Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Halkın Ağzına Beton Dökün,Allah (c.c) Diyemesin..
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Lebbeyk" data-source="post: 2691" data-attributes="member: 18"><p style="text-align: right"><strong>Salı, 18 Mart 2008</strong> </p> <p style="text-align: right"></p><p></p><p></p><p style="text-align: left"><strong><span style="font-size: 12px">LUTFEN ONCE OKU TAMAMINI BELKI BIRGUN SENDE NACAR KALIRSIN..</span></strong></p><p></p><p></p><p></p><p style="text-align: center"><span style="color: red"><span style="font-size: 18px"><strong>70 milyonun ağzına “beton” dökün ki, “Allah” diyemesinler! </strong> </span></span></p><p></p><p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Çok bilinen bir hikâye olmasına rağmen, tam yerine rast geldiği için yeniden yayınlamakta herhalde bir sakınca olmaz... Hikâye dediğim; "kurt ile kuzu"nun hikâyesi... </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Malûm, "kurt"un biri dereden su içerken, uzaktan "minik bir kuzu" gelmiş yanına... Tam su içmeye eğilmiş ki; kurt, "suyumu bulandırıyorsun" demiş... Minik kuzu, yumuşak bir sesle; "Ama kurt amca; sen yukarıdasın, ben aşağıdayım, suyunu nasıl bulandırabilirim ki?.." demiş... </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Kurt, "kuzu haklı" demiş; </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>"Onu yemek için bir başka sebep bulmalıyım"... </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Derken, aklına gelmiş; </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>"Ama geçen yıl, işte şuradaydın ve suyumu bulandırmıştın!"... Kuzu, "imkânsız" demiş; "Burada olmam imkânsız... Çünkü geçen yıl, ben henüz doğmamıştım bile!"... </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Kurt, "eyvah" demiş; "baltayı yine taşa vurduk... En iyisi mi, daha inandırıcı bir sebep bulayım!"... Bulmuş da... "Tamam, şimdi hatırladım" demiş; "Geçen yıl suyumu bulandıran senin annendi!.. Ha sen, ha senin annen!.. Ne farkeder ki?.. Boşuna çabalama?.. Ayağıma kadar gelmişken, hiç bırakır mıyım seni?.. Yaklaş yanıma!.. Şurada, hiç kimse yokken, bir güzel parçalayıp yiyeyim seni!" </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Dedim ya, tam yerine rast geldi, ben de bu hikâyeyi anlattım... Zira, "günün mânâ ve ehemmiyeti"ne en uygun hikâye bu!.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Görüyorsunuz ya; </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Kurt, "kuzuyu yemeyi" kafasına koymuşsa, "bahane üstüne bahane" uyduruyor!.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Kuzunun "suyun aşağısında" bulunmasının, dolayısıyla suyu bulandırmasının imkânsız olmasının hiç önemi yok!.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>"Geçen yıl henüz doğmamış olması"nın da hiçbir önemi yok!.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>"Kuzuyu yemeyi" kafasına koymuş ya, "anne"sini bahane gösteriyor!.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>O da olmasaydı; </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Herhalde "başka bahaneler" bulurdu!.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>TBMM'DE OLMAYAN KUR'AN KURSU! </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>İşte bu hikâye, Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın AK Parti hakkında açtığı "kapatma dâvâsı"nda kaleme aldığı "iddianame" ile birebir örtüşüyor!.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Dikkat ettiyseniz; Başsavcı'nın iddialarında "somut olaylar"dan ziyade, "medya haberleri"ne dayalı, yalanlanmış "soyut iddialar" var!.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Hem de, "olmayan şeyler"le ilgili iddia!.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Alın size, muhabirimiz Kenan Kıran'ın ortaya çıkardığı çarpıcı bir örnek... </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Başsavcı Abdurrahman Yalçınkaya, hazırladığı iddianamede, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) mescidinde Kur'an Kursu açıldığını öne sürmüş!.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>İddianamenin 57. sayfasında, “Bülent Arınç'ın başkanlığını yaptığı TBMM'nin mescidinde Kur'an Kursu açıldığının yazılı basında yer aldığı” belirtiliyor. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Söz konusu iddia, Meclis Eski Başkanı Bülent Arınç'ın, laikliğe aykırı 5. eylemi olarak gösterilmiş. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Gelin, görün ki; TBMM mescidinde Kur'an Kursu açıldığına yönelik kartel gazetelerinde yer alan haber, hem dönemin Meclis Başkanı Bülent Arınç, hem de Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yalanlanmıştı. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Bülent Arınç, 3 Temmuz 2005 tarihinde, CHP Denizli Milletvekili Mehmet U. Neşşar'ın, “TBMM kampüsünde yer alan Cami'de Kur'an Kursu açıldığına” ilişkin soru önergesini cevaplandırmış ve </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>“Yaz Kur'an Kursu açma yetki ve görevi Diyanet İşleri Başkanlığı'na ait olup, TBMM Başkanlığı'nın yaz Kur'an kursu açması söz konusu değildir. Şu anda TBMM kampüsünde Diyanet İşleri Başkanlığı'nca açılmış bir yaz Kur'an Kursu yoktur” demişti. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Ama, Başsavcı ne demiş; </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>"Başkanlığını yaptığı TBMM'nin, mescidinde Kur'an Kursu açıldığının yazılı basında yer aldığı..." (Ek, 60) </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Tamam, "yazılı basın"da yer almış... Üstelik, CHP'li milletvekili tarafından "soru önergesi" de verilmiş!.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>İyi, hoş da; </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Bu iddiaların "asılsız" oluğu da açıklanmış birader!.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Bu, "ne saçma suçlama"dır ki; "gazete kupürleri" delil olarak kabul edilmiş ama "Arınç'ın cevabı"na hiç yer verilmemiş!.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Bence, "sadece bu sebeple" bile, bu iddianame "yok hükmünde" sayılıp, hemen çöpe atılmalıdır!.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span><p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>SÖYLENMEMİŞ SÖZ DE İDDİANAMEDE! </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span><p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Buyrun, bir örnek daha... Haklarında "siyaset yasağı" istenen "71 kişi" arasında ismi geçen Konya'nın Seydişehir İlçesi Belediye Başkanı İbrahim Halıcı'nın "söylemediği sözler" de iddianamede yer almış!.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Nasıl mı?.. Bakın, iddianame aynen şöyle: </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>"Konya'nın Seydişehir ilçesinde, 18 Mart Çanakkale Şehitleri'ni Anma Günü nedeniyle düzenlenen şiir ve müzik yarışmasında birinci olan İmam Hatip Lisesi öğrencilerine ödüllerinin verilmesi için okul bahçesinde düzenlenen törende konuşma yapan AK Partili Belediye Başkanı İbrahim Halıcı'nın, "Ben de bu okulda okudum. O dönem okul çok kalabalıktı, şimdi azalmış, inşallah bütün okullar İmam Hatip olacak" dediği, (Ek. 145) </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Peki, Başkan Halıcı bu sözleri söylemiş mi?.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Söylememişse, Başsavcı nereden duymuş veya nereden okumuş bu sözleri?.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Çünkü, söz konusu törenle ilgili haber, 31 Mart Toroslar Gazetesi'nde yayınlanmış!.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>"Haberin asıl metni" ise şöyle: </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>"İHL öğrencilerine Başkandan hediye.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>18 Mart Çanakkale zaferini muhteşem şekilde hazırlayan Seydişehir İmam Hatip Lisesi öğretmen ve öğrencilerini, Seydişehir Belediye Başkanı İbrahim Halıcı kutladı. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Seydişehir İmam Hatip Lisesi'nde törenle öğrencilere kol saati hediye eden Başkan Halıcı: </strong></span></p> <p style="text-align: left"></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>"Düzenledikleri etkinlikten dolayı çok mutlu olduklarını" ifade etti. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Seydişehir Belediye Başkanı İbrahim Halıcı; "Yapılan özverili etkinliğinizden dolayı hepinize teşekkür ederim. Ben de bir İmam Hatip Lisesi mezunuyum. Bizler de zamanında güzel programlar hazırlar ve yarışmalara katılırdık. Ama sizlerin 18 Mart Çanakkale zaferini bu denli özveri ile hazırlamanız ve sunmanız bizleri daha da mutlu etti" dedi." </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Söyleyin Allah aşkına; </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Bu konuşmanın neresinde var, "inşallah bütün okullar İmam Hatip olacak" şeklinde bir ifade?.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Velev ki olsun; ne farkeder ki!.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Ama yok!.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Şunu söylemeye çalışıyorum: </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Başsavcı Bey, "iddianame"sine "Meclis'te olmayan Kur'an Kursu"nu taşıdığı gibi, "Başkan'ın söylemediği sözleri” de taşımış!.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Bunlar, şimdilik yazabildiklerim... Bunlar gibi, daha nice örnek var ki; bana göre bu iddianame "dram" veya "trajedi" değil, tam bir "komedi şaheseri"dir!.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Dolayısıyla, "Anayasa Mahkemesi salonları"nda değil, "komedyenler sahnesi"nde değerlendirilmelidir!.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>O HALDE, THK'YI DA KAPATIN! </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Başsavcı tarafından hazırlanan bu iddianame, neresinden tutarsanız tutun, lime lime dökülüyor. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>"İslâmi" olan ne varsa, "dinî" olan ne varsa, "Kur'an Kursu" adına ne varsa ve "başörtüsü" hakkında kim ne söylemiş veya "medya tarafından söylettirilmiş" ise, hepsi "iddianame"de!.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span><p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Bu yüzden de, "AK Parti'nin kapatılması" ve "71 kişiye siyaset yasağı getirilmesi" isteniyor!.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Bu insanlar, "dinî kelime ve kavramlar"ı kullanıyorlar diye “siyasi hayat”larına ve "görev"lerine son verilecekse, ilk önce "Türk Hava Kurumu'nun kapatılması" ve Başkanı Emekli Tümgeneral Yusuf Güngör'ün de görevden alınması gerekmez mi?.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Öyle ya; </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span><p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>AK Parti gibi, sadece son 5-6 yıldır değil, THK yıllardır "dinî kavramları" kullanıyor!.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Bu THK değil mi okullara "fitre ve zekât zarfı" gönderen?!?.. Bu THK değil mi, "Müslüman" halkın kestiği "kurban"ların derisine el koyan?!?.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span><p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Ohh, ne alâ memleket!.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span><p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>THK, onlarca yıldır "fitre ve zekât" toplayacak, "Müslüman"ların kestiği "kurban"ların derilerine el koyacak ve bu "laikliğe aykırı" olmayacak ama, "AK Partili yöneticiler"in, "Allah... Kur'an... Şeriat... Başörtüsü" demesi suç olacak!.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Ohhh!.. Suyundan da koy!.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>AĞIZLARA BETON DÖKÜN! </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Sırası gelmişken söyleyeyim: </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Eğer "Allah" demek bir "suç" ise; şimdiden tezi yok, "70 milyon insan"ın ağzına bir an önce "beton" dökülmelidir!.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span><p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Çünkü, bu ülkede; </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span><p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Bırakın “Müslüman” olanları, "Marksist" ve "Ateist" olanlar bile, çok zorda kaldıklarında veya bindikleri uçak "hava boşluğu"na düştüğünde "Allah" derler; "Allah'ım bana yardım et!" </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span><p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Hâl böyle iken; hem de adı "Rahman'ın kulu" demek olan Başsavcı Abdurrahman Yalçınkaya'nın, her "Allah" diyeni suçlaması ve siyaset yasağı getirmeye uğraşması, "nasıl bir ülkede yaşadığını bilmediği" şeklinde yorumlanabilir!.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span><p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Haaa, her "Allah" diyen suçlanacaksa, başsavcı, ilk önce "kendisini" suçlamalı, "kendisinin görevden alınmasını" istemeli ve ilk önce "kendi ağzına beton dökmeli"dir!.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Çünkü, kendisi de "Allah'ın kulu"dur!.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>ATATÜRK'Ü DE YASAKLAR MIYDI? </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>İnanın merak ediyorum: Eğer Atatürk yaşasaydı; Başsavcı "Atatürk'e de siyaset yasağı" ister miydi?.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Evet, evet; "tesettür"le ilgili sözlerinden, "şehadet"le ilgili sözlerinden dolayı Atatük için de "siyaset yasağı" ister miydi?.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Korkarım ki, isterdi!.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Çünkü Atatürk, bugün "93. yıldönümü"nü kutladığımız "Çanakkale Zaferi"ni anlatırken, çarpıcı bir örnek verir!.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Atatürkçülüğü; “niyete göre soyulan bir muz” haline çevirenlere Ruşen Eşref'in “Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal'le Mülâkat” adlı eserini okumalarını tavsiye ederim. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Kitabın 48'den başlayıp, 50. sayfaya kadar devam eden bölümünde, Atatürk, bakın nasıl anlatıyor “Bombasırtı Vak'ası”nı: </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>“Size Bombasırtı Vak'asını anlatmadan geçemeyeceğim... Karşılıklı siperlerimiz arasında mesafemiz sekiz metre... Yani, ölüm muhakkak... Birinci siperdekiler, hiçbiri kurtulamamacasına düşüyor... İkinci siperdekiler, onların yerine gidiyor... Fakat, ne kadar gıptaya şayan bir itidal ve tevekkülle biliyor musunuz: Öleni görüyor, üç dakikaya kadar kendisinin de öleceğini biliyor, fakat en ufak bir fütur bile göstermiyor... Sarsılmak yok!.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Okumak bilenler; ellerinde Kur'an-ı Kerim, Cennet'e gitmeye hazırlanıyorlar!.. Bilmeyenler ise Kelime-i Şehadet getirerek yürüyorlar! </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Bu; Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren, şaşılacak ve övülecek bir misaldir. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Emin olmalısınız ki; Çanakkale Muharebesi'ni kazandıran, işte bu yüksek ruhtur!” </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>............ </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span><p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Bu yazdıklarım; işkembe-i kübramdan çıkarıp, bazılarının yaptığı gibi, Atatürkçülük kılıfı altında yutturmaya kalktığım şahsi görüşlerim değildir! </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Bu sözler; bizzat Mustafa Kemal'in kendisine aittir. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span><p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Mustafa Kemal'in övgüyle söz ettiği bu "ruh"tur ki; Çanakkale'yi "geçilmez" kılmış, Anadolu'yu "vatan" yapmıştır!.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Peki, Başsavcı hazretleri ne diyor; </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>"Allah demek, şeriat demek suç!" </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>O halde; "70 milyon insan"ın ağzına "beton dökmek" şart oldu!.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Dökün, dökün... Hiç durmayın, 70 milyon insanın ağzına "beton" dökün!.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Ki; ağızlarını açıp, "Allah" diyemesinler!.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Kod adı Sarıkız! </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Kod adları "Sarıkız" ve "Ayışığı" olan "darbe plânları"nın "Ergenekon" adlı "terör örgütü" ile "doğrudan" veya "dolaylı" bir ilişkisi var mı, bilmiyorum... Ancak, her iki "örgütlenme"nin de "izleyecekleri yol" ve "strateji"nin "aynı" olması, son derece dikkat çekici!.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span><p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Hani, "ortak akıl" diyorlar ya; insanların "ortak bir nokta"da birleşip, "Başsavcı bu iddianameyi tek başına mı yazdı, yoksa Ergenekon'cuların da parmağı var mı?" diye sormaları da dikkat çekici!.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span><p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Eğer böyle bir "ilişki" varsa, o zaman </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>"Sarıkız'cıların darbe süreci"ni hatırlamakta fayda var... </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span><p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Malûm, izleyecekleri "yol" ve "metod"lar şöyleydi: </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>1- Önce basını ele geçirmeye çalışacaktık. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>2- Sonra rektörler ile temas edip öğrencileri sokağa dökecektik. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>3- Sendikalar ile aynı şekilde hareket edecektik. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>4- Sokaklara afiş astıracaktık. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>5- Dernekler ile temas edip onları da hükümet aleyhine teşvik edecektik. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>6- Bütün bu olayları yurt çapında yapacaktık. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Ne ilginç değil mi?.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span><p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>"Darbe süreci" ile "iddianame süreci" birbiriyle tıpatıp örtüşüyor!.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Sahi, bu işte "Ergenekon'cuların parmağı" var mı?..</strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Dökün, dökün... Hiç durmayın, 70 milyon insanın ağzına "beton" dökün!.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong>Ki; ağızlarını açıp, "Allah" diyemesinler!.. </strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span><p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong><span style="font-size: 22px">KALBLERiNE NASIL DöKüLECEK ONU BiLEN VARMI AGIZLAR DIYEMEZ BELKi KALBLER HERAN DiYOR ......</span></strong></span></p> <p style="text-align: left"><span style="font-size: 15px"><strong><span style="font-size: 22px"></span></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Lebbeyk, post: 2691, member: 18"] [RIGHT][B]Salı, 18 Mart 2008[/B] [/RIGHT] [LEFT][B][SIZE=3]LUTFEN ONCE OKU TAMAMINI BELKI BIRGUN SENDE NACAR KALIRSIN..[/SIZE][/B][/LEFT] [CENTER][COLOR=red][SIZE=5][B]70 milyonun ağzına “beton” dökün ki, “Allah” diyemesinler! [/B] [/SIZE][/COLOR][/CENTER] [LEFT][SIZE=4][B]Çok bilinen bir hikâye olmasına rağmen, tam yerine rast geldiği için yeniden yayınlamakta herhalde bir sakınca olmaz... Hikâye dediğim; "kurt ile kuzu"nun hikâyesi... Malûm, "kurt"un biri dereden su içerken, uzaktan "minik bir kuzu" gelmiş yanına... Tam su içmeye eğilmiş ki; kurt, "suyumu bulandırıyorsun" demiş... Minik kuzu, yumuşak bir sesle; "Ama kurt amca; sen yukarıdasın, ben aşağıdayım, suyunu nasıl bulandırabilirim ki?.." demiş... Kurt, "kuzu haklı" demiş; "Onu yemek için bir başka sebep bulmalıyım"... Derken, aklına gelmiş; "Ama geçen yıl, işte şuradaydın ve suyumu bulandırmıştın!"... Kuzu, "imkânsız" demiş; "Burada olmam imkânsız... Çünkü geçen yıl, ben henüz doğmamıştım bile!"... Kurt, "eyvah" demiş; "baltayı yine taşa vurduk... En iyisi mi, daha inandırıcı bir sebep bulayım!"... Bulmuş da... "Tamam, şimdi hatırladım" demiş; "Geçen yıl suyumu bulandıran senin annendi!.. Ha sen, ha senin annen!.. Ne farkeder ki?.. Boşuna çabalama?.. Ayağıma kadar gelmişken, hiç bırakır mıyım seni?.. Yaklaş yanıma!.. Şurada, hiç kimse yokken, bir güzel parçalayıp yiyeyim seni!" [/B][/SIZE] [SIZE=4][B]Dedim ya, tam yerine rast geldi, ben de bu hikâyeyi anlattım... Zira, "günün mânâ ve ehemmiyeti"ne en uygun hikâye bu!.. Görüyorsunuz ya; Kurt, "kuzuyu yemeyi" kafasına koymuşsa, "bahane üstüne bahane" uyduruyor!.. Kuzunun "suyun aşağısında" bulunmasının, dolayısıyla suyu bulandırmasının imkânsız olmasının hiç önemi yok!.. "Geçen yıl henüz doğmamış olması"nın da hiçbir önemi yok!.. "Kuzuyu yemeyi" kafasına koymuş ya, "anne"sini bahane gösteriyor!.. O da olmasaydı; Herhalde "başka bahaneler" bulurdu!.. [/B][/SIZE] [SIZE=4][B]TBMM'DE OLMAYAN KUR'AN KURSU! [/B][/SIZE] [SIZE=4][B]İşte bu hikâye, Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya'nın AK Parti hakkında açtığı "kapatma dâvâsı"nda kaleme aldığı "iddianame" ile birebir örtüşüyor!.. [/B][/SIZE] [SIZE=4][B]Dikkat ettiyseniz; Başsavcı'nın iddialarında "somut olaylar"dan ziyade, "medya haberleri"ne dayalı, yalanlanmış "soyut iddialar" var!.. Hem de, "olmayan şeyler"le ilgili iddia!.. Alın size, muhabirimiz Kenan Kıran'ın ortaya çıkardığı çarpıcı bir örnek... [/B][/SIZE] [SIZE=4][B]Başsavcı Abdurrahman Yalçınkaya, hazırladığı iddianamede, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin (TBMM) mescidinde Kur'an Kursu açıldığını öne sürmüş!.. [/B][/SIZE] [SIZE=4][B]İddianamenin 57. sayfasında, “Bülent Arınç'ın başkanlığını yaptığı TBMM'nin mescidinde Kur'an Kursu açıldığının yazılı basında yer aldığı” belirtiliyor. Söz konusu iddia, Meclis Eski Başkanı Bülent Arınç'ın, laikliğe aykırı 5. eylemi olarak gösterilmiş. Gelin, görün ki; TBMM mescidinde Kur'an Kursu açıldığına yönelik kartel gazetelerinde yer alan haber, hem dönemin Meclis Başkanı Bülent Arınç, hem de Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yalanlanmıştı. [/B][/SIZE] [SIZE=4][B]Bülent Arınç, 3 Temmuz 2005 tarihinde, CHP Denizli Milletvekili Mehmet U. Neşşar'ın, “TBMM kampüsünde yer alan Cami'de Kur'an Kursu açıldığına” ilişkin soru önergesini cevaplandırmış ve [/B][/SIZE] [SIZE=4][B]“Yaz Kur'an Kursu açma yetki ve görevi Diyanet İşleri Başkanlığı'na ait olup, TBMM Başkanlığı'nın yaz Kur'an kursu açması söz konusu değildir. Şu anda TBMM kampüsünde Diyanet İşleri Başkanlığı'nca açılmış bir yaz Kur'an Kursu yoktur” demişti. Ama, Başsavcı ne demiş; "Başkanlığını yaptığı TBMM'nin, mescidinde Kur'an Kursu açıldığının yazılı basında yer aldığı..." (Ek, 60) Tamam, "yazılı basın"da yer almış... Üstelik, CHP'li milletvekili tarafından "soru önergesi" de verilmiş!.. İyi, hoş da; Bu iddiaların "asılsız" oluğu da açıklanmış birader!.. Bu, "ne saçma suçlama"dır ki; "gazete kupürleri" delil olarak kabul edilmiş ama "Arınç'ın cevabı"na hiç yer verilmemiş!.. Bence, "sadece bu sebeple" bile, bu iddianame "yok hükmünde" sayılıp, hemen çöpe atılmalıdır!.. [/B][/SIZE][/LEFT][SIZE=4][B] [/B][/SIZE][LEFT][SIZE=4][B]SÖYLENMEMİŞ SÖZ DE İDDİANAMEDE! [/B][/SIZE][/LEFT][SIZE=4][B] [/B][/SIZE][LEFT][SIZE=4][B]Buyrun, bir örnek daha... Haklarında "siyaset yasağı" istenen "71 kişi" arasında ismi geçen Konya'nın Seydişehir İlçesi Belediye Başkanı İbrahim Halıcı'nın "söylemediği sözler" de iddianamede yer almış!.. Nasıl mı?.. Bakın, iddianame aynen şöyle: "Konya'nın Seydişehir ilçesinde, 18 Mart Çanakkale Şehitleri'ni Anma Günü nedeniyle düzenlenen şiir ve müzik yarışmasında birinci olan İmam Hatip Lisesi öğrencilerine ödüllerinin verilmesi için okul bahçesinde düzenlenen törende konuşma yapan AK Partili Belediye Başkanı İbrahim Halıcı'nın, "Ben de bu okulda okudum. O dönem okul çok kalabalıktı, şimdi azalmış, inşallah bütün okullar İmam Hatip olacak" dediği, (Ek. 145) [/B][/SIZE] [SIZE=4][B]Peki, Başkan Halıcı bu sözleri söylemiş mi?.. Söylememişse, Başsavcı nereden duymuş veya nereden okumuş bu sözleri?.. Çünkü, söz konusu törenle ilgili haber, 31 Mart Toroslar Gazetesi'nde yayınlanmış!.. "Haberin asıl metni" ise şöyle: "İHL öğrencilerine Başkandan hediye.. [/B][/SIZE] [SIZE=4][B]18 Mart Çanakkale zaferini muhteşem şekilde hazırlayan Seydişehir İmam Hatip Lisesi öğretmen ve öğrencilerini, Seydişehir Belediye Başkanı İbrahim Halıcı kutladı. Seydişehir İmam Hatip Lisesi'nde törenle öğrencilere kol saati hediye eden Başkan Halıcı: [/B][/SIZE] [SIZE=4][B]"Düzenledikleri etkinlikten dolayı çok mutlu olduklarını" ifade etti. Seydişehir Belediye Başkanı İbrahim Halıcı; "Yapılan özverili etkinliğinizden dolayı hepinize teşekkür ederim. Ben de bir İmam Hatip Lisesi mezunuyum. Bizler de zamanında güzel programlar hazırlar ve yarışmalara katılırdık. Ama sizlerin 18 Mart Çanakkale zaferini bu denli özveri ile hazırlamanız ve sunmanız bizleri daha da mutlu etti" dedi." [/B][/SIZE] [SIZE=4][B]Söyleyin Allah aşkına; Bu konuşmanın neresinde var, "inşallah bütün okullar İmam Hatip olacak" şeklinde bir ifade?.. Velev ki olsun; ne farkeder ki!.. Ama yok!.. Şunu söylemeye çalışıyorum: Başsavcı Bey, "iddianame"sine "Meclis'te olmayan Kur'an Kursu"nu taşıdığı gibi, "Başkan'ın söylemediği sözleri” de taşımış!.. Bunlar, şimdilik yazabildiklerim... Bunlar gibi, daha nice örnek var ki; bana göre bu iddianame "dram" veya "trajedi" değil, tam bir "komedi şaheseri"dir!.. Dolayısıyla, "Anayasa Mahkemesi salonları"nda değil, "komedyenler sahnesi"nde değerlendirilmelidir!.. [/B][/SIZE] [SIZE=4][B]O HALDE, THK'YI DA KAPATIN! [/B][/SIZE] [SIZE=4][B]Başsavcı tarafından hazırlanan bu iddianame, neresinden tutarsanız tutun, lime lime dökülüyor. "İslâmi" olan ne varsa, "dinî" olan ne varsa, "Kur'an Kursu" adına ne varsa ve "başörtüsü" hakkında kim ne söylemiş veya "medya tarafından söylettirilmiş" ise, hepsi "iddianame"de!.. [/B][/SIZE][/LEFT][SIZE=4][B] [/B][/SIZE][LEFT][SIZE=4][B]Bu yüzden de, "AK Parti'nin kapatılması" ve "71 kişiye siyaset yasağı getirilmesi" isteniyor!.. Bu insanlar, "dinî kelime ve kavramlar"ı kullanıyorlar diye “siyasi hayat”larına ve "görev"lerine son verilecekse, ilk önce "Türk Hava Kurumu'nun kapatılması" ve Başkanı Emekli Tümgeneral Yusuf Güngör'ün de görevden alınması gerekmez mi?.. [/B][/SIZE] [SIZE=4][B]Öyle ya; [/B][/SIZE][/LEFT][SIZE=4][B] [/B][/SIZE][LEFT][SIZE=4][B]AK Parti gibi, sadece son 5-6 yıldır değil, THK yıllardır "dinî kavramları" kullanıyor!.. Bu THK değil mi okullara "fitre ve zekât zarfı" gönderen?!?.. Bu THK değil mi, "Müslüman" halkın kestiği "kurban"ların derisine el koyan?!?.. [/B][/SIZE][/LEFT][SIZE=4][B] [/B][/SIZE][LEFT][SIZE=4][B]Ohh, ne alâ memleket!.. [/B][/SIZE][/LEFT][SIZE=4][B] [/B][/SIZE][LEFT][SIZE=4][B]THK, onlarca yıldır "fitre ve zekât" toplayacak, "Müslüman"ların kestiği "kurban"ların derilerine el koyacak ve bu "laikliğe aykırı" olmayacak ama, "AK Partili yöneticiler"in, "Allah... Kur'an... Şeriat... Başörtüsü" demesi suç olacak!.. Ohhh!.. Suyundan da koy!.. [/B][/SIZE] [SIZE=4][B]AĞIZLARA BETON DÖKÜN! [/B][/SIZE] [SIZE=4][B]Sırası gelmişken söyleyeyim: Eğer "Allah" demek bir "suç" ise; şimdiden tezi yok, "70 milyon insan"ın ağzına bir an önce "beton" dökülmelidir!.. [/B][/SIZE][/LEFT][SIZE=4][B] [/B][/SIZE][LEFT][SIZE=4][B]Çünkü, bu ülkede; [/B][/SIZE][/LEFT][SIZE=4][B] [/B][/SIZE][LEFT][SIZE=4][B]Bırakın “Müslüman” olanları, "Marksist" ve "Ateist" olanlar bile, çok zorda kaldıklarında veya bindikleri uçak "hava boşluğu"na düştüğünde "Allah" derler; "Allah'ım bana yardım et!" [/B][/SIZE][/LEFT][SIZE=4][B] [/B][/SIZE][LEFT][SIZE=4][B]Hâl böyle iken; hem de adı "Rahman'ın kulu" demek olan Başsavcı Abdurrahman Yalçınkaya'nın, her "Allah" diyeni suçlaması ve siyaset yasağı getirmeye uğraşması, "nasıl bir ülkede yaşadığını bilmediği" şeklinde yorumlanabilir!.. [/B][/SIZE][/LEFT][SIZE=4][B] [/B][/SIZE][LEFT][SIZE=4][B]Haaa, her "Allah" diyen suçlanacaksa, başsavcı, ilk önce "kendisini" suçlamalı, "kendisinin görevden alınmasını" istemeli ve ilk önce "kendi ağzına beton dökmeli"dir!.. Çünkü, kendisi de "Allah'ın kulu"dur!.. [/B][/SIZE] [SIZE=4][B]ATATÜRK'Ü DE YASAKLAR MIYDI? [/B][/SIZE] [SIZE=4][B]İnanın merak ediyorum: Eğer Atatürk yaşasaydı; Başsavcı "Atatürk'e de siyaset yasağı" ister miydi?.. Evet, evet; "tesettür"le ilgili sözlerinden, "şehadet"le ilgili sözlerinden dolayı Atatük için de "siyaset yasağı" ister miydi?.. Korkarım ki, isterdi!.. Çünkü Atatürk, bugün "93. yıldönümü"nü kutladığımız "Çanakkale Zaferi"ni anlatırken, çarpıcı bir örnek verir!.. Atatürkçülüğü; “niyete göre soyulan bir muz” haline çevirenlere Ruşen Eşref'in “Anafartalar Kumandanı Mustafa Kemal'le Mülâkat” adlı eserini okumalarını tavsiye ederim. Kitabın 48'den başlayıp, 50. sayfaya kadar devam eden bölümünde, Atatürk, bakın nasıl anlatıyor “Bombasırtı Vak'ası”nı: [/B][/SIZE] [SIZE=4][B]“Size Bombasırtı Vak'asını anlatmadan geçemeyeceğim... Karşılıklı siperlerimiz arasında mesafemiz sekiz metre... Yani, ölüm muhakkak... Birinci siperdekiler, hiçbiri kurtulamamacasına düşüyor... İkinci siperdekiler, onların yerine gidiyor... Fakat, ne kadar gıptaya şayan bir itidal ve tevekkülle biliyor musunuz: Öleni görüyor, üç dakikaya kadar kendisinin de öleceğini biliyor, fakat en ufak bir fütur bile göstermiyor... Sarsılmak yok!.. Okumak bilenler; ellerinde Kur'an-ı Kerim, Cennet'e gitmeye hazırlanıyorlar!.. Bilmeyenler ise Kelime-i Şehadet getirerek yürüyorlar! Bu; Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren, şaşılacak ve övülecek bir misaldir. Emin olmalısınız ki; Çanakkale Muharebesi'ni kazandıran, işte bu yüksek ruhtur!” ............ [/B][/SIZE][/LEFT][SIZE=4][B] [/B][/SIZE][LEFT][SIZE=4][B]Bu yazdıklarım; işkembe-i kübramdan çıkarıp, bazılarının yaptığı gibi, Atatürkçülük kılıfı altında yutturmaya kalktığım şahsi görüşlerim değildir! Bu sözler; bizzat Mustafa Kemal'in kendisine aittir. [/B][/SIZE][/LEFT][SIZE=4][B] [/B][/SIZE][LEFT][SIZE=4][B]Mustafa Kemal'in övgüyle söz ettiği bu "ruh"tur ki; Çanakkale'yi "geçilmez" kılmış, Anadolu'yu "vatan" yapmıştır!.. Peki, Başsavcı hazretleri ne diyor; "Allah demek, şeriat demek suç!" O halde; "70 milyon insan"ın ağzına "beton dökmek" şart oldu!.. Dökün, dökün... Hiç durmayın, 70 milyon insanın ağzına "beton" dökün!.. Ki; ağızlarını açıp, "Allah" diyemesinler!.. Kod adı Sarıkız! Kod adları "Sarıkız" ve "Ayışığı" olan "darbe plânları"nın "Ergenekon" adlı "terör örgütü" ile "doğrudan" veya "dolaylı" bir ilişkisi var mı, bilmiyorum... Ancak, her iki "örgütlenme"nin de "izleyecekleri yol" ve "strateji"nin "aynı" olması, son derece dikkat çekici!.. [/B][/SIZE][/LEFT][SIZE=4][B] [/B][/SIZE][LEFT][SIZE=4][B]Hani, "ortak akıl" diyorlar ya; insanların "ortak bir nokta"da birleşip, "Başsavcı bu iddianameyi tek başına mı yazdı, yoksa Ergenekon'cuların da parmağı var mı?" diye sormaları da dikkat çekici!.. [/B][/SIZE][/LEFT][SIZE=4][B] [/B][/SIZE][LEFT][SIZE=4][B]Eğer böyle bir "ilişki" varsa, o zaman [/B][/SIZE] [SIZE=4][B]"Sarıkız'cıların darbe süreci"ni hatırlamakta fayda var... [/B][/SIZE][/LEFT][SIZE=4][B] [/B][/SIZE][LEFT][SIZE=4][B]Malûm, izleyecekleri "yol" ve "metod"lar şöyleydi: [/B][/SIZE] [SIZE=4][B]1- Önce basını ele geçirmeye çalışacaktık. [/B][/SIZE] [SIZE=4][B]2- Sonra rektörler ile temas edip öğrencileri sokağa dökecektik. [/B][/SIZE] [SIZE=4][B]3- Sendikalar ile aynı şekilde hareket edecektik. [/B][/SIZE] [SIZE=4][B]4- Sokaklara afiş astıracaktık. [/B][/SIZE] [SIZE=4][B]5- Dernekler ile temas edip onları da hükümet aleyhine teşvik edecektik. [/B][/SIZE] [SIZE=4][B]6- Bütün bu olayları yurt çapında yapacaktık. [/B][/SIZE] [SIZE=4][B]Ne ilginç değil mi?.. [/B][/SIZE][/LEFT][SIZE=4][B] [/B][/SIZE][LEFT][SIZE=4][B]"Darbe süreci" ile "iddianame süreci" birbiriyle tıpatıp örtüşüyor!.. Sahi, bu işte "Ergenekon'cuların parmağı" var mı?.. Dökün, dökün... Hiç durmayın, 70 milyon insanın ağzına "beton" dökün!.. Ki; ağızlarını açıp, "Allah" diyemesinler!.. [/B][/SIZE][/LEFT][SIZE=4][B] [/B][/SIZE][LEFT][SIZE=4][B][SIZE=6]KALBLERiNE NASIL DöKüLECEK ONU BiLEN VARMI AGIZLAR DIYEMEZ BELKi KALBLER HERAN DiYOR ...... [/SIZE][/B][/SIZE][/LEFT][SIZE=4][B] [/B][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Halkın Ağzına Beton Dökün,Allah (c.c) Diyemesin..
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst