Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
HAZIR CEVAPLAR
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="molla_zehra" data-source="post: 55606" data-attributes="member: 30"><p>TEHLİKE NEDİR?</p><p>Biri, Hz. Peygamberin arkadaşlarından Malik b. Bera’ya sorar: </p><p></p><p>“Allah, Kur’an’da; ‘Kendinizi kendi elinizle tehlikeye atmayın (Bakara, 195)’ buyuruyor. Burada sözü edilen tehlike nedir? Savaş meydanında düşman karşısındaki tehlike midir?"</p><p></p><p>Hz. Bera şu cevabı verir:</p><p></p><p>“Hayır, tehlike o değildir. Tehlike, bir kişinin günah işledikten sonra artık Allah beni affetmez diye zannetmesidir.” </p><p></p><p></p><p>YETERLİ OLAN</p><p></p><p>Bir öğrencisi Konfüçyüs’e dedi ki:</p><p></p><p>“Yaşadığın kentte seni herkesin sevmesi nasıldır?”</p><p></p><p>“Yeterli değil,” cevabını alan öğrenci bir daha sordu:</p><p></p><p>“Peki, kentte seni herkesin sevmemesi nasıldır?”</p><p></p><p>Konfüçyüs şöyle cevapladı:</p><p></p><p>“Yeterli değil. İnsanların arasında iyilerin seni sevmesi; kötülerin de sevmemesi daha iyidir.”</p><p></p><p></p><p>AÇIK KAPI</p><p></p><p>Allah dostlarından Salih Murri, bir sohbetinde sık sık:</p><p></p><p>“Bir kimse Hakk’ın kapısını durmadan ısrarla çalarsa bu kapı bir gün ona mutlaka açılır,” diye tekrar etmektedir. Arka sıralarda sohbeti dinlemekte olan Rabia Hatun dayanamaz, Salih Murri’nin sözüne müdahale eder:</p><p></p><p>“Daha kaç defa o kapı çalana açılır, deyip duracaksınız! O kapı ne zaman kapanmıştı ki tekrar açılsın.”</p><p></p><p></p><p>_________________________________________________VEZİR</p><p></p><p>Sultan Fatih Edirne’ye giderken Molla Kırımi’ye sordu:</p><p></p><p>“Molla, Kırım mamur bir yermiş, altıyüz âlimi varmış ki kitap telifi ile meşgul olurlarmış, doğru mu?”</p><p></p><p>Molla da:</p><p></p><p>“Evet Padişahım öyle,” demiş. “Lâkin ben sonlarına yetiştim. Bir hain vezir çıkıp ulemaya zulmettiğinden, şimdi ne onlardan, ne mamuriyetten eser kalmamış. Malumunuzdur ki, ilim ve sanat bir memleketi ihyaya sebeptir.”</p><p></p><p>Sultan, Sadrazam Mahmud Paşa’yı çağırtmış ve Molla’nın sözlerini naklettikten sonra şöyle demiş:</p><p></p><p>“Görüyor musun, bir vezir koca memleketi ne hâle sokmuş.”</p><p></p><p>Sadrazam buna cevaben demiş ki:</p><p></p><p>“Efendimiz, suç vezirin değil, Kırım Hanı’nındır ki, öyle bir adamı vezir yapıp idareyi eline vermiştir.”</p><p></p><p>BİNGÖLLÜ LENİN</p><p></p><p>Bingöllü Hacı Ömer amcanın yeğeni İstanbul'da Felsefe bölümünde okuyordur. Anarşinin ülkeyi kasıp kavurduğu yıllardır.</p><p></p><p>Genç adam, amcası Hacı Ömer'i ziyarete gelir. Kirli çamaşırlarını ve kitaplarını sedirin altına koyup köye yollanır. Tam o günlerde de 12 Eylül ihtilali olur. Derken ev aramaları ve 65 yaşındaki sakallı Hacı Ömer amcanın evinde Marks, Lenin, Hegel'e ait bir sürü o zaman için yasa dışı sayılan kitap ele geçirilir... Hemen yaka paça Hacı Ömer Amcayı askeri hâkimin karşısına çıkartırlar. Hâkim sorar:</p><p></p><p>“Ömer efendi, bu Marks ve Lenin'i tanıyor musun?” </p><p></p><p>Hacı Ömer, mahcup mahcup:</p><p></p><p>“Vallahi hâkim beg” der. “Eğer Bingöl'ün içindenseler kesin tanıram. Köylerindenseler çıkartamayabilirim.”</p><p></p><p>ŞARKI</p><p></p><p>Özel bir davete çağırılan Zeki Müren, gittiği evin kapısından girerken bir hanım yanına gelir ve der:</p><p></p><p>“Aaa ne büyük sürpriz… Zeki Müren Bey… Ne iyi ettiniz de geldiniz… Artık bu gece bize bol bol şarkı söylersiniz…” </p><p></p><p>Bu sözlere tebessüm edip geçen Zeki Müren, gecenin ilerleyen saatlerinde yerinden kalkıp, “Artık bol bol şarkı söylersiniz,” diyen bayana doğru yürüyüp:</p><p></p><p>“Hanımefendi,” dedi, “ben buradaki dostlarıma şarkı söyleyeceğim, ama siz de dinleyebilirsiniz.”</p></blockquote><p></p>
[QUOTE="molla_zehra, post: 55606, member: 30"] TEHLİKE NEDİR? Biri, Hz. Peygamberin arkadaşlarından Malik b. Bera’ya sorar: “Allah, Kur’an’da; ‘Kendinizi kendi elinizle tehlikeye atmayın (Bakara, 195)’ buyuruyor. Burada sözü edilen tehlike nedir? Savaş meydanında düşman karşısındaki tehlike midir?" Hz. Bera şu cevabı verir: “Hayır, tehlike o değildir. Tehlike, bir kişinin günah işledikten sonra artık Allah beni affetmez diye zannetmesidir.” YETERLİ OLAN Bir öğrencisi Konfüçyüs’e dedi ki: “Yaşadığın kentte seni herkesin sevmesi nasıldır?” “Yeterli değil,” cevabını alan öğrenci bir daha sordu: “Peki, kentte seni herkesin sevmemesi nasıldır?” Konfüçyüs şöyle cevapladı: “Yeterli değil. İnsanların arasında iyilerin seni sevmesi; kötülerin de sevmemesi daha iyidir.” AÇIK KAPI Allah dostlarından Salih Murri, bir sohbetinde sık sık: “Bir kimse Hakk’ın kapısını durmadan ısrarla çalarsa bu kapı bir gün ona mutlaka açılır,” diye tekrar etmektedir. Arka sıralarda sohbeti dinlemekte olan Rabia Hatun dayanamaz, Salih Murri’nin sözüne müdahale eder: “Daha kaç defa o kapı çalana açılır, deyip duracaksınız! O kapı ne zaman kapanmıştı ki tekrar açılsın.” _________________________________________________VEZİR Sultan Fatih Edirne’ye giderken Molla Kırımi’ye sordu: “Molla, Kırım mamur bir yermiş, altıyüz âlimi varmış ki kitap telifi ile meşgul olurlarmış, doğru mu?” Molla da: “Evet Padişahım öyle,” demiş. “Lâkin ben sonlarına yetiştim. Bir hain vezir çıkıp ulemaya zulmettiğinden, şimdi ne onlardan, ne mamuriyetten eser kalmamış. Malumunuzdur ki, ilim ve sanat bir memleketi ihyaya sebeptir.” Sultan, Sadrazam Mahmud Paşa’yı çağırtmış ve Molla’nın sözlerini naklettikten sonra şöyle demiş: “Görüyor musun, bir vezir koca memleketi ne hâle sokmuş.” Sadrazam buna cevaben demiş ki: “Efendimiz, suç vezirin değil, Kırım Hanı’nındır ki, öyle bir adamı vezir yapıp idareyi eline vermiştir.” BİNGÖLLÜ LENİN Bingöllü Hacı Ömer amcanın yeğeni İstanbul'da Felsefe bölümünde okuyordur. Anarşinin ülkeyi kasıp kavurduğu yıllardır. Genç adam, amcası Hacı Ömer'i ziyarete gelir. Kirli çamaşırlarını ve kitaplarını sedirin altına koyup köye yollanır. Tam o günlerde de 12 Eylül ihtilali olur. Derken ev aramaları ve 65 yaşındaki sakallı Hacı Ömer amcanın evinde Marks, Lenin, Hegel'e ait bir sürü o zaman için yasa dışı sayılan kitap ele geçirilir... Hemen yaka paça Hacı Ömer Amcayı askeri hâkimin karşısına çıkartırlar. Hâkim sorar: “Ömer efendi, bu Marks ve Lenin'i tanıyor musun?” Hacı Ömer, mahcup mahcup: “Vallahi hâkim beg” der. “Eğer Bingöl'ün içindenseler kesin tanıram. Köylerindenseler çıkartamayabilirim.” ŞARKI Özel bir davete çağırılan Zeki Müren, gittiği evin kapısından girerken bir hanım yanına gelir ve der: “Aaa ne büyük sürpriz… Zeki Müren Bey… Ne iyi ettiniz de geldiniz… Artık bu gece bize bol bol şarkı söylersiniz…” Bu sözlere tebessüm edip geçen Zeki Müren, gecenin ilerleyen saatlerinde yerinden kalkıp, “Artık bol bol şarkı söylersiniz,” diyen bayana doğru yürüyüp: “Hanımefendi,” dedi, “ben buradaki dostlarıma şarkı söyleyeceğim, ama siz de dinleyebilirsiniz.” [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
HAZIR CEVAPLAR
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst