Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Hayal ettim, şimdi Mercedes'im olacak mı?
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Ali Said" data-source="post: 122179" data-attributes="member: 8283"><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>EMETİ SARUHAN</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Çekim yasası insanın bir mıknatıs olduğunu, hayatımızda şu an yaşadığımız her şeyi düşüncelerimiz ile kendimizin çektiğini söylüyor. “İstediklerimize odaklanıp sahip olmuşuz gibi düşünür ve hissedersek, maddi manevi istediğimiz her şeye sahip olabiliriz.” diyor bu yasa. Böyle deyince de yoğun ilgi görüyor. Bazıları ise bu düşünce akımının Mesnevi ile paralellikler gösterdiğini düşünüyor. Mevlana'nın "Kardeşim sen düşünceden ibaretsin, Geriye kalan et ve kemiksin, Gül düşünür gülistan olursun, Diken düşünür dikenlik olursun" sözünün de buna işaret ettiği söyleniyor. Hayalde canlandırarak istemenin bir tür dua olduğu ifade ediliyor. Konuyu çok değerli hocalarımıza danıştım. Bu akımın bizim kültürümüzde felsefemizde bir karşılığı var mı? Yoksa Batı daha önce olduğu gibi bizden aldığını allayıp pullayıp bize mi satıyor? Gerçekten ne istersek olacak mı? Herkesin birleştiği nokta düşüncenin varlığı etkileyebildiğiydi. Ancak Mahmut Erol Kılıç ve Teoman Duralı bunun kamil insanlar için mümkün olacağını, Taşkın Tuna, Cemalnur Sargut ve Kubilay Aktaş ise Batı'nın bazı noktaları yakaladığını ancak bazı noktalarda yanılgıya düştüğünü söylediler. Söz işin ehlinde:</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong></strong></span> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: Red"><strong><u>Prof. Mahmut Erol Kılıç</u> </strong></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Düşünce gerçek olur ama herkes için değil </strong></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>İrfan geleneğimizden jandarma zoruyla koparıldığımız için bu tür konuları yerli kaynak kullanarak çözümleyemeyen bir yapı ile karşı karşıyayız. Bu yüzden bazı evrensel hakikatler farklı isimler altında önümüze geliyor. Biz de bunlara yeni bir şey gibi gıpta ediyoruz. İslam düşüncesinin klasik anlayışında "Kaderiyye" ve "Cebriyye" denilen akımlar farklı farklı görüşleri savunurken, sufi mütefekkirlerin görüşleri ise yerine göre iki görüşle de örtüşür. Sufilere göre Mutlak Varlık ve Mutlak Fail Allah'tır. Her şey O'nun muradı üzerinedir. O bir şeyi dilemezse o şey olmaz. Burada Cebriyye görüşüne daha yakındırlar. Fakat "kulun fiileri" hiç bir şey ifade etmez değildir. İyi ve kötü işler göğe yükselir, orayı etkiler ve yeryüzündeki bazı oluşumları sağlar. "Yağmur duası" veyahut "beddua" mekanizması böyle izah edilebilir. "Kelebek Kanadı Tesiri" teorisinde New York'ta bir kelebek kanat çırpsa onun bu hareketinin rezonansı katlanarak Tokyo'da fırtınaya sebep olabilir. Yani hiç bir şey boş değildir. İnsan düşüncesinden ibarettir. İyi kullanabilirse üstesinden gelemeyeceği bir şey yoktur. Burada sufiler "amel" ile "fiil" ayrımı yapar. Amel; sıradan insanın yapıp ettikleridir. Bunlar bir tesir oluşturacak güçte değildir. Bir de kamil insanların işleri var ki buna "fiil" denir. Böylesi kimselerin fiilleri evrende bazı oluşumları değiştirebilir. Modern mistik akımlar bunu herkes yapabilir zanneder. Tasavvufi teknikler içerisinde ise "murakaba", "tefekkür", "temerküz", "rabıta" v.b. gibi bazı uygulamalar vardır ki düşünceyi kontrol altına alma çalışmalarından bazılarıdır. Netice olarak diyebiliriz ki Sufiler başlangıçta "Kaderi" ama nihayette "Cebri" olan kimselerdir. </strong></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong></strong></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: Red"><strong><u>Prof. Teoman Duralı</u> </strong></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Herkes aynı güç ve kudrette düşünemez </strong></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Tek kelimeyle “Yoktur.” Çekim yasası fiziktir; fiziğin maddî-enerjetik düzleminde yürürlüktedir. Konuya aşina herkesçe her an, belli şartlar çerçevesinde denebilir, sınanabilir. "Mesnevi"de bahsolunansa, çekim yasası olmayıp cezbedir. Bu, manevidir. Herkese açık olmayıp Allah dostu demek olan velinin imtiyazındadır. Evet, insan, düşünceden ibaret sayılabilir. Ne var ki, herkes aynı güç ve kudrette düşünemez. "... Gül düşünür gülistan olursun, diken düşünür dikenlik olursun" üstün mutasavvıfa ilahi ihsan olup onun tekelindedir. Bunu herkesin başarabileceği iddiası aldatmacadan başka bir şey değil. Felsefeye gelince; o, "hayatımızda şu an yaşadığımız her şeyi düşüncelerimizle oluşturuyoruz... " çeşidi tatlı ifadelerle uğraşmayıp keskin sınırlarla belirlenmiş, denenebilir, sınanabilir önermeleri irdeleyen mahkeme duvarı benzeri sıkı bir araştırma-çalışma sahasıdır. </strong></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong></strong></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: Red"><strong><u>Araştırmacı-Yazar Cemalnur Sargut</u> </strong></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Batı anlar, bilir fakat Allah'ı dışarıda bırakır </strong></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Tasavvuf bir kere her şeyden önce bir yaşam biçimidir. Bu yaşamın gayesi de huzuru bularak hayatı cennet haline getirmektir. Hadiseleri Allah verir, Allah yaratır. Biz pozitif bakarak şerri hayır görmeyi öğrenebiliriz. Yapanın ve yaptıranın Hz. Allah olduğunu bilirsek, o zaman hadise bize çirkin veya yanlış gelmez. İnsan Allah'ına aşıksa hadiseleri güzel görmeyi akıl eder. Razı olur. Onun için, evet dünyayı cennete çeviren bizim maneviyatımızdır. Yani manevi idrakimizdir. Hz. Mevlana'nın söylediği idraktir. İdrak Allah'ı görmek, bilmek ve anlamak demektir. Onun için biz düşünceden ibaretiz demek, Allah aşkından, sevgisinden, Allah'ı idrak etmekten, görmekten ibaretiz demektir. Her yerde ve her şeyde kişiyi değil Allah'ı gören insan hadiseleri güzel görür. Batı'yla bizim aramızdaki fark, Batı'nın ayağı kırılana kadar polyannacılık oynaması, Müslümanların ve Mutasavvufların da asıl ayağı kırıldıktan sonra Polyanna'cılık oynamasıdır. İkisi arasında çok büyük fark vardır. Onun için Batı anlar, bilir fakat Allah'ı dışarıda bırakan bir felsefeleri vardır. Evet, bu söyledikleri doğrudur. Fakat Allah kavramını dışarıda bırakırlar. Bizim inancımız da, idrakimiz de, teslimiyetimiz de ve mutluluğumuz da Allah inancı içindedir. </strong></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong></strong></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: Red"><strong><u>Yazar/ Yüksek Fizik Mühendisi Taşkın Tuna</u> </strong></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Her düşünce dua sayılır </strong></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Olaylara bakarken Rahmet Peygamberinin herkesçe bilinen ihtarını daima akılda tutmak bizler için asla unutulmayacak bir rehber olmalıdır: Bir gün Peygamber Efendimiz (SAS) yolda Ashabı ile giderlerken yerde yatan bir köpek ölüsü görürler. Yakınları hemen ağız ve burunlarını kapatarak, leşten çıkan kötü kokudan rahatsız olduklarını hissettirip “Ne fena kokuyor, ne kadar da çirkin” diye birbirlerine söylenir. Peygamber ise onları azarlamaz! “Böyle söylemeyin” şeklinde bir ihtar ve ikazda da bulunmaz. Onun söylediği sadece şudur: “Ama ne kadar da güzel dişleri var!” Düşünceler mıknatıs gibidir. Her yere ve her yerden çekilir. Aslında her düşünce dua sayılır. Her düşünce bir niyettir. Eğer olumlu düşünüp, olaylara kötümser bir gözle bakmak yerine, tevekkül çerçevesi içinde “hayırlı” olma dileği ve düşüncesi ile bakabilir ve bu açıdan değerlendirme yeteneğimizi arttırabilirsek, “bize önce kötü gibi gelen şeyin sonunda belki de bize hayırlı olacağı” hükmünün nefes kesen gerçeği ile karşılaşabiliriz. Bizim kültürümüzde “bir şeyi 40 kez söylersen o olur!” atasözü de, kötü düşünce ve kötümserlikten kurtulmamız için ne kadar anlamlı bir ifadedir! </strong></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: Red"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: Red"><strong></strong></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: Red"><strong><u>Araştırmacı Yazar Kubilay Aktaş </u></strong></span></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: Red"><strong><u></u></strong></span></span></p><p> </p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: Purple"><strong>Çekim yasası var ama; Batı, Allah odaklı değil </strong></span></span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>Düşünce inceleşmiş enerjidir. Düşünce o kadar etkilidir ki, sadece düşünerek kaslarını geliştirenler var. Çünkü beyin hayalle gerçek arasındaki farkı bilmez. Gerçekten bir önceki adımdır. Çekim yasası Allah'ın Kayyum sıfatının bir yansımasıdır, celbetmek çekmek noktasında. İnsan yapısında böyle bir duaya uymak vardır, aslında bu bir duaya icabettir. Bizi çekim yasasından ayıran nokta ise tevekküldür. Biz hasta oluruz zannederiz ki o hastalıktır, halbuki o bizim için iyidir. Batı medeniyeti daha mekanik olduğundan dolayı bunu göremez. Hep attığı zaman vurmak ister. İslam medeniyetinde ise vurmasa bile dolaylı olarak vurduracaktır. O dua mutlaka kabul edilmiştir ama en iyi şekilde cevap verilecektir. Onlarla bizi ayıran fark budur. Çekim yasası vardır. Fakat Batı bunu Allah odaklı göremez, direk kendinden sanır ve orada yanılır. İnsan halifedir, Allah'tan ayrı değildir. Her şeyi O'ndan isteyeceğiz ama fiili dua istiyor Allah. Çekim yasası fiili duayı öğretir. Nitelikli eylem için ikisinin birlikte olması gerekir.</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong>YENİ ŞAFAK</strong></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><strong></strong></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Ali Said, post: 122179, member: 8283"] [FONT=Comic Sans MS][B]EMETİ SARUHAN Çekim yasası insanın bir mıknatıs olduğunu, hayatımızda şu an yaşadığımız her şeyi düşüncelerimiz ile kendimizin çektiğini söylüyor. “İstediklerimize odaklanıp sahip olmuşuz gibi düşünür ve hissedersek, maddi manevi istediğimiz her şeye sahip olabiliriz.” diyor bu yasa. Böyle deyince de yoğun ilgi görüyor. Bazıları ise bu düşünce akımının Mesnevi ile paralellikler gösterdiğini düşünüyor. Mevlana'nın "Kardeşim sen düşünceden ibaretsin, Geriye kalan et ve kemiksin, Gül düşünür gülistan olursun, Diken düşünür dikenlik olursun" sözünün de buna işaret ettiği söyleniyor. Hayalde canlandırarak istemenin bir tür dua olduğu ifade ediliyor. Konuyu çok değerli hocalarımıza danıştım. Bu akımın bizim kültürümüzde felsefemizde bir karşılığı var mı? Yoksa Batı daha önce olduğu gibi bizden aldığını allayıp pullayıp bize mi satıyor? Gerçekten ne istersek olacak mı? Herkesin birleştiği nokta düşüncenin varlığı etkileyebildiğiydi. Ancak Mahmut Erol Kılıç ve Teoman Duralı bunun kamil insanlar için mümkün olacağını, Taşkın Tuna, Cemalnur Sargut ve Kubilay Aktaş ise Batı'nın bazı noktaları yakaladığını ancak bazı noktalarda yanılgıya düştüğünü söylediler. Söz işin ehlinde: [/B][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=Red][B][U]Prof. Mahmut Erol Kılıç[/U] [/B][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][B]Düşünce gerçek olur ama herkes için değil [/B][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][B]İrfan geleneğimizden jandarma zoruyla koparıldığımız için bu tür konuları yerli kaynak kullanarak çözümleyemeyen bir yapı ile karşı karşıyayız. Bu yüzden bazı evrensel hakikatler farklı isimler altında önümüze geliyor. Biz de bunlara yeni bir şey gibi gıpta ediyoruz. İslam düşüncesinin klasik anlayışında "Kaderiyye" ve "Cebriyye" denilen akımlar farklı farklı görüşleri savunurken, sufi mütefekkirlerin görüşleri ise yerine göre iki görüşle de örtüşür. Sufilere göre Mutlak Varlık ve Mutlak Fail Allah'tır. Her şey O'nun muradı üzerinedir. O bir şeyi dilemezse o şey olmaz. Burada Cebriyye görüşüne daha yakındırlar. Fakat "kulun fiileri" hiç bir şey ifade etmez değildir. İyi ve kötü işler göğe yükselir, orayı etkiler ve yeryüzündeki bazı oluşumları sağlar. "Yağmur duası" veyahut "beddua" mekanizması böyle izah edilebilir. "Kelebek Kanadı Tesiri" teorisinde New York'ta bir kelebek kanat çırpsa onun bu hareketinin rezonansı katlanarak Tokyo'da fırtınaya sebep olabilir. Yani hiç bir şey boş değildir. İnsan düşüncesinden ibarettir. İyi kullanabilirse üstesinden gelemeyeceği bir şey yoktur. Burada sufiler "amel" ile "fiil" ayrımı yapar. Amel; sıradan insanın yapıp ettikleridir. Bunlar bir tesir oluşturacak güçte değildir. Bir de kamil insanların işleri var ki buna "fiil" denir. Böylesi kimselerin fiilleri evrende bazı oluşumları değiştirebilir. Modern mistik akımlar bunu herkes yapabilir zanneder. Tasavvufi teknikler içerisinde ise "murakaba", "tefekkür", "temerküz", "rabıta" v.b. gibi bazı uygulamalar vardır ki düşünceyi kontrol altına alma çalışmalarından bazılarıdır. Netice olarak diyebiliriz ki Sufiler başlangıçta "Kaderi" ama nihayette "Cebri" olan kimselerdir. [/B][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][B] [/B][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=Red][B][U]Prof. Teoman Duralı[/U] [/B][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][B]Herkes aynı güç ve kudrette düşünemez [/B][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][B]Tek kelimeyle “Yoktur.” Çekim yasası fiziktir; fiziğin maddî-enerjetik düzleminde yürürlüktedir. Konuya aşina herkesçe her an, belli şartlar çerçevesinde denebilir, sınanabilir. "Mesnevi"de bahsolunansa, çekim yasası olmayıp cezbedir. Bu, manevidir. Herkese açık olmayıp Allah dostu demek olan velinin imtiyazındadır. Evet, insan, düşünceden ibaret sayılabilir. Ne var ki, herkes aynı güç ve kudrette düşünemez. "... Gül düşünür gülistan olursun, diken düşünür dikenlik olursun" üstün mutasavvıfa ilahi ihsan olup onun tekelindedir. Bunu herkesin başarabileceği iddiası aldatmacadan başka bir şey değil. Felsefeye gelince; o, "hayatımızda şu an yaşadığımız her şeyi düşüncelerimizle oluşturuyoruz... " çeşidi tatlı ifadelerle uğraşmayıp keskin sınırlarla belirlenmiş, denenebilir, sınanabilir önermeleri irdeleyen mahkeme duvarı benzeri sıkı bir araştırma-çalışma sahasıdır. [/B][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][B] [/B][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=Red][B][U]Araştırmacı-Yazar Cemalnur Sargut[/U] [/B][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][B]Batı anlar, bilir fakat Allah'ı dışarıda bırakır [/B][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][B]Tasavvuf bir kere her şeyden önce bir yaşam biçimidir. Bu yaşamın gayesi de huzuru bularak hayatı cennet haline getirmektir. Hadiseleri Allah verir, Allah yaratır. Biz pozitif bakarak şerri hayır görmeyi öğrenebiliriz. Yapanın ve yaptıranın Hz. Allah olduğunu bilirsek, o zaman hadise bize çirkin veya yanlış gelmez. İnsan Allah'ına aşıksa hadiseleri güzel görmeyi akıl eder. Razı olur. Onun için, evet dünyayı cennete çeviren bizim maneviyatımızdır. Yani manevi idrakimizdir. Hz. Mevlana'nın söylediği idraktir. İdrak Allah'ı görmek, bilmek ve anlamak demektir. Onun için biz düşünceden ibaretiz demek, Allah aşkından, sevgisinden, Allah'ı idrak etmekten, görmekten ibaretiz demektir. Her yerde ve her şeyde kişiyi değil Allah'ı gören insan hadiseleri güzel görür. Batı'yla bizim aramızdaki fark, Batı'nın ayağı kırılana kadar polyannacılık oynaması, Müslümanların ve Mutasavvufların da asıl ayağı kırıldıktan sonra Polyanna'cılık oynamasıdır. İkisi arasında çok büyük fark vardır. Onun için Batı anlar, bilir fakat Allah'ı dışarıda bırakan bir felsefeleri vardır. Evet, bu söyledikleri doğrudur. Fakat Allah kavramını dışarıda bırakırlar. Bizim inancımız da, idrakimiz de, teslimiyetimiz de ve mutluluğumuz da Allah inancı içindedir. [/B][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][B] [/B][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=Red][B][U]Yazar/ Yüksek Fizik Mühendisi Taşkın Tuna[/U] [/B][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][B]Her düşünce dua sayılır [/B][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][B]Olaylara bakarken Rahmet Peygamberinin herkesçe bilinen ihtarını daima akılda tutmak bizler için asla unutulmayacak bir rehber olmalıdır: Bir gün Peygamber Efendimiz (SAS) yolda Ashabı ile giderlerken yerde yatan bir köpek ölüsü görürler. Yakınları hemen ağız ve burunlarını kapatarak, leşten çıkan kötü kokudan rahatsız olduklarını hissettirip “Ne fena kokuyor, ne kadar da çirkin” diye birbirlerine söylenir. Peygamber ise onları azarlamaz! “Böyle söylemeyin” şeklinde bir ihtar ve ikazda da bulunmaz. Onun söylediği sadece şudur: “Ama ne kadar da güzel dişleri var!” Düşünceler mıknatıs gibidir. Her yere ve her yerden çekilir. Aslında her düşünce dua sayılır. Her düşünce bir niyettir. Eğer olumlu düşünüp, olaylara kötümser bir gözle bakmak yerine, tevekkül çerçevesi içinde “hayırlı” olma dileği ve düşüncesi ile bakabilir ve bu açıdan değerlendirme yeteneğimizi arttırabilirsek, “bize önce kötü gibi gelen şeyin sonunda belki de bize hayırlı olacağı” hükmünün nefes kesen gerçeği ile karşılaşabiliriz. Bizim kültürümüzde “bir şeyi 40 kez söylersen o olur!” atasözü de, kötü düşünce ve kötümserlikten kurtulmamız için ne kadar anlamlı bir ifadedir! [/B][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=Red][B] [/B][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=Red][B][U]Araştırmacı Yazar Kubilay Aktaş [/U][/B][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=Red][B] [/B][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=Purple][B]Çekim yasası var ama; Batı, Allah odaklı değil [/B][/COLOR][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][B]Düşünce inceleşmiş enerjidir. Düşünce o kadar etkilidir ki, sadece düşünerek kaslarını geliştirenler var. Çünkü beyin hayalle gerçek arasındaki farkı bilmez. Gerçekten bir önceki adımdır. Çekim yasası Allah'ın Kayyum sıfatının bir yansımasıdır, celbetmek çekmek noktasında. İnsan yapısında böyle bir duaya uymak vardır, aslında bu bir duaya icabettir. Bizi çekim yasasından ayıran nokta ise tevekküldür. Biz hasta oluruz zannederiz ki o hastalıktır, halbuki o bizim için iyidir. Batı medeniyeti daha mekanik olduğundan dolayı bunu göremez. Hep attığı zaman vurmak ister. İslam medeniyetinde ise vurmasa bile dolaylı olarak vurduracaktır. O dua mutlaka kabul edilmiştir ama en iyi şekilde cevap verilecektir. Onlarla bizi ayıran fark budur. Çekim yasası vardır. Fakat Batı bunu Allah odaklı göremez, direk kendinden sanır ve orada yanılır. İnsan halifedir, Allah'tan ayrı değildir. Her şeyi O'ndan isteyeceğiz ama fiili dua istiyor Allah. Çekim yasası fiili duayı öğretir. Nitelikli eylem için ikisinin birlikte olması gerekir.[/B][/FONT] [FONT=Comic Sans MS][B]YENİ ŞAFAK [/B][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Hayal ettim, şimdi Mercedes'im olacak mı?
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst