Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Hadis Sohbetleri
Hadis sohbetleri 36 : Utanmadıktan sonra dilediğini yap !
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 330810" data-attributes="member: 1004566"><p><strong>Utanmak, insanın kalitesini gösteren bir güzelliktir. Utancından</strong></p><p><strong>dolayı</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>yanakları kızaran bir insan, gerçekten ve hala insan olduğunu</strong></p><p><strong>gösteriyor</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>demektir.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Bu güzellik bütün insanlara yakışır ama, asıl hanımların süsüdür.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Bu gerçeği, açıkça ve ilk ifade eden Güzeller Güzeli’dir.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Halkımız da, o nebevi ifadeden ilhamla, utangaç, iffetli, edepli ve</strong></p><p><strong>hayâlı</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>delikanlıları tarif etmek için, “Kız gibi çocuk” der.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Ne yazık ki, şimdi utanmaktan utanan bir nesil yetişiyor.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Utanması gerekenden utanmayan, ama utanmaması gerekenden utanan bir</strong></p><p><strong>nesil…</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Utandırması gereken, ahlaksızlık, faziletsizlik, haksızlık,</strong></p><p><strong>merhametsizlik</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>ve sevgisizlik değil midir?</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Şimdi, bu insani güzelliklerden dolayı utananlar ayıplanıyorlar, eksik</strong></p><p><strong>ve</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>noksan olarak görülüyorlar.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Rahmetli Necip Fazıl Bey, Kahraman Maraş’taki bir konferansında, “Pek</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>yakında utanmaktan utanan bir nesil gelecektir” dediği zaman, o zamanın</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>gençleri olan ben ve arkadaşlarım, bu cümleyi çok yadırgamış ve bir</strong></p><p><strong>türlü</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>kabullenememiştik.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Ama Şairler Sultanı, bir şair hassasiyetiyle demek ki bugünleri görüp</strong></p><p><strong>haber</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>vermiş… Şimdilerde, giderek utanmaya yabancılaşan ve hatta bazı</strong></p><p><strong>kesimlerde,</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>maalesef, UTANMAKTAN UTANAN bir nesli hep birlikte ayan beyan</strong></p><p><strong>görmekteyiz.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Güzeller Güzeli Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem, “Haya</strong></p><p><strong>imandandır”</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>buyurur… Ancak günümüzde, hayânın bir insani güzellik olarak</strong></p><p><strong>yaşanılması bir</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>yana, artık kelimesi de dilimizden ve lügatimizden kalkmaktadır.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Sahi, dilimizde kaldı mı hayâ? Ya hayatımızda…</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Dilimizde olmayan hayatımızda bulunur mu ki?.. Önce kavramlar kalkıyor</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>âlemimizden sonra da yaşanan manaları…</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Her insani güzellik gibi, hayânın, utanmanın ve bu güzelliklerden</strong></p><p><strong>dolayı</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>yüzlerin kızarmasının temelinde İMAN vardır. Görürcesine bir Allah ve</strong></p><p><strong>ahiret</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>imanı yoksa, ne utanma kalıyor, ne de hayâ… Çünkü insanı sınırlayan ve</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>kurallara bağlayan imandır.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Eğer insana iman hâkim değilse, egemenlik nefsin ve işbirlikçisi olan</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Şeytan’in eline geçiyor. Nefs ve Şeytan ortaklığının en önemli silahı</strong></p><p><strong>ise,</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>utanmazlıktır.</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Utanmazlığı ele alıp, insan gibi değil, çok ayaklılar gibi yaşayanlar</strong></p><p><strong>için,</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Akif’imiz şöyle der:</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>“–Bir utanmaz yüz, kızarmaz yüz bütün sermayesi”…</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Niçin böyledir?</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Bu sorunun en açık ve net cevabı şöyle olmalı diye düşünüyorum:</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>–Allah’tan utanmayanı, kimden ve neden utandırabiliriz ki?..</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>Ve bu hale gelmiş bir insanı, kötülükten, edepsizlikten, ahlaksızlıktan</strong></p><p><strong></strong></p><p><strong>nasıl vazgeçirebiliriz ki?</strong></p><p></p><p><strong>Batılı insan, Allah’tan uzaklaşıp da nefsinin kölesi olmaya yönelince,</strong><strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><strong>birçok insani özelliklerini de birer birer terk etmeye başladı. Fakat</strong></strong></p><p><strong><strong>en</strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><strong>önce ve hemen terk ettiği güzellik, hayâ duygusu oldu… Hayâ gidince ne</strong></strong></p><p><strong><strong>ayıp</strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><strong>kaldı, ne de günah… Ne yapsan caiz, ne etsen uygun, nasıl yaşasan</strong></strong></p><p><strong><strong>güzel…</strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><strong>Böylece hayat, kuralsız, sınırsız bir nefsaniyet yarışına dönüştürüldü.</strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><strong>İnsan, “Allah’ın kulu olmaktan kurtulup hürriyetimi kazanayım” derken,</strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><strong>nefsinin kölesi olup, bütün varlığın esiri durumuna düştü. Bir başka</strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><strong>deyişle, insan, Allah’tan uzaklaşınca, insanlıktan da uzaklaştı.</strong></strong></p><p><strong><strong>Allah’tan</strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><strong>ve dolayısiyle de insanlıktan da uzaklaşan insan, nereye yaklaştı?</strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><strong>Allah’tan ve insanlıktan uzaklaşan insanın yaklaştığı yer, utanmanın</strong></strong></p><p><strong><strong>bittiği</strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><strong>yerdir. Böyle bir insan, haksızlıktan utanmıyor. Kan dökmekten,</strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><strong>hırsızlıktan, kalp kırmaktan utanmıyor. Utanmıyor ve bu sebeple de her</strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><strong>hayâsızlığı yapmakta kendini serbest hissediyor.</strong></strong></p><p></p><p><strong>Böylelerine, AR DAMARI ÇATLAMIŞ denirdi. Hala arsızlık diye bir şeyden</strong><strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><strong>bahsediliyor mu, bilmiyorum ama benim anacığım derdi ki:</strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><strong>“–İnsanın manevi bir damarı vardır. Ar ve hayâ duygusu o damarı güçlü</strong></strong></p><p><strong><strong>ve</strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><strong>sağlam kılar. İnsan utanmazlığa başlar ve devam ederse, nihayet bir gün</strong></strong></p><p><strong><strong>o</strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><strong>damar çatlar… Ar damarının çatlaması, insanı insanlıktan çıkarır. Çünkü</strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><strong>utanmaktan uzaklaşır ve artık yüzü hiç kızarmaz olur.</strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><strong>Ar damarı, çaaat dile kırılınca, insanı kötülüğe götüren fren bozulmuş</strong></strong></p><p><strong><strong>olur.</strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><strong>Artık böyle birinin yapamayacağı kötülük yoktur. Suçüstü yakalasanız</strong></strong></p><p><strong><strong>bile,</strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><strong>yaptığından asla utanmaz, hatta edepsizliğinden dolayı yüzüne</strong></strong></p><p><strong><strong>tükürseniz</strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><strong>bile, arsızca sırıtır da, suratına yağmur yağdığını sanır.”</strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><strong>Bu gerçek de gösteriyor ki, hayâ imanın eseridir… Kesin ve kesintisiz</strong></strong></p><p><strong><strong>bir</strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><strong>Allah inancı olmadan, hayâlı olmak da mümkün değildir.</strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><strong>Bu sebeple de, imandaki zayıflık, ilk önce utanma azlığı sonucunu</strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><strong>doğurmaktadır.</strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><strong>Batılı insan, Allah’tan uzaklaşınca nefsinin kölesi oldu. Allah’ın</strong></strong></p><p><strong><strong>emirleri</strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><strong>ve kuralları yerine nefsinin arzularını koyunca, ilk olarak utanma</strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><strong>duygusundan sıyrılmıştır. Zira nefsinin arzularını sınırsızca</strong></strong></p><p><strong><strong>yaşayabilmek</strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><strong>için utanmaktan utanması gerekmektedir.</strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><strong>Hayvanları bile utandıracak bir utanmazlık içinde, sadece benini,</strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><strong>bencilliğini tatmin için yaşamaya başlamıştır.</strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><strong>Bugün ortaya çıkmış olan acı gerçeği, Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve</strong></strong></p><p><strong><strong>Sellem</strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><strong>asırlar önce haber vermişti:</strong></strong></p><p><strong></strong></p><p><strong><strong>“–UTANMIYORSAN, DİLEDİĞİNİ YAP!</strong></strong></p><p><strong><strong></strong></strong></p><p><strong><strong></strong></strong></p><p><strong><strong></strong></strong></p><p><strong><strong></strong></strong></p><p><strong><strong></strong></strong></p><p><strong><strong>vehbi vakkasoglu </strong></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 330810, member: 1004566"] [B]Utanmak, insanın kalitesini gösteren bir güzelliktir. Utancından dolayı yanakları kızaran bir insan, gerçekten ve hala insan olduğunu gösteriyor demektir. Bu güzellik bütün insanlara yakışır ama, asıl hanımların süsüdür. Bu gerçeği, açıkça ve ilk ifade eden Güzeller Güzeli’dir. Halkımız da, o nebevi ifadeden ilhamla, utangaç, iffetli, edepli ve hayâlı delikanlıları tarif etmek için, “Kız gibi çocuk” der. Ne yazık ki, şimdi utanmaktan utanan bir nesil yetişiyor. Utanması gerekenden utanmayan, ama utanmaması gerekenden utanan bir nesil… Utandırması gereken, ahlaksızlık, faziletsizlik, haksızlık, merhametsizlik ve sevgisizlik değil midir? Şimdi, bu insani güzelliklerden dolayı utananlar ayıplanıyorlar, eksik ve noksan olarak görülüyorlar. Rahmetli Necip Fazıl Bey, Kahraman Maraş’taki bir konferansında, “Pek yakında utanmaktan utanan bir nesil gelecektir” dediği zaman, o zamanın gençleri olan ben ve arkadaşlarım, bu cümleyi çok yadırgamış ve bir türlü kabullenememiştik. Ama Şairler Sultanı, bir şair hassasiyetiyle demek ki bugünleri görüp haber vermiş… Şimdilerde, giderek utanmaya yabancılaşan ve hatta bazı kesimlerde, maalesef, UTANMAKTAN UTANAN bir nesli hep birlikte ayan beyan görmekteyiz. Güzeller Güzeli Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem, “Haya imandandır” buyurur… Ancak günümüzde, hayânın bir insani güzellik olarak yaşanılması bir yana, artık kelimesi de dilimizden ve lügatimizden kalkmaktadır. Sahi, dilimizde kaldı mı hayâ? Ya hayatımızda… Dilimizde olmayan hayatımızda bulunur mu ki?.. Önce kavramlar kalkıyor âlemimizden sonra da yaşanan manaları… Her insani güzellik gibi, hayânın, utanmanın ve bu güzelliklerden dolayı yüzlerin kızarmasının temelinde İMAN vardır. Görürcesine bir Allah ve ahiret imanı yoksa, ne utanma kalıyor, ne de hayâ… Çünkü insanı sınırlayan ve kurallara bağlayan imandır. Eğer insana iman hâkim değilse, egemenlik nefsin ve işbirlikçisi olan Şeytan’in eline geçiyor. Nefs ve Şeytan ortaklığının en önemli silahı ise, utanmazlıktır. Utanmazlığı ele alıp, insan gibi değil, çok ayaklılar gibi yaşayanlar için, Akif’imiz şöyle der: “–Bir utanmaz yüz, kızarmaz yüz bütün sermayesi”… Niçin böyledir? Bu sorunun en açık ve net cevabı şöyle olmalı diye düşünüyorum: –Allah’tan utanmayanı, kimden ve neden utandırabiliriz ki?.. Ve bu hale gelmiş bir insanı, kötülükten, edepsizlikten, ahlaksızlıktan nasıl vazgeçirebiliriz ki?[/B] [B]Batılı insan, Allah’tan uzaklaşıp da nefsinin kölesi olmaya yönelince,[/B][B] [B]birçok insani özelliklerini de birer birer terk etmeye başladı. Fakat en[/B] [B]önce ve hemen terk ettiği güzellik, hayâ duygusu oldu… Hayâ gidince ne ayıp[/B] [B]kaldı, ne de günah… Ne yapsan caiz, ne etsen uygun, nasıl yaşasan güzel…[/B] [B]Böylece hayat, kuralsız, sınırsız bir nefsaniyet yarışına dönüştürüldü.[/B] [B]İnsan, “Allah’ın kulu olmaktan kurtulup hürriyetimi kazanayım” derken,[/B] [B]nefsinin kölesi olup, bütün varlığın esiri durumuna düştü. Bir başka[/B] [B]deyişle, insan, Allah’tan uzaklaşınca, insanlıktan da uzaklaştı. Allah’tan[/B] [B]ve dolayısiyle de insanlıktan da uzaklaşan insan, nereye yaklaştı?[/B] [B]Allah’tan ve insanlıktan uzaklaşan insanın yaklaştığı yer, utanmanın bittiği[/B] [B]yerdir. Böyle bir insan, haksızlıktan utanmıyor. Kan dökmekten,[/B] [B]hırsızlıktan, kalp kırmaktan utanmıyor. Utanmıyor ve bu sebeple de her[/B] [B]hayâsızlığı yapmakta kendini serbest hissediyor.[/B][/B] [B]Böylelerine, AR DAMARI ÇATLAMIŞ denirdi. Hala arsızlık diye bir şeyden[/B][B] [B]bahsediliyor mu, bilmiyorum ama benim anacığım derdi ki:[/B] [B]“–İnsanın manevi bir damarı vardır. Ar ve hayâ duygusu o damarı güçlü ve[/B] [B]sağlam kılar. İnsan utanmazlığa başlar ve devam ederse, nihayet bir gün o[/B] [B]damar çatlar… Ar damarının çatlaması, insanı insanlıktan çıkarır. Çünkü[/B] [B]utanmaktan uzaklaşır ve artık yüzü hiç kızarmaz olur.[/B] [B]Ar damarı, çaaat dile kırılınca, insanı kötülüğe götüren fren bozulmuş olur.[/B] [B]Artık böyle birinin yapamayacağı kötülük yoktur. Suçüstü yakalasanız bile,[/B] [B]yaptığından asla utanmaz, hatta edepsizliğinden dolayı yüzüne tükürseniz[/B] [B]bile, arsızca sırıtır da, suratına yağmur yağdığını sanır.”[/B] [B]Bu gerçek de gösteriyor ki, hayâ imanın eseridir… Kesin ve kesintisiz bir[/B] [B]Allah inancı olmadan, hayâlı olmak da mümkün değildir.[/B] [B]Bu sebeple de, imandaki zayıflık, ilk önce utanma azlığı sonucunu[/B] [B]doğurmaktadır.[/B] [B]Batılı insan, Allah’tan uzaklaşınca nefsinin kölesi oldu. Allah’ın emirleri[/B] [B]ve kuralları yerine nefsinin arzularını koyunca, ilk olarak utanma[/B] [B]duygusundan sıyrılmıştır. Zira nefsinin arzularını sınırsızca yaşayabilmek[/B] [B]için utanmaktan utanması gerekmektedir.[/B] [B]Hayvanları bile utandıracak bir utanmazlık içinde, sadece benini,[/B] [B]bencilliğini tatmin için yaşamaya başlamıştır.[/B] [B]Bugün ortaya çıkmış olan acı gerçeği, Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem[/B] [B]asırlar önce haber vermişti:[/B] [B]“–UTANMIYORSAN, DİLEDİĞİNİ YAP! vehbi vakkasoglu [/B][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Hadis Sohbetleri
Hadis sohbetleri 36 : Utanmadıktan sonra dilediğini yap !
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst