Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Hakkımı Helal Etmiyorum !....
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="mihrimah" data-source="post: 249867" data-attributes="member: 656"><p><strong>Hakkımı Helal Ettim</strong></p><p></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>Hakkımı Helal Ettim</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>Bediüzzaman Hazretlerinin hayatına bakarsanız, bir müddet ona</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>talebe olma nimetini yakalamış kimselerden Üstad'ı bırakarak ayrılıp</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>giden insanlar görürsünüz. Fakat Üstad, o insanları kötüleme manâsına</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>gelebilecek tek kelime söylemez; siz onun sözlerinde sadece müjdeleri</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>duyarsınız. Birisi Nur'ları yazmayı terk etse ve çekip gitse; o kat'iyen</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>"Falan ayrıldı, gitti" demez. Eğer, o gidenlerden biri sonra tekrar dönüp</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>gelir ve kalemini yeniden eline alırsa, işte o zaman "Şu kardeşimiz Haşir</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>risalesini okumuş, çok beğenmiş ve on nüsha teksir etmiş; beni çok</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>sevindirdi, adeta bütün dünyalar benim oldu; binlerce maşaallah,</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>barekallah!" der, onu takdir ve tebcil eder. Siz de düşünmeden edemez;</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>kendi kendinize "O ne zaman ayrılmıştı ki?" dersiniz. Negatif noktaları</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>görme yoktur Üstad'ın hayatında; o bütün mülahazalarını pozitif</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>hususlara bağlamıştır. Öyle ki, gözünün menfi hadiseleri gören yanına</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>perde çekmiştir adeta. İnsanlarda çok küçük de olsa bir parıltı aramış;</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>karanlıklara hiç bakmamış. Bütün görüş ufkunu o ışıkçığa bağlamış.</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>27</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>Sadece mü'minleri, dost ve yakınlarını değil, hasımlarını bile affetme</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>ufkunda yaşamış ve şu sözleriyle bize de o ufku göstermiş; "Madem ki</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>nur-u hakikat, imana muhtaç gönüllerde tesirini yapıyor; bir Said değil,</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>bin Said fedâ olsun. Yirmi sekiz sene çektiğim ezâ ve cefalar, mâruz</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>kaldığım işkenceler ve katlandığım musibetler hep helâl olsun. Bana zulmedenlere,</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>beni kasaba kasaba dolaştıranlara, hakaret edenlere, türlü</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>türlü ithamlarla mahkûm etmek isteyenlere, zindanlarda bana yer hazırlayanlara,</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>hepsine hakkımı helâl ettim."</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>Ayrıca, muhatabımız kâfir bile olsa, ona veryansın etme, sınır tanımadan</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>saldırma ve acımasızca sövüp sayma bir ibadet ve fazilet</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>değildir. Peygamber Efendimiz, kendisine sürekli hakaret eden ve hep</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>saygısızlıkta bulunan Ebu Cehil hakkında bile kötü söz söylemeyi</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>tavsiye etmemiş; meselâ, "Ebu Cehil'e on defa lanet okursanız, benim</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>şefaatimi ha-ketmiş olursunuz!" gibi bir söz söylememiştir. Yani,</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>Peygamber'e hakaret eden ve saygısız davranan insanlara bile lanet okumak</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>ve gidip her yerde onların kötülüğünü anlatmak gibi bir ibadet</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>olduğuna dair dinde herhangi bir kayıt göstermek mümkün değildir. Bir</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>insan selim kalb taşıyorsa, çirkin sözler ne maksatla söylenirse söylensin</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>onun ruhunda yara yapar. İnanmış bir gönül, fenalık hangi zaviyeden</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>gelirse gelsin, kötü duygu ve tutkular hangi enstrümanla seslendirilirse</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>seslendirilsin onlardan rahatsız olur ve o türlü şeylere karşı hep kapalı</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>kalır. Kur'an-ı Ke-rim'in ta'lim ettiği ahlâk çerçevesi içinde Resûl-ü Ekrem</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>Efendimiz öyle davranmıştır. Ebu Cehil öldüğü zaman, bir rivayete</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>göre, sadece "Bu ümmetin firavunu öldü" demiş ama Mekke'nin</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>fethinden bir müddet sonra Müslüman olan Ebu Cehil'in oğlu Hazreti</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>İkrime'nin de bulunduğu bir mecliste, Ebu Cehil aleyhinde bazı sözler</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>söylenince, "Babalarını kınamak ve haklarında kötü söz söylemek</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>suretiyle çocuklarını rencide etmeyin!" buyurmuştur. Peygamber Efendimiz</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>bu beyanıyla, hem mü'minlere lüzumsuz sözler sarfetmemeleri tembihinde</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>bulunmuş hem de yanında babasına hakaret etmek suretiyle</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>oğuldaki cibilli duyguları harekete geçirmemeleri hususunda ashabını</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>ikaz etmiştir.</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>Allah Rasûlü'nün afv u safh ve müsamahasına bir misal de Abdullah</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>b. Ubey b. Selül'e karşı olan tavır ve davranışlarıdır. Bildiğiniz gibi, o bir</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>münafıktı, hatta münafıkların başıydı. İfk hadisesi gibi pek çok fitnede</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>onun parmağı vardı. Fakat oğlu Abdullah çok güzel bir mü'mindi. Bir</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>gün bu nezih oğul, Peygamber Efendimize gelerek "Ey Allah'ın Rasûlü,</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>kulağıma geldiğine göre, babam Abdullah b. Ubeyy'i öldürtecekmişsiniz.</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>Allah'a yemin ederim, Hazrec kabilesi içinde benden daha fazla babasına</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>hürmet eden bir kişi yoktur. Eğer kararınızı vermişseniz, bana emredin</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>28</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>de, onu ben öldüreyim. Çünkü korkarım ki, babamı başkası öldürürse,</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>babamın katili halkın arasında gezerken nefsim beni rahat bırakmaz ve</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>onu öldürmem hususunda benimle uğraşır. Böylece bir mü'mini bir kâfir</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>yerine öldürmüş olurum ve cehenneme müstahak hale gelirim!" demişti.</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>Peygamber Efendimiz de ona, "Hayır, biz babana merhamet ederiz. Bizimle</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>beraber kaldığı müddetçe ona ihsanda bulunuruz" buyurmuştu. Ve</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>Allah Rasûlü, Abdullah b. Ubeyy'in münafık olduğunu bildiği halde</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>onun cenazesine iştirak etmiş; oğlu Abdullah'ın ısrarı üzerine kabri</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>başında onun için mağfiret talebinde bulunacağı sırada "Kâfir olarak</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>ölüp cehennemlik oldukları kendilerine belli olduktan sonra, akraba bile</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>olsalar, müşriklerin affedilmelerini istemek, Peygamberin de, müminlerin</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>de yapacağı bir iş değildir" (Tevbe, 9/113) mealindeki ayeti kerime</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>nazil olmuş ve ondan sonra Peygamber Efendimiz müşrik ve münafıkların</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>cenaze namazlarını kılmadığı gibi onlar için istiğfarda da bulunmamıştır.</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>Bununla beraber, o gün sırtındaki temiz gömleğini çıkarıp Abdullah</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>b. Ubeyy'in oğluna vermiş ve "Bunu babana kefen olarak giydir"</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>demiştir.</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong></strong></em></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="mihrimah, post: 249867, member: 656"] [b]Hakkımı Helal Ettim[/b] [COLOR=darkslategray][I][B]Hakkımı Helal Ettim Bediüzzaman Hazretlerinin hayatına bakarsanız, bir müddet ona talebe olma nimetini yakalamış kimselerden Üstad'ı bırakarak ayrılıp giden insanlar görürsünüz. Fakat Üstad, o insanları kötüleme manâsına gelebilecek tek kelime söylemez; siz onun sözlerinde sadece müjdeleri duyarsınız. Birisi Nur'ları yazmayı terk etse ve çekip gitse; o kat'iyen "Falan ayrıldı, gitti" demez. Eğer, o gidenlerden biri sonra tekrar dönüp gelir ve kalemini yeniden eline alırsa, işte o zaman "Şu kardeşimiz Haşir risalesini okumuş, çok beğenmiş ve on nüsha teksir etmiş; beni çok sevindirdi, adeta bütün dünyalar benim oldu; binlerce maşaallah, barekallah!" der, onu takdir ve tebcil eder. Siz de düşünmeden edemez; kendi kendinize "O ne zaman ayrılmıştı ki?" dersiniz. Negatif noktaları görme yoktur Üstad'ın hayatında; o bütün mülahazalarını pozitif hususlara bağlamıştır. Öyle ki, gözünün menfi hadiseleri gören yanına perde çekmiştir adeta. İnsanlarda çok küçük de olsa bir parıltı aramış; karanlıklara hiç bakmamış. Bütün görüş ufkunu o ışıkçığa bağlamış. 27 Sadece mü'minleri, dost ve yakınlarını değil, hasımlarını bile affetme ufkunda yaşamış ve şu sözleriyle bize de o ufku göstermiş; "Madem ki nur-u hakikat, imana muhtaç gönüllerde tesirini yapıyor; bir Said değil, bin Said fedâ olsun. Yirmi sekiz sene çektiğim ezâ ve cefalar, mâruz kaldığım işkenceler ve katlandığım musibetler hep helâl olsun. Bana zulmedenlere, beni kasaba kasaba dolaştıranlara, hakaret edenlere, türlü türlü ithamlarla mahkûm etmek isteyenlere, zindanlarda bana yer hazırlayanlara, hepsine hakkımı helâl ettim." Ayrıca, muhatabımız kâfir bile olsa, ona veryansın etme, sınır tanımadan saldırma ve acımasızca sövüp sayma bir ibadet ve fazilet değildir. Peygamber Efendimiz, kendisine sürekli hakaret eden ve hep saygısızlıkta bulunan Ebu Cehil hakkında bile kötü söz söylemeyi tavsiye etmemiş; meselâ, "Ebu Cehil'e on defa lanet okursanız, benim şefaatimi ha-ketmiş olursunuz!" gibi bir söz söylememiştir. Yani, Peygamber'e hakaret eden ve saygısız davranan insanlara bile lanet okumak ve gidip her yerde onların kötülüğünü anlatmak gibi bir ibadet olduğuna dair dinde herhangi bir kayıt göstermek mümkün değildir. Bir insan selim kalb taşıyorsa, çirkin sözler ne maksatla söylenirse söylensin onun ruhunda yara yapar. İnanmış bir gönül, fenalık hangi zaviyeden gelirse gelsin, kötü duygu ve tutkular hangi enstrümanla seslendirilirse seslendirilsin onlardan rahatsız olur ve o türlü şeylere karşı hep kapalı kalır. Kur'an-ı Ke-rim'in ta'lim ettiği ahlâk çerçevesi içinde Resûl-ü Ekrem Efendimiz öyle davranmıştır. Ebu Cehil öldüğü zaman, bir rivayete göre, sadece "Bu ümmetin firavunu öldü" demiş ama Mekke'nin fethinden bir müddet sonra Müslüman olan Ebu Cehil'in oğlu Hazreti İkrime'nin de bulunduğu bir mecliste, Ebu Cehil aleyhinde bazı sözler söylenince, "Babalarını kınamak ve haklarında kötü söz söylemek suretiyle çocuklarını rencide etmeyin!" buyurmuştur. Peygamber Efendimiz bu beyanıyla, hem mü'minlere lüzumsuz sözler sarfetmemeleri tembihinde bulunmuş hem de yanında babasına hakaret etmek suretiyle oğuldaki cibilli duyguları harekete geçirmemeleri hususunda ashabını ikaz etmiştir. Allah Rasûlü'nün afv u safh ve müsamahasına bir misal de Abdullah b. Ubey b. Selül'e karşı olan tavır ve davranışlarıdır. Bildiğiniz gibi, o bir münafıktı, hatta münafıkların başıydı. İfk hadisesi gibi pek çok fitnede onun parmağı vardı. Fakat oğlu Abdullah çok güzel bir mü'mindi. Bir gün bu nezih oğul, Peygamber Efendimize gelerek "Ey Allah'ın Rasûlü, kulağıma geldiğine göre, babam Abdullah b. Ubeyy'i öldürtecekmişsiniz. Allah'a yemin ederim, Hazrec kabilesi içinde benden daha fazla babasına hürmet eden bir kişi yoktur. Eğer kararınızı vermişseniz, bana emredin 28 de, onu ben öldüreyim. Çünkü korkarım ki, babamı başkası öldürürse, babamın katili halkın arasında gezerken nefsim beni rahat bırakmaz ve onu öldürmem hususunda benimle uğraşır. Böylece bir mü'mini bir kâfir yerine öldürmüş olurum ve cehenneme müstahak hale gelirim!" demişti. Peygamber Efendimiz de ona, "Hayır, biz babana merhamet ederiz. Bizimle beraber kaldığı müddetçe ona ihsanda bulunuruz" buyurmuştu. Ve Allah Rasûlü, Abdullah b. Ubeyy'in münafık olduğunu bildiği halde onun cenazesine iştirak etmiş; oğlu Abdullah'ın ısrarı üzerine kabri başında onun için mağfiret talebinde bulunacağı sırada "Kâfir olarak ölüp cehennemlik oldukları kendilerine belli olduktan sonra, akraba bile olsalar, müşriklerin affedilmelerini istemek, Peygamberin de, müminlerin de yapacağı bir iş değildir" (Tevbe, 9/113) mealindeki ayeti kerime nazil olmuş ve ondan sonra Peygamber Efendimiz müşrik ve münafıkların cenaze namazlarını kılmadığı gibi onlar için istiğfarda da bulunmamıştır. Bununla beraber, o gün sırtındaki temiz gömleğini çıkarıp Abdullah b. Ubeyy'in oğluna vermiş ve "Bunu babana kefen olarak giydir" demiştir. [/B][/I][/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Hakkımı Helal Etmiyorum !....
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst