Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Hadis Sohbetleri
Hadis Sohbetleri 82-Sevgi ve Buğzda Ölçü
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 435997" data-attributes="member: 1004566"><p><strong>ALLAH İÇİN SEVMEK VE BUĞZ ETMEK NEDİR?</strong></p><p></p><p> </p><p></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px">1- ALLAH İÇİN SEVMEK VE BUĞZ ETMEK NEDİR?</span></span></p><p> <span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"> Hubb; dostluk ve sevgi, buğz ise bunun zıddıdır. Kişi, bir kimseyi, ya malı, ya güzelliği, ya asaleti, ya soyu, ya şahsi bir menfaati, ya dünyevi bir isteği veya geçici bir değer için sever. Bütün bunlar, sevgi ve nefret sebeplerini sınırlandıran bir din olan İslam’da istenilmeyen şeylerdir. Bu yüzden Müslüman, bir kimseyi ancak hak dine mensup olduğu için sever, veya batıl bir dine mensup olduğu için buğz (nefret) eder. Efendimiz Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki;</span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p> <span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px">“<strong>Şu üç şey kimde bulunursa, imanın tadını alır; Allah’ı ve Rasulünü, bu ikisi (Allah ve Rasulü) dışında her şeyden daha fazla sevmek, bir kimseyi yalnızca Allah için sevmek ve ateşe atılmaktan tiksindiği gibi küfre düşmekten tiksinmek.” <a href="http://www.blogcu.com/manager/#_ftn1" target="_blank"><strong>[1]</strong></a></strong> </span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px">Bunun için Müslüman, peygamberleri, velileri, sıddıkları, şehitleri ve Salihleri sever. Zira onlar, Allah’ın sevdiklerini yapmışlar ve bu sebeple Allah için sevilmişlerdir. Bu da sevileni (Allah’ı) sevmenin kemalindendir. Kafirleri, münafıkları, bidat ve isyan ehlini ise sevmez, nefret eder. Zira onlar Allah’ın sevmediği şeyler yapmışlar ve onlara Allah için buğz edilmiştir. Kim böyle yaparsa Allah için sevmiş ve Allah için buğz etmiştir. Allah ona yeter ve O ne güzel Vekildir. Bil ki, Allah için sevmek ve Allah için buğz etmek, birkaç açıdan “Vela (mü’minlere dostluk) ve bera (müşriklerden uzaklaşmak)” ile farklıdır;1- Vela(dostluk) ve Bera(uzaklaşma) temeldir, sevgi ve buğz ise bunları kemale erdirici hasletlerdir.2- Sevgi ve buğz, “vela ve bera”nın gereklerindendir. Ama vela ve bera, sevgi ve buğzun gereklerinden değildir.</span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px">2- NİÇİN YALNIZ ALLAH İÇİN SEVİLİR VE BUĞZEDİLİR?</span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"> 1-2- Allah’ın sevdiklerini sevmek, kulun Rabbini ve Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’i sevmesinin kemalindendir. Böylelikle bir kimseyi başka bir şey için değil, yalnız Allah için sever. Kim peygamberleri ve Salihleri, başka bir şey için değil, sırf Hakk’ın sevdiklerini uyguladıkları için severse, onları başkası için değil, Allah için sevmiş olur. İnsanların çoğu, dost ve yardımcı olarak yalnız Allah’tan razı olmuyor, bilakis O’nun dışında dostlar ediniyorlar, onları, kendilerini Allah’a yaklaştıracak zannıyla, Allah’ı sever gibi seviyorlar. Şayet onların yakınlığı, özel otoritesine yakınlığı gibi tutuluyorsa, bu şirkin ta kendisidir. Şüphesiz halis tevhid; Allah dışında dostlar edinilmesini kabul etmez. Kur’an ve Sünnet, müşriklerin O’nun dışında dostlar edinmelerini çokça anlatmaktadır. </span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px">Bu, peygamberlerine, rasullerine ve mü’min kullarına dostluk ve onları Allah için sevmek değildir. Allah’ın dostlarına dost olmak, bir renk, O’nun dışında dost edinmek başka bir renktir. Bu ikisi arasındaki farkları ayırt etmemiş olanın, tevhidi yeniden öğrenmesi gerekir. Zira şüphesiz bu makam tevhidin kökü ve İslam çarkının eksenidir. 2-2- Şüphesiz Allah Sübhanehu ve Teala, rahmetiyle mü’minlerin kalplerini kendisine itaat üzere toplamış, kendi yolu üzerinde aralarını birleştirmiştir. Bu nimete, Allah için severek ve O’nun sağlam ipine sarılınarak, şükredilmesine layıktır. </span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px">Allah Teala buyuruyor ki; “<strong>Eğer sana hile yapmak isterlerse, muhakkak ki sana Allah yeter. Seni yardımıyla ve müminlerle güçlendirecek olan O'dur. Müminlerin kalplerini birbirlerine O ısındırdı. Yoksa yeryüzünde ne varsa sen hepsini harcasaydın yine de onların kalplerini (böylesine) ısındıramazdın. Lâkin Allah, kalplerini kaynaştırdı. Muhakkak ki, O Azizdir, Hakimdir. Ey Peygamber! Sana da, arkandan gelen müminlere de Allah yeter.”(Enfal 62-64)</strong> </span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px">Nitekim yalnız Allah’ın güç yetirebileceği mucize, ancak bu akide ile gerçekleşmiştir. Bu birbirinden nefret eden kalpler, inatçı tabiatlar, bu sıkı, birbirine uyumlu, birbirini seven, birbirlerine ülfet eden kardeşlik taifesine dönüşmüştür. Bunun benzerini tarih tanımamıştır ve yeryüzü bunun benzerini de tanımayacaktır. Şüphesiz bu akide gerçekten harikadır. Zira kalplerin karıştığı anda mizacı; sevgiye, ülfete, kalplerin dostluğuna, sertleşip ölmüşken, yumuşaklığa, kapalılığı inceliğe, kurumuşken hassaslığa, aralarında bağlılığa, sağlam, derin arkadaşlığa, bir bakışla ve bir dokunuşla, bir kalp ürpermesiyle gerçek şefkate, tanışmaya, dostluğa, yardımlaşmaya, hoş görüye ve yumuşaklığa dönüşmüştür. Bunun sırrını ancak rahmetiyle bu kalpleri birleştiren bilir ve onun zevkini ancak bu kalpler tadar.</span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"> Bu Rabbani akide, insanlığa Allah için sevme nidasıyla seslenmeye devam edecektir. Ona icabet edildiğinde ilhamıyla, sırrını Allah’tan başkasının bilmediği ve ona Allah’tan başkasının güç yetiremeyeceği mucize ortaya çıkacaktır.</span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"> Allah Azze ve Celle Buyuruyor ki; <strong>“Hep birlikte Allah'ın ipine (kitabına, dinine) sımsıkı sarılın. Parçalanıp ayrılmayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de, O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O'nun (bu) nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki, doğru yola eresiniz.”(Al-i İmran 103)</strong> </span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px">Allah Sübhanehu, iki esas zikretmiştir; Birincisi; İslam, İkincisi; Allah için, Allah yolunda, Allah’ın yolunu tahkik için kardeşlik. Öyleyse, kardeşlik; takvadan ve İslam’dan kaynaklanan ilk temeldir. Onun esası da, başka bir düşünce, başka bir hedef veya pek çok çeşitli vesilelerden biri için değil, </span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px">Allah’ın ipine sımsıkı sarılmak için bir araya gelmektir. Birbirinden nefret eden bu kalpleri yalnızca İslam bir araya getirmiş, yalnızca Allah’ın ipine toptan sarılmışlar, Allah’ın nimetiyle kardeşler haline gelmişlerdir. Aksi halde kalplerin yalnız Allah için sevgide birleşmesi, bütün tarihi kinlerin, kalbi kızgınlıkların, şahsi hırsların ve cahiliye unsurlarının sancaklarının kaybolması, yücelik sahibi Hakkın büyük sancağı altında saf oluşturmaları, Allah’ın canlandırmasıyla birbirlerine muhabbet eden bir kavmin görülmesi, aralarında bir akrabalık olmamasına veya aralarında bir ticaret olmamasına rağmen birbirlerine mal bağışlamaları mümkün değildi. Böylece zaman, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in, meylettiren mücerred kelimeler veya ferdi çalışmalardan örneği olmayan, kalpleri birleştiren sabit esaslar üzere; Allah için sevmek ve Allah için buğzetmek hasletleri üzerine bina ettiği Rabbani ümmete, büyük dirilişe şahit oluyordu. 3-2- </span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px">Şüphesiz Allah Subhanehu’nun dini, tek başına ayakları sabitleştirecek, kalpleri bağlayacak ve tevhid kelimesinde toplayacak güce sahiptir. Zira onun yolu, kelimenin tevhididir. Geçici uzaklaşmalar, şahsi hırslar, dünyevi çıkarlar ve dünyevi kıymetlere gelince; şüphesiz bunlar bir araya gelmeye engeldir, ihtilaflar çıkmasına, ayrılığa, uyumsuzluğa sebep olur. </span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px">Allah Azze ve Celle buyuruyor ki; <strong>“İşte benim doğru yolum budur; ona uyun. Sizi O'nun yolundan ayıracak başka yollara uymayın. (Azabından) korunmanız için Allah size böyle tavsiye etmiştir.”(En’am 153)</strong> İşte o, Allah’ın sıratı ve yoludur…onun dışında apaçık yoldan ayrılmayı, bölünmeyi seçmişlerin yolları vardır. İşte o, sakınsınlar diye insanlara Rabbani tavsiyedir. Bu sakındırma; kalplerle apaçık yola yönelmeleri, aralarında sevgi, birlik ve dostluk bağlarıyla bağlanmaları, dostluğu düşmanlığa, sevgiyi nefrete dönüştürmemeleri içindir. </span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px">Allah Teala buyuruyor ki; “<strong>O gün Allah'tan korkanlar hariç dost olanlar birbirlerine düşmandırlar.”(Zuhruf 67)</strong> </span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px">Evet, şüphesiz düşmanların dostlukları, şer üzerine toplanmış bulundukları dünyevi sevgiden kaynaklanıyor, birbirlerini sapıklığa sürüklüyorlardı. O günde ise birbirlerini kınayacaklar, birbirlerinin sapıklığına uydukları için kötü neticeyi, yine birbirlerine ısmarlayacaklardır. Birbirlerini seven kimseler iken, kurtulmak için birbirlerine söven düşmanlara dönüşeceklerdir. İşte o gün, sevgiyi layığı olmayan yere koyan zalim, kendi eliyle hasret, pişmanlık, esef yiyecektir. Ama o gün; pişmanlık için artık çok geç…</span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"> <strong>“O gün zalim kimse ellerini ısıracak: "Eyvah!" diyecek, "keşke Peygamberin yanında bir yol tutsaydım!" "Eyvah!" diyecek, "keşke falancayı dost edinmeseydim.Çünkü zikir (Kur'ân) bana gelmişken o, hakikaten beni ondan saptırdı. Şeytan insanı (uçuruma sürükleyip sonra) yapayalnız ve yardımcısız bırakmaktadır.”(Furkan 27-29)</strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"><strong></strong> Bütün dostlar, yanındakileri susturacak, sesini hüsran ile yükseltip, üzüntüsünden uzaklaşmaya çalışacak fakat kimse ona cevap vermeyecektir. Bütün sevdikleri, yakın dostları ondan ayrılmış, o da pişmanlık ve üzüntüden elini ısırmaya başlamıştır…ısırmak için bir eli de yetmez, bir o elini, bir bu elini, yada pişmanlığının şiddetinden dolayı her ikisini birden ısırır. Dostları, düşmanlıklarıyla ve kederleriyle meşguldürler. Güven, itminan ve huzur ile çırpınanlar ise; Allah için birbirlerini sevenler, Allah’ın celali için birbirini ziyaret edenler ve Allah’ın celali için birbirlerine nasihat edenlerdir.</span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"> <strong>“Allah, takva sahiplerine şöyle nida eder: "Ey âyetlerimize imân edip Müslüman olan kullarım! Bugün size hiçbir korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz.”(Zuhruf 68-69</strong>)</span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"> Allah’ım! Kalplerimizi Senin yolunda birleştir. Bizleri sevdiklerinden ve Senin sevdiklerini sevenlerden kıl! Biliyoruz ki kişi, sevdiği kimseler ile beraber haşir olunacaktır. Enes Bin Malik r.a. rivayet ediyor; “Birisi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e; “Kıyamet ne zaman?” diye sordu. Buyurdu ki; “<strong>Onun için ne hazırladın?</strong>” dedi ki; “Onun için çok namazım, orucum ve sadakam yoktur. Lakin ben Allah’ı ve Rasulünü seviyorum” bunun üzerine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; “<strong>Sen sevdiğiyle berabersin.” <a href="http://www.blogcu.com/manager/#_ftn2" target="_blank"><strong>[2]</strong></a></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"><strong></strong>3- YOLUN ÖZELLİKLERİ</span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"> Bil ki ey hidayet kardeşi! Allah, izniyle seni hakka irşad etsin. Zira O, dilediğini dosdoğru yoluna hidayet edendir. Allah için sevmenin ve buğz etmenin kaidesi; bunu, O’na ortak koşmadan, yalnız O’na has kılmaktır. Dostluğu; mü’min kul için yalnız iman sıfatını taşıması sebebiyle sınırlamaktır. Gerçekten Allah’a kul olan, Allah’ın ve Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem’in razı olduğundan razı olur ve Allah ile Rasulü’nün öfkelendiği şeylere öfkelenir. Allah’ın sevdiklerini önemser ve Allah’ın nefret ettiklerinden uzaklaşır. Allah’ın dostlarıyla dost olur ve Allah’ın düşmanlarına düşman olur. Bunlar kalbini imanla doldurur ve onda bir halavet, yumuşaklık ve hassaslık hisseder. İslam yolunun yayılması için verimsizliğe veya geri dönüşe ne mecal, ne de fırsat vardır. Mesele, samimiyettedir ki, o da akidedir. Onun verimsizliği; Allah’a, Rasulüne ve müminlere dostluk için, Allah Azze ve Celle’nin yoluna katılmak, sonra da ondan ayrılmaktır. </span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px">Allah Teala buyuruyor ki; “<strong>Yoksa siz hep kendi halinize terk olunacağınızı mı sandınız? Allah'ın, içinizden cihad edenleri ve Allah'tan, Resulü'nden, müminlerden başka kimseye sığınmayan ve başkaca sığınacak bir yer aramayanları görmediğini mi (zannediyorsunuz)? Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.”(Tevbe 16)</strong> </span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px">Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki; <strong>“Şu yedi kişi, Allah’ın gölgesinden başka gölge olmayan günde, Allah’ın gölgesinde olacaktır; adil yönetici, </strong><strong> Rabbine ibadete genç yaşta başlayan kişi, </strong><strong> kalbi mescitlere bağlı kişi, </strong><strong> birbirini Allah için seven ve Allah için bir araya gelip ayrılan iki kişi, </strong><strong> zenginlik ve güzellik sahibi bir kadının teklifini; “Ben Allah’tan korkarım” diyerek geri çeviren kişi,</strong><strong> sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyecek şekilde sadaka veren kişi ve </strong><strong> tenhada Allah’ı zikredip gözleri dolan kişi.”<a href="http://www.blogcu.com/manager/#_ftn3" target="_blank"><strong>[3]</strong></a> </strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"><strong></strong> Şüphesiz daima, Allah’ın koyduğu, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yaşantısıyla en güzel şekilde sunduğu örneği ölçü alarak, sahih İslam yolu üzerinde olmak gerekir. Kabileleri, şahısları, cemaatleri, grupları, mezhepleri, fırkaları, hükümetleri veya şubeleri örnek alarak değil! Bu ölçüden ayrılık ve sapmalar sebebiyle İslami hayata çatlaklar ve hastalıklar sızmakta veya bu ölçü, Müslüman kul eliyle sinsice değiştirilmektedir… bundan sonra kutsallık elbisesine büründürülmüş şahıslara sahte masumluk giydiriyorlar, onları kusursuz ve tenkid edilemez makamda tutuyorlar ve tasarruflarını ona bırakarak, işin başında, üzücü alay konusu olmaya tahammül etmek zorunda kalıyorlar. Hataları, en başında esasa aykırı düşmekle beraber, Allah’ın sevmediği ve razı olmadığı şeylerdir. Bu sebeplerle sahih İslam yolundan uzaklaşıyorlar.</span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"> Doğru İslami hedefler ve Rabbani değerler için hizmet çalışmalarının başlayacağı bu noktadan itibaren düşüş dönemi başlıyor. O zaman yazılı eserleri olana kadar hükümler şahıslara ayrıntılı şekilde açıklanmaya başlar ve güçlerini birleştirirler. Allah için sevip, Allah için nefret eden, Allah için verip, Allah için mani olan, Allah için bağlanan ve Allah için ayrılan kula, sahih İslam yolunun dostluk, sevgi ve nefret etme gereklerine davetten, “bu gereklere uyan şahıslar, işaretler, yaftalar, hizipler, fırkalar, cemaatler olmayacak” zannıyla fırkaya geri dönmesi, çabalarında tökezlemesi yakışmaz. Şüphesiz Müslümanların bağlarını birbirine bağlayan bu esas, tercihiyle olan işlerden değildir. Zira o ancak, Müslümanların bir araya gelme hareketini tashih ve Müslümanların hayatındaki beşeri kopuklukları kaldırmaktır. Alemlerin Rabbinin bizler için din olarak razı olduğu ve Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in açıklayarak tamamladığı İslam’ın gerektirdiklerinden biridir.</span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px">4-ALLAH İÇİN SEVME VE BUĞZ ETMENİN ÖNEMİ</span></span></p><p> <span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"> Allah için sevmek ve buğz etmek, iman akdinde sağlam bir kulptur. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki; “<strong>İmanın en sağlam kulpu Allah için sevmek ve Allah için nefret etmektir.”<a href="http://www.blogcu.com/manager/#_ftn4" target="_blank"><strong>[4]</strong></a></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"><strong><a href="http://www.blogcu.com/manager/#_ftn4" target="_blank"><strong></strong></a></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"><strong></strong>5-ALLAH İÇİN SEVMEYİ KUVVETLENDİREN SEBEPLER</span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px">1-5- Sevdiği kimseye Allah için sevdiğini bildirmek.</span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"> Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki; “<strong>Biriniz bir kardeşini sevdiği zaman ona sevdiğini bildirsin.”<a href="http://www.blogcu.com/manager/#_ftn5" target="_blank"><strong>[5]</strong></a></strong> </span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px">Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, bu beyanıyla kalıcı ülfetin meydana geleceğini ve sevginin artmaya devam edeceğini haber veriyor. Buyuruyor ki; <strong>“Biriniz bir kardeşini Allah için sevmişse, bunu ona bildirsin. Zira bu, ülfette kalıcılık ve sevgide sebattır.”<a href="http://www.blogcu.com/manager/#_ftn6" target="_blank"><strong>[6]</strong></a></strong> </span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px">El Begavi rahimehullah, Şerhus Sünne(13/67)’de der ki; “Bu hadisteki “sevgiyi bildirmenin” manası; sevgi ve ülfete teşviktir. Böylece onu haber verince, kalbine bununla yer edecek ve onun sevgisini çekecektir.”</span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px">2-5- Selamı yaymak;</span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"> Ey Allah’ın kulu! Bil ki, selam vahşeti izale eder ve dehşeti giderir. O zaman kalpler Allah için buluşur. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki; “<strong>İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olamazsınız. Dikkat edin! Sizlere uyguladığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz şeyi haber veriyorum; Aranızda selamı yayınız.”<a href="http://www.blogcu.com/manager/#_ftn7" target="_blank"><strong>[7]</strong></a></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"><strong></strong>3-5- Hediyeleşmek.</span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"> </span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"> Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; “<strong>Hediyeleşin, birbirinizi sevin.”<a href="http://www.blogcu.com/manager/#_ftn8" target="_blank"><strong>[8]</strong></a></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"><strong></strong>4-5- Ziyaretleşmek.</span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"> Bil ki ey sevgili kardeş! Ziyareti çok yapmak usandırır, sürekli ziyarete devam etmek zayıflık getirir, sıklaştırıldığı ölçüde önem kaybettirir, dostluğu azaltır, kalpleri kasvetlendirir. Bunun için kardeşini ara sıra ziyaret et. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki; “<strong>Seyrek ziyaretleşin ki, muhabbetiniz artsın.”<a href="http://www.blogcu.com/manager/#_ftn9" target="_blank"><strong>[9]</strong></a></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"><strong></strong>5-5- Sevgi ve nefrette ölçülü olmak;</span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"></span></span></p><p><span style="font-family: 'tahoma'"><span style="font-size: 12px"> Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurur ki; <strong>“Sevdiğin kimseyi ölçülü sev, zira bir gün ondan nefret edebilirsin. Nefret ettiğinde de ölçülü ol, zira bir gün onu sevebilirsin.”<a href="http://www.blogcu.com/manager/#_ftn10" target="_blank"><strong>[10]</strong></a></strong> Bu vasati artış, İslam’ın bütün davranışlarına, şuura, şefkatlere ve vicdana şamildir. Bunun için Ömer r.a. demiştir ki; “<strong>Ey Eslem! Sevginde kendini zorlama ve sevmediğinde aşırı gitme!” Eslem; “O nasıl olur?” deyince dedi ki; </strong><strong> “Sevdiğin zaman; çocuğun sevdiği şey için kendini zora soktuğu gibi zorlama ve nefret ettiğin zaman arkadaşının helak olmasını istercesine nefret etme”<a href="http://www.blogcu.com/manager/#_ftn11" target="_blank"><strong>[11]</strong></a></strong></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 435997, member: 1004566"] [B]ALLAH İÇİN SEVMEK VE BUĞZ ETMEK NEDİR?[/B] [FONT=tahoma][SIZE=3]1- ALLAH İÇİN SEVMEK VE BUĞZ ETMEK NEDİR? Hubb; dostluk ve sevgi, buğz ise bunun zıddıdır. Kişi, bir kimseyi, ya malı, ya güzelliği, ya asaleti, ya soyu, ya şahsi bir menfaati, ya dünyevi bir isteği veya geçici bir değer için sever. Bütün bunlar, sevgi ve nefret sebeplerini sınırlandıran bir din olan İslam’da istenilmeyen şeylerdir. Bu yüzden Müslüman, bir kimseyi ancak hak dine mensup olduğu için sever, veya batıl bir dine mensup olduğu için buğz (nefret) eder. Efendimiz Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki; “[B]Şu üç şey kimde bulunursa, imanın tadını alır; Allah’ı ve Rasulünü, bu ikisi (Allah ve Rasulü) dışında her şeyden daha fazla sevmek, bir kimseyi yalnızca Allah için sevmek ve ateşe atılmaktan tiksindiği gibi küfre düşmekten tiksinmek.” [URL="http://www.blogcu.com/manager/#_ftn1"][B][1][/B][/URL][/B] Bunun için Müslüman, peygamberleri, velileri, sıddıkları, şehitleri ve Salihleri sever. Zira onlar, Allah’ın sevdiklerini yapmışlar ve bu sebeple Allah için sevilmişlerdir. Bu da sevileni (Allah’ı) sevmenin kemalindendir. Kafirleri, münafıkları, bidat ve isyan ehlini ise sevmez, nefret eder. Zira onlar Allah’ın sevmediği şeyler yapmışlar ve onlara Allah için buğz edilmiştir. Kim böyle yaparsa Allah için sevmiş ve Allah için buğz etmiştir. Allah ona yeter ve O ne güzel Vekildir. Bil ki, Allah için sevmek ve Allah için buğz etmek, birkaç açıdan “Vela (mü’minlere dostluk) ve bera (müşriklerden uzaklaşmak)” ile farklıdır;1- Vela(dostluk) ve Bera(uzaklaşma) temeldir, sevgi ve buğz ise bunları kemale erdirici hasletlerdir.2- Sevgi ve buğz, “vela ve bera”nın gereklerindendir. Ama vela ve bera, sevgi ve buğzun gereklerinden değildir. 2- NİÇİN YALNIZ ALLAH İÇİN SEVİLİR VE BUĞZEDİLİR? 1-2- Allah’ın sevdiklerini sevmek, kulun Rabbini ve Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’i sevmesinin kemalindendir. Böylelikle bir kimseyi başka bir şey için değil, yalnız Allah için sever. Kim peygamberleri ve Salihleri, başka bir şey için değil, sırf Hakk’ın sevdiklerini uyguladıkları için severse, onları başkası için değil, Allah için sevmiş olur. İnsanların çoğu, dost ve yardımcı olarak yalnız Allah’tan razı olmuyor, bilakis O’nun dışında dostlar ediniyorlar, onları, kendilerini Allah’a yaklaştıracak zannıyla, Allah’ı sever gibi seviyorlar. Şayet onların yakınlığı, özel otoritesine yakınlığı gibi tutuluyorsa, bu şirkin ta kendisidir. Şüphesiz halis tevhid; Allah dışında dostlar edinilmesini kabul etmez. Kur’an ve Sünnet, müşriklerin O’nun dışında dostlar edinmelerini çokça anlatmaktadır. Bu, peygamberlerine, rasullerine ve mü’min kullarına dostluk ve onları Allah için sevmek değildir. Allah’ın dostlarına dost olmak, bir renk, O’nun dışında dost edinmek başka bir renktir. Bu ikisi arasındaki farkları ayırt etmemiş olanın, tevhidi yeniden öğrenmesi gerekir. Zira şüphesiz bu makam tevhidin kökü ve İslam çarkının eksenidir. 2-2- Şüphesiz Allah Sübhanehu ve Teala, rahmetiyle mü’minlerin kalplerini kendisine itaat üzere toplamış, kendi yolu üzerinde aralarını birleştirmiştir. Bu nimete, Allah için severek ve O’nun sağlam ipine sarılınarak, şükredilmesine layıktır. Allah Teala buyuruyor ki; “[B]Eğer sana hile yapmak isterlerse, muhakkak ki sana Allah yeter. Seni yardımıyla ve müminlerle güçlendirecek olan O'dur. Müminlerin kalplerini birbirlerine O ısındırdı. Yoksa yeryüzünde ne varsa sen hepsini harcasaydın yine de onların kalplerini (böylesine) ısındıramazdın. Lâkin Allah, kalplerini kaynaştırdı. Muhakkak ki, O Azizdir, Hakimdir. Ey Peygamber! Sana da, arkandan gelen müminlere de Allah yeter.”(Enfal 62-64)[/B] Nitekim yalnız Allah’ın güç yetirebileceği mucize, ancak bu akide ile gerçekleşmiştir. Bu birbirinden nefret eden kalpler, inatçı tabiatlar, bu sıkı, birbirine uyumlu, birbirini seven, birbirlerine ülfet eden kardeşlik taifesine dönüşmüştür. Bunun benzerini tarih tanımamıştır ve yeryüzü bunun benzerini de tanımayacaktır. Şüphesiz bu akide gerçekten harikadır. Zira kalplerin karıştığı anda mizacı; sevgiye, ülfete, kalplerin dostluğuna, sertleşip ölmüşken, yumuşaklığa, kapalılığı inceliğe, kurumuşken hassaslığa, aralarında bağlılığa, sağlam, derin arkadaşlığa, bir bakışla ve bir dokunuşla, bir kalp ürpermesiyle gerçek şefkate, tanışmaya, dostluğa, yardımlaşmaya, hoş görüye ve yumuşaklığa dönüşmüştür. Bunun sırrını ancak rahmetiyle bu kalpleri birleştiren bilir ve onun zevkini ancak bu kalpler tadar. Bu Rabbani akide, insanlığa Allah için sevme nidasıyla seslenmeye devam edecektir. Ona icabet edildiğinde ilhamıyla, sırrını Allah’tan başkasının bilmediği ve ona Allah’tan başkasının güç yetiremeyeceği mucize ortaya çıkacaktır. Allah Azze ve Celle Buyuruyor ki; [B]“Hep birlikte Allah'ın ipine (kitabına, dinine) sımsıkı sarılın. Parçalanıp ayrılmayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de, O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O'nun (bu) nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki, doğru yola eresiniz.”(Al-i İmran 103)[/B] Allah Sübhanehu, iki esas zikretmiştir; Birincisi; İslam, İkincisi; Allah için, Allah yolunda, Allah’ın yolunu tahkik için kardeşlik. Öyleyse, kardeşlik; takvadan ve İslam’dan kaynaklanan ilk temeldir. Onun esası da, başka bir düşünce, başka bir hedef veya pek çok çeşitli vesilelerden biri için değil, Allah’ın ipine sımsıkı sarılmak için bir araya gelmektir. Birbirinden nefret eden bu kalpleri yalnızca İslam bir araya getirmiş, yalnızca Allah’ın ipine toptan sarılmışlar, Allah’ın nimetiyle kardeşler haline gelmişlerdir. Aksi halde kalplerin yalnız Allah için sevgide birleşmesi, bütün tarihi kinlerin, kalbi kızgınlıkların, şahsi hırsların ve cahiliye unsurlarının sancaklarının kaybolması, yücelik sahibi Hakkın büyük sancağı altında saf oluşturmaları, Allah’ın canlandırmasıyla birbirlerine muhabbet eden bir kavmin görülmesi, aralarında bir akrabalık olmamasına veya aralarında bir ticaret olmamasına rağmen birbirlerine mal bağışlamaları mümkün değildi. Böylece zaman, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in, meylettiren mücerred kelimeler veya ferdi çalışmalardan örneği olmayan, kalpleri birleştiren sabit esaslar üzere; Allah için sevmek ve Allah için buğzetmek hasletleri üzerine bina ettiği Rabbani ümmete, büyük dirilişe şahit oluyordu. 3-2- Şüphesiz Allah Subhanehu’nun dini, tek başına ayakları sabitleştirecek, kalpleri bağlayacak ve tevhid kelimesinde toplayacak güce sahiptir. Zira onun yolu, kelimenin tevhididir. Geçici uzaklaşmalar, şahsi hırslar, dünyevi çıkarlar ve dünyevi kıymetlere gelince; şüphesiz bunlar bir araya gelmeye engeldir, ihtilaflar çıkmasına, ayrılığa, uyumsuzluğa sebep olur. Allah Azze ve Celle buyuruyor ki; [B]“İşte benim doğru yolum budur; ona uyun. Sizi O'nun yolundan ayıracak başka yollara uymayın. (Azabından) korunmanız için Allah size böyle tavsiye etmiştir.”(En’am 153)[/B] İşte o, Allah’ın sıratı ve yoludur…onun dışında apaçık yoldan ayrılmayı, bölünmeyi seçmişlerin yolları vardır. İşte o, sakınsınlar diye insanlara Rabbani tavsiyedir. Bu sakındırma; kalplerle apaçık yola yönelmeleri, aralarında sevgi, birlik ve dostluk bağlarıyla bağlanmaları, dostluğu düşmanlığa, sevgiyi nefrete dönüştürmemeleri içindir. Allah Teala buyuruyor ki; “[B]O gün Allah'tan korkanlar hariç dost olanlar birbirlerine düşmandırlar.”(Zuhruf 67)[/B] Evet, şüphesiz düşmanların dostlukları, şer üzerine toplanmış bulundukları dünyevi sevgiden kaynaklanıyor, birbirlerini sapıklığa sürüklüyorlardı. O günde ise birbirlerini kınayacaklar, birbirlerinin sapıklığına uydukları için kötü neticeyi, yine birbirlerine ısmarlayacaklardır. Birbirlerini seven kimseler iken, kurtulmak için birbirlerine söven düşmanlara dönüşeceklerdir. İşte o gün, sevgiyi layığı olmayan yere koyan zalim, kendi eliyle hasret, pişmanlık, esef yiyecektir. Ama o gün; pişmanlık için artık çok geç… [B]“O gün zalim kimse ellerini ısıracak: "Eyvah!" diyecek, "keşke Peygamberin yanında bir yol tutsaydım!" "Eyvah!" diyecek, "keşke falancayı dost edinmeseydim.Çünkü zikir (Kur'ân) bana gelmişken o, hakikaten beni ondan saptırdı. Şeytan insanı (uçuruma sürükleyip sonra) yapayalnız ve yardımcısız bırakmaktadır.”(Furkan 27-29) [/B] Bütün dostlar, yanındakileri susturacak, sesini hüsran ile yükseltip, üzüntüsünden uzaklaşmaya çalışacak fakat kimse ona cevap vermeyecektir. Bütün sevdikleri, yakın dostları ondan ayrılmış, o da pişmanlık ve üzüntüden elini ısırmaya başlamıştır…ısırmak için bir eli de yetmez, bir o elini, bir bu elini, yada pişmanlığının şiddetinden dolayı her ikisini birden ısırır. Dostları, düşmanlıklarıyla ve kederleriyle meşguldürler. Güven, itminan ve huzur ile çırpınanlar ise; Allah için birbirlerini sevenler, Allah’ın celali için birbirini ziyaret edenler ve Allah’ın celali için birbirlerine nasihat edenlerdir. [B]“Allah, takva sahiplerine şöyle nida eder: "Ey âyetlerimize imân edip Müslüman olan kullarım! Bugün size hiçbir korku yoktur ve siz üzülmeyeceksiniz.”(Zuhruf 68-69[/B]) Allah’ım! Kalplerimizi Senin yolunda birleştir. Bizleri sevdiklerinden ve Senin sevdiklerini sevenlerden kıl! Biliyoruz ki kişi, sevdiği kimseler ile beraber haşir olunacaktır. Enes Bin Malik r.a. rivayet ediyor; “Birisi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’e; “Kıyamet ne zaman?” diye sordu. Buyurdu ki; “[B]Onun için ne hazırladın?[/B]” dedi ki; “Onun için çok namazım, orucum ve sadakam yoktur. Lakin ben Allah’ı ve Rasulünü seviyorum” bunun üzerine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; “[B]Sen sevdiğiyle berabersin.” [URL="http://www.blogcu.com/manager/#_ftn2"][B][2][/B][/URL] [/B]3- YOLUN ÖZELLİKLERİ Bil ki ey hidayet kardeşi! Allah, izniyle seni hakka irşad etsin. Zira O, dilediğini dosdoğru yoluna hidayet edendir. Allah için sevmenin ve buğz etmenin kaidesi; bunu, O’na ortak koşmadan, yalnız O’na has kılmaktır. Dostluğu; mü’min kul için yalnız iman sıfatını taşıması sebebiyle sınırlamaktır. Gerçekten Allah’a kul olan, Allah’ın ve Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem’in razı olduğundan razı olur ve Allah ile Rasulü’nün öfkelendiği şeylere öfkelenir. Allah’ın sevdiklerini önemser ve Allah’ın nefret ettiklerinden uzaklaşır. Allah’ın dostlarıyla dost olur ve Allah’ın düşmanlarına düşman olur. Bunlar kalbini imanla doldurur ve onda bir halavet, yumuşaklık ve hassaslık hisseder. İslam yolunun yayılması için verimsizliğe veya geri dönüşe ne mecal, ne de fırsat vardır. Mesele, samimiyettedir ki, o da akidedir. Onun verimsizliği; Allah’a, Rasulüne ve müminlere dostluk için, Allah Azze ve Celle’nin yoluna katılmak, sonra da ondan ayrılmaktır. Allah Teala buyuruyor ki; “[B]Yoksa siz hep kendi halinize terk olunacağınızı mı sandınız? Allah'ın, içinizden cihad edenleri ve Allah'tan, Resulü'nden, müminlerden başka kimseye sığınmayan ve başkaca sığınacak bir yer aramayanları görmediğini mi (zannediyorsunuz)? Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.”(Tevbe 16)[/B] Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki; [B]“Şu yedi kişi, Allah’ın gölgesinden başka gölge olmayan günde, Allah’ın gölgesinde olacaktır; adil yönetici, [/B][B] Rabbine ibadete genç yaşta başlayan kişi, [/B][B] kalbi mescitlere bağlı kişi, [/B][B] birbirini Allah için seven ve Allah için bir araya gelip ayrılan iki kişi, [/B][B] zenginlik ve güzellik sahibi bir kadının teklifini; “Ben Allah’tan korkarım” diyerek geri çeviren kişi,[/B][B] sağ elinin verdiğini sol eli bilmeyecek şekilde sadaka veren kişi ve [/B][B] tenhada Allah’ı zikredip gözleri dolan kişi.”[URL="http://www.blogcu.com/manager/#_ftn3"][B][3][/B][/URL] [/B] Şüphesiz daima, Allah’ın koyduğu, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in yaşantısıyla en güzel şekilde sunduğu örneği ölçü alarak, sahih İslam yolu üzerinde olmak gerekir. Kabileleri, şahısları, cemaatleri, grupları, mezhepleri, fırkaları, hükümetleri veya şubeleri örnek alarak değil! Bu ölçüden ayrılık ve sapmalar sebebiyle İslami hayata çatlaklar ve hastalıklar sızmakta veya bu ölçü, Müslüman kul eliyle sinsice değiştirilmektedir… bundan sonra kutsallık elbisesine büründürülmüş şahıslara sahte masumluk giydiriyorlar, onları kusursuz ve tenkid edilemez makamda tutuyorlar ve tasarruflarını ona bırakarak, işin başında, üzücü alay konusu olmaya tahammül etmek zorunda kalıyorlar. Hataları, en başında esasa aykırı düşmekle beraber, Allah’ın sevmediği ve razı olmadığı şeylerdir. Bu sebeplerle sahih İslam yolundan uzaklaşıyorlar. Doğru İslami hedefler ve Rabbani değerler için hizmet çalışmalarının başlayacağı bu noktadan itibaren düşüş dönemi başlıyor. O zaman yazılı eserleri olana kadar hükümler şahıslara ayrıntılı şekilde açıklanmaya başlar ve güçlerini birleştirirler. Allah için sevip, Allah için nefret eden, Allah için verip, Allah için mani olan, Allah için bağlanan ve Allah için ayrılan kula, sahih İslam yolunun dostluk, sevgi ve nefret etme gereklerine davetten, “bu gereklere uyan şahıslar, işaretler, yaftalar, hizipler, fırkalar, cemaatler olmayacak” zannıyla fırkaya geri dönmesi, çabalarında tökezlemesi yakışmaz. Şüphesiz Müslümanların bağlarını birbirine bağlayan bu esas, tercihiyle olan işlerden değildir. Zira o ancak, Müslümanların bir araya gelme hareketini tashih ve Müslümanların hayatındaki beşeri kopuklukları kaldırmaktır. Alemlerin Rabbinin bizler için din olarak razı olduğu ve Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in açıklayarak tamamladığı İslam’ın gerektirdiklerinden biridir. 4-ALLAH İÇİN SEVME VE BUĞZ ETMENİN ÖNEMİ Allah için sevmek ve buğz etmek, iman akdinde sağlam bir kulptur. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki; “[B]İmanın en sağlam kulpu Allah için sevmek ve Allah için nefret etmektir.”[URL="http://www.blogcu.com/manager/#_ftn4"][B][4] [/B][/URL] [/B]5-ALLAH İÇİN SEVMEYİ KUVVETLENDİREN SEBEPLER 1-5- Sevdiği kimseye Allah için sevdiğini bildirmek. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki; “[B]Biriniz bir kardeşini sevdiği zaman ona sevdiğini bildirsin.”[URL="http://www.blogcu.com/manager/#_ftn5"][B][5][/B][/URL][/B] Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem, bu beyanıyla kalıcı ülfetin meydana geleceğini ve sevginin artmaya devam edeceğini haber veriyor. Buyuruyor ki; [B]“Biriniz bir kardeşini Allah için sevmişse, bunu ona bildirsin. Zira bu, ülfette kalıcılık ve sevgide sebattır.”[URL="http://www.blogcu.com/manager/#_ftn6"][B][6][/B][/URL][/B] El Begavi rahimehullah, Şerhus Sünne(13/67)’de der ki; “Bu hadisteki “sevgiyi bildirmenin” manası; sevgi ve ülfete teşviktir. Böylece onu haber verince, kalbine bununla yer edecek ve onun sevgisini çekecektir.” 2-5- Selamı yaymak; Ey Allah’ın kulu! Bil ki, selam vahşeti izale eder ve dehşeti giderir. O zaman kalpler Allah için buluşur. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki; “[B]İman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe iman etmiş olamazsınız. Dikkat edin! Sizlere uyguladığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz şeyi haber veriyorum; Aranızda selamı yayınız.”[URL="http://www.blogcu.com/manager/#_ftn7"][B][7][/B][/URL] [/B]3-5- Hediyeleşmek. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdu ki; “[B]Hediyeleşin, birbirinizi sevin.”[URL="http://www.blogcu.com/manager/#_ftn8"][B][8][/B][/URL] [/B]4-5- Ziyaretleşmek. Bil ki ey sevgili kardeş! Ziyareti çok yapmak usandırır, sürekli ziyarete devam etmek zayıflık getirir, sıklaştırıldığı ölçüde önem kaybettirir, dostluğu azaltır, kalpleri kasvetlendirir. Bunun için kardeşini ara sıra ziyaret et. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyuruyor ki; “[B]Seyrek ziyaretleşin ki, muhabbetiniz artsın.”[URL="http://www.blogcu.com/manager/#_ftn9"][B][9][/B][/URL] [/B]5-5- Sevgi ve nefrette ölçülü olmak; Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurur ki; [B]“Sevdiğin kimseyi ölçülü sev, zira bir gün ondan nefret edebilirsin. Nefret ettiğinde de ölçülü ol, zira bir gün onu sevebilirsin.”[URL="http://www.blogcu.com/manager/#_ftn10"][B][10][/B][/URL][/B] Bu vasati artış, İslam’ın bütün davranışlarına, şuura, şefkatlere ve vicdana şamildir. Bunun için Ömer r.a. demiştir ki; “[B]Ey Eslem! Sevginde kendini zorlama ve sevmediğinde aşırı gitme!” Eslem; “O nasıl olur?” deyince dedi ki; [/B][B] “Sevdiğin zaman; çocuğun sevdiği şey için kendini zora soktuğu gibi zorlama ve nefret ettiğin zaman arkadaşının helak olmasını istercesine nefret etme”[URL="http://www.blogcu.com/manager/#_ftn11"][B][11][/B][/URL][/B][/SIZE][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Hadis Sohbetleri
Hadis Sohbetleri 82-Sevgi ve Buğzda Ölçü
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst