Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Hadis Sohbetleri
Hadis Sohbetleri 55 :Aşure günü oruç tutanın, bir yıllık günahları affolur
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 378278" data-attributes="member: 1004566"><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 10px">Osmanlı,da Muharrem ayı </span></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'">Muharrem ayının Osmanlı'da ayrı bir yeri vardı: Bu ay dolayısıyla şairlerin yazdığı ve "Muharremiye" adı verilen manzum şiirlerin sayısı oldukça kabarıktır. Ayrıca yeni sene başı olması hasebiyle bu ayda, devlet erkanı, padişahın huzuruna çıkarak yeni yılı tebrik eder ve padişahın "Muharremiye" denilen hediyelerini alırlardı.</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'">Muharrem ayı Osmanlı arşivlerinde "Muharremü'l-Haram" şekliyle geçmekte ve kısaca "mim" rumuzuyla gösterilmektedir. Osmanlı, bu mübarek ay olan Muharremi, senenin son günü yani Muharrem'in 1'inden önceki günden başlayarak oruçla karşılar, ve çoğu gücü yetenler Aşure gününe kadar, gücü yetemeyenler Muharrem'in 9. ve 10.gününü oruçlu geçirir, Aşure günü ise apayrı bir lezzette kutlanırdı</span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><span style="font-size: 10px">Sır kâtibi Salahi Efendi’nin tuttuğu Ruznâme’den (günlük), 1735’te sarayda pişirilen amberli ve miskli iki maşrapa aşurenin, o sırada Beylerbeyi Sarayı’nda dinlenmekte olan I.Mahmud’a götürüldüğü, bir maşrapanın padişaha, diğerinin de maiyetindekilere sunulduğu ve zevkle yenildiği yazılıdır.</span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><span style="font-size: 10px"></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><span style="font-size: 10px"></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><span style="font-size: 10px">Yine II. Abdülhamit döneminde (1876-1909) Yıldız ve Beşiktaş saray mutfaklarında hazırlanan aşurenin dağıtımı İstanbullularca sabırsızlıkla beklenirdi. Dağıtım iki şekilde yapılırdı. Birincisi, saray testilerine ve kaselerine konan aşureleri dağıtıcılar Beşiktaş, Ortaköy, hatta daha uzak semtlerdeki yüksek rütbeli kamu görevlilerinin, ilmiye ve mülkiye ricalinin konaklarına götürürlerdi. Ertesi gün, “cevap” denen usul gereği boş testi ve kaselerin çikolata, badem şekeri, fıstık gibi şeylerle doldurularak konak ağalarınca saraya iadesi gelenekti.</span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><span style="font-size: 10px"></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><span style="font-size: 10px">İkinci ve asıl dağıtım halka yönelikti. Saray mutfaklarının her birinde iki ve dört kulplu büyük kazanlarda, buğday, incir, üzüm, kayısı kurusu, nohut, bakla gibi malzeme ile “daneli” denen aşureler pişirilir, 10 Muharrem gecesi sırık hamallarınca taşınan 50-60 kazan, Yıldız Talimhane Meydanı’na götürülerek düzgün bir sıra halinde dizilirdi. Sabah erkenden Matbah-ı Amire müdürü, vekilharç ve helvacıbaşılar resmi giysileriyle meydanda hazır beklerler, seccadecibaşının aşure dağıtımının padişahın buyruğu olduğunu duyurmasından sonra Matbah-ı Amire imamı dua eder, amin diyen halka parmaklıklı kapılar açılır, her kazanın önünde kuyruklar oluşur ve beraberinde getirdikleri kaplara aşure doldurulurdu. Bu sırada disiplinin sağlanamadığı, görevlilerin tepeden tırnağa aşure bulaşığına battıkları, hatta hücum edenler arasında kazana düşenler olduğu da görülürdü.</span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><span style="font-size: 10px"></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><span style="font-size: 10px">Sarayın hazırlıklarının yanı sıra, sultanefendiler de (padişah kızları) kendi saraylarında aşure pişirtip semt halkına, yoksullara dağıttırırlardı. Kimi zaman esnaf örgütleri de kendi aralarında bir organizasyonla imaretlerden hayrat kazanı alıp aşure pişirir, çarşı esnafına ve halka dağıtırlardı.</span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><span style="font-size: 10px"></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><span style="font-size: 10px">Evlerde ise her aile kendi durumuna ve ihtiyacına göre 10-17 Muharrem haftası içerisinde mevsim imkanlarına göre zengin malzemeli aşure pişirirdi. Evlerde büyük kuzu kazanı içinde hazırlanan aşure ocaktan indirilince evin en yaşlısı kazanı karıştırıp bir Yasin-i Şerif okur, kazanın ağzına kalaylı bir tepsi, bunun üstüne de beyaz bir örtü örtülür, aşurenin demlenmesi tamamlanınca tepsi alınır, evin en büyüğünden en küçüğüne sıra ile kâse kâse verilirdi.</span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><span style="font-size: 10px"></span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"><span style="font-size: 10px">Osmanlı’da Muharrem ayının onuncu gününden başlamak üzere ay sonuna kadar İstanbul’un bütün evlerinde iki kâse de olsa aşure pişirmek bereket sayılırdı. Her sınıftan kimseler buna özen gösterir ve özellikle onuncu gün pişirmeye dikkat ederdi.alinti..</span></span></span></p><p><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'arial'"></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 378278, member: 1004566"] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=Arial][SIZE=2]Osmanlı,da Muharrem ayı [/SIZE][/FONT] [/COLOR][/SIZE][COLOR=#000000][FONT=arial]Muharrem ayının Osmanlı'da ayrı bir yeri vardı: Bu ay dolayısıyla şairlerin yazdığı ve "Muharremiye" adı verilen manzum şiirlerin sayısı oldukça kabarıktır. Ayrıca yeni sene başı olması hasebiyle bu ayda, devlet erkanı, padişahın huzuruna çıkarak yeni yılı tebrik eder ve padişahın "Muharremiye" denilen hediyelerini alırlardı. Muharrem ayı Osmanlı arşivlerinde "Muharremü'l-Haram" şekliyle geçmekte ve kısaca "mim" rumuzuyla gösterilmektedir. Osmanlı, bu mübarek ay olan Muharremi, senenin son günü yani Muharrem'in 1'inden önceki günden başlayarak oruçla karşılar, ve çoğu gücü yetenler Aşure gününe kadar, gücü yetemeyenler Muharrem'in 9. ve 10.gününü oruçlu geçirir, Aşure günü ise apayrı bir lezzette kutlanırdı [SIZE=2]Sır kâtibi Salahi Efendi’nin tuttuğu Ruznâme’den (günlük), 1735’te sarayda pişirilen amberli ve miskli iki maşrapa aşurenin, o sırada Beylerbeyi Sarayı’nda dinlenmekte olan I.Mahmud’a götürüldüğü, bir maşrapanın padişaha, diğerinin de maiyetindekilere sunulduğu ve zevkle yenildiği yazılıdır. Yine II. Abdülhamit döneminde (1876-1909) Yıldız ve Beşiktaş saray mutfaklarında hazırlanan aşurenin dağıtımı İstanbullularca sabırsızlıkla beklenirdi. Dağıtım iki şekilde yapılırdı. Birincisi, saray testilerine ve kaselerine konan aşureleri dağıtıcılar Beşiktaş, Ortaköy, hatta daha uzak semtlerdeki yüksek rütbeli kamu görevlilerinin, ilmiye ve mülkiye ricalinin konaklarına götürürlerdi. Ertesi gün, “cevap” denen usul gereği boş testi ve kaselerin çikolata, badem şekeri, fıstık gibi şeylerle doldurularak konak ağalarınca saraya iadesi gelenekti. İkinci ve asıl dağıtım halka yönelikti. Saray mutfaklarının her birinde iki ve dört kulplu büyük kazanlarda, buğday, incir, üzüm, kayısı kurusu, nohut, bakla gibi malzeme ile “daneli” denen aşureler pişirilir, 10 Muharrem gecesi sırık hamallarınca taşınan 50-60 kazan, Yıldız Talimhane Meydanı’na götürülerek düzgün bir sıra halinde dizilirdi. Sabah erkenden Matbah-ı Amire müdürü, vekilharç ve helvacıbaşılar resmi giysileriyle meydanda hazır beklerler, seccadecibaşının aşure dağıtımının padişahın buyruğu olduğunu duyurmasından sonra Matbah-ı Amire imamı dua eder, amin diyen halka parmaklıklı kapılar açılır, her kazanın önünde kuyruklar oluşur ve beraberinde getirdikleri kaplara aşure doldurulurdu. Bu sırada disiplinin sağlanamadığı, görevlilerin tepeden tırnağa aşure bulaşığına battıkları, hatta hücum edenler arasında kazana düşenler olduğu da görülürdü. Sarayın hazırlıklarının yanı sıra, sultanefendiler de (padişah kızları) kendi saraylarında aşure pişirtip semt halkına, yoksullara dağıttırırlardı. Kimi zaman esnaf örgütleri de kendi aralarında bir organizasyonla imaretlerden hayrat kazanı alıp aşure pişirir, çarşı esnafına ve halka dağıtırlardı. Evlerde ise her aile kendi durumuna ve ihtiyacına göre 10-17 Muharrem haftası içerisinde mevsim imkanlarına göre zengin malzemeli aşure pişirirdi. Evlerde büyük kuzu kazanı içinde hazırlanan aşure ocaktan indirilince evin en yaşlısı kazanı karıştırıp bir Yasin-i Şerif okur, kazanın ağzına kalaylı bir tepsi, bunun üstüne de beyaz bir örtü örtülür, aşurenin demlenmesi tamamlanınca tepsi alınır, evin en büyüğünden en küçüğüne sıra ile kâse kâse verilirdi. Osmanlı’da Muharrem ayının onuncu gününden başlamak üzere ay sonuna kadar İstanbul’un bütün evlerinde iki kâse de olsa aşure pişirmek bereket sayılırdı. Her sınıftan kimseler buna özen gösterir ve özellikle onuncu gün pişirmeye dikkat ederdi.alinti..[/SIZE] [/FONT][/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Hadis Sohbetleri
Hadis Sohbetleri 55 :Aşure günü oruç tutanın, bir yıllık günahları affolur
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst