ABDULLAH4
Forum Yöneticisi
Haykırış
Nefsinin pençesinde bu kadar sürünen can
Öyle bir teslim olduk bize vermiyor aman.
Görünmez içimizde kötülüğün gözleri
Haramdır günahlardır dünyadaki izleri.
Bu simsiyah dünyanın beyaz tenli insanı
Vermez misin Allah’a emanet aldığın canı.
Yarabbi haykırmak,kavuşmak ister ruhum
O kadar sıkılganım o kadar da mağdurum.
Ey kalbimin kapısını açacak olan iman
Gel artık bir günü seksen yıl olan zaman.
Ey resul gel ne olur, bekliyoruz siperde
Yetiş kan kalmadı Allah diyen bilekte.
Mabedlere giriyor bu kadar densiz kafir
Rabbim koyma akmasın bu pis kokulu nehir.
Allah diyerekten dünyaya yumuluyorsa kalpler
Seni arşta karşılar güler yüzlü melekler.
Bir ömür bitmiş artık gerçek evine döndün
Dinleniyor bak peygamber gölgesinde söğüdün.
Nice dertle inledi bu canımız dünyada
Şimdi resul yetişiyor ah çekince imdada.
Ne güzelmiş ahiret hayatında yaşamak
Ne mükafat dünyada iman yükü taşımak.
Yarabbi kurtar bizi harama değmesin eller
Bu biçare dünyanın kadehinde gönüller.
Yırtalım arzuları görünsün gün ışığı
Çıka çıka bitmiyor günahların eşiği.
Ölüm çekince perdeleri ansızın sabahıma
Ecel yetişecektir bu sessiz feryadıma.
En derin uyku idi tabutumda yattığım
Bir sürü anım oldu ecele anlattığım.
En son bir yığın topraktı üzerime atılan
Herkes rahat iken bendim mezarında sıkılan.
Bedenler sabahları mışıl mışıl geçirirken uykuda
Kimilerin gözü fezada kalbi dehşet korkuda.
Bir an bir ses ki gel diyecek çaresiz
Heyhat yoksa ölüm mü geldi habersiz.
Uykular bölünür rüyalar yarıda kalır
Artık ardından rahmetli biri diye anılır.
Ne yaşlı gözler nede yakılan ağıtlar faydasız
Ne değişir ki cansız bir beden zaten manasız.
Uzun bir yol başlıyor fani ömrün sonunda
Dilin değil kalbin konuşacak rabbinin huzurunda.
Artık hesap gününde çıkmıyorsa sesimiz
O güzel peygambere karşı utanmaz mı yüzümüz.
Ne çığlıklar atacak yandıkça yanan ruhum
Alevlerden nar olmuş oturacak koltuğum.
Topuzlar bir bir ardına vurulurken başıma
Yedi kat yerin altı çıkar birden karşıma.
Çıkarın beni desem yalvarsam da çaresiz
Bir buzul ki güneşsiz bir sahra ki gölgesiz.
Yanıyor eziliyor perperişan bedenim
Ben dünyalık huzurun bedelini ödedim.
Biz dünyada uyurduk sallandıkça beşikler
Günahları örtmedi bedeni örten güneşlikler.
İşte sana inananların sonu büyük bir hazin
Adına mahşer diyorlar bu yeni semtimizin.
ÜNAL KARATAŞ
Nefsinin pençesinde bu kadar sürünen can
Öyle bir teslim olduk bize vermiyor aman.
Görünmez içimizde kötülüğün gözleri
Haramdır günahlardır dünyadaki izleri.
Bu simsiyah dünyanın beyaz tenli insanı
Vermez misin Allah’a emanet aldığın canı.
Yarabbi haykırmak,kavuşmak ister ruhum
O kadar sıkılganım o kadar da mağdurum.
Ey kalbimin kapısını açacak olan iman
Gel artık bir günü seksen yıl olan zaman.
Ey resul gel ne olur, bekliyoruz siperde
Yetiş kan kalmadı Allah diyen bilekte.
Mabedlere giriyor bu kadar densiz kafir
Rabbim koyma akmasın bu pis kokulu nehir.
Allah diyerekten dünyaya yumuluyorsa kalpler
Seni arşta karşılar güler yüzlü melekler.
Bir ömür bitmiş artık gerçek evine döndün
Dinleniyor bak peygamber gölgesinde söğüdün.
Nice dertle inledi bu canımız dünyada
Şimdi resul yetişiyor ah çekince imdada.
Ne güzelmiş ahiret hayatında yaşamak
Ne mükafat dünyada iman yükü taşımak.
Yarabbi kurtar bizi harama değmesin eller
Bu biçare dünyanın kadehinde gönüller.
Yırtalım arzuları görünsün gün ışığı
Çıka çıka bitmiyor günahların eşiği.
Ölüm çekince perdeleri ansızın sabahıma
Ecel yetişecektir bu sessiz feryadıma.
En derin uyku idi tabutumda yattığım
Bir sürü anım oldu ecele anlattığım.
En son bir yığın topraktı üzerime atılan
Herkes rahat iken bendim mezarında sıkılan.
Bedenler sabahları mışıl mışıl geçirirken uykuda
Kimilerin gözü fezada kalbi dehşet korkuda.
Bir an bir ses ki gel diyecek çaresiz
Heyhat yoksa ölüm mü geldi habersiz.
Uykular bölünür rüyalar yarıda kalır
Artık ardından rahmetli biri diye anılır.
Ne yaşlı gözler nede yakılan ağıtlar faydasız
Ne değişir ki cansız bir beden zaten manasız.
Uzun bir yol başlıyor fani ömrün sonunda
Dilin değil kalbin konuşacak rabbinin huzurunda.
Artık hesap gününde çıkmıyorsa sesimiz
O güzel peygambere karşı utanmaz mı yüzümüz.
Ne çığlıklar atacak yandıkça yanan ruhum
Alevlerden nar olmuş oturacak koltuğum.
Topuzlar bir bir ardına vurulurken başıma
Yedi kat yerin altı çıkar birden karşıma.
Çıkarın beni desem yalvarsam da çaresiz
Bir buzul ki güneşsiz bir sahra ki gölgesiz.
Yanıyor eziliyor perperişan bedenim
Ben dünyalık huzurun bedelini ödedim.
Biz dünyada uyurduk sallandıkça beşikler
Günahları örtmedi bedeni örten güneşlikler.
İşte sana inananların sonu büyük bir hazin
Adına mahşer diyorlar bu yeni semtimizin.
ÜNAL KARATAŞ