Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Haramları İşlerken Hangi Zaruretlere Sığınıyoruz?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 128271" data-attributes="member: 27"><p style="text-align: center"><strong><u><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: Blue">Zarûretler haramı helâl kılar mı?</span></span></span></u></strong></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Bediüzzaman Said Nursî’nin, en son dersinde dikkat çektiği bir konu da “zaruretler”dir. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Zaruret nedir, nasıl ortaya çıkar? </span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Zaruretlerin hükmü nedir? </span></span></span></p><p></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"><strong>Müslümanların önüne konulan bir kaide vardır. O da şudur: </strong>“Zaruretler mahzurlu şeyleri mübah kılar.” Bu kaideye sığınarak, bazı Müslümanlar <strong>“Avrupa’nın bazı usûllerini, medeniyetin gereklerini taklide mecburuz”</strong> diyorlar. </span></span></span></p><p></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Şunları düşünmekten kendimizi alamıyoruz: <span style="color: Navy">“Dünya, büyük bir mânevî buhran geçiriyor. Mânevî temelleri sarsılan Garb cemiyeti içinde doğan bir hastalık, bir vebâ, bir tâun felâketi, gittikçe yeryüzüne dağılıyor. Bu müthiş bulaşıcı hastalığa karşı İslâm cemiyeti ne gibi çarelerle karşı koyacak? Garbın çürümüş, kokmuş, tefessüh etmiş, bâtıl formülleriyle mi? Yoksa, İslâm cemiyetinin ter ü taze îman esaslarıyla mı? <strong>Îman kalesini küfrün çürük direkleri tutamaz.”</strong></span>1 </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Batıda çıkan mânevî hastalıklar medyada bol bol anlatılıyor. Onlara burada girmek istemiyorum. Batıda çıkan hastalık öyle bulaşıcı ki, çok hızlı yayılıyor. Batılıların hapşırmasına da gerek yok. Nasıl oluyorsa bize hemen bulaşıyor. <strong>“Kelin ilâcı olsa başına sürer”</strong> diye bir atasözümüz var. Yerinde söylenmiş güzel bir söz. Avrupa’nın, mânevî hastalıkları konusunda ilâcı yok. O hastalıkların ilâcı İslâm’da. Mânevî hastalıklarımızın ilâcı Kur’ân-ı Hakîm’de. Zira zaman ihtiyarladıkça Kur’ân gençleşiyor. Onun esasları tazeliğini koruyor. Kıyamete kadar da koruyacak İnşallah. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Bediüzzaman der ki: <span style="color: Navy">“Zaruret sû-i ihtiyardan gelse, kat’iyen doğru değildir; haramı helâl etmez. Sû-i ihtiyardan gelmezse, yani zarûret haram yoluyla olmamışsa zararı yok. Meselâ; bir adam sû-i ihtiyarıyla haram bir tarzda kendini sarhoş etse ve sarhoşlukla bir cinayet yapsa, hüküm aleyhine cârî olur, mâzur sayılmaz, ceza görür. Çünkü, sû-i ihtiyarıyla bu zarûret meydana gelmiştir. Fakat bir meczup çocuk cezbe halinde birisini vursa, mâzurdur. Ceza görmez. Çünkü ihtiyarı dahilinde değildir.”</span>2 </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">İnsanlar tercihini kötüye kullanarak zarûrete bir kılıf giydirse bu doğru olmaz. Haramı helâl yapmaz. Burada günlük hayatta karşılaştığımız iki örnek vardır. Bunların üzerinde durmak gerekir. Bir adam kendi isteğiyle içki içip sarhoş olsa ve bir cinayet işlese özürlü değildir, cezaya çarptırılır. Bir deli çocuk aynı suçu işlese o özürlü kabul edilir, ceza verilmez. Çünkü onun aklı başında değildir. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Zarûretin bir sınırı var mıdır? Varsa onu nasıl belirleyeceğiz? </span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Üstadın dediği gibi: <span style="color: Navy">“Ekmek yemek, yaşamak gibi zarurî ihtiyaçlar haricinde başka hangi zarûret var? Su-i ihtiyardan, gayr-ı meşrû meyillerden ve haram muamelelerden tevellüd eden hareketler haramı helâl etmeye medar olamazlar.”</span>3 </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Hayatı devam ettirmek bir zorunluluktur. Hayat tehlikeye girerse zarûretlerin kapısı çalınabilir. Murdar hayvanın etini yemek haramdır. Meselâ, ölmek üzere olan bir kimse tok oluncaya kadar değil, ölmeyecek kadar murdar etten yiyebilir. Tehlike ölüm, yeme sınırı ölmeyecek kadar. Yani yapılacak şeyde hak ve menfaat esas olmalıdır. </span></span></span><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"><span style="color: Navy">“Hak ve maslahat ise, şeriatta esastır. Fakat <strong>‘Zarûretler haramları mübah kılar’</strong> kâide-i şer’iyesince bâzan haram bildiğimiz şey, ilcâ-i zarûretle vâcip olur. <strong>Taaffün etmiş parmak kesilir; tâ el kesilmesin.”</strong></span>4 </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Dinimizde hak ve fayda esas kabul edilmiştir. Yukarıda olduğu gibi zarûretin zorlaması ile haram bildiğimiz bir şeyi yapmak zorunda kalabiliriz. Meselâ, çürümüş, kangren olmuş bir parmak kesilir. Bu bir tıbbî zorunluluktur. Hekimler tarafından karar verilir ve uygulanır. <strong>Parmak kesilmezse el kesilir. El kesilmezse kol kesilir. Yani tehlike gittikçe büyür. Tehlikenin büyümemesi için önceden tedbir alınır. Buna zaruret var denilir. </strong></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"><strong></strong></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Günlük hayatta karşılaştığımız sinema, tiyatro, televizyon, bilgisayar oyunları gibi şeylerde insanlar tiryaki olmuşsa, mutlak zaruret olmadığı ve sû-i ihtiyardan geldiği için, haramı helâl etmeye sebep olamaz. Dünya kanunlarında bile bunlarla ilgili ceza maddeleri yer almaktadır. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Bediüzzaman bid’alara taraftar olan hocalar için talebelerine şu tavsiyelerde bulunur: <span style="color: Navy">“Zamanın ilcaatıyla zarûretler ortalıkta zannederek bazı hocaların bid’alara taraftarlığından dolayı onlara hücum etmeyiniz. Bilmeyerek <strong>‘Zaruret var’</strong> zannıyla hareket eden o biçarelere vurmayınız. <strong>Onun için kuvvetimizi dahilde sarf etmiyoruz.</strong> Biçare, zarûret derecesine girmiş, bize muhalif olanlardan hoca da olsa onlara ilişmeyiniz. <strong>Ben tek başımla daha evvel aleyhimdeki o kadar muarızlara karşı dayandığım, zerre kadar fütur getirmediğim, o hizmet-i imaniyede muvaffak olduğum halde, şimdi milyonlar Nur Talebesi olduğu halde, yine müsbet hareket etmekle onların bütün tahkiratlarına, zulümlerine tahammül ediyorum.”</strong></span></span></span></span></p><p> </p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Üzülerek belirtmek gerekir ki, bazı hocalarımız zarûret var zannederek bid’alara taraftar oluyorlar. Bir yönüyle bid’aların yayılmasına da sebep oluyorlar. Sonuç olarak İslâm’a zarar veriyorlar. Üstad kendi aleyhinde çalışan hocalarla bile uğraşmamıştır. Tek başına başlattığı iman hizmetinde muvaffak olmuş ve bugün milyonlarca Nur Talebesinin yetişmesine zemin hazırlamıştır. Halbuki Üstada en çok hocaların taraftar olması gerekirdi. Ne yazık ki taraftar olmak bir yana aleyhinde bulunmaktan da çekinmemişlerdir. Onlar belki aldandılar veya aldatıldılar. Bu sözlerim geçmişte bir kısım hocalarımız içindir. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Şimdi Allah’a şükür o oran yok denecek kadar azaldı. Üstad ve Nur Talebelerinin imtihanı çetin olmuştur. Çünkü onların mesleği sahabe mesleğidir. Sahabeler de çok ağır imtihana tabi tutulmuşlardı. Sünnetin en küçük bir meselesini bile büyük görmüşler ve hayatları pahasına da olsa o yoldan ayrılmamışlardır. Onların sabır ve sebatı İslâm’ın yayılmasında en büyük paydır. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray">Duâm odur ki, Allah Nur Talebelerini sahabe mesleğinden ebediyen ayırmasın! Kıyamette de onlarla birlikte haşretsin! (Âmin!) </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"></span></span></span></p><p> <em><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkSlateGray"><strong><u>Dipnotlar:</u> </strong></span></span></span></em> </p><p> <em><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkSlateGray">1- Bediüzzaman Said Nursî, Tarihçe-i Hayat, s. 956. </span></span></span></em></p><p> <em><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkSlateGray">2- Bediüzzaman Said Nursî, Emirdağ Lâhikası, s. 872-873. </span></span></span></em></p><p> <em><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkSlateGray">3- Bediüzzaman Said Nursî, Emirdağ Lâhikası, s. 873. </span></span></span></em></p><p> <em><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkSlateGray">4- Bediüzzaman Said Nursî, Eski Said Dönemi Eserleri. (Münâzarât), s. 223</span></span></span></em></p><p> <p style="text-align: right"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"> <u><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkGreen">Ahmet ÖZDEMİR</span></span></strong></u></span></span></span></p> <p style="text-align: right"><u><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkGreen">21.05.2009</span></span></span></strong></u></p> <p style="text-align: right"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkSlateGray"><u><strong><span style="font-size: 10px"><span style="color: DarkGreen">Yeniasya</span></span></strong></u></span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 128271, member: 27"] [CENTER][B][U][FONT=Century Gothic][SIZE=5][COLOR=Blue]Zarûretler haramı helâl kılar mı?[/COLOR][/SIZE][/FONT][/U][/B][/CENTER] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Bediüzzaman Said Nursî’nin, en son dersinde dikkat çektiği bir konu da “zaruretler”dir. [/COLOR][/SIZE][/FONT][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Zaruret nedir, nasıl ortaya çıkar? [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Zaruretlerin hükmü nedir? [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray][B]Müslümanların önüne konulan bir kaide vardır. O da şudur: [/B]“Zaruretler mahzurlu şeyleri mübah kılar.” Bu kaideye sığınarak, bazı Müslümanlar [B]“Avrupa’nın bazı usûllerini, medeniyetin gereklerini taklide mecburuz”[/B] diyorlar. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Şunları düşünmekten kendimizi alamıyoruz: [COLOR=Navy]“Dünya, büyük bir mânevî buhran geçiriyor. Mânevî temelleri sarsılan Garb cemiyeti içinde doğan bir hastalık, bir vebâ, bir tâun felâketi, gittikçe yeryüzüne dağılıyor. Bu müthiş bulaşıcı hastalığa karşı İslâm cemiyeti ne gibi çarelerle karşı koyacak? Garbın çürümüş, kokmuş, tefessüh etmiş, bâtıl formülleriyle mi? Yoksa, İslâm cemiyetinin ter ü taze îman esaslarıyla mı? [B]Îman kalesini küfrün çürük direkleri tutamaz.”[/B][/COLOR]1 [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Batıda çıkan mânevî hastalıklar medyada bol bol anlatılıyor. Onlara burada girmek istemiyorum. Batıda çıkan hastalık öyle bulaşıcı ki, çok hızlı yayılıyor. Batılıların hapşırmasına da gerek yok. Nasıl oluyorsa bize hemen bulaşıyor. [B]“Kelin ilâcı olsa başına sürer”[/B] diye bir atasözümüz var. Yerinde söylenmiş güzel bir söz. Avrupa’nın, mânevî hastalıkları konusunda ilâcı yok. O hastalıkların ilâcı İslâm’da. Mânevî hastalıklarımızın ilâcı Kur’ân-ı Hakîm’de. Zira zaman ihtiyarladıkça Kur’ân gençleşiyor. Onun esasları tazeliğini koruyor. Kıyamete kadar da koruyacak İnşallah. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Bediüzzaman der ki: [COLOR=Navy]“Zaruret sû-i ihtiyardan gelse, kat’iyen doğru değildir; haramı helâl etmez. Sû-i ihtiyardan gelmezse, yani zarûret haram yoluyla olmamışsa zararı yok. Meselâ; bir adam sû-i ihtiyarıyla haram bir tarzda kendini sarhoş etse ve sarhoşlukla bir cinayet yapsa, hüküm aleyhine cârî olur, mâzur sayılmaz, ceza görür. Çünkü, sû-i ihtiyarıyla bu zarûret meydana gelmiştir. Fakat bir meczup çocuk cezbe halinde birisini vursa, mâzurdur. Ceza görmez. Çünkü ihtiyarı dahilinde değildir.”[/COLOR]2 [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]İnsanlar tercihini kötüye kullanarak zarûrete bir kılıf giydirse bu doğru olmaz. Haramı helâl yapmaz. Burada günlük hayatta karşılaştığımız iki örnek vardır. Bunların üzerinde durmak gerekir. Bir adam kendi isteğiyle içki içip sarhoş olsa ve bir cinayet işlese özürlü değildir, cezaya çarptırılır. Bir deli çocuk aynı suçu işlese o özürlü kabul edilir, ceza verilmez. Çünkü onun aklı başında değildir. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Zarûretin bir sınırı var mıdır? Varsa onu nasıl belirleyeceğiz? [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Üstadın dediği gibi: [COLOR=Navy]“Ekmek yemek, yaşamak gibi zarurî ihtiyaçlar haricinde başka hangi zarûret var? Su-i ihtiyardan, gayr-ı meşrû meyillerden ve haram muamelelerden tevellüd eden hareketler haramı helâl etmeye medar olamazlar.”[/COLOR]3 [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Hayatı devam ettirmek bir zorunluluktur. Hayat tehlikeye girerse zarûretlerin kapısı çalınabilir. Murdar hayvanın etini yemek haramdır. Meselâ, ölmek üzere olan bir kimse tok oluncaya kadar değil, ölmeyecek kadar murdar etten yiyebilir. Tehlike ölüm, yeme sınırı ölmeyecek kadar. Yani yapılacak şeyde hak ve menfaat esas olmalıdır. [/COLOR][/SIZE][/FONT][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray] [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray][COLOR=Navy]“Hak ve maslahat ise, şeriatta esastır. Fakat [B]‘Zarûretler haramları mübah kılar’[/B] kâide-i şer’iyesince bâzan haram bildiğimiz şey, ilcâ-i zarûretle vâcip olur. [B]Taaffün etmiş parmak kesilir; tâ el kesilmesin.”[/B][/COLOR]4 [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Dinimizde hak ve fayda esas kabul edilmiştir. Yukarıda olduğu gibi zarûretin zorlaması ile haram bildiğimiz bir şeyi yapmak zorunda kalabiliriz. Meselâ, çürümüş, kangren olmuş bir parmak kesilir. Bu bir tıbbî zorunluluktur. Hekimler tarafından karar verilir ve uygulanır. [B]Parmak kesilmezse el kesilir. El kesilmezse kol kesilir. Yani tehlike gittikçe büyür. Tehlikenin büyümemesi için önceden tedbir alınır. Buna zaruret var denilir. [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Günlük hayatta karşılaştığımız sinema, tiyatro, televizyon, bilgisayar oyunları gibi şeylerde insanlar tiryaki olmuşsa, mutlak zaruret olmadığı ve sû-i ihtiyardan geldiği için, haramı helâl etmeye sebep olamaz. Dünya kanunlarında bile bunlarla ilgili ceza maddeleri yer almaktadır. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Bediüzzaman bid’alara taraftar olan hocalar için talebelerine şu tavsiyelerde bulunur: [COLOR=Navy]“Zamanın ilcaatıyla zarûretler ortalıkta zannederek bazı hocaların bid’alara taraftarlığından dolayı onlara hücum etmeyiniz. Bilmeyerek [B]‘Zaruret var’[/B] zannıyla hareket eden o biçarelere vurmayınız. [B]Onun için kuvvetimizi dahilde sarf etmiyoruz.[/B] Biçare, zarûret derecesine girmiş, bize muhalif olanlardan hoca da olsa onlara ilişmeyiniz. [B]Ben tek başımla daha evvel aleyhimdeki o kadar muarızlara karşı dayandığım, zerre kadar fütur getirmediğim, o hizmet-i imaniyede muvaffak olduğum halde, şimdi milyonlar Nur Talebesi olduğu halde, yine müsbet hareket etmekle onların bütün tahkiratlarına, zulümlerine tahammül ediyorum.”[/B][/COLOR][/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Üzülerek belirtmek gerekir ki, bazı hocalarımız zarûret var zannederek bid’alara taraftar oluyorlar. Bir yönüyle bid’aların yayılmasına da sebep oluyorlar. Sonuç olarak İslâm’a zarar veriyorlar. Üstad kendi aleyhinde çalışan hocalarla bile uğraşmamıştır. Tek başına başlattığı iman hizmetinde muvaffak olmuş ve bugün milyonlarca Nur Talebesinin yetişmesine zemin hazırlamıştır. Halbuki Üstada en çok hocaların taraftar olması gerekirdi. Ne yazık ki taraftar olmak bir yana aleyhinde bulunmaktan da çekinmemişlerdir. Onlar belki aldandılar veya aldatıldılar. Bu sözlerim geçmişte bir kısım hocalarımız içindir. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Şimdi Allah’a şükür o oran yok denecek kadar azaldı. Üstad ve Nur Talebelerinin imtihanı çetin olmuştur. Çünkü onların mesleği sahabe mesleğidir. Sahabeler de çok ağır imtihana tabi tutulmuşlardı. Sünnetin en küçük bir meselesini bile büyük görmüşler ve hayatları pahasına da olsa o yoldan ayrılmamışlardır. Onların sabır ve sebatı İslâm’ın yayılmasında en büyük paydır. [/COLOR][/SIZE][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray]Duâm odur ki, Allah Nur Talebelerini sahabe mesleğinden ebediyen ayırmasın! Kıyamette de onlarla birlikte haşretsin! (Âmin!) [/COLOR][/SIZE][/FONT] [I][FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][COLOR=DarkSlateGray][B][U]Dipnotlar:[/U] [/B][/COLOR][/SIZE][/FONT][/I] [I][FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][COLOR=DarkSlateGray]1- Bediüzzaman Said Nursî, Tarihçe-i Hayat, s. 956. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/I] [I][FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][COLOR=DarkSlateGray]2- Bediüzzaman Said Nursî, Emirdağ Lâhikası, s. 872-873. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/I] [I][FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][COLOR=DarkSlateGray]3- Bediüzzaman Said Nursî, Emirdağ Lâhikası, s. 873. [/COLOR][/SIZE][/FONT][/I] [I][FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][COLOR=DarkSlateGray]4- Bediüzzaman Said Nursî, Eski Said Dönemi Eserleri. (Münâzarât), s. 223[/COLOR][/SIZE][/FONT][/I] [RIGHT][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray] [U][B][SIZE=2][COLOR=DarkGreen]Ahmet ÖZDEMİR[/COLOR][/SIZE][/B][/U][/COLOR][/SIZE][/FONT][/RIGHT] [RIGHT][U][B][FONT=Comic Sans MS][SIZE=2][COLOR=DarkGreen]21.05.2009[/COLOR][/SIZE][/FONT][/B][/U][/RIGHT] [RIGHT][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3][COLOR=DarkSlateGray][U][B][SIZE=2][COLOR=DarkGreen]Yeniasya[/COLOR][/SIZE][/B][/U][/COLOR][/SIZE][/FONT][/RIGHT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nur Okuyoruz
Haramları İşlerken Hangi Zaruretlere Sığınıyoruz?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst