Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Tasavvuf
Ehli Sünnet Tarikat ve Cemaatler
Hâyâ gönlün titremesidir
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="iyinesil" data-source="post: 194766" data-attributes="member: 2861"><p>"Şeyh Ahmed-er Rufai Hz.lerinin taleberinden Siirtli Molla Halil bir hatırasını naklediyor: </p><p>Hocam Ahmed-er Rufai ile ders görüyordum, o anda pencereden bir adam: </p><p>—Çabuk yetiş Ya Ahmet! Derhal gel buraya diye sesleniverdi. </p><p>—Hocam hemen yerinden doğrulup dışarı çıktı ve yaklaşık on ila on beş dakika sonra tekrar medreseye döndüğünde bana dedi ki: </p><p>—O gelen kimdi biliyor musun? </p><p>Cevaben; </p><p>—Efendim inan geleni tanımadım, sen bilirsin. Bunun üzerine Hocam: </p><p>—O gelen Şeyh Abdülkadir Geylani idi. Beni çağırmasının sebebi Arap şehrinde zengin bir ağa vergi toplamak için maiyetindeki adamları ile birlikte köyde dolaşırken seyyide bir kadının kapısını çalarlar ama kadıncağız param yok, fakirim der. Kadın sırtını döndüğünde ağa asası ile eteğini kaldırınca kadın çok hayâ edip utanıp kızardı, bezerdi, kala kaldı o an. Sonra da yüzünü Bağdat’a dönerek üzüntüsünden o tarafa doğru tükürdü ve Abdülkadir Geylaninin merkadına doğru (türbesine) şöyle sesleniverdi: </p><p>—Eğer sende namus gayreti varsa onu kabul etmezsin diyerek oradan uzaklaştı. O sırada </p><p>Ağa ibriğini alarak abdest bozmaya gitti. Maneviyatta Gavsi Geylani’nin zahiren müdahale yetkisi olmadığı için gereğini yap dedi bana. Derken onun talimatıyla zahiren bu görevi üstlendik ve bizde onu kılıcımızla öldürüverdik. </p><p>Hocamın anlattıklarının doğru olup olmadığını, ancak söz konusu yere bir zaman yolculuk gerçekleştiğinde ve o yöre halkına sorduğumda harfi harfine olayı anlattıklarında anladım. Şöyle ki; yöre halkı en nihayet Hocamın sözlerine ilaveten; </p><p>—Ağamız abdest bozmaya gittiğinde bekledik ama bir türlü gelmedi, merak saldık gidip baktığımızda ağayı öldürülmüş olduğunu gördük dediler. Böylece Hocamın söylediklerinin doğru olduğuna kesin kanaat getirdim"</p><p></p><p></p><p></p><p></p><p>kadeşim heysem,haya konusu çok önemlidir..Efendimizin haya mevzuunda çok hadisleri var.Hayanın imanın bir şubesi olduğunu Ondan öğreniyoruz.Efendimizin haya abidesi olduğunu sahabe efendilerimiz naklediyor yanlız alıntıladığınız yazıdan yukarıya taşıdığımız bölüme katılmak, inanmak dini çerçeve içinde mümkün görünmüyor.Olay zahiri manasıyla akla mantığa ve en önemlisi islama ters...Ancak şöyle tevil etmek belki anlaşılabilir kılar olayı;kılıçtan kasıt islamın elmas düsturları ve öldürmekten kasıt o menfi tutum içindeki adamın kötü amellerini ve sözlerini öldürecek imana sahip olmasıdır...</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="iyinesil, post: 194766, member: 2861"] "Şeyh Ahmed-er Rufai Hz.lerinin taleberinden Siirtli Molla Halil bir hatırasını naklediyor: Hocam Ahmed-er Rufai ile ders görüyordum, o anda pencereden bir adam: —Çabuk yetiş Ya Ahmet! Derhal gel buraya diye sesleniverdi. —Hocam hemen yerinden doğrulup dışarı çıktı ve yaklaşık on ila on beş dakika sonra tekrar medreseye döndüğünde bana dedi ki: —O gelen kimdi biliyor musun? Cevaben; —Efendim inan geleni tanımadım, sen bilirsin. Bunun üzerine Hocam: —O gelen Şeyh Abdülkadir Geylani idi. Beni çağırmasının sebebi Arap şehrinde zengin bir ağa vergi toplamak için maiyetindeki adamları ile birlikte köyde dolaşırken seyyide bir kadının kapısını çalarlar ama kadıncağız param yok, fakirim der. Kadın sırtını döndüğünde ağa asası ile eteğini kaldırınca kadın çok hayâ edip utanıp kızardı, bezerdi, kala kaldı o an. Sonra da yüzünü Bağdat’a dönerek üzüntüsünden o tarafa doğru tükürdü ve Abdülkadir Geylaninin merkadına doğru (türbesine) şöyle sesleniverdi: —Eğer sende namus gayreti varsa onu kabul etmezsin diyerek oradan uzaklaştı. O sırada Ağa ibriğini alarak abdest bozmaya gitti. Maneviyatta Gavsi Geylani’nin zahiren müdahale yetkisi olmadığı için gereğini yap dedi bana. Derken onun talimatıyla zahiren bu görevi üstlendik ve bizde onu kılıcımızla öldürüverdik. Hocamın anlattıklarının doğru olup olmadığını, ancak söz konusu yere bir zaman yolculuk gerçekleştiğinde ve o yöre halkına sorduğumda harfi harfine olayı anlattıklarında anladım. Şöyle ki; yöre halkı en nihayet Hocamın sözlerine ilaveten; —Ağamız abdest bozmaya gittiğinde bekledik ama bir türlü gelmedi, merak saldık gidip baktığımızda ağayı öldürülmüş olduğunu gördük dediler. Böylece Hocamın söylediklerinin doğru olduğuna kesin kanaat getirdim" kadeşim heysem,haya konusu çok önemlidir..Efendimizin haya mevzuunda çok hadisleri var.Hayanın imanın bir şubesi olduğunu Ondan öğreniyoruz.Efendimizin haya abidesi olduğunu sahabe efendilerimiz naklediyor yanlız alıntıladığınız yazıdan yukarıya taşıdığımız bölüme katılmak, inanmak dini çerçeve içinde mümkün görünmüyor.Olay zahiri manasıyla akla mantığa ve en önemlisi islama ters...Ancak şöyle tevil etmek belki anlaşılabilir kılar olayı;kılıçtan kasıt islamın elmas düsturları ve öldürmekten kasıt o menfi tutum içindeki adamın kötü amellerini ve sözlerini öldürecek imana sahip olmasıdır... [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Tasavvuf
Ehli Sünnet Tarikat ve Cemaatler
Hâyâ gönlün titremesidir
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst