Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Hafızanın Sararmış Fotoğrafları
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="mevt" data-source="post: 92069" data-attributes="member: 3388"><p>Hiç tarih okur muydun Diyojen?</p><p>Hayır, Alparslan, okumam.</p><p>Onun için sen mağlupsun şimdi, ben galip.</p><p></p><p>Yazıya yazgılıydı tarih, Sümer ile başladı. Bizden evvelkilerin halinden ibret alalım diye insanlığın biriktirdiği en güzel rüyalardan biriydi o, ve İsa Efendimiz'in doğumuyla ölçüldü geriye ve ileriye. Beşeriyetin kaderini mazi, hâl ve istikbâl boyutunda eleyip durdu çağlar boyu. Konusu kanunlar keşfetmek değil, gelmiş ve geçmişleri anlatmaktı. Her milletin tarihi ayrı yazıldı bu yüzden. Bir zaman aralığında kimlik tespiti yaptı tarihler ve takvimlere ayarlı kimliklerimizi verdiler bize.</p><p></p><p>Hikâyeler yığını değil, ibret mihenkleriydi tarih. Hakikatler ilânihaye saptırılamasın diye intikamını hep ala geldi zalimlerden. Tanıdık sancıların ve kimsesiz iştiyakların kalkanı altında aktı zaman ve orada her ömür kendi gençliğinden vuruldu, her kefen kendi ölüsünce biçildi.</p><p></p><p>Hakkı teslim etmekti tarih; geri alınmak üzere verilmiş hayal zamanları eledi durmadan dinlenmeden. Dolunayların puslu ışığında ketenleşen düşünceleri çürüttü bazen; bazen eşi bulunmaz koleksiyonunu zulüm fotoğraflarıyla sergiledi ve kutlu çağlarda yirmi sekiz seçilmişin gözlerinden gülümsedi varlığa.</p><p></p><p>Öykülerden çalınan bir oyundu tarih; kimisi aşk, kimisi cinayet, kimisi servet biriktiren fanilerin sahnelediği. Hayattan mı, ölümden mi kaçtığı anlaşılamayan trajedi kahramanları kâh sahte haritalarla doldurdular yelkenlerini ve kâh bir duvar kâğıdına çakılı kaldı gözbebekleri. Hayalsiz ve emelsiz yaşlanan çiğdemler anlattı kış gecelerinde karlara hikâyesini bir zaman ve bir zaman ağızları tülbentli testilere dolduruldu hayatlar. Sicili bozuk memurlar elinde hiç de seçmedikleri yasalarla darağaçlarına gidenlerse bir ayrı bahis.</p><p></p><p>Hiç kopya çekilemeyen hayat okulunda en zorlu sınavdı tarih; nereye yönelse yanına önce kendini alan Mansurların düşlerinde eskidi ve gülüşlerinde soldu. Türkülerin, bayrakların ve bayramların özlemlerini yitirdikleri yerde gecelerin ilmeğine suç ortağı olmuştu çakallar. Eksik yüzleriyle ayrılığa mezar kazan âşıklar hep yanlış badeleri yudumladılar. Balçıklarda ayak izleri demlenen matemli hayatlar topladı rüzgâra karşı söylenen cümleleri. Bilge yalnızlıkların derunî kalabalıklarında kentin küskün ağaçlarına ayazlar yazıldı, sancıların köhnemiş çağrılarını dindirebilmek için. Sermayesi âşık değil de aşk olan erlerin sınanmış heybetlerine acemi kuşlar kondu ve iklimlere mağlup sahralarda son buldu en güzel yolculuk.</p><p></p><p>Hakkı teslim etmekti tarih; kaldırımlarıyla sarmaş dolaş gecelerde yürekleri teslim alan kentlere yazgılı. Kahırların inzivasında Leyla'sını unutan başlarda duman ve tutulmamak için verilen sözlerin şakağında kar. En güzel insanları alıp götürmüşse tarihler, kalbi buruk anılarda şafaklar sökmez elbet...</p><p></p><p>Yeni yüzler takınıp ruhumuzla oynayan eskiydi tarih; herkesin herkes olmak istediği, ama hiç kimse olmayı isteyen hiç kimsenin bulunmadığı... Hani müsvedde kişiliklerin baş tacı, sahipkıranların zindan toprağı edildiği ve herkesin yalnızca ve ısrarla kendini yaşamak istediği köhne dünyanın hikâyesiyle doldurulan sayfalar. Eski sazlara yeni sözlerin nağme diye yazıldığı, çiğnenmiş bahçelerdeki karanfillerin anılarını tam kalbinden öperek anlattığı.</p><p></p><p>Tarih topyekûn bir medeniyetti ve medeniyet olmadan yalnızca bir zaferler ve yenilgiler kronolojisi olmaya mahkûmdu. Roma, Mısır ve Osmanlı... Sonrası yalnızca bir nakarat işte; biliyorsun.</p><p></p><p>Zalim avcıların aslanları vurduğu yerdi tarih ve en güzel insanlar söyledi hep en güzel sözleri aslanlar gibi. Yazık ki aslanlar kendi tarihlerini yazasıya dek hep avcılar haklı çıkacaklar.</p><p></p><p>Tarih bir imtihandı ve gök kubbenin altında değişen hiçbir şey olmadı kıyafetlerden başka. Oysa bir yüzü kararırken dünyanın, gülümseyen bir çiçek açar hep öbür yüzünde.</p><p></p><p>İSKENDER PALA</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="mevt, post: 92069, member: 3388"] Hiç tarih okur muydun Diyojen? Hayır, Alparslan, okumam. Onun için sen mağlupsun şimdi, ben galip. Yazıya yazgılıydı tarih, Sümer ile başladı. Bizden evvelkilerin halinden ibret alalım diye insanlığın biriktirdiği en güzel rüyalardan biriydi o, ve İsa Efendimiz'in doğumuyla ölçüldü geriye ve ileriye. Beşeriyetin kaderini mazi, hâl ve istikbâl boyutunda eleyip durdu çağlar boyu. Konusu kanunlar keşfetmek değil, gelmiş ve geçmişleri anlatmaktı. Her milletin tarihi ayrı yazıldı bu yüzden. Bir zaman aralığında kimlik tespiti yaptı tarihler ve takvimlere ayarlı kimliklerimizi verdiler bize. Hikâyeler yığını değil, ibret mihenkleriydi tarih. Hakikatler ilânihaye saptırılamasın diye intikamını hep ala geldi zalimlerden. Tanıdık sancıların ve kimsesiz iştiyakların kalkanı altında aktı zaman ve orada her ömür kendi gençliğinden vuruldu, her kefen kendi ölüsünce biçildi. Hakkı teslim etmekti tarih; geri alınmak üzere verilmiş hayal zamanları eledi durmadan dinlenmeden. Dolunayların puslu ışığında ketenleşen düşünceleri çürüttü bazen; bazen eşi bulunmaz koleksiyonunu zulüm fotoğraflarıyla sergiledi ve kutlu çağlarda yirmi sekiz seçilmişin gözlerinden gülümsedi varlığa. Öykülerden çalınan bir oyundu tarih; kimisi aşk, kimisi cinayet, kimisi servet biriktiren fanilerin sahnelediği. Hayattan mı, ölümden mi kaçtığı anlaşılamayan trajedi kahramanları kâh sahte haritalarla doldurdular yelkenlerini ve kâh bir duvar kâğıdına çakılı kaldı gözbebekleri. Hayalsiz ve emelsiz yaşlanan çiğdemler anlattı kış gecelerinde karlara hikâyesini bir zaman ve bir zaman ağızları tülbentli testilere dolduruldu hayatlar. Sicili bozuk memurlar elinde hiç de seçmedikleri yasalarla darağaçlarına gidenlerse bir ayrı bahis. Hiç kopya çekilemeyen hayat okulunda en zorlu sınavdı tarih; nereye yönelse yanına önce kendini alan Mansurların düşlerinde eskidi ve gülüşlerinde soldu. Türkülerin, bayrakların ve bayramların özlemlerini yitirdikleri yerde gecelerin ilmeğine suç ortağı olmuştu çakallar. Eksik yüzleriyle ayrılığa mezar kazan âşıklar hep yanlış badeleri yudumladılar. Balçıklarda ayak izleri demlenen matemli hayatlar topladı rüzgâra karşı söylenen cümleleri. Bilge yalnızlıkların derunî kalabalıklarında kentin küskün ağaçlarına ayazlar yazıldı, sancıların köhnemiş çağrılarını dindirebilmek için. Sermayesi âşık değil de aşk olan erlerin sınanmış heybetlerine acemi kuşlar kondu ve iklimlere mağlup sahralarda son buldu en güzel yolculuk. Hakkı teslim etmekti tarih; kaldırımlarıyla sarmaş dolaş gecelerde yürekleri teslim alan kentlere yazgılı. Kahırların inzivasında Leyla'sını unutan başlarda duman ve tutulmamak için verilen sözlerin şakağında kar. En güzel insanları alıp götürmüşse tarihler, kalbi buruk anılarda şafaklar sökmez elbet... Yeni yüzler takınıp ruhumuzla oynayan eskiydi tarih; herkesin herkes olmak istediği, ama hiç kimse olmayı isteyen hiç kimsenin bulunmadığı... Hani müsvedde kişiliklerin baş tacı, sahipkıranların zindan toprağı edildiği ve herkesin yalnızca ve ısrarla kendini yaşamak istediği köhne dünyanın hikâyesiyle doldurulan sayfalar. Eski sazlara yeni sözlerin nağme diye yazıldığı, çiğnenmiş bahçelerdeki karanfillerin anılarını tam kalbinden öperek anlattığı. Tarih topyekûn bir medeniyetti ve medeniyet olmadan yalnızca bir zaferler ve yenilgiler kronolojisi olmaya mahkûmdu. Roma, Mısır ve Osmanlı... Sonrası yalnızca bir nakarat işte; biliyorsun. Zalim avcıların aslanları vurduğu yerdi tarih ve en güzel insanlar söyledi hep en güzel sözleri aslanlar gibi. Yazık ki aslanlar kendi tarihlerini yazasıya dek hep avcılar haklı çıkacaklar. Tarih bir imtihandı ve gök kubbenin altında değişen hiçbir şey olmadı kıyafetlerden başka. Oysa bir yüzü kararırken dünyanın, gülümseyen bir çiçek açar hep öbür yüzünde. İSKENDER PALA [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Hafızanın Sararmış Fotoğrafları
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst