Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Hayata iman gözlükleriyle, Vedûd penceresinden bakmak
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Nevzatt" data-source="post: 45007" data-attributes="member: 1580"><p style="text-align: center"><img src="http://www.resimload.com/070804/Epl_5023krasiv_photo_28.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Muhabbet üzerine kurulmuş olan kâinata Vedûd penceresinden bakmak gerekir diyerek, kalemimi, muhabbetle kâğıdıma götürüp yazmaya başladım.</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>O Vedûd’dur, seven ve sevilendir.</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>O Vedûd’dur, mahlûkatını sever.</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>O Vedûd’dur, kendisine muhabbet edenleri sever.</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>O Vedûd’dur, kendine teveccüh edene muhabbet eder.</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Rahmetinin güzel meyveleriyle insanları sevdiğini gösteren Rabb-i Rahim, kullarının da kendisini sevmesini istemektedir.</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Kul ise, güzel olanı sever, muhabbet eder. Âlemlerin yaratıcısı nihayetsiz cemal ve kemal sahibi olması hasebiyle sevilmeye en lâyıktır.</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>“Onun cemalini bir dakika görmek bütün Cennet lezzetlerinden üstündür” hadisi de bunu en güzel şekilde belirtiyor.</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Muhabbetini Ona hasrettiğin vakit, sâfi muhabbetini lâyık olduğu mercie tevcih etmiş olursun. Çünkü kâinattaki dağınık bütün muhabbetlerin, Mahbub-u Ezelinin esma ve sıfatına karşı verilmiş bir muhabbet olduğunu hatırdan çıkartmamak gerekir.</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Şayet sen o muhabbeti yerinde sarf etmez su-i istimal edersen senin hakkın merhametsiz bir muhabbettir.</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Çünkü kâinattaki hüsün ve cemallere nefis hesabıyla baksan nefis seni yaralar, seni tanımaz, muhabbetin için seni tahkir eder. Çünkü Samed aynası olan bâtın-ı kalp, sanem misal dünyevî mahbupları istemez reddeder.</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Lâkin Cenab-ı Hak hesabına bakarsan fânilerin arkasındaki bekayı görürsün. Çünkü Onun muhabbeti hiç bir şeyle kıyaslanamaz. Bir muhabbet fedaisi olan Bediüzzaman Hazretleri bu hususta şöyle der:</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>“Mahbub-u Ezelinin bir zerre muhabbeti kâinata bedel olur, kâinat Onun muhabbetinin tecellisinin bir cüz’üne bedel olamaz.” </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Muhabbet ihtiyarî değildir, lâkin insan kendi iradesiyle ve tercihiyle o muhabbetin yüzünü birinden diğerine tercih edebilir. Meselâ bir sevgilinin çirkinliğini görmekle asıl muhabbete lâyık olana yüzünü çevirebilir. Bu şekilde yüzünü mecazi mahbuptan hakikî mahbuba çevirmiş olur. </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Muhabbetin Cenab-ı Hak hesabına ve onun namına olmalı ki, huzur bulasın. Çünkü Allah hesabına olmayan muhabbetin meşakkati çok, sefaları, lezzetleri, rahatları pek azdır.</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Meselâ Leylâ ile Mecnun, Ferhat ile Şirin, Kerem ile Aslı, Tahir ile Zühre, Arzu ile Kamber dünyevî sevginin destanlaşmış öyküleridir. Fâninin arkasındaki bâkiyi bulmanın imtihanıdır. Mecnun çölde Leylâ’sını ararken Mevlâ’sını bulmuştu. Önemli olan Leylâ’nın ardındaki Mevlâ’ya ulaşmaktır.</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Zahirde medeniyet, özde esaret olan fâni sevgililerin sillesinden ancak seni kurtaracak olan daire-i terbiye-i İslâmiyedir.</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Zaten insanın kalbine derç edilen muhabbet, umur-u uhrevîyeyi kazanmak ve Allah’ın zatını, isimlerini, sıfatlarını sevmek için verilmiştir.</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Meczup âşık…</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Bir gün Rabia el-Adeviyye’nin (k.s.) karşına bir meczup çıktı ve şöyle bir nara attı:</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>“Ey hanım! Bütün varlığımla sana bağlıyım! Seni seviyorum!” </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Rabia Hatun gayet sakin ve vakur bir şekilde, “Doğrudur! Ben de seni seviyorum!” dedi.</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Bu cevap meczubun hoşuna gitti. Rabia Hatun eliyle geriye işaret ederek, şöyle devam etti:</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>“Ancak benim bir kız kardeşim var. O benden daha güzel, geriden geliyor!” dedi.</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Meczup dönüp geriye baktığında, Rabia Hatun onun yüzüne şiddetli bir tokat vurdu ve şöyle dedi:</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>"Benden uzak ol! Seni yalancı, vefasız, sahte kahraman! Be¬ni sevdiğini iddia ediyorsun, ama dönüp başkasına bakıyor¬sun! Beni güzel bulduğunu söylüyorsun, başka güzel peşinde¬sin! Sen nerede, sevmek nerede, güzelin kıymetini bilmek ne¬rede? Defol git! Konuşunca seni irfan sahibi, dürüst, vefalı, âşık biri san¬dım. Aşktaki ciddiyetini denedim, yalancı olduğunu anladım! Sende ne âriflerin temizliği var, ne de onlardan bir işaret ve mürüvvet! Hele âşıkların yolu, senin gittiğin yoldan hiç geçmez…“</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Bunun üzerine meczup, deli gibi bağırmaya ve başına toprak saçmaya başladı.</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Şöyle diyordu: "Yazık bana! Ben bir kulu sevdiğimi iddia ettim! Ondan yüz çevirince tokat yedim! Korkuyorum; Hakkı sevdiğimi iddia eder de, Ondan başkasına bakarsam hâlim ne olacak? Yiyeceğim tokadın şiddeti nasıl olacak?"</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Madem ki, gerçek muhabbet baki-i hakikîye yöneltilen muhabbettir, öyle ise bütün muhabbetleri topla hakikî sahibine verip fâninin sillesinden kurtul. </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><strong>Allah’ım! Bizi dünyada Senin sevgin ve bizi Sana ve Senin emrettiğin gibi istikametli olmaya yaklaştıracak şeylerin sevgisiyle, ahirette ise rahmetin ve cemalini bize göstermekle rızıklandır. Muhabbetullaha müştak bir muhabbet fedaisi olmayı nasip eyle.</strong></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Nevzatt, post: 45007, member: 1580"] [center][img]http://www.resimload.com/070804/Epl_5023krasiv_photo_28.jpg[/img][/center] [size=3][font=comic sans ms][b]Muhabbet üzerine kurulmuş olan kâinata Vedûd penceresinden bakmak gerekir diyerek, kalemimi, muhabbetle kâğıdıma götürüp yazmaya başladım. O Vedûd’dur, seven ve sevilendir. O Vedûd’dur, mahlûkatını sever. O Vedûd’dur, kendisine muhabbet edenleri sever. O Vedûd’dur, kendine teveccüh edene muhabbet eder. Rahmetinin güzel meyveleriyle insanları sevdiğini gösteren Rabb-i Rahim, kullarının da kendisini sevmesini istemektedir. Kul ise, güzel olanı sever, muhabbet eder. Âlemlerin yaratıcısı nihayetsiz cemal ve kemal sahibi olması hasebiyle sevilmeye en lâyıktır. “Onun cemalini bir dakika görmek bütün Cennet lezzetlerinden üstündür” hadisi de bunu en güzel şekilde belirtiyor. Muhabbetini Ona hasrettiğin vakit, sâfi muhabbetini lâyık olduğu mercie tevcih etmiş olursun. Çünkü kâinattaki dağınık bütün muhabbetlerin, Mahbub-u Ezelinin esma ve sıfatına karşı verilmiş bir muhabbet olduğunu hatırdan çıkartmamak gerekir. Şayet sen o muhabbeti yerinde sarf etmez su-i istimal edersen senin hakkın merhametsiz bir muhabbettir. Çünkü kâinattaki hüsün ve cemallere nefis hesabıyla baksan nefis seni yaralar, seni tanımaz, muhabbetin için seni tahkir eder. Çünkü Samed aynası olan bâtın-ı kalp, sanem misal dünyevî mahbupları istemez reddeder. Lâkin Cenab-ı Hak hesabına bakarsan fânilerin arkasındaki bekayı görürsün. Çünkü Onun muhabbeti hiç bir şeyle kıyaslanamaz. Bir muhabbet fedaisi olan Bediüzzaman Hazretleri bu hususta şöyle der: “Mahbub-u Ezelinin bir zerre muhabbeti kâinata bedel olur, kâinat Onun muhabbetinin tecellisinin bir cüz’üne bedel olamaz.” Muhabbet ihtiyarî değildir, lâkin insan kendi iradesiyle ve tercihiyle o muhabbetin yüzünü birinden diğerine tercih edebilir. Meselâ bir sevgilinin çirkinliğini görmekle asıl muhabbete lâyık olana yüzünü çevirebilir. Bu şekilde yüzünü mecazi mahbuptan hakikî mahbuba çevirmiş olur. Muhabbetin Cenab-ı Hak hesabına ve onun namına olmalı ki, huzur bulasın. Çünkü Allah hesabına olmayan muhabbetin meşakkati çok, sefaları, lezzetleri, rahatları pek azdır. Meselâ Leylâ ile Mecnun, Ferhat ile Şirin, Kerem ile Aslı, Tahir ile Zühre, Arzu ile Kamber dünyevî sevginin destanlaşmış öyküleridir. Fâninin arkasındaki bâkiyi bulmanın imtihanıdır. Mecnun çölde Leylâ’sını ararken Mevlâ’sını bulmuştu. Önemli olan Leylâ’nın ardındaki Mevlâ’ya ulaşmaktır. Zahirde medeniyet, özde esaret olan fâni sevgililerin sillesinden ancak seni kurtaracak olan daire-i terbiye-i İslâmiyedir. Zaten insanın kalbine derç edilen muhabbet, umur-u uhrevîyeyi kazanmak ve Allah’ın zatını, isimlerini, sıfatlarını sevmek için verilmiştir. Meczup âşık… Bir gün Rabia el-Adeviyye’nin (k.s.) karşına bir meczup çıktı ve şöyle bir nara attı: “Ey hanım! Bütün varlığımla sana bağlıyım! Seni seviyorum!” Rabia Hatun gayet sakin ve vakur bir şekilde, “Doğrudur! Ben de seni seviyorum!” dedi. Bu cevap meczubun hoşuna gitti. Rabia Hatun eliyle geriye işaret ederek, şöyle devam etti: “Ancak benim bir kız kardeşim var. O benden daha güzel, geriden geliyor!” dedi. Meczup dönüp geriye baktığında, Rabia Hatun onun yüzüne şiddetli bir tokat vurdu ve şöyle dedi: "Benden uzak ol! Seni yalancı, vefasız, sahte kahraman! Be¬ni sevdiğini iddia ediyorsun, ama dönüp başkasına bakıyor¬sun! Beni güzel bulduğunu söylüyorsun, başka güzel peşinde¬sin! Sen nerede, sevmek nerede, güzelin kıymetini bilmek ne¬rede? Defol git! Konuşunca seni irfan sahibi, dürüst, vefalı, âşık biri san¬dım. Aşktaki ciddiyetini denedim, yalancı olduğunu anladım! Sende ne âriflerin temizliği var, ne de onlardan bir işaret ve mürüvvet! Hele âşıkların yolu, senin gittiğin yoldan hiç geçmez…“ Bunun üzerine meczup, deli gibi bağırmaya ve başına toprak saçmaya başladı. Şöyle diyordu: "Yazık bana! Ben bir kulu sevdiğimi iddia ettim! Ondan yüz çevirince tokat yedim! Korkuyorum; Hakkı sevdiğimi iddia eder de, Ondan başkasına bakarsam hâlim ne olacak? Yiyeceğim tokadın şiddeti nasıl olacak?" Madem ki, gerçek muhabbet baki-i hakikîye yöneltilen muhabbettir, öyle ise bütün muhabbetleri topla hakikî sahibine verip fâninin sillesinden kurtul. Allah’ım! Bizi dünyada Senin sevgin ve bizi Sana ve Senin emrettiğin gibi istikametli olmaya yaklaştıracak şeylerin sevgisiyle, ahirette ise rahmetin ve cemalini bize göstermekle rızıklandır. Muhabbetullaha müştak bir muhabbet fedaisi olmayı nasip eyle.[/b][/font][/size] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Hayata iman gözlükleriyle, Vedûd penceresinden bakmak
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst