Huseyni
Müdavim
Bu ümide sebep olansa, yirminci yüzyılın son çeyreğinde iyon mikroskoplarının keşfiyle ivme kazanan Genetik bilimindeki gelişmeler. Yani ‘hafiziyet’ sahasında yeni keşfedilen tecellîler... Malûm, Genetik bilimi, Cenâb-ı Hakk’ın pek çok ismiyle birlikte özellikle "Koruyan, saklayan” mânâlarına gelen “Hafiz” isminin bir yansıması.
Molecular Cancer Research dergisinin Haziran 2009 sayısında yer alan ve Danimarkalı araştırmacıların gerçekleştirdiği bir çalışma, bu alandaki en taze gelişme oldu. Kopenhag Skejby Üniversitesi profesörlerinden Torben Örntoft liderliğinde gerçekleştirilen çalışma kapsamında, bir mikro RNA olan RNA129 molekülünün, kanserli hücrelerin kendi kendini yok etmesini sağladığı görüldü.
Japonya’daki araştırmacılarla koordineli olarak çalışmalarını sürdürecek olan bu ekibin ya da bir başka kanser araştırma laboratuvarının, gelecek birkaç yıllık süreçte kanserlerin tedavisine yönelik net sonuçlarını Tıp dünyasına duyuracakları ümit ediliyor. (Taraf gazetesi)
Kur’ân ne dİyor?
Aslında bütün bu gelişmeler, Kur’ân’ı da teyid ediyor. Bediüzzaman Hazretleri yıllar önce “Allah’ın izniyle anadan doğma körleri ve alaca hastalığına tutulanları iyileştirir ve ölüleri diriltirim” (Âl-i İmrân Sûresi: 49.) âyetinin işârî mânâsını zikrederken şöyle diyordu: “İşte şu âyet işaret ediyor ki: ‘En müzmin dertlere dahi derman bulunabilir. Öyle ise, ey insan ve musîbetzede benîâdem! Me’yus olmayınız. Her dert, ne olursa olsun, dermânı mümkündür; arayınız, bulunuz. Hattâ, ölüme de muvakkat bir hayat rengi vermek mümkündür. (...) Benim eczahâne-i hikmetimde her derdine devâ bulabilirsin. Çalış, bul! Elbette, ararsan bulursun.” (Sözler, 20. Söz)
MUHAMMED İSMAİL
17.07.2009
Elif-Yeniasya
17.07.2009
Elif-Yeniasya