Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
hâkim-i mutlak olacak yalnız hakikat-ı İslâmiyettir
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Ahmet.1" data-source="post: 507537" data-attributes="member: 1040028"><p><strong><span style="font-family: 'Arial'">Muhakemat </span></strong></p><p></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Şu fakir, garib Nursî ki, Bid'atü'z-zaman lakabıyla müsemma olmaya lâyık iken haberi olmadan Bedîüzzaman ile meşhur olan bîçare; tedenni-i milletten ciğeri yanmış gibi feryad u figan ederek, ah!. ah!.. ah!.. vâ esefâ der ki: İslâmiyetin mağz ve lübbünü terkederek kışrına ve zahirine vakf-ı nazar ettik ve aldandık. Ve sû'-i fehm ve sû'-i edeb ile İslâmiyetin hakkını ve müstehak olduğu hürmeti îfa edemedik. Tâ o da bizden nefret ederek evham ve hayalâtın bulutlarıyla sarılıp tesettür eyledi.</span></span></em></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Bid'atü'z-zaman: Zamanın bid'ası. Zamanın acib ve garibi.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Müsemma: İsimlendirilen, adlandırılan, isimlenen. </span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Tedenni-i millet: Milletin alçalışı, milletin gerilemesi.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Feryad u figan: Bağırıp çağırma ve ağlayıp sızlama.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Vâ esefâ: Vah, esefler olsun! Eyvah, çok yazık.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Mağz: Öz, iç.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Kışr: Kabuk, dış taraf.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Vakf-ı nazar: Dikkati vermek, düşünceyi vermek ve bağlamak.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Sû'-i fehm: Anlayış kötülüğü, kötü anlayış, yanlış anlama.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Sû'-i edeb: Edepsizlik, terbiyesizlik, saygısızlık.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Îfa: Yapma, yerine getirme. </span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Hayalât: Hayaller, hülyalar.</span></span></p><p></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Hem de hakkı var. Zira biz İsrailiyatı usûlüne ve hikâyatı akaidine ve mecazatı hakaikine karıştırarak kıymetini takdir edemedik. O da ceza olarak bizi dünyada te'dib için zillet ve sefalet içinde bıraktı. Bizi kurtaracak yine onun merhametidir.</span></span></em></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">İsrailiyat: İsrail oğullarından (yahudilikten) kalma asılsız ve uydurma bilgiler ve hikayeler.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Hikâyat: Hikayeler.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Akaid: İtikada ait hükümler, iman esasları.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Mecazat: Mecazlar.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Hakaik: Hakikatlar, gerçekler ve doğrular.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Te'dib: Edeblendirme, terbiye etme, terbiye verme.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Sefalet: Fakirlik, yoksulluk, perişanlık, düşkünlük.</span></span></p><p></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Öyle ise, ey ihvan-ı müslimîn!.. Geliniz, ona tarziye vereceğiz. El birliğiyle dest-i sadakatı uzatacağız, biat edeceğiz. Onun habl-ül metinine sarılacağız.</span></span></em></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">İhvan-ı müslimîn: Müslüman kardeşler.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Tarziye: Pişmanlık duyduğunu anlatarak özür dileme.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Habl-ül metin: Sağlam ip. *Mc: İslamiyet . Kur'an-ı Kerim.</span></span></p><p></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Hem de bilâ-perva olarak ilân ederim: Beni geçmiş asırların efkârına karşı mübarezeye heyecan ve şecaate getiren ve yüzer senelerden beri sevk-ül ceyş ile kuvvet bulan hayalât ve evhamın müdafaasına beni gayrete getiren itikadım ve yakînimdir ki: <strong>Hak neşv ü nema bulacaktır</strong>, eğer çendan toprakta gizlense... Ve tarafdar ve mültezimleri muzaffer olacaklardır, eğer çendan zaman ve zeminin merhametsizliğinden az ve zayıf olsalar...</span></span></em></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Bilâ-perva: Korkmadan, çekinmeden.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Efkâr: Fikirler, düşünceler.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Mübareze: Çekişme, kavga, çarpışma, çatışma.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Şecaat: Cesaret, cesurluk, yiğitlik, kahramanlık.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Sevk-ül ceyş: Asker sevki.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">İtikad: İnanmak, inanç.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Yakîn: Şüphesiz, sağlam ve kesin bilgi.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Neşv ü nema: Büyüme ve gelişme.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Çendan: Gerçi, her ne kadar.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Mültezim: İltizam eden, üstlenen.</span></span></p><p></p><p><em><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Arial'">Hem de itikadımdır ki: <strong>İstikbale hüküm sürecek ve her kıt'asında hâkim-i mutlak olacak yalnız hakikat-ı İslâmiyettir.</strong> Evet saadet-saray-ı istikbalde taht-nişin hakaik ve maarif yalnız İslâmiyet olacaktır. Onu fethedecek yalnız odur; emareler görünüyorlar... Zira mazi kıt'asında, vahşetâbâd sahralarında hayme-nişin taassub ve taklid; veyahut cehlistan ülkesinde menzil-nişin müzahrefat ve istibdad olanlara, Şeriat-ı Garra'nın galebe-i mutlak ve istila-i tâmmına sed ve mani olan sekiz emir, üç hakikat ile zîr ü zeber olmuşlardır ve oluyorlar. O maniler ise: Ecnebilerde taklid ve cehalet ve taassub ve kıssîslerin riyaseti. Ve bizdeki mani ise; istibdad-ı mütenevvi ve ahlâksızlık ve müşevveşiyet-i ahval ve ataleti intac eden ye'stir ki, şems-i İslâmiyetin küsufa yüz tutmasına sebeb olmuşlardır.</span></span></em></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Hâkim-i mutlak: Sonsuz hakimiyet ve güç sahibi.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Hakikat-ı İslâmiyet: İslâm dininin temel gerçeği.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Saadet-saray-ı istikbal: Geleceğin mutluluk sarayı.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Taht-nişin: Tahta oturan.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Maarif: İlim, bilgi, malumat.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Emare: Belirti, ipucu.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Vahşetâbâd: Issız, korku ve ürkeklik verici yer.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Hayme-nişin: Çadırda oturan.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Taassub: Tutucu olma, aşırı bağlılık.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Cehlistan: Cehâlet âlemi. Cahilliğin olduğu yer.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Menzil-nişin: Evde oturan.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Müzahrefat: Pislikler, süprüntüler. *Sahtelikler, yalancılıklar.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">İstibdad: Zulüm ve baskı, kaksızlık ve zorbalık.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Şeriat-ı Garra: Parlak ve nurlu şeriat, islâm dini.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Galebe-i mutlak: Mutlak galibiyet, kayıtsız ve şartsız üstünlük.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">İstila-i tâmmına: Tam olarak istilasına.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Zîr ü zeber: Alt üst, darmadağın.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Cehalet: Cahillik, bilgisizlik.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Kıssîs: Keşiş, papaz, Hıristiyan din adamı.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Riyaset: Reislik, başkanlık.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">İstibdad-ı mütenevvi: Çeşit çeşit baskı ve zorbalık.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Müşevveşiyet-i ahval: Hallerinin karışıklığı, durumlarının düzensizliği.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Atalet: Tembellik, işsizlik, boş durma, hareketsizlik.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">İntaç: Netice verme, doğurma, meydana getirme.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Ye's: Ümitsizlik.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Şems-i İslâmiyet: İslâmiyet güneşi.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Küsuf: Karanlık dönem, kararma.</span></span></p><p></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Sekizinci ve en birinci mani ve bela budur: Biz ile ecnebiler; bazı zevahir-i İslâmiyet ve bazı mesail-i fünun ortasında hayal-i bâtıl (!) ile tevehhüm eylediğimiz müsademet ve münakazattır. Âferin maarifin himmet-i feyyazanesine ve fünunun himmet-i merdanesine ki; meyl-i taharri-i hakikat ve muhabbet-i insaniyet ve meyl-i insaf olan hakaiki techiz ederek o manilere gönderip zîr ü zeber etmiş ve ediyor.</span></span></em></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Zevahir-i İslâmiyet: İslam dininin görünen ve göze çarpan kısımları.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Mesail-i fünun: Fenlerin meseleleri, fenlerin konuları.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Hayal-i bâtıl: Asılsız ve uydurma hayal.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Müsademet: Çarpışmalar, vuruşmalar.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Münakazat: Zıtlık, uymazlık, tutarsızlık.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Fünun: Fenler, ilimler.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Himmet-i merdane: Mertçe çalışma ve çaba.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Meyl-i taharri-i hakikat: Gerçeği araştırma meyli.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Muhabbet-i insaniyet: İnsanlık sevgisi.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Meyl-i insaf: İnsaf meyli.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Techiz: Cihazlandırma, donatmak.</span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><em><span style="font-size: 12px">Evet en büyük sebeb ki: Bizi dünya rahatından ve ecnebileri âhiret saadetinden mahrum eden, şems-i İslâmiyet'i münkesif ettiren, sû'-i tefehhüm ile tevehhüm-ü müsademet ve muhalefettir. Feya lil'aceb!... Köle efendisine ve hizmetkâr reisine ve veled pederine nasıl düşman ve muarız olabilir? Halbuki İslâmiyet, fünunun seyyidi ve mürşidi ve ulûm-u hakikiyenin reis ve pederidir. Fakat vâ esefâ bu sû'-i tefehhüm ve şu tevehhüm-ü bâtıl, şimdiye kadar hükmünü icra ederek vesvesesiyle ye'si ilka edip bâb-ı medeniyet ve maarifi Ekrad ve emsallerine kapattırdı. Zira bazı zevahir-i diniyeyi, fünunun bazı mesailine muarız tahayyül ederek ürktüler. Ezcümle: Küreviyet-i arz ki, fünunun en birinci derecesi olan coğrafyanın en birinci basamağıdır. İleride gelecek altı mes'eleye münafî zannettiklerinden, bu bedihî mes'elede mükâbere etmekten çekinmediler.</span></em></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Münkesif: Tutulmuş, tutulan.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Sû'-i tefehhüm: Kötü anlayış, yanlış anlayış.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Tevehhüm-ü müsademet ve muhalefet: Çatışmaların ve zıtlığın bulunduğunu sanma.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Feya lil'aceb: Acayip şey! Şaşılacak şey, hayret!.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Muarız: Karşı çıkan, karşı gelen.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Seyyid: Efendi.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Mürşid: Doğru yolu gösteren.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Ulûm-u hakikiye: Gerçek ilimler.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Vâ esefâ: Vah, esefler olsun! Eyvah, çok yazık.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Tevehhüm-ü bâtıl: Asılsız ve uydurma düşüncelere kapılma, gerçek dışı kuruntulara kapılma.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Bâb-ı medeniyet: Medeniyet kapısı.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Ekrad: Kürtler.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Zevahir-i diniye: Dinle ilgili görünüşler, dine ait görünüşler.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Mesailine: Meselelerine, konularına.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Tahayyül: Hayale getirmek, hayalde canlandırmak.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Küreviyet-i arz: Yerin (dünyanın) yuvarlaklığı.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Münafî: Zıt, ters, aykırı.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Bedihî: Açık, belli.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Mükâbere: Tartışmada kurala aykırı olarak ağız kalabalığıyla karşısındakini alt etmeye çalışma. *Haksızlığını bildiği halde laf kalabalığıyla karşısındakini susturmaya çalışma.</span></span></p><p></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Ey benim şu kitabıma im'an-ı nazar ile nazar eden zât, malûmun olsun! Bu kitabla istediğim hizmet budur: <strong>İslâmiyette olan tarîk-ı müstakimi göstermekle ehl-i tefrit olan a'da-yı dinin teşkikatını red ve yüzlerine vurmakla beraber; tarîk-ı müstakimin öteki canibini ve sadîk-ı ahmak ünvanına lâyık olan ehl-i ifrat ve zahirperestlerin tevehhümlerini tard ve asılsızlığını göstermek ve asıl rehber-i hakikat ve âlem-i İslâmiyetin ikbal ve istikbaline yol açan ve sırat-ı müstakimde kemal-i ümid-i zafer ile çalışan muhakkikîn-i İslâm ve âkıl sıddıklara yardım etmek ve kuvvet vermektir.</strong></span></span></em></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">İm'an-ı nazar: Dikkatlice ve inceden inceye bakmak.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Tarîk-ı müstakim: İstikametli yol, doğru yol.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Ehl-i tefrit: Tefrit edenler.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Teşkikat: Şüpheler, şüphelendirmeler, şüpheler atma.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Canib: Yön, taraf.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Sadîk-ı ahmak: Ahmak dost.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Ehl-i ifrat: İfrat edenler, aşırı gidenler.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Zahirperest: Dış görünüşe kıymet veren, dış görünüşe dikkat edip iç yüze aldırış etmeyen.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Tard: Kovma.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Rehber-i hakikat: Gerçeğin yol göstericisi.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Âlem-i İslâmiyet: İslâmiyet âlemi.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Kemal-i ümid-i zafer: Tam bir zafer ümidi.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Muhakkikîn-i İslâm: İslâm dini araştırmacıları.</span></span></p><p></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"><strong>Elhasıl:</strong> </span></span></em></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px">Maksadım: Ol elmas kılınca saykal vurmaktır.</span></span></em></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #008000">Elhasıl: Kısacası, özetle.</span></span></p><p><span style="font-family: 'Arial'"><span style="color: #008000">Saykal: Cila, parlatıcı.</span></span></p><p></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"><strong>Eğer sual edersen:</strong> Senin bu telaşın ve ulûm-u mütearife hükmüne geçen şeylere bürhan getirmeye ne lüzum vardır? Zira telahuk-u efkâr ve tecarübün keşfiyatıyla meydan-ı bedahete gelen mesaile bürhan getirmek, malûmu i'lam demektir?..</span></span></em></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Ulûm-u mütearife: Herkesçe bilinen ve tanınan ilimler.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Bürhan: Kesin delil, ispat vasıtası.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Telahuk-u efkâr: Fikirlerin eklenmesi, düşüncelerin birbirine katılması.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Tecarüb: Tecrübeler.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Keşfiyat: Keşifler, buluşlar.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Meydan-ı bedahet: Görünme ve bilinme alanı, apaçıklık sahası.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Mesail: Meseleler, konular.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">İ'lam: Bildirme, anlatma.</span></span></p><p></p><p><em><span style="font-family: 'Arial'"><span style="font-size: 12px"><strong>Cevaben derim:</strong> Maatteessüf benim ile şu zamanın kıt'asında iştirak eden cümlesi; eğer çendan, sureten onüçüncü asrın evlâdıdırlar, fakat fikir ve terakki cihetiyle kurûn-u vustânın yadigârlarıdırlar. Güya muasırlarımız, üçüncü asrın nihayetinden onüçüncü asra kadar geçmiş olan asırların fihristesi veyahut enmuzeci veyahut melez bir kavimdirler. Hattâ bu zamanın çok bedihiyatı, onlarca mevhumat sayılır.</span></span></em></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Cevaben: Cevap olarak.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Maatteessüf: Ne yazık ki, teessüfle beraber.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">İştirak: Katılma, ortak olma, ortaklık.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Çendan: Gerçi, her ne kadar.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Sureten: Şekil olarak, görünüşçe, suretçe.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Terakki: İlerleme, yükselme, yükseliş.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Cihetiyle: Yönüyle.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Kurûn-u vustâ: Orta çağ, orta asırlar.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Muasırlar: Aynı asırda yaşayan.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Asır: Yüz yıl.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Enmuzec: Nümune, misal, örnek.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Bedihiyat: Açıklık, açık olma, belli olma.</span></span></p><p><span style="color: #008000"><span style="font-family: 'Arial'">Mevhumat: Asılsız olanlar, gerçek dışı olanlar, hayal ürünleri.</span></span></p><p></p><p><strong><em><span style="font-family: 'Arial'"><p style="text-align: right"><span style="font-size: 15px">Said Nursi</span></p><p></span></em></strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Ahmet.1, post: 507537, member: 1040028"] [B][FONT=Arial]Muhakemat [/FONT][/B] [I][FONT=Arial][SIZE=3]Şu fakir, garib Nursî ki, Bid'atü'z-zaman lakabıyla müsemma olmaya lâyık iken haberi olmadan Bedîüzzaman ile meşhur olan bîçare; tedenni-i milletten ciğeri yanmış gibi feryad u figan ederek, ah!. ah!.. ah!.. vâ esefâ der ki: İslâmiyetin mağz ve lübbünü terkederek kışrına ve zahirine vakf-ı nazar ettik ve aldandık. Ve sû'-i fehm ve sû'-i edeb ile İslâmiyetin hakkını ve müstehak olduğu hürmeti îfa edemedik. Tâ o da bizden nefret ederek evham ve hayalâtın bulutlarıyla sarılıp tesettür eyledi.[/SIZE][/FONT][/I] [COLOR="#008000"][FONT=Arial]Bid'atü'z-zaman: Zamanın bid'ası. Zamanın acib ve garibi. Müsemma: İsimlendirilen, adlandırılan, isimlenen. Tedenni-i millet: Milletin alçalışı, milletin gerilemesi. Feryad u figan: Bağırıp çağırma ve ağlayıp sızlama. Vâ esefâ: Vah, esefler olsun! Eyvah, çok yazık. Mağz: Öz, iç. Kışr: Kabuk, dış taraf. Vakf-ı nazar: Dikkati vermek, düşünceyi vermek ve bağlamak. Sû'-i fehm: Anlayış kötülüğü, kötü anlayış, yanlış anlama. Sû'-i edeb: Edepsizlik, terbiyesizlik, saygısızlık. Îfa: Yapma, yerine getirme. Hayalât: Hayaller, hülyalar.[/FONT][/COLOR] [I][FONT=Arial][SIZE=3]Hem de hakkı var. Zira biz İsrailiyatı usûlüne ve hikâyatı akaidine ve mecazatı hakaikine karıştırarak kıymetini takdir edemedik. O da ceza olarak bizi dünyada te'dib için zillet ve sefalet içinde bıraktı. Bizi kurtaracak yine onun merhametidir.[/SIZE][/FONT][/I] [COLOR="#008000"][FONT=Arial]İsrailiyat: İsrail oğullarından (yahudilikten) kalma asılsız ve uydurma bilgiler ve hikayeler. Hikâyat: Hikayeler. Akaid: İtikada ait hükümler, iman esasları. Mecazat: Mecazlar. Hakaik: Hakikatlar, gerçekler ve doğrular. Te'dib: Edeblendirme, terbiye etme, terbiye verme. Sefalet: Fakirlik, yoksulluk, perişanlık, düşkünlük.[/FONT][/COLOR] [I][FONT=Arial][SIZE=3]Öyle ise, ey ihvan-ı müslimîn!.. Geliniz, ona tarziye vereceğiz. El birliğiyle dest-i sadakatı uzatacağız, biat edeceğiz. Onun habl-ül metinine sarılacağız.[/SIZE][/FONT][/I] [COLOR="#008000"][FONT=Arial]İhvan-ı müslimîn: Müslüman kardeşler. Tarziye: Pişmanlık duyduğunu anlatarak özür dileme. Habl-ül metin: Sağlam ip. *Mc: İslamiyet . Kur'an-ı Kerim.[/FONT][/COLOR] [I][FONT=Arial][SIZE=3]Hem de bilâ-perva olarak ilân ederim: Beni geçmiş asırların efkârına karşı mübarezeye heyecan ve şecaate getiren ve yüzer senelerden beri sevk-ül ceyş ile kuvvet bulan hayalât ve evhamın müdafaasına beni gayrete getiren itikadım ve yakînimdir ki: [B]Hak neşv ü nema bulacaktır[/B], eğer çendan toprakta gizlense... Ve tarafdar ve mültezimleri muzaffer olacaklardır, eğer çendan zaman ve zeminin merhametsizliğinden az ve zayıf olsalar...[/SIZE][/FONT][/I] [COLOR="#008000"][FONT=Arial]Bilâ-perva: Korkmadan, çekinmeden. Efkâr: Fikirler, düşünceler. Mübareze: Çekişme, kavga, çarpışma, çatışma. Şecaat: Cesaret, cesurluk, yiğitlik, kahramanlık. Sevk-ül ceyş: Asker sevki. İtikad: İnanmak, inanç. Yakîn: Şüphesiz, sağlam ve kesin bilgi. Neşv ü nema: Büyüme ve gelişme. Çendan: Gerçi, her ne kadar. Mültezim: İltizam eden, üstlenen.[/FONT][/COLOR] [I][SIZE=3][FONT=Arial]Hem de itikadımdır ki: [B]İstikbale hüküm sürecek ve her kıt'asında hâkim-i mutlak olacak yalnız hakikat-ı İslâmiyettir.[/B] Evet saadet-saray-ı istikbalde taht-nişin hakaik ve maarif yalnız İslâmiyet olacaktır. Onu fethedecek yalnız odur; emareler görünüyorlar... Zira mazi kıt'asında, vahşetâbâd sahralarında hayme-nişin taassub ve taklid; veyahut cehlistan ülkesinde menzil-nişin müzahrefat ve istibdad olanlara, Şeriat-ı Garra'nın galebe-i mutlak ve istila-i tâmmına sed ve mani olan sekiz emir, üç hakikat ile zîr ü zeber olmuşlardır ve oluyorlar. O maniler ise: Ecnebilerde taklid ve cehalet ve taassub ve kıssîslerin riyaseti. Ve bizdeki mani ise; istibdad-ı mütenevvi ve ahlâksızlık ve müşevveşiyet-i ahval ve ataleti intac eden ye'stir ki, şems-i İslâmiyetin küsufa yüz tutmasına sebeb olmuşlardır.[/FONT][/SIZE][/I] [COLOR="#008000"][FONT=Arial]Hâkim-i mutlak: Sonsuz hakimiyet ve güç sahibi. Hakikat-ı İslâmiyet: İslâm dininin temel gerçeği. Saadet-saray-ı istikbal: Geleceğin mutluluk sarayı. Taht-nişin: Tahta oturan. Maarif: İlim, bilgi, malumat. Emare: Belirti, ipucu. Vahşetâbâd: Issız, korku ve ürkeklik verici yer. Hayme-nişin: Çadırda oturan. Taassub: Tutucu olma, aşırı bağlılık. Cehlistan: Cehâlet âlemi. Cahilliğin olduğu yer. Menzil-nişin: Evde oturan. Müzahrefat: Pislikler, süprüntüler. *Sahtelikler, yalancılıklar. İstibdad: Zulüm ve baskı, kaksızlık ve zorbalık. Şeriat-ı Garra: Parlak ve nurlu şeriat, islâm dini. Galebe-i mutlak: Mutlak galibiyet, kayıtsız ve şartsız üstünlük. İstila-i tâmmına: Tam olarak istilasına. Zîr ü zeber: Alt üst, darmadağın. Cehalet: Cahillik, bilgisizlik. Kıssîs: Keşiş, papaz, Hıristiyan din adamı. Riyaset: Reislik, başkanlık. İstibdad-ı mütenevvi: Çeşit çeşit baskı ve zorbalık. Müşevveşiyet-i ahval: Hallerinin karışıklığı, durumlarının düzensizliği. Atalet: Tembellik, işsizlik, boş durma, hareketsizlik. İntaç: Netice verme, doğurma, meydana getirme. Ye's: Ümitsizlik. Şems-i İslâmiyet: İslâmiyet güneşi. Küsuf: Karanlık dönem, kararma.[/FONT][/COLOR] [I][FONT=Arial][SIZE=3]Sekizinci ve en birinci mani ve bela budur: Biz ile ecnebiler; bazı zevahir-i İslâmiyet ve bazı mesail-i fünun ortasında hayal-i bâtıl (!) ile tevehhüm eylediğimiz müsademet ve münakazattır. Âferin maarifin himmet-i feyyazanesine ve fünunun himmet-i merdanesine ki; meyl-i taharri-i hakikat ve muhabbet-i insaniyet ve meyl-i insaf olan hakaiki techiz ederek o manilere gönderip zîr ü zeber etmiş ve ediyor.[/SIZE][/FONT][/I] [COLOR="#008000"][FONT=Arial]Zevahir-i İslâmiyet: İslam dininin görünen ve göze çarpan kısımları. Mesail-i fünun: Fenlerin meseleleri, fenlerin konuları. Hayal-i bâtıl: Asılsız ve uydurma hayal. Müsademet: Çarpışmalar, vuruşmalar. Münakazat: Zıtlık, uymazlık, tutarsızlık. Fünun: Fenler, ilimler. Himmet-i merdane: Mertçe çalışma ve çaba. Meyl-i taharri-i hakikat: Gerçeği araştırma meyli. Muhabbet-i insaniyet: İnsanlık sevgisi. Meyl-i insaf: İnsaf meyli. Techiz: Cihazlandırma, donatmak.[/FONT][/COLOR] [FONT=Arial][I][SIZE=3]Evet en büyük sebeb ki: Bizi dünya rahatından ve ecnebileri âhiret saadetinden mahrum eden, şems-i İslâmiyet'i münkesif ettiren, sû'-i tefehhüm ile tevehhüm-ü müsademet ve muhalefettir. Feya lil'aceb!... Köle efendisine ve hizmetkâr reisine ve veled pederine nasıl düşman ve muarız olabilir? Halbuki İslâmiyet, fünunun seyyidi ve mürşidi ve ulûm-u hakikiyenin reis ve pederidir. Fakat vâ esefâ bu sû'-i tefehhüm ve şu tevehhüm-ü bâtıl, şimdiye kadar hükmünü icra ederek vesvesesiyle ye'si ilka edip bâb-ı medeniyet ve maarifi Ekrad ve emsallerine kapattırdı. Zira bazı zevahir-i diniyeyi, fünunun bazı mesailine muarız tahayyül ederek ürktüler. Ezcümle: Küreviyet-i arz ki, fünunun en birinci derecesi olan coğrafyanın en birinci basamağıdır. İleride gelecek altı mes'eleye münafî zannettiklerinden, bu bedihî mes'elede mükâbere etmekten çekinmediler.[/SIZE][/I][/FONT] [COLOR="#008000"][FONT=Arial]Münkesif: Tutulmuş, tutulan. Sû'-i tefehhüm: Kötü anlayış, yanlış anlayış. Tevehhüm-ü müsademet ve muhalefet: Çatışmaların ve zıtlığın bulunduğunu sanma. Feya lil'aceb: Acayip şey! Şaşılacak şey, hayret!. Muarız: Karşı çıkan, karşı gelen. Seyyid: Efendi. Mürşid: Doğru yolu gösteren. Ulûm-u hakikiye: Gerçek ilimler. Vâ esefâ: Vah, esefler olsun! Eyvah, çok yazık. Tevehhüm-ü bâtıl: Asılsız ve uydurma düşüncelere kapılma, gerçek dışı kuruntulara kapılma. Bâb-ı medeniyet: Medeniyet kapısı. Ekrad: Kürtler. Zevahir-i diniye: Dinle ilgili görünüşler, dine ait görünüşler. Mesailine: Meselelerine, konularına. Tahayyül: Hayale getirmek, hayalde canlandırmak. Küreviyet-i arz: Yerin (dünyanın) yuvarlaklığı. Münafî: Zıt, ters, aykırı. Bedihî: Açık, belli. Mükâbere: Tartışmada kurala aykırı olarak ağız kalabalığıyla karşısındakini alt etmeye çalışma. *Haksızlığını bildiği halde laf kalabalığıyla karşısındakini susturmaya çalışma.[/FONT][/COLOR] [I][FONT=Arial][SIZE=3]Ey benim şu kitabıma im'an-ı nazar ile nazar eden zât, malûmun olsun! Bu kitabla istediğim hizmet budur: [B]İslâmiyette olan tarîk-ı müstakimi göstermekle ehl-i tefrit olan a'da-yı dinin teşkikatını red ve yüzlerine vurmakla beraber; tarîk-ı müstakimin öteki canibini ve sadîk-ı ahmak ünvanına lâyık olan ehl-i ifrat ve zahirperestlerin tevehhümlerini tard ve asılsızlığını göstermek ve asıl rehber-i hakikat ve âlem-i İslâmiyetin ikbal ve istikbaline yol açan ve sırat-ı müstakimde kemal-i ümid-i zafer ile çalışan muhakkikîn-i İslâm ve âkıl sıddıklara yardım etmek ve kuvvet vermektir.[/B][/SIZE][/FONT][/I] [COLOR="#008000"][FONT=Arial]İm'an-ı nazar: Dikkatlice ve inceden inceye bakmak. Tarîk-ı müstakim: İstikametli yol, doğru yol. Ehl-i tefrit: Tefrit edenler. Teşkikat: Şüpheler, şüphelendirmeler, şüpheler atma. Canib: Yön, taraf. Sadîk-ı ahmak: Ahmak dost. Ehl-i ifrat: İfrat edenler, aşırı gidenler. Zahirperest: Dış görünüşe kıymet veren, dış görünüşe dikkat edip iç yüze aldırış etmeyen. Tard: Kovma. Rehber-i hakikat: Gerçeğin yol göstericisi. Âlem-i İslâmiyet: İslâmiyet âlemi. Kemal-i ümid-i zafer: Tam bir zafer ümidi. Muhakkikîn-i İslâm: İslâm dini araştırmacıları.[/FONT][/COLOR] [I][FONT=Arial][SIZE=3][B]Elhasıl:[/B] Maksadım: Ol elmas kılınca saykal vurmaktır.[/SIZE][/FONT][/I] [FONT=Arial][COLOR="#008000"]Elhasıl: Kısacası, özetle. Saykal: Cila, parlatıcı.[/COLOR][/FONT] [I][FONT=Arial][SIZE=3][B]Eğer sual edersen:[/B] Senin bu telaşın ve ulûm-u mütearife hükmüne geçen şeylere bürhan getirmeye ne lüzum vardır? Zira telahuk-u efkâr ve tecarübün keşfiyatıyla meydan-ı bedahete gelen mesaile bürhan getirmek, malûmu i'lam demektir?..[/SIZE][/FONT][/I] [COLOR="#008000"][FONT=Arial]Ulûm-u mütearife: Herkesçe bilinen ve tanınan ilimler. Bürhan: Kesin delil, ispat vasıtası. Telahuk-u efkâr: Fikirlerin eklenmesi, düşüncelerin birbirine katılması. Tecarüb: Tecrübeler. Keşfiyat: Keşifler, buluşlar. Meydan-ı bedahet: Görünme ve bilinme alanı, apaçıklık sahası. Mesail: Meseleler, konular. İ'lam: Bildirme, anlatma.[/FONT][/COLOR] [I][FONT=Arial][SIZE=3][B]Cevaben derim:[/B] Maatteessüf benim ile şu zamanın kıt'asında iştirak eden cümlesi; eğer çendan, sureten onüçüncü asrın evlâdıdırlar, fakat fikir ve terakki cihetiyle kurûn-u vustânın yadigârlarıdırlar. Güya muasırlarımız, üçüncü asrın nihayetinden onüçüncü asra kadar geçmiş olan asırların fihristesi veyahut enmuzeci veyahut melez bir kavimdirler. Hattâ bu zamanın çok bedihiyatı, onlarca mevhumat sayılır.[/SIZE][/FONT][/I] [COLOR="#008000"][FONT=Arial]Cevaben: Cevap olarak. Maatteessüf: Ne yazık ki, teessüfle beraber. İştirak: Katılma, ortak olma, ortaklık. Çendan: Gerçi, her ne kadar. Sureten: Şekil olarak, görünüşçe, suretçe. Terakki: İlerleme, yükselme, yükseliş. Cihetiyle: Yönüyle. Kurûn-u vustâ: Orta çağ, orta asırlar. Muasırlar: Aynı asırda yaşayan. Asır: Yüz yıl. Enmuzec: Nümune, misal, örnek. Bedihiyat: Açıklık, açık olma, belli olma. Mevhumat: Asılsız olanlar, gerçek dışı olanlar, hayal ürünleri.[/FONT][/COLOR] [B][I][FONT=Arial][RIGHT][SIZE=4]Said Nursi[/SIZE][/RIGHT][/FONT][/I][/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
hâkim-i mutlak olacak yalnız hakikat-ı İslâmiyettir
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst