Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Hadis Sohbetleri
Hadis Sohbetleri 32 : Kafa karıştırıcı, anlaşılması zor sözler söylemek..
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="kasif1" data-source="post: 327155" data-attributes="member: 1008778"><p><span style="font-family: 'arial black'"><span style="color: #ff0000">Bu konuda Kuran ı Kerimde Hz Lokman ve Hz Davudun hayatı en güzel örnek olabilir . </span></span></p><p><span style="font-family: 'arial black'"><span style="color: #ff0000">Kurani açıdan bu konuya baktığımızda Hz Lokmanın kıssasından alabileceğimiz dersler neler olabilir ?</span></span></p><p><span style="font-family: 'arial black'"></span></p><p><span style="font-family: 'arial black'">Davud Aleyhisselam'ın çok güzel sesi vardı. Büyük bir lütuf olan güzel sesiyle ilahiler söyler ve Allah'ı tespih ederek dinleyen kalpleri vecde getirirdi. Kendisine indirilmiş bulunan ve dört büyük kitaptan birisi olan Zebur'u çok güzel ve seri okurdu. Gür ve güzel sesiyle Mukaddes Kitabı okumaya başladığında sadece insanlar değil, hayvanlar da dinlemeye gelirlerdi. Kurtlar ve kuşlar onu dinler, sesinden dağlar yankılanırdı. Bu sebepten dolayıdır ki, halk arasında gür ve güzel sesler için "Davudi ses" tabiri kullanılmıştır. Aynı zamanda Divan edebiyatında da gür ses için bu tabir kullanılmıştır. Mübarek sesiyle mest olan hayvanlar emrine amade olur; kuşlar adeta havada hapsedilmiş halde, toplu olarak her biri Peygambere yönelirlerdi. Kendisine itaat ettikleri gibi, ona tabi bir şekilde tesbih ederlerdi (İbn Kesîr, s. 6858). Kur'an-ı Kerim'de bu konuya şöyle temas edilmektedir:</span></p><p><span style="font-family: 'arial black'">"Doğrusu biz akşam sabah onunla (Davud Aleyhisselam) beraber tesbih eden dağları, toplu halde kuşları onun emri altına vermiştik. Hepsi O'na yönelmiştir." (Sâd; 18-19) Bir sonraki ayet-i kerimede de; "Onun hükümranlığını kuvvetlendirmiş, ona hikmet ve güzel konuşma vermiştik" denilmektedir. Diğer bir ayet-i kerimede ise "Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir üstünlük verdik. Ey dağlar ve kuşlar! Onunla beraber tesbih edin, dedik. Ona demiri yumuşattık." (Sebe'; 10) denilmektedir.</span></p><p><span style="font-family: 'arial black'">Birincisinde, sabah-akşam dağlar ve kuşların Peygamberin (as) ibadetine eşlik ettikleri, ikincisinde mülkünün kuvvetlendirilmesinden söz edilmektedir. Ayet-i kerimede "hepsi ona yönelmiştir" ifadeleri, dağlarla kuşların hep birlikte zikirlerini Davud Aleyhisselam'ın başkanlığında, ahenkle tesbih ettiklerine işaret edilmektedir. Davud Aleyhisselam, Cenab-ı Hakk'a dönüp "evvab" deyip yönelirken, kendisine tabi olan ve bağlanan dağlarla kuşlar da "evvab" deyip yöneliş ve bağlılığı bildirmişlerdir. (Yazır, s. 465)</span></p><p><span style="font-family: 'arial black'">Ayet-i kerimede geçen, "dağlar ve kuşların onunla beraber tesbih etmesi ve Cenab-ı Hakk'ın onları bu yönde buyruk altına alması"ndan Davud Aleyhisselam'ın sesinin hoşluğundan olduğu belirtilmektedir. Zebur'u okumaya başladığı zaman kuşlar havada durup ona cevap verirlerdi (İbn Kesir, 10. C., s. 5356). Mübarek kitabı tatlı tatlı okurken yükselen nağmeler ve yanık sesinin etkisiyle o an içinde bulundukları bütün durumlarından ve vaziyetlerinden sıyrılan dağlar, taşlar, uçan veya belli bir yerde duran kuşlar bu tatlı duaya koşarak iştirak ediyorlardı (İbn Kesir, 11. C. s. 6130). Bu durum her seferinde tekrarlanırdı. Zebur'un her okunuşunda Peygamberin (as) etrafına toplanan hayvanlar onun emrinden çıkmaz ve tesbihlerine birlikte devam ederlerdi (Mehmet Vehbi, 11. C., s. 4490).</span></p><p><span style="font-family: 'arial black'">Bediüzzaman; "Doğrusu, biz akşam sabah onunla beraber tesbih eden dağları, toplu halde kuşları onun emri altına vermiştik" (Sad; 18); "Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir üstünlük verdik. Ey dağlar ve kuşlar! Onunla beraber tesbih edin, dedik. Ona demiri yumuşattık" (Sebe; 10), "... bize kuşların dili öğretildi.." (Neml; 27) mealindeki ayetleri tefsir ederek (Sözler, s. 235-236) Cenab-ı Hakk'ın, Davud Aleyhisselam'ın tesbihatına büyük bir kuvvet, yüksek bir ses ve hoş bir eda vermesiyle dağları vecde getirdiğini belirtir.</span></p><p><span style="font-family: 'arial black'">Dağların fonograf ve bir insan gibi, serzakirin etrafında halka tutarak, bir daire gibi tesbihat yaptıkları ve bunun mümkün olup olamayacağı sorusuna Bediüzzaman, “evet” cevabını vermekte ve dağların tesbihatlarına da açıklık getirmektedir. Burada ilk akla gelen dağlardaki yankıdır. Dağa karşı durup "Elhamdulillah" denildiğinde aynı şekilde karşılık alındığı bilinmektedir. Dağlardaki bu akis olayı da Allah'ın dağlara vermiş bulunduğu bir ihsanıdır. Cenab-ı Hakk, Davud Aleyhisselam'a peygamberliği ile birlikte yeryüzünün halifeliğinin müstesna bir tarzda verildiğini, geniş ve muazzam bir saltanata layık mucize bahşedildiğini hatırlatmaktadır. (Nursi, Sözler, s. 235-236).</span></p><p><span style="font-family: 'arial black'">Cenab-ı Hakk'ın kainatın küçük bir numunesi olarak et ve kemikten teşekkül ettirdiği insanın akıl sahibi olması, düşünebilmesi, konuşması gibi özelliklere sahip olması gayet normal ve tabii karşılanmaktadır. Aynı şekilde Cenab-ı Hakk'ın yarattığı dağları ve taşları konuşturması, kuşların kendine özgü bir tarzda tesbih etmeleri akıldan uzak değildir. Et ve kemikten oluşan insanın konuşması mümkün olduğu gibi dağın ve taşın konuşturulması da mümkündür. Nitekim, günümüzde sadece canlılar konuşmamakta aynı zamanda cansızlar da konuşturulmaktadır. Televizyon ve radyo gibi.</span></p><p><span style="font-family: 'arial black'"></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="kasif1, post: 327155, member: 1008778"] [FONT=arial black][COLOR=#ff0000]Bu konuda Kuran ı Kerimde Hz Lokman ve Hz Davudun hayatı en güzel örnek olabilir . Kurani açıdan bu konuya baktığımızda Hz Lokmanın kıssasından alabileceğimiz dersler neler olabilir ?[/COLOR] Davud Aleyhisselam'ın çok güzel sesi vardı. Büyük bir lütuf olan güzel sesiyle ilahiler söyler ve Allah'ı tespih ederek dinleyen kalpleri vecde getirirdi. Kendisine indirilmiş bulunan ve dört büyük kitaptan birisi olan Zebur'u çok güzel ve seri okurdu. Gür ve güzel sesiyle Mukaddes Kitabı okumaya başladığında sadece insanlar değil, hayvanlar da dinlemeye gelirlerdi. Kurtlar ve kuşlar onu dinler, sesinden dağlar yankılanırdı. Bu sebepten dolayıdır ki, halk arasında gür ve güzel sesler için "Davudi ses" tabiri kullanılmıştır. Aynı zamanda Divan edebiyatında da gür ses için bu tabir kullanılmıştır. Mübarek sesiyle mest olan hayvanlar emrine amade olur; kuşlar adeta havada hapsedilmiş halde, toplu olarak her biri Peygambere yönelirlerdi. Kendisine itaat ettikleri gibi, ona tabi bir şekilde tesbih ederlerdi (İbn Kesîr, s. 6858). Kur'an-ı Kerim'de bu konuya şöyle temas edilmektedir: "Doğrusu biz akşam sabah onunla (Davud Aleyhisselam) beraber tesbih eden dağları, toplu halde kuşları onun emri altına vermiştik. Hepsi O'na yönelmiştir." (Sâd; 18-19) Bir sonraki ayet-i kerimede de; "Onun hükümranlığını kuvvetlendirmiş, ona hikmet ve güzel konuşma vermiştik" denilmektedir. Diğer bir ayet-i kerimede ise "Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir üstünlük verdik. Ey dağlar ve kuşlar! Onunla beraber tesbih edin, dedik. Ona demiri yumuşattık." (Sebe'; 10) denilmektedir. Birincisinde, sabah-akşam dağlar ve kuşların Peygamberin (as) ibadetine eşlik ettikleri, ikincisinde mülkünün kuvvetlendirilmesinden söz edilmektedir. Ayet-i kerimede "hepsi ona yönelmiştir" ifadeleri, dağlarla kuşların hep birlikte zikirlerini Davud Aleyhisselam'ın başkanlığında, ahenkle tesbih ettiklerine işaret edilmektedir. Davud Aleyhisselam, Cenab-ı Hakk'a dönüp "evvab" deyip yönelirken, kendisine tabi olan ve bağlanan dağlarla kuşlar da "evvab" deyip yöneliş ve bağlılığı bildirmişlerdir. (Yazır, s. 465) Ayet-i kerimede geçen, "dağlar ve kuşların onunla beraber tesbih etmesi ve Cenab-ı Hakk'ın onları bu yönde buyruk altına alması"ndan Davud Aleyhisselam'ın sesinin hoşluğundan olduğu belirtilmektedir. Zebur'u okumaya başladığı zaman kuşlar havada durup ona cevap verirlerdi (İbn Kesir, 10. C., s. 5356). Mübarek kitabı tatlı tatlı okurken yükselen nağmeler ve yanık sesinin etkisiyle o an içinde bulundukları bütün durumlarından ve vaziyetlerinden sıyrılan dağlar, taşlar, uçan veya belli bir yerde duran kuşlar bu tatlı duaya koşarak iştirak ediyorlardı (İbn Kesir, 11. C. s. 6130). Bu durum her seferinde tekrarlanırdı. Zebur'un her okunuşunda Peygamberin (as) etrafına toplanan hayvanlar onun emrinden çıkmaz ve tesbihlerine birlikte devam ederlerdi (Mehmet Vehbi, 11. C., s. 4490). Bediüzzaman; "Doğrusu, biz akşam sabah onunla beraber tesbih eden dağları, toplu halde kuşları onun emri altına vermiştik" (Sad; 18); "Andolsun, Davud'a tarafımızdan bir üstünlük verdik. Ey dağlar ve kuşlar! Onunla beraber tesbih edin, dedik. Ona demiri yumuşattık" (Sebe; 10), "... bize kuşların dili öğretildi.." (Neml; 27) mealindeki ayetleri tefsir ederek (Sözler, s. 235-236) Cenab-ı Hakk'ın, Davud Aleyhisselam'ın tesbihatına büyük bir kuvvet, yüksek bir ses ve hoş bir eda vermesiyle dağları vecde getirdiğini belirtir. Dağların fonograf ve bir insan gibi, serzakirin etrafında halka tutarak, bir daire gibi tesbihat yaptıkları ve bunun mümkün olup olamayacağı sorusuna Bediüzzaman, “evet” cevabını vermekte ve dağların tesbihatlarına da açıklık getirmektedir. Burada ilk akla gelen dağlardaki yankıdır. Dağa karşı durup "Elhamdulillah" denildiğinde aynı şekilde karşılık alındığı bilinmektedir. Dağlardaki bu akis olayı da Allah'ın dağlara vermiş bulunduğu bir ihsanıdır. Cenab-ı Hakk, Davud Aleyhisselam'a peygamberliği ile birlikte yeryüzünün halifeliğinin müstesna bir tarzda verildiğini, geniş ve muazzam bir saltanata layık mucize bahşedildiğini hatırlatmaktadır. (Nursi, Sözler, s. 235-236). Cenab-ı Hakk'ın kainatın küçük bir numunesi olarak et ve kemikten teşekkül ettirdiği insanın akıl sahibi olması, düşünebilmesi, konuşması gibi özelliklere sahip olması gayet normal ve tabii karşılanmaktadır. Aynı şekilde Cenab-ı Hakk'ın yarattığı dağları ve taşları konuşturması, kuşların kendine özgü bir tarzda tesbih etmeleri akıldan uzak değildir. Et ve kemikten oluşan insanın konuşması mümkün olduğu gibi dağın ve taşın konuşturulması da mümkündür. Nitekim, günümüzde sadece canlılar konuşmamakta aynı zamanda cansızlar da konuşturulmaktadır. Televizyon ve radyo gibi. [/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Hadis Sohbetleri
Hadis Sohbetleri 32 : Kafa karıştırıcı, anlaşılması zor sözler söylemek..
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst