Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Hadis Sohbetleri
Hadis Sohbetleri 59:Münafık´lığın belirtisi üçtür
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 382682" data-attributes="member: 1004566"><p><strong>Kötülüğü Örgütlerler </strong></p><p></p><p></p><p></p><p> Müminler ömürlerini Allah için ibadet ederek, O'nun yolunda daima ciddi bir çaba harcayarak geçirirler. Bu amaç doğrultusunda hayatlarının her anını 'hayır' peşinde koşarak yaşamaya çalışırlar; çünkü ölümün kendilerini ne zaman yakalayacağının belirsizliğinin farkındadırlar.</p><p> Münafıklar ise -herşeyde olduğu gibi- burada da müminlerin tam tersine bir tavır ortaya koyarlar; yaşadıkları her an bir kötülük peşindedirler. Masum insanlara iftira atmak ya da müminlere tuzak kurmak gibi daha pek çok kötülüğü özel olarak tasarlayarak, müminlere zarar vermeye çalışırlar. Çabaları daima inananların aleyhindedir. Bu çabaların en önemli hareket noktası elçiye, müminlere ve Allah'ın ayetlerine duydukları öfkedir. Yapılan her uyarı, içlerindeki kini pekiştirmekte ve kalplerindeki intikam alma hissini güçlendirmektedir. Ayetlerde bu gerçek bizlere şöyle bildirilmektedir:</p><p> ... Ancak onlara bir uyarıcı-korkutucu geldiğinde, (bu) nefretlerinden başkasını artırmadı. (Hem de) Yeryüzünde büyüklük taslayarak ve kötülüğü tasarlayıp düzenleyerek. Oysa hileli düzen, kendi sahibinden başkasını sarıp-kuşatmaz...(Fatır Suresi, 42-43)</p><p></p><p> Duydukları bu kin kendilerine çok şey yaptırabilir. Gelen elçiler kendilerine iyiliği ve güzelliği hatırlatıp Allah'ın ayetlerini okudukça, içlerindeki öfke artmakta ve onları sinsi bir faaliyete yönlendirmektedir. Bu nedenle inananlara karşı kötülük örgütleyip düzenlemeye başlarlar. Faaliyetlerini engelleyecek planlar üretir, müminlerin arasında anlaşmazlık çıkarmaya çalışırlar. Verilen bir hükmü saptırmaya, elçiye itaatsizliği hoş göstermeye çaba harcarlar. Elçi tarafından yapılmaması söylenen şeyleri yaparak kendi düşük akıllarınca bir eylem ortaya koyar ve taraftar toplamaya çalışırlar. Yaptıkları herşey düzeni bozmaya ve mümin topluluğunu güçten düşürmeye yöneliktir.</p><p> Ancak Rabbimiz'in Kuran'da bildirdiği gibi, bütün bu çabalar mümin topluluğunu hiçbir şekilde etkilememiştir. Her devirde Allah'ın düzenine karşı bir plan kurmak isteyenler hep bozguna uğramaktadırlar. Allah'ı takdir edemeyen her kişi, bu büyük gerçekten habersiz olarak çabalarını sürdürmeye devam edecektir. Oysa Kuran'da bildirildiği gibi, hileli düzen kendi sahibinden başkasını sarıp kuşatmaz.</p><p></p><p></p><p><strong>Müminlere Karşı Alaycıdırlar</strong></p><p></p><p> Yaptıkları çirkin eylemlerin bir diğeri de alaycılıklarıdır. Münafıklar, müminlerin güçlerinden dolayı içine düştükleri ezik ve tedirgin ruh halini, bu akılsız yöntemle ortaya çıkarırlar. Müminlerin iyi niyetlerini suistimal ederek, onları küçük görür ve insanların gözünde küçük duruma düşürmek isterler. Bu da önüne geçilmez öfkelerinin bir sonucudur. Allah Kuran'da kendi ağızlarından bu gerçeği bizlere şöyle duyurur:</p><p> ... Şeytanlarıyla başbaşa kaldıklarında ise, derler ki: 'şüphesiz sizinle beraberiz. Biz onlarla yalnızca alay ediyoruz.(Bakara Suresi, 14)</p><p></p><p></p><p> Oysa müminlere ne alaylarıyla, ne de diğer eziyetleriyle hiçbir şekilde zarar veremezler. Bütün davranışlarını Allah bilmekte ve görmektedir. Allah Kuran'da münafıklar için, asıl küçük düşen ve asıl alay edilenlerin kendileri olduğunu şöyle haber vermektedir:</p><p> (Asıl) Allah onlarla alay eder ve taşkınlıkları içinde şaşkınca dolaşmalarına (belli bir) süre tanır. (Bakara Suresi, 15)</p><p></p><p> Münafıklar müminleri kıskanıp onlara karşı nefret beslediklerinden, bütün davranışları bu gizli kini dışarıya göstermemeye yöneliktir. Onlardan belli bir dönem çıkar gözettikleri için, nefretlerini belli etmemeye gayret ederler. Ancak bilinçaltlarındaki nefret, kuşkusuz ortaya çıkmaktadır. Alaycılık, münafıkların müminlere duyduğu hasedin ve kinin gizli bir göstergesidir. Konuşmaları, bakışları, arkalarından yaptıkları kaş göz işaretleri ile kalplerindeki gizli kin ve nefret aslında açıkça dışarı yansımaktadır.</p><p> Ayetlerde münafıkların yalnızca iman ettikleri için müminlere karşı takındıkları tavırlar net bir biçimde anlatılmaktadır. Kendilerini üstün ve ahiretten olabildiğince uzak görmelerinin, yani akılsızlıklarının bir sonucu olarak, karşılarındaki kişilerin Allah için yapmakta olduklarına anlam verememekte, Allah rızası ve ahiret için yaşanan bir hayatı alaya almaktadırlar:</p><p> Doğrusu, 'suç ve günah işleyenler,' kimi iman edenlere gülüp-geçerlerdi. Yanlarına vardıkları zaman, birbirlerine kaş-göz ederlerdi. (Mutaffifin Suresi, 29-30</p><p></p><p></p><p> Allah bu tutumlarına karşılık olarak ahirette karşılaşacakları ortamı ise şöyle bildirmektedir:</p><p> Artık bugün, iman edenler, kafir olanlara gülmektedirler. (Mutaffifin Suresi, 34)</p><p></p><p></p><p> Bunun yanı sıra münafıklar şeytanın sinsi zekası ile hareket ettiklerinden, mümine karşı yaptıkları bu tip tavırları açıkça anlaşılabilecek gibi aleni yapmazlar. Bütün alaycı tavırlarının, sonradan mutlaka tevil edilebilecek gibi olmasına dikkat ederler. Uyguladıkları fesat ortaya çıktığında ve alaycılıkları yüzlerine vurulduğunda, sahip oldukları 'münafık mantığı' kendisini açıkça belli eder. Böyle bir durum karşısında münafıklar, kendilerinin asla bir kötülük peşinde olmadıklarını, yanlış anlaşıldıklarını savunacaklardır. Kendi sözde masumiyetlerini kanıtlamak için ellerinden geleni yapacaklardır:</p><p> Onlara sorarsan, andolsun: 'Biz dalmış, oyalanıyorduk' derler. De ki: 'Allah ile, O'nun ayetleri ve elçisiyle mi alay ediyordunuz? (Tevbe Suresi, 65)</p><p></p><p></p><p></p><p></p><p><strong>Müminlere İftira Atarlar</strong></p><p></p><p></p><p> Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden veya O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Hiç şüphesiz o zalimler kurtuluşa eremezler. (En'am Suresi, 21)</p><p></p><p></p><p> Amaçları elçiyi ve müminleri güçten düşürüp, din ahlakının hakimiyetini engellemek olduğu için, elçiye haksız yere iftiralarda bulundukları gibi, müminlere de asılsız suçlar isnad ederler. Münafıkların, müminlerin aleyhlerinde geliştirdikleri saldırıların en önemlilerinden biri, onlar hakkında iftiralarda bulunmalarıdır. Bu şekilde kendilerini, onlardan ayrı oldukları için haklı gösterebileceklerini zannederler. Bu zanlarına göre kendileri temize çıkacak, müminler de insanların gözünde itibar kaybedeceklerdir. Oysa atılan iftiralar, hiç de olayların müminlerin aleyhine gelişmesine yol açmaz; aksine her zaman kendi aleyhlerine dönecektir. Allah iftiracı yapıya sahip bu kişiler için şöyle buyurmaktadır:</p><p> ... Hiçbir bilgiye dayanmaksızın insanları saptırmak için Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden daha zalim kimdir? şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez. (En'am Suresi, 144)</p><p></p><p></p><p></p><p>İftiraların en önemli özelliği çoğunlukla elçiyi hedeflemeleridir. Kuran'da bahsi geçen ve daha önce de belirttiğimiz birtakım suçlamalar, tarih boyunca aynı yöntemler izlenerek yapılmıştır. Tarih boyunca var olan ve Kuran'da adı geçen kavimlerdeki inkarcılar da kendilerine gelen elçiye, deli, büyücü gibi yakıştırmalarda bulunmuşlardır. Geçen yüzyıllara rağmen bu eylemlerinde bir değişiklik yapamamışlar, suçlama mahiyeti ile aynı yöntemlere başvurmuşlardır. Tarihte bu girişimler hiçbir zaman amacına ulaşamamıştır.</p><p></p><p></p><p><strong>Müminlere Zarar Vermek İster ve Ayrılık Çıkarmaya Çalışırlar</strong></p><p></p><p> Hani o inkar edenler, seni tutuklamak ya da öldürmek veya sürgün etmek amacıyla, tuzak kuruyorlardı. Onlar bu tuzağı tasarlıyorlarken, Allah da bir düzen (bir karşılık) kuruyordu. Allah, düzen kurucuların (tuzaklarına karşılık verenlerin) hayırlısıdır. (Enfal Suresi, 30)</p><p></p><p></p><p> Bilinçaltlarında müminlere kin ve nefret duyan münafıklar, kendi akıllarınca onlara zarar vermek için aralarında fitne ve ayrılık çıkarmaya çalışırlar. Daha önce de belirttiğimiz gibi asıl amaçları, bir topluluk halindeki müminleri ayırmaktır. Bu şekilde inananları güçten düşürebileceklerini ve din ahlakının yaşanmasına engel olabileceklerini düşünürler.</p><p> Müminlerin birlik halinde olmaları elbette ki önemli bir destek ve güçtür. Ama inananlar asıl gücü Allah'tan alırlar. Müminler birliktelikleri ile, Allah'ın kendi üzerlerine yazmış olduğu birtakım yükümlülükleri yerine getirmekte, Allah'ı anmakta, inkarcılara karşı toplu olarak bir mücadele vermektedirler. Müminlerin asıl güçlerini Allah'tan aldıklarını kavrayamayan münafık zihniyeti, müminlerin aralarını açmakla onlara önemli bir darbe vuracaklarını düşünmektedir. Bu şekilde bakış açılarının sonuçlarından bir tanesi ortaya çıkmakta, kendilerince önemli gördükleri ama sonuçsuz ve anlamsız olan bir uğraşı için çaba sarf etmektedirler. Kendilerine göre, birlik olan böyle güçlü bir topluluğu güçten düşürmenin en geçerli yolu budur. Aralarından ayrıldıktan sonra da, müminler aleyhinde bozgunculuk çıkarma çabalarını sürdürürler.</p><p> Müminlerin aralarında ayrılık çıkarmaya çalışırken, -daha önce de bahsetmiş olduğumuz gibi- sinsi bir yol izlerler. Hiçbir zaman fitneye "biz sizin içinizde ayrılık çıkaracağız" diyerek girişmezler. Aksine kendilerinin, yeryüzünde doğruluğun yayılmasını isteyen güvenilir insanlar olduklarını iddia ederler. Bu sinsi davranışlarıyla, onların güvenini sağlamaya ve onlara belli etmeden aralarına fitne sokmaya çalışırlar. Bu kendileri için önemli bir fırsattır. Oysa çabaları her zaman olduğu gibi başarısızdır:</p><p> Onlar size ezadan başka kesinlikle bir zarar veremezler... (Al-i İmran Suresi, 111)</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 382682, member: 1004566"] [B]Kötülüğü Örgütlerler [/B] Müminler ömürlerini Allah için ibadet ederek, O'nun yolunda daima ciddi bir çaba harcayarak geçirirler. Bu amaç doğrultusunda hayatlarının her anını 'hayır' peşinde koşarak yaşamaya çalışırlar; çünkü ölümün kendilerini ne zaman yakalayacağının belirsizliğinin farkındadırlar. Münafıklar ise -herşeyde olduğu gibi- burada da müminlerin tam tersine bir tavır ortaya koyarlar; yaşadıkları her an bir kötülük peşindedirler. Masum insanlara iftira atmak ya da müminlere tuzak kurmak gibi daha pek çok kötülüğü özel olarak tasarlayarak, müminlere zarar vermeye çalışırlar. Çabaları daima inananların aleyhindedir. Bu çabaların en önemli hareket noktası elçiye, müminlere ve Allah'ın ayetlerine duydukları öfkedir. Yapılan her uyarı, içlerindeki kini pekiştirmekte ve kalplerindeki intikam alma hissini güçlendirmektedir. Ayetlerde bu gerçek bizlere şöyle bildirilmektedir: ... Ancak onlara bir uyarıcı-korkutucu geldiğinde, (bu) nefretlerinden başkasını artırmadı. (Hem de) Yeryüzünde büyüklük taslayarak ve kötülüğü tasarlayıp düzenleyerek. Oysa hileli düzen, kendi sahibinden başkasını sarıp-kuşatmaz...(Fatır Suresi, 42-43) Duydukları bu kin kendilerine çok şey yaptırabilir. Gelen elçiler kendilerine iyiliği ve güzelliği hatırlatıp Allah'ın ayetlerini okudukça, içlerindeki öfke artmakta ve onları sinsi bir faaliyete yönlendirmektedir. Bu nedenle inananlara karşı kötülük örgütleyip düzenlemeye başlarlar. Faaliyetlerini engelleyecek planlar üretir, müminlerin arasında anlaşmazlık çıkarmaya çalışırlar. Verilen bir hükmü saptırmaya, elçiye itaatsizliği hoş göstermeye çaba harcarlar. Elçi tarafından yapılmaması söylenen şeyleri yaparak kendi düşük akıllarınca bir eylem ortaya koyar ve taraftar toplamaya çalışırlar. Yaptıkları herşey düzeni bozmaya ve mümin topluluğunu güçten düşürmeye yöneliktir. Ancak Rabbimiz'in Kuran'da bildirdiği gibi, bütün bu çabalar mümin topluluğunu hiçbir şekilde etkilememiştir. Her devirde Allah'ın düzenine karşı bir plan kurmak isteyenler hep bozguna uğramaktadırlar. Allah'ı takdir edemeyen her kişi, bu büyük gerçekten habersiz olarak çabalarını sürdürmeye devam edecektir. Oysa Kuran'da bildirildiği gibi, hileli düzen kendi sahibinden başkasını sarıp kuşatmaz. [B]Müminlere Karşı Alaycıdırlar[/B] Yaptıkları çirkin eylemlerin bir diğeri de alaycılıklarıdır. Münafıklar, müminlerin güçlerinden dolayı içine düştükleri ezik ve tedirgin ruh halini, bu akılsız yöntemle ortaya çıkarırlar. Müminlerin iyi niyetlerini suistimal ederek, onları küçük görür ve insanların gözünde küçük duruma düşürmek isterler. Bu da önüne geçilmez öfkelerinin bir sonucudur. Allah Kuran'da kendi ağızlarından bu gerçeği bizlere şöyle duyurur: ... Şeytanlarıyla başbaşa kaldıklarında ise, derler ki: 'şüphesiz sizinle beraberiz. Biz onlarla yalnızca alay ediyoruz.(Bakara Suresi, 14) Oysa müminlere ne alaylarıyla, ne de diğer eziyetleriyle hiçbir şekilde zarar veremezler. Bütün davranışlarını Allah bilmekte ve görmektedir. Allah Kuran'da münafıklar için, asıl küçük düşen ve asıl alay edilenlerin kendileri olduğunu şöyle haber vermektedir: (Asıl) Allah onlarla alay eder ve taşkınlıkları içinde şaşkınca dolaşmalarına (belli bir) süre tanır. (Bakara Suresi, 15) Münafıklar müminleri kıskanıp onlara karşı nefret beslediklerinden, bütün davranışları bu gizli kini dışarıya göstermemeye yöneliktir. Onlardan belli bir dönem çıkar gözettikleri için, nefretlerini belli etmemeye gayret ederler. Ancak bilinçaltlarındaki nefret, kuşkusuz ortaya çıkmaktadır. Alaycılık, münafıkların müminlere duyduğu hasedin ve kinin gizli bir göstergesidir. Konuşmaları, bakışları, arkalarından yaptıkları kaş göz işaretleri ile kalplerindeki gizli kin ve nefret aslında açıkça dışarı yansımaktadır. Ayetlerde münafıkların yalnızca iman ettikleri için müminlere karşı takındıkları tavırlar net bir biçimde anlatılmaktadır. Kendilerini üstün ve ahiretten olabildiğince uzak görmelerinin, yani akılsızlıklarının bir sonucu olarak, karşılarındaki kişilerin Allah için yapmakta olduklarına anlam verememekte, Allah rızası ve ahiret için yaşanan bir hayatı alaya almaktadırlar: Doğrusu, 'suç ve günah işleyenler,' kimi iman edenlere gülüp-geçerlerdi. Yanlarına vardıkları zaman, birbirlerine kaş-göz ederlerdi. (Mutaffifin Suresi, 29-30 Allah bu tutumlarına karşılık olarak ahirette karşılaşacakları ortamı ise şöyle bildirmektedir: Artık bugün, iman edenler, kafir olanlara gülmektedirler. (Mutaffifin Suresi, 34) Bunun yanı sıra münafıklar şeytanın sinsi zekası ile hareket ettiklerinden, mümine karşı yaptıkları bu tip tavırları açıkça anlaşılabilecek gibi aleni yapmazlar. Bütün alaycı tavırlarının, sonradan mutlaka tevil edilebilecek gibi olmasına dikkat ederler. Uyguladıkları fesat ortaya çıktığında ve alaycılıkları yüzlerine vurulduğunda, sahip oldukları 'münafık mantığı' kendisini açıkça belli eder. Böyle bir durum karşısında münafıklar, kendilerinin asla bir kötülük peşinde olmadıklarını, yanlış anlaşıldıklarını savunacaklardır. Kendi sözde masumiyetlerini kanıtlamak için ellerinden geleni yapacaklardır: Onlara sorarsan, andolsun: 'Biz dalmış, oyalanıyorduk' derler. De ki: 'Allah ile, O'nun ayetleri ve elçisiyle mi alay ediyordunuz? (Tevbe Suresi, 65) [B]Müminlere İftira Atarlar[/B] Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden veya O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Hiç şüphesiz o zalimler kurtuluşa eremezler. (En'am Suresi, 21) Amaçları elçiyi ve müminleri güçten düşürüp, din ahlakının hakimiyetini engellemek olduğu için, elçiye haksız yere iftiralarda bulundukları gibi, müminlere de asılsız suçlar isnad ederler. Münafıkların, müminlerin aleyhlerinde geliştirdikleri saldırıların en önemlilerinden biri, onlar hakkında iftiralarda bulunmalarıdır. Bu şekilde kendilerini, onlardan ayrı oldukları için haklı gösterebileceklerini zannederler. Bu zanlarına göre kendileri temize çıkacak, müminler de insanların gözünde itibar kaybedeceklerdir. Oysa atılan iftiralar, hiç de olayların müminlerin aleyhine gelişmesine yol açmaz; aksine her zaman kendi aleyhlerine dönecektir. Allah iftiracı yapıya sahip bu kişiler için şöyle buyurmaktadır: ... Hiçbir bilgiye dayanmaksızın insanları saptırmak için Allah'a karşı yalan uydurup iftira düzenden daha zalim kimdir? şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu hidayete erdirmez. (En'am Suresi, 144) İftiraların en önemli özelliği çoğunlukla elçiyi hedeflemeleridir. Kuran'da bahsi geçen ve daha önce de belirttiğimiz birtakım suçlamalar, tarih boyunca aynı yöntemler izlenerek yapılmıştır. Tarih boyunca var olan ve Kuran'da adı geçen kavimlerdeki inkarcılar da kendilerine gelen elçiye, deli, büyücü gibi yakıştırmalarda bulunmuşlardır. Geçen yüzyıllara rağmen bu eylemlerinde bir değişiklik yapamamışlar, suçlama mahiyeti ile aynı yöntemlere başvurmuşlardır. Tarihte bu girişimler hiçbir zaman amacına ulaşamamıştır. [B]Müminlere Zarar Vermek İster ve Ayrılık Çıkarmaya Çalışırlar[/B] Hani o inkar edenler, seni tutuklamak ya da öldürmek veya sürgün etmek amacıyla, tuzak kuruyorlardı. Onlar bu tuzağı tasarlıyorlarken, Allah da bir düzen (bir karşılık) kuruyordu. Allah, düzen kurucuların (tuzaklarına karşılık verenlerin) hayırlısıdır. (Enfal Suresi, 30) Bilinçaltlarında müminlere kin ve nefret duyan münafıklar, kendi akıllarınca onlara zarar vermek için aralarında fitne ve ayrılık çıkarmaya çalışırlar. Daha önce de belirttiğimiz gibi asıl amaçları, bir topluluk halindeki müminleri ayırmaktır. Bu şekilde inananları güçten düşürebileceklerini ve din ahlakının yaşanmasına engel olabileceklerini düşünürler. Müminlerin birlik halinde olmaları elbette ki önemli bir destek ve güçtür. Ama inananlar asıl gücü Allah'tan alırlar. Müminler birliktelikleri ile, Allah'ın kendi üzerlerine yazmış olduğu birtakım yükümlülükleri yerine getirmekte, Allah'ı anmakta, inkarcılara karşı toplu olarak bir mücadele vermektedirler. Müminlerin asıl güçlerini Allah'tan aldıklarını kavrayamayan münafık zihniyeti, müminlerin aralarını açmakla onlara önemli bir darbe vuracaklarını düşünmektedir. Bu şekilde bakış açılarının sonuçlarından bir tanesi ortaya çıkmakta, kendilerince önemli gördükleri ama sonuçsuz ve anlamsız olan bir uğraşı için çaba sarf etmektedirler. Kendilerine göre, birlik olan böyle güçlü bir topluluğu güçten düşürmenin en geçerli yolu budur. Aralarından ayrıldıktan sonra da, müminler aleyhinde bozgunculuk çıkarma çabalarını sürdürürler. Müminlerin aralarında ayrılık çıkarmaya çalışırken, -daha önce de bahsetmiş olduğumuz gibi- sinsi bir yol izlerler. Hiçbir zaman fitneye "biz sizin içinizde ayrılık çıkaracağız" diyerek girişmezler. Aksine kendilerinin, yeryüzünde doğruluğun yayılmasını isteyen güvenilir insanlar olduklarını iddia ederler. Bu sinsi davranışlarıyla, onların güvenini sağlamaya ve onlara belli etmeden aralarına fitne sokmaya çalışırlar. Bu kendileri için önemli bir fırsattır. Oysa çabaları her zaman olduğu gibi başarısızdır: Onlar size ezadan başka kesinlikle bir zarar veremezler... (Al-i İmran Suresi, 111) [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Hadis Sohbetleri
Hadis Sohbetleri 59:Münafık´lığın belirtisi üçtür
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst