Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Hadis Sohbetleri
Hadis Sohbetleri 88- Peygamberimize İftira Atmak
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="faris" data-source="post: 459868" data-attributes="member: 1006387"><p>Allah sizden razı olsun.. Bu hususta bir makale yazmayı arzu ediyordum, nitekim günümüzde Peygaber ile aldatanlar ve aldananlar gittikçe şiddetlenmekte. Ama mesele de o kadar söylecek söz çok ki neresinden nasıl başlıyayım diye sözleri toparlıyamıyordum. Her neyse Risale-i Nur her derde deva olduğu gibi bu derdimize de deva olur inşallah..</p><p></p><p>Ustad Bediüzzaman; Hubb-u Cah hususundan çok defa bahsetmekte ve zararlarını ifade etmekte. Hubb-u Cah, kelime olarak şöhret düşkünlüğü makam sevgisi olsa da, risale-i nur da ki mana derinliğine baktığımızda bir çok kötülüğün başı olduğunu ve insanın en zayıf bir damarı olduğunu görüyoruz. Nitekim şöhretperestlik hevesinde bir çok mukaddesattan feragat edilmiştir. Bu mukaddesatın en başında ise Allaha iman ve Peygambere iman gelmektedir. Bu mesele hucumat-ı sitte de, altıncı risalede, ihlas risalesinde, hikmetül istiazede ve daha sair kısımlarda ele alınması meselenin ciddiyetini ayrıca ifade etmektedir.. O risalelere kısa kısa bir bakalım:</p><p></p><p></p><p>[BILGI]Şeytan-ı ins, şeytan-ı cinnîden aldığı derse binaen; hizb-ül Kur'anın fedakâr hâdimlerini hubb-u câh vasıtasıyla aldatmak ve o kudsî hizmetten ve o manevî ulvî cihaddan vazgeçirmek istiyorlar. Şöyle ki:</p><p> </p><p>İnsanda, ekseriyet itibariyle hubb-u câh denilen hırs-ı şöhret ve hodfüruşluk ve şan ü şeref denilen riyakârane halklara görünmek ve nazar-ı âmmede mevki sahibi olmağa, ehl-i dünyanın her ferdinde cüz'î-küllî arzu vardır. Hattâ o arzu için, hayatını feda eder derecesinde şöhretperestlik hissi onu sevkeder. Ehl-i âhiret için bu his gayet tehlikelidir, ehl-i dünya için de gayet dağdağalıdır; çok ahlâk-ı seyyienin de menşeidir ve insanların da en zaîf damarıdır. Yani: B<strong>ir insanı yakalamak ve kendine çekmek; onun o hissini okşamakla kendine bağlar, hem onun ile onu mağlub eder. K</strong>ardeşlerim hakkında en ziyade korktuğum, bunların bu zaîf damarından ehl-i ilhadın istifade etmek ihtimalidir. Bu hal beni çok düşündürüyor. Hakikî olmayan bazı bîçare dostlarımı o suretle çektiler, manen onları tehlikeye attılar.</p><p></p><p>{ (Haşiye): O bîçareler, "Kalbimiz Üstad ile beraberdir" fikriyle kendilerini tehlikesiz zannederler. Halbuki ehl-i ilhadın cereyanına kuvvet veren ve propagandalarına kapılan, belki bilmeyerek hafiyelikte istimal edilmek tehlikesi bulunan bir adamın, "Kalbim safidir. Üstadımın mesleğine sadıktır." demesi, bu misale benzer ki: Birisi namaz kılarken karnındaki yeli tutamıyor, çıkıyor; hades vuku buluyor. Ona "Namazın bozuldu" denildiği vakit, o diyor: "Neden namazım bozulsun, kalbim safidir."}</p><p></p><p>Mektubat ( 412 )</p><p>[/BILGI]</p><p></p><p></p><p>Bir çok sapık mezhep ve sonradan sapıklaştırılan mezheplerin kaynağında hep bu husus yatmakta. Mesela Vahhabiliği ele alalım: İngiliz Casusu, Abdulvehhap ile olan diyaloğunu kitabında şöyle itiraf ediyor : "Ey Abdulvehhap ben rüyamda gördüm ki resulullah efendimiz sana, sen ne zaman çıkacaksın ortaya ne zaman düzelteceksin diye emir verdi." </p><p></p><p>Bu şekilde Abdulvehhabın o damarında kullanarak bir defa söylüyor olmuyor iki, üç derken onu kendi tarafına çekip Vahhabiliği ortaya çıkarıyorlar..</p><p></p><p>Biz ehli iman ise Resulu Zişan a.s.v. efendimize en üst perdeden inandığımız için ve ne kadar günahkar dahi olsakda onun adını kullanamayacak kadar aşağı düşemeyeceğimizden, O a.s.v. adına söylenenleri doğru telakki ediyor ve kabul ederek hareket ediyoruz.. Aslında buradaki en büyük sıkıntı ise islam fıkhından bihaber olduğumuz için..</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="faris, post: 459868, member: 1006387"] Allah sizden razı olsun.. Bu hususta bir makale yazmayı arzu ediyordum, nitekim günümüzde Peygaber ile aldatanlar ve aldananlar gittikçe şiddetlenmekte. Ama mesele de o kadar söylecek söz çok ki neresinden nasıl başlıyayım diye sözleri toparlıyamıyordum. Her neyse Risale-i Nur her derde deva olduğu gibi bu derdimize de deva olur inşallah.. Ustad Bediüzzaman; Hubb-u Cah hususundan çok defa bahsetmekte ve zararlarını ifade etmekte. Hubb-u Cah, kelime olarak şöhret düşkünlüğü makam sevgisi olsa da, risale-i nur da ki mana derinliğine baktığımızda bir çok kötülüğün başı olduğunu ve insanın en zayıf bir damarı olduğunu görüyoruz. Nitekim şöhretperestlik hevesinde bir çok mukaddesattan feragat edilmiştir. Bu mukaddesatın en başında ise Allaha iman ve Peygambere iman gelmektedir. Bu mesele hucumat-ı sitte de, altıncı risalede, ihlas risalesinde, hikmetül istiazede ve daha sair kısımlarda ele alınması meselenin ciddiyetini ayrıca ifade etmektedir.. O risalelere kısa kısa bir bakalım: [BILGI]Şeytan-ı ins, şeytan-ı cinnîden aldığı derse binaen; hizb-ül Kur'anın fedakâr hâdimlerini hubb-u câh vasıtasıyla aldatmak ve o kudsî hizmetten ve o manevî ulvî cihaddan vazgeçirmek istiyorlar. Şöyle ki: İnsanda, ekseriyet itibariyle hubb-u câh denilen hırs-ı şöhret ve hodfüruşluk ve şan ü şeref denilen riyakârane halklara görünmek ve nazar-ı âmmede mevki sahibi olmağa, ehl-i dünyanın her ferdinde cüz'î-küllî arzu vardır. Hattâ o arzu için, hayatını feda eder derecesinde şöhretperestlik hissi onu sevkeder. Ehl-i âhiret için bu his gayet tehlikelidir, ehl-i dünya için de gayet dağdağalıdır; çok ahlâk-ı seyyienin de menşeidir ve insanların da en zaîf damarıdır. Yani: B[B]ir insanı yakalamak ve kendine çekmek; onun o hissini okşamakla kendine bağlar, hem onun ile onu mağlub eder. K[/B]ardeşlerim hakkında en ziyade korktuğum, bunların bu zaîf damarından ehl-i ilhadın istifade etmek ihtimalidir. Bu hal beni çok düşündürüyor. Hakikî olmayan bazı bîçare dostlarımı o suretle çektiler, manen onları tehlikeye attılar. { (Haşiye): O bîçareler, "Kalbimiz Üstad ile beraberdir" fikriyle kendilerini tehlikesiz zannederler. Halbuki ehl-i ilhadın cereyanına kuvvet veren ve propagandalarına kapılan, belki bilmeyerek hafiyelikte istimal edilmek tehlikesi bulunan bir adamın, "Kalbim safidir. Üstadımın mesleğine sadıktır." demesi, bu misale benzer ki: Birisi namaz kılarken karnındaki yeli tutamıyor, çıkıyor; hades vuku buluyor. Ona "Namazın bozuldu" denildiği vakit, o diyor: "Neden namazım bozulsun, kalbim safidir."} Mektubat ( 412 ) [/BILGI] Bir çok sapık mezhep ve sonradan sapıklaştırılan mezheplerin kaynağında hep bu husus yatmakta. Mesela Vahhabiliği ele alalım: İngiliz Casusu, Abdulvehhap ile olan diyaloğunu kitabında şöyle itiraf ediyor : "Ey Abdulvehhap ben rüyamda gördüm ki resulullah efendimiz sana, sen ne zaman çıkacaksın ortaya ne zaman düzelteceksin diye emir verdi." Bu şekilde Abdulvehhabın o damarında kullanarak bir defa söylüyor olmuyor iki, üç derken onu kendi tarafına çekip Vahhabiliği ortaya çıkarıyorlar.. Biz ehli iman ise Resulu Zişan a.s.v. efendimize en üst perdeden inandığımız için ve ne kadar günahkar dahi olsakda onun adını kullanamayacak kadar aşağı düşemeyeceğimizden, O a.s.v. adına söylenenleri doğru telakki ediyor ve kabul ederek hareket ediyoruz.. Aslında buradaki en büyük sıkıntı ise islam fıkhından bihaber olduğumuz için.. [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Hadis Sohbetleri
Hadis Sohbetleri 88- Peygamberimize İftira Atmak
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst