Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Hal Diliyle Örnek Olmak
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Muvahhid1" data-source="post: 239700" data-attributes="member: 1003203"><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Franklin Gothic Medium'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">Söz istediği kadar coşkulu, istediği kadar cazip ve edebî olsun, inanan bir gönülden, samimi bir kalpten çıkmadıkça donuk ve sönük olur, karşıdaki insana tesir edemez.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Franklin Gothic Medium'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black"><p style="text-align: left"></p></span></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Franklin Gothic Medium'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">İnsan ağzından çıkan sözün canlı bir örneği olmadıkça, söylediğinin hakiki temsilcisi sayılamaz. Bu kimseye itimat eden de bulunmaz. Ancak içi ile dışı bir olduğu zaman, sözler parlak, kelimeler cazip olmasa da halkın imanı ve güveni temin edilebilir. Çünkü o zaman kelime ve sözler kuvvetini nağmelerden değil, bizzat hakikatlerden alır.</p></span></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Franklin Gothic Medium'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black"></p></span></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Franklin Gothic Medium'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">Sözün güzelliği parlak ve edebî olduğundan değil, sadakat ve samimiyetinden ötürüdür. Ancak bu takdirde söz, canlı bir erierji kaynağı haline gelir. Artık o, bizzat gerçeğin ifadesi olur.</p></span></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Franklin Gothic Medium'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black"></p></span></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Franklin Gothic Medium'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">Bir gerçeği ifade edebilmek için, söz ile hareket, akide ile ahlak arasındaki uyumu sağlamakla imkân bulur. Bu da, sadakatle çalışmayı, O’ndan medet dilemeyi ve O’nun hidayet kaynağı olan hakikatlerden yardım istemeyi gerektirir.</p></span></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Franklin Gothic Medium'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">Cenab-ı Hak, sözle yapılan davete fiilen örnek olmayı emreder: <span style="color: red">“İnsanları Allah’a davet ve kendisi de sâlih amel/iyi davranış ve hareket eden ve, ‘Ben şüphesiz müslümanlardanım’diyen kimseden daha güzel sözlü kimdir?” </span></p><p></span><p style="text-align: left"></p><p></span><p style="text-align: left"></p><p></span><p style="text-align: left">28</p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Franklin Gothic Medium'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">Bu ayette, iyiliği emreden davetçide aranacak vasıfların en öneemlileri bir araya getirilmiştir. Burada iyiliğe davet eden davetçi için sâlih amel, işinin sözüne uygun olmasıdır. “Ben şüphesiz müslümanlardanım”demesi ise, davetçinin kendini dinleyicilerden üstün ve ayrı görmemesi, onlarla kaynaşmış, kibar ve gurur gibi duygulara kapılmamış olmasıdır.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Franklin Gothic Medium'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black"><p style="text-align: left"></p></span></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Franklin Gothic Medium'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">Örnek olmak, iyiliği emir ve kötülükten sakındırma işleminin onsuz gerçekleşemeyeceği ve meyvesini veremeceği bir esasıdır. Çoğu zaman konuşmadan, sözden çok uygulamalar etkili olur. İyiliği emreden ve kötülüklerden sakındıran, nasihat eden kişiler, söylediklerine uymadıkları zaman, muhatabın fitneye düşmesine, davetçinin söylediklerinin doğruluğuna ikna olmamasına götürür. </p></span></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Franklin Gothic Medium'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black"></p></span></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Franklin Gothic Medium'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">Hasan-ı Basrî şöyle der:</p></span></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Franklin Gothic Medium'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black"></p></span></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Franklin Gothic Medium'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black"><span style="color: blue">“İnsanlara uygulamanla, fiilinle nasihat et, sözlerinle değil. Nasihatçi, bir şeyi emir ve tavsiye etmek istediğinde kendi nefsinden başlar ve onu önce kendisi yapar. Bir kötülükten de sakındırmak istediğinde ondan önce kendisi sakınır.”</span> 29</p></span></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Franklin Gothic Medium'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black"></p></span></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Franklin Gothic Medium'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">Hz. Ali (r.a.) şöyle der: </p></span></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Franklin Gothic Medium'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black"></p></span></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Franklin Gothic Medium'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black"><span style="color: blue">“Kim kendisini başkalarına bir önder olarak tayin ederse başkasına öğüt vermeden önce kendi kendisine öğüt versin. Diliyle terbiye kurallarını anlatmadan önce davranışlarını o kurallara uydursun. Kendi kendisine öğüt veren ve kendisini düzelten, başkalarına öğüt verip başkalarını düzeltmeye çalışan kimseden daha çok saygıya lâyıktır.”</span></p></span></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Franklin Gothic Medium'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black"></p></span></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Franklin Gothic Medium'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">Muhammed b. Vâsi (k.s) şöyle derdi: </p></span></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Franklin Gothic Medium'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black"></p></span></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Franklin Gothic Medium'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black"><span style="color: blue">“Sözlerinden önce görüntüsünden etkilendiğin insanlarla dostluk kur.”</span></p></span></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Franklin Gothic Medium'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black"></p></span></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Franklin Gothic Medium'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">Zünnûn-i Misrî, <span style="color: blue">“Güzel hal ve sıfatı sana bir şey anlatanın meclisinde otur, sırf diliyle sana bir şeyler anlatanın meclisinde bulunma</span>” diye uyarıda bulunmuştur.</p></span></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Franklin Gothic Medium'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">Ondan önce, Hasan-ı Basrî de şöyle diyordu: “<span style="color: blue">Sana amelleriyle hak ve hayrı anlatan kimseyle otur, fakat sırf kelimeleriyle hitap edenle oturma.”</span> 30</p></span></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Franklin Gothic Medium'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black"></p></span></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Franklin Gothic Medium'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">İbn Nüceyd de (k.s) şöyle derdi: <span style="color: blue">“Kendisini görmüş olman seni terbiye etmiyor, hali de seni edebe sevketmiyorsa bil ki o kişinin kendisi henüz terbiye olmamıştır</span>.” 31</p></span></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Franklin Gothic Medium'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black"></p></span></span></span></p><p style="text-align: left"><span style="font-family: 'Franklin Gothic Medium'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: black">Büyük velîlerden Yahya b. Muâz er-Râzî (k.s),<span style="color: blue"> “Bir kimse hocasının hareket ve davranışlarından istifade edemiyorsa gözlerinden hiç istifade edemez</span>” demiştir.</p><p></span><p style="text-align: left"></p><p></span><p style="text-align: left"></p><p></span><p style="text-align: left">32</p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="color: black">28 Fussilet 41/33.</span></p> <p style="text-align: left"><span style="color: black">29 Ahmed b. Hanbel, Kitâbüz-Zühd, s. 273; Abdülkadır-i Geylânî, Fethu’rRabbânî, s. </span></p> <p style="text-align: left"><span style="color: black">30 Ahmed b. Hanbel, Kitâbüz-Zühd, s. 273; Ebû Tâlib el-Mekkî, Kûtül-Kulûb</span></p> <p style="text-align: left"><span style="color: black">31 Sülemi Tabakatüs-Sûfiyye, s. 454; Ibnü’I-Mülakkin, Tabakatü’I-Evliyâ, s. 108.</span></p> <p style="text-align: left"><span style="color: black">32 Şa’rani Tabakatül-Kübrâ, 1/81.</span></p> <p style="text-align: left"><span style="color: black"></span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="color: black">Alıntı .. </span></p><p><span style="color: black"></span></p><p><span style="color: black"></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Muvahhid1, post: 239700, member: 1003203"] [LEFT][FONT=Franklin Gothic Medium][SIZE=3][COLOR=black]Söz istediği kadar coşkulu, istediği kadar cazip ve edebî olsun, inanan bir gönülden, samimi bir kalpten çıkmadıkça donuk ve sönük olur, karşıdaki insana tesir edemez.[/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [FONT=Franklin Gothic Medium][SIZE=3][COLOR=black][LEFT] İnsan ağzından çıkan sözün canlı bir örneği olmadıkça, söylediğinin hakiki temsilcisi sayılamaz. Bu kimseye itimat eden de bulunmaz. Ancak içi ile dışı bir olduğu zaman, sözler parlak, kelimeler cazip olmasa da halkın imanı ve güveni temin edilebilir. Çünkü o zaman kelime ve sözler kuvvetini nağmelerden değil, bizzat hakikatlerden alır. Sözün güzelliği parlak ve edebî olduğundan değil, sadakat ve samimiyetinden ötürüdür. Ancak bu takdirde söz, canlı bir erierji kaynağı haline gelir. Artık o, bizzat gerçeğin ifadesi olur. Bir gerçeği ifade edebilmek için, söz ile hareket, akide ile ahlak arasındaki uyumu sağlamakla imkân bulur. Bu da, sadakatle çalışmayı, O’ndan medet dilemeyi ve O’nun hidayet kaynağı olan hakikatlerden yardım istemeyi gerektirir. Cenab-ı Hak, sözle yapılan davete fiilen örnek olmayı emreder: [COLOR=red]“İnsanları Allah’a davet ve kendisi de sâlih amel/iyi davranış ve hareket eden ve, ‘Ben şüphesiz müslümanlardanım’diyen kimseden daha güzel sözlü kimdir?” [/COLOR][/LEFT][/COLOR][LEFT][/left][/SIZE][LEFT][/left][/FONT][LEFT]28 [FONT=Franklin Gothic Medium][SIZE=3][COLOR=black]Bu ayette, iyiliği emreden davetçide aranacak vasıfların en öneemlileri bir araya getirilmiştir. Burada iyiliğe davet eden davetçi için sâlih amel, işinin sözüne uygun olmasıdır. “Ben şüphesiz müslümanlardanım”demesi ise, davetçinin kendini dinleyicilerden üstün ve ayrı görmemesi, onlarla kaynaşmış, kibar ve gurur gibi duygulara kapılmamış olmasıdır.[/COLOR][/SIZE][/FONT][/LEFT] [FONT=Franklin Gothic Medium][SIZE=3][COLOR=black][LEFT] Örnek olmak, iyiliği emir ve kötülükten sakındırma işleminin onsuz gerçekleşemeyeceği ve meyvesini veremeceği bir esasıdır. Çoğu zaman konuşmadan, sözden çok uygulamalar etkili olur. İyiliği emreden ve kötülüklerden sakındıran, nasihat eden kişiler, söylediklerine uymadıkları zaman, muhatabın fitneye düşmesine, davetçinin söylediklerinin doğruluğuna ikna olmamasına götürür. Hasan-ı Basrî şöyle der: [COLOR=blue]“İnsanlara uygulamanla, fiilinle nasihat et, sözlerinle değil. Nasihatçi, bir şeyi emir ve tavsiye etmek istediğinde kendi nefsinden başlar ve onu önce kendisi yapar. Bir kötülükten de sakındırmak istediğinde ondan önce kendisi sakınır.”[/COLOR] 29 Hz. Ali (r.a.) şöyle der: [COLOR=blue]“Kim kendisini başkalarına bir önder olarak tayin ederse başkasına öğüt vermeden önce kendi kendisine öğüt versin. Diliyle terbiye kurallarını anlatmadan önce davranışlarını o kurallara uydursun. Kendi kendisine öğüt veren ve kendisini düzelten, başkalarına öğüt verip başkalarını düzeltmeye çalışan kimseden daha çok saygıya lâyıktır.”[/COLOR] Muhammed b. Vâsi (k.s) şöyle derdi: [COLOR=blue]“Sözlerinden önce görüntüsünden etkilendiğin insanlarla dostluk kur.”[/COLOR] Zünnûn-i Misrî, [COLOR=blue]“Güzel hal ve sıfatı sana bir şey anlatanın meclisinde otur, sırf diliyle sana bir şeyler anlatanın meclisinde bulunma[/COLOR]” diye uyarıda bulunmuştur. Ondan önce, Hasan-ı Basrî de şöyle diyordu: “[COLOR=blue]Sana amelleriyle hak ve hayrı anlatan kimseyle otur, fakat sırf kelimeleriyle hitap edenle oturma.”[/COLOR] 30 İbn Nüceyd de (k.s) şöyle derdi: [COLOR=blue]“Kendisini görmüş olman seni terbiye etmiyor, hali de seni edebe sevketmiyorsa bil ki o kişinin kendisi henüz terbiye olmamıştır[/COLOR].” 31 Büyük velîlerden Yahya b. Muâz er-Râzî (k.s),[COLOR=blue] “Bir kimse hocasının hareket ve davranışlarından istifade edemiyorsa gözlerinden hiç istifade edemez[/COLOR]” demiştir.[/LEFT][/COLOR][LEFT][/left][/SIZE][LEFT][/left][/FONT][LEFT]32 [SIZE=4][/SIZE] [COLOR=black]28 Fussilet 41/33. 29 Ahmed b. Hanbel, Kitâbüz-Zühd, s. 273; Abdülkadır-i Geylânî, Fethu’rRabbânî, s. 30 Ahmed b. Hanbel, Kitâbüz-Zühd, s. 273; Ebû Tâlib el-Mekkî, Kûtül-Kulûb 31 Sülemi Tabakatüs-Sûfiyye, s. 454; Ibnü’I-Mülakkin, Tabakatü’I-Evliyâ, s. 108. 32 Şa’rani Tabakatül-Kübrâ, 1/81. [/COLOR] [COLOR=black][/COLOR] [COLOR=black]Alıntı .. [/COLOR][/LEFT][COLOR=black] [/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Hal Diliyle Örnek Olmak
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst