Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Hakkımı Helal Etmiyorum !....
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="mihrimah" data-source="post: 249868" data-attributes="member: 656"><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>Resûl-ü Ekrem Efendimizin bu davranışında da başka bir nükte</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>vardır: Allah Teâlâ, "Sen af ve müsamaha yolunu tut, iyiliği emret ve</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>cahillere aldırış etme" (A'raf, 7/199) gibi ayet-i kerimelerle afv u safhı</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>emir buyurmaktadır; dolayısıyla, mü'minler, hataları büyütmemeli,</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>elden geldiğince kusurları örtmeli ve en affedilmeyecek kabahatları bile</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>bağışlamalıdırlar. Fakat hiçbir mü'min, Allah'a ait hukukun söz konusu</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>olduğu yerde, dine ve dindara düşmanlık edenler hakkında "Ben her</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>şeyi affettim; Allah'ım, Sen de affet" diyemez. Ömür boyu Allah'ı inkâr</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>etmiş, dine hakarette bulunmuş, İnsanlığın İftihar Tablosu aleyhinde</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>ağza alınamayacak sözler söylemiş, Kur'an'a dil uzatmış bir insanın affını</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>dilemek kimsenin haddi değildir; öyle bir istek, her şeyden önce</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>Allah'a karşı saygısızlıktır. Bu konuda mü'minler sadece "Ben diğer hakları</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>hak sahiplerine havale ederek kendi hakkımdan vaz geçiyorum" diyebilirler.</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>Nitekim Allah Rasûlü de Abdullah b. Ubeyy'e karşı kendi</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>hakkından vazgeçmiş ama onun için istiğfarda bulunmamıştır.</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>Affetmek, Rasûl-ü Ekrem'in (sallallahu aleyhi ve sellem) ahlâkıdır. O</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>hayatı boyunca bu ahlâkın gereğini ortaya koymuş; Mekke'de kendisine</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>eziyet edenleri ve Bedir, Uhud, Hendek savaşlarında Müslümanlara</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>saldırıp onları yok etmek isteyenleri bile sonradan İslâm'a girince</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>affetmiştir. Kur'an-ı Kerim, Efendimizin bu güzel huyunu sena sadedinde,</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>"İnsanlara yumuşak davranman da Allah'ın merhametinin eseridir.</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>29</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>Eğer katı yürekli, kaba biri olsaydın, insanlar senin etrafından dağılıverirlerdi.</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>Öyleyse onların kusurlarını affet, onlar için mağfiret dile ve işleri</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>onlarla müşavere et. Bir kere de azmettin mi, yalnız Allah'a tevekkül et.</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>Allah muhakkak ki kendisine dayanıp güvenenleri sever" (Al-i İmran,</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>3/159) buyurmuştur.</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>Evet, Allah Rasûlü ve selef-i salihîn efendilerimiz afv u safh yörünge-li</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>bir ömür sürmüşlerdir ama güzel ahlâklı olmak, kusurları görmemek,</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>hataları affetmek ve insanları bağışlamak bazen çok zordur. Öyle ki, biri</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>gelir, size arkadan bir tekme vurur. Sonra hıncını alamaz, karnınıza da</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>bir yumruk atar. Bakar ki, siz mukabele etmiyorsunuz, bu defa da yüzünüze</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>bir tokat aşk eder. Bütün bu saldırılara bedel, adalet ve ruhsat aynıyla</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>karşılık vermeye müsaade ediyorken, insanın af ve müsamaha yolunu</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>tutması ve azimeti tercih etmesi ancak kulun kendisini unutması,</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>enaniyeti terk ufkunda yaşaması ve bütün ağyar mülahazalarından kalbini</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>arındırmış olmasıyla mümkündür.</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>Belh'i Unutmak Gerek!</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>Rivayetlere göre; İbrahim Ethem Hazretleri, Belh'de hükümdarlık</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>sırası bekleyen bir prens iken tahtı, saltanatı ve dünyevî meşgaleleri terk</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>ederek hakikat yolunda seyr u süluka durur; bir üstada el verir. Bir gün</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>üstadı onu imtihan etmek için bir müridini görevlendirir. O da gider,</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>ayağına geçirdiği mahmuz gibi bir şeyle İbrahim Ethem'in ayaklarına</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>vurup durur.</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>Ayaklarından kanlar akan İbrahim Ethem bize göre çok kâmilâne olan</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>şu sözü söyler: "Dostum, biz nefis davasını Belh'te bıraktık, beyhude</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>uğraşıyorsun." Bu söz imtihan için gönderilen müridin de çok hoşuna</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>gider; muhatabının kötülüğü iyilikle savma alicenaplığını takdir eder.</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>Sonra üstadının yanına varır, olup biteni anlatır. Üstad anlatılanları dinledikten</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>sonra hükmünü verir, "Demek ki, o hâlâ Belh'i unutamamış"</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>der.</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>İşte, afv u safh yolu bazen kendini unutmayı gerektirir. Kendini unutan</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>insan çok geniş bir alanı hatırlamış olur. Hep nefsini gören ve sürekli</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>onu öne çıkaran kimse ise, çok büyük bir alanı nisyana mahkum eder.</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>Kendi nefsine ve cemaat enaniyetine karşı panjurları kapatan bir insan,</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>bütün İslâm âlemine, hatta topyekün insanlığa açılan çok geniş bir pencerenin</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>perdelerini kaldırmış ve mahlukâtın umumuna karşı sevgi ve</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>alâka duyacağı bir koridora girmiş bulunur.</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>Hâsılı, kamil mü'minler, gönlünde merhamete yer bulunmayan ve</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>düşmanlık duygusunu besleyip duran insanlar gibi olmamalı; Allah</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>ahlâ-kıyla ahlâklanarak, Cenâb-ı Hakk'ın muamelesini esas almalıdırlar.</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>30</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>Allah Teâlâ'nın, yılan-çıyan, arslan-kaplan, mü'min-müşrik ayrımı</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>yapmadan bütün varlıklara rızık verdiği gibi; onlar da, Yaratan'dan</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>ötürü, herkese ve her şeye karşı bir nevi alâka duymalıdırlar. İnsanları</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>mahçup etmemeye azami gayret göstermeli, başkalarının en büyük</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>hatalarına bile müsamahayla yaklaşmalı, onlardan özür beklemeden ve</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>onların suçluluk psikolojisi içine girmelerine fırsat vermeden mümkünse</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>maruz kaldıkları kötülüklere makul mazeretler bulmalıdırlar. Muhataplarının</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>hatalarını yüzlerine vurarak onları utandırmamalı, suçluluk</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>psikolojisine sürükleyerek kendilerini müdafaa etme zaafına düşürmemelidirler.</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>Kendi hal ve davranışlarının bazı yanlış mülahazalara sebebiyet</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>vermiş olabileceğini düşünmeli, bunu ikrar ederek muhataplarını</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>rahatlatmalı ve ne yapıp etmeli, onları kin, nefret, adavet, gıybet,</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>iftira gibi şeytanî tuzaklardan ve bu günahlara girerek ahiretlerini kaybetme</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong>talihsizliğinden korumalıdırlar.</strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong></strong></em></span></p><p><span style="color: darkslategray"><em><strong></strong></em></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="mihrimah, post: 249868, member: 656"] [COLOR=darkslategray][I][B]Resûl-ü Ekrem Efendimizin bu davranışında da başka bir nükte vardır: Allah Teâlâ, "Sen af ve müsamaha yolunu tut, iyiliği emret ve cahillere aldırış etme" (A'raf, 7/199) gibi ayet-i kerimelerle afv u safhı emir buyurmaktadır; dolayısıyla, mü'minler, hataları büyütmemeli, elden geldiğince kusurları örtmeli ve en affedilmeyecek kabahatları bile bağışlamalıdırlar. Fakat hiçbir mü'min, Allah'a ait hukukun söz konusu olduğu yerde, dine ve dindara düşmanlık edenler hakkında "Ben her şeyi affettim; Allah'ım, Sen de affet" diyemez. Ömür boyu Allah'ı inkâr etmiş, dine hakarette bulunmuş, İnsanlığın İftihar Tablosu aleyhinde ağza alınamayacak sözler söylemiş, Kur'an'a dil uzatmış bir insanın affını dilemek kimsenin haddi değildir; öyle bir istek, her şeyden önce Allah'a karşı saygısızlıktır. Bu konuda mü'minler sadece "Ben diğer hakları hak sahiplerine havale ederek kendi hakkımdan vaz geçiyorum" diyebilirler. Nitekim Allah Rasûlü de Abdullah b. Ubeyy'e karşı kendi hakkından vazgeçmiş ama onun için istiğfarda bulunmamıştır. Affetmek, Rasûl-ü Ekrem'in (sallallahu aleyhi ve sellem) ahlâkıdır. O hayatı boyunca bu ahlâkın gereğini ortaya koymuş; Mekke'de kendisine eziyet edenleri ve Bedir, Uhud, Hendek savaşlarında Müslümanlara saldırıp onları yok etmek isteyenleri bile sonradan İslâm'a girince affetmiştir. Kur'an-ı Kerim, Efendimizin bu güzel huyunu sena sadedinde, "İnsanlara yumuşak davranman da Allah'ın merhametinin eseridir. 29 Eğer katı yürekli, kaba biri olsaydın, insanlar senin etrafından dağılıverirlerdi. Öyleyse onların kusurlarını affet, onlar için mağfiret dile ve işleri onlarla müşavere et. Bir kere de azmettin mi, yalnız Allah'a tevekkül et. Allah muhakkak ki kendisine dayanıp güvenenleri sever" (Al-i İmran, 3/159) buyurmuştur. Evet, Allah Rasûlü ve selef-i salihîn efendilerimiz afv u safh yörünge-li bir ömür sürmüşlerdir ama güzel ahlâklı olmak, kusurları görmemek, hataları affetmek ve insanları bağışlamak bazen çok zordur. Öyle ki, biri gelir, size arkadan bir tekme vurur. Sonra hıncını alamaz, karnınıza da bir yumruk atar. Bakar ki, siz mukabele etmiyorsunuz, bu defa da yüzünüze bir tokat aşk eder. Bütün bu saldırılara bedel, adalet ve ruhsat aynıyla karşılık vermeye müsaade ediyorken, insanın af ve müsamaha yolunu tutması ve azimeti tercih etmesi ancak kulun kendisini unutması, enaniyeti terk ufkunda yaşaması ve bütün ağyar mülahazalarından kalbini arındırmış olmasıyla mümkündür. Belh'i Unutmak Gerek! Rivayetlere göre; İbrahim Ethem Hazretleri, Belh'de hükümdarlık sırası bekleyen bir prens iken tahtı, saltanatı ve dünyevî meşgaleleri terk ederek hakikat yolunda seyr u süluka durur; bir üstada el verir. Bir gün üstadı onu imtihan etmek için bir müridini görevlendirir. O da gider, ayağına geçirdiği mahmuz gibi bir şeyle İbrahim Ethem'in ayaklarına vurup durur. Ayaklarından kanlar akan İbrahim Ethem bize göre çok kâmilâne olan şu sözü söyler: "Dostum, biz nefis davasını Belh'te bıraktık, beyhude uğraşıyorsun." Bu söz imtihan için gönderilen müridin de çok hoşuna gider; muhatabının kötülüğü iyilikle savma alicenaplığını takdir eder. Sonra üstadının yanına varır, olup biteni anlatır. Üstad anlatılanları dinledikten sonra hükmünü verir, "Demek ki, o hâlâ Belh'i unutamamış" der. İşte, afv u safh yolu bazen kendini unutmayı gerektirir. Kendini unutan insan çok geniş bir alanı hatırlamış olur. Hep nefsini gören ve sürekli onu öne çıkaran kimse ise, çok büyük bir alanı nisyana mahkum eder. Kendi nefsine ve cemaat enaniyetine karşı panjurları kapatan bir insan, bütün İslâm âlemine, hatta topyekün insanlığa açılan çok geniş bir pencerenin perdelerini kaldırmış ve mahlukâtın umumuna karşı sevgi ve alâka duyacağı bir koridora girmiş bulunur. Hâsılı, kamil mü'minler, gönlünde merhamete yer bulunmayan ve düşmanlık duygusunu besleyip duran insanlar gibi olmamalı; Allah ahlâ-kıyla ahlâklanarak, Cenâb-ı Hakk'ın muamelesini esas almalıdırlar. 30 Allah Teâlâ'nın, yılan-çıyan, arslan-kaplan, mü'min-müşrik ayrımı yapmadan bütün varlıklara rızık verdiği gibi; onlar da, Yaratan'dan ötürü, herkese ve her şeye karşı bir nevi alâka duymalıdırlar. İnsanları mahçup etmemeye azami gayret göstermeli, başkalarının en büyük hatalarına bile müsamahayla yaklaşmalı, onlardan özür beklemeden ve onların suçluluk psikolojisi içine girmelerine fırsat vermeden mümkünse maruz kaldıkları kötülüklere makul mazeretler bulmalıdırlar. Muhataplarının hatalarını yüzlerine vurarak onları utandırmamalı, suçluluk psikolojisine sürükleyerek kendilerini müdafaa etme zaafına düşürmemelidirler. Kendi hal ve davranışlarının bazı yanlış mülahazalara sebebiyet vermiş olabileceğini düşünmeli, bunu ikrar ederek muhataplarını rahatlatmalı ve ne yapıp etmeli, onları kin, nefret, adavet, gıybet, iftira gibi şeytanî tuzaklardan ve bu günahlara girerek ahiretlerini kaybetme talihsizliğinden korumalıdırlar. [/B][/I][/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Hakkımı Helal Etmiyorum !....
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst