Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Her iyi amelin basinda, ortasinda ve sonunda sabra ihtiyaç vardi
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="HAYA" data-source="post: 235409" data-attributes="member: 6309"><p></p><p><span style="color: #b22222"><span style="font-family: 'comic sans ms'"><span style="font-size: 10px"><img src="http://oi53.tinypic.com/28v7e46.jpg" alt="" class="fr-fic fr-dii fr-draggable " style="" /></span></span></span></p><p><span style="color: #b22222"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Sabr-i cemil, en güzel sekilde, feryat etmeden, insanlara sikayet etmeden sabretmek demektir.</span></span></p><p><span style="color: #b22222"><span style="font-family: 'comic sans ms'">(Allahü teâlâ buyurdu ki: “Kimin, bedenine, evladina veya malina bir musibet gelir de, o da sabr-i cemil gösterirse, Kiyamette ona hesap sormaya haya ederim.”) [Hakim</span></span></p><p><span style="color: #b22222"><span style="font-family: 'comic sans ms'">(Mali gitmeyen, parasi bitmeyen ve hasta olmayanda hayir yoktur. Çünkü Allahü teâlânin sevdigi kul, belaya maruz kalir.) [Ebu Davud]</span></span></p><p><span style="color: #b22222"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Ibni Mübarek hz buyurdu ki:</span></span></p><p><span style="color: #b22222"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Musibet birdir. Musibetin geldigi kisi, feryat eder, aglar, sizlarsa, iki olur. Birisi musibetin kendisidir, digeri sevabin gitmesi. Ikincisi öncekinden daha büyüktür. Sabredenlere verilen sevabin miktarini Allahü teâlâdan baskasi bilmez.</span></span></p><p><span style="color: #b22222"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Sakik-i Belhi hz buyuruyor ki:</span></span></p><p><span style="color: #b22222"><span style="font-family: 'comic sans ms'">"Musibete sabretmeyip feryat eden, Allahü teâlâya isyan etmis olur. Aglamak, sizlamak, bela ve musibeti geri çevirmez."</span></span></p><p><span style="color: #b22222"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Kul, her anda nefsinin hosuna giden veya gitmeyen bir isten ayri degildir. Her iki halde de sabra muhtaçtir. Mal, nimet, makam, sihhat ve buna benzer seylerde kendini tutmayip, bu nimetlere dalar ve kalbini bunlara baglarsa ve bu halde durursa, onda nimetlere asiri derecede dalmak ve haddi asmak meydana gelir. (Herkes mihnete katlanir, ama siddiklar hariç, afiyette sabreden pek azdir) demislerdir. Eshab-i kiram, "Mihnet ve sikinti içerisinde bulundugumuz zamanlar sabretmek, bugün içerisinde bulundugumuz nimet ve zenginliklere sabretmekten kolay idi" dediler. Bunun için Allahü teâlâ, (Mal ve çocuklariniz ancak imtihan içindir) buyurdu. Nimete sabir, kalbi ona baglamamak, ona sevinmemektir.</span></span></p><p><span style="color: #b22222"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Iyi ameller islemek gibi, kendi istegi ile olan seylerde de sabra ihtiyaç vardir. Çünkü ibadetlerin namaz gibi bir kismi tembellikten, zekat gibi bazisi cimrilikten, hac gibi bazisi da her ikisinden dolayi zor gelir ve sabirsiz yapilamaz. Her iyi amelin basinda, ortasinda ve sonunda sabra ihtiyaç vardir. Basinda olan, niyeti ihlasla yapmak, riyayi kalbinden çikarmaktir. Bunlar ise zordur. Taat esnasinda sabretmek ise, sart ve edeplerini hiçbir seyle karistirmamaktir. Mesela namazda ise, hiçbir tarafina bakmamali, hiçbir sey düsünmemelidir. Ibadetten sonraki sabir da, yaptigini izhar etmekten, söylemekten kaçinmak ve bununla ucubdan sabreylemektir.</span></span></p><p><span style="color: #b22222"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Günahlara gelince, sabretmeksizin el çekmek imkansizdir. Sehvet ne kadar kuvvetli ve günah islemek ne kadar kolay olursa, o günahi islememeye sabretmek o kadar zor olur. Bunun için dil ile islenen günahlara sabretmek daha zordur. Çünkü dilin hareketi kolaydir. Hele çok konusursa, âdet haline gelir. Dil ucuna gelip, kendini baskalarina begendirecek bir kelimeye sabretmek zor olur.</span></span></p><p><span style="color: #b22222"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Insanlarin eliyle veya diliyle eziyet etmeleri gibi, kendi istegiyle olmayan, fakat karsilik vermesi istegiyle olan seylerde, karsilik vermemek için veya karsilik verirken haddi asmamakta da sabretmeye ihtiyaç vardir.</span></span></p><p><span style="color: #b22222"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Eshab-i kiram, "Biz insanlarin sikintisina katlanmadigimiz imani, iman saymazdik" buyuruyor. Allahü teâlâ Peygamber efendimize, (<strong>onların ezalarını bırak (aldırma) da Allah'a tevekkül et.</strong>) buyuruyor. (Ahzab 48)"Ayetin bir bölümü alınmıştır"</span></span></p><p><span style="color: #b22222"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Mukadder olan sey basa gelir, eger sabredilirse ecri görülür. Sabredilmez, bagirilirsa, günaha girilir ve huzursuz olunur. Sikinti her ne kadar çok aci ise de, sabredilir ise, nimet olacagi bildirilmistir. Kur'an-i kerimde mealen buyuruluyor ki:</span></span></p><p><span style="color: #b22222"><span style="font-family: 'comic sans ms'">(Hoslanmadiginiz sey sizin iyiliginize; sevdiginiz sey de, kötülügünüze olabilir. Siz bilmezsiniz, Allah bilir.) [Bakara 216]" Ayetin sadece yarısı alınmıştır"</span></span></p><p><span style="color: #b22222"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Hadis-i seriflerde de buyuruldu ki:</span></span></p><p><span style="color: #b22222"><span style="font-family: 'comic sans ms'">(Mümin, rüzgarla sallanan bugday basagi gibi düsüp kalkar. Dogru durmak isteyince yikilir. Facir ise, çam agaci gibi, kesilene kadar, hep basi dik durur.) [Buhari]</span></span></p><p><span style="color: #b22222"><span style="font-family: 'comic sans ms'">Imam-i Gazali hazretleri buyuruyor ki:</span></span></p><p><span style="color: #b22222"><span style="font-family: 'comic sans ms'">(Firavun 400 yil yasamisti. Bir kere basi agrimamis, atesi olmamisti. Bir kere basi agrisaydi, herkesin kendine tapinmasini istemesi hatirina gelmezdi.) [K.Saadet]</span></span></p><p><span style="color: #b22222"><span style="font-family: 'comic sans ms'">alıntı</span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="HAYA, post: 235409, member: 6309"] [SIZE=2] [/SIZE] [COLOR=#b22222][FONT=comic sans ms][SIZE=2][IMG]http://oi53.tinypic.com/28v7e46.jpg[/IMG][/SIZE][/FONT][/COLOR] [COLOR=#b22222][FONT=comic sans ms]Sabr-i cemil, en güzel sekilde, feryat etmeden, insanlara sikayet etmeden sabretmek demektir. (Allahü teâlâ buyurdu ki: “Kimin, bedenine, evladina veya malina bir musibet gelir de, o da sabr-i cemil gösterirse, Kiyamette ona hesap sormaya haya ederim.”) [Hakim (Mali gitmeyen, parasi bitmeyen ve hasta olmayanda hayir yoktur. Çünkü Allahü teâlânin sevdigi kul, belaya maruz kalir.) [Ebu Davud] Ibni Mübarek hz buyurdu ki: Musibet birdir. Musibetin geldigi kisi, feryat eder, aglar, sizlarsa, iki olur. Birisi musibetin kendisidir, digeri sevabin gitmesi. Ikincisi öncekinden daha büyüktür. Sabredenlere verilen sevabin miktarini Allahü teâlâdan baskasi bilmez. Sakik-i Belhi hz buyuruyor ki: "Musibete sabretmeyip feryat eden, Allahü teâlâya isyan etmis olur. Aglamak, sizlamak, bela ve musibeti geri çevirmez." Kul, her anda nefsinin hosuna giden veya gitmeyen bir isten ayri degildir. Her iki halde de sabra muhtaçtir. Mal, nimet, makam, sihhat ve buna benzer seylerde kendini tutmayip, bu nimetlere dalar ve kalbini bunlara baglarsa ve bu halde durursa, onda nimetlere asiri derecede dalmak ve haddi asmak meydana gelir. (Herkes mihnete katlanir, ama siddiklar hariç, afiyette sabreden pek azdir) demislerdir. Eshab-i kiram, "Mihnet ve sikinti içerisinde bulundugumuz zamanlar sabretmek, bugün içerisinde bulundugumuz nimet ve zenginliklere sabretmekten kolay idi" dediler. Bunun için Allahü teâlâ, (Mal ve çocuklariniz ancak imtihan içindir) buyurdu. Nimete sabir, kalbi ona baglamamak, ona sevinmemektir. Iyi ameller islemek gibi, kendi istegi ile olan seylerde de sabra ihtiyaç vardir. Çünkü ibadetlerin namaz gibi bir kismi tembellikten, zekat gibi bazisi cimrilikten, hac gibi bazisi da her ikisinden dolayi zor gelir ve sabirsiz yapilamaz. Her iyi amelin basinda, ortasinda ve sonunda sabra ihtiyaç vardir. Basinda olan, niyeti ihlasla yapmak, riyayi kalbinden çikarmaktir. Bunlar ise zordur. Taat esnasinda sabretmek ise, sart ve edeplerini hiçbir seyle karistirmamaktir. Mesela namazda ise, hiçbir tarafina bakmamali, hiçbir sey düsünmemelidir. Ibadetten sonraki sabir da, yaptigini izhar etmekten, söylemekten kaçinmak ve bununla ucubdan sabreylemektir. Günahlara gelince, sabretmeksizin el çekmek imkansizdir. Sehvet ne kadar kuvvetli ve günah islemek ne kadar kolay olursa, o günahi islememeye sabretmek o kadar zor olur. Bunun için dil ile islenen günahlara sabretmek daha zordur. Çünkü dilin hareketi kolaydir. Hele çok konusursa, âdet haline gelir. Dil ucuna gelip, kendini baskalarina begendirecek bir kelimeye sabretmek zor olur. Insanlarin eliyle veya diliyle eziyet etmeleri gibi, kendi istegiyle olmayan, fakat karsilik vermesi istegiyle olan seylerde, karsilik vermemek için veya karsilik verirken haddi asmamakta da sabretmeye ihtiyaç vardir. Eshab-i kiram, "Biz insanlarin sikintisina katlanmadigimiz imani, iman saymazdik" buyuruyor. Allahü teâlâ Peygamber efendimize, ([B]onların ezalarını bırak (aldırma) da Allah'a tevekkül et.[/B]) buyuruyor. (Ahzab 48)"Ayetin bir bölümü alınmıştır" Mukadder olan sey basa gelir, eger sabredilirse ecri görülür. Sabredilmez, bagirilirsa, günaha girilir ve huzursuz olunur. Sikinti her ne kadar çok aci ise de, sabredilir ise, nimet olacagi bildirilmistir. Kur'an-i kerimde mealen buyuruluyor ki: (Hoslanmadiginiz sey sizin iyiliginize; sevdiginiz sey de, kötülügünüze olabilir. Siz bilmezsiniz, Allah bilir.) [Bakara 216]" Ayetin sadece yarısı alınmıştır" Hadis-i seriflerde de buyuruldu ki: (Mümin, rüzgarla sallanan bugday basagi gibi düsüp kalkar. Dogru durmak isteyince yikilir. Facir ise, çam agaci gibi, kesilene kadar, hep basi dik durur.) [Buhari] Imam-i Gazali hazretleri buyuruyor ki: (Firavun 400 yil yasamisti. Bir kere basi agrimamis, atesi olmamisti. Bir kere basi agrisaydi, herkesin kendine tapinmasini istemesi hatirina gelmezdi.) [K.Saadet] alıntı[/FONT][/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Her iyi amelin basinda, ortasinda ve sonunda sabra ihtiyaç vardi
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst