Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Hadis Sohbetleri
Hadis Sohbetleri 58:“Muhakkak ahde vefa imandandır.”
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 381902" data-attributes="member: 1004566"><p style="margin-left: 20px"><span style="color: #800000"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'times new roman'">Vefa duygusu da vicdan gibidir, onun eksikliğinden dolayı bir yanımızın kanadığını, sızladığını hissederiz. Nasıl ki tamamen silip atamadığımız duygularımız, hislerimiz vardır. Vefa duygusu da derinde, ama hep bizimle yaşayan, fakat çoğu zaman karşımızdakilerden beklediğimiz, bencilliğimiz sebebiyle en yakınımızdan bile esirgediğimiz, üzerini zaman perdesiyle örttüğümüz en insan yanımızdır.</span></span></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="color: #800000"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'times new roman'"></span></span></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="color: #800000"><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'times new roman'"></span></span></span></p> <p style="margin-left: 20px"></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'">Bazı kelimeler vardır ki yüklendikleri anlam ağırlığını, yoğunluğunu, sözlükler dahi yeterince taşıyamaz. O kelimeler insanın iç dünyasındaki derin vadilerde yankılandıkça farklı anlamlara, farklı şekil ve renklere bürünürler. Bazen bir kelimenin çağrışımıyla sayfalar dolusu açıklamada bulunsak da yine meramımızı ifade edebilmiş olamayız.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'">Bu tür kelimeler, bazı duygular gibidir, sadece hissedilir ve yaşanılır. Bundan dolayıdır ki, söz ustaları bir dalgıç gibi kelimeler denizinde en etkili, en parlak, konuyu en çarpıcı şekilde ifadece edecek, duygu ve düşünce yoğunluğunu içinde barındıracak kelimeler ardında söz deryasının derinlerine dalmışlardır. Dolayısıyla söyledikleri sözler de gök kubbede birer yıldız gibi parlar olmuştur. Zira onlar sözü bir inci gibi değerli bilmişlerdir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'">Dilimizde geniş anlamlar ihtiva eden birçok kelime vardır. Bu kelimelerden biri de ‘vefa’ kelimesidir. Her ne kadar sözlüklerde “sözünde durma, sevgisinde sebatlı olma, dostluk bağlılığı” olarak tanımlansa da, bu anlamlar terazinin diğer kefesinde duran ‘vefa’ kelimesini kıpırdatmaya dahi yetmezler.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'"><strong>İnsanî bir değer</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'">Bir rivayete göre, şair<span style="color: #000000">Yahya Kemal</span><span style="color: #000000">mn’in şiirlerini tercüme eden bir Batılı, ‘vefa’ kelimesinin kendi dillerinde karşılığını bulamaz. Yerine hangi kelimeyi yazması gerektiğini sorunca, </span><span style="color: #000000">Yahya Kemal</span><span style="color: #000000"> in, </span>“Vefa kelimesini olduğu gibi yaz.” cevabını verdiği söylenir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'">Vefa, her şeyden önce insana has bir özellik; insanda bulunması gereken üstün bir haslettir. İnsanlığı sadece görünüşten ibaret olanlar için ise diğer güzel özellikler gibi vefanın da dünyalarında bir karşılığı aranmaz. Vefa, yücelten ahlâkî bir değer olduğu için her insanda, her ruhta bulunmayabilir. Bazı milletlerin hayatlarında, dolayısıyla dillerinde de bir karşılığı olmadığı gibi… Hiç tereddütsüz söylenebilir ki insan, vefalı olabildiği ölçüde ‘insan’ olmuş olur.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'"><strong>Ahde vefa</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'">İlk ahit, ilk sözleşme âlem-i ervahta Yaratan’a karşı, ten giymemiş her canın verdiği ilk sözdür. Ahde vefa, Allah’a karşı, ezelde verilen söze sadakatle bağlı kalarak, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” sualine karşılık, “Evet, sen bizim Rabbimizsin!” diye cevap verdiğimizi unutmamak ve verilen sözden dönmemek demektir. Öncelikle Allah’a karşı ve sonra etrafımızdaki insanlara karşı verilen her söz, onu yerine getirme konusunda bizleri sorumlu ve borçlu kılmaktadır. Bundan dolayıdır ki vefa, ruhun dürüstlük içinde kalmasını, gönlün de sadakatin vermiş olduğu yeğnilikle huzur içinde olmasını temin eder.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'">İki taraf arasındaki antlaşmaların her zaman bir kâğıt üzerinde veya sözlü şekilde olması gerekmez. İnsanların, çevresindeki en yakın olandan başlayarak, üzerinde hukuku bulunan insanlara ve diğer canlılara karşı da vefakâr olması insaniyetinin gereğidir. Ekinini biçtiğimiz tarlada, meyvesini yediğimiz ağaçta, üzerinde gezindiğimiz toprakta… Kâinatta bize hizmet için elini açıp uzatmış her varlıkta Vâreden’i hatırlamak da aynı şekilde ahdine sadık kalmanın başka bir yoludur.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'">Anne babamıza, sevdiğimiz, tanıdığımız insanlara karşı, yaşadığımız sürece vefakâr olacağımıza dair bir sözleşmemiz bulunmamaktadır. Fakat insanın başta ana baba, akraba olmak üzere hayat dairesi içinde bulunan herkese karşı bu görevi yerine getirmesi bir insanlık borcudur. Vefasızlık sebebiyle başkaları tarafından kınanmaktan, eleştirilmekten ziyade vicdanımızın bize vereceği rahatsızlık ve gün be gün içimizdeki güneşin bulutlanması sebebiyle, ruhumuzun karanlık bir dünya içinde kalacağından korkmalıyız. Çünkü vefa, diğer bir ayağı vicdan olan, insanı gerçek anlamda insanlığa yürüten bir köprü hükmündedir. Vicdan gibi, vefa duygusunu da yitiren insanlar hayat nehrinin boz bulanık sularında yalnızlığıyla birlikte boğulmaya doğru sürüklenip giderler.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'"><strong>Vefasız dünya mı?</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'">Kimseye yâr olmayışından dolayı dünyaya ‘vefasız’ sıfatı yakıştırılmıştır. Yeryüzünde yaşayan herkes bilir ki, gelenlerden bir tek baki kalan olmamıştır ve bu dünya insan için bir güzergâhtır. Onun için bağlanmaya ve sonsuz emeller beslemeye değmez.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'">Ancak, dünya üzerinde bir yolcu olduğunu unutarak yaşayanlar, yolun sonu göründüğünde dünyanın vefasız olduğuna dair serzenişte bulunurlar. Bu tür yakınma içindeki insanlar gerçekte haklı olanlar değil; verdikleri ilk söze sadakatten uzaklaşarak asıl vefasız olanlar ve de aldananlardır ancak.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'">Dünya her gelene bütün cazibesiyle el eder, kendine çağırır, fakat kimseye de el vermez. Çünkü insan sınanmak üzere ve bir imtihana tabi olmak için dünyaya gönderilmiştir. Dünya, geçip gitmişlere olduğu gibi, şimdi yaşayan ve bundan sonra gelecek olanlara da, bitmeyen istekler yönünden vefalı davranmayacaktır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'">Bu anlamda bir söz üstadının söylediği önemlidir: “Akıbet cümlemizin menzili hâk olsa gerek/ Kime etmiş bu felek kâm ü merâm üzere vefa.” Yani “Sonunda hepimizin varacağı yer topraktır. Bu dünya vefa gösterip kimin arzusunu yerine getirmiştir ki?”</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'">Yine şairin; “Vefa her kimseden kim istedim, andan cefâ gördüm/ Kimi kim bîvefa dünyada gördüm, bîvefa gördüm.” (Bu dünyada vefa istediğimden cefa gördüm, bu vefasız dünyada kimi gördüysem vefasızdı) söyleyişi, özünde vefa olmayanlardan vefa beklemenin ancak hayal kırıklığı olacağını anlatıyor. Evet; dünyanın vefasızlığını unutup ona bağlanmış olanlar, dünyaya benzemeleri sebebiyle vefasızlaşmışlardır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'"><strong>Sözde mi kaldı?</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'">İnsanoğlu her devirde insanların vefasızlığından dem vurmuştur. Çünkü vefa karşısındakinden beklenen ve aynı şekilde dünyevîleşme ile birlikte de azalan bir şeydir. İnsanlar arasındaki en kuvvetli bağlardan biri olan vefa, insanı gerçek anlamda insana dönüştürür, hayatı ise doğru maksada yönlendirir. Hayatın bütün zorluklarına, elemlerine, uzaklıklarına karşılık insan hatırlanmayı, ilgiyi ve sevgiyi bekler. Devran her ne kadar bu bağları zayıflatsa da, insana yakışan her durumda, her şartta vefakâr olduğunu göstermektir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'">Vefa, günümüz insanında azalan, gün geçtikçe kaybolmaya doğru giden bir haslet artık. Onun için evlilik öncesi sadakat adına verilen sözler kısa bir süre sonra unutuluyor. Bir zamanlar bizi besleyen, büyüten, canından bir parça sayan anne ve babaların gözleri, bayramlarda bile gelip hatırını sormayan vefasızlar için sözde ‘huzur’ evlerinin pencerelerinden yollara bakmaktan yorgun düşüyor.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'">Nice anne ve babalar evlatlarına verdikleri söze yüz çevirerek, sokakların tehlikeli karanlıklarında öz evlatlarının tükenişine göz yumarak rahat bir uykuya dalabiliyor. Birlikte yaşanan zamanlardaki en kavi dostluklar zaman içinde hatırlanmaz hale geliyor. Ulaşımın ve iletişimin zirvede olduğu bu çağda yakınlaşmalar, kavuşmalar ve kucaklaşmaların daha fazla olması gerekirken, insanlar en sevdiklerine bir selam bile göndermeyi kendilerine yük sayıyor.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'">Hızla dönen dünyanın içinde başı dönen insanlarız. Birçok hasleti olduğu gibi, vefayı da hayatımızdan siliyor gibiyiz. Vefa sadece lügatlerde mi yalnız; yoksa bizim de zaman zaman hatırladığımız, fakat sadık kalamadığımız için ruhumuzun en kuytusunda unutuluşa terk ettiğimiz bir kavram mı?</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'">İnsanın her çağda hüsranda olduğu bir gerçek. Günümüzde ise maneviyatsızlık alevinin her iki dünyamızı da tehdit ettiği aşikâr. Ömer Nasuhi Bilmen hazretleri bunca sözü bir cümlede özetleyerek: “Zamane dostlarından vefa ummak, şûrezârdan (çorak, verimsiz topraktan) mahsulât beklemeye benzer.” diye buyurmuşlar.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'"><strong>Vefa sızlar mı?</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'">Millet ve fert olarak varlığımızı devam ettirebilmemizin yegâne yolu, bizi biz yapan manevî ve maddî değerlere sahip çıkmaktan geçer. Başta Yaradan’a olmak üzere, dünya ve ukba saadetini temin için insanlığa hizmet etmiş önemli şahsiyetlere, aile fertlerimize, dostlarımıza karşı vefakâr olabilseydik keşke. Unutmak ve unutturmak yerine, hatırlanması, yaşatılması gereken ulu kişilerin adını ve hayatını öğretebilseydik çocuklarımıza… Onların yaşadıkları onca çilelere, horlanmalara, hatta canlarını hiçe sayışlarına karşılık, bizler sadece şükranla ve minnetle yad edenler olabilseydik onları.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'">Vefa duygusu da vicdan gibidir. Eksikliğinden dolayı bir yanımızın kanadığını, sızladığını hissederiz. Nasıl ki tamamen silip atamadığımız duygularımız, hislerimiz vardır, vefa duygusu da derinde, ama hep bizimle yaşayan, fakat çoğu zaman karşımızdakilerden beklediğimiz, bencilliğimiz sebebiyle en yakınımızdan bile esirgediğimiz, üzerini zaman perdesiyle örttüğümüz en insan yanımızdır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'times new roman'">Keşke, bütün unutulmuşluklara, bütün uzaklıklara, zaman ve zamaneye karşı; karşılık görmesek de, hiçbir beklenti içinde olmadan, Fuzûli gibi bizler de; “Yâr kılmazsa mana cevr ü cefâdan gayrı/ Men ana eylemezem mihr ü vefadan gayrı” (Sevgili bana sürekli eziyet etse de, ben ona yine vefa gösteririm) diyebilseydir,,Semerkand-</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 381902, member: 1004566"] [INDENT][COLOR=#800000][SIZE=4][FONT=times new roman]Vefa duygusu da vicdan gibidir, onun eksikliğinden dolayı bir yanımızın kanadığını, sızladığını hissederiz. Nasıl ki tamamen silip atamadığımız duygularımız, hislerimiz vardır. Vefa duygusu da derinde, ama hep bizimle yaşayan, fakat çoğu zaman karşımızdakilerden beklediğimiz, bencilliğimiz sebebiyle en yakınımızdan bile esirgediğimiz, üzerini zaman perdesiyle örttüğümüz en insan yanımızdır. [/FONT][/SIZE][/COLOR] [/INDENT] [SIZE=3][FONT=times new roman]Bazı kelimeler vardır ki yüklendikleri anlam ağırlığını, yoğunluğunu, sözlükler dahi yeterince taşıyamaz. O kelimeler insanın iç dünyasındaki derin vadilerde yankılandıkça farklı anlamlara, farklı şekil ve renklere bürünürler. Bazen bir kelimenin çağrışımıyla sayfalar dolusu açıklamada bulunsak da yine meramımızı ifade edebilmiş olamayız. [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=times new roman]Bu tür kelimeler, bazı duygular gibidir, sadece hissedilir ve yaşanılır. Bundan dolayıdır ki, söz ustaları bir dalgıç gibi kelimeler denizinde en etkili, en parlak, konuyu en çarpıcı şekilde ifadece edecek, duygu ve düşünce yoğunluğunu içinde barındıracak kelimeler ardında söz deryasının derinlerine dalmışlardır. Dolayısıyla söyledikleri sözler de gök kubbede birer yıldız gibi parlar olmuştur. Zira onlar sözü bir inci gibi değerli bilmişlerdir. [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=times new roman]Dilimizde geniş anlamlar ihtiva eden birçok kelime vardır. Bu kelimelerden biri de ‘vefa’ kelimesidir. Her ne kadar sözlüklerde “sözünde durma, sevgisinde sebatlı olma, dostluk bağlılığı” olarak tanımlansa da, bu anlamlar terazinin diğer kefesinde duran ‘vefa’ kelimesini kıpırdatmaya dahi yetmezler. [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=times new roman][B]İnsanî bir değer [/B][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=times new roman]Bir rivayete göre, şair[COLOR=#000000]Yahya Kemal[/COLOR][COLOR=#000000]mn’in şiirlerini tercüme eden bir Batılı, ‘vefa’ kelimesinin kendi dillerinde karşılığını bulamaz. Yerine hangi kelimeyi yazması gerektiğini sorunca, [/COLOR][COLOR=#000000]Yahya Kemal[/COLOR][COLOR=#000000] in, [/COLOR]“Vefa kelimesini olduğu gibi yaz.” cevabını verdiği söylenir.[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=times new roman]Vefa, her şeyden önce insana has bir özellik; insanda bulunması gereken üstün bir haslettir. İnsanlığı sadece görünüşten ibaret olanlar için ise diğer güzel özellikler gibi vefanın da dünyalarında bir karşılığı aranmaz. Vefa, yücelten ahlâkî bir değer olduğu için her insanda, her ruhta bulunmayabilir. Bazı milletlerin hayatlarında, dolayısıyla dillerinde de bir karşılığı olmadığı gibi… Hiç tereddütsüz söylenebilir ki insan, vefalı olabildiği ölçüde ‘insan’ olmuş olur. [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=times new roman][B]Ahde vefa [/B][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=times new roman]İlk ahit, ilk sözleşme âlem-i ervahta Yaratan’a karşı, ten giymemiş her canın verdiği ilk sözdür. Ahde vefa, Allah’a karşı, ezelde verilen söze sadakatle bağlı kalarak, “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” sualine karşılık, “Evet, sen bizim Rabbimizsin!” diye cevap verdiğimizi unutmamak ve verilen sözden dönmemek demektir. Öncelikle Allah’a karşı ve sonra etrafımızdaki insanlara karşı verilen her söz, onu yerine getirme konusunda bizleri sorumlu ve borçlu kılmaktadır. Bundan dolayıdır ki vefa, ruhun dürüstlük içinde kalmasını, gönlün de sadakatin vermiş olduğu yeğnilikle huzur içinde olmasını temin eder. [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=times new roman]İki taraf arasındaki antlaşmaların her zaman bir kâğıt üzerinde veya sözlü şekilde olması gerekmez. İnsanların, çevresindeki en yakın olandan başlayarak, üzerinde hukuku bulunan insanlara ve diğer canlılara karşı da vefakâr olması insaniyetinin gereğidir. Ekinini biçtiğimiz tarlada, meyvesini yediğimiz ağaçta, üzerinde gezindiğimiz toprakta… Kâinatta bize hizmet için elini açıp uzatmış her varlıkta Vâreden’i hatırlamak da aynı şekilde ahdine sadık kalmanın başka bir yoludur. [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=times new roman]Anne babamıza, sevdiğimiz, tanıdığımız insanlara karşı, yaşadığımız sürece vefakâr olacağımıza dair bir sözleşmemiz bulunmamaktadır. Fakat insanın başta ana baba, akraba olmak üzere hayat dairesi içinde bulunan herkese karşı bu görevi yerine getirmesi bir insanlık borcudur. Vefasızlık sebebiyle başkaları tarafından kınanmaktan, eleştirilmekten ziyade vicdanımızın bize vereceği rahatsızlık ve gün be gün içimizdeki güneşin bulutlanması sebebiyle, ruhumuzun karanlık bir dünya içinde kalacağından korkmalıyız. Çünkü vefa, diğer bir ayağı vicdan olan, insanı gerçek anlamda insanlığa yürüten bir köprü hükmündedir. Vicdan gibi, vefa duygusunu da yitiren insanlar hayat nehrinin boz bulanık sularında yalnızlığıyla birlikte boğulmaya doğru sürüklenip giderler. [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=times new roman][B]Vefasız dünya mı? [/B][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=times new roman]Kimseye yâr olmayışından dolayı dünyaya ‘vefasız’ sıfatı yakıştırılmıştır. Yeryüzünde yaşayan herkes bilir ki, gelenlerden bir tek baki kalan olmamıştır ve bu dünya insan için bir güzergâhtır. Onun için bağlanmaya ve sonsuz emeller beslemeye değmez.[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=times new roman]Ancak, dünya üzerinde bir yolcu olduğunu unutarak yaşayanlar, yolun sonu göründüğünde dünyanın vefasız olduğuna dair serzenişte bulunurlar. Bu tür yakınma içindeki insanlar gerçekte haklı olanlar değil; verdikleri ilk söze sadakatten uzaklaşarak asıl vefasız olanlar ve de aldananlardır ancak. [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=times new roman]Dünya her gelene bütün cazibesiyle el eder, kendine çağırır, fakat kimseye de el vermez. Çünkü insan sınanmak üzere ve bir imtihana tabi olmak için dünyaya gönderilmiştir. Dünya, geçip gitmişlere olduğu gibi, şimdi yaşayan ve bundan sonra gelecek olanlara da, bitmeyen istekler yönünden vefalı davranmayacaktır. [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=times new roman]Bu anlamda bir söz üstadının söylediği önemlidir: “Akıbet cümlemizin menzili hâk olsa gerek/ Kime etmiş bu felek kâm ü merâm üzere vefa.” Yani “Sonunda hepimizin varacağı yer topraktır. Bu dünya vefa gösterip kimin arzusunu yerine getirmiştir ki?”[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=times new roman]Yine şairin; “Vefa her kimseden kim istedim, andan cefâ gördüm/ Kimi kim bîvefa dünyada gördüm, bîvefa gördüm.” (Bu dünyada vefa istediğimden cefa gördüm, bu vefasız dünyada kimi gördüysem vefasızdı) söyleyişi, özünde vefa olmayanlardan vefa beklemenin ancak hayal kırıklığı olacağını anlatıyor. Evet; dünyanın vefasızlığını unutup ona bağlanmış olanlar, dünyaya benzemeleri sebebiyle vefasızlaşmışlardır. [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=times new roman][B]Sözde mi kaldı? [/B][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=times new roman]İnsanoğlu her devirde insanların vefasızlığından dem vurmuştur. Çünkü vefa karşısındakinden beklenen ve aynı şekilde dünyevîleşme ile birlikte de azalan bir şeydir. İnsanlar arasındaki en kuvvetli bağlardan biri olan vefa, insanı gerçek anlamda insana dönüştürür, hayatı ise doğru maksada yönlendirir. Hayatın bütün zorluklarına, elemlerine, uzaklıklarına karşılık insan hatırlanmayı, ilgiyi ve sevgiyi bekler. Devran her ne kadar bu bağları zayıflatsa da, insana yakışan her durumda, her şartta vefakâr olduğunu göstermektir.[/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=times new roman]Vefa, günümüz insanında azalan, gün geçtikçe kaybolmaya doğru giden bir haslet artık. Onun için evlilik öncesi sadakat adına verilen sözler kısa bir süre sonra unutuluyor. Bir zamanlar bizi besleyen, büyüten, canından bir parça sayan anne ve babaların gözleri, bayramlarda bile gelip hatırını sormayan vefasızlar için sözde ‘huzur’ evlerinin pencerelerinden yollara bakmaktan yorgun düşüyor. [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=times new roman]Nice anne ve babalar evlatlarına verdikleri söze yüz çevirerek, sokakların tehlikeli karanlıklarında öz evlatlarının tükenişine göz yumarak rahat bir uykuya dalabiliyor. Birlikte yaşanan zamanlardaki en kavi dostluklar zaman içinde hatırlanmaz hale geliyor. Ulaşımın ve iletişimin zirvede olduğu bu çağda yakınlaşmalar, kavuşmalar ve kucaklaşmaların daha fazla olması gerekirken, insanlar en sevdiklerine bir selam bile göndermeyi kendilerine yük sayıyor. [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=times new roman]Hızla dönen dünyanın içinde başı dönen insanlarız. Birçok hasleti olduğu gibi, vefayı da hayatımızdan siliyor gibiyiz. Vefa sadece lügatlerde mi yalnız; yoksa bizim de zaman zaman hatırladığımız, fakat sadık kalamadığımız için ruhumuzun en kuytusunda unutuluşa terk ettiğimiz bir kavram mı? [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=times new roman]İnsanın her çağda hüsranda olduğu bir gerçek. Günümüzde ise maneviyatsızlık alevinin her iki dünyamızı da tehdit ettiği aşikâr. Ömer Nasuhi Bilmen hazretleri bunca sözü bir cümlede özetleyerek: “Zamane dostlarından vefa ummak, şûrezârdan (çorak, verimsiz topraktan) mahsulât beklemeye benzer.” diye buyurmuşlar. [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=times new roman][B]Vefa sızlar mı? [/B][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=times new roman]Millet ve fert olarak varlığımızı devam ettirebilmemizin yegâne yolu, bizi biz yapan manevî ve maddî değerlere sahip çıkmaktan geçer. Başta Yaradan’a olmak üzere, dünya ve ukba saadetini temin için insanlığa hizmet etmiş önemli şahsiyetlere, aile fertlerimize, dostlarımıza karşı vefakâr olabilseydik keşke. Unutmak ve unutturmak yerine, hatırlanması, yaşatılması gereken ulu kişilerin adını ve hayatını öğretebilseydik çocuklarımıza… Onların yaşadıkları onca çilelere, horlanmalara, hatta canlarını hiçe sayışlarına karşılık, bizler sadece şükranla ve minnetle yad edenler olabilseydik onları. [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=times new roman]Vefa duygusu da vicdan gibidir. Eksikliğinden dolayı bir yanımızın kanadığını, sızladığını hissederiz. Nasıl ki tamamen silip atamadığımız duygularımız, hislerimiz vardır, vefa duygusu da derinde, ama hep bizimle yaşayan, fakat çoğu zaman karşımızdakilerden beklediğimiz, bencilliğimiz sebebiyle en yakınımızdan bile esirgediğimiz, üzerini zaman perdesiyle örttüğümüz en insan yanımızdır. [/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=times new roman]Keşke, bütün unutulmuşluklara, bütün uzaklıklara, zaman ve zamaneye karşı; karşılık görmesek de, hiçbir beklenti içinde olmadan, Fuzûli gibi bizler de; “Yâr kılmazsa mana cevr ü cefâdan gayrı/ Men ana eylemezem mihr ü vefadan gayrı” (Sevgili bana sürekli eziyet etse de, ben ona yine vefa gösteririm) diyebilseydir,,Semerkand-[/FONT][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Hadis Sohbetleri
Hadis Sohbetleri 58:“Muhakkak ahde vefa imandandır.”
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst