Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Hadis Sohbetleri
Hadis Sohbetleri 20 : Ölümü istemek..
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Ukbaa" data-source="post: 282923" data-attributes="member: 15165"><p>Kardeşim dünyaya gönderildiysek, yokluk aleminden varık alemine çıkarıldıysak bu en başta bizim için büyük bir nimettir. İnsanız, arada tökezlemelerimizin olması doğal. Ama hemen toparlanıp, kulluk şuuruyla kaldığımız yerden devam etmeli. Depoyu iyi dolduralım ki bu dünyanın meşgaleleri arasında bizi yarı yolda bırakıp, zora sokmasın.</p><p></p><p>Cenab-ı Hak insanı Ahsen-i takvim suretinde yaratıp, mahiyetine de bir çok hissiyat ve latifeler koymuş. Bu hissiyat ve latifelerin hepsinin kuvvetleri, görevleri, sezme ve hissediş biçimleri farklı farklı.. Mesela ; kalpte beliren bir manayı, maddi olan dilin anlatmakta aciz kalacağı gibi ya da vicdanın hissettiği ince bir meseleyi de akıl tartmakta, anlamakta zorlandığı gibi..</p><p> </p><p>Yoklukta aynı bu gibi. Nefisle, cesetle değerlendirmeye çalıştığımızda anlamaktan aciz kalıyoruz. Hatta yanlış düşüncelere kapılıyoruz. Çünkü nefis sürekli hazır lezzet istiyor ve nerde meşakkat, zorluk görse hemen kaçmaya, kurtulmaya çaılışıyor. Şuandaki bir gram azaptan kurtulmak için, ilerideki yüz ton ağırlığındaki mükafatı reddedecek mahiyette. Hazır lezzeti almak için ilerideki hayatını mahvedecek hapsi göze almakta. <strong>Halbuki bu mesele vicdanla ilgili bir meseledir ve ancak onunla anlaşılabilir.</strong></p><p><strong></strong></p><p></p><p> [DIKKAT]</p><p><strong>Kim kendi uyanık vicdanını dinlerse, “Ebed, ebed!” sesini işitecektir. Bütün kâinat o vicdana verilse, ebede karşı olan ihtiyacının yerini dolduramaz. Demek, o vicdan, o ebed için mahlûktur.</strong> </p><p></p><p>( Sözler)</p><p> [/DIKKAT]</p><p></p><p>Hatta Üstad Asay-ı Musa adlı eserinde</p><p><em><strong>“Bir zaman, küçüklüğümde, hayalimden sordum: ‘Sana bir milyon sene ömür ve dünya saltanatı verilmesini, fakat sonra ademe ve hiçliğe düşmesini mi istersin? Yoksa, bâki fakat âdi ve meşakkatli bir vücudu mu istersin?’ dedim. Baktım, ikincisini arzulayıp birincisinden ‘Ah!’ çekti. ‘Cehennem de olsa beka isterim’ dedi.”</strong></em> diyor.</p><p> </p><p>Belki diyeceksiniz ben dünyada bile yaşamak istemiyorum, bide cehennemden bahsediyorsunuz.. Bunun sebebi ise tartacağımız şey için kullandığımız terazinin yanlışlığı olsa gerek. Çok hassas ölçüm yapmamız gereken bir yerde tutup hassasiyeti giderilmiş kaba bir terazi kullandığımız için yanlış sonuçlara varabiliyoruz ve anlamakta aciz kalıyoruz. Bizim vicdan terazimiz de Üstad kadar ince, hassas olsa idi bırakalım yok olayı, yok olmak yerine ''Cehennemde Olsa Ebed İsterim'' diyebilecektik.</p><p> </p><p>Beynimizi böyle vesveselerle bulandırmak yerine Cenab-ı Hakk’a olan kulluk vazifemizi yerine getirdiğimizde inşallah hepimizdeki manevi yaralar şifa bulup, kalp ve ruhumuz inşirah bulacaktır. Çünkü ruhumuz, kalbimiz bu sıkıntılı, geçici, boğucu, zulümatlı, kasvetli olan dünyada teneffüs etmeye muhtaçtır ve ancak namazın penceresiyle nefes alabilir.</p><p></p><p>Rabbim bu meşakkatli yolda yar ve yardımcınız/mız olsun inşallah.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Ukbaa, post: 282923, member: 15165"] Kardeşim dünyaya gönderildiysek, yokluk aleminden varık alemine çıkarıldıysak bu en başta bizim için büyük bir nimettir. İnsanız, arada tökezlemelerimizin olması doğal. Ama hemen toparlanıp, kulluk şuuruyla kaldığımız yerden devam etmeli. Depoyu iyi dolduralım ki bu dünyanın meşgaleleri arasında bizi yarı yolda bırakıp, zora sokmasın. Cenab-ı Hak insanı Ahsen-i takvim suretinde yaratıp, mahiyetine de bir çok hissiyat ve latifeler koymuş. Bu hissiyat ve latifelerin hepsinin kuvvetleri, görevleri, sezme ve hissediş biçimleri farklı farklı.. Mesela ; kalpte beliren bir manayı, maddi olan dilin anlatmakta aciz kalacağı gibi ya da vicdanın hissettiği ince bir meseleyi de akıl tartmakta, anlamakta zorlandığı gibi.. Yoklukta aynı bu gibi. Nefisle, cesetle değerlendirmeye çalıştığımızda anlamaktan aciz kalıyoruz. Hatta yanlış düşüncelere kapılıyoruz. Çünkü nefis sürekli hazır lezzet istiyor ve nerde meşakkat, zorluk görse hemen kaçmaya, kurtulmaya çaılışıyor. Şuandaki bir gram azaptan kurtulmak için, ilerideki yüz ton ağırlığındaki mükafatı reddedecek mahiyette. Hazır lezzeti almak için ilerideki hayatını mahvedecek hapsi göze almakta. [B]Halbuki bu mesele vicdanla ilgili bir meseledir ve ancak onunla anlaşılabilir. [/B] [DIKKAT] [B]Kim kendi uyanık vicdanını dinlerse, “Ebed, ebed!” sesini işitecektir. Bütün kâinat o vicdana verilse, ebede karşı olan ihtiyacının yerini dolduramaz. Demek, o vicdan, o ebed için mahlûktur.[/B] ( Sözler) [/DIKKAT] Hatta Üstad Asay-ı Musa adlı eserinde [I][B]“Bir zaman, küçüklüğümde, hayalimden sordum: ‘Sana bir milyon sene ömür ve dünya saltanatı verilmesini, fakat sonra ademe ve hiçliğe düşmesini mi istersin? Yoksa, bâki fakat âdi ve meşakkatli bir vücudu mu istersin?’ dedim. Baktım, ikincisini arzulayıp birincisinden ‘Ah!’ çekti. ‘Cehennem de olsa beka isterim’ dedi.”[/B][/I] diyor. Belki diyeceksiniz ben dünyada bile yaşamak istemiyorum, bide cehennemden bahsediyorsunuz.. Bunun sebebi ise tartacağımız şey için kullandığımız terazinin yanlışlığı olsa gerek. Çok hassas ölçüm yapmamız gereken bir yerde tutup hassasiyeti giderilmiş kaba bir terazi kullandığımız için yanlış sonuçlara varabiliyoruz ve anlamakta aciz kalıyoruz. Bizim vicdan terazimiz de Üstad kadar ince, hassas olsa idi bırakalım yok olayı, yok olmak yerine ''Cehennemde Olsa Ebed İsterim'' diyebilecektik. Beynimizi böyle vesveselerle bulandırmak yerine Cenab-ı Hakk’a olan kulluk vazifemizi yerine getirdiğimizde inşallah hepimizdeki manevi yaralar şifa bulup, kalp ve ruhumuz inşirah bulacaktır. Çünkü ruhumuz, kalbimiz bu sıkıntılı, geçici, boğucu, zulümatlı, kasvetli olan dünyada teneffüs etmeye muhtaçtır ve ancak namazın penceresiyle nefes alabilir. Rabbim bu meşakkatli yolda yar ve yardımcınız/mız olsun inşallah. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Hadis Sohbetleri
Hadis Sohbetleri 20 : Ölümü istemek..
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst