Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Hayvanlara Şefkatte Bir Örnek
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Eyvàh!" data-source="post: 1147" data-attributes="member: 12"><p style="text-align: center"><span style="color: #ff66cc"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px">Hayvanlara Şefkatte Bir Örnek Bediüzzaman Hazretleri </span></span></span></p> <p style="text-align: center"></p><p></p><p></p><p><span style="color: #cc0099"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Hayvanlara kötü muamele dendiğinde, aklıma iki hatıram gelir. Bunlardan ilki, arabaya koştuğu atları büyük bir öfke ve hınçla kamçılayan Hasan Dayı’dır. Araba yokuşa sarmaya görsün, atların sırtında ardı ardına şaklayan kamçıların haddi hesabı yoktu. Ağır yükün altındaki zavallı hayvanlar kamçılandıkça, çocuk yüreğim parçalanırdı. İkincisi de, bir bahar günü, beş yaşlarındaki çocuklarının karınca yoluna oturup karıncaları taşla ezmesine ses çıkarmayan ebeveyndir. </span></span></span></p><p></p><p><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #cc0099"><span style="font-size: 12px">İlâhî bir emanet olarak hizmetimize verilmiş hayvanlara muamelemiz onları incitecek tarzda olmamalıdır. Hayvanların da, insan ve bitkiler gibi tabiatta önemli bir yeri vardır. Üzerinde Esma-i İlâhî’nin bin bir tecellisi müşahede edilen her hayvan ve bitki türü, ekolojik dengede mühim vazifeler yapmaktadır. Bu halkalardan biri koparıldığında tabiatta tamiri zor hasarlar meydana gelebilmektedir. </span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #cc0099">Bazı hayvanlar bizlere yardımcı, bazıları da rızık olarak yaratılmıştır. İnsana, bitki ve hayvanlar üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi verilmiş olmakla beraber, onlara zulmetme hakkı tanınmamıştır. Hayvanlara şefkat gösterme ve onların haklarını gözetme, ancak bozulmamış bir vicdan ile mümkündür. </span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #cc0099">Bütün varlığı İlâhî bir sanat eseri olarak gören Bediüzzaman Hazretleri, hayvanlara da son derece şefkat ve merhametle muamele etmiştir. Van’daki talebelerinden Molla Hamid’in bir kertenkeleyi öldürmesi üzerine söylediği aşağıdaki sözler, onun bu husustaki hassasiyetini net olarak ortaya koyar: </span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #cc0099">- O hayvan sana taarruz etti mi?</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #cc0099">- Hayır.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #cc0099">- O hayvanın rızkını sen mi veriyorsun?</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #cc0099">- Hayır.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #cc0099">- Sen mi yarattın?</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #cc0099">- Hayır.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #cc0099">- Bu hayvanların niçin yaratıldıklarını, yani fıtrî vazifelerini biliyor musun?</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #cc0099">- ….</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #cc0099">- Bu hayvanı yaratan Hâlık senin öldürmen için mi yaratmış? Sana kim dedi öldür? Bu hayvanların yaratılışında binlerle hikmet var. Bu hikmetler saymakla bitmez.1 </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #cc0099">Bediüzzaman Hazretleri yine bir gün talebeleriyle Erek Dağı’nda gezerken, yaban elmalarıyla karşılaşırlar; talebeler, yaban elmalarını yemek istediklerinde, onlara mâni olur:</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #cc0099">- Bizim hissemiz bağ ve bahçelerdedir. Bizim rızkımızı Cenab-ı Hak oralarda tayin etmiştir. Bu yabanî meyveler, yabanî hayvanların rızkıdır. Onların kısmetine dokunmamamız lâzımdır.</span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #cc0099">Bediüzzaman Hazretleri, çocukluk döneminde inzivaya çekildiği türbede çorbasının suyunu kendisi içer, tanelerini ise karıncalara verirdi. ‘Cumhuriyetçi’ olarak vasıflandırdığı karıncalara ekmek, bulgur ve şeker atar; neden şeker attığını sorduklarında da: “Bu da onların çayı olsun.” diye lâtife ederdi. O, kesilen hayvanların işkembe, ciğerve bağırsaklarını hayvanların yemesi için bıraktırır; Barla’da yaşadığı evi kedilerle paylaşır; onların mırmırlarıyla “Yâ Rahîm, Yâ Rahîm” zikri çektiklerini, rızık için insanlara minnet etmediklerini, rızkı, Rezzâk-ı Hakikî ve Rahîm olan Allah’tan beklediklerini, onlarla kendi rızkının da bereketlendiğini söylerdi: “Benim yakın dostlarım bilirler ki, iki üç sene evvel her gün yarım ekmek -o köyün ekmeği küçüktü- muayyen bir tayınım vardı ki, çok defa bana kâfi gelmiyordu. Sonra dört kedi bana misafir geldi. O aynı tayınım hem bana, hem onlara kâfi geldi. Çok kere de fazla kalırdı.”</span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #cc0099">Onun çevresindeki emniyet ve güven atmosferinde sadece insanlar değil, bütün canlılar huzurla yaşardı. Tesbihat yapmaya çıktığı ağacın diğer dalları; onlarca, yüzlerce kuşla dolardı. Haremeyn-i Şerifeyn olarak bilinen Mekke ve Medine’de mi’kat sınırları dâhilinde insanların ihramlı iken otları koparamadıkları, ağaçları kesemedikleri, canlıları öldüremedikleri gibi Bediüzzaman Hazretleri’nin etrafı da âdeta bir harem bölgesi hâline gelmişti. Orada köpeklere taş atılmıyor, atan olduğunda da ayıplanıyordu. Yılan öldürülmüyor, öldürmek istendiğinde o, engel oluyordu. Bir gün dağda talebeleriyle dolaşırken gördükleri bir yılan karşısında o: “Gelsin dokunmaz, sürünsün, taş vurmak yok. Biz ufacık bir karıncayı öldüremeyiz, çok ufak bir mahlûk bile öldüremeyiz. Bize canlıları öldürmeye müsaade yok” demiştir.</span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #cc0099">Onun nazarında, hayvanlara şefkat ve saygı Yüce Yaratıcı’ya iman ve sevgi nispetindeydi ve hayvanlar da şahsiyet sahibi, değerli varlıklardı. Nezafet (temizlik) memuru olarak vasıflandırdığı sineklere, ‘kuşçuklar’ hattâ ‘benim kuşçuklarım’ der; onların öldürülmelerine izin vermez, “Sadece odadan çıkarın, yeter.” derdi. Köpeği sadakatinden dolayı överdi. İstanbul’da kaldığı dönemde, yoğurt almaktan dönerken peşine takılan bir köpeğe “Hişt, birader!” şeklinde hitap etmiştir. Herkesin ‘eşek’ dediği hayvana o ‘işlek’ der; böylece o hayvanın çalışkanlığını ve gayretini öne çıkarırdı. Yine onun dilinde öküzün ismi, öküz efendiydi. İnsanlar için kullanılan ve karşıdakine değer verildiğini gösteren ‘efendi’ unvanını o, bir hayvan için kullanmakta beis görmezdi. 1925’te Van’dan Batı Anadolu’ya sürgün edilmişti. Yolda kızakları çeken öküzlerden birinin ayağı kanamıştı. Bunun üzerine Bediüzzaman Hazretleri, herkesi şaşırtacak şu sözü gayet fıtrî bir şekilde söylemişti: “Beyler, inelim, öküz efendinin ayağı kanıyor!” Arkadaşı: “Hocam biz para verdik bunların sahiplerine...” deyince Bediüzzaman: “Oğlum, onlar bu hayvanların sahibi değil; ancak mutasarrıfıdırlar.” cevabını vermişti.5 </span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #cc0099">O, hayvanların avlanmasını, keyfî şekilde öldürülmesini hoş karşılamaz, ziyaretine gelen avcıları bundan vazgeçirirdi. Rahmet sıfatına mazhar olduğundan, onun şefkat ve merhamet hisleri son derece kuvvetliydi. Talebelerinden birine ne işle uğraştığını sormuş, o da avcılık yaptığını söylemişti. Bediüzzaman Hazretleri bunun üzerine, av için ne kadar masraf yaptıklarını sormuş, karşılığında da elli lira harcadıkları cevabını almıştı. Bu cevap karşısında Bediüzzaman: “O parayla ehlî hayvanlardan alsanız da, onu yeseniz daha iyi olmaz mı?” demişti.</span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #cc0099">Barla’da, avdan elinde bir keklikle dönen avcıyı, Bediüzzaman: “Sen bunu eşinden ayırdın, dişisi yalnız kaldı. Şimdi ağlıyor, sızlıyor.” diyerek avcılıktan vazgeçirmişti.7</span></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="color: #cc0099">Dünyanın dört bir yanında savaşların devam ettiği bir devirde, canlı-cansız bütün varlığa şefkat ve merhamet nazarıyla yaklaşan insanlara, diğer bir ifadeyle ‘Bediüzzaman (ra) gönlü’ne ne kadar çok ihtiyaç var! </span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Eyvàh!, post: 1147, member: 12"] [CENTER][COLOR=#ff66cc][FONT=Comic Sans MS][SIZE=4]Hayvanlara Şefkatte Bir Örnek Bediüzzaman Hazretleri [/SIZE][/FONT][/COLOR] [/CENTER] [COLOR=#cc0099][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]Hayvanlara kötü muamele dendiğinde, aklıma iki hatıram gelir. Bunlardan ilki, arabaya koştuğu atları büyük bir öfke ve hınçla kamçılayan Hasan Dayı’dır. Araba yokuşa sarmaya görsün, atların sırtında ardı ardına şaklayan kamçıların haddi hesabı yoktu. Ağır yükün altındaki zavallı hayvanlar kamçılandıkça, çocuk yüreğim parçalanırdı. İkincisi de, bir bahar günü, beş yaşlarındaki çocuklarının karınca yoluna oturup karıncaları taşla ezmesine ses çıkarmayan ebeveyndir. [/SIZE][/FONT][/COLOR] [FONT=Comic Sans MS][COLOR=#cc0099][SIZE=3]İlâhî bir emanet olarak hizmetimize verilmiş hayvanlara muamelemiz onları incitecek tarzda olmamalıdır. Hayvanların da, insan ve bitkiler gibi tabiatta önemli bir yeri vardır. Üzerinde Esma-i İlâhî’nin bin bir tecellisi müşahede edilen her hayvan ve bitki türü, ekolojik dengede mühim vazifeler yapmaktadır. Bu halkalardan biri koparıldığında tabiatta tamiri zor hasarlar meydana gelebilmektedir. [/SIZE][/COLOR][/FONT] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#cc0099]Bazı hayvanlar bizlere yardımcı, bazıları da rızık olarak yaratılmıştır. İnsana, bitki ve hayvanlar üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi verilmiş olmakla beraber, onlara zulmetme hakkı tanınmamıştır. Hayvanlara şefkat gösterme ve onların haklarını gözetme, ancak bozulmamış bir vicdan ile mümkündür. [/COLOR][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#cc0099]Bütün varlığı İlâhî bir sanat eseri olarak gören Bediüzzaman Hazretleri, hayvanlara da son derece şefkat ve merhametle muamele etmiştir. Van’daki talebelerinden Molla Hamid’in bir kertenkeleyi öldürmesi üzerine söylediği aşağıdaki sözler, onun bu husustaki hassasiyetini net olarak ortaya koyar: [/COLOR][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#cc0099]- O hayvan sana taarruz etti mi?[/COLOR][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#cc0099]- Hayır.[/COLOR][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#cc0099]- O hayvanın rızkını sen mi veriyorsun?[/COLOR][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#cc0099]- Hayır.[/COLOR][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#cc0099]- Sen mi yarattın?[/COLOR][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#cc0099]- Hayır.[/COLOR][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#cc0099]- Bu hayvanların niçin yaratıldıklarını, yani fıtrî vazifelerini biliyor musun?[/COLOR][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#cc0099]- ….[/COLOR][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#cc0099]- Bu hayvanı yaratan Hâlık senin öldürmen için mi yaratmış? Sana kim dedi öldür? Bu hayvanların yaratılışında binlerle hikmet var. Bu hikmetler saymakla bitmez.1 [/COLOR][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#cc0099]Bediüzzaman Hazretleri yine bir gün talebeleriyle Erek Dağı’nda gezerken, yaban elmalarıyla karşılaşırlar; talebeler, yaban elmalarını yemek istediklerinde, onlara mâni olur:[/COLOR][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#cc0099]- Bizim hissemiz bağ ve bahçelerdedir. Bizim rızkımızı Cenab-ı Hak oralarda tayin etmiştir. Bu yabanî meyveler, yabanî hayvanların rızkıdır. Onların kısmetine dokunmamamız lâzımdır.[/COLOR][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#cc0099]Bediüzzaman Hazretleri, çocukluk döneminde inzivaya çekildiği türbede çorbasının suyunu kendisi içer, tanelerini ise karıncalara verirdi. ‘Cumhuriyetçi’ olarak vasıflandırdığı karıncalara ekmek, bulgur ve şeker atar; neden şeker attığını sorduklarında da: “Bu da onların çayı olsun.” diye lâtife ederdi. O, kesilen hayvanların işkembe, ciğerve bağırsaklarını hayvanların yemesi için bıraktırır; Barla’da yaşadığı evi kedilerle paylaşır; onların mırmırlarıyla “Yâ Rahîm, Yâ Rahîm” zikri çektiklerini, rızık için insanlara minnet etmediklerini, rızkı, Rezzâk-ı Hakikî ve Rahîm olan Allah’tan beklediklerini, onlarla kendi rızkının da bereketlendiğini söylerdi: “Benim yakın dostlarım bilirler ki, iki üç sene evvel her gün yarım ekmek -o köyün ekmeği küçüktü- muayyen bir tayınım vardı ki, çok defa bana kâfi gelmiyordu. Sonra dört kedi bana misafir geldi. O aynı tayınım hem bana, hem onlara kâfi geldi. Çok kere de fazla kalırdı.”[/COLOR][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#cc0099]Onun çevresindeki emniyet ve güven atmosferinde sadece insanlar değil, bütün canlılar huzurla yaşardı. Tesbihat yapmaya çıktığı ağacın diğer dalları; onlarca, yüzlerce kuşla dolardı. Haremeyn-i Şerifeyn olarak bilinen Mekke ve Medine’de mi’kat sınırları dâhilinde insanların ihramlı iken otları koparamadıkları, ağaçları kesemedikleri, canlıları öldüremedikleri gibi Bediüzzaman Hazretleri’nin etrafı da âdeta bir harem bölgesi hâline gelmişti. Orada köpeklere taş atılmıyor, atan olduğunda da ayıplanıyordu. Yılan öldürülmüyor, öldürmek istendiğinde o, engel oluyordu. Bir gün dağda talebeleriyle dolaşırken gördükleri bir yılan karşısında o: “Gelsin dokunmaz, sürünsün, taş vurmak yok. Biz ufacık bir karıncayı öldüremeyiz, çok ufak bir mahlûk bile öldüremeyiz. Bize canlıları öldürmeye müsaade yok” demiştir.[/COLOR][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#cc0099]Onun nazarında, hayvanlara şefkat ve saygı Yüce Yaratıcı’ya iman ve sevgi nispetindeydi ve hayvanlar da şahsiyet sahibi, değerli varlıklardı. Nezafet (temizlik) memuru olarak vasıflandırdığı sineklere, ‘kuşçuklar’ hattâ ‘benim kuşçuklarım’ der; onların öldürülmelerine izin vermez, “Sadece odadan çıkarın, yeter.” derdi. Köpeği sadakatinden dolayı överdi. İstanbul’da kaldığı dönemde, yoğurt almaktan dönerken peşine takılan bir köpeğe “Hişt, birader!” şeklinde hitap etmiştir. Herkesin ‘eşek’ dediği hayvana o ‘işlek’ der; böylece o hayvanın çalışkanlığını ve gayretini öne çıkarırdı. Yine onun dilinde öküzün ismi, öküz efendiydi. İnsanlar için kullanılan ve karşıdakine değer verildiğini gösteren ‘efendi’ unvanını o, bir hayvan için kullanmakta beis görmezdi. 1925’te Van’dan Batı Anadolu’ya sürgün edilmişti. Yolda kızakları çeken öküzlerden birinin ayağı kanamıştı. Bunun üzerine Bediüzzaman Hazretleri, herkesi şaşırtacak şu sözü gayet fıtrî bir şekilde söylemişti: “Beyler, inelim, öküz efendinin ayağı kanıyor!” Arkadaşı: “Hocam biz para verdik bunların sahiplerine...” deyince Bediüzzaman: “Oğlum, onlar bu hayvanların sahibi değil; ancak mutasarrıfıdırlar.” cevabını vermişti.5 [/COLOR][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#cc0099]O, hayvanların avlanmasını, keyfî şekilde öldürülmesini hoş karşılamaz, ziyaretine gelen avcıları bundan vazgeçirirdi. Rahmet sıfatına mazhar olduğundan, onun şefkat ve merhamet hisleri son derece kuvvetliydi. Talebelerinden birine ne işle uğraştığını sormuş, o da avcılık yaptığını söylemişti. Bediüzzaman Hazretleri bunun üzerine, av için ne kadar masraf yaptıklarını sormuş, karşılığında da elli lira harcadıkları cevabını almıştı. Bu cevap karşısında Bediüzzaman: “O parayla ehlî hayvanlardan alsanız da, onu yeseniz daha iyi olmaz mı?” demişti.[/COLOR][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#cc0099]Barla’da, avdan elinde bir keklikle dönen avcıyı, Bediüzzaman: “Sen bunu eşinden ayırdın, dişisi yalnız kaldı. Şimdi ağlıyor, sızlıyor.” diyerek avcılıktan vazgeçirmişti.7[/COLOR][/FONT][/SIZE] [SIZE=3][FONT=Comic Sans MS][COLOR=#cc0099]Dünyanın dört bir yanında savaşların devam ettiği bir devirde, canlı-cansız bütün varlığa şefkat ve merhamet nazarıyla yaklaşan insanlara, diğer bir ifadeyle ‘Bediüzzaman (ra) gönlü’ne ne kadar çok ihtiyaç var! [/COLOR][/FONT][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Bediüzzaman Said Nursi ve Risale-i Nur Cemaati
Bediüzzaman Said Nursi
Hayvanlara Şefkatte Bir Örnek
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst