Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Hadis Sohbetleri
Hadis Sohbetleri 56: Kişi malı, hanımı ve çocuğuyla imtihan edilir.
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="pendüender" data-source="post: 379062" data-attributes="member: 1023459"><p><span style="color: #8B4513"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><em><strong>Vefâyât adlı eserinde İbn-i Hallikān, şu hâdiseyi nakletmektedir:</strong></em></span></span></span></p><p><span style="color: #8B4513"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><em><strong></strong></em></span></span></span></p><p><span style="color: #8B4513"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><em><strong>"Urve bin Zübeyr -radıyallâhü anh-, oğlu Muhammed ile birlikte, Halîfe Velid bin Abdülmelik'i ziyaret maksadıyla Medîne'den Şam'a gitmişti. Oraya vardıklarında çok sevdiği oğlu Muhammed, bir ara hayvanların bakımı için ahıra girdi. Lâkin serkeş bir hayvanın kendisine attığı fecî tekme neticesinde hemen orada vefat etti.</strong></em></span></span></span></p><p><span style="color: #8B4513"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><em><strong></strong></em></span></span></span></p><p><span style="color: #8B4513"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><em><strong>Bu elîm kazânın üzerinden henüz bir müddet geçmişti ki, Urve -radıyallâhü anh-'ın ayağında kangren hastalığı zuhûr etti. Bunu haber alan Halîfe Velid bin Abdülmelik, Urve bin Zübeyr'e ayağının kesilmesinin zarûrî olduğunu, aksi takdirde hastalığın bütün vücuduna yayılabileceğini söyledi. O da, ilâhî takdîre büyük bir rızâ ve teslîmiyet içerisinde bunu kabul etti. Bunun üzerine derhal, Urve'nin ayağını kesmesi için mâhir bir cerrah çağrıldı. Gelen cerrah, yapacağı ameliyatın çok fazla ıztırap vereceğini, bu sebeple hastanın narkoze edilmesi gerektiğini ifâde ettikten sonra Urve Hazretleri'ne:</strong></em></span></span></span></p><p><span style="color: #8B4513"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><em><strong></strong></em></span></span></span></p><p><span style="color: #8B4513"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><em><strong>«‒Efendim! Müsâadeniz olursa ayağınız kesilirken acı hissetmemeniz için size bir miktar şarap içirelim?» teklifinde bulundu.</strong></em></span></span></span></p><p><span style="color: #8B4513"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><em><strong></strong></em></span></span></span></p><p><span style="color: #8B4513"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><em><strong>Urve -radıyallâhü anh- ise, bu suâl karşısında hayretle cerrahın yüzüne baktı ve takvâ ile yoğrulmuş engin gönül iklîminden diline şimşek hızıyla şu sözler akın etti:</strong></em></span></span></span></p><p><span style="color: #8B4513"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><em><strong></strong></em></span></span></span></p><p><span style="color: #8B4513"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><em><strong>«‒Velev ki hastalıktan kurtulmak için bile olsa, Allâh'ın haram kıldığı bir şeyi aslâ kullanmam!» Cerrah, aldığı kesin cevap üzerine bu defâ:</strong></em></span></span></span></p><p><span style="color: #8B4513"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><em><strong></strong></em></span></span></span></p><p><span style="color: #8B4513"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><em><strong>«‒Efendim! O hâlde uygun görürseniz sizi uyutacak bir ilaç verelim.» teklifinde bulundu. Urve -radıyallâhü anh-:</strong></em></span></span></span></p><p><span style="color: #8B4513"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><em><strong></strong></em></span></span></span></p><p><span style="color: #8B4513"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><em><strong>«‒Hem bir uzvum kesilirken acısını hissetmeyeceğim, hem de Cenâb-ı Hak'tan onun ecrini isteyeceğim, öyle mi? Böyle bir şeye nasıl râzı olabilirim!» diyerek bunu da kabul etmedi.</strong></em></span></span></span></p><p><span style="color: #8B4513"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><em><strong></strong></em></span></span></span></p><p><span style="color: #8B4513"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><em><strong>Bu defa odaya birkaç kişi girdi. O:</strong></em></span></span></span></p><p><span style="color: #8B4513"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><em><strong></strong></em></span></span></span></p><p><span style="color: #8B4513"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><em><strong>«‒Bunlar da kimdir? Niçin geldiler?» diye sorunca cerrah:</strong></em></span></span></span></p><p><span style="color: #8B4513"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><em><strong></strong></em></span></span></span></p><p><span style="color: #8B4513"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><em><strong>«-Efendim! Ayağınız kesilirken kimi zaman acı dayanılmaz olacaktır. Bu gelenler, sizi bu esnâda tutmak için geldiler.» dedi. Bunun üzerine Urve --radıyallâhü anh-- cerraha:</strong></em></span></span></span></p><p><span style="color: #8B4513"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><em><strong></strong></em></span></span></span></p><p><span style="color: #8B4513"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><em><strong>«‒İnşâallah sabreder, size de güçlük çıkarmam!" dedi ve gelenlere teşekkür edip onları gönderdi.</strong></em></span></span></span></p><p><span style="color: #8B4513"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><em><strong></strong></em></span></span></span></p><p><span style="color: #8B4513"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><em><strong>Cerrah, bunun üzerine ameliyatına başladı. Önce topuğu bıçakla kesti. Bıçak kemiğe dayanınca da testere ile kesme işine devam etti. Urve bin Zübeyr Hazretleri ise, ameliyatının sonuna kadar büyük bir teslîmiyet, tevekkül ve Hakk'a rızâ hâlinde, dâimâ tehlil ve tekbir getirerek, لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ واللّٰهُ أَكْبَرُ dedi ve sabretti.</strong></em></span></span></span></p><p><span style="color: #8B4513"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><em><strong></strong></em></span></span></span></p><p><span style="color: #8B4513"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><em><strong>Ayağın kesilmesi tamamlandıktan sonra, kesilen yer, kızdırılan zeytinyağı ile dağlandı. Urve -radıyallâhü anh-, bu esnâda çektiği büyük ıztırap neticesinde daha fazla dayanamayıp bayıldı. Ayıldığında yüzündeki teri silerek şu âyet-i kerîmeyi okudu:</strong></em></span></span></span></p><p><span style="color: #8B4513"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><em><strong></strong></em></span></span></span></p><p><span style="color: #8B4513"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><em><strong>«...Hakikaten şu yolculuğumuz sebebiyle başımıza (epeyce) sıkıntı geldi!» (el-Kehf, 62)</strong></em></span></span></span></p><p><span style="color: #8B4513"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><em><strong></strong></em></span></span></span></p><p><span style="color: #8B4513"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><em><strong>Daha sonra ayağını doktorların elinde görünce onu istedi, eline alıp kesik ayağını evirip çevirdi ve onunla şöyle konuştu:</strong></em></span></span></span></p><p><span style="color: #8B4513"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><em><strong></strong></em></span></span></span></p><p><span style="color: #8B4513"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><em><strong>«‒Beni sana taşıttıran Zât'a yemin ederim ki, bu ayağım -çok şükür- hiçbir zaman harama gitmemiş ve ona yönelmemiştir.»"</strong></em></span></span></span></p><p><span style="color: #8B4513"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><em><strong></strong></em></span></span></span></p><p><span style="color: #8B4513"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><em><strong>Mal, mülk, makam ve mevkîden, evlât, sıhhat ve cana kadar, sahip olduğu bütün nîmetlerin, hakîkatte Cenâb-ı Hakkʼın bir lûtfu ve emâneti olduğu şuuruyla yaşayan bir müʼmin, -tıpkı Urve bin Zübeyr -radıyallâhü anh- gibi- ilâhî bir imtihan tecellîsi olarak mâruz kaldığı her türlü çile ve musibete karşı, takvâsı ölçüsünde sabr-ı cemîl sergiler.</strong></em></span></span></span></p><p><span style="color: #8B4513"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><em><strong></strong></em></span></span></span></p><p><span style="color: #8B4513"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Georgia'"><em><strong>Kâmil mü'minler, Allâhʼın kendileri hakkında takdîr ettiği bir hâlden şikâyetçi olmaktan son derece teeddüp ederler. Feryat, isyan, şikâyet ve sızlanmayı unuturlar. Zira onlar bilirler ki, böyle anlar, imtihan yurdu olan şu fânî âlemde gönüllerin kontrolden geçirildiği nâzik zaman dilimleridir.</strong></em></span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="pendüender, post: 379062, member: 1023459"] [COLOR=#8B4513][SIZE=3][FONT=Georgia][I][B]Vefâyât adlı eserinde İbn-i Hallikān, şu hâdiseyi nakletmektedir: "Urve bin Zübeyr -radıyallâhü anh-, oğlu Muhammed ile birlikte, Halîfe Velid bin Abdülmelik'i ziyaret maksadıyla Medîne'den Şam'a gitmişti. Oraya vardıklarında çok sevdiği oğlu Muhammed, bir ara hayvanların bakımı için ahıra girdi. Lâkin serkeş bir hayvanın kendisine attığı fecî tekme neticesinde hemen orada vefat etti. Bu elîm kazânın üzerinden henüz bir müddet geçmişti ki, Urve -radıyallâhü anh-'ın ayağında kangren hastalığı zuhûr etti. Bunu haber alan Halîfe Velid bin Abdülmelik, Urve bin Zübeyr'e ayağının kesilmesinin zarûrî olduğunu, aksi takdirde hastalığın bütün vücuduna yayılabileceğini söyledi. O da, ilâhî takdîre büyük bir rızâ ve teslîmiyet içerisinde bunu kabul etti. Bunun üzerine derhal, Urve'nin ayağını kesmesi için mâhir bir cerrah çağrıldı. Gelen cerrah, yapacağı ameliyatın çok fazla ıztırap vereceğini, bu sebeple hastanın narkoze edilmesi gerektiğini ifâde ettikten sonra Urve Hazretleri'ne: «‒Efendim! Müsâadeniz olursa ayağınız kesilirken acı hissetmemeniz için size bir miktar şarap içirelim?» teklifinde bulundu. Urve -radıyallâhü anh- ise, bu suâl karşısında hayretle cerrahın yüzüne baktı ve takvâ ile yoğrulmuş engin gönül iklîminden diline şimşek hızıyla şu sözler akın etti: «‒Velev ki hastalıktan kurtulmak için bile olsa, Allâh'ın haram kıldığı bir şeyi aslâ kullanmam!» Cerrah, aldığı kesin cevap üzerine bu defâ: «‒Efendim! O hâlde uygun görürseniz sizi uyutacak bir ilaç verelim.» teklifinde bulundu. Urve -radıyallâhü anh-: «‒Hem bir uzvum kesilirken acısını hissetmeyeceğim, hem de Cenâb-ı Hak'tan onun ecrini isteyeceğim, öyle mi? Böyle bir şeye nasıl râzı olabilirim!» diyerek bunu da kabul etmedi. Bu defa odaya birkaç kişi girdi. O: «‒Bunlar da kimdir? Niçin geldiler?» diye sorunca cerrah: «-Efendim! Ayağınız kesilirken kimi zaman acı dayanılmaz olacaktır. Bu gelenler, sizi bu esnâda tutmak için geldiler.» dedi. Bunun üzerine Urve --radıyallâhü anh-- cerraha: «‒İnşâallah sabreder, size de güçlük çıkarmam!" dedi ve gelenlere teşekkür edip onları gönderdi. Cerrah, bunun üzerine ameliyatına başladı. Önce topuğu bıçakla kesti. Bıçak kemiğe dayanınca da testere ile kesme işine devam etti. Urve bin Zübeyr Hazretleri ise, ameliyatının sonuna kadar büyük bir teslîmiyet, tevekkül ve Hakk'a rızâ hâlinde, dâimâ tehlil ve tekbir getirerek, لَٓا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ واللّٰهُ أَكْبَرُ dedi ve sabretti. Ayağın kesilmesi tamamlandıktan sonra, kesilen yer, kızdırılan zeytinyağı ile dağlandı. Urve -radıyallâhü anh-, bu esnâda çektiği büyük ıztırap neticesinde daha fazla dayanamayıp bayıldı. Ayıldığında yüzündeki teri silerek şu âyet-i kerîmeyi okudu: «...Hakikaten şu yolculuğumuz sebebiyle başımıza (epeyce) sıkıntı geldi!» (el-Kehf, 62) Daha sonra ayağını doktorların elinde görünce onu istedi, eline alıp kesik ayağını evirip çevirdi ve onunla şöyle konuştu: «‒Beni sana taşıttıran Zât'a yemin ederim ki, bu ayağım -çok şükür- hiçbir zaman harama gitmemiş ve ona yönelmemiştir.»" Mal, mülk, makam ve mevkîden, evlât, sıhhat ve cana kadar, sahip olduğu bütün nîmetlerin, hakîkatte Cenâb-ı Hakkʼın bir lûtfu ve emâneti olduğu şuuruyla yaşayan bir müʼmin, -tıpkı Urve bin Zübeyr -radıyallâhü anh- gibi- ilâhî bir imtihan tecellîsi olarak mâruz kaldığı her türlü çile ve musibete karşı, takvâsı ölçüsünde sabr-ı cemîl sergiler. Kâmil mü'minler, Allâhʼın kendileri hakkında takdîr ettiği bir hâlden şikâyetçi olmaktan son derece teeddüp ederler. Feryat, isyan, şikâyet ve sızlanmayı unuturlar. Zira onlar bilirler ki, böyle anlar, imtihan yurdu olan şu fânî âlemde gönüllerin kontrolden geçirildiği nâzik zaman dilimleridir.[/B][/I][/FONT][/SIZE][/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Hadis Sohbetleri
Hadis Sohbetleri 56: Kişi malı, hanımı ve çocuğuyla imtihan edilir.
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst