Her Şey Sende Gizli / Can Yücel

Her Şey Sende Gizli

Yerin seni çektiği kadar ağırsın,
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın,
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin,
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün,
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna; ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun.
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın.
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer;
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret,
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın.
Unutma yagmurun yağdığı kadar ıslaksın,
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissetiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak,
Bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir,
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli,
Bebek ağladığı kadar bebektir.
Ve herşeyi öğrendiğin kadar bilirsin,
bunu da öğren,

SEVDİĞİN KADAR SEVİLİRSİN...
 

müdavim

Üye Sorumlusu
Hastanenin bir koğuşunda üç kötürüm bulunuyordu.Bunlardan koğuşa ilk gelen pencerenin önüne,ikincisi ortaya,üçüncüsü ise kapı kenarına yatırılmıştı.Ortadaki hasta iyimser bir adam olduğu için,neşeli konuşmaları ile ötekileride eğlendiriyor ve kederlerini azaltmaya çalışıyordu.Soğuk bir kış gecesi,pencerenin yanındaki hasta öldü.Onu kaldırdıktan sonra,ortadaki hastayı pencerenin önüne,,kapının yanındakini de ortaya yatırarak,boşalan yere yeni bir hasta getirdiler.Pencere önüne alınan iyimser adam,dışarda gördüklerini arkadaşlarına anlatmaya başladı.
Yol kenarındaki parkı,dev çınar ağaçlarını,cıvıldaşan kuşları,işlerine koşan insanları,neşeli çocukları ve karşı dağlardaki çiçek dolu tarlaları uzun uzun anlatarak ,çaresiz durumdaki arkadaşlarını rahatlatıyordu.Adam kısa bir süre sonra,gelip geçenlere isimler takmaya başladı.Öteki hastalar ,artık sabah işe gidenlerin,seyyar satıcıların ve akşam vakti yorgun argın eve dönenlerin öykülerini dinleye dinleye ,onları gözleri önünde canlandırabiliyorlardı.
Kısa bir süre sonra hastanenin ruha ağırlık veren havası dağılmış ve bir türlü geçmek bilmeyen can sıkıntısı saatleri tatlı öyküler doldurmuştu.Birgün ortada yatan hastanın aklına bir fikir geldi.Eğer pencerenin önündeki hastaya birşey olursa oraya kendisi geçecek ve onun öykülerini dinlemektense ,dışardaki renkli ve canlı yaşamı kendi gözleriyle görecekti.Yattığı yerden hep bunu düşünüyor ve çareler araştırıyordu.Sonunda onu da buldu.pencerenin önündeki hastaya bazen kalp krizleri geliyordu.Adam bu durumda komodinin üzerindeki ilacına güçlükle uzanıyor ve odada hastabakıcı olmadığından ilacı kendisi alıyordu.
Bir gece ,pencere önündeki hastaya yine bir kriz geldiğinde ortada yatan hasta büyük bir gayretle doğrularak,onun ilacını deviriverdi.Şişe yere düşmüş ve paramparça olmuştu.Ertesi sabah,pencerenin önündeki hastayı ölü buldular.Ve onu kaldırdıktan sonra ortada yatan hastayı ,cam kenarına geçirdiler.Adam göreceği manzaranın heycanıyla dışarıya baktığında ,beyninden vurulmuşa döndü ,Pencerenin birkaç metre ötesinde ,simsiyah bir duvardan başka hiçbirşey yoktu.

Ne diyorsunuz?Bence etrafımızda bukadar güzel ışık saçan insanlarımızın ışıklarını söndürmeyelim ,söndürmeyelimki bizde karanlıkta kalmayalım.
 

müdavim

Üye Sorumlusu
GÜZEL GÖREN
Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır.` Mutluluk anahtarı olan bu vecize hayata bakışta nefis bir ölçü verir bize. Konuyla ilgili enteresan bir örnek de anlatılır Sekizinci Söz`de. Yolculuğa çıkan iki kardeş bir bahçeye girerler. Birincisi murdar şeylere bakıp meşgul olur, midesini bulandırır, hiç istirahat etmeden çıkıp gider. İkincisi ise `Herşeyin iyisine bak` kaidesiyle amel edip, murdar şeylere hiç bakmaz. İyi şeylerden iyi istifade eder. Güzelce istifade ederek çıkıp gider. Örnekteki bahçe, sosyal hayattır. İyi ve kötü, hayır ve şer, temiz ve pis şeyler hayatın içinde birlikte bulunurlar. Akıllı insan, `Güzel ve huzur veren şeyi al. Çirkin ve keder veren şeyi bırak` kaidesiyle hareket edip huzur-u kalbi bulur. Hayatta en büyük maksat kalp huzuru değil midir? Bu huzuru bulamayan insan neyi elde ederse etsin, sıkıntılardan kurtulamaz. Bu huzur, saadet ve selamet ise ancak imanla elde edilir. İmanın kazandırdığı bakış açısıyla kişi güzel görüp güzel düşünmeyi, herşeyin güzel tarafını görmeyi, çirkin ve korkunç hadiselerden dahi ders çıkarmasını bilir. Bu bakış açısıyla insan hayatın güzelliklerine mest olur; hayranlık, sevgi ve şükürle karşılar. Hangi durum, konum ve makamda bulunursa bulunsun bu değişmez. Sevinç ve mutluluk duyacağı yüzlerce, binlerce olay karşısında hamd ve şükürden başka bir yol bulamaz. `Dünya hayatında kendinizden aşağıda, ahiret işlerinde ise kendinizden yukarıda olanlara bakınız. Bu, nimetin kadrini bilip yoldan çıkmamanıza en uygun olanıdır` hadis-i şerifinin ışığıyla hayat ve olaylara baktığı için huzuru yakalamaması mümkün değildir. Evet, hayatın güzellikleri, sahip olduğu nimetler, onu mutlu etmeye yeter. Olumsuzluklar karşısında da yıkılıp kalmaz, daha kötülerini düşünüp haline şükreder. Her musibetin daha büyüğü vardır. Hastalık ve musibetlerde de nice hikmetler vardır. Herşeyden önce kudreti, ilmi, hikmeti, rahmeti sonsuz Rabb-i Zülcelal`in emriyle olmaktadır hepsi de. Onun için hemen hikmetini arar. Bunlar ya hata ve günahlara keffaret olur; günahlarından arındırır Cenab-ı Hak onu. Ya da dünyada ve ahirette makam ve mertebesini yükseltir. Onun için musibetleri de sabır, tahammül ve şükürle karşılar mü`min. Musibetlere dahi isyan ve şikayet değil, sabır ve şükürle mukabele ettiren bir anlayış, bir bakış açısı insanı mutlu etmez mi? `Narın da hoş, nurun da hoş` düşüncesi hayatı sevdirmez mi? Her halükarda Allah`ın rızasını arayan bir bakış açısı, hayatı, olayları güzel görmeye yetmez mi? Kötülüklerden dahi ders çıkarabilen bir görüş, elbette insanı mutlu etmeye yeter. 16.08.2004 E-Posta: sdogen99@ttnet.net.tr
 
Üst