Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Risale-i Nur Talebeleri
M. Tahiri Mutlu
Hatıraları
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="tuncerr" data-source="post: 50887" data-attributes="member: 99"><p><span style="font-size: 15px"><strong><span style="color: #ff6200">Tahirî, Lütfi’nin yerini alır</span></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong>“Üstad Hazretleri Barla’da bulunduğu yıllardaydı. Bizim Atabey’den ve civar köylerden yanına giden ve ona talebe olanlar vardı: Küçük Lütfi, Mesut, Hafız Ali, Küçük Zühtü. Bu arkadaşlar, daha sonra Eskişehir hapsine de gitmişlerdi.</strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong>“Küçük Lütfi, Eskişehir hapsinden döndükten sonra vefat etmişti. Kendisi Hafız Ali’nin akrabası olurdu. Vefatına biz de gitmiştik. Defnettikten sonra, merhum Hafız Ali, İmam H.Mustafa’ya beni göstererek, “Lütfi’nin yerini boş bırakalım. Tahirî, Lütfi’nin yerini alır” diyordu.</strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong>“Demek kısmetimiz varmış….. Cenab-ı Hak nasip etti. Daha önceleri, l930 yıllarında da tanırdım. Ama asıl Nur’un hizmetine girişim l935′den sonra oldu.</strong></span></p><p> <span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong>Üstad’a Lemeat’ı götürmüştüm.“Kastamonu’da Üstad’ın ziyaretine gitmiştim. Bastırdığım eserleri, İstanbul’da Sahaflar çarşısında bulduğum Lemeat’ı götürmüştüm. Çok sevindi, Lemeat’ı Sözler’in arkasına yazdırdı. Dersler yaptı. O günkü sevinç içinde, bana, Mevlâna Halid Hazretleri’nin cübbesini giydirmişti.”</strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong>***</strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong><span style="color: #ff6200">Tahirî Mutlu, mektuplarda geçen bazı tabirleri şöyle anlatıyordu:</span></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong>“Mübarekler heyeti : Kuleönü talebeleridir…</strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong>“Medrese-i Nuriye : Sav Köyü..</strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong>“Gül Fabrikası sahipleri : Hüsrev Altınbaşak, Rüştü Çakın, Refet Barutçu…</strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong>“Nur fabrikasının mensupları ise: H.Ali Ergün, Büyük Ruhlu Küçük Ali, H.Mustafa ve Tahirî Mutlu…”</strong></span></p><p> <span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong><span style="color: #ff2700">İhtiyarların genci</span></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong>Nur hizmetindeki müstesna sadakat ve doğruluğu ile, bir yıldız gibi parlamıştı. Eserlerin yazılmasında, matbaalarda basılmasında, her yerde çeşitli şartlar altında unutulmayan hizmetleri olmuştu.</strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong>İslâmköylü Hafız Ali’nin varisi, Nur fabrikası mensubu Tahirî Mutlu, Üstad’ın yine başka bir tabiriyle “İhtiyarların genci” şimdi hakiki gençlik diyarına gitmişti.</strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong>Uzun boylu, ak sakallı, iri, kalın kaşlı, gür maveraî bir sesi vardı. Konuşurken sanki, başka âlemlerden,ötelerden, ebediyetten gibi gelir sesi.</strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong>Huzur ve sükûnla dolu bir dünyası vardı. Zaman zaman onun bu huzurlu dünyasından huzur almaya giderdik.</strong></span></p><p> <span style="font-size: 15px"><strong></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong><span style="color: #ff1d00">Cübbenin tapusu</span></strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong>Yine böyle bir ziyaretine gitmiştim. Doyumsuz sohbetinden, yine istifade etmek istemiştim.</strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong>Üstadından bir yâdigar, bir mübarek namaz cübbesi vardı. Bunun kendisine ne zaman intikal ettiğini sordum. Hemen kalkarak “Cübbenin tapusu” dediği yine Üstadının el yazısı olan bir kâğıdı tutuşturdu elime… Bu yazıda, bizzat Bediüzzaman l943′de Denizli hapsinde bu cübbeyi Tahirî Mutlu’ya hediye ettiğini yazıyordu.</strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong>Cübbenin kendisine gelişini şöyle anlatıyordu :</strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong>“Denizli hapsine gitmeden evvel iki cübbesi vardı. Bunlardan birisini ‘Nur Fabrikasının Sahibi’ dediği Hafız Ali Efendiye [Ergün] vermişti. Fakat bundan H. Ali’nin haberi yoktu. Bir arkadaş vasıtasıyla göndermişti. Denizli’de Ali Efendi vefat edince, Üstad cübbeyi bir senet mukabiline bana verdi.”</strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong>Son görüşmemizde bir çocuk safiyet ve masumiyetiyle “Cübbenin Senedi” dediği yazıyı çıkarıp bana teslim etmişti. Bu yazıda şunları okuyorduk :</strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong>“Bismihi Sübhanehu</strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong>“Aziz, sıddık, kahraman, ikinci Hüsrev, ikinci Hafız ali ve onun ve Lütfi’nin varisi ve birinci Tahirî kardaşım:</strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong>“O meşlahı sana hediye ediyorum.</strong></span></p><p><span style="font-size: 15px"><strong>Kardeşiniz Said Nursî”</strong></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="tuncerr, post: 50887, member: 99"] [size=4][b][color=#ff6200]Tahirî, Lütfi’nin yerini alır[/color] “Üstad Hazretleri Barla’da bulunduğu yıllardaydı. Bizim Atabey’den ve civar köylerden yanına giden ve ona talebe olanlar vardı: Küçük Lütfi, Mesut, Hafız Ali, Küçük Zühtü. Bu arkadaşlar, daha sonra Eskişehir hapsine de gitmişlerdi. “Küçük Lütfi, Eskişehir hapsinden döndükten sonra vefat etmişti. Kendisi Hafız Ali’nin akrabası olurdu. Vefatına biz de gitmiştik. Defnettikten sonra, merhum Hafız Ali, İmam H.Mustafa’ya beni göstererek, “Lütfi’nin yerini boş bırakalım. Tahirî, Lütfi’nin yerini alır” diyordu. “Demek kısmetimiz varmış….. Cenab-ı Hak nasip etti. Daha önceleri, l930 yıllarında da tanırdım. Ama asıl Nur’un hizmetine girişim l935′den sonra oldu. Üstad’a Lemeat’ı götürmüştüm.“Kastamonu’da Üstad’ın ziyaretine gitmiştim. Bastırdığım eserleri, İstanbul’da Sahaflar çarşısında bulduğum Lemeat’ı götürmüştüm. Çok sevindi, Lemeat’ı Sözler’in arkasına yazdırdı. Dersler yaptı. O günkü sevinç içinde, bana, Mevlâna Halid Hazretleri’nin cübbesini giydirmişti.” *** [color=#ff6200]Tahirî Mutlu, mektuplarda geçen bazı tabirleri şöyle anlatıyordu:[/color] “Mübarekler heyeti : Kuleönü talebeleridir… “Medrese-i Nuriye : Sav Köyü.. “Gül Fabrikası sahipleri : Hüsrev Altınbaşak, Rüştü Çakın, Refet Barutçu… “Nur fabrikasının mensupları ise: H.Ali Ergün, Büyük Ruhlu Küçük Ali, H.Mustafa ve Tahirî Mutlu…” [color=#ff2700]İhtiyarların genci[/color] Nur hizmetindeki müstesna sadakat ve doğruluğu ile, bir yıldız gibi parlamıştı. Eserlerin yazılmasında, matbaalarda basılmasında, her yerde çeşitli şartlar altında unutulmayan hizmetleri olmuştu. İslâmköylü Hafız Ali’nin varisi, Nur fabrikası mensubu Tahirî Mutlu, Üstad’ın yine başka bir tabiriyle “İhtiyarların genci” şimdi hakiki gençlik diyarına gitmişti. Uzun boylu, ak sakallı, iri, kalın kaşlı, gür maveraî bir sesi vardı. Konuşurken sanki, başka âlemlerden,ötelerden, ebediyetten gibi gelir sesi. Huzur ve sükûnla dolu bir dünyası vardı. Zaman zaman onun bu huzurlu dünyasından huzur almaya giderdik. [color=#ff1d00]Cübbenin tapusu[/color] Yine böyle bir ziyaretine gitmiştim. Doyumsuz sohbetinden, yine istifade etmek istemiştim. Üstadından bir yâdigar, bir mübarek namaz cübbesi vardı. Bunun kendisine ne zaman intikal ettiğini sordum. Hemen kalkarak “Cübbenin tapusu” dediği yine Üstadının el yazısı olan bir kâğıdı tutuşturdu elime… Bu yazıda, bizzat Bediüzzaman l943′de Denizli hapsinde bu cübbeyi Tahirî Mutlu’ya hediye ettiğini yazıyordu. Cübbenin kendisine gelişini şöyle anlatıyordu : “Denizli hapsine gitmeden evvel iki cübbesi vardı. Bunlardan birisini ‘Nur Fabrikasının Sahibi’ dediği Hafız Ali Efendiye [Ergün] vermişti. Fakat bundan H. Ali’nin haberi yoktu. Bir arkadaş vasıtasıyla göndermişti. Denizli’de Ali Efendi vefat edince, Üstad cübbeyi bir senet mukabiline bana verdi.” Son görüşmemizde bir çocuk safiyet ve masumiyetiyle “Cübbenin Senedi” dediği yazıyı çıkarıp bana teslim etmişti. Bu yazıda şunları okuyorduk : “Bismihi Sübhanehu “Aziz, sıddık, kahraman, ikinci Hüsrev, ikinci Hafız ali ve onun ve Lütfi’nin varisi ve birinci Tahirî kardaşım: “O meşlahı sana hediye ediyorum. Kardeşiniz Said Nursî”[/b][/size] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Risale-i Nur Talebeleri
M. Tahiri Mutlu
Hatıraları
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst