Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Hadis Sohbetleri
Hadis Sohbetleri 61:Ey insanlar! Ölmeden evvel Allah'a tevbe ediniz.
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 386586" data-attributes="member: 1004566"><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><span style="color: #000000">İNSAN GÜNAH işleyebilen bir varlık.<strong><em> “Benim günah işlemem mümkün değil.”</em></strong> diyebilen hiç kimse bulunmuyor. Her insan, şu veya bu şekilde, az veya çok, günah çukuruna yaklaşıyor, bazen de içine düşüyor.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><span style="color: #000000"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><span style="color: #000000">Bizler, akıl ve kalb dengesi içinde hayatımızı sürdürüyoruz. Fakat, insan sadece akıl ve kalbden ibaret olmadığı için, başta nefis olmak üzere baskın duygular, söz dinlemez hisler, önü alınmaz hevesler ve karşı konulmaz vehimler altında, bazen farkında olarak veya olmayarak irademize söz geçiremiyor ve günah işliyoruz. İşin aslına bakılırsa, Yüce Allah bizi kendisine yaklaştırmak, bizi kendisine muhtaç etmek, bizi kendisine çekmek için birbirinden farklı, değişik vesileler yaratmış. Meselâ, acıkma gibi bir duygu verip, bizi rızka muhtaç etmiş, Rezzak olduğunu göstermiş ve bizi bu yolla Kendisine bağlamış. Biz de kul olarak bütün ihtiyaçlarımızı O’ndan istemiş, O’nu Rezzak olarak bilmiş, gerçek anlamda rızık verici olarak O’nu tanımışız. Demek ki, Rezzak ismi, acıkmamızı gerektiriyor.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><span style="color: #000000"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><span style="color: #000000">Aynı şekilde, biz günahkârız, Allah bağışlayandır. Biz hata işliyoruz, Allah affedendir. Biz isyana kapılıyoruz, Allah mağfiret edendir. Biz tevbe ediyoruz, Allah tevbemizi kabul edendir. Allah Gafûr’dur, Afuvv’dur, Gaffâr’dır, Tevvâb’dır. İşlediğimiz günahlar bizi Allah’ın bu isimlerine götürüyor, bizi O’na yöneltiyor. Böylece Allah’ı Gafûr ve Gaffâr isimleriyle tanımış oluyoruz. Bediüzzaman’ın dediği üzere, ‘Gaffâr ismi günahların vücudunu ve Settâr ismi kusurların bulunmasını iktiza ediyor.’ Açıkçası, günah işlensin ki Allah’ın Gaffâr ismi tecelli etsin; kusur edilsin, hata yapılsın ki, Allah da kulunun kusurunu yüzüne vurmayıp örterek Settâr olduğunu göstersin. Bir </span><a href="http://www.mumsema.com/hadis-tarihi-hadis-usulu/" target="_blank"><span style="color: #000000">hadis</span></a><span style="color: #000000">inde, sevgili Peygamberimiz (asm) bu tatlı gerçeği ne de güzel dile getiriyor:</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><span style="color: #000000"></span></span></span><p style="margin-left: 20px"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><strong>“Nefsim kudret elinde olan Zât’a yemin ederim ki, eğer siz hiç günah işlemeseniz, Allah sizi toptan helâk eder; sonra günah işleyen, arkadan da istiğfar eden bir kavim yaratır ve onları mağfiret ederdi.”</strong>1</span></span></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><span style="color: #000000">Ne kadar günah, o kadar tevbe</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><span style="color: #000000"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><span style="color: #000000">İnsan nefsine aldanır, şeytana kanar, hislerine hâkim olamaz, iradesine söz geçiremez de, sonunda bir günah işler, ardında da yaptığına, yapacağına bin pişman olur ve tevbe üstüne tevbe eder. İşte, kulun günah işlemiş de olsa tevbe ile Rabbine rücu ettiği bu hal, </span><a href="http://www.mumsema.com/hadis-tarihi-hadis-usulu/" target="_blank"><span style="color: #000000">hadis</span></a><span style="color: #000000">lerden öğrendiğimize göre, Cenâb-ı Hakk’ı hoşnut etmektedir.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><span style="color: #000000"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><span style="color: #000000"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><span style="color: #000000">Ebû Hureyre radıyallahu anh anlatıyor:</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><span style="color: #000000">“Resûlullah aleyhissalâtü vesselâm Rabbinden naklen buyurdular ki:</span></span></span><p style="margin-left: 20px"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><strong>Bir kul günah işledi ve </strong><em>‘Yâ Rabbi, günahımı affet!’ </em><strong>dedi.</strong> </span></span></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><strong>Hak Teâlâ da, <em>‘Kulum bir günah işledi; arkadan bildi ki günahları affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir Rabbi vardır’.</em> buyurdu. </strong></span></span></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><strong>Sonra kul dönüp tekrar günah işledi ve</strong><em> ‘Ey Rabbim, günahımı affet!’</em> <strong>dedi.</strong> </span></span></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><strong>Allahu Teâlâ da, <em>‘Kulum bir günah işledi ve bildi ki, günahı affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir Rabbi vardır.’</em> buyurdu. </strong></span></span></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><strong>Sonra kul dönüp tekrar günah işledi ve</strong> <em>‘Ey Rabbim, beni affeyle!’ </em><strong>dedi.</strong></span></span></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><strong>Allahu Teâlâ da, <em>‘Kulum günah işledi ve bildi ki, günahı affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir Rabbi olduğunu bildi. Ey kulum, dilediğini yap, ben seni affettim.’ </em>buyurdu.”</strong>2</span></span></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><span style="color: #000000">Büyük </span><a href="http://www.mumsema.com/hadis-tarihi-hadis-usulu/" target="_blank"><span style="color: #000000">hadis</span></a><span style="color: #000000"> âlimi İmam Nevevî, bu hadisten şu hükmü çıkarır:</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><span style="color: #000000"></span></span></span><p style="margin-left: 20px"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><em>“Günahlar yüz kere, hatta bin ve daha çok kere tekrar edilse de kişi her seferinde tevbe etse, tevbesi makbuldür. Veya bütün günahlar için bir tek tevbe etse bile, yine tevbesi sahihtir.”</em></span></span></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><em></em></span></span></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'">Bir hadiste de, istiğfar eden kimsenin günde yetmiş defa günahını tekrar etse bile, ‘günahında ısrar etmiş’ sayılmayacağı belirtilir.3</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'">Hz. Ali’nin bu konuya getirdiği açıklama daha ilginçtir:</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"></span></span></span><p style="margin-left: 20px"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><em><strong>“Beraberinde kurtuluş reçetesi olduğu halde helâk olan kimsenin durumuna hayret ediyorum. O reçete de istiğfardır.”</strong></em></span></span></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><em><strong></strong></em></span></span></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><span style="color: #000000">Zaten Gaffâr ve <strong>Tevvâb</strong> isimleri, ‘çok çok bağışlayan, tevbeleri çok çok kabul eden, her günah işleyişte istiğfar edeni affeden, her tevbe edişte tevbe edenin tevbesini kabul eden’ anlamına geliyor. Şayet Cenâb-ı Hak kulunu hayatı boyu sadece bir sefere mahsus olmak üzere affedecek olsaydı, ondan sonra insana günah işleme imkânı ve fırsatı vermemesi gerekirdi. Yani, Allah affetmek istemeseydi, bize af isteme duygusunu vermezdi.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><span style="color: #000000"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><span style="color: #000000"> Diğer taraftan, Cenâb-ı Hakk’ın günahları bağışlaması O’nun fazlı, lütfu ve ikramıdır. Hadiste de ifade edildiği gibi, günahı sebebiyle cezalandırması ise adaletinin tecellisidir. Said Nursî’nin belirttiği üzere, <strong>“Cenâb-ı Hakk’ın günahkârları affetmesi fazldır, tâzib etmesi </strong>[azap ile cezalandırması]<strong>adldir.”</strong></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><span style="color: #000000"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><span style="color: #000000">Efendimizin (a.s.m.) dizi dibinde yetişen </span><a href="http://www.mumsema.com/diger-sahabeler/20522-sahabe-isimleri.html" target="_blank"><span style="color: #000000">sahabe</span></a><span style="color: #000000"> nesli bu ince noktayı çok iyi kavramıştı. Allah’ın yüce isimlerini mükemmel mânâda hem çok iyi anlamışlar, hem de hayatlarına yansıtmışlardı. Rivayet ettikleri hadislere bakınca, bu eğitimin seviyesini ve anlayışlarının kapasitesini farketmek hiç de zor değildir.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><span style="color: #000000"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><span style="color: #000000">Meselâ, kulun günahı ne kadar çok olursa olsun ve kul ne kadar af dilerse dilesin, hiçbir zaman isteğinin karşılıksız kalmayacağını, Hz. Enes haber veriyor.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><span style="color: #000000">Enes radıyallahu anh, “Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi vesellemi şöyle buyururken dinledim” diyor.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><span style="color: #000000"></span></span></span><p style="margin-left: 20px"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><strong>“Allahu Teâlâ [buyurdu ki]: Ey Âdemoğlu! Sen bana dua ettiğin ve benden af umduğun sürece, işlediğin günahlar ne kadar çok olursa olsun, onların büyüklüğüne bakmadan seni bağışlarım. Ey Âdemoğlu! Günahların gökleri dolduracak kadar olsa, sen Benden bağışlanmanı dilersen, günahlarını affederim. Ey Âdemoğlu! Sen yeryüzünü dolduracak kadar günahla huzuruma gelsen, fakat Bana hiçbir şeyi ortak koşmamış, şirke bulaşmamış olsan, Ben de seni yeryüzü dolusu mağfiretle karşılarım.”</strong>4</span></span></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'">Peygamber Efendimiz (asm) de, bir hadisinde, kulun işlediği günahtan dolayı tövbe edip Rabbine dönmesini çöl ikliminde yaşayan, çöle çıkınca varı yoğu devesi olan bir insanın üzüntüsünü ve sevincini dile getirerek bize şöyle anlatır:</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"></span></span></span><p style="margin-left: 20px"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><strong>“Öyle bir kimse ki, çorak, boş ve tehlikeli bir arazide bulunuyor. Beraberinde devesi vardır. Devesinin üzerine de yiyecek ve içeceğini yüklemiş. Derken uyur. Uyandığında bir de bakar ki, devesi gitmiş. Devesini aramaya koyulur. Bir türlü bulamaz. Açlıktan ve susuzluktan perişan bir vaziyette iken kendi kendine şöyle der: <em>‘Artık ilk bulunduğum yere gideyim de, ölünceye kadar orada uyuyayım.’ </em>Gider, ölmek üzere başını kolunun üzerine koyar. Bir ara uyanır. Bakar ki, devesi yanıbaşında duruyor. Bütün azığı, yiyeceği ve içeceği de devesinin üzerindedir. İşte Allah mü’min kulunun tevbe ve istiğfarı ile, böyle bir durumda olan kimsenin sevincinden daha fazla sevinç ve lezzet alır.”</strong>5</span></span></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"></span></span></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><strong>Anne Çocuğunu Ateşe Atar mı?</strong></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'">Cenâb-ı Hakk’ın rahmeti, şefkati ve merhameti sonsuzdur. Bütün kullara yeter, bütün bir âleme kâfi gelir. Kendini tanıyan, fakat günahtan elini çekemeyen, nefsinin eline esir düşmüş kullarını kendi hâline bırakmaz. Bir başka deyişle, Cenâb-ı Hak kendisine yönelen kulunu çeşitli vesileler yaratarak onu rahmet iklimine çeker. Yani, Allah kulunu cezalandırmak için yaratmamış, bir fırsatını yakalayıp da onu Cehenneme atmak için dünyaya göndermemiş. İnsan nasıl kendi çocuğunu hatasından dolayı ateşe atmazsa, Yüce Allah da kendisini Rab olarak tanıyan kullarından sonsuz merhametini esirgemez, onları Cehenneme atmaz.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'">Hazret-i Ömer (ra) Saadet Asrında şahit olduğu bir olayı anlatırken, bu hususta Efendimizin (asm) müjdesini bize de ulaştırıyor.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"></span></span></span><p style="margin-left: 20px"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'">Bir savaş sonrasıydı. Esirler arasında çocuğundan ayrı düşmüş bir kadın da vardı. Kadıncağız çocuğuna olan özlemini gidermek için gördüğü her çocuğu kucaklıyor, bağrına basıyor ve emziriyordu. Resûlullah sallallâhu aleyhi vesellem çevresindekilere:</span></span></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><strong>“Bu kadının kendi çocuğunu ateşe atacağına ihtimal veriyor musunuz?” </strong>diye sordu.</span></span></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><em>“Asla, atmaz” </em>dediler.</span></span></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'">Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi vesellem, <strong>”İşte Allahu Teâlâ kullarına bu kadının yavrusuna olan şefkatinden daha merhametlidir.”</strong> buyurdu.6</span></span></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'">Hadis-i şerifler Cenâb-ı Hakk’ın sonsuz mağfiretini ve rahmetini anlatıyor. Aynı şekilde, şaşmaz bir prensip olarak âyet-i kerimeler, genel ölçüleri verdikten sonra önemli bir noktayı hatırlatıyor. O da, kulluk şuurunu zedelememek, kulun Rabbine olan saygı sınırını taşmamaktır. Tövbe, istiğfar ettikten sonra, nasıl olsa Allah affeder deyip suç işlemeyi sürdürmemeli ki, kulluk sırrı kaybolmasın. Kur’ân bu gerçeğe şöyle işaret eder:</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"></span></span></span><p style="margin-left: 20px"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><strong>“Onlar çirkin bir günah işledikleri veya herhangi bir günaha girerek kendilerine zulmettikleri zaman Allah’ı hatırlarlar ve günahlarını bağışlaması için O’na niyazda bulunurlar. Günahları ise Allah’tan başka affedecek kim vardır? Ve onlar işledikleri günahta bile bile ısrar etmezler.”</strong>7</span></span></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"></span></span></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><strong>Günahla Manevî Yükseliş</strong></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'">Kul işlediği günahtan dolayı Allah’a daha ciddi olarak sığındığı ve daha ihlaslı bir şekilde yöneldiği takdirde, manevî bir yükselişe de geçebilmektedir. Kur’ân bu gerçeği <strong>‘günahların sevaba dönüştürülmesi’</strong> şeklinde anlatmaktadır.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"></span></span></span><p style="margin-left: 20px"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><strong>“Ancak tövbe eden ve güzel işler yapanlar bundan müstesnadır. Allah onların günahlarını silip yerlerine iyilikler verir. Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.”</strong>8</span></span></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'">Cenâb-ı Hak, suç ve günahlarını itiraf eden, pişmanlık duyan kimselerin hem günahlarını bağışlıyor, hem de günahların yerini sevapla dolduruyor, böylece günah yerini sevaba bırakıyor, günah sevapla yer değiştiriyor. Bu sırdandır ki, bazı hadis âlimleri, <strong>“Birtakım günahlar vardır ki, mü’min için birçok ibadetten daha faydalıdır.” </strong>derler.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'">Herkes hata işleyebilir, hatta herkes mutlaka hata eder, günaha girer. Fakat günahkârların da hayırlısı vardır. Bu hayrı Efendimiz (asm) şöyle ifade eder:</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"></span></span></span><p style="margin-left: 20px"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><strong>“Her insan hata işler; ama hata işleyenlerin en hayırlısı, çok tövbe edenlerdir.”</strong>9</span></span></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'">Hata işleyenlerin tövbeleri ile hayırlı bir insan olmalarının ötesinde, bir de Allah’ın sevdiği bir kul olma mertebesine yükselmeleri söz konusudur. Kur’ân’ın gösterdiği bu müjde, İslâm’ın insana sunduğu en tatlı müjdelerden biridir:</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'">“Muhakkak ki, Allah çok çok tövbe edenleri ve temizlenenleri sever.”10</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'">Peygamber Efendimiz (asm), bu âyeti şöyle tefsir ederler:</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"></span></span></span><p style="margin-left: 20px"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><strong>“Şüphesiz Allah, tekrar tekrar günah işlediği halde üst üste tevbe eden kulunu sever.”</strong>11</span></span></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'">Bu sevginin gerçek şuurunda olan Peygamberimiz (asm), hiçbir günahı olmadığı, günahlara karşı korunduğu halde, günde yetmiş kere, bazı zamanlar yüz kere tövbe ve istiğfar ederdi. Çünkü, istiğfarın içinde ‘mahbubiyet’ mertebesi ve sevinci vardır. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'">Ancak, bu müjdeyi yanlış bir tarafa çekerek, <em>“Madem günahlar sevaba dönüşebiliyor, önce günah işleyip sonra da tövbe etsek olmaz mı?”</em> gibi cerbezelerle meseleyi istismar etmemek de gerekir.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'">Böyle bir yaklaşım, her şeyden önce, kulluk edebine aykırıdır. Bu durum, -hâşa- Allah’ı imtihan etmek, dinî hükümleri ciddiye almamak sayılır ki, işin sırrını kavramamak olur. Böyle bir istismara karşı, birçok âyette af yetkisinin Allah’a ait olduğu, Allah’ın istediğini bağışlayacağı, istediğini azaba çarptıracağı bildirilerek, havf-reca muvazenesine, ümit-korku dengesine dikkat çekilir.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'">Kaldı ki, <strong><em>“Nasıl olsa tövbe ederim.”</em></strong> düşüncesiyle günaha dalan kimse tövbe etme fırsatı bulabilecek midir, buna ömrü yetecek midir, bir garantisi var mıdır? Veya en önemlisi, davranışları Allah’ın gazabını çektiği halde, Allah kendisine tövbeye dönüş fırsatı verecek midir? Bütün bunların da gözönünde tutulması gerekir.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"></span></span></span><p style="margin-left: 20px"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><strong>“Farzları yapan, kebireleri işlemeyen kurtulur.”</strong>12</span></span></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><span style="color: #000000">Bütün bunlarla birlikte, özellikle her gün yüzlerce günahın hücumuna maruz kalan mü’minin en mühim meselesi, günahtan kaçınmaya çalışması, günahlı ortamdan uzak durması, günah işlemeye açık olan kapılara yanaşmamasıdır. Bir bakıma,<strong>‘def’i şer’</strong> yapması, şerli işlerden uzak kalmasıdır. Bu husus bu zamanda çok büyük önem kazanmaktadır. Takva sırrına da ancak bu yolla erişilebilir. Çünkü bir haramı, bir büyük günahı terk etmek farzdır. Bir vacibi işlemek birçok </span><a href="http://www.mumsema.com/sunnet/" target="_blank"><span style="color: #000000">sünnet</span></a><span style="color: #000000">ten daha sevaplıdır. Takvanın esas alınmasıyla binlerce günahın hücumuna karşılık bir kerelik yüz çevirme ile, yüzlerce günah terk edilmiş, dolayısıyla yüzlerce farz ve vacip işlenmiş olur. Böylece, takva niyetiyle, günahtan kaçınmak maksadıyla çok sayıda salih amele yol açılır. Çünkü bu zamanda<strong> “Farzları yapan, kebireleri işlemeyen kurtulur.”</strong></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><span style="color: #000000">Bu kurtuluşu, yani büyük günahlardan kaçınanların nimete, ikrama ve Cennet saadetine ereceklerini Kur’ân haber veriyor:</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><span style="color: #000000"></span></span></span><p style="margin-left: 20px"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><strong>“Eğer size yasaklanmış günahların büyüklerinden kaçınırsanız, geri kalan günahlarınızı örter ve sizi nimet ve ikramlarımızla dolu olan Cennete koyarız.”</strong>13</span></span></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'">Madem öyledir,</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"></span></span></span><p style="margin-left: 20px"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><strong>“Hayatınızı imanla hayatlandırınız ve ferâizle zinetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz.”</strong>14</span></span></span></p> <p style="margin-left: 20px"><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"><span style="font-family: 'palatino linotype'"></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><span style="color: #000000"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><span style="color: #000000"><strong></strong></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><span style="color: #000000"><strong>Kaynaklar:</strong></span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><span style="color: #000000">1. Müslim, Tevbe 9</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><span style="color: #000000">2. Buhârî, Tevhid 35; Müslim, Tevbe 29</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><span style="color: #000000">3. Müsned, 5:130.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><span style="color: #000000">4. Tirmizî, Daavât 98.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><span style="color: #000000">5. Müslim, Tevbe 3</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><span style="color: #000000">6. Buhari, Edeb 19, Müslim, Tevbe 22.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><span style="color: #000000">7. Âl-i İmran sûresi, 3:135.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><span style="color: #000000">8. Furkan sûresi, 25:70.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><span style="color: #000000">9. Tirmizî, Kıyâme 49.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><span style="color: #000000">10. Bakara sûresi, 2:222.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><span style="color: #000000">11. Müsned, 1:80.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><span style="color: #000000">12. Risale-i Nur Külliyatı, 2:1632.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><span style="color: #000000">13. Nisa sûresi, 4:31</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'palatino linotype'"><span style="color: #000000">14. Risale-i Nur Külliyatı, 1:5.</span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 386586, member: 1004566"] [SIZE=3][FONT=palatino linotype][COLOR=#000000]İNSAN GÜNAH işleyebilen bir varlık.[B][I] “Benim günah işlemem mümkün değil.”[/I][/B] diyebilen hiç kimse bulunmuyor. Her insan, şu veya bu şekilde, az veya çok, günah çukuruna yaklaşıyor, bazen de içine düşüyor. Bizler, akıl ve kalb dengesi içinde hayatımızı sürdürüyoruz. Fakat, insan sadece akıl ve kalbden ibaret olmadığı için, başta nefis olmak üzere baskın duygular, söz dinlemez hisler, önü alınmaz hevesler ve karşı konulmaz vehimler altında, bazen farkında olarak veya olmayarak irademize söz geçiremiyor ve günah işliyoruz. İşin aslına bakılırsa, Yüce Allah bizi kendisine yaklaştırmak, bizi kendisine muhtaç etmek, bizi kendisine çekmek için birbirinden farklı, değişik vesileler yaratmış. Meselâ, acıkma gibi bir duygu verip, bizi rızka muhtaç etmiş, Rezzak olduğunu göstermiş ve bizi bu yolla Kendisine bağlamış. Biz de kul olarak bütün ihtiyaçlarımızı O’ndan istemiş, O’nu Rezzak olarak bilmiş, gerçek anlamda rızık verici olarak O’nu tanımışız. Demek ki, Rezzak ismi, acıkmamızı gerektiriyor. Aynı şekilde, biz günahkârız, Allah bağışlayandır. Biz hata işliyoruz, Allah affedendir. Biz isyana kapılıyoruz, Allah mağfiret edendir. Biz tevbe ediyoruz, Allah tevbemizi kabul edendir. Allah Gafûr’dur, Afuvv’dur, Gaffâr’dır, Tevvâb’dır. İşlediğimiz günahlar bizi Allah’ın bu isimlerine götürüyor, bizi O’na yöneltiyor. Böylece Allah’ı Gafûr ve Gaffâr isimleriyle tanımış oluyoruz. Bediüzzaman’ın dediği üzere, ‘Gaffâr ismi günahların vücudunu ve Settâr ismi kusurların bulunmasını iktiza ediyor.’ Açıkçası, günah işlensin ki Allah’ın Gaffâr ismi tecelli etsin; kusur edilsin, hata yapılsın ki, Allah da kulunun kusurunu yüzüne vurmayıp örterek Settâr olduğunu göstersin. Bir [/COLOR][URL="http://www.mumsema.com/hadis-tarihi-hadis-usulu/"][COLOR=#000000]hadis[/COLOR][/URL][COLOR=#000000]inde, sevgili Peygamberimiz (asm) bu tatlı gerçeği ne de güzel dile getiriyor: [/COLOR][/FONT][/SIZE][INDENT][SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=palatino linotype][B]“Nefsim kudret elinde olan Zât’a yemin ederim ki, eğer siz hiç günah işlemeseniz, Allah sizi toptan helâk eder; sonra günah işleyen, arkadan da istiğfar eden bir kavim yaratır ve onları mağfiret ederdi.”[/B]1 [/FONT][/COLOR][/SIZE][/INDENT] [SIZE=3][FONT=palatino linotype][COLOR=#000000]Ne kadar günah, o kadar tevbe İnsan nefsine aldanır, şeytana kanar, hislerine hâkim olamaz, iradesine söz geçiremez de, sonunda bir günah işler, ardında da yaptığına, yapacağına bin pişman olur ve tevbe üstüne tevbe eder. İşte, kulun günah işlemiş de olsa tevbe ile Rabbine rücu ettiği bu hal, [/COLOR][URL="http://www.mumsema.com/hadis-tarihi-hadis-usulu/"][COLOR=#000000]hadis[/COLOR][/URL][COLOR=#000000]lerden öğrendiğimize göre, Cenâb-ı Hakk’ı hoşnut etmektedir. Ebû Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtü vesselâm Rabbinden naklen buyurdular ki:[/COLOR][/FONT][/SIZE][INDENT][SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=palatino linotype][B]Bir kul günah işledi ve [/B][I]‘Yâ Rabbi, günahımı affet!’ [/I][B]dedi.[/B] [B]Hak Teâlâ da, [I]‘Kulum bir günah işledi; arkadan bildi ki günahları affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir Rabbi vardır’.[/I] buyurdu. Sonra kul dönüp tekrar günah işledi ve[/B][I] ‘Ey Rabbim, günahımı affet!’[/I] [B]dedi.[/B] [B]Allahu Teâlâ da, [I]‘Kulum bir günah işledi ve bildi ki, günahı affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir Rabbi vardır.’[/I] buyurdu. Sonra kul dönüp tekrar günah işledi ve[/B] [I]‘Ey Rabbim, beni affeyle!’ [/I][B]dedi.[/B] [B]Allahu Teâlâ da, [I]‘Kulum günah işledi ve bildi ki, günahı affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir Rabbi olduğunu bildi. Ey kulum, dilediğini yap, ben seni affettim.’ [/I]buyurdu.”[/B]2 [/FONT][/COLOR][/SIZE][/INDENT] [SIZE=3][FONT=palatino linotype][COLOR=#000000]Büyük [/COLOR][URL="http://www.mumsema.com/hadis-tarihi-hadis-usulu/"][COLOR=#000000]hadis[/COLOR][/URL][COLOR=#000000] âlimi İmam Nevevî, bu hadisten şu hükmü çıkarır: [/COLOR][/FONT][/SIZE][INDENT][SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=palatino linotype][I]“Günahlar yüz kere, hatta bin ve daha çok kere tekrar edilse de kişi her seferinde tevbe etse, tevbesi makbuldür. Veya bütün günahlar için bir tek tevbe etse bile, yine tevbesi sahihtir.” [/I] [/FONT][/COLOR][/SIZE][/INDENT] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=palatino linotype]Bir hadiste de, istiğfar eden kimsenin günde yetmiş defa günahını tekrar etse bile, ‘günahında ısrar etmiş’ sayılmayacağı belirtilir.3 Hz. Ali’nin bu konuya getirdiği açıklama daha ilginçtir: [/FONT][/COLOR][/SIZE][INDENT][SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=palatino linotype][I][B]“Beraberinde kurtuluş reçetesi olduğu halde helâk olan kimsenin durumuna hayret ediyorum. O reçete de istiğfardır.” [/B][/I] [/FONT][/COLOR][/SIZE][/INDENT] [SIZE=3][FONT=palatino linotype][COLOR=#000000]Zaten Gaffâr ve [B]Tevvâb[/B] isimleri, ‘çok çok bağışlayan, tevbeleri çok çok kabul eden, her günah işleyişte istiğfar edeni affeden, her tevbe edişte tevbe edenin tevbesini kabul eden’ anlamına geliyor. Şayet Cenâb-ı Hak kulunu hayatı boyu sadece bir sefere mahsus olmak üzere affedecek olsaydı, ondan sonra insana günah işleme imkânı ve fırsatı vermemesi gerekirdi. Yani, Allah affetmek istemeseydi, bize af isteme duygusunu vermezdi. Diğer taraftan, Cenâb-ı Hakk’ın günahları bağışlaması O’nun fazlı, lütfu ve ikramıdır. Hadiste de ifade edildiği gibi, günahı sebebiyle cezalandırması ise adaletinin tecellisidir. Said Nursî’nin belirttiği üzere, [B]“Cenâb-ı Hakk’ın günahkârları affetmesi fazldır, tâzib etmesi [/B][azap ile cezalandırması][B]adldir.”[/B] Efendimizin (a.s.m.) dizi dibinde yetişen [/COLOR][URL="http://www.mumsema.com/diger-sahabeler/20522-sahabe-isimleri.html"][COLOR=#000000]sahabe[/COLOR][/URL][COLOR=#000000] nesli bu ince noktayı çok iyi kavramıştı. Allah’ın yüce isimlerini mükemmel mânâda hem çok iyi anlamışlar, hem de hayatlarına yansıtmışlardı. Rivayet ettikleri hadislere bakınca, bu eğitimin seviyesini ve anlayışlarının kapasitesini farketmek hiç de zor değildir. Meselâ, kulun günahı ne kadar çok olursa olsun ve kul ne kadar af dilerse dilesin, hiçbir zaman isteğinin karşılıksız kalmayacağını, Hz. Enes haber veriyor. Enes radıyallahu anh, “Ben Resûlullah sallallâhu aleyhi vesellemi şöyle buyururken dinledim” diyor. [/COLOR][/FONT][/SIZE][INDENT][SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=palatino linotype][B]“Allahu Teâlâ [buyurdu ki]: Ey Âdemoğlu! Sen bana dua ettiğin ve benden af umduğun sürece, işlediğin günahlar ne kadar çok olursa olsun, onların büyüklüğüne bakmadan seni bağışlarım. Ey Âdemoğlu! Günahların gökleri dolduracak kadar olsa, sen Benden bağışlanmanı dilersen, günahlarını affederim. Ey Âdemoğlu! Sen yeryüzünü dolduracak kadar günahla huzuruma gelsen, fakat Bana hiçbir şeyi ortak koşmamış, şirke bulaşmamış olsan, Ben de seni yeryüzü dolusu mağfiretle karşılarım.”[/B]4 [/FONT][/COLOR][/SIZE][/INDENT] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=palatino linotype]Peygamber Efendimiz (asm) de, bir hadisinde, kulun işlediği günahtan dolayı tövbe edip Rabbine dönmesini çöl ikliminde yaşayan, çöle çıkınca varı yoğu devesi olan bir insanın üzüntüsünü ve sevincini dile getirerek bize şöyle anlatır: [/FONT][/COLOR][/SIZE][INDENT][SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=palatino linotype][B]“Öyle bir kimse ki, çorak, boş ve tehlikeli bir arazide bulunuyor. Beraberinde devesi vardır. Devesinin üzerine de yiyecek ve içeceğini yüklemiş. Derken uyur. Uyandığında bir de bakar ki, devesi gitmiş. Devesini aramaya koyulur. Bir türlü bulamaz. Açlıktan ve susuzluktan perişan bir vaziyette iken kendi kendine şöyle der: [I]‘Artık ilk bulunduğum yere gideyim de, ölünceye kadar orada uyuyayım.’ [/I]Gider, ölmek üzere başını kolunun üzerine koyar. Bir ara uyanır. Bakar ki, devesi yanıbaşında duruyor. Bütün azığı, yiyeceği ve içeceği de devesinin üzerindedir. İşte Allah mü’min kulunun tevbe ve istiğfarı ile, böyle bir durumda olan kimsenin sevincinden daha fazla sevinç ve lezzet alır.”[/B]5 [/FONT][/COLOR][/SIZE][/INDENT] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=palatino linotype][B]Anne Çocuğunu Ateşe Atar mı?[/B] Cenâb-ı Hakk’ın rahmeti, şefkati ve merhameti sonsuzdur. Bütün kullara yeter, bütün bir âleme kâfi gelir. Kendini tanıyan, fakat günahtan elini çekemeyen, nefsinin eline esir düşmüş kullarını kendi hâline bırakmaz. Bir başka deyişle, Cenâb-ı Hak kendisine yönelen kulunu çeşitli vesileler yaratarak onu rahmet iklimine çeker. Yani, Allah kulunu cezalandırmak için yaratmamış, bir fırsatını yakalayıp da onu Cehenneme atmak için dünyaya göndermemiş. İnsan nasıl kendi çocuğunu hatasından dolayı ateşe atmazsa, Yüce Allah da kendisini Rab olarak tanıyan kullarından sonsuz merhametini esirgemez, onları Cehenneme atmaz. Hazret-i Ömer (ra) Saadet Asrında şahit olduğu bir olayı anlatırken, bu hususta Efendimizin (asm) müjdesini bize de ulaştırıyor. [/FONT][/COLOR][/SIZE][INDENT][SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=palatino linotype]Bir savaş sonrasıydı. Esirler arasında çocuğundan ayrı düşmüş bir kadın da vardı. Kadıncağız çocuğuna olan özlemini gidermek için gördüğü her çocuğu kucaklıyor, bağrına basıyor ve emziriyordu. Resûlullah sallallâhu aleyhi vesellem çevresindekilere: [B]“Bu kadının kendi çocuğunu ateşe atacağına ihtimal veriyor musunuz?” [/B]diye sordu. [I]“Asla, atmaz” [/I]dediler. Bunun üzerine Resûlullah sallallâhu aleyhi vesellem, [B]”İşte Allahu Teâlâ kullarına bu kadının yavrusuna olan şefkatinden daha merhametlidir.”[/B] buyurdu.6 [/FONT][/COLOR][/SIZE][/INDENT] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=palatino linotype]Hadis-i şerifler Cenâb-ı Hakk’ın sonsuz mağfiretini ve rahmetini anlatıyor. Aynı şekilde, şaşmaz bir prensip olarak âyet-i kerimeler, genel ölçüleri verdikten sonra önemli bir noktayı hatırlatıyor. O da, kulluk şuurunu zedelememek, kulun Rabbine olan saygı sınırını taşmamaktır. Tövbe, istiğfar ettikten sonra, nasıl olsa Allah affeder deyip suç işlemeyi sürdürmemeli ki, kulluk sırrı kaybolmasın. Kur’ân bu gerçeğe şöyle işaret eder: [/FONT][/COLOR][/SIZE][INDENT][SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=palatino linotype][B]“Onlar çirkin bir günah işledikleri veya herhangi bir günaha girerek kendilerine zulmettikleri zaman Allah’ı hatırlarlar ve günahlarını bağışlaması için O’na niyazda bulunurlar. Günahları ise Allah’tan başka affedecek kim vardır? Ve onlar işledikleri günahta bile bile ısrar etmezler.”[/B]7 [/FONT][/COLOR][/SIZE][/INDENT] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=palatino linotype][B]Günahla Manevî Yükseliş[/B] Kul işlediği günahtan dolayı Allah’a daha ciddi olarak sığındığı ve daha ihlaslı bir şekilde yöneldiği takdirde, manevî bir yükselişe de geçebilmektedir. Kur’ân bu gerçeği [B]‘günahların sevaba dönüştürülmesi’[/B] şeklinde anlatmaktadır. [/FONT][/COLOR][/SIZE][INDENT][SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=palatino linotype][B]“Ancak tövbe eden ve güzel işler yapanlar bundan müstesnadır. Allah onların günahlarını silip yerlerine iyilikler verir. Allah çok bağışlayıcı, çok merhamet edicidir.”[/B]8 [/FONT][/COLOR][/SIZE][/INDENT] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=palatino linotype]Cenâb-ı Hak, suç ve günahlarını itiraf eden, pişmanlık duyan kimselerin hem günahlarını bağışlıyor, hem de günahların yerini sevapla dolduruyor, böylece günah yerini sevaba bırakıyor, günah sevapla yer değiştiriyor. Bu sırdandır ki, bazı hadis âlimleri, [B]“Birtakım günahlar vardır ki, mü’min için birçok ibadetten daha faydalıdır.” [/B]derler. Herkes hata işleyebilir, hatta herkes mutlaka hata eder, günaha girer. Fakat günahkârların da hayırlısı vardır. Bu hayrı Efendimiz (asm) şöyle ifade eder: [/FONT][/COLOR][/SIZE][INDENT][SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=palatino linotype][B]“Her insan hata işler; ama hata işleyenlerin en hayırlısı, çok tövbe edenlerdir.”[/B]9 [/FONT][/COLOR][/SIZE][/INDENT] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=palatino linotype]Hata işleyenlerin tövbeleri ile hayırlı bir insan olmalarının ötesinde, bir de Allah’ın sevdiği bir kul olma mertebesine yükselmeleri söz konusudur. Kur’ân’ın gösterdiği bu müjde, İslâm’ın insana sunduğu en tatlı müjdelerden biridir: “Muhakkak ki, Allah çok çok tövbe edenleri ve temizlenenleri sever.”10 Peygamber Efendimiz (asm), bu âyeti şöyle tefsir ederler: [/FONT][/COLOR][/SIZE][INDENT][SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=palatino linotype][B]“Şüphesiz Allah, tekrar tekrar günah işlediği halde üst üste tevbe eden kulunu sever.”[/B]11 [/FONT][/COLOR][/SIZE][/INDENT] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=palatino linotype]Bu sevginin gerçek şuurunda olan Peygamberimiz (asm), hiçbir günahı olmadığı, günahlara karşı korunduğu halde, günde yetmiş kere, bazı zamanlar yüz kere tövbe ve istiğfar ederdi. Çünkü, istiğfarın içinde ‘mahbubiyet’ mertebesi ve sevinci vardır. Ancak, bu müjdeyi yanlış bir tarafa çekerek, [I]“Madem günahlar sevaba dönüşebiliyor, önce günah işleyip sonra da tövbe etsek olmaz mı?”[/I] gibi cerbezelerle meseleyi istismar etmemek de gerekir. Böyle bir yaklaşım, her şeyden önce, kulluk edebine aykırıdır. Bu durum, -hâşa- Allah’ı imtihan etmek, dinî hükümleri ciddiye almamak sayılır ki, işin sırrını kavramamak olur. Böyle bir istismara karşı, birçok âyette af yetkisinin Allah’a ait olduğu, Allah’ın istediğini bağışlayacağı, istediğini azaba çarptıracağı bildirilerek, havf-reca muvazenesine, ümit-korku dengesine dikkat çekilir. Kaldı ki, [B][I]“Nasıl olsa tövbe ederim.”[/I][/B] düşüncesiyle günaha dalan kimse tövbe etme fırsatı bulabilecek midir, buna ömrü yetecek midir, bir garantisi var mıdır? Veya en önemlisi, davranışları Allah’ın gazabını çektiği halde, Allah kendisine tövbeye dönüş fırsatı verecek midir? Bütün bunların da gözönünde tutulması gerekir. [/FONT][/COLOR][/SIZE][INDENT][SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=palatino linotype][B]“Farzları yapan, kebireleri işlemeyen kurtulur.”[/B]12 [/FONT][/COLOR][/SIZE][/INDENT] [SIZE=3][FONT=palatino linotype][COLOR=#000000]Bütün bunlarla birlikte, özellikle her gün yüzlerce günahın hücumuna maruz kalan mü’minin en mühim meselesi, günahtan kaçınmaya çalışması, günahlı ortamdan uzak durması, günah işlemeye açık olan kapılara yanaşmamasıdır. Bir bakıma,[B]‘def’i şer’[/B] yapması, şerli işlerden uzak kalmasıdır. Bu husus bu zamanda çok büyük önem kazanmaktadır. Takva sırrına da ancak bu yolla erişilebilir. Çünkü bir haramı, bir büyük günahı terk etmek farzdır. Bir vacibi işlemek birçok [/COLOR][URL="http://www.mumsema.com/sunnet/"][COLOR=#000000]sünnet[/COLOR][/URL][COLOR=#000000]ten daha sevaplıdır. Takvanın esas alınmasıyla binlerce günahın hücumuna karşılık bir kerelik yüz çevirme ile, yüzlerce günah terk edilmiş, dolayısıyla yüzlerce farz ve vacip işlenmiş olur. Böylece, takva niyetiyle, günahtan kaçınmak maksadıyla çok sayıda salih amele yol açılır. Çünkü bu zamanda[B] “Farzları yapan, kebireleri işlemeyen kurtulur.”[/B] Bu kurtuluşu, yani büyük günahlardan kaçınanların nimete, ikrama ve Cennet saadetine ereceklerini Kur’ân haber veriyor: [/COLOR][/FONT][/SIZE][INDENT][SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=palatino linotype][B]“Eğer size yasaklanmış günahların büyüklerinden kaçınırsanız, geri kalan günahlarınızı örter ve sizi nimet ve ikramlarımızla dolu olan Cennete koyarız.”[/B]13 [/FONT][/COLOR][/SIZE][/INDENT] [SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=palatino linotype]Madem öyledir, [/FONT][/COLOR][/SIZE][INDENT][SIZE=3][COLOR=#000000][FONT=palatino linotype][B]“Hayatınızı imanla hayatlandırınız ve ferâizle zinetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz.”[/B]14 [/FONT][/COLOR][/SIZE][/INDENT] [SIZE=3][FONT=palatino linotype][COLOR=#000000][B] Kaynaklar:[/B][/COLOR] [COLOR=#000000]1. Müslim, Tevbe 9 2. Buhârî, Tevhid 35; Müslim, Tevbe 29 3. Müsned, 5:130. 4. Tirmizî, Daavât 98. 5. Müslim, Tevbe 3 6. Buhari, Edeb 19, Müslim, Tevbe 22. 7. Âl-i İmran sûresi, 3:135. 8. Furkan sûresi, 25:70. 9. Tirmizî, Kıyâme 49. 10. Bakara sûresi, 2:222. 11. Müsned, 1:80. 12. Risale-i Nur Külliyatı, 2:1632. 13. Nisa sûresi, 4:31 14. Risale-i Nur Külliyatı, 1:5.[/COLOR][/FONT][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Hadis Sohbetleri
Hadis Sohbetleri 61:Ey insanlar! Ölmeden evvel Allah'a tevbe ediniz.
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst