Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Hadis Sohbetleri
Hadis Sohbetleri 59:Münafık´lığın belirtisi üçtür
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 382681" data-attributes="member: 1004566"><p><span style="font-size: 12px"><strong>Allah'ın Müminlerin Üzerindeki Korumasından Habersizdirler </strong></span> </p><p></p><p></p><p> ... Allah, kafirlere müminlerin aleyhinde kesinlikle yol vermez.(Nisa Suresi, 141)</p><p></p><p></p><p> Kendi durumlarının farkında olamayan bu insanlar, yukarıdaki ayette de bildirildiği gibi Allah'ın müminler üzerindeki desteğinin ve korumasının da farkında değildirler. Allah'ı takdir edemeyen bir insanın, müminler üzerinde böyle bir desteği fark edememesi doğaldır. Kendilerine, Allah'ın kesinlikle yol vermeyeceğini kavrayabilselerdi, elbette müminlerin aleyhine yaptıkları çabalarının bir faydasının olmadığını da kavrayabilirlerdi. Bunu takdir edememeleri, kavrayamayan bir topluluk oldukları gerçeğini pekiştirmektedir. Dünyada yaşadıkları süre boyunca bütün güçleri ile müminlere karşı mücadele girişimindedirler. Oysa Allah, ne dünyada ne de ahirette kendilerine bir çıkış yolu vermeyeceğini ve müminleri her türlü tehlikelerden koruyacağını Kuran ayetleri ile bildirmektedir. Bu ayetleri okudukları halde bu önemli gerçekten habersiz olmaları, önemli bir münafık alametidir. Müminlerin 'başıboş ve yardımsız' olduklarını düşünürler. Oysa müminler, her koşulda inkarcılara galip gelirler. Onlar Allah'ın gözettiği, bunun bir sonucu olarak da çok üstün özelliklere sahip kişilerdir. Bu gerçeği kavrayamamaları, boş ve amaçsız çabalarını gitgide artırmakta ve şüphe içinde sürgit kalmaya devam etmektedirler.</p><p></p><p></p><p><strong>Menfaatlerine Zarar Gelirse Müminlerden Ayrılırlar</strong></p><p></p><p> Münafıkların, müminlerin arasında bulunmalarının başlıca sebebi daha önce de belirttiğimiz gibi, kendi menfaatleridir. Yaşadıkları rahatı bozacak, menfaatlerine olumsuz etki edecek bir durumla karşılaştıklarında ise, hemen dönerler ve müminlerden ayrılırlar. Bu anlar genellikle zorluk veya mücadele anlarıdır. Allah'ın rızasını kazanmaya yönelik bir hayat yaşamadıklarından, zorluk durumunda din ahlakını yaşamaya yanaşmazlar.</p><p> Nefislerinin ilk zora girdiği anda müminlerden ayrılan bu kişilere bir örnek, Hz. Musa (as)'ın kavmindeki münafıklardır. Savaşa çıktıkları gün, asıl yüzlerini ortaya çıkarmışlar ve hem savaştan kaçmışlar, hem de Allah'ın elçisine karşı saygısız bir tavıra girmişlerdir:</p><p> Dediler ki: "Ey Musa biz, onlar durduğu sürece hiçbir zaman oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin git, ikiniz savaşın. Biz burada duracağız." (Maide Suresi, 24</p><p></p><p></p><p> Allah'a gerçek anlamda inanmayan ve ayetleri inkar eden bu insanların müminlerin arasında birtakım nedenlerden dolayı bulunmaları elbette ilginçtir. Bu insanların en önemli değerleri kendi menfaatleridir. Bu değer uğruna, sırf kendilerine menfaat sağlayabilmek için mümin topluluğunun arasında belirli bir süre kalabilmeyi başarırlar. Menfaatlerinin tehlikeye düştüğünü anladıkları zamanlar ise, ayrılma vakitleridir. Bu zoraki beraberliklerini belli bir süre devam ettirirler, ta ki menfaatleri zarar görene kadar... Zorluk ve mücadele anları, Allah rızası için yapılan bir mücadelede kimlerin salih olup olmadığını ortaya çıkarmaktadır. Menfaati zarar gören bu kişiler için, artık müminlerle beraber kalmalarına sebep olacak bağlayıcı bir durum yoktur. Münafıkların müminlerden ne gibi menfaatler sağlama peşinde olduklarını ise, kitabın bir sonraki bölümünde göreceğiz.</p><p></p><p></p><p><strong>Allah'a ve Müminlere Karşı Mücadeleleri</strong></p><p></p><p><strong>Allah'ın Yolundan Alıkoymaya Çalışırlar</strong></p><p></p><p> Allah'ın mümine vermiş olduğu önemli sorumluluklardan biri de, insanlara iyiliği emredip onları kötülükten menetmek ve Kuran ahlakının gereklerini yeryüzünde duyurmaktır. İnsanlara gaflet içinde oldukları hayati bir konuyu anlatarak, ebedi ahiret hayatlarını kurtarmaları için kendilerini uyarmaktır. Sorumluluk büyük, yapılacak iş oldukça kapsamlıdır. Çünkü müminler için bir kişinin bile iman etmesine vesile olmak, Allah'ın hoşnutluğunu kazanabilmek açısından büyük önem taşır.</p><p> Münafıkların ise izledikleri tutum neredeyse olması gerekenin tam tersidir. Allah yoluna çağırmak yerine, Allah'ın yolundan alıkoymayı kendilerine görev edinmişlerdir. Bu da şeytanın emriyle hareket ettiklerini göstermektedirler. İnsanların imanına vesile olmayı istemek bir yana, münafığın en büyük amacı, 'şeytan' gibi onları, Allah'ın yolundan alıkoymak ve münafık cephesine yandaş toplamaktır:</p><p>İnsanlardan kimi, hiçbir bilgisi, yol göstericisi ve aydınlatıcı kitabı olmaksızın Allah hakkında tartışır-durur. Allah'ın yolundan saptırmak amacıyla 'gururla salınıp-kasılarak' (bunu yapar); dünyada onun için aşağılanma vardır, kıyamet günü de yakıcı azabı ona taddıracağız.(Hac Suresi, 8-9)</p><p></p><p></p><p></p><p> Münafıkların yöntemleri çeşitlidir. Ama bu yöntemleri uygularken, en temel özellikleri sinsilikleridir. Müminlerin arasında olup ikiyüzlü bir tutum izleyerek, onları engellemeye çalışırlar. Bu özellikleri, kuşkusuz onların ahirette 'en aşağılık' kılınmalarının da önemli bir sebebidir.</p><p></p><p></p><p><strong>İnkarcılara Müminler Hakkında Haber Taşırlar</strong></p><p></p><p> ... İçinizde onlara haber taşıyanlar vardır... (Tevbe Suresi, 47)</p><p></p><p></p><p> Münafıkların en büyük istekleri, müminler topluluğunun dağılmasıdır. Bu sebeple, güçlü olduklarına inandıkları inkarcılarla birleşerek, müminlere karşı sinsi bir mücadeleye girerler. Birlik halindeki bir mümin topluluğu, kendileri için önemli bir tehlikedir. Bu nedenle öncelikle bu birlikteliği yok etmeye çalışırlar. Görevleri aleyhte faaliyet olduğundan, amaçları ellerinden geldiğince zarar vermektir. Daha doğrusu, zarar vermek için çabalamaktır.</p><p> Elbette bunun için mümin topluluğunun içinde bulunmayı kendileri için bir avantaj olarak değerlendirirler. Aralarında oldukları sürece aleyhte faaliyetleri daha rahat yapabileceklerini düşünürler. Haber taşıyabilecek, bilgi toplayabileceklerdir. Oysa, yaptıkları her aleyhte faaliyet, kendileri için bir azap vesilesi olacak ve bir sonuca da ulaşamayacaklardır.</p><p>İnkarcılarla olan işbirliğine mümin topluluğunun içindeyken başlayan bu kişilerin amaçları; müminlerin arasında kalıp kendi akıllarınca müminlere zarar verebileceğini düşündükleri bilgileri inkarcılara iletebilmektir. Ancak bu hususta da, münafıkların bilmedikleri veya bilip de önemsemedikleri bir gerçek söz konusudur: Allah müminlerin aleyhine kurulan hiçbir düzene müsaade etmez. Münafıkların tarih boyunca kurdukları bütün tuzaklar, kendi başlarına çökmüştür. Allah'ın vaadine göre de bu şekilde olmaya devam edecektir. Yaptıkları her iş sonuçsuz kalmaya mahkumdur</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 382681, member: 1004566"] [SIZE=3][B]Allah'ın Müminlerin Üzerindeki Korumasından Habersizdirler [/B][/SIZE] ... Allah, kafirlere müminlerin aleyhinde kesinlikle yol vermez.(Nisa Suresi, 141) Kendi durumlarının farkında olamayan bu insanlar, yukarıdaki ayette de bildirildiği gibi Allah'ın müminler üzerindeki desteğinin ve korumasının da farkında değildirler. Allah'ı takdir edemeyen bir insanın, müminler üzerinde böyle bir desteği fark edememesi doğaldır. Kendilerine, Allah'ın kesinlikle yol vermeyeceğini kavrayabilselerdi, elbette müminlerin aleyhine yaptıkları çabalarının bir faydasının olmadığını da kavrayabilirlerdi. Bunu takdir edememeleri, kavrayamayan bir topluluk oldukları gerçeğini pekiştirmektedir. Dünyada yaşadıkları süre boyunca bütün güçleri ile müminlere karşı mücadele girişimindedirler. Oysa Allah, ne dünyada ne de ahirette kendilerine bir çıkış yolu vermeyeceğini ve müminleri her türlü tehlikelerden koruyacağını Kuran ayetleri ile bildirmektedir. Bu ayetleri okudukları halde bu önemli gerçekten habersiz olmaları, önemli bir münafık alametidir. Müminlerin 'başıboş ve yardımsız' olduklarını düşünürler. Oysa müminler, her koşulda inkarcılara galip gelirler. Onlar Allah'ın gözettiği, bunun bir sonucu olarak da çok üstün özelliklere sahip kişilerdir. Bu gerçeği kavrayamamaları, boş ve amaçsız çabalarını gitgide artırmakta ve şüphe içinde sürgit kalmaya devam etmektedirler. [B]Menfaatlerine Zarar Gelirse Müminlerden Ayrılırlar[/B] Münafıkların, müminlerin arasında bulunmalarının başlıca sebebi daha önce de belirttiğimiz gibi, kendi menfaatleridir. Yaşadıkları rahatı bozacak, menfaatlerine olumsuz etki edecek bir durumla karşılaştıklarında ise, hemen dönerler ve müminlerden ayrılırlar. Bu anlar genellikle zorluk veya mücadele anlarıdır. Allah'ın rızasını kazanmaya yönelik bir hayat yaşamadıklarından, zorluk durumunda din ahlakını yaşamaya yanaşmazlar. Nefislerinin ilk zora girdiği anda müminlerden ayrılan bu kişilere bir örnek, Hz. Musa (as)'ın kavmindeki münafıklardır. Savaşa çıktıkları gün, asıl yüzlerini ortaya çıkarmışlar ve hem savaştan kaçmışlar, hem de Allah'ın elçisine karşı saygısız bir tavıra girmişlerdir: Dediler ki: "Ey Musa biz, onlar durduğu sürece hiçbir zaman oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin git, ikiniz savaşın. Biz burada duracağız." (Maide Suresi, 24 Allah'a gerçek anlamda inanmayan ve ayetleri inkar eden bu insanların müminlerin arasında birtakım nedenlerden dolayı bulunmaları elbette ilginçtir. Bu insanların en önemli değerleri kendi menfaatleridir. Bu değer uğruna, sırf kendilerine menfaat sağlayabilmek için mümin topluluğunun arasında belirli bir süre kalabilmeyi başarırlar. Menfaatlerinin tehlikeye düştüğünü anladıkları zamanlar ise, ayrılma vakitleridir. Bu zoraki beraberliklerini belli bir süre devam ettirirler, ta ki menfaatleri zarar görene kadar... Zorluk ve mücadele anları, Allah rızası için yapılan bir mücadelede kimlerin salih olup olmadığını ortaya çıkarmaktadır. Menfaati zarar gören bu kişiler için, artık müminlerle beraber kalmalarına sebep olacak bağlayıcı bir durum yoktur. Münafıkların müminlerden ne gibi menfaatler sağlama peşinde olduklarını ise, kitabın bir sonraki bölümünde göreceğiz. [B]Allah'a ve Müminlere Karşı Mücadeleleri[/B] [B]Allah'ın Yolundan Alıkoymaya Çalışırlar[/B] Allah'ın mümine vermiş olduğu önemli sorumluluklardan biri de, insanlara iyiliği emredip onları kötülükten menetmek ve Kuran ahlakının gereklerini yeryüzünde duyurmaktır. İnsanlara gaflet içinde oldukları hayati bir konuyu anlatarak, ebedi ahiret hayatlarını kurtarmaları için kendilerini uyarmaktır. Sorumluluk büyük, yapılacak iş oldukça kapsamlıdır. Çünkü müminler için bir kişinin bile iman etmesine vesile olmak, Allah'ın hoşnutluğunu kazanabilmek açısından büyük önem taşır. Münafıkların ise izledikleri tutum neredeyse olması gerekenin tam tersidir. Allah yoluna çağırmak yerine, Allah'ın yolundan alıkoymayı kendilerine görev edinmişlerdir. Bu da şeytanın emriyle hareket ettiklerini göstermektedirler. İnsanların imanına vesile olmayı istemek bir yana, münafığın en büyük amacı, 'şeytan' gibi onları, Allah'ın yolundan alıkoymak ve münafık cephesine yandaş toplamaktır: İnsanlardan kimi, hiçbir bilgisi, yol göstericisi ve aydınlatıcı kitabı olmaksızın Allah hakkında tartışır-durur. Allah'ın yolundan saptırmak amacıyla 'gururla salınıp-kasılarak' (bunu yapar); dünyada onun için aşağılanma vardır, kıyamet günü de yakıcı azabı ona taddıracağız.(Hac Suresi, 8-9) Münafıkların yöntemleri çeşitlidir. Ama bu yöntemleri uygularken, en temel özellikleri sinsilikleridir. Müminlerin arasında olup ikiyüzlü bir tutum izleyerek, onları engellemeye çalışırlar. Bu özellikleri, kuşkusuz onların ahirette 'en aşağılık' kılınmalarının da önemli bir sebebidir. [B]İnkarcılara Müminler Hakkında Haber Taşırlar[/B] ... İçinizde onlara haber taşıyanlar vardır... (Tevbe Suresi, 47) Münafıkların en büyük istekleri, müminler topluluğunun dağılmasıdır. Bu sebeple, güçlü olduklarına inandıkları inkarcılarla birleşerek, müminlere karşı sinsi bir mücadeleye girerler. Birlik halindeki bir mümin topluluğu, kendileri için önemli bir tehlikedir. Bu nedenle öncelikle bu birlikteliği yok etmeye çalışırlar. Görevleri aleyhte faaliyet olduğundan, amaçları ellerinden geldiğince zarar vermektir. Daha doğrusu, zarar vermek için çabalamaktır. Elbette bunun için mümin topluluğunun içinde bulunmayı kendileri için bir avantaj olarak değerlendirirler. Aralarında oldukları sürece aleyhte faaliyetleri daha rahat yapabileceklerini düşünürler. Haber taşıyabilecek, bilgi toplayabileceklerdir. Oysa, yaptıkları her aleyhte faaliyet, kendileri için bir azap vesilesi olacak ve bir sonuca da ulaşamayacaklardır. İnkarcılarla olan işbirliğine mümin topluluğunun içindeyken başlayan bu kişilerin amaçları; müminlerin arasında kalıp kendi akıllarınca müminlere zarar verebileceğini düşündükleri bilgileri inkarcılara iletebilmektir. Ancak bu hususta da, münafıkların bilmedikleri veya bilip de önemsemedikleri bir gerçek söz konusudur: Allah müminlerin aleyhine kurulan hiçbir düzene müsaade etmez. Münafıkların tarih boyunca kurdukları bütün tuzaklar, kendi başlarına çökmüştür. Allah'ın vaadine göre de bu şekilde olmaya devam edecektir. Yaptıkları her iş sonuçsuz kalmaya mahkumdur [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Hadis Sohbetleri
Hadis Sohbetleri 59:Münafık´lığın belirtisi üçtür
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst