Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Hadis Sohbetleri
Hadis Sohbetleri 84- Laneti çok yapanlar kıyamet günü şefaatçi olamazlar,
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 448923" data-attributes="member: 1004566"><p>Beddua kelimesi; kötü, fena manalarına gelen Farsça “bed” kelimesiyle, Arapça’da dileme, isteme manalarına gelen “dua” kelimelerinin terkibinden oluşmuştur. </p><p></p><p></p><p>Genel manada beddua etmek dinimizce tasvip edilmemiştir. Zira beddua etmek kâmil imana ermiş insanlara yaraşmayan bir fiildir. Rehber-i Ekmel Efendimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi vesellem -istisnalar hariç- beddua etmediği gibi beddua etmemeyi de -aşağıdaki hadis-i şeriflerde görüleceği üzere- ashabına irşad buyurmuştur.</p><p></p><p>"Birbirinize, Allah'ın laneti, Allah'ın gazabı ve cehennem temennisiyle bedduada bulunmayın." (Ebu Dâvud, Edeb 53)</p><p></p><p>"Mü'min ne ta'n edici, ne lanet edici, ne kaba ve çirkin sözlü, ne de hayâsızdır." (Tirmizî, Birr 48)</p><p></p><p>"Lâneti çok yapanlar Kıyamet günü şefaatçi olamazlar, şehit de olamazlar." (Müslim, Birr 85)</p><p></p><p>Buna göre bir mü’min olur olmadık zamanlarda beddua etmemelidir. Beddua edilen şahıs bedduaya müstahak değilse bedduanın geri döneceğini Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem haber vermiştir. (Tirmizî, Birr 48)</p><p></p><p>Âlimlerimiz, genel olarak masum olan Müslüman’a beddua etmenin haram olduğu görüşünde ittifak etmişlerdir. Hanefî mezhebine göre açıktan günah işleyen fâsık müslümanlara beddua etmek de caiz değildir. Delil olarak ise; şarap içen bir müslümana birisinin “Allah sana lanet etsin” demesi üzerine Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem lanet okuyan şahsı ikaz etmiş ve “Bırakın onu. O Allah ve Resulünü seviyor ya!” demiştir. (İbn-i Hacer, Fethu’l-Barî, 12\75)</p><p></p><p>Efendimiz’in sallallahu aleyhi vesellem hadis-i şeriflerde içki içenlere, faiz yiyenlere lanet ettiği hadisler mevcuttur. Bu hadislerde Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) lanet etmesinin sebebi, insanların o fiillerden nefret etmelerini sağlamak ve sakındırmaktır. Yoksa o çirkin fiilleri işleyen her bir ferde lanet ve beddua manası yoktur. (Mevsûat’ül-Fıkhiyye, 35/274) </p><p></p><p>Öyleyse bir mümin, Efendimiz’in (sallallahu aleyhi vesellem) bedduada bulunmuş olduğu bir fiili yapmaktan imanı gereği uzak duracak ve onu yapmaya karşı içinde bir tiksinti hâsıl olacaktır. </p><p></p><p>Hayatta olan bir kâfirin bizzat kendisine beddua etmek, vefat anında hangi hal üzere vefat edeceği bilinemeyeceği için caiz değildir. Ayet-i kerimede beddua etmek kâfir olarak ölmeye bağlanmıştır. Buna göre ayet-i kerimede; “İnkâr edenler ve inkârcı olarak da ölenler var ya, işte Allah’ın, meleklerinin ve bütün insanların lâneti hep onların üstünedir” buyrulmuştur. (Bakara Suresi, 2\161)</p><p></p><p></p><p>Beddua etmek hususunda Bediüzzaman Said Nursî’nin vermiş olduğu temel ölçüyü hatırlatmakta fayda mülahaza ediyoruz. Beddua etmek, lanet etmek, salih amel değildir. Bir insan lanet edip, beddua etse mesuliyet altında kalma ihtimali var fakat bedduaya layık bile olsa beddua etmezse mesuliyet altında kalmaz. Beddua etmekle alakalı olarak dinin bir emri de yoktur. Ancak bir insan haksız yere beddua ve lanet ederse, bunun kendisine dönme ihtimali olduğu için bu konuda dinde bir hüküm söz konusudur. (Tarihçe-i Hayat) </p><p></p><p></p><p>İnanmış bir insana, insanların mahvolması için değil, hallerinin ıslahı için dua etmek yaraşır. Eğer illa da beddua edecekse, karşısındaki insan zalim, din düşmanı ise bu takdirde mümine düşen Aziz ve Celil Allah’a havale etmektir. Zira Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem bedduaya müstahak olanlara, dine düşmanlık edenlere namaz vakitlerinde kunut okuyor ve onları Allah’a havale ediyordu. Bu açıdan istihkakı varsa ellerini açıp, “Allah’ım, onu Sana havale ediyorum, kötülüğünü onun başına dola” diyordu. </p><p></p><p>Hâsılı, Efendimiz’in (sallallahu aleyhi vesellem) haddi aşan, işleri zorlaştıran, halden, sözden, affetmeden, müsamahadan, mümince karakteri sergilemeden anlamayanlar karşısında yaptığı tek şey, bir cümlelik havaleydi. Şöyle derdi: “Allahümme aleyke bihim” yani “Allah’ım onları sana havale ediyorum”. </p><p></p><p>(M. Fethullah Gülen, Kendi İklimimiz)</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 448923, member: 1004566"] Beddua kelimesi; kötü, fena manalarına gelen Farsça “bed” kelimesiyle, Arapça’da dileme, isteme manalarına gelen “dua” kelimelerinin terkibinden oluşmuştur. Genel manada beddua etmek dinimizce tasvip edilmemiştir. Zira beddua etmek kâmil imana ermiş insanlara yaraşmayan bir fiildir. Rehber-i Ekmel Efendimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi vesellem -istisnalar hariç- beddua etmediği gibi beddua etmemeyi de -aşağıdaki hadis-i şeriflerde görüleceği üzere- ashabına irşad buyurmuştur. "Birbirinize, Allah'ın laneti, Allah'ın gazabı ve cehennem temennisiyle bedduada bulunmayın." (Ebu Dâvud, Edeb 53) "Mü'min ne ta'n edici, ne lanet edici, ne kaba ve çirkin sözlü, ne de hayâsızdır." (Tirmizî, Birr 48) "Lâneti çok yapanlar Kıyamet günü şefaatçi olamazlar, şehit de olamazlar." (Müslim, Birr 85) Buna göre bir mü’min olur olmadık zamanlarda beddua etmemelidir. Beddua edilen şahıs bedduaya müstahak değilse bedduanın geri döneceğini Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem haber vermiştir. (Tirmizî, Birr 48) Âlimlerimiz, genel olarak masum olan Müslüman’a beddua etmenin haram olduğu görüşünde ittifak etmişlerdir. Hanefî mezhebine göre açıktan günah işleyen fâsık müslümanlara beddua etmek de caiz değildir. Delil olarak ise; şarap içen bir müslümana birisinin “Allah sana lanet etsin” demesi üzerine Peygamberimiz sallallahu aleyhi vesellem lanet okuyan şahsı ikaz etmiş ve “Bırakın onu. O Allah ve Resulünü seviyor ya!” demiştir. (İbn-i Hacer, Fethu’l-Barî, 12\75) Efendimiz’in sallallahu aleyhi vesellem hadis-i şeriflerde içki içenlere, faiz yiyenlere lanet ettiği hadisler mevcuttur. Bu hadislerde Efendimiz’in (sallallahu aleyhi ve sellem) lanet etmesinin sebebi, insanların o fiillerden nefret etmelerini sağlamak ve sakındırmaktır. Yoksa o çirkin fiilleri işleyen her bir ferde lanet ve beddua manası yoktur. (Mevsûat’ül-Fıkhiyye, 35/274) Öyleyse bir mümin, Efendimiz’in (sallallahu aleyhi vesellem) bedduada bulunmuş olduğu bir fiili yapmaktan imanı gereği uzak duracak ve onu yapmaya karşı içinde bir tiksinti hâsıl olacaktır. Hayatta olan bir kâfirin bizzat kendisine beddua etmek, vefat anında hangi hal üzere vefat edeceği bilinemeyeceği için caiz değildir. Ayet-i kerimede beddua etmek kâfir olarak ölmeye bağlanmıştır. Buna göre ayet-i kerimede; “İnkâr edenler ve inkârcı olarak da ölenler var ya, işte Allah’ın, meleklerinin ve bütün insanların lâneti hep onların üstünedir” buyrulmuştur. (Bakara Suresi, 2\161) Beddua etmek hususunda Bediüzzaman Said Nursî’nin vermiş olduğu temel ölçüyü hatırlatmakta fayda mülahaza ediyoruz. Beddua etmek, lanet etmek, salih amel değildir. Bir insan lanet edip, beddua etse mesuliyet altında kalma ihtimali var fakat bedduaya layık bile olsa beddua etmezse mesuliyet altında kalmaz. Beddua etmekle alakalı olarak dinin bir emri de yoktur. Ancak bir insan haksız yere beddua ve lanet ederse, bunun kendisine dönme ihtimali olduğu için bu konuda dinde bir hüküm söz konusudur. (Tarihçe-i Hayat) İnanmış bir insana, insanların mahvolması için değil, hallerinin ıslahı için dua etmek yaraşır. Eğer illa da beddua edecekse, karşısındaki insan zalim, din düşmanı ise bu takdirde mümine düşen Aziz ve Celil Allah’a havale etmektir. Zira Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem bedduaya müstahak olanlara, dine düşmanlık edenlere namaz vakitlerinde kunut okuyor ve onları Allah’a havale ediyordu. Bu açıdan istihkakı varsa ellerini açıp, “Allah’ım, onu Sana havale ediyorum, kötülüğünü onun başına dola” diyordu. Hâsılı, Efendimiz’in (sallallahu aleyhi vesellem) haddi aşan, işleri zorlaştıran, halden, sözden, affetmeden, müsamahadan, mümince karakteri sergilemeden anlamayanlar karşısında yaptığı tek şey, bir cümlelik havaleydi. Şöyle derdi: “Allahümme aleyke bihim” yani “Allah’ım onları sana havale ediyorum”. (M. Fethullah Gülen, Kendi İklimimiz) [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Hadis Sohbetleri
Hadis Sohbetleri 84- Laneti çok yapanlar kıyamet günü şefaatçi olamazlar,
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst