Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Hadis Sohbetleri
Hadis Sohbetleri 59:Münafık´lığın belirtisi üçtür
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 382677" data-attributes="member: 1004566"><p><span style="font-size: 15px"><strong>Kuran'ı Açıkça İnkar Etmezler </strong></span></p><p></p><p></p><p></p><p> Münafıkların kendilerine has son derece garip ve çarpık bir mantıkları vardır, aynen şeytanın son derece esrarengiz ve sapkın bir mantığa sahip olması gibi.</p><p> Münafıklarda tecelli eden bu 'şeytani mantık', kendini istisnasız her konuda gösterir. Kuran'a karşı bakış açılarında da bu mantık işlemeye devam eder: Kuran'ı tam anlamıyla inkar etmezler, fakat ona gerçek anlamda bir inançları da yoktur. Bu da oldukça çarpık bir davranıştır, zira akıl ve vicdan sahibi her insan Allah'ın kitabına uyması gerektiğini bilir.</p><p> Ayetlerin bazısını uygulayıp bazısına uymakta gevşek davranmak, hiç kuşkusuz şaşkınlıkla karşılanacak bir tutumdur. Vicdani muhakemeleri onlara Kuran'ı uygulamaları gerektiğini söylerken, nefisleri Kuran'a karşı büyüklenmeyi daha cazip hale getirir. Ayetleri 'çok iyi' bildikleri halde, inanmamak için bahaneler öne sürmeleri nefislerine uymalarının bir sonucudur. Nitekim nasıl bir büyüklenme ile inkar ettikleri Kuran'da şöyle bildirilmektedir:</p><p> Vicdanları kabul ettiği halde, zulüm ve büyüklenme dolayısıyla bunları inkar ettiler. Artık sen, bozguncuların nasıl bir sona uğratıldıklarına bir bak. (Neml Suresi, 14)</p><p></p><p> Münafıklar Allah'ın ayetlerine karşı gevşeklik gösterdiklerini de açıkça belli edemezler; bundan çekinirler. Bu günahlarını kendi içlerinde saklarlar veya kendileriyle aynı mantıkta olan kişilerin yanında açığa çıkarabilirler. Onların bu bozuk mantıklarını Allah Kuran’da şöyle haber vermiştir:</p><p> Bir sûre indirildiğinde, bazısı bazısına bakar (ve): "Sizi bir kimse görüyor mu?" (der.) Sonra sırt çevirir giderler. Gerçekten onlar, kavramayan bir topluluk olmaları dolayısıyla, Allah onların kalblerini çevirmiştir. (Tevbe Suresi, 127</p><p></p><p></p><p><strong>Kuran'ı Çarpık Yorumlarlar</strong></p><p></p><p> Münafıkların en önemli özelliği, daha önce de tarif ettiğimiz gibi fitne ve nifak çıkarmaya çalışmalarıdır. Bu amaçlarını gerçekleştirmek için de çok çeşitli yollar benimsemişlerdir. Örneğin, elçiye karşı saygıya uygun olmayan davranışlarda bulunarak kendi düşük akıllarınca müminlere sıkıntı vermeye, yalan haber yayarak müminler arasında ihtilaf çıkarmaya çalışırlar. Fakat tüm bu çabalarının yanı sıra çok önemli bir fitne çıkarma metodları vardır ki, Allah bunu müminlere büyük bir tehlike olarak haber vermiştir:</p><p> Sana Kitabı indiren O'dur. O'ndan, Kitabın anası (temeli) olan bir kısım ayetler muhkem'dir; diğerleri ise müteşabihtir. Kalplerinde bir kayma olanlar, fitne çıkarmak ve olmadık yorumlarını yapmak için ondan müteşabih olanına uyarlar. Oysa onun tevilini Allah'tan başkası bilmez. İlimde derinleşenler ise: "Biz ona inandık, tümü Rabbimizin Katındandır" derler. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp-düşünmez. (Al-i İmran Suresi, 7)</p><p></p><p></p><p> Ayette bildirildiği gibi münafıklar Allah'ın ayetleri ile ilgili hiç olmayacak yorumlar yaparlar ve bu sayede insanları kandırmayı, Allah hakkında yanılgıya düşürmeyi planlarlar. Nitekim Allah ayetlerini indirirken, bazılarının inkarcılar tarafından kavranamayacağını müminlere bildirmiştir. Dolayısıyla münafıkların yaptıkları çarpık yorumların müminler üzerinde hiçbir etkisi olmayacaktır.</p><p> Münafıkların bu sinsice tavırları karşısında müminlerin yapmaları gereken, ayette belirtildiği gibi Allah'ın kitabına tam olarak teslim olmaktır. Böyle bir durumda münafıkların herhangi bir şekilde müminlere zarar vermesi de mümkün olmaz. Zira müminler Allah'ın ayetlerine karşı son derece duyarlı ve Yüce Allah'ın kendilerine verdiği anlayış sayesinde de 'kalbinde hastalık olanlara' karşı son derece uyanıktırlar. Münafıklar yalnızca kendileri zanda bulunarak, çarpık, mantıksız yorumlar yapmalarına karşılık ahirette söyledikleri her kelimenin tek tek hesabını verecekler ve kurdukları tüm tuzakların kendi başlarına geçtiğine bizzat şahit olacaklardır.</p><p></p><p></p><p><strong>Allah'ın Dinine Bakış Açıları</strong></p><p></p><p>Münafıklar garip bir mantığa sahiptirler. Kuran'ı bilip öğrenmiş olmalarına rağmen, din ahlakına ve ahirete bakış açıları Kuran mantığının tamamen tersidir. Din ahlakı onlar için hiçbir zaman birinci plandaki konu değildir. Bu gerçekten de çok çarpık bir durumdur. Çünkü münafıklar dinsizlerden de farklıdır; dine karşı dinsizler gibi kayıtsızdırlar, ancak buna rağmen dinden ve müminlerden de bir türlü uzak duramazlar. Bu sapkın grubun mensupları Kuran'da "Arada bocalayıp dururlar. Ne onlarla, ne bunlarla" (Nisa Suresi, 143) şeklinde tanımlanmışlardır:</p><p>İman edenlerle karşılaştıkları zaman: "İman ettik" derler. Şeytanlarıyla başbaşa kaldıklarında ise, derler ki: "şüphesiz, sizinle beraberiz. Biz (onlarla) yalnızca alay ediyoruz. (Bakara Suresi, 14)</p><p></p><p></p><p> Münafıkların dayandıkları temel Allah'ın rızasından uzaktır. Ayetleri okumalarına rağmen, dine karşı kayıtsızdırlar ve din ahlakından da uzaktırlar. Derinlemesine anlama ve kavrama yetenekleri olmadığından, müminlerin içinde bulundukları durumu da, kendi durumlarını da analiz edemezler. Allah için yaşamayı bilmeyen, dayandıkları hiçbir temel olmadan Allah'a karşı savaş açmış kişilerdir. Bu nedenle samimi olarak iman etmiş değillerdir. En ufak bir sıkıntıda sarsılır, Allah'ın dinine karşı sadakatlerinin olmadığını açıkça gözler önüne sererler. Zor bir anda derhal inkarcılarla işbirliği içine girerler. İbadetler ve Kuran hükümleri konusundaki pervasızlıkları da bu kötü özelliklerine delil teşkil eder.</p><p> Dine karşı gevşek olmalarına dair pek çok alamet vardır. Örneğin münafıklar, Allah'ı çok az anarlar. Bu da onların imanda ve din ahlakını yaşamada ne derece gevşek olduklarını gösteren önemli bir delildir. Yine Kuran ayetlerinden onların namaza karşı isteksizlikleri, infakı bir gösteriş aracı olarak kullandıklarını anlamaktayız. Sadece müminlere karşı gösteriş olsun diye yaptıkları bu ibadetlere yalnız kaldıklarında yanaşmıyor olmaları da bir diğer çirkin özellikleridir. Doğrusu sadece kendi çıkarları ve insanlara gösterişleri söz konusu olduğunda yaptıkları ibadetleri, tek başına kaldıklarında uygulamaları beklenemez. Bu, kendilerinde hakim olan çarpık mantığa uymamakta, din konusundaki görüşleri ile tezat teşkil etmektedir. Münafıkların tanıtıldığı ayetlerden bazıları şöyledir:</p><p></p><p></p><p> Gerçek şu ki, münafıklar (sözde), Allah'ı aldatmaktadırlar. Oysa O, onları aldatandır. Namaza kalktıkları zaman, isteksizce kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar ve Allah'ı ancak çok az anarlar. (Nisa Suresi, 142)</p><p></p><p></p><p>İşte (şu) namaz kılanların vay haline,Ki onlar, namazlarında yanılgıdadırlar, Onlar gösteriş yapmaktadırlar, (Ma'un Suresi, 4-6)</p><p></p><p> Ve onlar, mallarını insanlara gösteriş olsun diye infak ederler, Allah'a ve ahiret gününe de inanmazlar. Şeytan, kime arkadaş olursa, artık ne kötü bir arkadaştır o. (Nisa Suresi, 38)</p><p></p><p></p><p> Münafıklar ibadette isteksizdirler. Kararlı oldukları yegane konu, insanların rızasını kazanmaktır. İnsanların beğenisi, övgüsü, hoşnutluğu onlar için dünyada görebilecekleri en büyük karşılıktır. Yaptıklarının hepsini, bu övgüyü kazanmak için yapmaktadırlar. Dolayısıyla, müminlerle birlikte oldukları süre boyunca yapıp ettikleri bir aldanıştan ibarettir. Kendi yanılgılarının farkında değildirler, dahası kendilerince Allah'ı, elçisini ve diğer müminleri de aldattıklarını zannederler.</p><p> Oysa yalnızca kendilerini aldatmaktadırlar. Hareketlerinde hiçbir zaman ihlaslı olmadıkları için de ahiretteki mükafattan yoksun bırakılırlar.</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 382677, member: 1004566"] [SIZE=4][B]Kuran'ı Açıkça İnkar Etmezler [/B][/SIZE] Münafıkların kendilerine has son derece garip ve çarpık bir mantıkları vardır, aynen şeytanın son derece esrarengiz ve sapkın bir mantığa sahip olması gibi. Münafıklarda tecelli eden bu 'şeytani mantık', kendini istisnasız her konuda gösterir. Kuran'a karşı bakış açılarında da bu mantık işlemeye devam eder: Kuran'ı tam anlamıyla inkar etmezler, fakat ona gerçek anlamda bir inançları da yoktur. Bu da oldukça çarpık bir davranıştır, zira akıl ve vicdan sahibi her insan Allah'ın kitabına uyması gerektiğini bilir. Ayetlerin bazısını uygulayıp bazısına uymakta gevşek davranmak, hiç kuşkusuz şaşkınlıkla karşılanacak bir tutumdur. Vicdani muhakemeleri onlara Kuran'ı uygulamaları gerektiğini söylerken, nefisleri Kuran'a karşı büyüklenmeyi daha cazip hale getirir. Ayetleri 'çok iyi' bildikleri halde, inanmamak için bahaneler öne sürmeleri nefislerine uymalarının bir sonucudur. Nitekim nasıl bir büyüklenme ile inkar ettikleri Kuran'da şöyle bildirilmektedir: Vicdanları kabul ettiği halde, zulüm ve büyüklenme dolayısıyla bunları inkar ettiler. Artık sen, bozguncuların nasıl bir sona uğratıldıklarına bir bak. (Neml Suresi, 14) Münafıklar Allah'ın ayetlerine karşı gevşeklik gösterdiklerini de açıkça belli edemezler; bundan çekinirler. Bu günahlarını kendi içlerinde saklarlar veya kendileriyle aynı mantıkta olan kişilerin yanında açığa çıkarabilirler. Onların bu bozuk mantıklarını Allah Kuran’da şöyle haber vermiştir: Bir sûre indirildiğinde, bazısı bazısına bakar (ve): "Sizi bir kimse görüyor mu?" (der.) Sonra sırt çevirir giderler. Gerçekten onlar, kavramayan bir topluluk olmaları dolayısıyla, Allah onların kalblerini çevirmiştir. (Tevbe Suresi, 127 [B]Kuran'ı Çarpık Yorumlarlar[/B] Münafıkların en önemli özelliği, daha önce de tarif ettiğimiz gibi fitne ve nifak çıkarmaya çalışmalarıdır. Bu amaçlarını gerçekleştirmek için de çok çeşitli yollar benimsemişlerdir. Örneğin, elçiye karşı saygıya uygun olmayan davranışlarda bulunarak kendi düşük akıllarınca müminlere sıkıntı vermeye, yalan haber yayarak müminler arasında ihtilaf çıkarmaya çalışırlar. Fakat tüm bu çabalarının yanı sıra çok önemli bir fitne çıkarma metodları vardır ki, Allah bunu müminlere büyük bir tehlike olarak haber vermiştir: Sana Kitabı indiren O'dur. O'ndan, Kitabın anası (temeli) olan bir kısım ayetler muhkem'dir; diğerleri ise müteşabihtir. Kalplerinde bir kayma olanlar, fitne çıkarmak ve olmadık yorumlarını yapmak için ondan müteşabih olanına uyarlar. Oysa onun tevilini Allah'tan başkası bilmez. İlimde derinleşenler ise: "Biz ona inandık, tümü Rabbimizin Katındandır" derler. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp-düşünmez. (Al-i İmran Suresi, 7) Ayette bildirildiği gibi münafıklar Allah'ın ayetleri ile ilgili hiç olmayacak yorumlar yaparlar ve bu sayede insanları kandırmayı, Allah hakkında yanılgıya düşürmeyi planlarlar. Nitekim Allah ayetlerini indirirken, bazılarının inkarcılar tarafından kavranamayacağını müminlere bildirmiştir. Dolayısıyla münafıkların yaptıkları çarpık yorumların müminler üzerinde hiçbir etkisi olmayacaktır. Münafıkların bu sinsice tavırları karşısında müminlerin yapmaları gereken, ayette belirtildiği gibi Allah'ın kitabına tam olarak teslim olmaktır. Böyle bir durumda münafıkların herhangi bir şekilde müminlere zarar vermesi de mümkün olmaz. Zira müminler Allah'ın ayetlerine karşı son derece duyarlı ve Yüce Allah'ın kendilerine verdiği anlayış sayesinde de 'kalbinde hastalık olanlara' karşı son derece uyanıktırlar. Münafıklar yalnızca kendileri zanda bulunarak, çarpık, mantıksız yorumlar yapmalarına karşılık ahirette söyledikleri her kelimenin tek tek hesabını verecekler ve kurdukları tüm tuzakların kendi başlarına geçtiğine bizzat şahit olacaklardır. [B]Allah'ın Dinine Bakış Açıları[/B] Münafıklar garip bir mantığa sahiptirler. Kuran'ı bilip öğrenmiş olmalarına rağmen, din ahlakına ve ahirete bakış açıları Kuran mantığının tamamen tersidir. Din ahlakı onlar için hiçbir zaman birinci plandaki konu değildir. Bu gerçekten de çok çarpık bir durumdur. Çünkü münafıklar dinsizlerden de farklıdır; dine karşı dinsizler gibi kayıtsızdırlar, ancak buna rağmen dinden ve müminlerden de bir türlü uzak duramazlar. Bu sapkın grubun mensupları Kuran'da "Arada bocalayıp dururlar. Ne onlarla, ne bunlarla" (Nisa Suresi, 143) şeklinde tanımlanmışlardır: İman edenlerle karşılaştıkları zaman: "İman ettik" derler. Şeytanlarıyla başbaşa kaldıklarında ise, derler ki: "şüphesiz, sizinle beraberiz. Biz (onlarla) yalnızca alay ediyoruz. (Bakara Suresi, 14) Münafıkların dayandıkları temel Allah'ın rızasından uzaktır. Ayetleri okumalarına rağmen, dine karşı kayıtsızdırlar ve din ahlakından da uzaktırlar. Derinlemesine anlama ve kavrama yetenekleri olmadığından, müminlerin içinde bulundukları durumu da, kendi durumlarını da analiz edemezler. Allah için yaşamayı bilmeyen, dayandıkları hiçbir temel olmadan Allah'a karşı savaş açmış kişilerdir. Bu nedenle samimi olarak iman etmiş değillerdir. En ufak bir sıkıntıda sarsılır, Allah'ın dinine karşı sadakatlerinin olmadığını açıkça gözler önüne sererler. Zor bir anda derhal inkarcılarla işbirliği içine girerler. İbadetler ve Kuran hükümleri konusundaki pervasızlıkları da bu kötü özelliklerine delil teşkil eder. Dine karşı gevşek olmalarına dair pek çok alamet vardır. Örneğin münafıklar, Allah'ı çok az anarlar. Bu da onların imanda ve din ahlakını yaşamada ne derece gevşek olduklarını gösteren önemli bir delildir. Yine Kuran ayetlerinden onların namaza karşı isteksizlikleri, infakı bir gösteriş aracı olarak kullandıklarını anlamaktayız. Sadece müminlere karşı gösteriş olsun diye yaptıkları bu ibadetlere yalnız kaldıklarında yanaşmıyor olmaları da bir diğer çirkin özellikleridir. Doğrusu sadece kendi çıkarları ve insanlara gösterişleri söz konusu olduğunda yaptıkları ibadetleri, tek başına kaldıklarında uygulamaları beklenemez. Bu, kendilerinde hakim olan çarpık mantığa uymamakta, din konusundaki görüşleri ile tezat teşkil etmektedir. Münafıkların tanıtıldığı ayetlerden bazıları şöyledir: Gerçek şu ki, münafıklar (sözde), Allah'ı aldatmaktadırlar. Oysa O, onları aldatandır. Namaza kalktıkları zaman, isteksizce kalkarlar. İnsanlara gösteriş yaparlar ve Allah'ı ancak çok az anarlar. (Nisa Suresi, 142) İşte (şu) namaz kılanların vay haline,Ki onlar, namazlarında yanılgıdadırlar, Onlar gösteriş yapmaktadırlar, (Ma'un Suresi, 4-6) Ve onlar, mallarını insanlara gösteriş olsun diye infak ederler, Allah'a ve ahiret gününe de inanmazlar. Şeytan, kime arkadaş olursa, artık ne kötü bir arkadaştır o. (Nisa Suresi, 38) Münafıklar ibadette isteksizdirler. Kararlı oldukları yegane konu, insanların rızasını kazanmaktır. İnsanların beğenisi, övgüsü, hoşnutluğu onlar için dünyada görebilecekleri en büyük karşılıktır. Yaptıklarının hepsini, bu övgüyü kazanmak için yapmaktadırlar. Dolayısıyla, müminlerle birlikte oldukları süre boyunca yapıp ettikleri bir aldanıştan ibarettir. Kendi yanılgılarının farkında değildirler, dahası kendilerince Allah'ı, elçisini ve diğer müminleri de aldattıklarını zannederler. Oysa yalnızca kendilerini aldatmaktadırlar. Hareketlerinde hiçbir zaman ihlaslı olmadıkları için de ahiretteki mükafattan yoksun bırakılırlar. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Hadis Sohbetleri
Hadis Sohbetleri 59:Münafık´lığın belirtisi üçtür
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst