Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Çocuk Gemisi
Çocuk Çocuğa Muhabbet
Hikaye Bahçesi
Hikaye Okumak İsteyen Buyursun.
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Serdar Yıldırım" data-source="post: 180089" data-attributes="member: 1002540"><p><span style="font-size: 15px"> </span><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'verdana'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'verdana'"><strong>FAKİR BABASI</strong></span></span></p><p> <span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'verdana'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'verdana'"><strong>Çocukluğu yoksulluk içinde geçen bir adam çok çalışarak zengin olmuş. Hanlar, köşkler yaptırmış. Tarlalar, bahçeler satın almış. Yıllar önce yalınayak gezdiği günleri ve o günlerde: “ Allah’ım, bana yardım et. Beni yoksulluktan kurtar, zengin et. Söz veriyorum, helal para kazanacağım, kimseye kötülük yapmayacağım. Zengin olursam, yoksullara yardım edeceğim ve hiç kimsenin yalınayak gezmesine izin vermeyeceğim “ diyerek ettiği duayı unutmuş. Kazanmak, hep kazanmak, daha fazla kazanmak istemiş. Gözü paradan-maldan başka bir şey görmez olmuş. Masraf olmasın diye de evlenmemiş. </strong></span></span></p><p> <span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'verdana'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'verdana'"><strong>Kırk yaşına girdiği gün atlara binip adamlarıyla birlikte kasabaya giderken yolda yaşlı bir adam görmüş. Yaşlı adamın ayakkabısı yokmuş, yalınayakmış. Zengin adam atından inmiş, yaşlı adamın yanına gelmiş: </strong></span></span></p><p> <span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'verdana'"></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'verdana'"><strong>“ Beybaba, neden yalınayak gezersin? “</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'verdana'"><strong>“ Ah oğlum, fakirim, ayakkabı alacak param yoktur.” </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'verdana'"><strong>“ Ne yer, ne içersin? “</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'verdana'"><strong>“ Halime acıyanlar olur, bir dilim ekmek, bir kap yemek verirler. Dereden, gölden su içerim. Günde bir öğün yemek yeter bana. Ayakkabım olsaydı halime şükrederdim.” </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'verdana'"><strong>“ Bu haline mi şükrederdin? Şükredecek halin mi kalmış senin? “ </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'verdana'"><strong>“ Oğlum, sen zenginsin herhalde.” </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'verdana'"><strong>“ Eh, zenginim, ne olmuş? Çok çalışıp helal para kazandım. Zengin olmak suç mu? “ </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'verdana'"><strong>“ Gel bir ayakkabı alıver bana, sevaptır. “ </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'verdana'"><strong>“ Allah’tan iste. Ben dilencileri sevmem. “</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'verdana'"><strong>“ Oğlum, ben dilenci değilim. İlk defa birinden bir şey istedim. Hani dedim yardım etmek istersin belki. “ </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'verdana'"><strong>“ Hayır, yalan söylüyorsun. Dilencisin sen. Ona, buna yardım etseydim zengin olamazdım. “ </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'verdana'"><strong>Daha sonra zengin adam atına binmiş. Adamlarıyla birlikte giderken, yaşlı adam arkasından:</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'verdana'"><strong>“ Zenginler de yalınayak gezer, bunu unutma “ diye bağırmış. </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'verdana'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'verdana'"><strong>Aradan aylar geçmiş. Zengin adam daha da zenginleşmiş ve o ülkenin en zengin adamı olmuş. Fakat yaşlı adamın son sözü hiç aklından çıkmamış. Bir gün yalınayak gezmemek için hanlarına, köşklerine yüzlerce çift ayakkabı doldurmuş. Mağaralara, ağaç kovuklarına tahta sandıklar içinde ayakkabı saklamış. Toprağ</strong><strong>a ayakkabı gömmüş. Artık huzur bulmuş çünkü malını, mülkünü kaybetse, hiç parası kalmasa bile oraya-buraya sakladığı ayakkabılar ona ömrünün sonuna kadar yetermiş. </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'verdana'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'verdana'"><strong>Bu arada zengin adamın başına bir dert peydah olmuş. Ayak tırnakları gün geçtikçe uzuyormuş, ama kesilmiyormuş. Hani demiri kesen alet bile faydasız olmuş. Özel ayakkabı yaptırmış, daha büyük, daha büyük derken, ayakkabılar ağır gelmeye başlamış. Sonunda, iki yol kalmış: Ya hiç yürümeyecek oturacak, ya da yalınayak gezecek. Oturmayı denemiş ama bu ona çok zor gelmiş. Başlamış yalınayak gezmeye. Önceleri biraz sıkılmış, utanmış, fakat zamanla alışmış. Yalınayak gezdikçe ayak tırnakları gittikçe kısalmış ve eski haline dönmüş. Zengin adam ayak tırnaklarının iyice kısaldığı günler ayakkabı giyerse, ertesi sabah uyandığında ayak tırnakları uzamış oluyormuş. Günlerden bir gün adamlarıyla birlikte giderken yaşlı adam karşısına çıkmış. Yaşlı adamla zengin adam arasında şu konuşmalar geçmiş. </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'verdana'"><strong></strong> </span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'verdana'"><strong>Yaşlı</strong><strong> adam: “ Oğlum, bana ayakkabı alır mısın? “ diye sormuş. </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'verdana'"><strong>Zengin adam: “ Aman beybaba, ne demek? İstersen sana yüz çift ayakkabı alayım. ”</strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'verdana'"><strong>“ Oğlum, ben yüz çift değil, bir çift ayakkabı istedim. Hani yalınayak gezmek kolay değildir. Bunu ayakkabısı olanlar bilemezler. Bilmem anlatabildim mi? “ </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'verdana'"><strong>“ Anlattın beybaba, hem de çok iyi anlattın. İlerde bir ayakkabıcı var. Önden sen buyur da oradan sana ayakkabı alayım. “ </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'verdana'"><strong>“ Ah oğlum, beni ne kadar sevindirdiğini tahmin edemezsin. Allah da seni sevindirsin. ” </strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'verdana'"><strong></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'verdana'"><strong>Yaşlı</strong></span></span><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'verdana'"><strong> adam ayakkabıcıdan bir çift ayakkabı seçip giymiş ve zengin adamla vedalaştıktan sonra yürüyüp gitmiş. Zengin adam o günden sonra fakirlere bol bol yardım etmiş, fakirleri hanlarında, köşklerinde barındırmış. Onlara her gün bedava yemek vermiş. Güzel elbiseler, cici ayakkabılar dağıtmış, adı fakir babasına çıkmış. Fakir babası bir gün ayakkabı giymeyi denemiş ve aradan günler geçtiği halde ayak tırnaklarının uzamadığını görmüş. </strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'verdana'"><strong></strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'verdana'"><strong>Yazan: Serdar Yıldırım</strong></span></span></span></span></p><p><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-family: 'Times New Roman'"></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Serdar Yıldırım, post: 180089, member: 1002540"] [SIZE=4] [/SIZE][SIZE=3][FONT=verdana] [B]FAKİR BABASI[/B] [B]Çocukluğu yoksulluk içinde geçen bir adam çok çalışarak zengin olmuş. Hanlar, köşkler yaptırmış. Tarlalar, bahçeler satın almış. Yıllar önce yalınayak gezdiği günleri ve o günlerde: “ Allah’ım, bana yardım et. Beni yoksulluktan kurtar, zengin et. Söz veriyorum, helal para kazanacağım, kimseye kötülük yapmayacağım. Zengin olursam, yoksullara yardım edeceğim ve hiç kimsenin yalınayak gezmesine izin vermeyeceğim “ diyerek ettiği duayı unutmuş. Kazanmak, hep kazanmak, daha fazla kazanmak istemiş. Gözü paradan-maldan başka bir şey görmez olmuş. Masraf olmasın diye de evlenmemiş. [/B] [B]Kırk yaşına girdiği gün atlara binip adamlarıyla birlikte kasabaya giderken yolda yaşlı bir adam görmüş. Yaşlı adamın ayakkabısı yokmuş, yalınayakmış. Zengin adam atından inmiş, yaşlı adamın yanına gelmiş: [/B] [B]“ Beybaba, neden yalınayak gezersin? “ “ Ah oğlum, fakirim, ayakkabı alacak param yoktur.” “ Ne yer, ne içersin? “ “ Halime acıyanlar olur, bir dilim ekmek, bir kap yemek verirler. Dereden, gölden su içerim. Günde bir öğün yemek yeter bana. Ayakkabım olsaydı halime şükrederdim.” “ Bu haline mi şükrederdin? Şükredecek halin mi kalmış senin? “ “ Oğlum, sen zenginsin herhalde.” “ Eh, zenginim, ne olmuş? Çok çalışıp helal para kazandım. Zengin olmak suç mu? “ “ Gel bir ayakkabı alıver bana, sevaptır. “ “ Allah’tan iste. Ben dilencileri sevmem. “ “ Oğlum, ben dilenci değilim. İlk defa birinden bir şey istedim. Hani dedim yardım etmek istersin belki. “ “ Hayır, yalan söylüyorsun. Dilencisin sen. Ona, buna yardım etseydim zengin olamazdım. “ Daha sonra zengin adam atına binmiş. Adamlarıyla birlikte giderken, yaşlı adam arkasından: “ Zenginler de yalınayak gezer, bunu unutma “ diye bağırmış. [/B] [B]Aradan aylar geçmiş. Zengin adam daha da zenginleşmiş ve o ülkenin en zengin adamı olmuş. Fakat yaşlı adamın son sözü hiç aklından çıkmamış. Bir gün yalınayak gezmemek için hanlarına, köşklerine yüzlerce çift ayakkabı doldurmuş. Mağaralara, ağaç kovuklarına tahta sandıklar içinde ayakkabı saklamış. Toprağ[/B][B]a ayakkabı gömmüş. Artık huzur bulmuş çünkü malını, mülkünü kaybetse, hiç parası kalmasa bile oraya-buraya sakladığı ayakkabılar ona ömrünün sonuna kadar yetermiş. Bu arada zengin adamın başına bir dert peydah olmuş. Ayak tırnakları gün geçtikçe uzuyormuş, ama kesilmiyormuş. Hani demiri kesen alet bile faydasız olmuş. Özel ayakkabı yaptırmış, daha büyük, daha büyük derken, ayakkabılar ağır gelmeye başlamış. Sonunda, iki yol kalmış: Ya hiç yürümeyecek oturacak, ya da yalınayak gezecek. Oturmayı denemiş ama bu ona çok zor gelmiş. Başlamış yalınayak gezmeye. Önceleri biraz sıkılmış, utanmış, fakat zamanla alışmış. Yalınayak gezdikçe ayak tırnakları gittikçe kısalmış ve eski haline dönmüş. Zengin adam ayak tırnaklarının iyice kısaldığı günler ayakkabı giyerse, ertesi sabah uyandığında ayak tırnakları uzamış oluyormuş. Günlerden bir gün adamlarıyla birlikte giderken yaşlı adam karşısına çıkmış. Yaşlı adamla zengin adam arasında şu konuşmalar geçmiş. [/B] [B]Yaşlı[/B][B] adam: “ Oğlum, bana ayakkabı alır mısın? “ diye sormuş. Zengin adam: “ Aman beybaba, ne demek? İstersen sana yüz çift ayakkabı alayım. ” “ Oğlum, ben yüz çift değil, bir çift ayakkabı istedim. Hani yalınayak gezmek kolay değildir. Bunu ayakkabısı olanlar bilemezler. Bilmem anlatabildim mi? “ “ Anlattın beybaba, hem de çok iyi anlattın. İlerde bir ayakkabıcı var. Önden sen buyur da oradan sana ayakkabı alayım. “ “ Ah oğlum, beni ne kadar sevindirdiğini tahmin edemezsin. Allah da seni sevindirsin. ” [/B] [B]Yaşlı[/B][/FONT][/SIZE][FONT=Times New Roman][FONT=Times New Roman][SIZE=3][FONT=verdana][B] adam ayakkabıcıdan bir çift ayakkabı seçip giymiş ve zengin adamla vedalaştıktan sonra yürüyüp gitmiş. Zengin adam o günden sonra fakirlere bol bol yardım etmiş, fakirleri hanlarında, köşklerinde barındırmış. Onlara her gün bedava yemek vermiş. Güzel elbiseler, cici ayakkabılar dağıtmış, adı fakir babasına çıkmış. Fakir babası bir gün ayakkabı giymeyi denemiş ve aradan günler geçtiği halde ayak tırnaklarının uzamadığını görmüş. Yazan: Serdar Yıldırım[/B][/FONT][/SIZE] [/FONT][/FONT] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Çocuk Gemisi
Çocuk Çocuğa Muhabbet
Hikaye Bahçesi
Hikaye Okumak İsteyen Buyursun.
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst