Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Hadis Sohbetleri
Hadis Sohbetleri 89- Bizi aldatan bizden değildir
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="ABDULLAH4" data-source="post: 461442" data-attributes="member: 1004566"><p>“Aldatan bizden değildir!” Ya Aldanan?</p><p> Kemal Özer</p><p></p><p></p><p></p><p></p><p>Peygamber s.a.v. Medine’ye hicretinden sonraki ilk işlerinden biri Medine Pazarı’nı kurmak olmuştur. Tıpkı bugünün piyasalarında olduğu gibi Medine’nin o anki mevcut pazarlarına da büyük oranda müşrikler ve Yahudiler hâkimdir. </p><p> <span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Peygamber s.a.v. Medine'deki pazarları gezer ve bu pazarların ‘<em>Müslümanların pazarı alanı olamayacağının</em>’ kanaatine varır. </span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Efendimiz s.a.v., ehli küfrün ‘<em>aldatmaya dayalı ticari sistemini ortadan kaldırmak ve insanlığa örnek olacak Müslüman tüccarlar yetiştirmek</em>’ için Medine Pazarı’nı kurar.</span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Bugün, Medine Büyük Çarşısı’nın bulunduğu bölgede “Medine Pazarı” kurulur ve iki maddeden oluşan bir pazar nizamnâmesi hazırlatılır. Bunlar: ‘pazarda tüccarın sabit mekânlar edinilmemesi ve vergi alınmaması’dır.</span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></p><p> <span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Bu pazarın denetçilerinden biri Hz Ömer r.a., diğeri de hanım sahabelerden Şifa Bint-i Abd’illah r.a.’madır. </span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Medine Pazarı’nın ana amacı: Müslümanları üretimde, ticarette ve tüketimde Kâfirlere benzemekten korumak ve kendi ilkelerini insanlığa vazetmektir. Hz. Peygamber s.a.v. ‘hilenin haram, dünyada ve ahirette sorumluluğa neden olduğunu’ bildirmiş ve ana ilke olarak <strong><em>“… Bizi aldatan bizden değildir</em></strong>” buyurmuştur. </span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Alışverişlerde tüccara doğruluğu telkin etmiş, dürüst tüccarın Peygamberler ve şehitlerle birlikte haşr olunacağını haber vermiştir. (Tirmizî, III, 514-516) </span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İslam, tüketicinin inanç ve sağlık konularında korunması için gerekli tüm önlemleri almış; haram, sağlıksız (çürük ve bozuk) malı satmayı, nitelikli ürünün niteliksiz ürünlerle karıştırılmasını yasaklar. </span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Bunun en önemli örneği zikredilen Hadis-i Şerif’tir. Bu durum, helal bir ürün olsa bile, ayıplı malı ayıbını tüketiciye ve müşteriye anlatmadan satmanın helal olmayacağını bildirir. Bir adım daha atan Efendimiz s.a.v. aldatanların “<strong>Müslüman olmadığını</strong>” ifade ederek tüketiciyi kâmil bir manada korurken, üretici ve satıcının yapacağı hilesinin dinine yani ebedi hayatına mâl olacağını ortaya koyar.</span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Günümüz endüstri ve tüketim alışkanlıkları, haz ve tahrip üzerine bina edilmiştir. Materyalistlerin yürüttüğü ve yönettiği bu süreçte “<strong>aldatmak ana ilke</strong>” haline gelmiştir.</span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Reklâmla desteklenen <strong>haz kültürü</strong>, sağlık, çevre, din gibi ne kadar olumlu değer üreten kaynak varsa tamamının önerilerini göz ardı ettirmek ve unutturmak hatta tahrif etmek için elinden geleni yapmaktadır. Başta televizyon olmak üzere ne kadar iletişim aracı varsa bir <strong>haz pompacısı</strong> gibi çalışmaktadır.</span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Ne acıdır ki <strong>hazzın esiri olmak</strong>, sadece batılı düşünce ve inanç sahiplerinin yakalandığı bir hastalık olmayıp ister üretici, ister satıcı isterse de tüketici olsun Müslümanların ezici çoğunluğu için de geçerlidir.</span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Medine Pazarı’nın ilkelerini Batılı ticaret kurallarına tercih eder duruma düşen Müslümanlar da hem “<strong>aldatan</strong>” hem de “<strong>aldanan</strong>” olmaya razı olmuş durumdalar. </span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Bugün namazını kılan, orucunu tutan, haccını ifâ eden, zekatını veren, bir Müslüman’ın ürettiği bir tüketim maddesinden hem sağlık, hem hijyen, hem de dini açıdan emin değiliz.</span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Kimileri bir kişinin dini kimliğine bakarak ürettiği ürünlerin helalliği, temizliği yahut da sağlıklılığı konusunda öylesine eminler ki: Kendi hallerinden bile emin olmayanların başkalarının ürünlerini hiçbir inceleme ve sorguya tabi tutmadan tüketmeleri basiretsiz kolaycı bir yaklaşımdır. </span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Bugün görüyoruz ki; <strong>domuz jelâtinini ürününe ekleyip</strong>, sığır jelâtini yahut da yenilebilir jelâtin yazanda bu güvene(!) mahzar olmuştur. </span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Kaldı ki çoğu Müslüman üretici bile jelâtinin ya da benzer bir hammadde yahut da katkı maddesinin içeriği konusunda hemen hiçbir tasnif ve inceleme gayreti içinde değildir. Hemen hepsi sistemin böyle kurulduğu ve başka bir alternatifin bulunmadığı saplantısındadır.</span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Bu yüzdendir ki: Mensubu olduğu mezhep tarafından da <strong>haram sayılan hayvanlar ve böcekler</strong>den mamul katkı maddelerini de;</span></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Kanserojen</span></strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"> olduğu konusunda hiçbir şüpheye mahal kalmayan <strong>katkı maddeleri</strong>ni de; </span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'"></span></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Şeker yerine kullanılan ve <strong>sayısız tehlike içeren tatlandırıcılar</strong>ı da;</span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">En basitinden alerjiye neden olduğu ortada iken bunu ürünün etiketine bile yazamayan yazsa bile Latince yazarak anlaşılmaması için gereken her türlü önlemi alan bir üretici, ithalatçı ve satıcı modeli oluşmuştur. </span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Buna karşın yazılsa bile bunları <strong>okuma zahmetine girmeyen yazılanları anlamayan ve anlamak için hiçbir gayreti olmayan, önüne gelen her şeyi tüketen hazzın doruğunda bir tüketici modeli</strong> oluşturulmuştur.</span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İşte bu modeller, sahurunu bu ürünlerle tamamlıyor, iftarını bu ürünlerle ediyor. </span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">İçinde bulunduğumuz durum, Medyen ehline rahmet okutacak kadar, her türlü hileyi barındıran, din ve sağlık referanslarının neredeyse tümüyle yok sayıldığı bir çağdır. </span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Hz Peygamber s.a.v. yağmur yağınca ıslanıp güneşte üstü kuruyan bir mahsule elini daldırınca parmakları ıslanır. Bunun üzerine satıcıya; “<strong>Bu ıslaklık ne?</strong>” diye sorar. Satıcı; ‘Ey Allah’ın Rasülü! Yağmur ıslattı’, der. Efendimiz s.a.v.; “<strong>İnsanların görüp aldanmaması için o ıslak kısmı ekinin üstüne çıkarsaydın ya!</strong>. <strong>Bizi aldatan, bizden değildir.</strong>” buyurur. [Ebu Hureyre: Müslim, Îmân 164]</span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Bir Peygamber bugünkü hile ve aldatmalar karşısında çok basit denebilecek bir olayda bile “<strong>bizden değildir</strong>” ifadesini kullanabiliyorsa, bugünkü <strong>her türlü haram ve sağlıksız ürünleri tüketime sunan Müslümanlar kimden olmuş olurlar</strong>?</span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Müslüman bir üretici ve satıcı ürettiği veya sattığı bir ürünü, Hz Peygamber s.a.v.’e ikram edemiyor ya da satamıyorsa; onu, bırakınız bir Müslüman’ı, hiçbir insana ve canlıya vermemelidir. </span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Müslüman bir tüketici yaşadığı bir coğrafyada şayet helâl ve haram ayracı konusunda sağlıklı bir mekanizma söz konusu değilse ve Türkiye gibi her şeyi Laiklik gibi bir muammaya tahvil eden bir sistemde yaşıyorsa, helâl ve haramları araştırmak buna göre tüketmek gibi farziyet hükümlülüğü vardır. “Bu şirket dindar, o halde …” diyerek hiçbir ürünü tüketemez. Bu bağlam da tüketicileri bilgilendiren <a href="http://www.gidahareketi.org/" target="_blank">www.gidahareketi.org</a> adlı sitesi takip etmeyi öneriyorum.</span></p><p></p><p><strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Aldananlar unutmamalıdırlar ki</span></strong><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">: Aldatanlar, aldananlar aldandığı için aldatırlar. <strong>Aldanan yoksa aldatan da yoktur</strong>. Aldatan bir suç işlerken aldanan, hem aldanma hem de aldatanlara yaşama fırsatı sunma suçunu işlemiş olur. <strong>Aldatan Müslüman değilse bu durumda aldanan Müslüman olabilir mi?</strong> Tıpkı zalim olmak ne kadar suçsa mazlum olmak zalim olmaktan daha büyük bir suç olduğu gibi.</span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Trebuchet MS'">Ben konuyu ticaret ve tüketim olarak özetlemeye gayret ettim. Siz bunu ekonomiye, siyasete, bilime, kültüre vs tahvil ediniz. </span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="ABDULLAH4, post: 461442, member: 1004566"] “Aldatan bizden değildir!” Ya Aldanan? Kemal Özer Peygamber s.a.v. Medine’ye hicretinden sonraki ilk işlerinden biri Medine Pazarı’nı kurmak olmuştur. Tıpkı bugünün piyasalarında olduğu gibi Medine’nin o anki mevcut pazarlarına da büyük oranda müşrikler ve Yahudiler hâkimdir. [FONT=Trebuchet MS]Peygamber s.a.v. Medine'deki pazarları gezer ve bu pazarların ‘[I]Müslümanların pazarı alanı olamayacağının[/I]’ kanaatine varır. [/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Efendimiz s.a.v., ehli küfrün ‘[I]aldatmaya dayalı ticari sistemini ortadan kaldırmak ve insanlığa örnek olacak Müslüman tüccarlar yetiştirmek[/I]’ için Medine Pazarı’nı kurar.[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Bugün, Medine Büyük Çarşısı’nın bulunduğu bölgede “Medine Pazarı” kurulur ve iki maddeden oluşan bir pazar nizamnâmesi hazırlatılır. Bunlar: ‘pazarda tüccarın sabit mekânlar edinilmemesi ve vergi alınmaması’dır. Bu pazarın denetçilerinden biri Hz Ömer r.a., diğeri de hanım sahabelerden Şifa Bint-i Abd’illah r.a.’madır. [/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Medine Pazarı’nın ana amacı: Müslümanları üretimde, ticarette ve tüketimde Kâfirlere benzemekten korumak ve kendi ilkelerini insanlığa vazetmektir. Hz. Peygamber s.a.v. ‘hilenin haram, dünyada ve ahirette sorumluluğa neden olduğunu’ bildirmiş ve ana ilke olarak [B][I]“… Bizi aldatan bizden değildir[/I][/B]” buyurmuştur. [/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Alışverişlerde tüccara doğruluğu telkin etmiş, dürüst tüccarın Peygamberler ve şehitlerle birlikte haşr olunacağını haber vermiştir. (Tirmizî, III, 514-516) [/FONT] [FONT=Trebuchet MS]İslam, tüketicinin inanç ve sağlık konularında korunması için gerekli tüm önlemleri almış; haram, sağlıksız (çürük ve bozuk) malı satmayı, nitelikli ürünün niteliksiz ürünlerle karıştırılmasını yasaklar. [/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Bunun en önemli örneği zikredilen Hadis-i Şerif’tir. Bu durum, helal bir ürün olsa bile, ayıplı malı ayıbını tüketiciye ve müşteriye anlatmadan satmanın helal olmayacağını bildirir. Bir adım daha atan Efendimiz s.a.v. aldatanların “[B]Müslüman olmadığını[/B]” ifade ederek tüketiciyi kâmil bir manada korurken, üretici ve satıcının yapacağı hilesinin dinine yani ebedi hayatına mâl olacağını ortaya koyar.[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Günümüz endüstri ve tüketim alışkanlıkları, haz ve tahrip üzerine bina edilmiştir. Materyalistlerin yürüttüğü ve yönettiği bu süreçte “[B]aldatmak ana ilke[/B]” haline gelmiştir.[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Reklâmla desteklenen [B]haz kültürü[/B], sağlık, çevre, din gibi ne kadar olumlu değer üreten kaynak varsa tamamının önerilerini göz ardı ettirmek ve unutturmak hatta tahrif etmek için elinden geleni yapmaktadır. Başta televizyon olmak üzere ne kadar iletişim aracı varsa bir [B]haz pompacısı[/B] gibi çalışmaktadır.[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Ne acıdır ki [B]hazzın esiri olmak[/B], sadece batılı düşünce ve inanç sahiplerinin yakalandığı bir hastalık olmayıp ister üretici, ister satıcı isterse de tüketici olsun Müslümanların ezici çoğunluğu için de geçerlidir.[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Medine Pazarı’nın ilkelerini Batılı ticaret kurallarına tercih eder duruma düşen Müslümanlar da hem “[B]aldatan[/B]” hem de “[B]aldanan[/B]” olmaya razı olmuş durumdalar. [/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Bugün namazını kılan, orucunu tutan, haccını ifâ eden, zekatını veren, bir Müslüman’ın ürettiği bir tüketim maddesinden hem sağlık, hem hijyen, hem de dini açıdan emin değiliz.[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Kimileri bir kişinin dini kimliğine bakarak ürettiği ürünlerin helalliği, temizliği yahut da sağlıklılığı konusunda öylesine eminler ki: Kendi hallerinden bile emin olmayanların başkalarının ürünlerini hiçbir inceleme ve sorguya tabi tutmadan tüketmeleri basiretsiz kolaycı bir yaklaşımdır. [/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Bugün görüyoruz ki; [B]domuz jelâtinini ürününe ekleyip[/B], sığır jelâtini yahut da yenilebilir jelâtin yazanda bu güvene(!) mahzar olmuştur. [/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Kaldı ki çoğu Müslüman üretici bile jelâtinin ya da benzer bir hammadde yahut da katkı maddesinin içeriği konusunda hemen hiçbir tasnif ve inceleme gayreti içinde değildir. Hemen hepsi sistemin böyle kurulduğu ve başka bir alternatifin bulunmadığı saplantısındadır.[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Bu yüzdendir ki: Mensubu olduğu mezhep tarafından da [B]haram sayılan hayvanlar ve böcekler[/B]den mamul katkı maddelerini de;[/FONT] [B][FONT=Trebuchet MS]Kanserojen[/FONT][/B][FONT=Trebuchet MS] olduğu konusunda hiçbir şüpheye mahal kalmayan [B]katkı maddeleri[/B]ni de; Şeker yerine kullanılan ve [B]sayısız tehlike içeren tatlandırıcılar[/B]ı da;[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]En basitinden alerjiye neden olduğu ortada iken bunu ürünün etiketine bile yazamayan yazsa bile Latince yazarak anlaşılmaması için gereken her türlü önlemi alan bir üretici, ithalatçı ve satıcı modeli oluşmuştur. [/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Buna karşın yazılsa bile bunları [B]okuma zahmetine girmeyen yazılanları anlamayan ve anlamak için hiçbir gayreti olmayan, önüne gelen her şeyi tüketen hazzın doruğunda bir tüketici modeli[/B] oluşturulmuştur.[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]İşte bu modeller, sahurunu bu ürünlerle tamamlıyor, iftarını bu ürünlerle ediyor. [/FONT] [FONT=Trebuchet MS]İçinde bulunduğumuz durum, Medyen ehline rahmet okutacak kadar, her türlü hileyi barındıran, din ve sağlık referanslarının neredeyse tümüyle yok sayıldığı bir çağdır. [/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Hz Peygamber s.a.v. yağmur yağınca ıslanıp güneşte üstü kuruyan bir mahsule elini daldırınca parmakları ıslanır. Bunun üzerine satıcıya; “[B]Bu ıslaklık ne?[/B]” diye sorar. Satıcı; ‘Ey Allah’ın Rasülü! Yağmur ıslattı’, der. Efendimiz s.a.v.; “[B]İnsanların görüp aldanmaması için o ıslak kısmı ekinin üstüne çıkarsaydın ya![/B]. [B]Bizi aldatan, bizden değildir.[/B]” buyurur. [Ebu Hureyre: Müslim, Îmân 164][/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Bir Peygamber bugünkü hile ve aldatmalar karşısında çok basit denebilecek bir olayda bile “[B]bizden değildir[/B]” ifadesini kullanabiliyorsa, bugünkü [B]her türlü haram ve sağlıksız ürünleri tüketime sunan Müslümanlar kimden olmuş olurlar[/B]?[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Müslüman bir üretici ve satıcı ürettiği veya sattığı bir ürünü, Hz Peygamber s.a.v.’e ikram edemiyor ya da satamıyorsa; onu, bırakınız bir Müslüman’ı, hiçbir insana ve canlıya vermemelidir. [/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Müslüman bir tüketici yaşadığı bir coğrafyada şayet helâl ve haram ayracı konusunda sağlıklı bir mekanizma söz konusu değilse ve Türkiye gibi her şeyi Laiklik gibi bir muammaya tahvil eden bir sistemde yaşıyorsa, helâl ve haramları araştırmak buna göre tüketmek gibi farziyet hükümlülüğü vardır. “Bu şirket dindar, o halde …” diyerek hiçbir ürünü tüketemez. Bu bağlam da tüketicileri bilgilendiren [URL="http://www.gidahareketi.org/"]www.gidahareketi.org[/URL] adlı sitesi takip etmeyi öneriyorum.[/FONT] [B][FONT=Trebuchet MS]Aldananlar unutmamalıdırlar ki[/FONT][/B][FONT=Trebuchet MS]: Aldatanlar, aldananlar aldandığı için aldatırlar. [B]Aldanan yoksa aldatan da yoktur[/B]. Aldatan bir suç işlerken aldanan, hem aldanma hem de aldatanlara yaşama fırsatı sunma suçunu işlemiş olur. [B]Aldatan Müslüman değilse bu durumda aldanan Müslüman olabilir mi?[/B] Tıpkı zalim olmak ne kadar suçsa mazlum olmak zalim olmaktan daha büyük bir suç olduğu gibi.[/FONT] [FONT=Trebuchet MS]Ben konuyu ticaret ve tüketim olarak özetlemeye gayret ettim. Siz bunu ekonomiye, siyasete, bilime, kültüre vs tahvil ediniz. [/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale Analiz ve Çalışmalar
Hadis Sohbetleri
Hadis Sohbetleri 89- Bizi aldatan bizden değildir
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst