Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Hey gidi günler
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="müdavim" data-source="post: 166064" data-attributes="member: 5987"><p><strong><u><span style="font-size: 18px">HEY GİDİ GÜNLER</span></u></strong></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 18px"><span style="font-family: 'Calibri'">Hiç özlenmez mi O GÜNLER?</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 18px"><strong><u><span style="font-family: 'Calibri'">Faziletliydik:</span></u></strong><span style="font-family: 'Calibri'">Kimsenin malına, mülküne göz dikmezdik. Kimsenin namusuna yan bakmazdık. Hırsızlık nedir bilmez, dilenciliği meslek edinmez, kimseyi de küçümsemezdik. </span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 18px"><strong><u><span style="font-family: 'Calibri'">Dürüsttük:</span></u></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> Bir zamanlar Londra Ticaret Odası’nın en görünür yerinde şu mealde bir tavsiye levhası asılıydı: “Türklerle alışveriş et, yanılmazsın.” </span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 18px"><strong><u><span style="font-family: 'Calibri'">İtibarlıydık:</span></u></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> Bir zamanlar Hollanda Ticaret Odası’nın toplantılarında oylar eşit çıkınca Osmanlılarla alışverişi olan tüccarın oyu iki sayılır, onun dediği olurdu.</span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 18px"><strong><u><span style="font-family: 'Calibri'">Temizdik:</span></u></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> Yere bile tükürmezdik. Hatta Osmanlı askeri teşkilatını Avrupa’ya tanıtmasıyla meşhur Comte de Marsigil, yere tükürmedikleri için atalarımızı şöyle eleştiriyor: </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 18px"><span style="font-family: 'Calibri'">“Türkler hiçbir zaman yere tükürmezler. Daima yutkunurlar. Bunun için de saçlarında sakallarında bir hararet olur ve zamanla saçları, kaşları, sakalları dökülür.”</span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 18px"><strong><u><span style="font-family: 'Calibri'">Çevreciydik:</span></u></strong></span></span><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 18px"><span style="font-family: 'Calibri'"> Kurak günlerde ücretle adamlar tutup sokaktaki ulu ağaçları sulatır, göçmen kuşların yorgunluk atması için saçak altlarına kuş sarayları yapardık.</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 18px"><span style="font-family: 'Verdana'">Bunlara öyle çok örnek var ki, saymakla bitmez. </span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 18px"><strong><u><span style="font-family: 'Calibri'">Harama el sürmezdik:</span></u></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> Fransız müellif Motray, 1700</span>′<span style="font-family: 'Calibri'">lerdeki halimizi şöyle anlatıyor: </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 18px"><span style="font-family: 'Calibri'">“Türk dükkânlarında hiçbir zaman tek meteliğim kaybolmamıştır. Ne zaman bir şey unutsam, hiç tanımadığım dükkâncılar arkamdan adam koşturmuşlar, hatta birkaç kere Beyoğlu’ndaki ikametgâhıma kadar gelmişlerdir.”</span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 18px"><strong><u><span style="font-family: 'Calibri'">Medeni idik:</span></u></strong><span style="font-family: 'Calibri'">İngiliz sefiri Sör James Porter ise, 1740</span>′<span style="font-family: 'Calibri'">ların Türkiye’si için şunları söylüyor: </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 18px"><span style="font-family: 'Calibri'">“Gerek İstanbul’da, gerekse imparatorluğun diğer şehirlerinde hüküm süren emniyet ve asayiş, hiçbir tereddüde imkân bırakmayacak şekilde isbat etmektedir ki, Türkler çok medeni insanlardır.”</span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 18px"><strong><u><span style="font-family: 'Calibri'">Dosdoğruyduk:</span></u></strong></span></span><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 18px"><span style="font-family: 'Calibri'"> Fransız generallerden Comte de Bonneval ise, şu hükmü veriyor:</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 18px"><span style="font-family: 'Verdana'">“Haksızlık, murabahacılık, inhisarcılık ve hırsızlık gibi suçlar, Türkler arasında meçhuldür… Öyle bir dürüstlük gösterirler ki, insan çok defa Türklerin doğruluklarına hayran kalır.”</span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 18px"><strong><u><span style="font-family: 'Calibri'">Hırsızlık nedir bilmezdik:</span></u></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> Fransız müellif Dr. Brayer, 1830</span>′<span style="font-family: 'Calibri'">ların İstanbul’unu getiriyor önümüze: </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 18px"><span style="font-family: 'Calibri'">“Evlerin kapısının şöyle böyle kapatıldığı ve dükkânların çoğunlukla umumi ahlaka itimaden açık bırakıldığı İstanbul’da her sene azami beş-altı hırsızlık vakası görülür.”</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"> </span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 18px"><span style="font-family: 'Verdana'">Ubicini Dr. Brayer’i şöyle doğruluyor: </span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 18px"><span style="font-family: 'Calibri'">“Bu muazzam payitahtta dükkâncılar, namaz saatlerinde dükkânlarını açık bırakıp camie gittikleri ve geceleri evlerin kapısı basit bir mandalla kapatıldığı halde, senede dört hırsızlık vakası bile olmaz. Ahalisi sırf Hıristiyan olan Galata ile Beyoğlu’nda ise hırsızlık ve cinayet vakaları olmadan gün geçmez.”</span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 18px"><strong><u><span style="font-family: 'Calibri'">Naziktik:</span></u></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> Edmondo de Amicis isimli İtalyan gezgini, yine 1880</span>′<span style="font-family: 'Calibri'">lerin “biz”ini anlatıyor bize:</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 18px"><span style="font-family: 'Calibri'">“İstanbul Türk halkı Avrupa’nın en nazik ve en kibar insanlarıdır. Sokakta kavga enderdir. Kahkaha sesi nadirattan işitilir. O kadar müsamahakârdırlar ki; ibadet saatlerinde bile camilerini gezebilir, bizim kiliselerde gördüğünüz kolaylığın çok fazlasını görürsünüz.”</span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 18px"><strong><u><span style="font-family: 'Calibri'">Cihana örnektik:</span></u></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> Türkiye Seyahatnamesi’yle meşhur Du Loir’un 1650</span>′<span style="font-family: 'Calibri'">lerdeki hükmü şöyle:</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 18px"><span style="font-family: 'Calibri'">“Hiç şüphesiz ki, ahlak bakımından Türk siyasetiyle medeni hayatı bütün cihana örnek olabilecek vaziyettedir.”</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 18px"><span style="font-family: 'Calibri'">Şefkatimiz yalnızca insana yönelik değildi, hayvanları, hatta bitkileri bile kapsıyordu.</span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 18px"><strong><u><span style="font-family: 'Calibri'">Hayata karşı saygılıydık:</span></u></strong><span style="font-family: 'Calibri'"> Bu konuda dilerseniz Elisee Recus’u dinleyelim, bize 1880</span>′<span style="font-family: 'Calibri'">lerdeki halimizi anlatsın:</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 18px"><span style="font-family: 'Calibri'">“Türklerdeki iyilik duygusu hayvanları dahi kucaklamıştır. Birçok köyde eşekler haftada iki gün izinli sayılır… Türklerle Rumların karışık olarak yaşadığı köylerde ise bir evin hangi tarafa ait olduğunu kolaylıkla anlayabilirsiniz. Eğer evin bacasında leylekler yuva yapmışsa, bilin ki o ev bir Türk evidir.” (Küçük Asya, c. 9)</span></span></span></p><p> <span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 18px"><strong><u><span style="font-family: 'Calibri'">Hayırseverdik:</span></u></strong></span></span><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 18px"><span style="font-family: 'Calibri'"> Comte de Marsigli’yi tekrar dinleyelim:</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 18px"><span style="font-family: 'Verdana'">“Yazın İstanbul’dan Sofya’ya giderken dağlardan anayol üzerine inmiş köylülerin yolculara bedava ayran dağıttıklarına şahit oldum.”</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 18px"><span style="font-family: 'Calibri'">Aynı müellif, ceddimizin hayırseverlikte fazla ileri gittikleri kanaatindedir. Şöyle diyor:</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 18px"><span style="font-family: 'Verdana'">“Fakat şunu da itiraf etmeliyim ki, bu dindarane hareketlerinde biraz fazla ileri gitmektedirler. İyiliklerini yalnız insan cinsine hasretmekle kalmayıp, hayvanlara ve hatta bitkilere bile teşmil ederler.”</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 18px"><span style="font-family: 'Calibri'">Bu tespiti, İslam ve Türk düşmanı avukat Guer misallendiriyor:</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 18px"><span style="font-family: 'Calibri'">“Türk şefkati hayvanlara bile şamildir” dedikten sonra şu örneği zikrediyor:</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 18px"><span style="font-family: 'Calibri'">“Hayvanları beslemek için vakıflar ve ücretli adamları vardır. Bu adamlar sokak başlarında sahipsiz köpeklere ve kedilere et dağıtırlar… Sokaktaki ağaçların kuraklıktan kurumasını önlemek için bir fakire para verip sulatacak kadar kaçık Müslümanlara bile rastlamak mümkündür…” </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 18px"><span style="font-family: 'Calibri'">“Kaçık”lığın kaynağını da veriyor adam:</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 18px"><span style="font-family: 'Calibri'">“Birçokları da sırf azad etmek için kuşbazlardan kuş satın alırlar. Bunu yapan bir Türk’e bir gün yaptığı işin neye yaradığını sordum. Küçümseyerek baktı ve şu cevabı verdi: Allah’ın rızasını tahsile yarar.”</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 18px"><span style="font-family: 'Calibri'">Galiba geçmişimizden uzaklaşmak bize çok pahalıya patladı. </span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 18px"><span style="font-family: 'Calibri'">Yahya Kemal Beyatlı’nın bir tespitiyle yazımızı noktalayalım:</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"><span style="font-size: 18px"><span style="font-family: 'Calibri'">“Eski Türklerin bir dini hayatları vardı, dini hayatları olduğu için de çok şeyleri vardı; yeni Türklerin de dini hayatları olduğunda çok şeyleri olacak.”</span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Verdana'"></span></p><p><span style="font-size: 18px">Yavuz BAHADIROĞLU-BİZ OSMANLIYIZ.</span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="müdavim, post: 166064, member: 5987"] [B][U][SIZE=5]HEY GİDİ GÜNLER[/SIZE][/U][/B] [FONT=Verdana][SIZE=5][FONT=Calibri]Hiç özlenmez mi O GÜNLER?[/FONT][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][FONT=Calibri][SIZE=5][/SIZE][/FONT] [SIZE=5][B][U][FONT=Calibri]Faziletliydik:[/FONT][/U][/B][FONT=Calibri]Kimsenin malına, mülküne göz dikmezdik. Kimsenin namusuna yan bakmazdık. Hırsızlık nedir bilmez, dilenciliği meslek edinmez, kimseyi de küçümsemezdik. [/FONT][/SIZE] [FONT=Calibri][SIZE=5][/SIZE][/FONT] [SIZE=5][B][U][FONT=Calibri]Dürüsttük:[/FONT][/U][/B][FONT=Calibri] Bir zamanlar Londra Ticaret Odası’nın en görünür yerinde şu mealde bir tavsiye levhası asılıydı: “Türklerle alışveriş et, yanılmazsın.” [/FONT][/SIZE] [FONT=Calibri][SIZE=5][/SIZE][/FONT] [SIZE=5][B][U][FONT=Calibri]İtibarlıydık:[/FONT][/U][/B][FONT=Calibri] Bir zamanlar Hollanda Ticaret Odası’nın toplantılarında oylar eşit çıkınca Osmanlılarla alışverişi olan tüccarın oyu iki sayılır, onun dediği olurdu.[/FONT][/SIZE] [FONT=Calibri][SIZE=5][/SIZE][/FONT] [SIZE=5][B][U][FONT=Calibri]Temizdik:[/FONT][/U][/B][FONT=Calibri] Yere bile tükürmezdik. Hatta Osmanlı askeri teşkilatını Avrupa’ya tanıtmasıyla meşhur Comte de Marsigil, yere tükürmedikleri için atalarımızı şöyle eleştiriyor: [/FONT][/SIZE] [SIZE=5][FONT=Calibri]“Türkler hiçbir zaman yere tükürmezler. Daima yutkunurlar. Bunun için de saçlarında sakallarında bir hararet olur ve zamanla saçları, kaşları, sakalları dökülür.”[/FONT][/SIZE] [FONT=Calibri][SIZE=5][/SIZE][/FONT] [SIZE=5][B][U][FONT=Calibri]Çevreciydik:[/FONT][/U][/B][/SIZE][/FONT][FONT=Verdana][SIZE=5][FONT=Calibri] Kurak günlerde ücretle adamlar tutup sokaktaki ulu ağaçları sulatır, göçmen kuşların yorgunluk atması için saçak altlarına kuş sarayları yapardık.[/FONT][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][FONT=Calibri][SIZE=5][/SIZE][/FONT] [SIZE=5][FONT=Verdana]Bunlara öyle çok örnek var ki, saymakla bitmez. [/FONT][/SIZE] [SIZE=5][/SIZE] [SIZE=5][B][U][FONT=Calibri]Harama el sürmezdik:[/FONT][/U][/B][FONT=Calibri] Fransız müellif Motray, 1700[/FONT]′[FONT=Calibri]lerdeki halimizi şöyle anlatıyor: [/FONT][/SIZE] [SIZE=5][FONT=Calibri]“Türk dükkânlarında hiçbir zaman tek meteliğim kaybolmamıştır. Ne zaman bir şey unutsam, hiç tanımadığım dükkâncılar arkamdan adam koşturmuşlar, hatta birkaç kere Beyoğlu’ndaki ikametgâhıma kadar gelmişlerdir.”[/FONT][/SIZE] [FONT=Calibri][SIZE=5][/SIZE][/FONT] [SIZE=5][B][U][FONT=Calibri]Medeni idik:[/FONT][/U][/B][FONT=Calibri]İngiliz sefiri Sör James Porter ise, 1740[/FONT]′[FONT=Calibri]ların Türkiye’si için şunları söylüyor: [/FONT][/SIZE] [SIZE=5][FONT=Calibri]“Gerek İstanbul’da, gerekse imparatorluğun diğer şehirlerinde hüküm süren emniyet ve asayiş, hiçbir tereddüde imkân bırakmayacak şekilde isbat etmektedir ki, Türkler çok medeni insanlardır.”[/FONT][/SIZE] [FONT=Calibri][SIZE=5][/SIZE][/FONT] [SIZE=5][B][U][FONT=Calibri]Dosdoğruyduk:[/FONT][/U][/B][/SIZE][/FONT][FONT=Verdana][SIZE=5][FONT=Calibri] Fransız generallerden Comte de Bonneval ise, şu hükmü veriyor:[/FONT][/SIZE] [SIZE=5][FONT=Verdana]“Haksızlık, murabahacılık, inhisarcılık ve hırsızlık gibi suçlar, Türkler arasında meçhuldür… Öyle bir dürüstlük gösterirler ki, insan çok defa Türklerin doğruluklarına hayran kalır.”[/FONT][/SIZE] [SIZE=5][/SIZE] [SIZE=5][B][U][FONT=Calibri]Hırsızlık nedir bilmezdik:[/FONT][/U][/B][FONT=Calibri] Fransız müellif Dr. Brayer, 1830[/FONT]′[FONT=Calibri]ların İstanbul’unu getiriyor önümüze: [/FONT][/SIZE] [/FONT][FONT=Verdana][SIZE=5][FONT=Calibri]“Evlerin kapısının şöyle böyle kapatıldığı ve dükkânların çoğunlukla umumi ahlaka itimaden açık bırakıldığı İstanbul’da her sene azami beş-altı hırsızlık vakası görülür.”[/FONT][/SIZE][/FONT] [FONT=Verdana][FONT=Calibri][SIZE=5][/SIZE][/FONT] [SIZE=5][FONT=Verdana]Ubicini Dr. Brayer’i şöyle doğruluyor: [/FONT][/SIZE] [SIZE=5][/SIZE] [SIZE=5][FONT=Calibri]“Bu muazzam payitahtta dükkâncılar, namaz saatlerinde dükkânlarını açık bırakıp camie gittikleri ve geceleri evlerin kapısı basit bir mandalla kapatıldığı halde, senede dört hırsızlık vakası bile olmaz. Ahalisi sırf Hıristiyan olan Galata ile Beyoğlu’nda ise hırsızlık ve cinayet vakaları olmadan gün geçmez.”[/FONT][/SIZE] [FONT=Calibri][SIZE=5][/SIZE][/FONT] [SIZE=5][B][U][FONT=Calibri]Naziktik:[/FONT][/U][/B][FONT=Calibri] Edmondo de Amicis isimli İtalyan gezgini, yine 1880[/FONT]′[FONT=Calibri]lerin “biz”ini anlatıyor bize:[/FONT][/SIZE] [SIZE=5][FONT=Calibri]“İstanbul Türk halkı Avrupa’nın en nazik ve en kibar insanlarıdır. Sokakta kavga enderdir. Kahkaha sesi nadirattan işitilir. O kadar müsamahakârdırlar ki; ibadet saatlerinde bile camilerini gezebilir, bizim kiliselerde gördüğünüz kolaylığın çok fazlasını görürsünüz.”[/FONT][/SIZE] [FONT=Calibri][SIZE=5][/SIZE][/FONT] [SIZE=5][B][U][FONT=Calibri]Cihana örnektik:[/FONT][/U][/B][FONT=Calibri] Türkiye Seyahatnamesi’yle meşhur Du Loir’un 1650[/FONT]′[FONT=Calibri]lerdeki hükmü şöyle:[/FONT][/SIZE] [SIZE=5][FONT=Calibri]“Hiç şüphesiz ki, ahlak bakımından Türk siyasetiyle medeni hayatı bütün cihana örnek olabilecek vaziyettedir.”[/FONT][/SIZE] [SIZE=5][FONT=Calibri]Şefkatimiz yalnızca insana yönelik değildi, hayvanları, hatta bitkileri bile kapsıyordu.[/FONT][/SIZE] [FONT=Calibri][SIZE=5][/SIZE][/FONT] [SIZE=5][B][U][FONT=Calibri]Hayata karşı saygılıydık:[/FONT][/U][/B][FONT=Calibri] Bu konuda dilerseniz Elisee Recus’u dinleyelim, bize 1880[/FONT]′[FONT=Calibri]lerdeki halimizi anlatsın:[/FONT][/SIZE] [SIZE=5][FONT=Calibri]“Türklerdeki iyilik duygusu hayvanları dahi kucaklamıştır. Birçok köyde eşekler haftada iki gün izinli sayılır… Türklerle Rumların karışık olarak yaşadığı köylerde ise bir evin hangi tarafa ait olduğunu kolaylıkla anlayabilirsiniz. Eğer evin bacasında leylekler yuva yapmışsa, bilin ki o ev bir Türk evidir.” (Küçük Asya, c. 9)[/FONT][/SIZE] [SIZE=5][B][U][FONT=Calibri]Hayırseverdik:[/FONT][/U][/B][/SIZE][/FONT][FONT=Verdana][SIZE=5][FONT=Calibri] Comte de Marsigli’yi tekrar dinleyelim:[/FONT][/SIZE] [SIZE=5][FONT=Verdana]“Yazın İstanbul’dan Sofya’ya giderken dağlardan anayol üzerine inmiş köylülerin yolculara bedava ayran dağıttıklarına şahit oldum.”[/FONT][/SIZE] [/FONT][FONT=Verdana][SIZE=5][FONT=Calibri]Aynı müellif, ceddimizin hayırseverlikte fazla ileri gittikleri kanaatindedir. Şöyle diyor:[/FONT][/SIZE] [SIZE=5][FONT=Verdana]“Fakat şunu da itiraf etmeliyim ki, bu dindarane hareketlerinde biraz fazla ileri gitmektedirler. İyiliklerini yalnız insan cinsine hasretmekle kalmayıp, hayvanlara ve hatta bitkilere bile teşmil ederler.”[/FONT][/SIZE] [SIZE=5][FONT=Calibri]Bu tespiti, İslam ve Türk düşmanı avukat Guer misallendiriyor:[/FONT][/SIZE] [SIZE=5][FONT=Calibri]“Türk şefkati hayvanlara bile şamildir” dedikten sonra şu örneği zikrediyor:[/FONT][/SIZE] [SIZE=5][FONT=Calibri]“Hayvanları beslemek için vakıflar ve ücretli adamları vardır. Bu adamlar sokak başlarında sahipsiz köpeklere ve kedilere et dağıtırlar… Sokaktaki ağaçların kuraklıktan kurumasını önlemek için bir fakire para verip sulatacak kadar kaçık Müslümanlara bile rastlamak mümkündür…” [/FONT][/SIZE] [SIZE=5][FONT=Calibri]“Kaçık”lığın kaynağını da veriyor adam:[/FONT][/SIZE] [SIZE=5][FONT=Calibri]“Birçokları da sırf azad etmek için kuşbazlardan kuş satın alırlar. Bunu yapan bir Türk’e bir gün yaptığı işin neye yaradığını sordum. Küçümseyerek baktı ve şu cevabı verdi: Allah’ın rızasını tahsile yarar.”[/FONT][/SIZE] [SIZE=5][FONT=Calibri]Galiba geçmişimizden uzaklaşmak bize çok pahalıya patladı. [/FONT][/SIZE] [SIZE=5][FONT=Calibri]Yahya Kemal Beyatlı’nın bir tespitiyle yazımızı noktalayalım:[/FONT][/SIZE] [SIZE=5][FONT=Calibri]“Eski Türklerin bir dini hayatları vardı, dini hayatları olduğu için de çok şeyleri vardı; yeni Türklerin de dini hayatları olduğunda çok şeyleri olacak.”[/FONT][/SIZE] [/FONT] [SIZE=5]Yavuz BAHADIROĞLU-BİZ OSMANLIYIZ.[/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
İslamiyet
Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi
İslama Göre Hayat
Hey gidi günler
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst