Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Hadis Sohbetleri
Hadis Sohbetleri 20 : Ölümü istemek..
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 283381" data-attributes="member: 1004566"><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong>“Yokluk ile Cehennem arasında nasıl bir muvazene vardır? Kur’ân’da kâfirlerin Cehennem’den kaçarak yok olmak isteyecekleri yazıyor. Oysa Üstad Hazretleri, ‘Cehennem de olsa bekâ isterim’ diyerek, hayatın ve bekânın yokluktan daha tercihe şâyân olduğunu söylüyor. Öyleyse, kâfirler neden Cehennem’den kaçarak yok olmak istiyorlar?”</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: #ff0000">Cehennem, tevbe kapısıyla Allah’a sığınmayanların uğrayacakları azap yurdu. Yokluk ise, hakîkati olmadığından, Kur’ân’da bulunmayan hayâlî bir kavram. Varlığın hayâlî zıttı. Kur’ân’da Cehennem vardır; ama yokluk yoktur.</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><strong><span style="color: #ff0000"></span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="color: #006400"><strong>Bediüzzaman Said Nursî, risâlelerinde yokluk ile varlığı muhtelif cihetlerden mukayese eder ve Cehennemde de olsa var olmanın yokluğa nazaran bir rahmet olduğunu,1 varlığın yaratıcısı olan Cenâb-ı Hakkın zulümden münezzeh olduğunu, hayatta nasıl “varlık” esas ise, varlıkta da “ebedî saadetin” esas olduğunu, tövbe siperi ile Allah’a sığınan kulların Allah’ın izniyle Cehennem’den de kurtulacağını, binâenaleyh, insanın ister inansın, ister inanmasın, Allah’ın adâletinin ve rahmetinin, yani Cehennemin ve Cennetin, kendisi hakkında mutlak hayır getireceğini, öyleyse beşerin görevinin mutlaka Allah’ı bu sıfatlarıyla tanımak ve sevmek olduğunu, Allah’ı bu sıfatlarıyla tanıyan ve seven kimsenin de, Allah’ın izniyle Cehennem’den kurtulacağını ve derecesine göre Allah’ın rahmetine, rızâsına ve Cennetine ulaşacağını müjde eder.2</strong></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="color: #006400"><strong></strong></span></span></span></p><p> <span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="color: #006400"><strong>Bedîüzzaman, “kabûl-ü adem” dediği yok oluşçuluk mesleğinin bir safsatadan ibâret olduğunu ve ispat edilemeyeceğini; ama bir meslek olarak bu yola girenlerin “yokçuluğu” ispat etmekle yükümlü olduklarını, ispat edemedikleri takdirde ise Kur’ân’ın “var oluşçulukla” ilgili bütün beyanlarının hak olduğunu kabul etmek zorunda olduklarını belirtir.3</strong></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="color: #006400"><strong></strong></span><span style="color: #800000"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="color: #800000"></span>Bedîüzzaman’ın referansı şüphesiz Kur’ân’dı. Şimdi, Cehennemle ilgili Kur’ân âyetlerine bakalım:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">*“Rablerini inkâr eden kimseler için Cehennem azabı vardır. Ne kötü bir dönüştür o! Oraya atıldıklarında, Cehennemin gürleyişini işitirler ki, kaynayıp duruyor! Neredeyse öfkeden parçalanacak! Kâfirlerden her bir bölük oraya atıldıkça, onların bekçileri kendilerine sorar: ‘Bu azaptan sakındıran bir peygamber size gelmedi mi?’ ‘Evet!’ derler. ‘Bize bir peygamber geldi! Ama biz onu yalanladık. Allah bize bir şey göndermedi. Siz sapıtmışsınız! Dedik. Keşke onu dinleseydik!’ derler. ‘Keşke düşünseydik! O zaman şu alev alev yanan Cehennem ehlinden olmazdık!”4</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">* “Rabbimin huzuruna mücrim olarak gelenin cezâsı Cehennemdir. Orada ne ölür, nede yaşar!”5</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">* “Allah’tan korkan öğüt alır. Şakîler ise ondan kaçınır. O, ateşin büyüğüne girecek onlardır. Orada ne ölür, ne de yaşar!”6</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">* “Arkasından onlara bir de Cehennem azabı var. Orada ona Cehennemliklerin yaralarından akan irin ve kan karışımı bir sıvıdan içirilir. Onu yudumlar; fakat boğazından geçmez! Ölüm her yanını kuşatır; fakat ölecek değildir! Arkasından da ağır bir azap vardır.”7</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">* “Orada uğradıkları gamdan ne zaman çıkmak isteseler, her defasında oraya geri çevrilirler. “Yakıcı azabı tadın!” denir.”8</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">* “Çılgın bir alev olarak onlara Cehennem yeter! Âyetlerimizi inkâr edenleri ateşe sokacağız. Derilerinin her yanışında, azâbı tatmaları için onları başka derilerle değiştireceğiz. Allah güçlüdür, Hakîm’dir.”9</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">* “Sizi yakın gelecekteki bir azapla uyardık. O gün kişi elleriyle gönderdiğine bakar. İnkârcı da, “Keşke toprak olsaydım!” der.”10</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">* “Biz onlara zulmetmedik. Ama onlar zâlim kimselerdi. Cehennemin bekçisine şöyle seslenirler: “Ey Mâlik! Rabbin bizim için yeni bir hüküm versin!” Mâlik de: “Siz böyle kalacaksınız!” der.”11</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'">Görüldüğü gibi kâfirler Cehennemin şiddetli azabını tattıkça pişmanlık yaşarlar, yalanlamakla kendi kendilerine zulmettiklerini anlarlar, düşünüp peygamberi dinlemediklerine yanarlar; azabın şiddetini gördükçe oradan çıkmak isterler, toprak olmak isterler veya Allah’ın yeniden bir değerlendirme yapmasını isterler. Cehennemin her azabı onlara ölüm acısından daha beterdir aslında; ama ölmezler. Çünkü artık ölüm yoktur. Onlar, azaptan kurtulmak için Rabb-i Zülcelâlin onlar hakkında yeni bir hüküm vermesini istiyorlar. Öyle bir hüküm olmalı ki bu, Cennetle sonuçlanmasın, râzılar, çünkü yüzleri yok; ama Cehennemden de çıksınlar, hiç değilse azap çekmesinler. Toprak olmaya da râzılar. Onu istiyorlar.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="color: #006400"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="color: #006400"></span><span style="color: #006400"><strong>Üstad Bedîüzzaman hazretleri, insanoğlunun fıtratında bulunan şiddetli var olmak isteğini her defasında ön plâna çıkarır ve âhiretin tam da bu isteği karşıladığını beyan eder. Nitekim küçüklüğünde hayâlinden, </strong></span><span style="color: #ff0000"><strong>“Sana bir milyon sene ömür ve dünya saltanatı verilmesini, fakat sonunda ademe (yokluğa) ve hiçliğe düşmesini mi istersin? Yoksa, bâkî, fakat âdi ve meşakkatli bir bir vücudu mu istersin?”</strong></span><span style="color: #006400"><strong> diye sorduğunu; bu soru karşısında, bâkî, fakat âdi ve meşakkatli bir bir vücud da olsa “var olmak” istediğini, yokluğu ve hiçliği istemediğini; bu da olmazsa, hiç değilse</strong></span><span style="color: #ff0000"><strong> “Cehennem de olsa bekânın” mutlak yokluktan ve hiçlikten daha iyi olduğunu12 </strong></span><span style="color: #006400"><strong>kaydetmekle bu âyeti tefsir eder. </strong></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="color: #006400"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="color: #006400"><strong>Burada geçen, “Bâkî, fakat âdî ve meşakkatli bir vücud” ifâdesi, Cehennem ehlinin, “Ey Mâlik! Rabbin bizim için yeni bir hüküm versin!” ifâdesi ile dile getirdikleri istektir. “Cehennem de olsa bekâ isterim” ifâdesi de, insan fıtratının Cehennemin ve Cennetin dışında üçüncü bir şık olarak âdî ve meşakkatli bir vücud şansı olmadığını anlayınca, “yokluk ve hiçlik” şıkkına karşı da, Mâlik’in cevabı doğrultusunda Cehennemde kalmaya çâresiz râzı olacağını vurgular.</strong></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="color: #006400"><strong></strong></span></span></span></p><p><strong>Dipnotlar:</strong></p><p>1- Asâ-yı Mûsâ, s. 43;</p><p>2- Sözler, s. 69;</p><p>3- Lem’alar, s. 82;</p><p>4- Mülk Sûresi, 67/6-10;</p><p>5- Tâhâ Sûresi, 20/74;</p><p>6- A’lâ Sûresi, 87/10-13;</p><p>7- İbrâhîm Sûresi, 14/16, 17;</p><p>8- Hac Sûresi, 22/22;</p><p>9- Nisâ Sûresi, 4/55, 56;</p><p>10- Nebe Sûresi, 78/40;</p><p>11- Zuhruf Sûresi, 43/76, 77;</p><p>12- Asâ-yı Mûsâ, s. 37; Sözler, s. 84</p><p></p><p><strong>Süleyman Kösmene </strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 283381, member: 1004566"] [SIZE=3][FONT=tahoma][B]“Yokluk ile Cehennem arasında nasıl bir muvazene vardır? Kur’ân’da kâfirlerin Cehennem’den kaçarak yok olmak isteyecekleri yazıyor. Oysa Üstad Hazretleri, ‘Cehennem de olsa bekâ isterim’ diyerek, hayatın ve bekânın yokluktan daha tercihe şâyân olduğunu söylüyor. Öyleyse, kâfirler neden Cehennem’den kaçarak yok olmak istiyorlar?”[/B] [B][COLOR=#ff0000]Cehennem, tevbe kapısıyla Allah’a sığınmayanların uğrayacakları azap yurdu. Yokluk ise, hakîkati olmadığından, Kur’ân’da bulunmayan hayâlî bir kavram. Varlığın hayâlî zıttı. Kur’ân’da Cehennem vardır; ama yokluk yoktur. [/COLOR][/B] [COLOR=#006400][B]Bediüzzaman Said Nursî, risâlelerinde yokluk ile varlığı muhtelif cihetlerden mukayese eder ve Cehennemde de olsa var olmanın yokluğa nazaran bir rahmet olduğunu,1 varlığın yaratıcısı olan Cenâb-ı Hakkın zulümden münezzeh olduğunu, hayatta nasıl “varlık” esas ise, varlıkta da “ebedî saadetin” esas olduğunu, tövbe siperi ile Allah’a sığınan kulların Allah’ın izniyle Cehennem’den de kurtulacağını, binâenaleyh, insanın ister inansın, ister inanmasın, Allah’ın adâletinin ve rahmetinin, yani Cehennemin ve Cennetin, kendisi hakkında mutlak hayır getireceğini, öyleyse beşerin görevinin mutlaka Allah’ı bu sıfatlarıyla tanımak ve sevmek olduğunu, Allah’ı bu sıfatlarıyla tanıyan ve seven kimsenin de, Allah’ın izniyle Cehennem’den kurtulacağını ve derecesine göre Allah’ın rahmetine, rızâsına ve Cennetine ulaşacağını müjde eder.2 Bedîüzzaman, “kabûl-ü adem” dediği yok oluşçuluk mesleğinin bir safsatadan ibâret olduğunu ve ispat edilemeyeceğini; ama bir meslek olarak bu yola girenlerin “yokçuluğu” ispat etmekle yükümlü olduklarını, ispat edemedikleri takdirde ise Kur’ân’ın “var oluşçulukla” ilgili bütün beyanlarının hak olduğunu kabul etmek zorunda olduklarını belirtir.3 [/B][/COLOR][COLOR=#800000] [/COLOR]Bedîüzzaman’ın referansı şüphesiz Kur’ân’dı. Şimdi, Cehennemle ilgili Kur’ân âyetlerine bakalım: *“Rablerini inkâr eden kimseler için Cehennem azabı vardır. Ne kötü bir dönüştür o! Oraya atıldıklarında, Cehennemin gürleyişini işitirler ki, kaynayıp duruyor! Neredeyse öfkeden parçalanacak! Kâfirlerden her bir bölük oraya atıldıkça, onların bekçileri kendilerine sorar: ‘Bu azaptan sakındıran bir peygamber size gelmedi mi?’ ‘Evet!’ derler. ‘Bize bir peygamber geldi! Ama biz onu yalanladık. Allah bize bir şey göndermedi. Siz sapıtmışsınız! Dedik. Keşke onu dinleseydik!’ derler. ‘Keşke düşünseydik! O zaman şu alev alev yanan Cehennem ehlinden olmazdık!”4 * “Rabbimin huzuruna mücrim olarak gelenin cezâsı Cehennemdir. Orada ne ölür, nede yaşar!”5 * “Allah’tan korkan öğüt alır. Şakîler ise ondan kaçınır. O, ateşin büyüğüne girecek onlardır. Orada ne ölür, ne de yaşar!”6 * “Arkasından onlara bir de Cehennem azabı var. Orada ona Cehennemliklerin yaralarından akan irin ve kan karışımı bir sıvıdan içirilir. Onu yudumlar; fakat boğazından geçmez! Ölüm her yanını kuşatır; fakat ölecek değildir! Arkasından da ağır bir azap vardır.”7 * “Orada uğradıkları gamdan ne zaman çıkmak isteseler, her defasında oraya geri çevrilirler. “Yakıcı azabı tadın!” denir.”8 * “Çılgın bir alev olarak onlara Cehennem yeter! Âyetlerimizi inkâr edenleri ateşe sokacağız. Derilerinin her yanışında, azâbı tatmaları için onları başka derilerle değiştireceğiz. Allah güçlüdür, Hakîm’dir.”9 * “Sizi yakın gelecekteki bir azapla uyardık. O gün kişi elleriyle gönderdiğine bakar. İnkârcı da, “Keşke toprak olsaydım!” der.”10 * “Biz onlara zulmetmedik. Ama onlar zâlim kimselerdi. Cehennemin bekçisine şöyle seslenirler: “Ey Mâlik! Rabbin bizim için yeni bir hüküm versin!” Mâlik de: “Siz böyle kalacaksınız!” der.”11 Görüldüğü gibi kâfirler Cehennemin şiddetli azabını tattıkça pişmanlık yaşarlar, yalanlamakla kendi kendilerine zulmettiklerini anlarlar, düşünüp peygamberi dinlemediklerine yanarlar; azabın şiddetini gördükçe oradan çıkmak isterler, toprak olmak isterler veya Allah’ın yeniden bir değerlendirme yapmasını isterler. Cehennemin her azabı onlara ölüm acısından daha beterdir aslında; ama ölmezler. Çünkü artık ölüm yoktur. Onlar, azaptan kurtulmak için Rabb-i Zülcelâlin onlar hakkında yeni bir hüküm vermesini istiyorlar. Öyle bir hüküm olmalı ki bu, Cennetle sonuçlanmasın, râzılar, çünkü yüzleri yok; ama Cehennemden de çıksınlar, hiç değilse azap çekmesinler. Toprak olmaya da râzılar. Onu istiyorlar. [COLOR=#006400] [/COLOR][COLOR=#006400][B]Üstad Bedîüzzaman hazretleri, insanoğlunun fıtratında bulunan şiddetli var olmak isteğini her defasında ön plâna çıkarır ve âhiretin tam da bu isteği karşıladığını beyan eder. Nitekim küçüklüğünde hayâlinden, [/B][/COLOR][COLOR=#ff0000][B]“Sana bir milyon sene ömür ve dünya saltanatı verilmesini, fakat sonunda ademe (yokluğa) ve hiçliğe düşmesini mi istersin? Yoksa, bâkî, fakat âdi ve meşakkatli bir bir vücudu mu istersin?”[/B][/COLOR][COLOR=#006400][B] diye sorduğunu; bu soru karşısında, bâkî, fakat âdi ve meşakkatli bir bir vücud da olsa “var olmak” istediğini, yokluğu ve hiçliği istemediğini; bu da olmazsa, hiç değilse[/B][/COLOR][COLOR=#ff0000][B] “Cehennem de olsa bekânın” mutlak yokluktan ve hiçlikten daha iyi olduğunu12 [/B][/COLOR][COLOR=#006400][B]kaydetmekle bu âyeti tefsir eder. Burada geçen, “Bâkî, fakat âdî ve meşakkatli bir vücud” ifâdesi, Cehennem ehlinin, “Ey Mâlik! Rabbin bizim için yeni bir hüküm versin!” ifâdesi ile dile getirdikleri istektir. “Cehennem de olsa bekâ isterim” ifâdesi de, insan fıtratının Cehennemin ve Cennetin dışında üçüncü bir şık olarak âdî ve meşakkatli bir vücud şansı olmadığını anlayınca, “yokluk ve hiçlik” şıkkına karşı da, Mâlik’in cevabı doğrultusunda Cehennemde kalmaya çâresiz râzı olacağını vurgular. [/B][/COLOR][/FONT][/SIZE] [B]Dipnotlar:[/B] 1- Asâ-yı Mûsâ, s. 43; 2- Sözler, s. 69; 3- Lem’alar, s. 82; 4- Mülk Sûresi, 67/6-10; 5- Tâhâ Sûresi, 20/74; 6- A’lâ Sûresi, 87/10-13; 7- İbrâhîm Sûresi, 14/16, 17; 8- Hac Sûresi, 22/22; 9- Nisâ Sûresi, 4/55, 56; 10- Nebe Sûresi, 78/40; 11- Zuhruf Sûresi, 43/76, 77; 12- Asâ-yı Mûsâ, s. 37; Sözler, s. 84 [B]Süleyman Kösmene [/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Hadis Sohbetleri
Hadis Sohbetleri 20 : Ölümü istemek..
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst