Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Hâsılı, Onlar, İnsanlığın Şerefi; İftihâr Vesîlesidirler. Nâdir Bulunurlar.
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Huseyni" data-source="post: 147483" data-attributes="member: 27"><p style="text-align: center"><strong><u><span style="font-family: 'Century Gothic'"><span style="font-size: 18px"><span style="color: Blue">GIPTA EDİLECEKLER</span></span></span></u></strong></p><p> <p style="text-align: center"><img src="http://www.yeniasya.com.tr/2009/07/31/resim/gip.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /> </p><p style="text-align: left">Sessiz ve adsız kahramanlar vardır. Onları herkes tanımaz. Zaman zaman karşılaştığımızda gayet mütevâzi’ halleriyle, hiç dikkatimizi çekmezler.</p> <p style="text-align: left"></p> </p><p></p><p>Zâten onlar ön plana çıkmayı, bir resim karesinde yer almayı sevmezler. İstemedikleri halde, herhangi bir sebeple bilinirlerse, hemen ortadan kaybolmayı tercîh ederler. Onlar, hep fıtrî vazîfelerini yapagelen, farkında olmadığımız, ancak eksiklikleri durumunda aramaya başladığımız güneş gibi, hava gibi, su gibi varlıklardır. </p><p></p><p>“Sessiz yaşadım; kim, beni nerden bilecektir?” diyen rahmetli M. Âkif gibi, bilinmek ve tanınmak ihtimâlini bile kabullenmezler. Bu kişilere pek çoklukla ve sıklıkla rastlanmaz. Tesâdüf ettiğimizde de, kendi dünyâmızın gürültüsü içerisinde onlara gereken ehemmiyeti vermeyiz. Çünkü, bizce önemli olan pek çok davranışa sâhip değillerdir. Bizim üzüldüğümüz nice durumlarda onların güldüğünü görürüz. Bizim sevindiklerimizi istiğrâbla karşılarlar. Tabiî, bizler de onların bu hallerini… </p><p></p><p>Onlar gözlerini tek hedefe dikmişlerdir. Kendilerini muvazzaf kıldıkları îmân ve Kur’ân hizmetine… Onların nezdinde ne dünyâ kaygısı vardır, ne âhiret makamları… Can ve mal, şöhret ve câh, korku ve tama’ onların semtine uğramamıştır. Nefislerini akıl ve kalblerinin hizmetine adamışlar, rûhlarının ulvî lezzetlerine kanâat etmişlerdir. </p><p></p><p>İnsâniyet îcâbı, içtimâî hayâta karıştıkları zaman da, ihtiyâçlarını en basît ve en iktisâtlı yollardan karşılamayı âdet edinmişlerdir. Azla yetinmek, tûl-i emele sâhip olmamak, rızâ ve memnûniyetle dünyâ hayâtını idâme ettirmek baş düstûrlarıdır. </p><p></p><p>Onların hal ve hareketlerinde Allâhu Teâlâ’nın emirleri, Nebiyy-i Zîşân’ın sünneti, ma’neviyât büyüklerinin tavırları hâkimdir. Kendi nefislerinin terbiyesi ve tezhîbi, başkalarının kusûrlarını araştırmaya ve onların tenkîdi ile uğraşmaya vakit bırakmaz. Lisân-ı hali, sözle îkazlara tercîh ederler. Onlar söyleyen değil, yapandır. “Söylediğini yap; yaptığını yapma!” sınıfına girmezler. Söyledikleri de yaptıkları da doğrudur; uygundur. Yapmadıklarını söyleyerek, Kur’ân-ı Kerîm’in nehyettiği kişilere benzemek istemezler. </p><p>Da’vâları kadar yücedirler. Gayeleri kadar büyüktürler. Onların mesleği acz, fakr, şefkat ve tefekkür temelleri üzerine kurulmuştur. Kendilerini hiçbir yaratıktan üstün görmeyecek kadar alçak gönüllü, hiçbir yaratığa tekebbür ve tahakküm etmeyecek kadar âdil, hiçbir yaratığa zillet göstermeyecek kadar izzetlidirler. En küçük bir varlığın hayât hakkını, en büyük bir varlığınkine değiştirmezler. Yaratılan her şeye hürmetkâr, onların hakkına riâyetkârdırlar. Onların nazarında hakkın ufağı, büyüğü olmaz! Hak, hakdır. Kimsenin hâtırı için fedâ edilemez. </p><p></p><p>Öfkeleri meşrû’ sınırlar içinde ve Allâh içindir. Sevgileri Kur’ânîdir. Şefkatleri Rahmânîdir. Hakk’ın takdîrinden fazla ne üzülür, ne sevinirler. Kadere rızâ gibi büyük bir ilticâgâhları vardır. Yanıp yıkılan mallarına da şükür ve sabır içinde bulunurlar; batmayıp kurtulan gemilerine de… Ölen ve yiten mahbûblarının hasretlerini dindirecek ulvî âb-ı hayât pınarını bulmuşların tevekkülü, her hallerinde görülür. Ne i’dâm sehpâları onları korkutur; ne saltanat koltukları onları neş’elendirir. </p><p></p><p>Hâsılı, onlar, insanlığın şerefi; iftihâr vesîlesidirler. Nâdir bulunurlar. Kıymetleri madde ile ölçülemez. Onlar bizim yollarımızı aydınlatan, gönüllerimizi ışıtan güneşler, aylar mesâbesinde sessiz ve adsız kahramanlardır. </p><p></p><p style="text-align: center"><strong><span style="font-size: 12px"><span style="color: DarkGreen"><u>31.07.2009</u></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"><span style="color: DarkGreen"><u><strong>Elif-Yeniasya</strong></u></span></p> <p style="text-align: center"></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Huseyni, post: 147483, member: 27"] [CENTER][B][U][FONT=Century Gothic][SIZE=5][COLOR=Blue]GIPTA EDİLECEKLER[/COLOR][/SIZE][/FONT][/U][/B][/CENTER] [CENTER][IMG]http://www.yeniasya.com.tr/2009/07/31/resim/gip.jpg[/IMG] [LEFT]Sessiz ve adsız kahramanlar vardır. Onları herkes tanımaz. Zaman zaman karşılaştığımızda gayet mütevâzi’ halleriyle, hiç dikkatimizi çekmezler. [/LEFT] [/CENTER] Zâten onlar ön plana çıkmayı, bir resim karesinde yer almayı sevmezler. İstemedikleri halde, herhangi bir sebeple bilinirlerse, hemen ortadan kaybolmayı tercîh ederler. Onlar, hep fıtrî vazîfelerini yapagelen, farkında olmadığımız, ancak eksiklikleri durumunda aramaya başladığımız güneş gibi, hava gibi, su gibi varlıklardır. “Sessiz yaşadım; kim, beni nerden bilecektir?” diyen rahmetli M. Âkif gibi, bilinmek ve tanınmak ihtimâlini bile kabullenmezler. Bu kişilere pek çoklukla ve sıklıkla rastlanmaz. Tesâdüf ettiğimizde de, kendi dünyâmızın gürültüsü içerisinde onlara gereken ehemmiyeti vermeyiz. Çünkü, bizce önemli olan pek çok davranışa sâhip değillerdir. Bizim üzüldüğümüz nice durumlarda onların güldüğünü görürüz. Bizim sevindiklerimizi istiğrâbla karşılarlar. Tabiî, bizler de onların bu hallerini… Onlar gözlerini tek hedefe dikmişlerdir. Kendilerini muvazzaf kıldıkları îmân ve Kur’ân hizmetine… Onların nezdinde ne dünyâ kaygısı vardır, ne âhiret makamları… Can ve mal, şöhret ve câh, korku ve tama’ onların semtine uğramamıştır. Nefislerini akıl ve kalblerinin hizmetine adamışlar, rûhlarının ulvî lezzetlerine kanâat etmişlerdir. İnsâniyet îcâbı, içtimâî hayâta karıştıkları zaman da, ihtiyâçlarını en basît ve en iktisâtlı yollardan karşılamayı âdet edinmişlerdir. Azla yetinmek, tûl-i emele sâhip olmamak, rızâ ve memnûniyetle dünyâ hayâtını idâme ettirmek baş düstûrlarıdır. Onların hal ve hareketlerinde Allâhu Teâlâ’nın emirleri, Nebiyy-i Zîşân’ın sünneti, ma’neviyât büyüklerinin tavırları hâkimdir. Kendi nefislerinin terbiyesi ve tezhîbi, başkalarının kusûrlarını araştırmaya ve onların tenkîdi ile uğraşmaya vakit bırakmaz. Lisân-ı hali, sözle îkazlara tercîh ederler. Onlar söyleyen değil, yapandır. “Söylediğini yap; yaptığını yapma!” sınıfına girmezler. Söyledikleri de yaptıkları da doğrudur; uygundur. Yapmadıklarını söyleyerek, Kur’ân-ı Kerîm’in nehyettiği kişilere benzemek istemezler. Da’vâları kadar yücedirler. Gayeleri kadar büyüktürler. Onların mesleği acz, fakr, şefkat ve tefekkür temelleri üzerine kurulmuştur. Kendilerini hiçbir yaratıktan üstün görmeyecek kadar alçak gönüllü, hiçbir yaratığa tekebbür ve tahakküm etmeyecek kadar âdil, hiçbir yaratığa zillet göstermeyecek kadar izzetlidirler. En küçük bir varlığın hayât hakkını, en büyük bir varlığınkine değiştirmezler. Yaratılan her şeye hürmetkâr, onların hakkına riâyetkârdırlar. Onların nazarında hakkın ufağı, büyüğü olmaz! Hak, hakdır. Kimsenin hâtırı için fedâ edilemez. Öfkeleri meşrû’ sınırlar içinde ve Allâh içindir. Sevgileri Kur’ânîdir. Şefkatleri Rahmânîdir. Hakk’ın takdîrinden fazla ne üzülür, ne sevinirler. Kadere rızâ gibi büyük bir ilticâgâhları vardır. Yanıp yıkılan mallarına da şükür ve sabır içinde bulunurlar; batmayıp kurtulan gemilerine de… Ölen ve yiten mahbûblarının hasretlerini dindirecek ulvî âb-ı hayât pınarını bulmuşların tevekkülü, her hallerinde görülür. Ne i’dâm sehpâları onları korkutur; ne saltanat koltukları onları neş’elendirir. Hâsılı, onlar, insanlığın şerefi; iftihâr vesîlesidirler. Nâdir bulunurlar. Kıymetleri madde ile ölçülemez. Onlar bizim yollarımızı aydınlatan, gönüllerimizi ışıtan güneşler, aylar mesâbesinde sessiz ve adsız kahramanlardır. [CENTER][B][SIZE=3][COLOR=DarkGreen][U]31.07.2009[/U][/COLOR][/SIZE][/B] [COLOR=DarkGreen][U][B]Elif-Yeniasya[/B][/U][/COLOR] [/CENTER] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Hâsılı, Onlar, İnsanlığın Şerefi; İftihâr Vesîlesidirler. Nâdir Bulunurlar.
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst