosyal hayatta, değer bilmenin büyük bir önemi vardır. Kıymet bilen milletler arasında ilim ve hüner sahipleri çoğalır. Kadir ve kıymet bilmeyen milletler de, bilgi ve marifetten yoksun kalırlar. Bir hadis-i şerifde şöyle buyurulmuştur: [B][I][COLOR=black]"İnsanları kendi yerlerine indiriniz (herkese derecesine göre muamele ediniz)."[/COLOR][/I] [/B] [B][COLOR=navy]Kanaat[/COLOR][/B] Kısmete razı olmak, yemek ve içmek gibi şeylerde tutumlu olarak orta bir halde hareket etmektir. Karşıtı, israf (savurganlık)dır. Kanaatı yanlış anlamamalıdır. Kanaat, mutlaka az ile yetinip tembellik içinde yaşamak değildir. Hırsla hareketten kaçınmak, başkalarının nimetlerine göz dikmeyip hakkına razı olmak ve bir gönül huzuru ile yaşamaktır. Birçok hırsızlıklar ve cinayetler, kanaatsızlığın sonucudur. Bir hadis-i şerifde buyrulmuştur: [B][I][COLOR=black]"Kanaat tükenmez bir hazinedir."[/COLOR][/I] [/B] Gerçekten kanaat sahibi bir kimse, işini yoluna kor, başkalarına muhtaç olmaktan kurtulur. Hazinelere sahibmiş gibi, şeref ve huzur içinde yaşar. Diğer bir hadis-i şerifde de şöyle buyurmuştur.: [I][COLOR=black]"Kanaat eden aziz olur, hırslı olan da zelil olur."[/COLOR][/I] Herhangi bir işte bilinen miktarı aşmak bir israfdır. Bir şeyi boş yere dağıtmak, uygun olmayan yerlere harcamak bir tebzir (savurganlık) dır. Bir şeyin elde edilmesini hasislikle karışık bir şekilde isteyip durmak da tama'dır ki, bunlar kesinlikle kötü huylardır. Hırs'a gelince, bu da bir şey hakkında gösterilen aşırı bir istek ve meyilden ibarettir ki, iki türlü olur: Biri, adi şeyler hakkında olan hırstır ki, bu kötüdür. Kalbin ihtiyacından ve gevşekliğinden ileri gelir. Diğeri ise, yüksek ve güzel şeyler hakkındaki hırstır. Bu iyidir, ruhun iyiliğine ve himmetine delâlet eder. [B][COLOR=navy]Kerem[/COLOR][/B] Cömertlik, şeref, kıymetli şeyleri gönül hoşluğu ile vermek demektir. Bunun karşıtı, hasisliktir. Kerem, yüksek bir huy üzere yaratılmış insanlara ait bir özelliktir. [B][COLOR=navy]Lutf[/COLOR][/B] İyilik ve güzelliktir. Yumuşaklıkla ve okşama ile muamele yapmaktır ki, insanlık nişanıdır. Karşıtı, cevr (eziyet)dir ki, insanlığa yakışmaz. Yaratıklar hakkında gösterilen lûtuf ve kerem, yaratıcının yardımına kavuşmaya bir yoldur. [B][COLOR=navy]Lâtife, Mizah[/COLOR][/B] Şaka ve hoş duygulu söz demektir. Karşıtı, ciddiyet'dir. Sırf bir eğlence ve iltifat için yapılan ve hiç bir kimsenin gönlüne dokunmayan lâtifeler caizdir. Yeter ki hoş olsun, gereğinden fazla olmasın. Lâtifenin çokluğu gülmeyi artırır, kalbi öldürür, heybeti giderir, düşmanlığa sebeb olur. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur: [I]"İnsan bir söz söylerken bununla yanındakiler gülüşürse, kendisi Süreyya'dan (yıldızdan) daha uzağa uçar gider.[/I] " Şeref ve heybeti havaya gider, demektir. Bundan dolayı, bu gibi lâtifelerden çekinmelidir. [B][COLOR=navy]Mübahat[/COLOR][/B] Öğünme, böbürlenme, maddî ve manevî bazı vasıflardan dolayı öğünmek demektir. Takdir edilmeye değer yüksek şeylere sahib olmaktan dolayı övünmede bulunmak caizdir. Fakat herhangi bir geçici varlıktan dolayı öğünmek, kendisini yüksek görmek asla caiz değildir. Böyle bir davranışa "Ucb, gurur, cahilce öğünme" denir ki, pek kötüdür. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur: [B][I][COLOR=black]"Üç şey helâk edicidir: Fazla cimrilik, kendisine uyulan heva (nefis arzusu), kişinin kendi nefsini beğenmesi."[/COLOR][/I] [/B] [B][COLOR=navy]Metanet[/COLOR][/B] Sağlamlık, dayanıklık manasınadır. Deyim olarak: İnsanın fikrinde sabit olması, tutumunda kuvvetli ve inancında köklü bulunması demektir. Bunun karşıtı, gevşeklik ve kuvvetsizliktir. Hak uğrunda metanet göstermek, kıymetli bir huydur. [B][COLOR=navy]Medh[/COLOR][/B] Övmek, irade ile yapılan güzel işlerden dolayı dil ile övme demektir. Karşıtı, zem (yermek)dir. Birinin aleyhine fena sözler söylemek, onun kötü hallerini meydana koymaktır. Övgüye lâyık kimseleri övmek, cemiyet arasında fazilet ve kemalin artmasına sebep olabileceği için iyidir. Fakat övülmeye lâyık olmayanları övmek, gerçeğe aykırı, ahlâka zıd ve başkalarını aldatmaya sebeb olacağından pek kötüdür. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur: [B][I][COLOR=black]"Övücüleri gördüğünüz zaman yüzlerine toprak saçınız."[/COLOR][/I] [/B] Doğrusu, şahsî bir çıkar düşüncesi ile lâyık olmayanları övmeye kalkışanlâr, böyle bir muameleye hak kazanırlar. Herhangi bir insanı haksız yere yermek de haramdır. [B][COLOR=navy]Müdara, Mümaşat[/COLOR][/B] Yüze gülmek, görünüşte dost olmak, insanlara karşı güzel davranışlarda bulunmak, başkalarının fikirlerine uyarcasına hareket etmek, sükûn ve anlayış üzere durmaktır. Din esaslarına uygun olarak yapılan müdara iyidir, başarıya sebebdir. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur: [I][COLOR=black]"İnsanlara müdara etmek bir sadakadır."[/COLOR][/I] Diğer bir hadis-i şerif de şöyle: [B][I][COLOR=black]"Ben farzlarla emrolunduğum gibi, insanlara müdara ile de emrolundum."[/COLOR][/I] [/B] Fakat güzel bir sonuç düşüncesiyle olmaksızın, herhangi bir kimsenin makamından ve servetinden dolayı yüzüne gülmek, ona müdarada bulunmak çok kötüdür. Böyle bir davranışa, temellük, tabasbus, müdahane (yağcılık), yaltaklanmak, dalkavukluk denir ki, insaniyete asla yakışmaz. Dince yasak, aklen de çirkindir. [B][COLOR=navy]Muhabbet[/COLOR][/B] Sevgi, dostluk ve lezzet duyulan bir şeye gönlün meyletmesi demektir. Bunun karşıtı Buğz (nefret), düşmanlıktır. Muhabbetler iki türlüdür: Biri sebebi kaybolan muhabbetlerdir. Bir kimseyi yalnız dünyalığından dolayı sevmek. O dünyalık aradan kalkınca, muhabbet de aradan kalkar. Diğeri sebebi kaybolmayan muhabbettir. Herhangi bir insanı, yalnız Allah için sevmek gibi... Bu tür muhabbetler devam eder. İşte ahlâkça bir fazilet sayılan muhabbetlerden maksad da, bu tür sevgilerdir. Bir hadis-i şerifde şöyle buyurulmuştur: "Yüce Allah'a amellerin en sevgilisi, Allah için muhabbet ve Allah için buğzdur." Onun için insan Yüce Allah'ın sevdiği şeyleri sevmeli ve sevmediği şeyleri de sevmemelidir. [B][COLOR=navy]Merhamet, Rahm[/COLOR][/B] Esirgemek, acımak, şefkat göstermek, çaresizlerin hallerine kalben acıyarak kendilerine yardımda bulunmak demektir. Merhamet, temiz ruhların bir süsüdür. Yalnız insanlara değil, hayvanlara da merhamet etmeli, acımalıdır. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur: [B][I][COLOR=black]"Yerde olanlara merhamet ediniz ki, gökte olanlar size merhamet etsin."[/COLOR][/I] [/B] [B][COLOR=navy]Mürüvvet[/COLOR][/B] Erkeklik, insanlığa uygun olan şeyi yapmak, güzel görünen şeyleri alıp yerilmeyi gerektiren hallerden kaçınmak demektir. Bunun karşıtı, namerdliktir. Açıkca yapılmasından utanılacak bir işi, gizlice yapmamak da bir mürüvvet sayılır. Görülen bir iyiliği unutmamak ve fırsat düştükçe karşılığında iyilik yapmak da bir mürüvvet eseridir. [B][COLOR=navy]Müşavere[/COLOR][/B] Danışma, bir işin hayırlı olup olmadığını anlamak için uygun görülen kimselerle görüşüp fikirlerini almak demektir. Karşıtı dediğim dediklik ve kendini beğenmişliktir. Müşavere bir sünnettir. İnsan danışma sonunda aydınlanır, bilmediği ve hatırına gelmeyen şeyleri öğrenir, tedbirli olarak hareket etmiş olur. Yalnız kendi fikri ile hareket eden, çok kez pişmanlık çeker. Bir hadis-i şerifin anlamı şöyledir: [I][COLOR=black]"Müşavere eden (danışan), zarar görmemiştir."[/COLOR][/I] Ancak kendisine danışılacak kimse, doğru sözlü, tecrübeli, danışılan iş üzerinde bilgili, hiddet ve gurur gibi hallerden beri olmalı düşüncesini olduğu gibi söylemekten çekinmemelidir. [B][COLOR=navy]Muavenet, Teavün[/COLOR][/B] İnsanların birbirine yardımda ve hizmette bulunmaları demektir. İnsanlar daima birbirlerinin yardımına muhtaçtırlar. İnsan, elinden gelen yardımı akrabasından ve dostlarından, din kardeşlerinden esirgememelidir. Ancak yardımlar iyi işlerde olmalıdır. Kötü işlerde yardımcı olmak günahtır, zarardır. Kur'an-ı Kerimde buyurulmuştur: "Birbirinize iyilik ve takva üzere yardım ediniz. Günah ve düşmanlık üzere yardımlaşmayınız." [B][COLOR=navy]Minnet[/COLOR][/B] İyilik etmek manasına geldiği gibi yapılan iyilikleri birer birer sayarak başa kakmak anlamına da gelir. Bu ikinci anlamda olan minnet, fena bir huydur, yapılan iyilikleri siler. Bir âyet-i kerimede buyurulmuştur: [B][I][COLOR=black]"Ey müminler! Sadakalarınızı, minnet altında bırakarak ve eziyet ederek boşa çıkarmayın."[/COLOR][/I][/B] Fakat iyilik edilen kimse nankör olursa, uyarılabilir, nankörlüğe son verilmesi kendisinden istenebilir. [B][COLOR=navy]Namus[/COLOR][/B] Şeref, iffet, edeb, haya, emniyet ve istikamet gibi faziletlerin tümünden ibaret olan pek kıymetli bir vasıftır. Şeriata ve kanuna da namus denir. Melek Cibril-i Emîn'e Namus-i Ekber denilmiştir. Namusun karşıtı, iffet ve istikametten yoksun bulunmaktır. Namus, değişmeyen bir gerçektir. Onun bunun anlayışına göre değildir. İslâm ahlâk ve adâbına uymayan herhangi bir şeyin namus vasfı ile ilgisi yoktur. Onun için islâm ahlâkına uymayan şeylerden kaçınmak gerekir. [B][COLOR=navy]Nifak[/COLOR][/B] İki yüzlü olma, dil ile mümin veya dost görünüp kalbde küfür ve düşmanlığı gizlemek anlamındadır. Böyle bir insana Münafık, Zülvecheyn (iki yüzlü) denir. Bir hadis-i şerifde şöyle buyurulmuştur: [B] [I][COLOR=black]"İki yüzlü olan kimse, Allah katında bir mevki sahibi olamaz."[/COLOR][/I] [/B] Onun için insan samimi olmalı, dili kalbine, sözü de özüne uygun bulunmalıdır. [B][COLOR=navy]Nemime[/COLOR][/B] Söz gezdirmek, köğuculuk yapmak, bir kimse aleyhine söylenen sözleri bir kötülük maksadı ile o kimseye ulaştırmak demektir. Bu çok kötü bir huydur. Bu yüzden nice dostların arası açılır, nice düşmanlıklar yüz gösterir. Bir hadis-i şerifde buyurulmuştur[I]: "Koğucu olan Cennet'e giremez."[/I] Böyle bir müslüman azaba hak kazanır demektir. Doğrudan doğruya cennete girmeye lâyık olamaz. Ne büyük bir korkutma!.. Böyle çirkin bir halden Allah'a sığınırız. [B][COLOR=navy]Va'd[/COLOR][/B] Söz vermektir. Söz verilen bir şey, bir kimsenin yapacağına dair söz verdiği iştir. İnsan gerek olmadıkça bir şey için söz vermemelidir. Söz verince de "İnşallah" deyip onu yerine getirmelidir. Bir hadis-i şerifde şöyle buyurulmuştur[I]: "[B]Va'd (verilen söz) borçtur. "Onun için, verilen sözü yerine getirmek insanlık borcudur."[/B][/I] [B][COLOR=navy]Vefa[/COLOR][/B] Verilen sözü yerine getirmek, borcu ödemek, din ve akla uygun olarak gereken şeyi yerine getirip altından çıkmak demektir. Bu pek şerefli bir görevdir. Karşıtı Hulf, caymak, sözünde durmamak, verilen sözü yerine getirmemektir ki, bu haramdır. Eski dostluğu korumaya da "Vefakârlık" denir. İnsan vefalı olmalı, dostluk haklarını unutmamalıdır. [B][COLOR=navy]Vakar[/COLOR][/B] Ağırbaşlı olmak, yapılacak işlerde tedbirli ve yavaş davranmaktır. Bunun karşıtı "Hafiflik"dir. Samimi olan vakar, insanın kıymetini yükseltir. Bunun işareti, insanlar arasında ve yalnızlıktan eşit bir hal üzere bulunmaktır. Hafiflik ise, insanın şerefini giderir. Vakar, bir büyüklenme hali değildir. Düşünceden ve şerefi koruma duygusundan, ilmin ve hilmin kuvvetinden ileri gelir. Hafiflik ise, ahmaklık ve az akıllılık nişanıdır. Gereksiz yere öteye beriye bakıp durmak veya gidip gelmek, bazı organları oynatmak, her söze önemle kulak vermek, gereksiz sorular sormak, soru ve cevablarda acele etmek; elbise ve kıyafete gereğinden fazla düzen vermek hep hafiflik eseridir. Onun için insan, böyle hafif sayılacak hareketlerden kendisini korumalıdır. [B][COLOR=navy]Himmet[/COLOR][/B] Yüksek bir irade, kalbin bütün ruh kuvveti ile Yüce Allah'a ve kutsal amaçlara yönelmesi demektir. Bunun karşıtı, huyun aşağılığı ve bayağı şeylere istek göstermesidir. İnsan himmetine göre yükselir. "Himmetin yüksekliği imandandır." Yüksek gayelere yetişmek arzusu, üstün bir himmetin nişanıdır. Daima yükseklik aynasına güzünü dik ki, Gözünden himmet nuru yansıyıp parlasın... [B][COLOR=navy]Yüsr[/COLOR][/B] Kolaylık, zenginlik, bir şeyin yapılması veya yapılmaması üzerinde kolaylık göstermek demektir. Karşıtı, Usr (güçlük) sözüdür. Çetinlik demektir. İslâmda kolaylık bir esastır. Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) buyurmuşlardır: [B][I]"Müjdeleyiniz, tiksindirmeyiniz. Kolaylık gösteriniz, güçleştirmeyiniz." [/I] [/B] Onun için insanların kalblerini sevindirmek, nefret doğuracak şeylerden kaçınmak ve insanlara her işte kolaylık göstermek esastır. Bir hadis-i şerifin yüksek anlamı şöyledir: [I][COLOR=black]"Din kolaylıktır. Dinde üstünlük yarışına çıkan herhangi bir kimseye, din muhakkak üstün gelir."[/COLOR][/I] Artık kutsal İslâm dininin bütün insanlık için rahmet olan bu mübarek esasını güzelce bilmeli, onun her yönü ile kolay olan ve uygulanması çok uygun olan emirlerine ve hükümlerine gereği üzre bağlanmalıdır. Onun gösterdiği geniş ve nurlu yolu izlemeye çalışmalıdır. İnsan ancak bu şekilde selâmete ve hidayete kavuşur, mutluluğa erer. Bizleri böyle yüksek bir dine kavuşturan Yüce İlâhımıza ne kadar şükretsek yine kulluk görevimizin milyonda birini yerine getirmiş olamayız. Ancak onun ezelî ve ebedî olan yüce varlığına sığınarak kusurlarımızın ve günahlarımızın bize bağışlanmasını kırık bir duygu ile, değersiz bir ifade ile istirham eder, af ve keremlerine kavuşmayı şu değersiz ve günahkâr yalvarışımızla dileriz. "Övgü ve sevgi âlemlerin Rabbına, yardım ve teslimiyetler efendimiz Muhammed'e, soyundan gelenlere ve bütün sohbet dostlarına olsun."[/FONT][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
Din Kültür ve Ahlak
Güzel ve Çirkin Huylar
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst