Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Helal Dairesi Yeter Artar
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Muvahhid1" data-source="post: 327809" data-attributes="member: 1003203"><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'trebuchet ms'">Bir insanın özellikle bir Müslümanın en çok dikkat etmesi gereken hususlardan biri, elinden geldiğince günahlara girmeden, temiz, iffetli bir hayat yaşayabilmesidir. Günahların sel gibi aktığı günümüzde bu mesele her devirden daha çok bir hayatî önem arzetmektedir/etmelidir. Televizyon, internet, gazete, dergi vs. gibi medya organları ve kitle iletişim vasıtaları insanlığın yararına pek çok güzelliğe vesile olduğu gibi günaha girme, düşme yollarını da hem genişletmiş hem de kolaylaştırmıştır.</span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'trebuchet ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'trebuchet ms'"></span></span><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'trebuchet ms'">Günah insan hayatında her zaman öldürücü bir virüs gibidir. Hatta <strong>her bir günah içinde insanı inkâra, küfre götüren bir yol vardır.</strong> Çünkü günah işleyen insan zamanla işlediği günahtan dolayı hesaba çekilmek, cezalandırılmaktan kurtulmak isteyebilir. Günaha yelken açtığından yaptığı fiilin haram değil helal olmasını arzu edebilir. Günah işlerken meleklerin kayıt etmelerinden rahatsız olabilir. Ve neticede de -Allah korusun- Meleklerin olmamasını, onlara imanın inanç manzumesinde bulunmamasını isteyebilir. Bu da çok tehlikeli bir durumdur, insanı dinden çıkmaya götürür.</span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'trebuchet ms'"></span></span><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'trebuchet ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'trebuchet ms'">Günahın insana en çok zarar verdiği dönem ise gençlik yıllarıdır. Çünkü gençlik insan hayatının dönüm noktasıdır. Her insan annesinden günahsız olarak tertemiz doğar. Tıpkı üzerine iyi-kötü her şeyin yazılıp çizilebileceği beyaz bir dosya kâğıdı gibidir. İnsanın donanımı çok zengindir. Hatta sahip olduğu potansiyel özellikler itibariyle meleklerden bile üstündür. Sahip olduğu bu potansiyeli, diğer bir ifade ile yaratılış hamuruna birer tohum halinde ekilen kabiliyetlerini inkişaf ettirip geliştirmesi şart-ı adi planında onun iradesine, yaşadığı çevreye bırakılmıştır.</span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'trebuchet ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'trebuchet ms'"></span></span><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'trebuchet ms'">İnsandaki istidat ve kabiliyet çekirdeklerinin kabuğunu kırıp, filizini çıkardığı dönem gençlik yıllarıdır. Büluğ çağı ile birlikte insan sahip olduğu potansiyeli iyi veya kötü yönde kullanmaya başlar. İnsanın sermayesini kullanmaya başladığı bu dönem çok hayati bir dönüm noktası gibidir. Bu dönem tıpkı baharda ağaçların çiçek açma mevsimi gibidir. Ağaç çiçek açar, sonra meyve verir. Bazen ağaçlar çiçek açma döneminde kırağıya maruz kalır ve çiçekler ölür. Çiçeklerin ölmesi demek ağacın meyve verememesi demektir. Günahlara dadanan insanın imana ait latifeleri (manevî organları) ölmese de onun (terakkisine) yükselişine asansörlük edecek latifeleri ölebilmektedir. Bu da o insanın, maneviyat ve insanî değerler adına yükselişindeki donanımının güç kaybetmesi demektir.</span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'trebuchet ms'">İnsanın hayatını devam ettirmesi için yeme, içme, giyinme, barınma gibi ihtiyaçlarını meşru dairede helalinden temin etmesi gerekir. Ağzına koyduğu lokmadan giydiği elbiseye kadar genel manada kullandığı her şeyin Allah Teala’nın mübah ve helal kıldığı şeylerden olması gerekir. Bu emir, Yüce Yaratıcı’nın emridir. İnsanı yoktan yaratan Allah olduğu gibi, onu en iyi bilen ve onun ihtiyaçlarını lütfeden de yine O’dur. Hikmeti Sonsuz, yeri, gökleri ve bunların içindekileri insanın istifadesine sunmuş bu arada bazı şeylerden uzak durmasını istemiştir. Bu uzak durmasını istediği şeyler de yine insanın lehine, faydasınadır. Hem de maddî-manevî, dünyevî-uhrevî pek çok açıdan. Allah’a ve onun Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) ile gönderdiği mesaja inanan her insanın alkol, zina, hırsızlık, yalan, iftira gibi günahlardan uzak durması gerekir. Bunlardan ve diğer haram kılınan şeylerden uzak durması insanın pek çok açıdan faydasınadır. Mesela alkol alındığında başta insanın vücud metabolizması beyni olmak üzere aklı, kalbi çok ciddi zarar görmektedir. Tıp ilmi gelişme seviyesine göre sürekli yeni zararları da tespit etmektedir. Oysa ki Allah Teala, alkolli içeceklerin dışındaki insan sağlığına zarar vermeyen her içeceği helal kılmıştır. Bunlar hem çoktur hem de insan sağlığına zarar vermemektedir. İnsan bu arzusunu helal içecekler kullanarak karşılayabilir. Haramların ambalajı şeytan tarafından iyi süslenilmektedir. Zira şeytan iyi bir ambalajcıdır. Ama bu cazip görünen ambalaj, tıpkı bir zehirli bal gibidir. Zehir yenildikten sonra tesirini gösterir. Haram, günah insanın vicdanını kanatır. İnsanî melekelerini söndürür.</span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'trebuchet ms'">Meşru dairede olmayan keyif ve lezzetler, ahiret mesuliyetinden ve kabir azabından ve bitip-tükenmesinden gelen ızdırap ve günahlarla insanın kalbini, ruhunu kanatır. Haram yoldan tadılan her lezzetin içinde pek çok elem ve ızdırap vardır. Bunu aklı başında olan, vicdanı tamamen bozulmamış her insan anlar.</span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'trebuchet ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'trebuchet ms'"></span></span><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'trebuchet ms'">Ayrıca çok önemli bir husus da şudur: <strong>Elemsiz lezzet, helal yolla elde edilendir. Haram yolla ulaşılan zevk ve lezzetler Bediüzzaman hazretlerinin ifadesi ile birer zehirli bal gibidir.</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'trebuchet ms'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'trebuchet ms'"><strong></strong></span></span><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'trebuchet ms'">Mesela, gençlik Allah’ın insana lutfettiği bir nimettir. Gençlik yılları, insanın hayatının en hareketli, en enerjik, en heyecanlı zamanlarıdır. Gençlikte insana verilen bu enerji, bu heyecan yanlış yerde tüketilmemelidir. Gencin hem dünyasına hem de ebedi hayatına fayda verecek bir yolda rantabl değerlendirilmedilir. Yoksa gençlik sermayesi yanlış yerlerde kullanılarak “hislerimi, arzularımı, duygularımı haram-helal demeden nereden olursa olsun tatmin edeyim, günümü gün edeyim” düşüncesi ile sefahatte geçilirse bunun faturası ağır olur. İnsan, sermayesini kar getirmeyen bir yolda harcadığından sonraki hayatında çok ciddi maddî-manevî sıkıntılar yaşar. Taşkınlıklarının cezası olarak hapishanelere, hastanelere ya da başka yerlere sürüklenebilir.</span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'trebuchet ms'">Oysa ki bu gençlik sermayesi iffet ve istikamet dairesinde değerlendirildiğinde ebedi bir gençlik kazandıracağının bütün semavi dinler müjdelemektedir. Gençlik, hayırlı işlerde, hizmette koşturmak içindir. Gençliğinde bu alt yapıyı almayanlar ileriki yaşlarda bunun eksikliğini ciddi hissederler. En basitinden üniversite kazanma veya bir meslek edinme açısından baktığımızda bir-kaç yıllık performansın, istikametin neleri semere verdiği herkesin malumudur. Ayrıca gençliğini iyi değerlendirmemiş insanların yaşlandıklarındaki hallerine bakıldığında mesele daha iyi anlaşılır. Onlar bin bir pişmanlık ve teessüfle “Aman sakın ha benim gibi olmayın! Gençliğinizi iyi değerlendirin” derler. Evet, önümüzdeki yıllar kazanma yönünde sarfedildiğinde hem bu dünyada hem de ötede insana ebedi bir gençlik kazandırabilir.</span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'trebuchet ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'trebuchet ms'"></span></span><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'trebuchet ms'">İnsanın donanımında neslinin üremesi için avans kabilinden verilen duygular, zevkler vardır. Gençlik yıllarında bu duygular, hisler Allah’ın her halimizi görüp bildiği inancı, cehennem korkusu ve iffetini muhafaza etme çizgisinde değerlendirilmezse insanı, insanlık zirvesinden başka varlık seviyesine düşürecek hallere sürükleyebilir. İnsandaki her arzu, her duyguda olduğu gibi bu his de helal dairede kullanılmadığında bir üzüm yedirse bin tokat atar. Mesela haram sevmekte bir kıskançlık, bir ayrılık elemi, ızdırabı ve sevdiğinden karşılık görememe acısı gibi çok arızalar ile o bir parça lezzet zehirli bir bal hükmüne geçer. İnsan bu ihtiyacını helal dairede hem de sevap boyutlu karşılayabilir. Karşılama imkânı olmayanlar da iffetli davranarak Allah’ın vicdanına verdiği manevi lezzetle kanatlanır. Ve ötede de gençliğini iffetle geçiren insana verilen herkesi gıptaya sevk edecek ekstra lütuflara mazhar olur.</span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'trebuchet ms'">Ayrıca sürekli göz önünde bulundurulması çok önemli bir nokta vardır. O da “takva” dairesidir. Allah’ın emir ve yasaklarını yerine getirerek “ilahî muhafaza”ya girmedir. Günümüzde takvanın en önemli bir boyutu günahlardan uzak durabilmek hatta semtine bile sokulmamaktır. Bu şekilde hareket etmek, insanı hem koruyan hem de ona sevap kazandıran bir kale, sevap kaynağı gibidir. Zira insan her bir haramı terk ettiğinde dinin emrettiği bir vacibi işlemiş gibi sevap kazanmaktadır. Günümüzde bu negatif yönden sevap kazanma hemen hemen herkesin önünde bulunan bir yoldur. Bediüzzaman hazretlerinin şu sözü ne kadar önemli bir hayat düsturudur: “Helâl dairesi geniştir, keyfe kâfi gelir. Harama girmeye hiç lüzum yoktur. Ferâiz-i İlâhiye ise hafiftir, azdır. Allah'a abd ve asker olmak öyle lezzetli bir şereftir ki, tarif edilmez. Vazife ise, yalnız bir asker gibi, Allah namına işlemeli, başlamalı. Ve Allah hesabıyla vermeli ve almalı. Ve izni ve kanunu dairesinde hareket etmeli, sükûnet bulmalı. Kusur etse, istiğfar etmeli: "Yâ Rab, kusurumuzu affet. Bizi kendine kul kabul et. Emanetini kabzetmek zamanına kadar bizi emanette emin kıl. Âmin" demeli ve Ona yalvarmalı.” İnsan bu sözü levha yapıp, asarak ve her gün okusa ve hayatını ona göre dizayn etse ne kaybeder.</span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'trebuchet ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'trebuchet ms'"></span></span><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'trebuchet ms'">Üstad hazretlerinin bu yaklaşımının, pek çok ayet ve hadisten ilham alınarak söylendiği anlaşılmaktadır. Biz sadece bir tanesini nakletmek istiyoruz. O da bütün hayatı talim etmek için gelen, her güzel ahlakta olduğu gibi iffet ve istikamette zirveyi tutan Peygamber Efendimizin bizlere öğrettiği şu mübarek duadır: <strong>“Allahım helal nimetlerinle benim gözümü, gönlümü öyle doyur ki harama dönüp bakmayayım” (Tirmizî, Dua, 110; Hakim, Müstedrek, 1/171)</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'trebuchet ms'"><strong></strong></span></span><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'trebuchet ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'trebuchet ms'">Evet, Yüce Mevla, Peygamber Efendimizin bizlere öğrettiği bu kutlu duayı dilimize pelesenk eylesin, hayatımızı düstur eylesin.</span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'trebuchet ms'"></span></span></p><p><span style="font-size: 10px"><span style="font-family: 'trebuchet ms'"></span></span><strong></strong></p><p><strong>Ergün Çapan</strong></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Muvahhid1, post: 327809, member: 1003203"] [SIZE=2][FONT=trebuchet ms]Bir insanın özellikle bir Müslümanın en çok dikkat etmesi gereken hususlardan biri, elinden geldiğince günahlara girmeden, temiz, iffetli bir hayat yaşayabilmesidir. Günahların sel gibi aktığı günümüzde bu mesele her devirden daha çok bir hayatî önem arzetmektedir/etmelidir. Televizyon, internet, gazete, dergi vs. gibi medya organları ve kitle iletişim vasıtaları insanlığın yararına pek çok güzelliğe vesile olduğu gibi günaha girme, düşme yollarını da hem genişletmiş hem de kolaylaştırmıştır. [/FONT][/SIZE][SIZE=2][FONT=trebuchet ms]Günah insan hayatında her zaman öldürücü bir virüs gibidir. Hatta [B]her bir günah içinde insanı inkâra, küfre götüren bir yol vardır.[/B] Çünkü günah işleyen insan zamanla işlediği günahtan dolayı hesaba çekilmek, cezalandırılmaktan kurtulmak isteyebilir. Günaha yelken açtığından yaptığı fiilin haram değil helal olmasını arzu edebilir. Günah işlerken meleklerin kayıt etmelerinden rahatsız olabilir. Ve neticede de -Allah korusun- Meleklerin olmamasını, onlara imanın inanç manzumesinde bulunmamasını isteyebilir. Bu da çok tehlikeli bir durumdur, insanı dinden çıkmaya götürür. [/FONT][/SIZE][SIZE=2][FONT=trebuchet ms] Günahın insana en çok zarar verdiği dönem ise gençlik yıllarıdır. Çünkü gençlik insan hayatının dönüm noktasıdır. Her insan annesinden günahsız olarak tertemiz doğar. Tıpkı üzerine iyi-kötü her şeyin yazılıp çizilebileceği beyaz bir dosya kâğıdı gibidir. İnsanın donanımı çok zengindir. Hatta sahip olduğu potansiyel özellikler itibariyle meleklerden bile üstündür. Sahip olduğu bu potansiyeli, diğer bir ifade ile yaratılış hamuruna birer tohum halinde ekilen kabiliyetlerini inkişaf ettirip geliştirmesi şart-ı adi planında onun iradesine, yaşadığı çevreye bırakılmıştır. [/FONT][/SIZE][SIZE=2][FONT=trebuchet ms]İnsandaki istidat ve kabiliyet çekirdeklerinin kabuğunu kırıp, filizini çıkardığı dönem gençlik yıllarıdır. Büluğ çağı ile birlikte insan sahip olduğu potansiyeli iyi veya kötü yönde kullanmaya başlar. İnsanın sermayesini kullanmaya başladığı bu dönem çok hayati bir dönüm noktası gibidir. Bu dönem tıpkı baharda ağaçların çiçek açma mevsimi gibidir. Ağaç çiçek açar, sonra meyve verir. Bazen ağaçlar çiçek açma döneminde kırağıya maruz kalır ve çiçekler ölür. Çiçeklerin ölmesi demek ağacın meyve verememesi demektir. Günahlara dadanan insanın imana ait latifeleri (manevî organları) ölmese de onun (terakkisine) yükselişine asansörlük edecek latifeleri ölebilmektedir. Bu da o insanın, maneviyat ve insanî değerler adına yükselişindeki donanımının güç kaybetmesi demektir.[/FONT][/SIZE] [SIZE=2][FONT=trebuchet ms]İnsanın hayatını devam ettirmesi için yeme, içme, giyinme, barınma gibi ihtiyaçlarını meşru dairede helalinden temin etmesi gerekir. Ağzına koyduğu lokmadan giydiği elbiseye kadar genel manada kullandığı her şeyin Allah Teala’nın mübah ve helal kıldığı şeylerden olması gerekir. Bu emir, Yüce Yaratıcı’nın emridir. İnsanı yoktan yaratan Allah olduğu gibi, onu en iyi bilen ve onun ihtiyaçlarını lütfeden de yine O’dur. Hikmeti Sonsuz, yeri, gökleri ve bunların içindekileri insanın istifadesine sunmuş bu arada bazı şeylerden uzak durmasını istemiştir. Bu uzak durmasını istediği şeyler de yine insanın lehine, faydasınadır. Hem de maddî-manevî, dünyevî-uhrevî pek çok açıdan. Allah’a ve onun Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) ile gönderdiği mesaja inanan her insanın alkol, zina, hırsızlık, yalan, iftira gibi günahlardan uzak durması gerekir. Bunlardan ve diğer haram kılınan şeylerden uzak durması insanın pek çok açıdan faydasınadır. Mesela alkol alındığında başta insanın vücud metabolizması beyni olmak üzere aklı, kalbi çok ciddi zarar görmektedir. Tıp ilmi gelişme seviyesine göre sürekli yeni zararları da tespit etmektedir. Oysa ki Allah Teala, alkolli içeceklerin dışındaki insan sağlığına zarar vermeyen her içeceği helal kılmıştır. Bunlar hem çoktur hem de insan sağlığına zarar vermemektedir. İnsan bu arzusunu helal içecekler kullanarak karşılayabilir. Haramların ambalajı şeytan tarafından iyi süslenilmektedir. Zira şeytan iyi bir ambalajcıdır. Ama bu cazip görünen ambalaj, tıpkı bir zehirli bal gibidir. Zehir yenildikten sonra tesirini gösterir. Haram, günah insanın vicdanını kanatır. İnsanî melekelerini söndürür.[/FONT][/SIZE] [SIZE=2][FONT=trebuchet ms]Meşru dairede olmayan keyif ve lezzetler, ahiret mesuliyetinden ve kabir azabından ve bitip-tükenmesinden gelen ızdırap ve günahlarla insanın kalbini, ruhunu kanatır. Haram yoldan tadılan her lezzetin içinde pek çok elem ve ızdırap vardır. Bunu aklı başında olan, vicdanı tamamen bozulmamış her insan anlar. [/FONT][/SIZE][SIZE=2][FONT=trebuchet ms]Ayrıca çok önemli bir husus da şudur: [B]Elemsiz lezzet, helal yolla elde edilendir. Haram yolla ulaşılan zevk ve lezzetler Bediüzzaman hazretlerinin ifadesi ile birer zehirli bal gibidir. [/B][/FONT][/SIZE][SIZE=2][FONT=trebuchet ms]Mesela, gençlik Allah’ın insana lutfettiği bir nimettir. Gençlik yılları, insanın hayatının en hareketli, en enerjik, en heyecanlı zamanlarıdır. Gençlikte insana verilen bu enerji, bu heyecan yanlış yerde tüketilmemelidir. Gencin hem dünyasına hem de ebedi hayatına fayda verecek bir yolda rantabl değerlendirilmedilir. Yoksa gençlik sermayesi yanlış yerlerde kullanılarak “hislerimi, arzularımı, duygularımı haram-helal demeden nereden olursa olsun tatmin edeyim, günümü gün edeyim” düşüncesi ile sefahatte geçilirse bunun faturası ağır olur. İnsan, sermayesini kar getirmeyen bir yolda harcadığından sonraki hayatında çok ciddi maddî-manevî sıkıntılar yaşar. Taşkınlıklarının cezası olarak hapishanelere, hastanelere ya da başka yerlere sürüklenebilir.[/FONT][/SIZE] [SIZE=2][FONT=trebuchet ms]Oysa ki bu gençlik sermayesi iffet ve istikamet dairesinde değerlendirildiğinde ebedi bir gençlik kazandıracağının bütün semavi dinler müjdelemektedir. Gençlik, hayırlı işlerde, hizmette koşturmak içindir. Gençliğinde bu alt yapıyı almayanlar ileriki yaşlarda bunun eksikliğini ciddi hissederler. En basitinden üniversite kazanma veya bir meslek edinme açısından baktığımızda bir-kaç yıllık performansın, istikametin neleri semere verdiği herkesin malumudur. Ayrıca gençliğini iyi değerlendirmemiş insanların yaşlandıklarındaki hallerine bakıldığında mesele daha iyi anlaşılır. Onlar bin bir pişmanlık ve teessüfle “Aman sakın ha benim gibi olmayın! Gençliğinizi iyi değerlendirin” derler. Evet, önümüzdeki yıllar kazanma yönünde sarfedildiğinde hem bu dünyada hem de ötede insana ebedi bir gençlik kazandırabilir. [/FONT][/SIZE][SIZE=2][FONT=trebuchet ms]İnsanın donanımında neslinin üremesi için avans kabilinden verilen duygular, zevkler vardır. Gençlik yıllarında bu duygular, hisler Allah’ın her halimizi görüp bildiği inancı, cehennem korkusu ve iffetini muhafaza etme çizgisinde değerlendirilmezse insanı, insanlık zirvesinden başka varlık seviyesine düşürecek hallere sürükleyebilir. İnsandaki her arzu, her duyguda olduğu gibi bu his de helal dairede kullanılmadığında bir üzüm yedirse bin tokat atar. Mesela haram sevmekte bir kıskançlık, bir ayrılık elemi, ızdırabı ve sevdiğinden karşılık görememe acısı gibi çok arızalar ile o bir parça lezzet zehirli bir bal hükmüne geçer. İnsan bu ihtiyacını helal dairede hem de sevap boyutlu karşılayabilir. Karşılama imkânı olmayanlar da iffetli davranarak Allah’ın vicdanına verdiği manevi lezzetle kanatlanır. Ve ötede de gençliğini iffetle geçiren insana verilen herkesi gıptaya sevk edecek ekstra lütuflara mazhar olur.[/FONT][/SIZE] [SIZE=2][FONT=trebuchet ms]Ayrıca sürekli göz önünde bulundurulması çok önemli bir nokta vardır. O da “takva” dairesidir. Allah’ın emir ve yasaklarını yerine getirerek “ilahî muhafaza”ya girmedir. Günümüzde takvanın en önemli bir boyutu günahlardan uzak durabilmek hatta semtine bile sokulmamaktır. Bu şekilde hareket etmek, insanı hem koruyan hem de ona sevap kazandıran bir kale, sevap kaynağı gibidir. Zira insan her bir haramı terk ettiğinde dinin emrettiği bir vacibi işlemiş gibi sevap kazanmaktadır. Günümüzde bu negatif yönden sevap kazanma hemen hemen herkesin önünde bulunan bir yoldur. Bediüzzaman hazretlerinin şu sözü ne kadar önemli bir hayat düsturudur: “Helâl dairesi geniştir, keyfe kâfi gelir. Harama girmeye hiç lüzum yoktur. Ferâiz-i İlâhiye ise hafiftir, azdır. Allah'a abd ve asker olmak öyle lezzetli bir şereftir ki, tarif edilmez. Vazife ise, yalnız bir asker gibi, Allah namına işlemeli, başlamalı. Ve Allah hesabıyla vermeli ve almalı. Ve izni ve kanunu dairesinde hareket etmeli, sükûnet bulmalı. Kusur etse, istiğfar etmeli: "Yâ Rab, kusurumuzu affet. Bizi kendine kul kabul et. Emanetini kabzetmek zamanına kadar bizi emanette emin kıl. Âmin" demeli ve Ona yalvarmalı.” İnsan bu sözü levha yapıp, asarak ve her gün okusa ve hayatını ona göre dizayn etse ne kaybeder. [/FONT][/SIZE][SIZE=2][FONT=trebuchet ms]Üstad hazretlerinin bu yaklaşımının, pek çok ayet ve hadisten ilham alınarak söylendiği anlaşılmaktadır. Biz sadece bir tanesini nakletmek istiyoruz. O da bütün hayatı talim etmek için gelen, her güzel ahlakta olduğu gibi iffet ve istikamette zirveyi tutan Peygamber Efendimizin bizlere öğrettiği şu mübarek duadır: [B]“Allahım helal nimetlerinle benim gözümü, gönlümü öyle doyur ki harama dönüp bakmayayım” (Tirmizî, Dua, 110; Hakim, Müstedrek, 1/171) [/B][/FONT][/SIZE][SIZE=2][FONT=trebuchet ms] Evet, Yüce Mevla, Peygamber Efendimizin bizlere öğrettiği bu kutlu duayı dilimize pelesenk eylesin, hayatımızı düstur eylesin. [/FONT][/SIZE][B] Ergün Çapan[/B] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Helal Dairesi Yeter Artar
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst