Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Hadis Sohbetleri
Hadis Sohbetleri 78-Fitne Zamanında Mü’min Tavrı
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 424367" data-attributes="member: 1004566"><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000">SAHABE VE SELEFİN FİTNE ANLAYIŞI</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000">Ebubekir Sifil</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000">Kur’an’da pek çok ayette geçen “fitne” kelimesi, içinde geçtiği ayetlere göre değişik anlamlar ifade eder. Deneme, imtihan, şaşırtma; günaha girmeye, bozgunculuğa, eziyete sebep olan şey, doğru yoldan sapma ve bela sebebi, kargaşa, bela, azap, musibet gibi manaları bunlar arasında sayabiliriz.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000">Kur’an’daki kullanımlarını topluca dikkate aldığımızda, fitne kelimesinin kullanılış tarzı hakkında şöyle bir çerçeve çizmemiz mümkündür: Fitne kelimesi Kur’an’da Allahu Tealâ’dan gelen bir şey hakkında kullanıldığı yerlerde ilahî bir hikmeti; Allahu Tealâ’nın emri olmaksızın kuldan kaynaklanan bir durumu anlattığı yerlerde ise, yerilmeyi ve kınanmayı hak etmiş bir durumu anlatır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000">Hadislerdeki kullanım tarzlarına gelince: Genellikle hadis kitaplarının “fiten” ve “melâhim” bölümlerinde ve “Kitabu’l-Fiten” ismiyle ayrıca hazırlanmış hadis kaynaklarında fitne kelimesi, ferdî ve toplumsal bozulma, kargaşa, iç karışıklık durumlarını ifade etmek üzere kullanılmıştır. Bunun yanı sıra hadislerde bu kelimenin “kabir fitnesi”, “mal/zenginlik fitnesi”, “evlad u ıyal fitnesi” “fakirlik fitnesi”, “Deccal fitnesi” gibi farklı konuları anlatmak üzere kullanıldığı da dikkat çeker.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000">Sahabe ve Selef fitne kelimesinden ne anlıyordu?</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000">Sahabe ve Asr-ı Saadet’ten hemen sonraki ilk alimler, fitne kelimesini Kur’an ve hadislerdeki anlamlarına paralel olarak iki kapsamda kullanmışlardır: Ferdî plânda, fakirlik, zenginlik, evlad u ıyal gibi kendisiyle kişinin imtihan edildiği şeyleri anlatmak üzere ve toplumsal planda da Kur’an ve Sünnet’e dayalı, murad-ı ilâhiye uygun olarak yaşanan emniyet, istikrar, birlik-beraberlik ve huzurun bozulmasına ve geniş çaplı iç karışıklık halinin ortaya çıkmasına sebep olan olayları kastederek.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000">Mesela Muaz b. Cebel (R.A.) şöyle der: “Sizler darlık fitnesiyle imtihan edildiniz; buna sabrediniz. Bolluk fitnesiyle de imtihan edileceksiniz…” (İbnu Ebî Şeybe)</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000">Burada fitne kelimesi, ferdî plânda kişinin imtihan edildiği hususları anlatmak üzere kullanılmıştır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000">Yine Sahabe’den Abdullah b. Selâm (R.A.) da şöyle der: “İnsanlar, Hz. Osman’ın katledilmesiyle, kendi üzerlerine kıyamete kadar bir daha kapanmayacak bir fitnenin kapısını açtılar.” (İbnu Abdilber)</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000">Burada ise, “fitne”nin toplumsal boyuttaki kargaşa, birlik ve dirliğin bozulması anlamında kullanıldığını görüyoruz.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000">Aşağıdaki nakilde ise “fitne” kelimesinin, yukarıda zikrettiğimiz iki anlamı da kapsayacak tarzda kullanıldığı dikkat çeker:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000">Hz. ömer (R.A.) bir gün yanındakilere, “Kim bize fitnelerden bahsedecek?” diye sorar. Hz. Huzeyfe (R.A.) “Ben” der ve şöyle devam eder: “Kişinin evlad u ıyali dolayısıyla düşeceği fitneye, sadaka, namaz ve oruç kefaret olur.” Hz. Ömer (R.A.), “Ben bu tür fitneyi kasdetmemiştim. Benim kasdettiğim, deniz dalgaları gibi dalgalanacak olan fitnedir” deyince Huzeyfe (R.A), “Seninle o fitne arasında kapalı bir kapı vardır” der. (Buharî, Müslim, Tirmizî)</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000">Bu minval üzere devam eden bu hadiste Sahabe’nin, “fitne” kelimesini yukarıda zikrettiğimiz iki anlamda da kullandığı görülür.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000">Aynı şekilde Tabiun’dan Said b. el-Müseyyeb (Rh.A.) şöyle der: “İlk fitne -yani Hz. Osman (R.A.)’ın şehid edilmesi- vuku buldu ve (ondan itibaren ikinci fitneye kadar) Bedir Savaşı’na katılmış sahabilerden kimse kalmadı. Sonra ikinci fitne -yani Harre Vakası- vuku buldu ve (ondan itibaren üçüncü fitneye kadar) Hudeybiye’de bulunanlardan kimse kalmadı. Sonra üçüncü fitne vuku buldu ve sahabilerin hepsi vefat edene kadar kalkmadı.” (Kaynaklarda, Buharî ve Abdürrezzâk tarafından nakledilen bu rivayette geçen “üçüncü fitne” nin, Ebû Hamza el-Haricî adlı kişinin isyan hareketi olduğu zikredilir.)</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000">Yine Tabiun’dan İbn-i Sirîn’in, Hadis ilminde son derece önemli olan “hadisi nakledenleri sorma” hadisesi hakkındaki meşhur sözü şöyledir: “Fitne zuhur edene kadar hadisleri toplayanlar isnad aramazlar (hadislerin rivayetçi zincirlerini sormazlar)dı. Ne zaman ki fitne zuhur etti: “Bize ravilerinizin adlarını söyleyin” demeye başladılar…” (Müslim)</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000">Burada “fitne” kelimesinin, yukarıda zikrettiğimiz ikinci anlamda, yani İslâm’ın getirdiği toplumsal emniyet, huzur ve istikrarın bozulup, geniş çaplı iç karışıklıkların çıkması anlamında kullanıldığı açıktır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000">Fitne kelimesinin yanlış anlaşılmasına bir örnek:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000">Hz. Ömer’in oğlu Abdullah’ın (R.A.) Haricî bir genç ile tartışırken aralarında geçen şu konuşma, fitne kelimesinin Sahabe’de nasıl bir çağrışım alanına sahip olduğunu çarpıcı bir şekilde gösterir:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000">Haricî:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000">- Ey Ebu Abdurrahman! Allah’ın Kitab’ında zikrettiği şu ayeti işitmiyor musun?: “Eğer mü’minlerden iki zümre birbiriyle vuruşursa, aralarını bulup barıştırın. Eğer onlardan biri diğerine karşı halâ saldırıyorsa, o saldırganla Allah’ın emrine dönünceye kadar savaşın” (Hucurat/9) Allah’ın Kitab’ında zikrettiği gibi müslümanlar arasındaki harbe katılıp savaşmaktan seni nasıl bir düşünce uzak tuttu?</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000">İbn-i Ömer (R.A.):</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000">- Ey kardeşimin oğlu! Okuduğun bu ayeti delil edinip müslümanlarla savaşmaktansa, Yüce Allah’ın, içinde büyük tehditler zikrettiği şu ayeti delil getirip, ona göre hareket etmem bana daha sevimlidir: “Kim bir mümini kasten öldürürse, cezası içinde ebedî kalıcı olmak üzere cehennemdir. Allah ona gazap ve lânet etmiştir ve ona çok büyük bir azap hazırlamıştır.” (Nisa, 92)</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000">Haricî:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000">- Allahu Tealâ, “Fitne ortadan kalkıncaya ve din tamamıyla Allah’ın oluncaya kadar onlarla muharebe edin” (Enfâl/39) buyuruyor.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000">İbn-i Ömer (R.A):</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000">- Biz Rasulullah zamanında müslümanlar henüz sayıca az iken, o harbi müşriklere karşı yaptık. O zaman kişi dini hususunda fitneye, musibete uğratılır ve kendisine baskı yapılırdı. Müşrikler ya onu öldürürler veya sımsıkı bağlarlardı. Nihayet müslümanlar çoğaldı; artık hiçbir fitne kalmadı. (Buharî)</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000">Abdullah b. Ömer (R.A.) burada, Haricî gencin zikrettiği ayetteki fitne kelimesinin, müslümanlar arasındaki ihtilafı değil, küfür ve şirki ifade ettiğini anlatır. Haricî genç ise bu kelimeyi, müslümanlardan bir grubun görüşünü diğerlerinin kabul etmemesinden doğan ihtilaf olarak anlamış ve Enfal Suresi 39’uncu ayete dayanarak onlarla savaşmanın bir görev olduğu şeklindeki yanlış sonuca varmıştır.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000">Günümüzde fitne anlayışı</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000">Günümüzde fitne kelimesi, halk arasında çoğu kere yanlış olarak hal-i hazırdaki durum ve gidişatın değişmesine veya bozulmasına yönelik herhangi bir girişimi anlatmak için kullanılmakta. Üstelik bu durum ve gidişat nasıl olursa olsun! İsterse İslâm ile taban tabana zıt olsun! Oysa şu hususun iyice bilinmesi gerekir ki, İslâm’a aykırı herhangi bir durum ve anlayışın bizzat kendisi fitnedir ve istikrarın korunması, birlik-beraberliğin bozulmaması gibi gerekçelerle muhafaza edilmeye çalışılması bizzat “fitne”nin muhafaza edilmeye çalışılması anlamına gelir.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000">Nitekim İbn-i Abbas, Katade, Mücahid, Hasan-ı Basrî, Süddî ve daha birçok müfessir, yukarıdaki rivayette geçen Enfal/39 ayetindeki “fitne” kelimesinin “şirk” anlamında olduğunu söylerler. İbn-i Zeyd ve daha başkaları da “küfür” anlamında olduğunu ifade ederler.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000">Bu görüşleri nakleden Taberî ve Kurtubî gibi müfessirler de, bu tefsir şekillerini esas alarak konuyu şöyle açıklarlar: “Müşriklerle savaşın; ta ki Allah’a şirk koşulmasın ve O’ndan başkasına ibadet edilmesin. Putlara ve sahte ilâhlara kulluk edilmesin. Böylece yeryüzünde Allah’ın kulları üzerindeki küfür ve şirk belası ortadan kalksın ve kâfir ve müşriklerin müminlere uyguladığı eza ve cefalar son bulsun.”</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000">Bütün bunlardan anlıyoruz ki, yüce dinimizin bizden istediği şeyleri fert ve toplum olarak arzu edilen seviyede yerine getirmekten bizi alıkoyan ne varsa fitnedir. Yerine göre varlık ve yokluk, yerine göre evlad u ıyal, yerine göre toplumsal kargaşa ve huzursuzluk, yerine göre Deccal… Bütün bunlar, dinimizi ideal ölçülerde yaşamamıza ve hayatımızı sırat-ı müstakim üzere sürdürmemize engel teşkil ettikleri anda, birer fitnedirler.</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000">Ne türlü olursa olsun, hayatımızı rıza-yı ilâhî doğrultusunda yaşamamıza mani olan her türlü fitne konusunda Tabiun’un ileri gelenlerinden ibn-i Ebî Müleyke’nin şu duasıyla Rabbimize iltica edelim:</span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="color: #000000">“Allah’ım! Geriye (İslam öncesi cahiliye anlayışına) dönmekten yahut dinimizde fitneye uğramaktan sana sığınırız.” (Buhârî, Müslim)</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 424367, member: 1004566"] [SIZE=3][COLOR=#000000]SAHABE VE SELEFİN FİTNE ANLAYIŞI Ebubekir Sifil Kur’an’da pek çok ayette geçen “fitne” kelimesi, içinde geçtiği ayetlere göre değişik anlamlar ifade eder. Deneme, imtihan, şaşırtma; günaha girmeye, bozgunculuğa, eziyete sebep olan şey, doğru yoldan sapma ve bela sebebi, kargaşa, bela, azap, musibet gibi manaları bunlar arasında sayabiliriz. Kur’an’daki kullanımlarını topluca dikkate aldığımızda, fitne kelimesinin kullanılış tarzı hakkında şöyle bir çerçeve çizmemiz mümkündür: Fitne kelimesi Kur’an’da Allahu Tealâ’dan gelen bir şey hakkında kullanıldığı yerlerde ilahî bir hikmeti; Allahu Tealâ’nın emri olmaksızın kuldan kaynaklanan bir durumu anlattığı yerlerde ise, yerilmeyi ve kınanmayı hak etmiş bir durumu anlatır. Hadislerdeki kullanım tarzlarına gelince: Genellikle hadis kitaplarının “fiten” ve “melâhim” bölümlerinde ve “Kitabu’l-Fiten” ismiyle ayrıca hazırlanmış hadis kaynaklarında fitne kelimesi, ferdî ve toplumsal bozulma, kargaşa, iç karışıklık durumlarını ifade etmek üzere kullanılmıştır. Bunun yanı sıra hadislerde bu kelimenin “kabir fitnesi”, “mal/zenginlik fitnesi”, “evlad u ıyal fitnesi” “fakirlik fitnesi”, “Deccal fitnesi” gibi farklı konuları anlatmak üzere kullanıldığı da dikkat çeker. Sahabe ve Selef fitne kelimesinden ne anlıyordu? Sahabe ve Asr-ı Saadet’ten hemen sonraki ilk alimler, fitne kelimesini Kur’an ve hadislerdeki anlamlarına paralel olarak iki kapsamda kullanmışlardır: Ferdî plânda, fakirlik, zenginlik, evlad u ıyal gibi kendisiyle kişinin imtihan edildiği şeyleri anlatmak üzere ve toplumsal planda da Kur’an ve Sünnet’e dayalı, murad-ı ilâhiye uygun olarak yaşanan emniyet, istikrar, birlik-beraberlik ve huzurun bozulmasına ve geniş çaplı iç karışıklık halinin ortaya çıkmasına sebep olan olayları kastederek. Mesela Muaz b. Cebel (R.A.) şöyle der: “Sizler darlık fitnesiyle imtihan edildiniz; buna sabrediniz. Bolluk fitnesiyle de imtihan edileceksiniz…” (İbnu Ebî Şeybe) Burada fitne kelimesi, ferdî plânda kişinin imtihan edildiği hususları anlatmak üzere kullanılmıştır. Yine Sahabe’den Abdullah b. Selâm (R.A.) da şöyle der: “İnsanlar, Hz. Osman’ın katledilmesiyle, kendi üzerlerine kıyamete kadar bir daha kapanmayacak bir fitnenin kapısını açtılar.” (İbnu Abdilber) Burada ise, “fitne”nin toplumsal boyuttaki kargaşa, birlik ve dirliğin bozulması anlamında kullanıldığını görüyoruz. Aşağıdaki nakilde ise “fitne” kelimesinin, yukarıda zikrettiğimiz iki anlamı da kapsayacak tarzda kullanıldığı dikkat çeker: Hz. ömer (R.A.) bir gün yanındakilere, “Kim bize fitnelerden bahsedecek?” diye sorar. Hz. Huzeyfe (R.A.) “Ben” der ve şöyle devam eder: “Kişinin evlad u ıyali dolayısıyla düşeceği fitneye, sadaka, namaz ve oruç kefaret olur.” Hz. Ömer (R.A.), “Ben bu tür fitneyi kasdetmemiştim. Benim kasdettiğim, deniz dalgaları gibi dalgalanacak olan fitnedir” deyince Huzeyfe (R.A), “Seninle o fitne arasında kapalı bir kapı vardır” der. (Buharî, Müslim, Tirmizî) Bu minval üzere devam eden bu hadiste Sahabe’nin, “fitne” kelimesini yukarıda zikrettiğimiz iki anlamda da kullandığı görülür. Aynı şekilde Tabiun’dan Said b. el-Müseyyeb (Rh.A.) şöyle der: “İlk fitne -yani Hz. Osman (R.A.)’ın şehid edilmesi- vuku buldu ve (ondan itibaren ikinci fitneye kadar) Bedir Savaşı’na katılmış sahabilerden kimse kalmadı. Sonra ikinci fitne -yani Harre Vakası- vuku buldu ve (ondan itibaren üçüncü fitneye kadar) Hudeybiye’de bulunanlardan kimse kalmadı. Sonra üçüncü fitne vuku buldu ve sahabilerin hepsi vefat edene kadar kalkmadı.” (Kaynaklarda, Buharî ve Abdürrezzâk tarafından nakledilen bu rivayette geçen “üçüncü fitne” nin, Ebû Hamza el-Haricî adlı kişinin isyan hareketi olduğu zikredilir.) Yine Tabiun’dan İbn-i Sirîn’in, Hadis ilminde son derece önemli olan “hadisi nakledenleri sorma” hadisesi hakkındaki meşhur sözü şöyledir: “Fitne zuhur edene kadar hadisleri toplayanlar isnad aramazlar (hadislerin rivayetçi zincirlerini sormazlar)dı. Ne zaman ki fitne zuhur etti: “Bize ravilerinizin adlarını söyleyin” demeye başladılar…” (Müslim) Burada “fitne” kelimesinin, yukarıda zikrettiğimiz ikinci anlamda, yani İslâm’ın getirdiği toplumsal emniyet, huzur ve istikrarın bozulup, geniş çaplı iç karışıklıkların çıkması anlamında kullanıldığı açıktır. Fitne kelimesinin yanlış anlaşılmasına bir örnek: Hz. Ömer’in oğlu Abdullah’ın (R.A.) Haricî bir genç ile tartışırken aralarında geçen şu konuşma, fitne kelimesinin Sahabe’de nasıl bir çağrışım alanına sahip olduğunu çarpıcı bir şekilde gösterir: Haricî: - Ey Ebu Abdurrahman! Allah’ın Kitab’ında zikrettiği şu ayeti işitmiyor musun?: “Eğer mü’minlerden iki zümre birbiriyle vuruşursa, aralarını bulup barıştırın. Eğer onlardan biri diğerine karşı halâ saldırıyorsa, o saldırganla Allah’ın emrine dönünceye kadar savaşın” (Hucurat/9) Allah’ın Kitab’ında zikrettiği gibi müslümanlar arasındaki harbe katılıp savaşmaktan seni nasıl bir düşünce uzak tuttu? İbn-i Ömer (R.A.): - Ey kardeşimin oğlu! Okuduğun bu ayeti delil edinip müslümanlarla savaşmaktansa, Yüce Allah’ın, içinde büyük tehditler zikrettiği şu ayeti delil getirip, ona göre hareket etmem bana daha sevimlidir: “Kim bir mümini kasten öldürürse, cezası içinde ebedî kalıcı olmak üzere cehennemdir. Allah ona gazap ve lânet etmiştir ve ona çok büyük bir azap hazırlamıştır.” (Nisa, 92) Haricî: - Allahu Tealâ, “Fitne ortadan kalkıncaya ve din tamamıyla Allah’ın oluncaya kadar onlarla muharebe edin” (Enfâl/39) buyuruyor. İbn-i Ömer (R.A): - Biz Rasulullah zamanında müslümanlar henüz sayıca az iken, o harbi müşriklere karşı yaptık. O zaman kişi dini hususunda fitneye, musibete uğratılır ve kendisine baskı yapılırdı. Müşrikler ya onu öldürürler veya sımsıkı bağlarlardı. Nihayet müslümanlar çoğaldı; artık hiçbir fitne kalmadı. (Buharî) Abdullah b. Ömer (R.A.) burada, Haricî gencin zikrettiği ayetteki fitne kelimesinin, müslümanlar arasındaki ihtilafı değil, küfür ve şirki ifade ettiğini anlatır. Haricî genç ise bu kelimeyi, müslümanlardan bir grubun görüşünü diğerlerinin kabul etmemesinden doğan ihtilaf olarak anlamış ve Enfal Suresi 39’uncu ayete dayanarak onlarla savaşmanın bir görev olduğu şeklindeki yanlış sonuca varmıştır. Günümüzde fitne anlayışı Günümüzde fitne kelimesi, halk arasında çoğu kere yanlış olarak hal-i hazırdaki durum ve gidişatın değişmesine veya bozulmasına yönelik herhangi bir girişimi anlatmak için kullanılmakta. Üstelik bu durum ve gidişat nasıl olursa olsun! İsterse İslâm ile taban tabana zıt olsun! Oysa şu hususun iyice bilinmesi gerekir ki, İslâm’a aykırı herhangi bir durum ve anlayışın bizzat kendisi fitnedir ve istikrarın korunması, birlik-beraberliğin bozulmaması gibi gerekçelerle muhafaza edilmeye çalışılması bizzat “fitne”nin muhafaza edilmeye çalışılması anlamına gelir. Nitekim İbn-i Abbas, Katade, Mücahid, Hasan-ı Basrî, Süddî ve daha birçok müfessir, yukarıdaki rivayette geçen Enfal/39 ayetindeki “fitne” kelimesinin “şirk” anlamında olduğunu söylerler. İbn-i Zeyd ve daha başkaları da “küfür” anlamında olduğunu ifade ederler. Bu görüşleri nakleden Taberî ve Kurtubî gibi müfessirler de, bu tefsir şekillerini esas alarak konuyu şöyle açıklarlar: “Müşriklerle savaşın; ta ki Allah’a şirk koşulmasın ve O’ndan başkasına ibadet edilmesin. Putlara ve sahte ilâhlara kulluk edilmesin. Böylece yeryüzünde Allah’ın kulları üzerindeki küfür ve şirk belası ortadan kalksın ve kâfir ve müşriklerin müminlere uyguladığı eza ve cefalar son bulsun.” Bütün bunlardan anlıyoruz ki, yüce dinimizin bizden istediği şeyleri fert ve toplum olarak arzu edilen seviyede yerine getirmekten bizi alıkoyan ne varsa fitnedir. Yerine göre varlık ve yokluk, yerine göre evlad u ıyal, yerine göre toplumsal kargaşa ve huzursuzluk, yerine göre Deccal… Bütün bunlar, dinimizi ideal ölçülerde yaşamamıza ve hayatımızı sırat-ı müstakim üzere sürdürmemize engel teşkil ettikleri anda, birer fitnedirler. Ne türlü olursa olsun, hayatımızı rıza-yı ilâhî doğrultusunda yaşamamıza mani olan her türlü fitne konusunda Tabiun’un ileri gelenlerinden ibn-i Ebî Müleyke’nin şu duasıyla Rabbimize iltica edelim: “Allah’ım! Geriye (İslam öncesi cahiliye anlayışına) dönmekten yahut dinimizde fitneye uğramaktan sana sığınırız.” (Buhârî, Müslim)[/COLOR][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Hadis Sohbetleri
Hadis Sohbetleri 78-Fitne Zamanında Mü’min Tavrı
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst