Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Hakkımı Helal Etmiyorum !....
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="mihrimah" data-source="post: 249866" data-attributes="member: 656"><p><strong>İstemez misiniz Allah da sizi affetsin!</strong></p><p></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>Mevzumuzla alâkalı ayetlerden biri de İfk hadisesi üzerine nazil</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>olmuştu. Zira Hazreti Aişe annemize iftira eden münafıkların dedikodu</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>ve bühtanlarına kendilerini kaptıran üç Müslümandan biri, Hazreti Ebû</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>Bekir'in yardımlarıyla geçinen Mıstah b. Üsâse idi. Hazreti Ebû Bekir</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>Efendimiz , kızına yapılan iftiraya karıştığı için Mıstah'a vermekte olduğu</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>yardımı kesmiş ve artık onun ihtiyaçlarını görmeyeceğini söylemişti</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>ki şu mealdeki ayet indirildi: "İçinizden fazilet ve imkân sahibi olanlar,</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>akrabaya, fakirlere, Allah yolunda hicret etmiş olanlara sadaka vermeme</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>hususunda yemin etmesinler. Affedip müsamaha göstersinler. Siz de,</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>Allah'ın sizi affedip müsamaha göstermesini arzu etmez misiniz? Allah</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>gerçekten Gafurdur, Rahîmdir (çok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur)."</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>(Nur, 24/22) Bu kelâm-ı ilâhî, Ebu Bekir'in (radiyallahu anh) fa-ziletine</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>vurguda bulunuyor; sonra da, onu afv u safha çağırıyor; onun gibi</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>sânı yüce, nâmı celîl, yâdı cemîl olan bir insana affetme ve bağışlamanın</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>daha çok yakışacağını ifade ediyor ve "İstemez misiniz Allah da sizi affetsin!"</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>cümlesiyle bir kurtuluş yolu gösteriyordu. Bu soruda çok önemli</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>bir espri vardı. Herkes kendi kusurunun affedilmesini ister; hatalarının</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>hoş görülmesini ve günahlarının yarlıganmasını arzu eder. Bekler ki,</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>kendisine nazar-ı müsamaha ile bakılsın. Diler ki, kusurları görülmesin</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>ve ümit eder ki, ona da "Hadi geç, sen de affedildin" denilsin. Öyleyse,</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>böyle bir af ve müsamaha bekleyen insanın aynı muameleyi başkaları</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>için de düşünmesi gerekmez mi? Bağışlanma uman bir insanın önce</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>başkalarını bağışlaması icap etmez mi? İşte, bu espriyi kavrayan Hazreti</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>Ebû Bekir, "Allah'ın beni yarlıgamasını elbette arzu ederim. Vallahi, artık</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>Mıstah'tan hiçbir yardımı eksik etmeyeceğim" demiş ve onun nafakasını</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>vermeye o günden sonra da devam etmişti.</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>Evet, istemez misiniz Allah da sizi affetsin? Şahsen, hem Allah'ın beni</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>affetmesini diler, O'nun rahmetinden afv u mağfiret dilenirim, hem de</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>insanlar tarafından da bağışlanmayı isterim. Hepimiz insanız, her zaman</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>kusurlarımız olabilir. Otururken kalkarken, yerken içerken, konuşurken</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>hatta susarken, hal, tavır ve mimiklerimizde bile değişik kabalıklarımız</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>bulunabilir. Arzu ederiz ki, insanlar bunları hoş görsün, affetsin ve</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>beşerî boşluklarımıza versinler. Biz, çoğumuz itibarıyla, boşlukta yetişmiş,</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>üst üste kopuklukların yaşandığı bir dönemin çocuklarıyız. İyi bir</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>insanın yetişmesinin adeta imkânsız olduğu bir devirde, dikenler arasında</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>gül cilveleri gösterme gayretleriyle büyümüş zavallılarız. İyi insan olmak</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>için şartların hiç el vermediği zor bir dönemi idrak etmiş yarım insanlarız.</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>Elbette kusurlarımız olacak ve çok sürçeceğiz. Sadece lisan</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>sürçmesine maruz kalmayacağız, elimiz çarpacak, ayağımız tökezleyecek,</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>gözümüz kayacak, kulağımız kirlenecek. Bütün bunlar karşısında</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>26</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>çok arzu ederiz Allah bizi yarlıgasın, Resûl-ü Ekrem bağışlasın, Kirâmen</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>Kâtibîn "Acı bunlara yâ Rabbi!" deyip hakkımızda mağfiret dilesin ve</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>mü'min kardeşlerimiz de affeylesinler. Hata ve kusurlarımızdan dolayı</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>bizi bütün bütün kara görmesinler; meseleye imanın aydınlığında baksınlar…</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>Baksınlar, dikkatle bir kere daha baksınlar… Arasınlar, mercekle</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>arasınlar ve sonra, "Evet, bu insanın sağı-solu hep karanlıkla kaplı ama</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>bir yanında küçük bir iman ışığı var" deyip gözlerini o ışığa teksif etsinler,</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>nazarlarını orada derinleştirsinler. O küçük parıltıyı gözlerinde</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>büyütsünler; öyle ki, bütün karanlıkları o minnacık ışıkla boğsunlar.</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>Zannediyorum, kendi hakkımızda böyle bir muameleyi hepimiz arzu</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>ederiz. Öyleyse, kendimiz için istediğimiz bu müsamahayı, herkes için</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>de arzu etmeli ve bu mevzuuda cimri davranmamalı değil miyiz?</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>Haddizatında, mü'minlerin ruhunda iyilik duygusu hâkimdir; dolayısıyla,</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>onlar, güzel düşünür, iyi görür, doğru konuşur ve kötülükleri</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>iyilikle savarlar. Hatta birilerini tutarken ve onların haklarını</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>savunurken bile dengeyi kaçırıp meseleyi başkalarına düşmanlık şekline</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>çevirmezler. Hiç kimseye kin ve nefret duymazlar; şahıslara değil, sadece</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>kötü sıfat ve fiillere karşı hasmâne tavır alırlar. Onlar, nezih ve</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>güzel ahlâklı insanlardır; nezihlere ince tavırların, hoş davranışların ve</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>temiz sözlerin yakıştığını bilir, bütün düşüncelerini o nezâhete uygun</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>olarak ortaya koyarlar. Kötü düşünce, çirkin söz ve kaba davranışlarla</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>hiç kimseyi rencide etmezler. Rencide etmezler; çünkü, onlar birer afv u</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>safh insanıdırlar.</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong></strong></em></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="mihrimah, post: 249866, member: 656"] [b]İstemez misiniz Allah da sizi affetsin![/b] [COLOR=darkslategray][I][B]Mevzumuzla alâkalı ayetlerden biri de İfk hadisesi üzerine nazil olmuştu. Zira Hazreti Aişe annemize iftira eden münafıkların dedikodu ve bühtanlarına kendilerini kaptıran üç Müslümandan biri, Hazreti Ebû Bekir'in yardımlarıyla geçinen Mıstah b. Üsâse idi. Hazreti Ebû Bekir Efendimiz , kızına yapılan iftiraya karıştığı için Mıstah'a vermekte olduğu yardımı kesmiş ve artık onun ihtiyaçlarını görmeyeceğini söylemişti ki şu mealdeki ayet indirildi: "İçinizden fazilet ve imkân sahibi olanlar, akrabaya, fakirlere, Allah yolunda hicret etmiş olanlara sadaka vermeme hususunda yemin etmesinler. Affedip müsamaha göstersinler. Siz de, Allah'ın sizi affedip müsamaha göstermesini arzu etmez misiniz? Allah gerçekten Gafurdur, Rahîmdir (çok affedicidir, merhamet ve ihsanı boldur)." (Nur, 24/22) Bu kelâm-ı ilâhî, Ebu Bekir'in (radiyallahu anh) fa-ziletine vurguda bulunuyor; sonra da, onu afv u safha çağırıyor; onun gibi sânı yüce, nâmı celîl, yâdı cemîl olan bir insana affetme ve bağışlamanın daha çok yakışacağını ifade ediyor ve "İstemez misiniz Allah da sizi affetsin!" cümlesiyle bir kurtuluş yolu gösteriyordu. Bu soruda çok önemli bir espri vardı. Herkes kendi kusurunun affedilmesini ister; hatalarının hoş görülmesini ve günahlarının yarlıganmasını arzu eder. Bekler ki, kendisine nazar-ı müsamaha ile bakılsın. Diler ki, kusurları görülmesin ve ümit eder ki, ona da "Hadi geç, sen de affedildin" denilsin. Öyleyse, böyle bir af ve müsamaha bekleyen insanın aynı muameleyi başkaları için de düşünmesi gerekmez mi? Bağışlanma uman bir insanın önce başkalarını bağışlaması icap etmez mi? İşte, bu espriyi kavrayan Hazreti Ebû Bekir, "Allah'ın beni yarlıgamasını elbette arzu ederim. Vallahi, artık Mıstah'tan hiçbir yardımı eksik etmeyeceğim" demiş ve onun nafakasını vermeye o günden sonra da devam etmişti. Evet, istemez misiniz Allah da sizi affetsin? Şahsen, hem Allah'ın beni affetmesini diler, O'nun rahmetinden afv u mağfiret dilenirim, hem de insanlar tarafından da bağışlanmayı isterim. Hepimiz insanız, her zaman kusurlarımız olabilir. Otururken kalkarken, yerken içerken, konuşurken hatta susarken, hal, tavır ve mimiklerimizde bile değişik kabalıklarımız bulunabilir. Arzu ederiz ki, insanlar bunları hoş görsün, affetsin ve beşerî boşluklarımıza versinler. Biz, çoğumuz itibarıyla, boşlukta yetişmiş, üst üste kopuklukların yaşandığı bir dönemin çocuklarıyız. İyi bir insanın yetişmesinin adeta imkânsız olduğu bir devirde, dikenler arasında gül cilveleri gösterme gayretleriyle büyümüş zavallılarız. İyi insan olmak için şartların hiç el vermediği zor bir dönemi idrak etmiş yarım insanlarız. Elbette kusurlarımız olacak ve çok sürçeceğiz. Sadece lisan sürçmesine maruz kalmayacağız, elimiz çarpacak, ayağımız tökezleyecek, gözümüz kayacak, kulağımız kirlenecek. Bütün bunlar karşısında 26 çok arzu ederiz Allah bizi yarlıgasın, Resûl-ü Ekrem bağışlasın, Kirâmen Kâtibîn "Acı bunlara yâ Rabbi!" deyip hakkımızda mağfiret dilesin ve mü'min kardeşlerimiz de affeylesinler. Hata ve kusurlarımızdan dolayı bizi bütün bütün kara görmesinler; meseleye imanın aydınlığında baksınlar… Baksınlar, dikkatle bir kere daha baksınlar… Arasınlar, mercekle arasınlar ve sonra, "Evet, bu insanın sağı-solu hep karanlıkla kaplı ama bir yanında küçük bir iman ışığı var" deyip gözlerini o ışığa teksif etsinler, nazarlarını orada derinleştirsinler. O küçük parıltıyı gözlerinde büyütsünler; öyle ki, bütün karanlıkları o minnacık ışıkla boğsunlar. Zannediyorum, kendi hakkımızda böyle bir muameleyi hepimiz arzu ederiz. Öyleyse, kendimiz için istediğimiz bu müsamahayı, herkes için de arzu etmeli ve bu mevzuuda cimri davranmamalı değil miyiz? Haddizatında, mü'minlerin ruhunda iyilik duygusu hâkimdir; dolayısıyla, onlar, güzel düşünür, iyi görür, doğru konuşur ve kötülükleri iyilikle savarlar. Hatta birilerini tutarken ve onların haklarını savunurken bile dengeyi kaçırıp meseleyi başkalarına düşmanlık şekline çevirmezler. Hiç kimseye kin ve nefret duymazlar; şahıslara değil, sadece kötü sıfat ve fiillere karşı hasmâne tavır alırlar. Onlar, nezih ve güzel ahlâklı insanlardır; nezihlere ince tavırların, hoş davranışların ve temiz sözlerin yakıştığını bilir, bütün düşüncelerini o nezâhete uygun olarak ortaya koyarlar. Kötü düşünce, çirkin söz ve kaba davranışlarla hiç kimseyi rencide etmezler. Rencide etmezler; çünkü, onlar birer afv u safh insanıdırlar. [/B][/I][/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Hakkımı Helal Etmiyorum !....
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst