Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Hayata Dair 3K: Kader, 'Keşke' ve Kıyas
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="zeyhak_" data-source="post: 1117" data-attributes="member: 22"><p><span style="color: #632423"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Meçhul bir elin alnına tuttuğu, soğuğunu iliklerine kadar hissettiği bir tabanca olduğu halde içinden saydı;</span></strong></span></p><p> </p><p><span style="color: #632423"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Üç… İki… Bir…!</span></strong></span></p><p><span style="color: #632423"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> Sessizlik…</span></strong></span></p><p><span style="color: #632423"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> Evet, beklediği olmamıştı, hala yaşıyordu. İçine çektiği, odanın rutubetine karışmış sigara dumanı da olsa nefes alıyordu işte… Yaptığı ‘yanlış’a karşılık kendisine ölümden daha dehşet verici neyin sunulabileceği düşüncesi, içindeki şükür duygusunu bastırmıştı.</span>[/font]</strong></span></p><p><span style="color: #632423"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> Gözlerindeki bağı çekip çıkardıklarında, dört dakika önce, kazanmanın verdiği keyifle kumarını oynadığı bol ışıklı salonun parıltısından, duvarında iki tane ufak lambadan çıkan cılız ışık huzmelerinin aydınlatmaya çalıştığı odaya açınca gözlerini, nesneleri seçmekte zorlanmıştı. Salondaki kadeh sesleri ve şuh kahkahalardan sonra, kulakları da sessizliğe alışamamıştı henüz. Kapıdan girince lambalar sağda kalıyordu. Hemen karşıda büyükçe ahşap bir masa vardı. Masanın arkasında oturan insan siluetinden, cezasına karar verecek kişinin huzuruna çıkarıldığını anlamıştı. Oda küçüktü, yada sol tarafa doğru uzanıyordu da, o karanlıktan seçemiyordu.</span></strong></span></p><p><span style="color: #632423"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> Merhametten yoksun üç çift gözü üzerinde hissederken babası aklına geldi ansızın. Senelerdir gaflet içinde, yaşadığını kâr sayan Adem’in vurdumduymaz yüreği ilk kez böylesine acımıştı bu düşünce karşısında, içi yanmıştı… Hep yüzüstü bırakmıştı babasını, bir babanın oğluyla ilgili bütün hayallerini tek tek söndürmüştü. Yalnız ‘helâl süt emmiş’ bir kızla evlendirmişti oğlunu. O kız o eve giren ilk ve son ‘helâl’di belki de… Midesi altüst oldu Adem’in.</span></strong></span></p><p><span style="color: #632423"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> “Keşke…” dedi içinden. “Keşke düzenli bir hayatım, iyi bir işim olsaydı. O zaman şimdi burada olur muydum hiç? Az kazançla da olsa evime ‘helâl’ götürürdüm.”</span></strong></span></p><p><span style="color: #632423"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> ***</span></strong></span></p><p> </p><p><span style="color: #632423"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> Çalıştığı bankadan birkaç durak ötedeydi oturdukları ev. İşe yürüyerek gidiyordu, zira otobüs onun için lüks sayılırdı bu günlerde… Bir bankada çalışan üç-beş muhasebeciden biriydi Adem. Mecburî tutumluluğu cimriliğe yüz tutmuş bir karısı, okul çağında üç tane çocuğu vardı. Bu ay okulların açılması hasebiyle ay sonu daha bir uzak gözüküyordu.</span></strong></span></p><p><span style="color: #632423"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Çocuklarının televizyon seyrettiği oturma odasında –ki evin iki odasından biriydi bu- henüz yanmamış sobanın yanındaki masada oturmuş fatura hesabı yapıyordu. Hesabı bozuyor, tekrar tekrar baştan uğraşıyordu. Belli ki yine giderler gelirlerden fazlaydı. Bankada karşı masada oturan meslektaşını düşündü. İşlerini halletmesi için verdikleri dosyanın içinde ‘hediye’ler getiren ‘ahbap’ları vardı onun. Acaba o hiç harcamalarıyla ilgili bir hesabı bozup yeniden yapma mecburiyetinde kalmış mıydı? Yada onun bakmakla yükümlü olduğu bu kadar insan var mıydı evinde?</span></strong></span></p><p><span style="color: #632423"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">“Keşke…” diye geçirdi içinden Adem. “Keşke düzenli bir işim ve bir ailem olmasaydı da, şu koca dünyada tek başıma olsaydım. Sadece kendimden sorumlu olur, rahat rahat yaşardım</span></strong></span></p><p> </p><p> </p><p> </p><p> </p><p><span style="color: #632423"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Köye yakın küçük bir çiftlikte yaşlı bir dede oturuyordu. Yüzündeki çizgiler yaşından daha fazlaydı belki de ve ihtiyarlık iyiden iyiye belini bükmüştü Adem Dede’nin. Sebze yetiştirdiği ufak bir bahçesi, derme çatma ahşap bir evi vardı. Hiç evlenmemişti, bu yüzden yalnız yaşıyor, ihtiyaçlarını kendisi gidermek zorunda kalıyordu. Önceleri rahattı, sıhhati yerindeydi, hiçbir şey gözüne gelmiyordu. Fakat şimdi o ufak bahçe ona kocaman geliyor, beslediği üç-beş koyunla yeterince ilgilenemiyor, ufak işleri yaparken bile aciz kalıyordu.</span></strong></span></p><p><span style="color: #632423"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> Bir gece yarısı dışarıdan gelen bir sesle gaz lambasını eline alıp, köy ayazının yüzüne vurduğu rüzgarlı bahçeye çıktı. Etrafa bakındı, ses ahırın yakınlarından gelmişti. Ahıra yaklaştığında, kış gecesinin o şiddetli rüzgârının, önceden ahırın duvarına dayalı olan merdiveni savurmuş olduğunu gördü. Gaz lambasını yere bıraktı, merdiveni kaldırmaya uğraştıysa da, soğuktan hissizleşmiş elleriyle yapamıyordu. Sonunda yorgunluktan dizlerinin üzerine çöktü ve kendi kendine:</span></strong></span></p><p><span style="color: #632423"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">“Keşke…” dedi. “Keşke hayata yeni yeni adımlar atan bir genç olsaydım. O zaman hiç bu hallere düşecek ‘hata’lar yapar mıydım?”</span></strong></span></p><p> </p><p> </p><p> </p><p><span style="color: #632423"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> Üniversiteye yakın bir öğrenci evinde üç arkadaş birlikte kalıyorlardı. Babası onu Edirne’den İstanbul’a okumaya yollamıştı. Adem Tıp Fakültesi 2. Sınıf okuyordu ve iyiye yakın vasat bir öğrenciydi.</span></strong></span></p><p><span style="color: #632423"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> Diğer iki arkadaşı iyice yaklaşan finaller için ders notlarına gömülmüşken; o, kulağında mp3’ü, başucunda telefonu koltuğa uzanmış, düşüncelere dalmıştı. Şimdi derslerle falan uğraşamazdı(!), çok derdi vardı onun, çook. Az önce babasıyla konuşmuş, aylık harçlığını bir hafta geç gönderebileceğini, idare etmesi gerektiğini söyleyen babasına, bu durumun derslerini oldukça(!) etkileyeceğini anlatmıştı. Üstelik falan günde, onu 10 dakika geç aradı diye üç gündür onunla konuşmayan sevgilisinden hala mesaj gelmemişti. Depresyondaydı, unutulmuştu…</span></strong></span></p><p><span style="color: #632423"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">“Ah be oğlum, keşke…” dedi arkadaşına. “Keşke 80 yaşında emekli bir doktor olsaydım. Ne ders, ne para, ne de sevgili derdim olmazdı. Oh rahat rahat kafamı dinlerdim!”</span></strong></span></p><p> </p><p> </p><p> </p><p><span style="color: #632423"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> Gözlerini açtı Adem Bey ve etrafına baktı. İki katlı, bahçeli mütevazi evinin her köşesinde eşinin emeği vardı. Her gün evlerini yeni bir heyecanla adeta bir gelin gibi süslerdi. Adem Bey doktor emeklisiydi. 56 senelik eşi altı gün önce bu saatlerde onu bu dünyada yapayalnız bırakmıştı. Yeni doğan güneş ışıklarının, evlerinin çatısını yalamaya başladığı bu saatlerde…</span></strong></span></p><p><span style="color: #632423"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> Adem Bey bahçedeki çardakta otururken güçlükle yerinden doğruldu ve evin mutfak kapısına yöneldi. İçini yakan hüzün, yanaklarından süzülen gözyaşlarıyla gösteriyordu kendini… Eşinin elleriyle yaptığı o leziz yemeklerden kokmuyordu artık mutfak. İçerdeki odadan şarkı mırıldanan eşinin o tatlı sesi gelmiyordu kulaklarına… Elinden geldiğince hızlı adımlarla dışarı attı kendini. Bahçenin en uç noktasına, sahile doğru yürüdü. Çimenliğe adım attığında ayakları artık taşıyamıyordu onu.</span></strong></span></p><p><span style="color: #632423"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> “Keşke…” dedi güçlükle. Asla tamamlanamayacak bir cümleydi. Soğuk toprağın üzerindeki çiğ taneleriyle ıslanmış çimenliğe yığıldı…</span></strong></span></p><p> </p><p> </p><p> </p><p><span style="color: #632423"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> Siz hangi statüde, hangi 'Adem'siniz kimbilir. Ama muhakkak sizin de bolca 'keşke'niz vardır hayata dair. Oysa Peygamber’lerin bile ‘zelle’lerinin olduğunu düşünürsek, sıradan bir beşerden mükemmel olmasını beklemek mantıksızlık olur.</span></strong></span></p><p><span style="color: #632423"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"> Niyetiniz başka Adem'lerin hatalarını yaşamak değilse, bırakın ‘keşke’li cümleler üretmeyi… Sıradan bir ‘Adem’ olarak siz olabildiğinizin en iyisini olun, millet ‘Adam’ görsün!</span></strong></span></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #632423"><strong>Nur Banu</strong></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="zeyhak_, post: 1117, member: 22"] [COLOR=#632423][B][FONT=Comic Sans MS]Meçhul bir elin alnına tuttuğu, soğuğunu iliklerine kadar hissettiği bir tabanca olduğu halde içinden saydı;[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=#632423][B][FONT=Comic Sans MS]Üç… İki… Bir…![/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=#632423][B][FONT=Comic Sans MS] Sessizlik…[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=#632423][B][FONT=Comic Sans MS] Evet, beklediği olmamıştı, hala yaşıyordu. İçine çektiği, odanın rutubetine karışmış sigara dumanı da olsa nefes alıyordu işte… Yaptığı ‘yanlış’a karşılık kendisine ölümden daha dehşet verici neyin sunulabileceği düşüncesi, içindeki şükür duygusunu bastırmıştı.[/FONT][/font][/B][/COLOR] [COLOR=#632423][B][FONT=Comic Sans MS] Gözlerindeki bağı çekip çıkardıklarında, dört dakika önce, kazanmanın verdiği keyifle kumarını oynadığı bol ışıklı salonun parıltısından, duvarında iki tane ufak lambadan çıkan cılız ışık huzmelerinin aydınlatmaya çalıştığı odaya açınca gözlerini, nesneleri seçmekte zorlanmıştı. Salondaki kadeh sesleri ve şuh kahkahalardan sonra, kulakları da sessizliğe alışamamıştı henüz. Kapıdan girince lambalar sağda kalıyordu. Hemen karşıda büyükçe ahşap bir masa vardı. Masanın arkasında oturan insan siluetinden, cezasına karar verecek kişinin huzuruna çıkarıldığını anlamıştı. Oda küçüktü, yada sol tarafa doğru uzanıyordu da, o karanlıktan seçemiyordu.[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=#632423][B][FONT=Comic Sans MS] Merhametten yoksun üç çift gözü üzerinde hissederken babası aklına geldi ansızın. Senelerdir gaflet içinde, yaşadığını kâr sayan Adem’in vurdumduymaz yüreği ilk kez böylesine acımıştı bu düşünce karşısında, içi yanmıştı… Hep yüzüstü bırakmıştı babasını, bir babanın oğluyla ilgili bütün hayallerini tek tek söndürmüştü. Yalnız ‘helâl süt emmiş’ bir kızla evlendirmişti oğlunu. O kız o eve giren ilk ve son ‘helâl’di belki de… Midesi altüst oldu Adem’in.[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=#632423][B][FONT=Comic Sans MS] “Keşke…” dedi içinden. “Keşke düzenli bir hayatım, iyi bir işim olsaydı. O zaman şimdi burada olur muydum hiç? Az kazançla da olsa evime ‘helâl’ götürürdüm.”[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=#632423][B][FONT=Comic Sans MS] ***[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=#632423][B][FONT=Comic Sans MS] Çalıştığı bankadan birkaç durak ötedeydi oturdukları ev. İşe yürüyerek gidiyordu, zira otobüs onun için lüks sayılırdı bu günlerde… Bir bankada çalışan üç-beş muhasebeciden biriydi Adem. Mecburî tutumluluğu cimriliğe yüz tutmuş bir karısı, okul çağında üç tane çocuğu vardı. Bu ay okulların açılması hasebiyle ay sonu daha bir uzak gözüküyordu.[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=#632423][B][FONT=Comic Sans MS]Çocuklarının televizyon seyrettiği oturma odasında –ki evin iki odasından biriydi bu- henüz yanmamış sobanın yanındaki masada oturmuş fatura hesabı yapıyordu. Hesabı bozuyor, tekrar tekrar baştan uğraşıyordu. Belli ki yine giderler gelirlerden fazlaydı. Bankada karşı masada oturan meslektaşını düşündü. İşlerini halletmesi için verdikleri dosyanın içinde ‘hediye’ler getiren ‘ahbap’ları vardı onun. Acaba o hiç harcamalarıyla ilgili bir hesabı bozup yeniden yapma mecburiyetinde kalmış mıydı? Yada onun bakmakla yükümlü olduğu bu kadar insan var mıydı evinde?[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=#632423][B][FONT=Comic Sans MS]“Keşke…” diye geçirdi içinden Adem. “Keşke düzenli bir işim ve bir ailem olmasaydı da, şu koca dünyada tek başıma olsaydım. Sadece kendimden sorumlu olur, rahat rahat yaşardım[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=#632423][B][FONT=Comic Sans MS]Köye yakın küçük bir çiftlikte yaşlı bir dede oturuyordu. Yüzündeki çizgiler yaşından daha fazlaydı belki de ve ihtiyarlık iyiden iyiye belini bükmüştü Adem Dede’nin. Sebze yetiştirdiği ufak bir bahçesi, derme çatma ahşap bir evi vardı. Hiç evlenmemişti, bu yüzden yalnız yaşıyor, ihtiyaçlarını kendisi gidermek zorunda kalıyordu. Önceleri rahattı, sıhhati yerindeydi, hiçbir şey gözüne gelmiyordu. Fakat şimdi o ufak bahçe ona kocaman geliyor, beslediği üç-beş koyunla yeterince ilgilenemiyor, ufak işleri yaparken bile aciz kalıyordu.[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=#632423][B][FONT=Comic Sans MS] Bir gece yarısı dışarıdan gelen bir sesle gaz lambasını eline alıp, köy ayazının yüzüne vurduğu rüzgarlı bahçeye çıktı. Etrafa bakındı, ses ahırın yakınlarından gelmişti. Ahıra yaklaştığında, kış gecesinin o şiddetli rüzgârının, önceden ahırın duvarına dayalı olan merdiveni savurmuş olduğunu gördü. Gaz lambasını yere bıraktı, merdiveni kaldırmaya uğraştıysa da, soğuktan hissizleşmiş elleriyle yapamıyordu. Sonunda yorgunluktan dizlerinin üzerine çöktü ve kendi kendine:[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=#632423][B][FONT=Comic Sans MS]“Keşke…” dedi. “Keşke hayata yeni yeni adımlar atan bir genç olsaydım. O zaman hiç bu hallere düşecek ‘hata’lar yapar mıydım?”[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=#632423][B][FONT=Comic Sans MS] Üniversiteye yakın bir öğrenci evinde üç arkadaş birlikte kalıyorlardı. Babası onu Edirne’den İstanbul’a okumaya yollamıştı. Adem Tıp Fakültesi 2. Sınıf okuyordu ve iyiye yakın vasat bir öğrenciydi.[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=#632423][B][FONT=Comic Sans MS] Diğer iki arkadaşı iyice yaklaşan finaller için ders notlarına gömülmüşken; o, kulağında mp3’ü, başucunda telefonu koltuğa uzanmış, düşüncelere dalmıştı. Şimdi derslerle falan uğraşamazdı(!), çok derdi vardı onun, çook. Az önce babasıyla konuşmuş, aylık harçlığını bir hafta geç gönderebileceğini, idare etmesi gerektiğini söyleyen babasına, bu durumun derslerini oldukça(!) etkileyeceğini anlatmıştı. Üstelik falan günde, onu 10 dakika geç aradı diye üç gündür onunla konuşmayan sevgilisinden hala mesaj gelmemişti. Depresyondaydı, unutulmuştu…[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=#632423][B][FONT=Comic Sans MS]“Ah be oğlum, keşke…” dedi arkadaşına. “Keşke 80 yaşında emekli bir doktor olsaydım. Ne ders, ne para, ne de sevgili derdim olmazdı. Oh rahat rahat kafamı dinlerdim!”[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=#632423][B][FONT=Comic Sans MS] Gözlerini açtı Adem Bey ve etrafına baktı. İki katlı, bahçeli mütevazi evinin her köşesinde eşinin emeği vardı. Her gün evlerini yeni bir heyecanla adeta bir gelin gibi süslerdi. Adem Bey doktor emeklisiydi. 56 senelik eşi altı gün önce bu saatlerde onu bu dünyada yapayalnız bırakmıştı. Yeni doğan güneş ışıklarının, evlerinin çatısını yalamaya başladığı bu saatlerde…[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=#632423][B][FONT=Comic Sans MS] Adem Bey bahçedeki çardakta otururken güçlükle yerinden doğruldu ve evin mutfak kapısına yöneldi. İçini yakan hüzün, yanaklarından süzülen gözyaşlarıyla gösteriyordu kendini… Eşinin elleriyle yaptığı o leziz yemeklerden kokmuyordu artık mutfak. İçerdeki odadan şarkı mırıldanan eşinin o tatlı sesi gelmiyordu kulaklarına… Elinden geldiğince hızlı adımlarla dışarı attı kendini. Bahçenin en uç noktasına, sahile doğru yürüdü. Çimenliğe adım attığında ayakları artık taşıyamıyordu onu.[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=#632423][B][FONT=Comic Sans MS] “Keşke…” dedi güçlükle. Asla tamamlanamayacak bir cümleydi. Soğuk toprağın üzerindeki çiğ taneleriyle ıslanmış çimenliğe yığıldı…[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=#632423][B][FONT=Comic Sans MS] Siz hangi statüde, hangi 'Adem'siniz kimbilir. Ama muhakkak sizin de bolca 'keşke'niz vardır hayata dair. Oysa Peygamber’lerin bile ‘zelle’lerinin olduğunu düşünürsek, sıradan bir beşerden mükemmel olmasını beklemek mantıksızlık olur.[/FONT][/B][/COLOR] [COLOR=#632423][B][FONT=Comic Sans MS] Niyetiniz başka Adem'lerin hatalarını yaşamak değilse, bırakın ‘keşke’li cümleler üretmeyi… Sıradan bir ‘Adem’ olarak siz olabildiğinizin en iyisini olun, millet ‘Adam’ görsün![/FONT][/B][/COLOR] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=#632423][B]Nur Banu[/B][/COLOR][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Hayata Dair 3K: Kader, 'Keşke' ve Kıyas
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst