Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Hayat görüşü
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="topraktoprak" data-source="post: 168339" data-attributes="member: 11795"><p>Hayattan gaye nedir? </p><p>İnsanlık, düşünmeye başladığından beri, öncelikle, “Hayatın gaysi nedir?” sorusunu sormuştur. İlk feylesoflardan bize nitikal eden insanlık tecrübesi bu sorunun cevaplarıyla ilgili. </p><p> </p><p>Sanki bütün dinler, hususen İslam dini, mahiyet itibarile özde bu soruya cevaptan ibarettir. Çünkü bu soru, sadece insanı değil, insanı kuşatan eşyayı da izaha yaramaktadır: Dinimize göre, hayatın gayesi önce Yaratıcıyı tanımak sonra O’na kulluktur, bu suretle dünyada mânen tekâmül edip, ebedî hayatı kazanmaktır; bu sebeple dünya, ahiretin tarlasıdır; dünyada yaşanan acılar, tatlıdır, bolluklar, darlıklar ahiret için birer imtihandır. İslam’ın hayat görüşünü bir kaç esasta hülasa edebiliriz: </p><p>1) İnsanlar ibadet için yaratılmıştır: “Cinleri ve insanları ancak Bana ibadet etsinler diye yarattım” (Zariyât suresi,56). </p><p>2) Herşey imtihandır: “Hanginizin daha iyi iş işlediğini belirtmek için ölümü de hayatı da yaratan O’dur” (Mülk suresi,2). </p><p>3) Hayat boş bir oyalanma da olabilir: “Doğrusu dünya hayatı, oyun ve oyalanmadır. Eğer iman eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, O size ücretinizi verir. O, sizin mallarınızın tamamını sarfetmenizi istemez” (Muhammed suresi, 36). </p><p>4) Hayat Allah’ın rızasına vesile kılınabilir: “Bilin ki, dünya hayatı oyun, oyalanma, süslenme, aranızda övünme ve daha çok mal ve çocuk sahibi olmaktan ibarettir. Bu, yağmurun bitirdiği, ekincilerin de hoşuna giden, bir bitkiye benzer, sonra kurur, sapsarı olduğu görülür, sonra çer çöp olur. Ahiette çetin azab da vardır. Allah’ın hoşnutluğu ve bağışlaması da vardır. Dünya hayatı ise, sadece aldatıcı bir geçinmedir” (Hadîd suresi,20). </p><p> </p><p>Şu hadîste, ahiret hayatını esas alan kimsenin, kendini nasıl değerlendirmesi gerektiği anlatılmaktadır: “Dünyada “garip” veya “yolcu” ol” (1). “Garîb”, öz vatanında olmayan, gurbette yaşayan demektir. Böyle birisi için çevresi hep yabancıdır, bir an önce asıl vatanına gitmek, evine barkına, ailesine, dost ve akrabalarına kavuşmak ister. Garîp, gurbete bağlanmadığı gibi “yolcu” da yol güzergahına bağlanmaz, hedefi asıl vatanıdır. Öyleyse mü’min, dünyayı sâbit bir vatan görüp bağlanıp kalmamalıdır. Kişi, efendisinin bir iş için, bir yere yolladığı kimse gibidir, verilen işi hemen görüp çabucak dönme durumundadır (2). </p><p> </p><p>Dünya fani, ahiret ebedi olduğu için, ebedi hayat düşüncesiyle “Allah yolunda bir iş için evden çıkış veya böyle bir işten dönüş, dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır” (3). Keza “Cennette, kamçı genişliğindeki bir yer, (ebedî olduğu için) dünya ve içindekilerin tamamından daha hayırlıdır (tıpkı ebedi akan bir çeşme sâbit kalan bir dünya denizinden daha zengin olduğu gibi) (4). </p><p> </p><p>Allah’ın rızası düşünülmeden, sırf dünya hayatı için yığılan malın, kişiye uhrevi bir hayrı yoktur. Çünkü kendisi dünyadan giderken bütün kazancı burada kalır: “Ölene üç şey (kabre kadar ) refakat eder, ikisi geri döner biri onunla kalır: Malı, ehli, ameli. Ehli ve malı döner, ameli onunla gider” (5). Mal haram yoldan kazanıldı ise? Elbette onun vebali var. </p><p> </p><p>Biriktirilen maddî servetin gerçek değerini kavrama hususunda bir hatıram var: Yıllar önceydi. Merhum Naim Hoca’nın dükkanı soyulmuş dediler. Geçmiş olsun demek üzere – iki kişi otursa yeni gelen üçüncüye yer kalmayan- minik dükkanına uğradım. Her zamanki gibi neşeliydi, yine nükte ve beyitleriyle karşıladı. Doğrusu şaşırmıştım. Üzerinde, para pul altın nesi varsa içinde yer alan minnacık kasası da götürülen, Erzurum’un millî şahsiyetlerinden Naim Hoca’da, hiç de soyulmuş adam havası yoktu. Ben geçmiş olsun dedikten sonra hayretimi de dile getirdim ve sebebini sordum. </p><p> </p><p>-Varisler üzülsün! dedi, Allah rızkımı hep verdi, yine de verecektir. Fazlası onlara kalacaktı. </p><p> </p><p>Meğerse bu, üçüncü soygunmuş. Geçen yıl rahmetli olunca bir vesile ile bu hatıramı anlattığım zaman sohbette hazır bulunan bir Erzurumlu, Naim hoca’nın ölümünden önce, dükkanının sekizinci sefer soyulduğunu ilave etti. </p><p> </p><p>Haram helal demeden yetmiş milyonluk milletinin fukaralığa atılması pahasına dalaverelerle zenginleyenler bu srrı kavrayabilirler mi? </p><p> </p><p>Elbette bu bir iman işi. Allah’a ahirete iman işi. </p><p>Son olarak belirtmek isteriz: Sadece ibadetler değil, “Allah’ın rızası düşünülerek yapılan hiçbir iş “dünya işi” değildir. </p><p> </p><p><strong>Kaynaklar :</strong> </p><p>1-Buhari, Rikak3, Tirmizî, Zühd 17, Tuhfetu’l-Ahvazî 6,625. </p><p>2-İbnu Hacer, Fethu’l-Bâri 14,9. </p><p>3-Buharî, Rikâk 2. </p><p>4-A. E. Aynı yer. </p><p>5- Müslim, Zühd 5. </p><p> </p><p>İbrahim Canan (Prof.Dr)</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="topraktoprak, post: 168339, member: 11795"] Hayattan gaye nedir? İnsanlık, düşünmeye başladığından beri, öncelikle, “Hayatın gaysi nedir?” sorusunu sormuştur. İlk feylesoflardan bize nitikal eden insanlık tecrübesi bu sorunun cevaplarıyla ilgili. Sanki bütün dinler, hususen İslam dini, mahiyet itibarile özde bu soruya cevaptan ibarettir. Çünkü bu soru, sadece insanı değil, insanı kuşatan eşyayı da izaha yaramaktadır: Dinimize göre, hayatın gayesi önce Yaratıcıyı tanımak sonra O’na kulluktur, bu suretle dünyada mânen tekâmül edip, ebedî hayatı kazanmaktır; bu sebeple dünya, ahiretin tarlasıdır; dünyada yaşanan acılar, tatlıdır, bolluklar, darlıklar ahiret için birer imtihandır. İslam’ın hayat görüşünü bir kaç esasta hülasa edebiliriz: 1) İnsanlar ibadet için yaratılmıştır: “Cinleri ve insanları ancak Bana ibadet etsinler diye yarattım” (Zariyât suresi,56). 2) Herşey imtihandır: “Hanginizin daha iyi iş işlediğini belirtmek için ölümü de hayatı da yaratan O’dur” (Mülk suresi,2). 3) Hayat boş bir oyalanma da olabilir: “Doğrusu dünya hayatı, oyun ve oyalanmadır. Eğer iman eder ve Allah’a karşı gelmekten sakınırsanız, O size ücretinizi verir. O, sizin mallarınızın tamamını sarfetmenizi istemez” (Muhammed suresi, 36). 4) Hayat Allah’ın rızasına vesile kılınabilir: “Bilin ki, dünya hayatı oyun, oyalanma, süslenme, aranızda övünme ve daha çok mal ve çocuk sahibi olmaktan ibarettir. Bu, yağmurun bitirdiği, ekincilerin de hoşuna giden, bir bitkiye benzer, sonra kurur, sapsarı olduğu görülür, sonra çer çöp olur. Ahiette çetin azab da vardır. Allah’ın hoşnutluğu ve bağışlaması da vardır. Dünya hayatı ise, sadece aldatıcı bir geçinmedir” (Hadîd suresi,20). Şu hadîste, ahiret hayatını esas alan kimsenin, kendini nasıl değerlendirmesi gerektiği anlatılmaktadır: “Dünyada “garip” veya “yolcu” ol” (1). “Garîb”, öz vatanında olmayan, gurbette yaşayan demektir. Böyle birisi için çevresi hep yabancıdır, bir an önce asıl vatanına gitmek, evine barkına, ailesine, dost ve akrabalarına kavuşmak ister. Garîp, gurbete bağlanmadığı gibi “yolcu” da yol güzergahına bağlanmaz, hedefi asıl vatanıdır. Öyleyse mü’min, dünyayı sâbit bir vatan görüp bağlanıp kalmamalıdır. Kişi, efendisinin bir iş için, bir yere yolladığı kimse gibidir, verilen işi hemen görüp çabucak dönme durumundadır (2). Dünya fani, ahiret ebedi olduğu için, ebedi hayat düşüncesiyle “Allah yolunda bir iş için evden çıkış veya böyle bir işten dönüş, dünya ve içindekilerden daha hayırlıdır” (3). Keza “Cennette, kamçı genişliğindeki bir yer, (ebedî olduğu için) dünya ve içindekilerin tamamından daha hayırlıdır (tıpkı ebedi akan bir çeşme sâbit kalan bir dünya denizinden daha zengin olduğu gibi) (4). Allah’ın rızası düşünülmeden, sırf dünya hayatı için yığılan malın, kişiye uhrevi bir hayrı yoktur. Çünkü kendisi dünyadan giderken bütün kazancı burada kalır: “Ölene üç şey (kabre kadar ) refakat eder, ikisi geri döner biri onunla kalır: Malı, ehli, ameli. Ehli ve malı döner, ameli onunla gider” (5). Mal haram yoldan kazanıldı ise? Elbette onun vebali var. Biriktirilen maddî servetin gerçek değerini kavrama hususunda bir hatıram var: Yıllar önceydi. Merhum Naim Hoca’nın dükkanı soyulmuş dediler. Geçmiş olsun demek üzere – iki kişi otursa yeni gelen üçüncüye yer kalmayan- minik dükkanına uğradım. Her zamanki gibi neşeliydi, yine nükte ve beyitleriyle karşıladı. Doğrusu şaşırmıştım. Üzerinde, para pul altın nesi varsa içinde yer alan minnacık kasası da götürülen, Erzurum’un millî şahsiyetlerinden Naim Hoca’da, hiç de soyulmuş adam havası yoktu. Ben geçmiş olsun dedikten sonra hayretimi de dile getirdim ve sebebini sordum. -Varisler üzülsün! dedi, Allah rızkımı hep verdi, yine de verecektir. Fazlası onlara kalacaktı. Meğerse bu, üçüncü soygunmuş. Geçen yıl rahmetli olunca bir vesile ile bu hatıramı anlattığım zaman sohbette hazır bulunan bir Erzurumlu, Naim hoca’nın ölümünden önce, dükkanının sekizinci sefer soyulduğunu ilave etti. Haram helal demeden yetmiş milyonluk milletinin fukaralığa atılması pahasına dalaverelerle zenginleyenler bu srrı kavrayabilirler mi? Elbette bu bir iman işi. Allah’a ahirete iman işi. Son olarak belirtmek isteriz: Sadece ibadetler değil, “Allah’ın rızası düşünülerek yapılan hiçbir iş “dünya işi” değildir. [B]Kaynaklar :[/B] 1-Buhari, Rikak3, Tirmizî, Zühd 17, Tuhfetu’l-Ahvazî 6,625. 2-İbnu Hacer, Fethu’l-Bâri 14,9. 3-Buharî, Rikâk 2. 4-A. E. Aynı yer. 5- Müslim, Zühd 5. İbrahim Canan (Prof.Dr) [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Hayat görüşü
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst