Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Himmet rehberi ( seminer çalışması)
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="kasif1" data-source="post: 265063" data-attributes="member: 1008778"><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">HİMMET REHBERİ</span></strong></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">1. Himmetin Tanımı:</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Kalbin bütün kuvveti ile Cenab-ı Hakk'a ve sâir mukaddesata yönelmesi. Kalb isteği ile gösterilen ciddi gayret. * Allah indinde makbul ve mübârek bir kimsenin mânevi yardımı ile birisini koruması, yardım etmesi. * Tabiî şevk ve meyil ve heves. * Lütuf, yardım.</span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">1.1. Himmetin Önemi:</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Bunu da teessüf ve teellümle size beyan ediyorum ki: Ecnebîlerin bir kısmı, nasıl kıymettar malımızı ve vatanlarımızı bizden aldılar, onun bedeline çürük bir fiyat verdiler. Aynen öyle de, yüksek ahlâkımızı ve yüksek ahlâkımızdan çıkan ve hayat-ı içtimaiyeye temas eden seciyelerimizin bir kısmını da bizden aldılar, terakkilerine medar ettiler. Ve onun fiyatı olarak bize verdikleri, sefihane ahlâk-ı seyyieleridir, sefihane seciyeleridir.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Meselâ, bizden aldıkları seciye-i milliye ile, bir adam onlarda der: "Eğer ben ölsem milletim sağ olsun. Çünkü milletimin içinde bir hayat-ı bakiyem var." İşte, bu kelimeyi bizden almışlar ve terakkiyatlarında en metin esas da budur. Bizden hırsızlamışlar. Bu kelime ise, din-i haktan ve iman hakikatlerinden çıkar. O bizim, ehl-i imanın malıdır. Halbuki, ecnebîlerden içimize giren pis ve fena seciye itibarıyla bir hodgâm adam bizde diyor: "Ben susuzluktan ölsem, yağmur hiçbir daha dünyaya gelmesin. Eğer ben görmezsem bir saadeti, dünya istediği gibi bozulsun." İşte bu ahmakane kelime dinszlikten çıkıyor, âhireti bilmemekten geliyor. Hariçten içimize girmiş, zehirliyor.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Hem o ecnebîlerin bizden aldıkları fikr-i milliyetle, bir ferdi, bir millet gibi kıymet alıyor. Çünkü, bir adamın kıymeti himmeti nispetindedir. Kimin himmeti milleti ise, o kimse tek başıyla küçük bir millettir. Bazılarımızdaki dikkatsizlikten ve ecnebîlerin zararlı seciyelerini almamızdan, kuvvetli ve kudsî İslâmî milliyetimizle beraber, herkes "Nefsî, nefsî" demekle ve milletin menfaatini düşünmemekle, menfaat-i şahsiyesini düşünmekle, bin adam, bir adam hükmüne sukut eder.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Yani, kimin himmeti yalnız nefsi ise, o insan değil. Çünkü, insanın fıtratı medenîdir. Ebnâ-yı cinsini mülâhazaya mecburdur. Hayat-ı içtimaiye ile hayat-ı şahsiyesi devam edebilir. Meselâ, bir ekmeği yese, kaç ellere muhtaç ve ona mukabil o elleri mânen öptüğünü ve giydiği libasla kaç fabrikayla alâkadar olduğunu kıyas ediniz. Hayvan gibi bir postla yaşayamadığından, ebnâ-yı cinsiyle fıtraten alâkadar olduğundan ve onlara mânevî bir fiyat vermeye mecbur bulunduğundan, fıtratıyla medeniyetperverdir. Menfaat-i şahsiyesine hasr-ı nazar eden, insanlıktan çıkar, mâsum olmayan câni bir hayvan olur. Birşey elinden gelmese, hakikî özrü olsa, o müstesna... Tarihçe-i Hayat (99 )</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">1.2 Himmet-i Kuran </span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Ben onlardan ne kadar aşağı isem, onların üstadı dahi, benim üstadımdan bin defa daha aşağıdır. Üstadımın himmetiyle, onları gark eden madde ayağımı da ıslatamadı. (30. söz)</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">İkinci misal: Gayet küçük ve lâtîf, bugünlerde vaki olan meseleyi söyleyeceğim. Şöyle ki: </span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Fecirden evvel hatırıma geldi ki, bir zâtın kalbine vesvese verecek bir tarzda tarafımdan sözler söylenilmişti. "Keşke," dedim, "onu görseydim, kalbindeki dağdağayı izale etseydim." Aynı dakikada, Nis'e gitmiş bir parça kitabım bana lâzımdı. "Keşke elime geçseydi" dedim. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Sabah namazından sonra oturdum, baktım, aynı zat, o kitap parçası elinde olduğu hâlde içeri girdi. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'"></span></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Ona dedim: "Senin elindeki nedir?" </span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Dedi: "Bilmiyorum. Kapının önünde, Nis'ten gelmiş diye birisi bana verdi; ben de size getirdim." </span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">"Fesübhânallah," dedim. "Böyle bir vakitte bu adamın evinden çıkıp gelmesi ve şu Sözün Nis'ten gelmesi hiç tesadüfe benzemiyor. Ve böyle bir adama şöyle bir parça kitabı aynı dakikada eline verip bana gönderen, elbette Kur'ân-ı Hakîmin himmetidir" diyerek, "Elhamdülillâh," dedim. "Benim en küçük, ehemmiyetsiz, hafî arzu-yu kalbimi bilen birisi, elbette bana merhamet ediyor, beni himaye ediyor. Öyleyse dünyanın minnetini beş paraya almam." </span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'"></span></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">İkinci Misal: Biraderzadem Merhum Abdurrahman, sekiz seneden beri benden ayrılıp dünyanın gaflet ve evhamlarına bulaştığı hâlde, şahsıma karşı haddimden çok fazla hüsn-ü zannı varmış. Bende olmayan ve elimden gelmeyen himmeti istiyor ve medet bekliyordu. Kur'ân-ı Hakîmin himmeti imdadına yetişti, haşre dair olan Onuncu Sözü vefatından üç ay evvel eline yetiştirdi. O Söz, onu mânevî kirlerinden ve evham ve gafletten temizlemekle beraber, adeta mertebe-i velâyete çıkmış gibi, vefatından evvel yazdığı mektubunda üç zâhir keramet izhar etmiş. Yirmi Yedinci Mektubun fıkraları içinde derc edilmiş; müracaat olunsun. (28. mektup)</span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">1.3. Himmet-i Peygamber (A.S.M.)</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Birdenbire kalbeder; bir bedevi-i cahil, bir ârif-i münevver. Eğer mizan istersen: İslâm'dan evvel Ömer, İslâm'dan sonra Ömer...</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Birbiriyle kıyası: Bir çekirdek, bir şecer... Def'aten verdi semer, o nazar-ı Ahmedî, o himmet-i Peygamber...</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Ceziret-ül Arab'da, fahmolmuş fıtratları kalbetti elmaslara... Birdenbire serâser...</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Barut gibi ahlâkı parlattırdı, oldular birer nur-u münevver.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Sözler ( 711 )</span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">1.4. Himmet-i Üstad (R.A.)</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Bediüzzaman Said Nursî, çok ilimlerde müstesna birer eser yazabilirdi. Fakat o "zaman, imânı kurtarmak zamanıdır" demiş ve bütün himmet ve mesâisini ve hayatını, ulûm-u imâniyenin telif ve neşrine hasretmiştir. Sözler 763</span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Çok aziz, çok mübarek, çok müşfik, çok sevgili Üstadımız Hazretleri!</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Risale-i Nur'u himmet ve dualarınızla, dikkat ve tefekkürle okudukça, bu muazzam eser külliyatının tılsım-ı kâinatın muammasını keşf ve halleden bir keşşaf olduğunu, hâl ve istikbalin bir mürşid-i ekberi ve bir rehber-i a'zamı olduğunu yine dua ve himmetinizle idrak ediyoruz. Evet Üstadımız Hazretleri! Risale-i Nur'u okuyan her idrak sahibi anlıyor ki, Risale-i Nur gerek bu asrın, gerekse önümüzdeki asrın beşeriyetini fikir karanlıklarından kurtarıp tenvir ve irşad edecektir.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Risale-i Nur, yalnız bu vatan ve millet için değil, Âlem-i İslâm ve bütün beşeriyetin ihtiyacına cevab verecek bir külliyat olarak te'lif edilmiştir. Bugün, tarihte hiç görülmemiş bir fecaat ve felâket içerisinde çırpınan beşeriyet için halaskâr olarak Risale-i Nur'a sarılmaktan ve ne bahasına olursa olsun, Risale-i Nur'un nuranî ve parlak eczalarını elde edip dikkat ve tefekkürle okumaktan başka bir kurtuluş çaresi yoktur. Risale-i Nur'u okuyan herkes bu hakikatı idrak etmiş ve etmektedir. Eğer biz muktedir olsak; bu hakikatı, kâinata nâzır bir mahalle çıkıp, bütün kâinata ilân edeceğiz. Fakat mademki buna muvaffak olamıyoruz ve mademki Risale-i Nur'un cihanşümul kıymetini bu derece üstadımızın himmetiyle idrak etmişiz; şu halde o nur ve feyiz hazinesi, irfan ve kemalât menbaı olan Risale-i Nur'u, bir dakikamızı bile boş geçirmeden, mütemadî ve devamlı bir şekilde her gün ve her saat okuyacağız ve bu uğurda geceli gündüzlü çalışacağız inşâallah. Fakat her an bütün işlerimizde olduğu gibi, bunda da büyük üstadımızın dua ve himmetiyle muvaffak olabileceğiz.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Hutbe-i Şamiye ( 153 - 154 )</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">**Bediüzzaman, din kardeşlerine ziyade şefkatlidir. Onların elemleriyle elem çektiği, İslâm dünyasında hürriyet ve istiklâl için can veren, fedâî İslâm mücâhidlerinin acılarıyla muzdarip olduğu, Kur'ân ve İslâmiyete yapılan darbeler ânında çok ızdıraplar çektiği, böyle acı acıların tesiratiyle, zaten pek az yediği bir parça çorbasını da yiyemediği çok defa görülmüş ve görülmektedir.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Ekser günleri hastalıklar ve sıkıntılarla geçmektedir. Bir Nur talebesinin yazdığı gibi, "Ey Millet-i İslâmın ebedî refah ve saadeti için, dünyada rahatlık görmeyen müşfik üstadım! Senin devam eden hastalıkların cismanî değildir. Dinimize icra edilen istibdad ve zulüm sona ermedikçe, âlem-i İslâm kurtulmadıkça senin ızdırabın dinmeyecektir." Evet biz de bu kanaattayız.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Fakat o elîm acılar, Bediüzzaman'ı asla ye'se düşürmemiş, bilâkis öyle küllî ve umumî bir dinî cihada ve dua ve ubûdiyete sevk etmiştir ki: "Kurtuluşun çâre-i yegânesi, Kur'ân'a sarılmaktır" demiş ve sarılmış. Kur'ân'da bulduğu deva ve dermanları kaleme alarak, bu zamanda bir halâskâr-ı İslâm ve nev-i beşerin saadetine medar olan Risale-i Nur eserlerini meydana getirmiştir.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Hunhar din düşmanlarının, dünyevî satvet ve şevketleri, Bediüzzaman'ı kat'iyen atâlete düşürtememiştir. "Vazifem Kur'ân'a hizmettir. Galip etmek, mağlûp etmek Cenab-ı Hakka aittir" diye imân ederek, bir an bile faaliyetten geri kalmamıştır. Evet Hazret-i Üstad, öyle bir himmet-i azimeye mâliktir ki, ona icra edilen müthiş mezâlim, bu himmetin mukabilinde tesirsiz kalmaya mahkûm olmuştur. Sözler 761</span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">1.5 Himmet-i Risale-i Nur Talebeleri ve Şahs-ı Manevi</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Aziz, sıddık kardeşlerim, </span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Eski zamanda bir şeyhin müridleri pek çok olmasından, o memleketin hükûmeti siyasetçe telâş edip onun cemaatini dağıtmak istemiş. O zat, hükümete demiş: "Benim yalnız bir buçuk müridim var, başka yok. İsterseniz tecrübe edeceğiz." </span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">O zat, bir yerde çadır kurdu, kendi binler müridlerini oraya toplattı. O da emretti: "Ben bir imtihan yapacağım. Her kim benim müridim ise ve emri kabul etse, Cennete gidecek." </span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Çadıra birer birer çağırdı. Gizli bir koyun kesti. Güya has bir müridini kesti, Cennete gönderdi! O kanı gören binler müridler, daha hiçbiri şeyhi dinlemedi, inkâra başladılar. Yalnız bir adam dedi: "Başım feda olsun." Yanına gitti. Sonra bir kadın dahi gitti; başkalar dağıldılar.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">O zat, hükûmet adamlarına dedi: "İşte benim bir buçuk müridim bulunduğunu gördünüz." </span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Cenâb-ı Hakka yüz binler şükürler olsun ki, Risale-i Nur, Eskişehir imtihan ve mahkemesinde, şakirtlerinden yalnız bir buçuk kaybetti. O eski şeyhin aksine olarak, Isparta ve civar kahramanlarının himmetiyle, o zâyi olan bir buçuk adam yerine on bin ilâve oldu. İnşaallah, bu imtihanda dahi hem şark, hem garbın kahramanlarının himmetleriyle, çokları kaybedilmeyecek ve bir giden yerine on girecek. (13. şua)</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Salisen: İzharına bu zamanda izin yok. Fakat, madem şakirtlerin gayret ve şevk ve himmetleri şimdiye kadar matbaalara ihtiyaç bırakmamışlar, inşaallah o kudsi hizmette devam edip, o elmas kalemlerle neşr-i envar edecekler. (Kastamonu :İşârât-ı Kur´âniye Ve Üç Keramet-i Aleviye Ve Keramet-i Gavsiye Hakkındaki Sikke-i Gaybiye Risalesine Bir Tenbih Ve İhtardır</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Cenab-ı Hakka hadsiz şükür olsun ki, duanızın himmetiyle, on beş günden ziyade şiddetli bir hararet içinde tehlikeli ve zehirli hastalığın iki gündür tehlikesi geçti (Emirdağ Lâhikası İkramı İzhar Mektubunun Tetimmesi )</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Salisen: Hafız Emin in Risale-i Nur a çok hizmeti var. Onun kasabası olan Küre, geçen hadiseden evvel Nuri, Hakkı, İhsan ve merhum Muallim Osman gibi zatların himmetiyle bir medrese-i Nuriye hükmüne geçip parlak bir surette Nura çalışıyordu. (Emirdağ Lâhikası Afyon Emniyet Müdürüne Derimki )</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">1.6. Al-i Himmet Sıddikinlerin Vasıfları</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Aziz, sıddık, mübarek kardeşlerim!</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Sizlerin bu bayram manevî hediyeniz, bayramımı öyle bir tebrik etti ki, binler kederim olsaydı silerdi. Bin bârekâllah. Böyle bir zamanda böyle </span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">*ihlaslı sadakat, </span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">*livechillah uhuvvet</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">*ve fisebilillah muavenet</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">ancak âlîhimmet sıddıkînlerde bulunur. Hâlık-ı Zülcelal'e hadsiz hamd ve şükür olsun ki, sizin gibileri Kur'an-ı Hakîm'e hâdim ve Risale-i Nur'a şakird eylemiş.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Kastamonu Lahikası ( 20 )</span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Nasıl ki ehl-i hamiyet bir insan, dostların hayatını kurtarmak için kendini feda eder; öyle de, ehl-i îmanın hayat-ı ebediyelerini tehlikeli düşmanlardan muhafaza etmek için, lüzum olsa-hem lüzum var-kendim, değil yalnız layık olmadığım o makamları, belki hakîki hayat-ı ebediyenin makamlarını dahi feda etmeye, Risale-i Nur'dan aldığım ders-i şefkat cihetiyle terk ederim.( Emirdağ Lahikası-l)</span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Kur'an'ın evamir-i katiyesine imtisal etmekle öteki alemde de o nurani güruha refik olmaya çalışmak, al-i himmetlilerin şe'nidir: (Tarihçe-i Hayat)</span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">2. Himmet İstidadımızı Nerelerde Kullanmalıyız?</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Bediüzzaman Said Nursî, çok ilimlerde müstesna birer eser yazabilirdi. Fakat o "Zaman, imanı kurtarmak zamanıdır" demiş ve bütün himmet ve mesaîsini ve hayatını, ulûm-u imaniyenin te'lif ve neşrine hasretmiştir.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Konferans ( 38 )</span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">O cehlin hêdimi ve Nur'un hâdimidir. Eğer dünyayı istese ve dileseydi, kendisine sunulan hediye ve behiyeleri, zekat ve sadakaları ve teberru ve teberrükleri alsaydı, bugün bir milyon servet sahibi olurdu. Fakat o, tıpkı Cenab-ı Ömer'in (R.A.) dediği gibi: Sırtıma fazla yük alırsam, nefs-i nâtıka-i kâinatın kalbi ve Allah'ın habibi Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm'a ve yârânı olan kâmil ve vâsıllara yetişemem ve yarı yolda kalırım diyor. "Bütün eşya ve eflâki senin için yarattım habibim" fermanına karşı, "Ben de senin için onların hepsini terk ve feda ettim" diye verilen cevab-ı Hazret-i Risaletpenahî'ye ittiba ve imtisalen, o da dünya ve mâfîhayı ve muhabbet ve sevdasını terk, hattâ terki de terk ederek bütün hizmet ve himmetini ve şu ömr-ü nazeninini envâr-ı Kur'aniyenin intişarına sarf ve hasretmiştir.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">İşte bunun için, şimdiki çektiği bütün zahmetler, rahmet; yaptığı hizmetler, hikmet olmuş.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">"Lütf u kahrı şey-i vâhid bilmeyen çekti azab,</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Ol azabdan kurtulup sultan olan anlar bizi."</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Mısrî-i Niyazi gibi diyen bu tercüman, her şeyi hoş görerek, katreyi umman, âdemi insan ve Kur'andan aldığı nurunu âleme sultan eylemiştir.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Konferans ( 103 - 104 )</span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Ben tahmin ediyorum ki: Eğer Şeyh Abdülkadir-i Geylanî (R.A.) ve Şah-ı Nakşibend (R.A.) ve İmam-ı Rabbanî (R.A.) gibi zâtlar bu zamanda olsaydılar, bütün himmetlerini, hakaik-i imaniyenin ve akaid-i İslâmiyenin takviyesine sarfedeceklerdi. Çünki saadet-i ebediyenin medarı onlardır. Onlarda kusur edilse, şekavet-i ebediyeye sebebiyet verir. İmansız Cennet'e gidemez, fakat tasavvufsuz Cennet'e giden pek çoktur. Ekmeksiz insan yaşayamaz, fakat meyvesiz yaşayabilir. Tasavvuf meyvedir, hakaik-i İslâmiye gıdadır.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Hizmet Rehberi ( 138 )</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Dinin zarûriyâtı ki, içtihad onlara giremez. Çünkü, katî ve muayyendirler. Hem, o zarûriyât kût ve gıdâ hükmündedirler. Şu zamanda terke uğruyorlar ve tezelzüldedirler. Ve bütün himmet ve gayreti, onların ikâmesine ve ihyâsına sarf etmek lâzım gelirken, İslâmiyetin nazariyât kısmında ve selefin içtihadât-ı sâfiyâne ve hâlisânesiyle bütün zamanların hâcâtına dar gelmeyen efkârları olduğu halde, onları bırakıp heveskârâne yeni içtihatlar yapmak, bid'akârâne bir hıyânettir. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">( 27. söz)</span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Çünkü, o zamanda Harb-i Umumînin mebde'lerinde, Üstadım, eski âdetini ve sair ulûm-u felsefeyi ve ulûm-u âliyeyi bırakıp tam bir inşirah-ı sadırla Risale-i Nur'un fatihası ve birinci mertebesi olan İşârâtü'l-İ'câz tefsirine başlayıp, bütün himmetini, efkârını Kur'an'a sarf etmeye başladığına tevafuku kavî bir emaredir ki,Bu şerh-i sadra münasebettar bir tevafuktur ki, Üstadımdan anladım. Yirmi beş senedir daima ve en mühim bir duası bu asırda o küllî mana-yı işârîde medâr-ı nazar bir fert, Risale-i Nur'un tercümanı ve şakirtlerinin şahs-ı manevisini temsil eden mümessilidir. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">(Kastamonu L. Küçük Hüsrev Feyzi’nin bir istihracıdır.)</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Sahabeler, elbette ihtiyârlarıyla kizb ve şerre ellerini uzatıp, Müseylime derekesine düşmemişler. Sıdk ve hayır ve hakkın dellâlı ve numûnesi olan Habîbullahın (a.s.m.) âlâ-yı illiyyîn-i kemâlâtındaki makamına bakarak, bütün kuvvet ve himmetleriyle, o tarafa koşmak muktezâ-i seciyeleridir ( söz 490)</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'"></span></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Fakat madem acz ve zaafım ve teessüratım çok ziyadedir; has kardeşlerim beni medihlerle yüklerimi ağırlaştırmaya bedel, dualarıyla ve şefkatleriyle ve himmetleriyle ve acımalarıyla yardım edip yükümü hafifleştirmek lazımdır. (Emirdağ Lâhikası</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Üçüncü Fark: Hazret-i Mevlana (k.s.) zü'l-ecnihadır. Fakat, zamanın muktezasıyla, Sünnet-i Seniyyeye çok kuvvet vermekle beraber, ilm-i tarikati esas tutmak cihetiyle, tarikati daha ziyade tutmuş, o noktada sarf-ı himmet etmiş. Üstadım ise, şu dehşetli zamanın muktezasıyla, ilm-i hakikati ve hakaik-ı imaniye cihetini iltizam ederek, tarikate üçüncü derecede bakmışlar. (Sikke-i Tasdik-i Gaybi Risale-i Nurdan Parlak Fıkralar ve Bir Kısım Güzel Mektuplar )</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Çünkü, o zamanda Harb-i Umumînin mebde'lerinde, Üstadım, eski âdetini ve sair ulûm-u felsefeyi ve ulûm-u âliyeyi bırakıp tam bir inşirah-ı sadırla Risale-i Nur'un fatihası ve birinci mertebesi olan İşârâtü'l-İ'câz tefsirine başlayıp, bütün himmetini, efkârını Kur'an'a sarf etmeye başladığına (Sikke-i Tasdik-i Gaybi Yirmi Yedinci Mektubun Lahikasından Alınmış Mühim Parçalar )</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Kur'an'ın evamir-i katiyesine imtisal etmekle öteki alemde de o nurani güruha refik olmaya çalışmak, al-i himmetlilerin şe'nidir: (Tarihçe-i Hayat)</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Sâdisen: Eski dost ve kardeş ve Risale-i Nur'un o zamanda ciddi bir talebesi ve Isparta hayatımda bana hüsn-ü hizmetle samimi bir arkadaş ve himmeti uzun, eli kısa, aziz kardeşim Mehmed Celâl, </span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Seni, o zamandan beri unutmadım. Çok zaman Risale-i Nur dairesinde kalemiyle çalışanlar içinde isminle hissedar oluyordun. Senin yüksek istidadını ve ulüvv-u himmetini Risale-i Nur'da istimal etmek arzuluyordum. Demek, derd-i maişet, sizi bir derece kayıt altına aldı. (Kastamonu Lâhikası)</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">2.1. Risaleleri Anlamak ve Muvaffak olmak İçin:</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Çok aziz, çok mübarek, çok müşfik, çok sevgili Üstadımız Hazretleri!</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Risale-i Nur'u himmet ve dualarınızla, dikkat ve tefekkürle okudukça, bu muazzam eser külliyatının tılsım-ı kâinatın muammasını keşf ve halleden bir keşşaf olduğunu, hal ve istikbalin bir mürşid-i ekberi ve bir rehber-i a'zamı olduğunu, yine dua ve himmetinizle idrak ediyoruz. Evet Üstadımız Hazretleri! Risale-i Nur'u okuyan her idrak sahibi anlıyor ki; Risale-i Nur gerek bu asrın, gerekse önümüzdeki asrın beşeriyetini fikir karanlıklarından kurtarıp, tenvir ve irşad edecektir.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Risale-i Nur yalnız bu vatan ve millet için değil, âlem-i İslâm ve bütün beşeriyetin ihtiyacına cevab verecek bir külliyat olarak te'lif edilmiştir. Bugün tarihte hiç görülmemiş bir fecaat ve felâket içerisinde çırpınan beşeriyet için, halaskâr olarak Risale-i Nur'a sarılmaktan ve ne bahasına olursa olsun, Risale-i Nur'un nuranî ve parlak eczalarını elde edip dikkat ve tefekkürle okumaktan başka bir kurtuluş çaresi yoktur. Risale-i Nur'u okuyan herkes, bu hakikatı idrak etmiş ve etmektedir. Eğer biz muktedir olsak; bu hakikatı, kâinata nâzır bir mahalle çıkıp, bütün kâinata ilân edeceğiz. Fakat madem ki buna muvaffak olamıyoruz ve mademki Risale-i Nur'un cihanşümul kıymetini bu derece Üstadımızın himmetiyle idrak etmişiz; şu halde o nur ve feyiz hazinesi, irfan ve kemalât menbaı olan Risale-i Nur'u, bir dakikamızı bile boş geçirmeden, mütemadi ve devamlı bir şekilde her gün ve her saat okuyacağız ve bu uğurda geceli gündüzlü çalışacağız inşâallah.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Tarihçe-i Hayat ( 641 )</span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">2.2. Himmetin Pervazı için</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Vicdanın ziyası, ulûm-u diniyedir. Aklın nuru, fünun-u medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecelli eder. O iki cenah ile talebenin himmeti pervaz eder. İftirak ettikleri vakit; birincisinde taassub, ikincisinde hile, şübhe tevellüd eder.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Münazarat ( 86 )</span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">2.3. Himmetin Doğru Kullanılması</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Kur'an-ı Kerim'in, tilmizlerine verdiği ulviyet ve kıymet bununla anlaşılır ki: Bu küçük insan, küçük bir mikroba mağlub ve edna bir kerb ile yere düştüğü ve o kadar zaîf olduğu halde; Kur'an-ı Kerim'in feyz u irşadıyla o derece yükseklenir ve o derece letaifi inbisat eder ki; dünya mevcudatını ve zerrat-ı kâinatı tesbih tanesi edip, Mabudunu o adedle zikreder. Hattâ bir kısımları bunları da az görüp, Mabud-u Zülcelal'in liyakatını göstermek için gayr-ı mütenahî adedle, gayr-ı mütenahî tesbih ile Mabud-u Zülcemal'i zikrediyorlar. Dünya zerratının, virdlerine kâfi bir tesbih olmadığını ve nâkıs olduğunu gören ve Cennet'i zikirlerine gaye tanımayan uluvv-i himmet sahibi o tilmizler; kendi nefislerini, en edna bir mahluk-u İlahîden efdal görmediklerini gösteren bir hal ile, nihayet derecede tevazu ve mahviyet gösteriyorlar.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">O şecere-i tûbâ-i Kur'aniyenin hadd ü hesaba gelmez münevver meyvelerinden Kutb-u Geylanî, Rüfaî, Şazelî gibi zâkirleri dinle. Nasıl, tesbih tanelerine bedel zerrat-ı kâinatın silsilelerini ellerinde tutmuşlar, öylece Mabudun zikrini çekiyorlar.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Nur'un İlk Kapısı ( 95 )</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Birincisi: insanın dinlemesi, konuşması, düşünmesi cüz'i olduğu için, teakub suretiyle eşyaya taalluk ettiği gibi, himmeti de cüz'idir; nöbetle eşya ile meşgul olabilir. • ikincisi: insanın kıymetini tayin eden, mahiyetidir. mahiyetin değeri ise, himmeti nisbetindedir. himmeti ise, hedef ittihaz ettiği maksadın derece-i ehemmiyetine bakar. ... münasip olmadığı gibi, cüz'i şeyler de onların azim himmetlerini işgal etmeye layık değildir! • dördüncüsü: insan, birşeyin ahvalini muhakeme ettiği zaman, o şeyin ( İ.İ. huruf-u mukataa)</span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">3. himmetin yüksek ve alçak kısımlarını tefrik eden mikyasın, iştigal ve ihtimamdan ibaret olduğunu düşünmüşlerdir. yani, yüksek şeylere ihtimam edenin himmeti yüksektir, alçak işlerde iştiğal edenin himmeti alçaktır. kıymet ve azametin, himmet nisbetinde olduğunu zannetmişlerdir. hatta küçük veya alçak birşeyi, ... tenezzül etmezler ve zayıf, küçük birşey, o büyük himmet ve azameti tahammül edemez. (İ.İ )</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">2.4. Himmetin Yanlış Kullanılması</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Ey Avrupa! Evvelki cehennemî yol, senin açtığın yol olduğu, senin desatirin ile sabittir. Çünki senin nazarında hayatın düsturu: "Her zîhayat, kendi nefsine mâliktir ve kendi zâtı için çalışır, lezzeti için sa'yeder, bir hakk-ı hayatı vardır. Hayatının gayesi, kendisine aittir." dersin. Ve netice-i himmeti: "Hıfz-ı beka ve temin-i hayata münhasırdır. Ve kuvvetine güvenmelidir. Zira medar-ı hayat olan, düstur-u cidaldir. Belki hayat, cidaldir" diye hükmediyorsun. Daha bunlar gibi çok esasat-ı bâtıla ile beşeri evvelki yola sevkettin.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Nur'un İlk Kapısı ( 89 )</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Hem senin tilmizin menfaatperest ve hodendiştir ki; o tilmizin gaye-i himmeti, nefis ve batnın hevesatını tatmindir. Ve menfaat-ı şahsiyesini -bazan- kavminin menfaati içinde kavminin menfaatı namıyla ve menfaat-ı nefsini, menfaat-ı millet namıyla arar. Ya rikkat-i cinsiye eleminden kurtulmak ister veya hırsını veya gururunu veya hubb-u câhını o milliyetperverlik cihetinde teskin eder.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Elhasıl: Nefsinden başka hakikî hiçbir şeye muhabbet etmez. Herşeyi kendi nefsine feda eder. Nur'un İlk Kapısı ( 93 )</span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Senin karanlıklı dehan, nev'-i beşerin gündüzünü geceye kalbetmiş. Yalnız o sıkıntılı, zulümlü ve zulmetli geceye ısındırmak için; yalancı, muvakkat lâmbalarla tenvir ettin. O lâmbalar sürur ile beşerin yüzüne tebessüm etmiyorlar. Belki beşerin ağlanacak acı hallerindeki eblehane gülmesine, o ışıklar müstehziyane gülüp eğleniyor. Herbir zîhayat senin şakirdlerin nazarında zalimlerin hücumuna maruz, miskin birer musibetzededirler. Dünya bir matemhane-i umumiyedir. Dünyadaki sadâlar ölümlerden, elemlerden gelen vaveylâlardır. Senden tam ders alan şakirdin, bir firavun olur. Fakat en hasis şeye ibadet eden ve menfaat gördüğü her şeyi, kendine rab telakki eden bir firavun-u zelildir. Hem senin şakirdin mütemerriddir. Fakat bir lezzeti için nihayet zilleti kabul eden miskin bir mütemerriddir. Hasis bir menfaat için şeytanın ayağını öper derecede alçaklık gösterir. Hem cebbardır fakat kalbinde bir nokta-i istinad bulamadığı için, zâtında gayet âciz bir cebbar-ı hodfüruştur. O şakirdin gaye-i himmeti, hevesat-ı nefsaniyeyi tatmin ve hamiyet ve fedakârlık perdesi altında kendi menfaat-ı nefsini arayan ve hırs ve gururunu teskin etmeye çalışan bir dessastır. Nefsinden başka ciddî olarak hiçbir şeyi sevmiyor. Herşeyi nefsine feda ediyor.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Lem'alar ( 118 )</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Hem senin şakirdin mütemerriddir. Fakat bir lezzeti için nihayet zilleti kabul eden miskin bir mütemerriddir. Hasis bir menfaat için şeytanın ayağını öper derecede alçaklık gösterir. Hem cebbardır fakat kalbinde bir nokta-i istinad bulamadığı için, zâtında gayet âciz bir cebbar-ı hodfüruştur. O şakirdin gaye-i himmeti, hevesat-ı nefsaniyeyi tatmin ve hamiyet ve fedakârlık perdesi altında kendi menfaat-ı nefsini arayan ve hırs ve gururunu teskin etmeye çalışan bir dessastır. Nefsinden başka ciddî olarak hiçbir şeyi sevmiyor. Herşeyi nefsine feda ediyor.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Mesnevi-i Nuriye ( 155 )</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">ALTINCI SEBEP:Ehl-i hakkın ihtilâfı nâmertliklerinden, himmetsizliklerinden, hamiyetsizliklerinden olmadığı gibi; gafletli ehl-i dünyanın ve ehl-i dalâletin hayat-ı dünyeviyeye ait işlerde samimâne ittifakları dahi mertlikten, hamiyetten, himmetten değildir. Belki, ehl-i hakkın, ekseriyetle âhirete ait olan faydaları düşünmekle, o ehemmiyetli ve kesretli meselelere hamiyeti, himmeti, mertliği inkısam eder. Hakikî sermaye olan vaktini bir meseleye sarf etmediği için, meslektaşlarıyla ittifakı muhkemleşmiyor. Çünkü meseleler çok, daire dahi geniştir.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">(20. lem’a)</span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Maatteessüf, güzel şeylerimiz gayr-i müslimler eline geçtiği gibi, güzel olan ahlaklarımızı da yine gayr-i müslimler çalmışlar. Güya bizim bir kısım içtimaî ahlak-ı aliyemiz, yanımızda revaç bulmadığından, bize darılıp onlara gitmiş; ve onların bir kısım rezaili, kendileri içinde çok revaç bulmadığından, cehaletimizin pazarına getirilmiş!..</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Hem, büyük bir taaccüb ile görmüyor musunuz ki, terakkiyat-ı hazıranın üssü'i-esası ve belki Dîn-i Hakkın muktezası olan "Ben ölürsem devletim, milletim ve ahbaplarım sağdırlar" gibi kelime-i beyza ve haslet-i hamrayı gayr-i müslimler çalmışlar. Çünkü, onların bir fedaisi der: "Ben ölürsem milletim sağ olsun; içinde bir hayat-ı maneviyem vardır." Ve bütün sefaletin ve şahsîyatın esası olan, "Ben öldükten sonra dünya ne olursa olsun; isterse tûfan olsun"; veyahut, " </span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span><span style="font-size: 15px"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="color: #800000">-1- olan kelime-i hamka ve seciye-i avra, himmetimizin elini tutmuş rehberlik ediyor. (Tarihçe-i Hayat Birinci Kısım : İlk Hayatı)</span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Sual: "Senin vazifeni kaldıramıyoruz. Vücudunu bildik, mahiyetini sen şerhet." </span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Cevap: Öyleyse dinleyiniz ve kulaklarınızı beş açınız. İşte fikr-i milliyetle uyanmış bir Ermeninin himmeti, mecmu-u millettir. Güya onun milleti küçülmüş, o olmuş. Veya onun kalbinde yerleşmiş. Onun ruhu ne kadar tatlı ve kıymettar olsa da, milletini daha ziyade tatlı ve büyük bilir. Bin ruhu da olsa feda etmeye iftihar eder. Çünkü kendince yüksek düşünür. Halbuki, şimdikilere demiyorum, lâkin sizin eskiden bir yiğidiniz uyanmamış, nura girmemiş, İslâmiyet milletinin namusunu bilmemiş, yalnız bir menfaat veya bir garaz veya bir adamın veya bir aşiretin namusunu mülâhaza eder, kısa düşünürdü. Elbette tatlı hayatını öyle küçük şeylere herkes feda etmez. Faraza, İslâmî fikr-i milliyetle [SUP]Haşiye23 [/SUP]</span><span style="font-family: 'Times New Roman'">onlar gibi temâşâ etseydiniz, kahramanlığınızı âleme tasdik ettirip yüksek tabakalara çıkacaktınız. Eğer Ermeniler sizin gibi sathî ve kısa düşünseydiler nihayette korkak ve sefil olacaklardı. Hakikaten sizin harikulâde şecaate istidadınız vardır. Zira bir menfaat veya cüz'î bir haysiyet veya itibarî bir şeref için veya "Filân yiğittir" sözlerini işitmek gibi küçük emirlere hayatını istihfaf eden veya ağasının namusunu isti'zam için kendini feda eden kimseler, eğer uyansalar, hazinelere değer olan İslâmiyet milliyetine, yani üç yüz milyon İslâmın uhuvvetlerini ve mânevî yardımlarını kazandıran İslâmiyet milliyetine, binler ruhu da olsa, acaba istihfaf-ı hayat etmezler mi? Elbette hayatını on paraya satan, on liraya binler şevkle satar. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Maatteessüf, güzel şeylerimiz gayr-ı müslimler eline geçtiği gibi, güzel olan ahlâklarımızı da yine gayr-ı müslimler çalmışlar. Güya bir kısım içtimaî ahlâk-ı âliyemiz yanımızda revaç bulmadığından, bize darılıp onlara gitmiş. Ve onların bir kısım rezâili, kendileri içinde çok revaç bulmadığından cehaletimizin pazarına getirilmiş. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Hem, büyük bir taaccüple görmüyor musunuz ki, terakkiyat-ı hâzıranın üssü'l-esası ve belki din-i hakkın muktezâsı olan "Ben ölürsem devletim, milletim ve ahbaplarım sağdırlar" gibi kelime-i beyza ve haslet-i hamrâyı gayr-ı müslimler çalmışlar? Çünkü onların bir fedâisi der: "Ben ölürsem milletim sağ olsun; içinde bir hayat-ı mâneviyem vardır." Ve bütün sefaletin ve şahsiyatın esası olan "Ben öldükten sonra dünya </span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Haşiye23 </span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Milliyetimiz bir vücuttur; ruhu İslâmiyet, aklı Kur'ân ve imandır. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Suâl: "Biz me'yus olduk; daha ne vakit bize gelecektir?" </span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Cevap: Yeis, aczden gelir. Yeis, mâni-i herkemâldir. Hamiyet ise, şiddet-i mevânia karşı şiddetle metânet etmektir. Halbuki şu zaman, mümteniât-ı âdiyeyi mümkün derecesine indiriyor. Çabuk yeise inkılâp eden hamiyet, hamiyet değildir. Ben, sizi tenbellikten kurtarmak için, kabahatlerinizi gösteririm. Ona çabuk gelmek istiyorsanız, işte mârifet ve fazîletten demiryolunu yapınız; tâ ki, meşrûtiyet, medeniyet denilen şimendifer-i kemâlâta binip ve terakkiyât tohumlarını bindirerek, kısa bir zamanda mânilerden kurtulup geçerek size selâm etsin. Siz ne kadar yolu acele ile yapsanız, o da o derece acele ile gelecektir. (Münazarat)</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Maîşet için tarik-ı tabiî ve meşru ve zîhayat, san'attır, ziraattir, ticarettir. Gayr-ı tabiî ise, memuriyet ve her nev'iyle imârettir. Bence imâreti, ne nâm ile olursa olsun, medâr-ı maişet edenler bir nevi cerrar ve aceze ve seeledir-fakat hilebaz kısmında... Bence memuriyete veya imarete giren, yalnız hamiyet ve hizmet için girmelidir. Yoksa, yalnız maişet ve menfaat için girse, bir nevi çingenelik eder.(Münazarat)</span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">İşte, eğer insan enâniyetine istinad edip hayat-ı dünyeviyeyi gâye-i hayal ederek, derd-i maîşet içinde muvakkat bâzı lezzetler için çalışsa, gayet dar bir daire içinde boğulur, gider. Ona verilen bütün cihazât ve âlât ve letâif, ondan şikâyet ederek, haşirde onun aleyhinde şehâdet edeceklerdir ve dâvâcı olacaklardır.(sözler)</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 22px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 22px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">3. Dun-u Himmet</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Tertib-i mukaddematta tefviz tenbelliktir, terettüb-ü neticede tevekküldür. Semere-i sa'yine ve kısmetine rıza kanaattır, meyl-i sa'yi kuvvetlendirir. Mevcuda iktifa, dûn-himmetliktir.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Hutbe-i Şamiye ( 128 )</span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Tertib-i mebadide tevekkül, tenbelliktir. Terettüb-ü netice noktasındaki tefviz, tevekkül-ü şer'îdir.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Semere-i sa'yine, kısmetine rıza ise, memduh bir kanaattır, meyl-i sa'ye kuvvettir.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Mevcud mala iktifa, mergub kanaat değil; belki dûn-himmetliktir. Misaller daha çoktur.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Kur'an mutlak zikreder, sâlihat ve takvayı. İbhamında remz eder makamatın tesiri. Îcazı bir tafsildir. Sükûtu geniş sözdür.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Sözler (725 )</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">4. Şeytanın Himmeti</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Ehl-i dalaletin vekili, tutunacak ve dalaletini ona bina edecek hiçbir şey bulamadığı ve mülzem kaldığı zaman şöyle diyor ki:</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">"Ben, saadet-i dünyayı ve lezzet-i hayatı ve terakkiyat-ı medeniyeti ve kemal-i san'atı; kendimce, âhireti düşünmemekte ve Allah'ı tanımamakta ve hubb-u dünyada ve hürriyette ve kendine güvenmekte gördüğüm için, insanın ekserisini bu yola şeytanın himmetiyle sevkettim ve ediyorum."</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Sözler (632 )</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">5. Himmet-i na-mütenahi:</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Sonra sinema perdesi gibi insan âlemi bana göründü. Ehl-i dalaletin dûrbîni ile baktım. O âlemi o kadar karanlıklı, dehşetli gördüm ki; en derin kalbimden feryad ettim. "Eyvah!" dedim. Çünki insanlarda ebede uzanıp giden arzuları, emelleri ve kâinatı ihata eden tasavvurat ve efkârları ve ebedî beka ve saadet-i ebediyeyi ve Cennet'i gayet ciddî isteyen himmetleri ve fıtrî istidadları ve fıtrî had konulmayan, serbest bırakılan kuvveleri ve hadsiz maksadlara müteveccih ihtiyaçları ve za'f ve aczleriyle beraber hücumlarına maruz kaldıkları hadsiz musibet ve a'daları ile beraber gayet kısa bir ömür, hergün ve her saat ölüm endişesi altında, gayet dağdağalı bir hayat, yaşamak için gayet perişan bir maişet içinde kalbe, vicdana en elîm ve en müdhiş halet olan mütemadî zeval ve firak belasını çekmek içinde -ehl-i gaflet için zulümat-ı ebediye kapısı suretinde görülen- kabre ve mezaristana bakıyorlar. Birer birer ve taife taife o zulümat kuyusuna atılıyorlar.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Hutbe-i Şamiye ( 11 - 12 )</span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Çok şefkatli, pek kerim, hayatımdan çok aziz Üstadım Efendim Hazretleri!</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Mübtedi ve pek acemî bir çocuğun, üstadından aldığı dersi tekrarı misillü, cehl-i mürekkeb içerisinde pûyan olan şu âciz talebenize Risale-i Nur'un feyz-i nâmütenahîsinden süzülen iksir-i hayat, ruh ve kalbimi, akıl ve idrak ve şuurumu, hissiyat-ı sefihenin istilâsından vikaye ederek, en mübarek bir mürşid-i a'zam gibi himmet-i nâmütenahîsiyle, en mühim bir kuvve-i dafia olarak, vücud mülkünden nefs-i emmare ve heva şerlerini def' ve tardederek, aşılmaz ve yıkılmaz bir sedd-i Kur'anî ve bir sedd-i imanî tesis ediyor.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Nur'un İlk Kapısı (165-166 )</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">5.1. Himmeti Büyük Tutmak</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Hem de İslâmiyet milliyeti denilen mazi derelerinde ve hal sahralarında ve istikbal dağlarında hayme-nişin olan ve Salahaddin-i Eyyubî ve Celaleddin-i Harzemşah ve Sultan Selim ve Barbaros Hayreddin ve Rüstem-i Zâl gibi ecdadlarınızdan emsalleri gibi dâhî kahramanlar ile bir çadırda oturan bir aile gibi herkesi başkasının haysiyet ve şerefiyle şereflendiren ve hayat-ı ulviyenin enmuzeci olan İslâmiyet milliyeti size emr-i kat'î ile emrediyor ki: Tâ her biriniz umum İslâmın ma'kes-i hayatı ve hâmi-i saadeti ve umum millet-i İslâmın ferdî bir misal-i müşahhası olunuz. Zira maksadın büyümesiyle himmet de büyür. Ve hamiyet-i İslâmiyenin galeyanı ile ahlâk da tekemmül ve teali eder.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Divan-ı Harb-i Örfi ( 52 )</span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Bu zaman-ı mazide insan istidad-ı gayr-ı mütenahîye mâlik iken o kadar dar ve mahdud daire içinde hareket ediyordu ki: Güya insan iken hayvan gibi yaşadığından, efkâr ve ahlâkı o daire nisbetinde tedenni etmiş ve mahsur kalmıştı. Şimdi bu şer'î hürriyet-i âdilane eğer yaşasa ve bozulmazsa, fikr-i beşerin ağır zincirlerini paralamakla ve istidad-ı terakkiye karşı sedleri herc ü merc ederek o küçük daireyi dünya kadar tevsi' edebilir. Hattâ benim gibi bir köylü adam, süreyya kadar ulvî olan idare-i umumîyi nazara alacak. Âmâl ve müyulatın filizlerini orada bağlayacak. Ve herbir fiil ve tavrının orada bir ihtizaz ile zîmedhal bulunacağından, himmeti Süreyya kadar teali ve ahlâkı o derece tekemmül ve efkârı memalik-i Osmaniye kadar tevessü' edeceğinden; Eflatunları, İbn-i Sinaları ve Bismarkları, Dekartları ve Taftazanîleri inşâallah geri bırakacak. Bu kuvvetli Asya ve Rumeli tarlası çok şübban-ı vatan mahsulü vereceğinden kaviyyen ümidvarız.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Divan-ı Harb-i Örfi ( 75 )</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Fakat o, tıpkı Cenab-ı Ömer in (r.a.) dediği gibi: "Sırtıma fazla yük alırsam, nefs-i natıka-i kainatın kalbi ve Allah ın habibi Muhammed-i Arabi Aleyhissalatü Vesselama ve yaranı olan kamil ve vasıllara yetişemem ve yarı yolda kalırım" diyor. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">"Bütün eşya ve eflaki senin için yarattım, Habibim" fermanına, "Ben de senin için onların hepsini terk ve feda ettim" diye verilen cevab-ı Hazret-i Risaletpenahiye ittiba ve imtisalen, o da dünya ve mafihayı ve muhabbet ve sevdasını terk ve hatta terki de terk ederek, bütün hizmet ve himmetini ve şu ömr-ü nazeninini envar-ı Kur'âniyenin intişarına sarf ve hasretmiştir. İşte bunun için, şimdi çektiği bütün zahmetler, rahmet, yaptığı hizmetler, hikmet olmuş, celali yüzünden cemalini de gösterip, alem, bir gülzar-ı kemal bulmuştur. (emirdağ)</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">5.2 Himmeti Arttıran Sebebler</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Bütün onların bu tazyikat ve istibdatları, envâr-ı Kur'âniyeyi ışıklandıran gayret ve himmet ateşine odun parçaları hükmüne geçiyor, iş'âl ediyor, parlatıyor. Ve o tazyikleri gören ve gayretin hararetiyle inbisat eden o envâr-ı Kur'âniye, Barla yerine bu vilâyeti, belki ekser memleketi bir medrese hükmüne getirdi. Onlar beni bir köyde mahpus zannediyor. Zındıkların rağmına olarak, bilâkis, Barla kürsî-i ders olup, Isparta gibi çok yerler medrese hükmüne geçti. ( 28. mektup)</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Aziz, sıddık, gayyûr kardeşim, </span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Süleyman Efendiden anladım ki, bazı hususî müşkülâta mâruz oluyorsun. Sizin gibi metin insanlara sabır tavsiyesi zâiddir. Hizmetin kudsiyeti ve o hizmetteki zevk ve gayretindeki şevk, o acı hususî müşkülâta karşı gelir ve galebe eder tahmin ediyorum. Mümkün olduğu kadar aldırmamalısın. Kıymettar, kusursuz bir malın dükkâncısı müşterilere yalvarmaya muhtaç değil. Müşterinin aklı varsa o yalvarsın. </span></span></span><span style="font-size: 12px"><span style="font-family: 'Times New Roman'"><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000">sırrınca, azîm hayırların müşkülâtı çok oluyor. Müşkülât çoğaldıkça ehl-i himmet fütur değil, gayret ve sebatını ziyadeleştirir. İnşaallah siz de öyle metîn ve sebatkârlardansınız. ( barla )</span></span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Bu havanın zararından kurtulmak çaresi, Risale-i Nur'un gözüyle bakmak ve ne kadar müşkilât ziyadeleşse, kudsi vazife itibarıyla daha ziyade ciddiyet ve şevkle hareket etmektir. Çünkü başkaların füturu ve çekilmesi, ehl-i himmetin şevkini, gayretini ziyadeleştirmeye sebeptir. Zira, gidenlerin vazifelerini de bir derece yapmaya kendini mecbur bilir ve bilmelidirler. ( Kastamonu)</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Altıncı İşaret </span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Şimdi bence katiyet peydâ etmiştir ki, ekser hayatım, ihtiyar ve iktidarımın, şuur ve tedbirimin haricinde, öyle bir tarzda geçmiş ve öyle garip bir surette ona cereyan verilmiş, tâ Kur'ân-ı Hakîme hizmet edecek olan bu nevi risaleleri netice versin. Adeta bütün hayat-ı ilmiyem, mukaddemât-ı ihzariye hükmüne geçmiş ve Sözlerle i'câz-ı Kur'ân'ın izharı, onun neticesi olacak bir surette olmuştur. Hattâ, şu yedi sene nefyimde ve gurbetimde ve sebepsiz ve arzumun hilâfında tecerrüdüm ve meşrebime muhâlif, yalnız bir köyde imrar-ı hayat etmekliğim; ve eskiden beri ülfet ettiğim hayat-ı içtimaiyenin çok rabıtalarından ve kaidelerinden nefret edip terk etmekliğim, doğrudan doğruya bu hizmet-i Kur'âniyeyi hâlis, sâfi bir surette yaptırmak için bu vaziyet verildiğine şüphem kalmamıştır. Hattâ çok defa bana verilen sıkıntı ve zulmen bana karşı olan tazyikat perdesi altında bir dest-i inâyet tarafından merhametkârâne, Kur'ân'ın esrarına hasr-ı fikir ettirmek ve nazarı dağıtmamak için yapılmıştır kanaatindeyim. Hattâ, eskiden mütalâaya çok müştak olduğum hâlde, bütün bütün sair kitapların mütalâasından bir men, bir mücanebet ruhuma verilmişti. Böyle gurbette medar-ı teselli ve ünsiyet olan mütalâayı bana terk ettiren, anladım ki, doğrudan doğruya âyât-ı Kur'âniyenin üstad-ı mutlak olmaları içindir (mektubat)</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">5.3. Himmetlerin Azalmasının Sebebi</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Amma şu zamanda, medeniyet-i Avrupa'nın tahakkümüyle, felsefe-i tabiiyenin tasallutuyla, şerait-i hayat-ı dünyeviyenin ağırlaşmasıyla, efkâr ve kulûb dağılmış, himmet ve inayet inkısam etmiştir. Zihinler maneviyata karşı yabanileşmiştir. İşte bunun içindir ki, şu zamanda birisi; dört yaşında Kur'an'ı hıfzedip, âlimlerle mübahase eden Süfyan İbn-i Uyeyne olan bir müçtehidin zekâsında bulunsa, Süfyan'ın içtihadı kazandığı zamana nisbeten, on defa daha fazla zamana muhtaçtır. Süfyan, on senede içtihadı tahsil etmiş ise, şu adam yüz seneye muhtaçtır ki tahsil edebilsin. Çünki Süfyan'ın ibtida-i tahsil-i fıtrîsi sinn-i temyiz zamanından başlar. Yavaş yavaş istidadı müheyya olur, nurlanır, herşeyden ders alır, kibrit hükmüne geçer. Amma onun naziri, şu zamanda çünki zihni felsefede boğulmuş, aklı siyasete dalmış, kalbi hayat-ı dünyeviyede sersem olmuş, istidadı içtihaddan uzaklaşmış. Elbette fünun-u hazırada tevaggulü derecesinde istidadı içtihad-ı şer'î kabiliyetinden uzaklaşmış ve ulûm-u arziyede tefennünü derecesinde içtihadın kabulünden geri kalmıştır. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Sözler (481 )</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Evet, şeytan-ı ins ve cinnî her cihette hücum ederler. Arkadaşlarımızdan metin kalbli, sadakati kuvvetli, niyeti ihlâslı, himmeti Âli gördükleri vakit başka noktalardan hücum ederler. Şöyle ki: </span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">İşimize sekte ve hizmetimize fütur vermek için, onların tembelliklerinden ve tenperverliklerinden ve vazifedarlıklarından istifade ederler. Onlar, öyle desiselerle, onları hizmet-i Kur'âniyeden alıkoyuyorlar ki, haberleri olmadan bir kısmına fazla iş buluyorlar, tâ ki hizmet-i Kur'âniyeye vakit bulmasın. Bir kısmına da dünyanın cazibedar şeylerini gösteriyorlar ki, hevesi uyanıp, hizmete karşı bir gaflet gelsin. Ve hâkezâ, bu hücum yolları uzun çeker. Bu uzunlukta kısa keserek dikkatli fehminize havale ederiz. </span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">( 29. mektup)</span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Sual: Zindan-ı atâlete düştüğümüzün sebebi nedir? </span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Cevap: Hayat bir faaliyet ve harekettir. Şevk ise matiyyesidir. İşte, himmetiniz şevke binip mübareze-i hayat meydanına çıktığı vakit, en evvel düşman-ı şedîd olan yeis rastgelir. Kuvve-i mâneviyesini kırar. (Münazarat İfâde-i Merâm ve Uzunca Bir Mâzeret)</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 22px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 22px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Sâdisen: Eski dost ve kardeş ve Risale-i Nur'un o zamanda ciddi bir talebesi ve Isparta hayatımda bana hüsn-ü hizmetle samimi bir arkadaş ve himmeti uzun, eli kısa, aziz kardeşim Mehmed Celâl, </span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Seni, o zamandan beri unutmadım. Çok zaman Risale-i Nur dairesinde kalemiyle çalışanlar içinde isminle hissedar oluyordun. Senin yüksek istidadını ve ulüvv-u himmetini Risale-i Nur'da istimal etmek arzuluyordum. Demek, derd-i maişet, sizi bir derece kayıt altına aldı. (Kastamonu Lâhikası)</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Sonra Kur'ân'ı yeni bir tarzda [SUP]Haşiye[/SUP] yazmak hususunda talebelere bir vazife açıldı. Hakkı Efendiye de hisse verildi. Elhak, o hissesine sahip çıktı. Bir cüz'ü güzel yazdı. Fakat derd-i maişet zaruretiyle kendini mecbur bilip, gizli dâvâ vekâletine teşebbüs etti. Birden, bir şefkat tokadı daha yedi. Kalemi tutan parmağı muvakkaten kırıldı. "Bu parmakla hem dâvâ vekâleti yapmak, hem Kur'ân'ı yazmak olmayacak" diye, lisan-ı mânâ ile ihtar edildi. Dâvâ vekâletine teşebbüsünü bilmediğimiz için, parmağına hayret ediyorduk. Sonra anlaşıldı ki, kudsî, sâfi hizmet-i Kur'âniye, gayet temiz, kendine mahsus parmakları başka işe karıştırmak istemiyor.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Haşiye: Tevafuk mucizesini gösterir bir surette demektir</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">( Lemalar)</span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">6. Himmet Vasfının Sonuçları</span></strong></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><strong><span style="font-family: 'Times New Roman'">6.1. Risale-i Nura Şakirt Olmak</span></strong></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Aziz, sıddık kardeşim!</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Bilmukabele biz de Ramazanınızı tebrik ediyoruz. Rü'yalarınız pek çok mübarektirler. İnşâallah, Cenab-ı Hak sizi büyük ihsanlara mazhar eyleyecek, diye bir işarettir.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Bence bu zamanda en büyük bir ihsan, bir vazife, imanını kurtarmaktır, başkaların imanına kuvvet verecek bir surette çalışmaktır. Sakın, benlik ve gurura medar şeylerden çekin. Tevazu, mahviyet ve terk-i enaniyet, bu zamanda ehl-i hakikata lâzım ve elzemdir. Çünki bu asırda en büyük tehlike, benlikten ve hodfüruşluktan ileri geldiğinden; ehl-i hak ve hakikat, mahviyetkârane daima kusurunu görmek ve nefsini itham etmek gerektir.</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Sizin gibi ağır şerait içinde kahramancasına imanını ve ubudiyetini muhafaza etmesi, büyük bir makamdır...</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Madem sizde büyük bir himmet ve kuvvetli bir iman var; tam bir ihlas ve tam bir mahviyetle, sebatkârane Risale-i Nur'a şakird ol. Tâ binler, belki yüzbinler şakirdlerin şirket-i maneviye-i uhreviyelerine hissedar ol. Tâ senin hayırların, iyiliklerin cüz'iyetten çıkıp küllîleşsin, âhirette tam kârlı bir ticaret olsun. (Tarihçe-i Hayat 482)</span></span></span></p><p></p><p><span style="font-size: 15px"></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Cenab-ı Hakk'a yüzbinler şükürler olsun ki; Risale-i Nur, Eskişehir imtihan ve mahkemesinde, şakirdlerinden yalnız bir buçuk kaybetti. O eski şeyhin aksine olarak Isparta ve civar kahramanlarının himmetiyle o zayi' olan bir buçuk adam yerine onbin ilâve oldu. İnşâallah, bu imtihanda dahi hem şark, hem garbın kahramanlarının himmetleriyle, çokları kaybedilmeyecek ve bir giden yerine on girecek. (Şualar 319)</span></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span></p><p><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"></span></span><span style="font-size: 15px"><span style="color: #800000"><span style="font-family: 'Times New Roman'">Çalışınız, çalışınız, çalışınız ve katiyen inanınız ki, Nurun şefaati, Nurun duası, Nurun himmeti sizleri kurtaracaktır. İşte bu davanın şahidi Emirdağlı Nurcuların dehşetli ateşten zararsız kurtulmalarıdır.Şimdiden umunuza müjdeler olsun. </span></span></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="kasif1, post: 265063, member: 1008778"] [SIZE=4][COLOR=#800000][B][FONT=Times New Roman]HİMMET REHBERİ[/FONT][/B][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][B][FONT=Times New Roman]1. Himmetin Tanımı:[/FONT][/B][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Kalbin bütün kuvveti ile Cenab-ı Hakk'a ve sâir mukaddesata yönelmesi. Kalb isteği ile gösterilen ciddi gayret. * Allah indinde makbul ve mübârek bir kimsenin mânevi yardımı ile birisini koruması, yardım etmesi. * Tabiî şevk ve meyil ve heves. * Lütuf, yardım.[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][B][FONT=Times New Roman]1.1. Himmetin Önemi:[/FONT][/B][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Bunu da teessüf ve teellümle size beyan ediyorum ki: Ecnebîlerin bir kısmı, nasıl kıymettar malımızı ve vatanlarımızı bizden aldılar, onun bedeline çürük bir fiyat verdiler. Aynen öyle de, yüksek ahlâkımızı ve yüksek ahlâkımızdan çıkan ve hayat-ı içtimaiyeye temas eden seciyelerimizin bir kısmını da bizden aldılar, terakkilerine medar ettiler. Ve onun fiyatı olarak bize verdikleri, sefihane ahlâk-ı seyyieleridir, sefihane seciyeleridir.[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Meselâ, bizden aldıkları seciye-i milliye ile, bir adam onlarda der: "Eğer ben ölsem milletim sağ olsun. Çünkü milletimin içinde bir hayat-ı bakiyem var." İşte, bu kelimeyi bizden almışlar ve terakkiyatlarında en metin esas da budur. Bizden hırsızlamışlar. Bu kelime ise, din-i haktan ve iman hakikatlerinden çıkar. O bizim, ehl-i imanın malıdır. Halbuki, ecnebîlerden içimize giren pis ve fena seciye itibarıyla bir hodgâm adam bizde diyor: "Ben susuzluktan ölsem, yağmur hiçbir daha dünyaya gelmesin. Eğer ben görmezsem bir saadeti, dünya istediği gibi bozulsun." İşte bu ahmakane kelime dinszlikten çıkıyor, âhireti bilmemekten geliyor. Hariçten içimize girmiş, zehirliyor.[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Hem o ecnebîlerin bizden aldıkları fikr-i milliyetle, bir ferdi, bir millet gibi kıymet alıyor. Çünkü, bir adamın kıymeti himmeti nispetindedir. Kimin himmeti milleti ise, o kimse tek başıyla küçük bir millettir. Bazılarımızdaki dikkatsizlikten ve ecnebîlerin zararlı seciyelerini almamızdan, kuvvetli ve kudsî İslâmî milliyetimizle beraber, herkes "Nefsî, nefsî" demekle ve milletin menfaatini düşünmemekle, menfaat-i şahsiyesini düşünmekle, bin adam, bir adam hükmüne sukut eder.[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000] [FONT=Times New Roman]Yani, kimin himmeti yalnız nefsi ise, o insan değil. Çünkü, insanın fıtratı medenîdir. Ebnâ-yı cinsini mülâhazaya mecburdur. Hayat-ı içtimaiye ile hayat-ı şahsiyesi devam edebilir. Meselâ, bir ekmeği yese, kaç ellere muhtaç ve ona mukabil o elleri mânen öptüğünü ve giydiği libasla kaç fabrikayla alâkadar olduğunu kıyas ediniz. Hayvan gibi bir postla yaşayamadığından, ebnâ-yı cinsiyle fıtraten alâkadar olduğundan ve onlara mânevî bir fiyat vermeye mecbur bulunduğundan, fıtratıyla medeniyetperverdir. Menfaat-i şahsiyesine hasr-ı nazar eden, insanlıktan çıkar, mâsum olmayan câni bir hayvan olur. Birşey elinden gelmese, hakikî özrü olsa, o müstesna... Tarihçe-i Hayat (99 )[/FONT] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4] [/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000][B][FONT=Times New Roman]1.2 Himmet-i Kuran [/FONT][/B] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Ben onlardan ne kadar aşağı isem, onların üstadı dahi, benim üstadımdan bin defa daha aşağıdır. Üstadımın himmetiyle, onları gark eden madde ayağımı da ıslatamadı. (30. söz)[/FONT][/COLOR] [/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]İkinci misal: Gayet küçük ve lâtîf, bugünlerde vaki olan meseleyi söyleyeceğim. Şöyle ki: Fecirden evvel hatırıma geldi ki, bir zâtın kalbine vesvese verecek bir tarzda tarafımdan sözler söylenilmişti. "Keşke," dedim, "onu görseydim, kalbindeki dağdağayı izale etseydim." Aynı dakikada, Nis'e gitmiş bir parça kitabım bana lâzımdı. "Keşke elime geçseydi" dedim. Sabah namazından sonra oturdum, baktım, aynı zat, o kitap parçası elinde olduğu hâlde içeri girdi. [/FONT][/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Ona dedim: "Senin elindeki nedir?" Dedi: "Bilmiyorum. Kapının önünde, Nis'ten gelmiş diye birisi bana verdi; ben de size getirdim." "Fesübhânallah," dedim. "Böyle bir vakitte bu adamın evinden çıkıp gelmesi ve şu Sözün Nis'ten gelmesi hiç tesadüfe benzemiyor. Ve böyle bir adama şöyle bir parça kitabı aynı dakikada eline verip bana gönderen, elbette Kur'ân-ı Hakîmin himmetidir" diyerek, "Elhamdülillâh," dedim. "Benim en küçük, ehemmiyetsiz, hafî arzu-yu kalbimi bilen birisi, elbette bana merhamet ediyor, beni himaye ediyor. Öyleyse dünyanın minnetini beş paraya almam." [/FONT][/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]İkinci Misal: Biraderzadem Merhum Abdurrahman, sekiz seneden beri benden ayrılıp dünyanın gaflet ve evhamlarına bulaştığı hâlde, şahsıma karşı haddimden çok fazla hüsn-ü zannı varmış. Bende olmayan ve elimden gelmeyen himmeti istiyor ve medet bekliyordu. Kur'ân-ı Hakîmin himmeti imdadına yetişti, haşre dair olan Onuncu Sözü vefatından üç ay evvel eline yetiştirdi. O Söz, onu mânevî kirlerinden ve evham ve gafletten temizlemekle beraber, adeta mertebe-i velâyete çıkmış gibi, vefatından evvel yazdığı mektubunda üç zâhir keramet izhar etmiş. Yirmi Yedinci Mektubun fıkraları içinde derc edilmiş; müracaat olunsun. (28. mektup)[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][B][FONT=Times New Roman]1.3. Himmet-i Peygamber (A.S.M.)[/FONT][/B][/COLOR] [/SIZE][SIZE=4] [COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Birdenbire kalbeder; bir bedevi-i cahil, bir ârif-i münevver. Eğer mizan istersen: İslâm'dan evvel Ömer, İslâm'dan sonra Ömer...[/FONT][/COLOR] [/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Birbiriyle kıyası: Bir çekirdek, bir şecer... Def'aten verdi semer, o nazar-ı Ahmedî, o himmet-i Peygamber...[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Ceziret-ül Arab'da, fahmolmuş fıtratları kalbetti elmaslara... Birdenbire serâser...[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Barut gibi ahlâkı parlattırdı, oldular birer nur-u münevver.[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Sözler ( 711 )[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][B][FONT=Times New Roman]1.4. Himmet-i Üstad (R.A.)[/FONT][/B][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Bediüzzaman Said Nursî, çok ilimlerde müstesna birer eser yazabilirdi. Fakat o "zaman, imânı kurtarmak zamanıdır" demiş ve bütün himmet ve mesâisini ve hayatını, ulûm-u imâniyenin telif ve neşrine hasretmiştir. Sözler 763[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Çok aziz, çok mübarek, çok müşfik, çok sevgili Üstadımız Hazretleri![/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Risale-i Nur'u himmet ve dualarınızla, dikkat ve tefekkürle okudukça, bu muazzam eser külliyatının tılsım-ı kâinatın muammasını keşf ve halleden bir keşşaf olduğunu, hâl ve istikbalin bir mürşid-i ekberi ve bir rehber-i a'zamı olduğunu yine dua ve himmetinizle idrak ediyoruz. Evet Üstadımız Hazretleri! Risale-i Nur'u okuyan her idrak sahibi anlıyor ki, Risale-i Nur gerek bu asrın, gerekse önümüzdeki asrın beşeriyetini fikir karanlıklarından kurtarıp tenvir ve irşad edecektir.[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Risale-i Nur, yalnız bu vatan ve millet için değil, Âlem-i İslâm ve bütün beşeriyetin ihtiyacına cevab verecek bir külliyat olarak te'lif edilmiştir. Bugün, tarihte hiç görülmemiş bir fecaat ve felâket içerisinde çırpınan beşeriyet için halaskâr olarak Risale-i Nur'a sarılmaktan ve ne bahasına olursa olsun, Risale-i Nur'un nuranî ve parlak eczalarını elde edip dikkat ve tefekkürle okumaktan başka bir kurtuluş çaresi yoktur. Risale-i Nur'u okuyan herkes bu hakikatı idrak etmiş ve etmektedir. Eğer biz muktedir olsak; bu hakikatı, kâinata nâzır bir mahalle çıkıp, bütün kâinata ilân edeceğiz. Fakat mademki buna muvaffak olamıyoruz ve mademki Risale-i Nur'un cihanşümul kıymetini bu derece üstadımızın himmetiyle idrak etmişiz; şu halde o nur ve feyiz hazinesi, irfan ve kemalât menbaı olan Risale-i Nur'u, bir dakikamızı bile boş geçirmeden, mütemadî ve devamlı bir şekilde her gün ve her saat okuyacağız ve bu uğurda geceli gündüzlü çalışacağız inşâallah. Fakat her an bütün işlerimizde olduğu gibi, bunda da büyük üstadımızın dua ve himmetiyle muvaffak olabileceğiz.[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Hutbe-i Şamiye ( 153 - 154 )[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]**Bediüzzaman, din kardeşlerine ziyade şefkatlidir. Onların elemleriyle elem çektiği, İslâm dünyasında hürriyet ve istiklâl için can veren, fedâî İslâm mücâhidlerinin acılarıyla muzdarip olduğu, Kur'ân ve İslâmiyete yapılan darbeler ânında çok ızdıraplar çektiği, böyle acı acıların tesiratiyle, zaten pek az yediği bir parça çorbasını da yiyemediği çok defa görülmüş ve görülmektedir.[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Ekser günleri hastalıklar ve sıkıntılarla geçmektedir. Bir Nur talebesinin yazdığı gibi, "Ey Millet-i İslâmın ebedî refah ve saadeti için, dünyada rahatlık görmeyen müşfik üstadım! Senin devam eden hastalıkların cismanî değildir. Dinimize icra edilen istibdad ve zulüm sona ermedikçe, âlem-i İslâm kurtulmadıkça senin ızdırabın dinmeyecektir." Evet biz de bu kanaattayız.[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Fakat o elîm acılar, Bediüzzaman'ı asla ye'se düşürmemiş, bilâkis öyle küllî ve umumî bir dinî cihada ve dua ve ubûdiyete sevk etmiştir ki: "Kurtuluşun çâre-i yegânesi, Kur'ân'a sarılmaktır" demiş ve sarılmış. Kur'ân'da bulduğu deva ve dermanları kaleme alarak, bu zamanda bir halâskâr-ı İslâm ve nev-i beşerin saadetine medar olan Risale-i Nur eserlerini meydana getirmiştir.[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Hunhar din düşmanlarının, dünyevî satvet ve şevketleri, Bediüzzaman'ı kat'iyen atâlete düşürtememiştir. "Vazifem Kur'ân'a hizmettir. Galip etmek, mağlûp etmek Cenab-ı Hakka aittir" diye imân ederek, bir an bile faaliyetten geri kalmamıştır. Evet Hazret-i Üstad, öyle bir himmet-i azimeye mâliktir ki, ona icra edilen müthiş mezâlim, bu himmetin mukabilinde tesirsiz kalmaya mahkûm olmuştur. Sözler 761[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][B][FONT=Times New Roman]1.5 Himmet-i Risale-i Nur Talebeleri ve Şahs-ı Manevi[/FONT][/B] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Aziz, sıddık kardeşlerim, Eski zamanda bir şeyhin müridleri pek çok olmasından, o memleketin hükûmeti siyasetçe telâş edip onun cemaatini dağıtmak istemiş. O zat, hükümete demiş: "Benim yalnız bir buçuk müridim var, başka yok. İsterseniz tecrübe edeceğiz." O zat, bir yerde çadır kurdu, kendi binler müridlerini oraya toplattı. O da emretti: "Ben bir imtihan yapacağım. Her kim benim müridim ise ve emri kabul etse, Cennete gidecek." Çadıra birer birer çağırdı. Gizli bir koyun kesti. Güya has bir müridini kesti, Cennete gönderdi! O kanı gören binler müridler, daha hiçbiri şeyhi dinlemedi, inkâra başladılar. Yalnız bir adam dedi: "Başım feda olsun." Yanına gitti. Sonra bir kadın dahi gitti; başkalar dağıldılar.[/FONT][/COLOR] [/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]O zat, hükûmet adamlarına dedi: "İşte benim bir buçuk müridim bulunduğunu gördünüz." Cenâb-ı Hakka yüz binler şükürler olsun ki, Risale-i Nur, Eskişehir imtihan ve mahkemesinde, şakirtlerinden yalnız bir buçuk kaybetti. O eski şeyhin aksine olarak, Isparta ve civar kahramanlarının himmetiyle, o zâyi olan bir buçuk adam yerine on bin ilâve oldu. İnşaallah, bu imtihanda dahi hem şark, hem garbın kahramanlarının himmetleriyle, çokları kaybedilmeyecek ve bir giden yerine on girecek. (13. şua)[/FONT] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Salisen: İzharına bu zamanda izin yok. Fakat, madem şakirtlerin gayret ve şevk ve himmetleri şimdiye kadar matbaalara ihtiyaç bırakmamışlar, inşaallah o kudsi hizmette devam edip, o elmas kalemlerle neşr-i envar edecekler. (Kastamonu :İşârât-ı Kur´âniye Ve Üç Keramet-i Aleviye Ve Keramet-i Gavsiye Hakkındaki Sikke-i Gaybiye Risalesine Bir Tenbih Ve İhtardır[/FONT] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Cenab-ı Hakka hadsiz şükür olsun ki, duanızın himmetiyle, on beş günden ziyade şiddetli bir hararet içinde tehlikeli ve zehirli hastalığın iki gündür tehlikesi geçti (Emirdağ Lâhikası İkramı İzhar Mektubunun Tetimmesi )[/FONT] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Salisen: Hafız Emin in Risale-i Nur a çok hizmeti var. Onun kasabası olan Küre, geçen hadiseden evvel Nuri, Hakkı, İhsan ve merhum Muallim Osman gibi zatların himmetiyle bir medrese-i Nuriye hükmüne geçip parlak bir surette Nura çalışıyordu. (Emirdağ Lâhikası Afyon Emniyet Müdürüne Derimki )[/FONT] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000][B][FONT=Times New Roman]1.6. Al-i Himmet Sıddikinlerin Vasıfları[/FONT][/B][/COLOR] [/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Aziz, sıddık, mübarek kardeşlerim![/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Sizlerin bu bayram manevî hediyeniz, bayramımı öyle bir tebrik etti ki, binler kederim olsaydı silerdi. Bin bârekâllah. Böyle bir zamanda böyle [/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]*ihlaslı sadakat, [/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]*livechillah uhuvvet[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]*ve fisebilillah muavenet[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]ancak âlîhimmet sıddıkînlerde bulunur. Hâlık-ı Zülcelal'e hadsiz hamd ve şükür olsun ki, sizin gibileri Kur'an-ı Hakîm'e hâdim ve Risale-i Nur'a şakird eylemiş.[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Kastamonu Lahikası ( 20 )[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Nasıl ki ehl-i hamiyet bir insan, dostların hayatını kurtarmak için kendini feda eder; öyle de, ehl-i îmanın hayat-ı ebediyelerini tehlikeli düşmanlardan muhafaza etmek için, lüzum olsa-hem lüzum var-kendim, değil yalnız layık olmadığım o makamları, belki hakîki hayat-ı ebediyenin makamlarını dahi feda etmeye, Risale-i Nur'dan aldığım ders-i şefkat cihetiyle terk ederim.( Emirdağ Lahikası-l)[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Kur'an'ın evamir-i katiyesine imtisal etmekle öteki alemde de o nurani güruha refik olmaya çalışmak, al-i himmetlilerin şe'nidir: (Tarihçe-i Hayat)[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][B][FONT=Times New Roman]2. Himmet İstidadımızı Nerelerde Kullanmalıyız?[/FONT][/B][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Bediüzzaman Said Nursî, çok ilimlerde müstesna birer eser yazabilirdi. Fakat o "Zaman, imanı kurtarmak zamanıdır" demiş ve bütün himmet ve mesaîsini ve hayatını, ulûm-u imaniyenin te'lif ve neşrine hasretmiştir.[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Konferans ( 38 )[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]O cehlin hêdimi ve Nur'un hâdimidir. Eğer dünyayı istese ve dileseydi, kendisine sunulan hediye ve behiyeleri, zekat ve sadakaları ve teberru ve teberrükleri alsaydı, bugün bir milyon servet sahibi olurdu. Fakat o, tıpkı Cenab-ı Ömer'in (R.A.) dediği gibi: Sırtıma fazla yük alırsam, nefs-i nâtıka-i kâinatın kalbi ve Allah'ın habibi Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm'a ve yârânı olan kâmil ve vâsıllara yetişemem ve yarı yolda kalırım diyor. "Bütün eşya ve eflâki senin için yarattım habibim" fermanına karşı, "Ben de senin için onların hepsini terk ve feda ettim" diye verilen cevab-ı Hazret-i Risaletpenahî'ye ittiba ve imtisalen, o da dünya ve mâfîhayı ve muhabbet ve sevdasını terk, hattâ terki de terk ederek bütün hizmet ve himmetini ve şu ömr-ü nazeninini envâr-ı Kur'aniyenin intişarına sarf ve hasretmiştir.[/FONT] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000] [FONT=Times New Roman]İşte bunun için, şimdiki çektiği bütün zahmetler, rahmet; yaptığı hizmetler, hikmet olmuş.[/FONT] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4] [COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]"Lütf u kahrı şey-i vâhid bilmeyen çekti azab,[/FONT][/COLOR] [/SIZE][SIZE=4] [COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Ol azabdan kurtulup sultan olan anlar bizi."[/FONT][/COLOR] [/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Mısrî-i Niyazi gibi diyen bu tercüman, her şeyi hoş görerek, katreyi umman, âdemi insan ve Kur'andan aldığı nurunu âleme sultan eylemiştir.[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Konferans ( 103 - 104 )[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Ben tahmin ediyorum ki: Eğer Şeyh Abdülkadir-i Geylanî (R.A.) ve Şah-ı Nakşibend (R.A.) ve İmam-ı Rabbanî (R.A.) gibi zâtlar bu zamanda olsaydılar, bütün himmetlerini, hakaik-i imaniyenin ve akaid-i İslâmiyenin takviyesine sarfedeceklerdi. Çünki saadet-i ebediyenin medarı onlardır. Onlarda kusur edilse, şekavet-i ebediyeye sebebiyet verir. İmansız Cennet'e gidemez, fakat tasavvufsuz Cennet'e giden pek çoktur. Ekmeksiz insan yaşayamaz, fakat meyvesiz yaşayabilir. Tasavvuf meyvedir, hakaik-i İslâmiye gıdadır.[/FONT] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Hizmet Rehberi ( 138 )[/FONT][/COLOR] [/SIZE][SIZE=4] [COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Dinin zarûriyâtı ki, içtihad onlara giremez. Çünkü, katî ve muayyendirler. Hem, o zarûriyât kût ve gıdâ hükmündedirler. Şu zamanda terke uğruyorlar ve tezelzüldedirler. Ve bütün himmet ve gayreti, onların ikâmesine ve ihyâsına sarf etmek lâzım gelirken, İslâmiyetin nazariyât kısmında ve selefin içtihadât-ı sâfiyâne ve hâlisânesiyle bütün zamanların hâcâtına dar gelmeyen efkârları olduğu halde, onları bırakıp heveskârâne yeni içtihatlar yapmak, bid'akârâne bir hıyânettir. [/FONT][/COLOR] [/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]( 27. söz)[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4] [COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Çünkü, o zamanda Harb-i Umumînin mebde'lerinde, Üstadım, eski âdetini ve sair ulûm-u felsefeyi ve ulûm-u âliyeyi bırakıp tam bir inşirah-ı sadırla Risale-i Nur'un fatihası ve birinci mertebesi olan İşârâtü'l-İ'câz tefsirine başlayıp, bütün himmetini, efkârını Kur'an'a sarf etmeye başladığına tevafuku kavî bir emaredir ki,Bu şerh-i sadra münasebettar bir tevafuktur ki, Üstadımdan anladım. Yirmi beş senedir daima ve en mühim bir duası bu asırda o küllî mana-yı işârîde medâr-ı nazar bir fert, Risale-i Nur'un tercümanı ve şakirtlerinin şahs-ı manevisini temsil eden mümessilidir. [/FONT] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman](Kastamonu L. Küçük Hüsrev Feyzi’nin bir istihracıdır.)[/FONT][/COLOR] [/SIZE][SIZE=4] [/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Sahabeler, elbette ihtiyârlarıyla kizb ve şerre ellerini uzatıp, Müseylime derekesine düşmemişler. Sıdk ve hayır ve hakkın dellâlı ve numûnesi olan Habîbullahın (a.s.m.) âlâ-yı illiyyîn-i kemâlâtındaki makamına bakarak, bütün kuvvet ve himmetleriyle, o tarafa koşmak muktezâ-i seciyeleridir ( söz 490) [/FONT][/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Fakat madem acz ve zaafım ve teessüratım çok ziyadedir; has kardeşlerim beni medihlerle yüklerimi ağırlaştırmaya bedel, dualarıyla ve şefkatleriyle ve himmetleriyle ve acımalarıyla yardım edip yükümü hafifleştirmek lazımdır. (Emirdağ Lâhikası[/FONT] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Üçüncü Fark: Hazret-i Mevlana (k.s.) zü'l-ecnihadır. Fakat, zamanın muktezasıyla, Sünnet-i Seniyyeye çok kuvvet vermekle beraber, ilm-i tarikati esas tutmak cihetiyle, tarikati daha ziyade tutmuş, o noktada sarf-ı himmet etmiş. Üstadım ise, şu dehşetli zamanın muktezasıyla, ilm-i hakikati ve hakaik-ı imaniye cihetini iltizam ederek, tarikate üçüncü derecede bakmışlar. (Sikke-i Tasdik-i Gaybi Risale-i Nurdan Parlak Fıkralar ve Bir Kısım Güzel Mektuplar )[/FONT] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Çünkü, o zamanda Harb-i Umumînin mebde'lerinde, Üstadım, eski âdetini ve sair ulûm-u felsefeyi ve ulûm-u âliyeyi bırakıp tam bir inşirah-ı sadırla Risale-i Nur'un fatihası ve birinci mertebesi olan İşârâtü'l-İ'câz tefsirine başlayıp, bütün himmetini, efkârını Kur'an'a sarf etmeye başladığına (Sikke-i Tasdik-i Gaybi Yirmi Yedinci Mektubun Lahikasından Alınmış Mühim Parçalar )[/FONT] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Kur'an'ın evamir-i katiyesine imtisal etmekle öteki alemde de o nurani güruha refik olmaya çalışmak, al-i himmetlilerin şe'nidir: (Tarihçe-i Hayat)[/FONT] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Sâdisen: Eski dost ve kardeş ve Risale-i Nur'un o zamanda ciddi bir talebesi ve Isparta hayatımda bana hüsn-ü hizmetle samimi bir arkadaş ve himmeti uzun, eli kısa, aziz kardeşim Mehmed Celâl, Seni, o zamandan beri unutmadım. Çok zaman Risale-i Nur dairesinde kalemiyle çalışanlar içinde isminle hissedar oluyordun. Senin yüksek istidadını ve ulüvv-u himmetini Risale-i Nur'da istimal etmek arzuluyordum. Demek, derd-i maişet, sizi bir derece kayıt altına aldı. (Kastamonu Lâhikası)[/FONT] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]2.1. Risaleleri Anlamak ve Muvaffak olmak İçin:[/FONT][/COLOR] [/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Çok aziz, çok mübarek, çok müşfik, çok sevgili Üstadımız Hazretleri![/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Risale-i Nur'u himmet ve dualarınızla, dikkat ve tefekkürle okudukça, bu muazzam eser külliyatının tılsım-ı kâinatın muammasını keşf ve halleden bir keşşaf olduğunu, hal ve istikbalin bir mürşid-i ekberi ve bir rehber-i a'zamı olduğunu, yine dua ve himmetinizle idrak ediyoruz. Evet Üstadımız Hazretleri! Risale-i Nur'u okuyan her idrak sahibi anlıyor ki; Risale-i Nur gerek bu asrın, gerekse önümüzdeki asrın beşeriyetini fikir karanlıklarından kurtarıp, tenvir ve irşad edecektir.[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Risale-i Nur yalnız bu vatan ve millet için değil, âlem-i İslâm ve bütün beşeriyetin ihtiyacına cevab verecek bir külliyat olarak te'lif edilmiştir. Bugün tarihte hiç görülmemiş bir fecaat ve felâket içerisinde çırpınan beşeriyet için, halaskâr olarak Risale-i Nur'a sarılmaktan ve ne bahasına olursa olsun, Risale-i Nur'un nuranî ve parlak eczalarını elde edip dikkat ve tefekkürle okumaktan başka bir kurtuluş çaresi yoktur. Risale-i Nur'u okuyan herkes, bu hakikatı idrak etmiş ve etmektedir. Eğer biz muktedir olsak; bu hakikatı, kâinata nâzır bir mahalle çıkıp, bütün kâinata ilân edeceğiz. Fakat madem ki buna muvaffak olamıyoruz ve mademki Risale-i Nur'un cihanşümul kıymetini bu derece Üstadımızın himmetiyle idrak etmişiz; şu halde o nur ve feyiz hazinesi, irfan ve kemalât menbaı olan Risale-i Nur'u, bir dakikamızı bile boş geçirmeden, mütemadi ve devamlı bir şekilde her gün ve her saat okuyacağız ve bu uğurda geceli gündüzlü çalışacağız inşâallah.[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Tarihçe-i Hayat ( 641 )[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][B][FONT=Times New Roman]2.2. Himmetin Pervazı için[/FONT][/B][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Vicdanın ziyası, ulûm-u diniyedir. Aklın nuru, fünun-u medeniyedir. İkisinin imtizacıyla hakikat tecelli eder. O iki cenah ile talebenin himmeti pervaz eder. İftirak ettikleri vakit; birincisinde taassub, ikincisinde hile, şübhe tevellüd eder.[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Münazarat ( 86 )[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][B][FONT=Times New Roman]2.3. Himmetin Doğru Kullanılması[/FONT][/B][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Kur'an-ı Kerim'in, tilmizlerine verdiği ulviyet ve kıymet bununla anlaşılır ki: Bu küçük insan, küçük bir mikroba mağlub ve edna bir kerb ile yere düştüğü ve o kadar zaîf olduğu halde; Kur'an-ı Kerim'in feyz u irşadıyla o derece yükseklenir ve o derece letaifi inbisat eder ki; dünya mevcudatını ve zerrat-ı kâinatı tesbih tanesi edip, Mabudunu o adedle zikreder. Hattâ bir kısımları bunları da az görüp, Mabud-u Zülcelal'in liyakatını göstermek için gayr-ı mütenahî adedle, gayr-ı mütenahî tesbih ile Mabud-u Zülcemal'i zikrediyorlar. Dünya zerratının, virdlerine kâfi bir tesbih olmadığını ve nâkıs olduğunu gören ve Cennet'i zikirlerine gaye tanımayan uluvv-i himmet sahibi o tilmizler; kendi nefislerini, en edna bir mahluk-u İlahîden efdal görmediklerini gösteren bir hal ile, nihayet derecede tevazu ve mahviyet gösteriyorlar.[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]O şecere-i tûbâ-i Kur'aniyenin hadd ü hesaba gelmez münevver meyvelerinden Kutb-u Geylanî, Rüfaî, Şazelî gibi zâkirleri dinle. Nasıl, tesbih tanelerine bedel zerrat-ı kâinatın silsilelerini ellerinde tutmuşlar, öylece Mabudun zikrini çekiyorlar.[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Nur'un İlk Kapısı ( 95 )[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Birincisi: insanın dinlemesi, konuşması, düşünmesi cüz'i olduğu için, teakub suretiyle eşyaya taalluk ettiği gibi, himmeti de cüz'idir; nöbetle eşya ile meşgul olabilir. • ikincisi: insanın kıymetini tayin eden, mahiyetidir. mahiyetin değeri ise, himmeti nisbetindedir. himmeti ise, hedef ittihaz ettiği maksadın derece-i ehemmiyetine bakar. ... münasip olmadığı gibi, cüz'i şeyler de onların azim himmetlerini işgal etmeye layık değildir! • dördüncüsü: insan, birşeyin ahvalini muhakeme ettiği zaman, o şeyin ( İ.İ. huruf-u mukataa)[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4] [/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]3. himmetin yüksek ve alçak kısımlarını tefrik eden mikyasın, iştigal ve ihtimamdan ibaret olduğunu düşünmüşlerdir. yani, yüksek şeylere ihtimam edenin himmeti yüksektir, alçak işlerde iştiğal edenin himmeti alçaktır. kıymet ve azametin, himmet nisbetinde olduğunu zannetmişlerdir. hatta küçük veya alçak birşeyi, ... tenezzül etmezler ve zayıf, küçük birşey, o büyük himmet ve azameti tahammül edemez. (İ.İ )[/FONT] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000] [B][FONT=Times New Roman]2.4. Himmetin Yanlış Kullanılması[/FONT][/B] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4] [COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Ey Avrupa! Evvelki cehennemî yol, senin açtığın yol olduğu, senin desatirin ile sabittir. Çünki senin nazarında hayatın düsturu: "Her zîhayat, kendi nefsine mâliktir ve kendi zâtı için çalışır, lezzeti için sa'yeder, bir hakk-ı hayatı vardır. Hayatının gayesi, kendisine aittir." dersin. Ve netice-i himmeti: "Hıfz-ı beka ve temin-i hayata münhasırdır. Ve kuvvetine güvenmelidir. Zira medar-ı hayat olan, düstur-u cidaldir. Belki hayat, cidaldir" diye hükmediyorsun. Daha bunlar gibi çok esasat-ı bâtıla ile beşeri evvelki yola sevkettin.[/FONT][/COLOR] [/SIZE][SIZE=4] [COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Nur'un İlk Kapısı ( 89 )[/FONT][/COLOR] [/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Hem senin tilmizin menfaatperest ve hodendiştir ki; o tilmizin gaye-i himmeti, nefis ve batnın hevesatını tatmindir. Ve menfaat-ı şahsiyesini -bazan- kavminin menfaati içinde kavminin menfaatı namıyla ve menfaat-ı nefsini, menfaat-ı millet namıyla arar. Ya rikkat-i cinsiye eleminden kurtulmak ister veya hırsını veya gururunu veya hubb-u câhını o milliyetperverlik cihetinde teskin eder.[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Elhasıl: Nefsinden başka hakikî hiçbir şeye muhabbet etmez. Herşeyi kendi nefsine feda eder. Nur'un İlk Kapısı ( 93 )[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4] [COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Senin karanlıklı dehan, nev'-i beşerin gündüzünü geceye kalbetmiş. Yalnız o sıkıntılı, zulümlü ve zulmetli geceye ısındırmak için; yalancı, muvakkat lâmbalarla tenvir ettin. O lâmbalar sürur ile beşerin yüzüne tebessüm etmiyorlar. Belki beşerin ağlanacak acı hallerindeki eblehane gülmesine, o ışıklar müstehziyane gülüp eğleniyor. Herbir zîhayat senin şakirdlerin nazarında zalimlerin hücumuna maruz, miskin birer musibetzededirler. Dünya bir matemhane-i umumiyedir. Dünyadaki sadâlar ölümlerden, elemlerden gelen vaveylâlardır. Senden tam ders alan şakirdin, bir firavun olur. Fakat en hasis şeye ibadet eden ve menfaat gördüğü her şeyi, kendine rab telakki eden bir firavun-u zelildir. Hem senin şakirdin mütemerriddir. Fakat bir lezzeti için nihayet zilleti kabul eden miskin bir mütemerriddir. Hasis bir menfaat için şeytanın ayağını öper derecede alçaklık gösterir. Hem cebbardır fakat kalbinde bir nokta-i istinad bulamadığı için, zâtında gayet âciz bir cebbar-ı hodfüruştur. O şakirdin gaye-i himmeti, hevesat-ı nefsaniyeyi tatmin ve hamiyet ve fedakârlık perdesi altında kendi menfaat-ı nefsini arayan ve hırs ve gururunu teskin etmeye çalışan bir dessastır. Nefsinden başka ciddî olarak hiçbir şeyi sevmiyor. Herşeyi nefsine feda ediyor.[/FONT] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000] [FONT=Times New Roman]Lem'alar ( 118 )[/FONT] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4] [COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Hem senin şakirdin mütemerriddir. Fakat bir lezzeti için nihayet zilleti kabul eden miskin bir mütemerriddir. Hasis bir menfaat için şeytanın ayağını öper derecede alçaklık gösterir. Hem cebbardır fakat kalbinde bir nokta-i istinad bulamadığı için, zâtında gayet âciz bir cebbar-ı hodfüruştur. O şakirdin gaye-i himmeti, hevesat-ı nefsaniyeyi tatmin ve hamiyet ve fedakârlık perdesi altında kendi menfaat-ı nefsini arayan ve hırs ve gururunu teskin etmeye çalışan bir dessastır. Nefsinden başka ciddî olarak hiçbir şeyi sevmiyor. Herşeyi nefsine feda ediyor.[/FONT][/COLOR] [/SIZE][SIZE=4] [COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Mesnevi-i Nuriye ( 155 )[/FONT][/COLOR] [/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]ALTINCI SEBEP:Ehl-i hakkın ihtilâfı nâmertliklerinden, himmetsizliklerinden, hamiyetsizliklerinden olmadığı gibi; gafletli ehl-i dünyanın ve ehl-i dalâletin hayat-ı dünyeviyeye ait işlerde samimâne ittifakları dahi mertlikten, hamiyetten, himmetten değildir. Belki, ehl-i hakkın, ekseriyetle âhirete ait olan faydaları düşünmekle, o ehemmiyetli ve kesretli meselelere hamiyeti, himmeti, mertliği inkısam eder. Hakikî sermaye olan vaktini bir meseleye sarf etmediği için, meslektaşlarıyla ittifakı muhkemleşmiyor. Çünkü meseleler çok, daire dahi geniştir.[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman](20. lem’a)[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Maatteessüf, güzel şeylerimiz gayr-i müslimler eline geçtiği gibi, güzel olan ahlaklarımızı da yine gayr-i müslimler çalmışlar. Güya bizim bir kısım içtimaî ahlak-ı aliyemiz, yanımızda revaç bulmadığından, bize darılıp onlara gitmiş; ve onların bir kısım rezaili, kendileri içinde çok revaç bulmadığından, cehaletimizin pazarına getirilmiş!..[/FONT] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Hem, büyük bir taaccüb ile görmüyor musunuz ki, terakkiyat-ı hazıranın üssü'i-esası ve belki Dîn-i Hakkın muktezası olan "Ben ölürsem devletim, milletim ve ahbaplarım sağdırlar" gibi kelime-i beyza ve haslet-i hamrayı gayr-i müslimler çalmışlar. Çünkü, onların bir fedaisi der: "Ben ölürsem milletim sağ olsun; içinde bir hayat-ı maneviyem vardır." Ve bütün sefaletin ve şahsîyatın esası olan, "Ben öldükten sonra dünya ne olursa olsun; isterse tûfan olsun"; veyahut, " [/FONT][/COLOR] [/SIZE][SIZE=4][FONT=Times New Roman][COLOR=#800000]-1- olan kelime-i hamka ve seciye-i avra, himmetimizin elini tutmuş rehberlik ediyor. (Tarihçe-i Hayat Birinci Kısım : İlk Hayatı)[/COLOR][/FONT][/SIZE] [SIZE=4] [COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Sual: "Senin vazifeni kaldıramıyoruz. Vücudunu bildik, mahiyetini sen şerhet." Cevap: Öyleyse dinleyiniz ve kulaklarınızı beş açınız. İşte fikr-i milliyetle uyanmış bir Ermeninin himmeti, mecmu-u millettir. Güya onun milleti küçülmüş, o olmuş. Veya onun kalbinde yerleşmiş. Onun ruhu ne kadar tatlı ve kıymettar olsa da, milletini daha ziyade tatlı ve büyük bilir. Bin ruhu da olsa feda etmeye iftihar eder. Çünkü kendince yüksek düşünür. Halbuki, şimdikilere demiyorum, lâkin sizin eskiden bir yiğidiniz uyanmamış, nura girmemiş, İslâmiyet milletinin namusunu bilmemiş, yalnız bir menfaat veya bir garaz veya bir adamın veya bir aşiretin namusunu mülâhaza eder, kısa düşünürdü. Elbette tatlı hayatını öyle küçük şeylere herkes feda etmez. Faraza, İslâmî fikr-i milliyetle [SUP]Haşiye23 [/SUP][/FONT][FONT=Times New Roman]onlar gibi temâşâ etseydiniz, kahramanlığınızı âleme tasdik ettirip yüksek tabakalara çıkacaktınız. Eğer Ermeniler sizin gibi sathî ve kısa düşünseydiler nihayette korkak ve sefil olacaklardı. Hakikaten sizin harikulâde şecaate istidadınız vardır. Zira bir menfaat veya cüz'î bir haysiyet veya itibarî bir şeref için veya "Filân yiğittir" sözlerini işitmek gibi küçük emirlere hayatını istihfaf eden veya ağasının namusunu isti'zam için kendini feda eden kimseler, eğer uyansalar, hazinelere değer olan İslâmiyet milliyetine, yani üç yüz milyon İslâmın uhuvvetlerini ve mânevî yardımlarını kazandıran İslâmiyet milliyetine, binler ruhu da olsa, acaba istihfaf-ı hayat etmezler mi? Elbette hayatını on paraya satan, on liraya binler şevkle satar. Maatteessüf, güzel şeylerimiz gayr-ı müslimler eline geçtiği gibi, güzel olan ahlâklarımızı da yine gayr-ı müslimler çalmışlar. Güya bir kısım içtimaî ahlâk-ı âliyemiz yanımızda revaç bulmadığından, bize darılıp onlara gitmiş. Ve onların bir kısım rezâili, kendileri içinde çok revaç bulmadığından cehaletimizin pazarına getirilmiş. Hem, büyük bir taaccüple görmüyor musunuz ki, terakkiyat-ı hâzıranın üssü'l-esası ve belki din-i hakkın muktezâsı olan "Ben ölürsem devletim, milletim ve ahbaplarım sağdırlar" gibi kelime-i beyza ve haslet-i hamrâyı gayr-ı müslimler çalmışlar? Çünkü onların bir fedâisi der: "Ben ölürsem milletim sağ olsun; içinde bir hayat-ı mâneviyem vardır." Ve bütün sefaletin ve şahsiyatın esası olan "Ben öldükten sonra dünya [/FONT] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000] [FONT=Times New Roman]Haşiye23 Milliyetimiz bir vücuttur; ruhu İslâmiyet, aklı Kur'ân ve imandır. [/FONT] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4] [COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Suâl: "Biz me'yus olduk; daha ne vakit bize gelecektir?" Cevap: Yeis, aczden gelir. Yeis, mâni-i herkemâldir. Hamiyet ise, şiddet-i mevânia karşı şiddetle metânet etmektir. Halbuki şu zaman, mümteniât-ı âdiyeyi mümkün derecesine indiriyor. Çabuk yeise inkılâp eden hamiyet, hamiyet değildir. Ben, sizi tenbellikten kurtarmak için, kabahatlerinizi gösteririm. Ona çabuk gelmek istiyorsanız, işte mârifet ve fazîletten demiryolunu yapınız; tâ ki, meşrûtiyet, medeniyet denilen şimendifer-i kemâlâta binip ve terakkiyât tohumlarını bindirerek, kısa bir zamanda mânilerden kurtulup geçerek size selâm etsin. Siz ne kadar yolu acele ile yapsanız, o da o derece acele ile gelecektir. (Münazarat)[/FONT][/COLOR] [/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Maîşet için tarik-ı tabiî ve meşru ve zîhayat, san'attır, ziraattir, ticarettir. Gayr-ı tabiî ise, memuriyet ve her nev'iyle imârettir. Bence imâreti, ne nâm ile olursa olsun, medâr-ı maişet edenler bir nevi cerrar ve aceze ve seeledir-fakat hilebaz kısmında... Bence memuriyete veya imarete giren, yalnız hamiyet ve hizmet için girmelidir. Yoksa, yalnız maişet ve menfaat için girse, bir nevi çingenelik eder.(Münazarat)[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4] [COLOR=#800000] [FONT=Times New Roman]İşte, eğer insan enâniyetine istinad edip hayat-ı dünyeviyeyi gâye-i hayal ederek, derd-i maîşet içinde muvakkat bâzı lezzetler için çalışsa, gayet dar bir daire içinde boğulur, gider. Ona verilen bütün cihazât ve âlât ve letâif, ondan şikâyet ederek, haşirde onun aleyhinde şehâdet edeceklerdir ve dâvâcı olacaklardır.(sözler)[/FONT] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000] [/COLOR][/SIZE][SIZE=6][COLOR=#800000] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000] [/COLOR] [COLOR=#800000] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000][B][FONT=Times New Roman]3. Dun-u Himmet[/FONT][/B][/COLOR] [/SIZE][SIZE=4] [COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Tertib-i mukaddematta tefviz tenbelliktir, terettüb-ü neticede tevekküldür. Semere-i sa'yine ve kısmetine rıza kanaattır, meyl-i sa'yi kuvvetlendirir. Mevcuda iktifa, dûn-himmetliktir.[/FONT][/COLOR] [/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Hutbe-i Şamiye ( 128 )[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4] [COLOR=#800000] [FONT=Times New Roman]Tertib-i mebadide tevekkül, tenbelliktir. Terettüb-ü netice noktasındaki tefviz, tevekkül-ü şer'îdir.[/FONT] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000] [FONT=Times New Roman]Semere-i sa'yine, kısmetine rıza ise, memduh bir kanaattır, meyl-i sa'ye kuvvettir.[/FONT] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4] [COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Mevcud mala iktifa, mergub kanaat değil; belki dûn-himmetliktir. Misaller daha çoktur.[/FONT][/COLOR] [/SIZE][SIZE=4] [COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Kur'an mutlak zikreder, sâlihat ve takvayı. İbhamında remz eder makamatın tesiri. Îcazı bir tafsildir. Sükûtu geniş sözdür.[/FONT][/COLOR] [/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Sözler (725 )[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]4. Şeytanın Himmeti[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Ehl-i dalaletin vekili, tutunacak ve dalaletini ona bina edecek hiçbir şey bulamadığı ve mülzem kaldığı zaman şöyle diyor ki:[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]"Ben, saadet-i dünyayı ve lezzet-i hayatı ve terakkiyat-ı medeniyeti ve kemal-i san'atı; kendimce, âhireti düşünmemekte ve Allah'ı tanımamakta ve hubb-u dünyada ve hürriyette ve kendine güvenmekte gördüğüm için, insanın ekserisini bu yola şeytanın himmetiyle sevkettim ve ediyorum."[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Sözler (632 )[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]5. Himmet-i na-mütenahi:[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Sonra sinema perdesi gibi insan âlemi bana göründü. Ehl-i dalaletin dûrbîni ile baktım. O âlemi o kadar karanlıklı, dehşetli gördüm ki; en derin kalbimden feryad ettim. "Eyvah!" dedim. Çünki insanlarda ebede uzanıp giden arzuları, emelleri ve kâinatı ihata eden tasavvurat ve efkârları ve ebedî beka ve saadet-i ebediyeyi ve Cennet'i gayet ciddî isteyen himmetleri ve fıtrî istidadları ve fıtrî had konulmayan, serbest bırakılan kuvveleri ve hadsiz maksadlara müteveccih ihtiyaçları ve za'f ve aczleriyle beraber hücumlarına maruz kaldıkları hadsiz musibet ve a'daları ile beraber gayet kısa bir ömür, hergün ve her saat ölüm endişesi altında, gayet dağdağalı bir hayat, yaşamak için gayet perişan bir maişet içinde kalbe, vicdana en elîm ve en müdhiş halet olan mütemadî zeval ve firak belasını çekmek içinde -ehl-i gaflet için zulümat-ı ebediye kapısı suretinde görülen- kabre ve mezaristana bakıyorlar. Birer birer ve taife taife o zulümat kuyusuna atılıyorlar.[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Hutbe-i Şamiye ( 11 - 12 )[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Çok şefkatli, pek kerim, hayatımdan çok aziz Üstadım Efendim Hazretleri![/FONT] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000] [FONT=Times New Roman]Mübtedi ve pek acemî bir çocuğun, üstadından aldığı dersi tekrarı misillü, cehl-i mürekkeb içerisinde pûyan olan şu âciz talebenize Risale-i Nur'un feyz-i nâmütenahîsinden süzülen iksir-i hayat, ruh ve kalbimi, akıl ve idrak ve şuurumu, hissiyat-ı sefihenin istilâsından vikaye ederek, en mübarek bir mürşid-i a'zam gibi himmet-i nâmütenahîsiyle, en mühim bir kuvve-i dafia olarak, vücud mülkünden nefs-i emmare ve heva şerlerini def' ve tardederek, aşılmaz ve yıkılmaz bir sedd-i Kur'anî ve bir sedd-i imanî tesis ediyor.[/FONT] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4] [COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Nur'un İlk Kapısı (165-166 )[/FONT][/COLOR] [/SIZE][SIZE=4] [COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]5.1. Himmeti Büyük Tutmak[/FONT][/COLOR] [/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Hem de İslâmiyet milliyeti denilen mazi derelerinde ve hal sahralarında ve istikbal dağlarında hayme-nişin olan ve Salahaddin-i Eyyubî ve Celaleddin-i Harzemşah ve Sultan Selim ve Barbaros Hayreddin ve Rüstem-i Zâl gibi ecdadlarınızdan emsalleri gibi dâhî kahramanlar ile bir çadırda oturan bir aile gibi herkesi başkasının haysiyet ve şerefiyle şereflendiren ve hayat-ı ulviyenin enmuzeci olan İslâmiyet milliyeti size emr-i kat'î ile emrediyor ki: Tâ her biriniz umum İslâmın ma'kes-i hayatı ve hâmi-i saadeti ve umum millet-i İslâmın ferdî bir misal-i müşahhası olunuz. Zira maksadın büyümesiyle himmet de büyür. Ve hamiyet-i İslâmiyenin galeyanı ile ahlâk da tekemmül ve teali eder.[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Divan-ı Harb-i Örfi ( 52 )[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Bu zaman-ı mazide insan istidad-ı gayr-ı mütenahîye mâlik iken o kadar dar ve mahdud daire içinde hareket ediyordu ki: Güya insan iken hayvan gibi yaşadığından, efkâr ve ahlâkı o daire nisbetinde tedenni etmiş ve mahsur kalmıştı. Şimdi bu şer'î hürriyet-i âdilane eğer yaşasa ve bozulmazsa, fikr-i beşerin ağır zincirlerini paralamakla ve istidad-ı terakkiye karşı sedleri herc ü merc ederek o küçük daireyi dünya kadar tevsi' edebilir. Hattâ benim gibi bir köylü adam, süreyya kadar ulvî olan idare-i umumîyi nazara alacak. Âmâl ve müyulatın filizlerini orada bağlayacak. Ve herbir fiil ve tavrının orada bir ihtizaz ile zîmedhal bulunacağından, himmeti Süreyya kadar teali ve ahlâkı o derece tekemmül ve efkârı memalik-i Osmaniye kadar tevessü' edeceğinden; Eflatunları, İbn-i Sinaları ve Bismarkları, Dekartları ve Taftazanîleri inşâallah geri bırakacak. Bu kuvvetli Asya ve Rumeli tarlası çok şübban-ı vatan mahsulü vereceğinden kaviyyen ümidvarız.[/FONT] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000] [FONT=Times New Roman]Divan-ı Harb-i Örfi ( 75 )[/FONT] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4] [COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Fakat o, tıpkı Cenab-ı Ömer in (r.a.) dediği gibi: "Sırtıma fazla yük alırsam, nefs-i natıka-i kainatın kalbi ve Allah ın habibi Muhammed-i Arabi Aleyhissalatü Vesselama ve yaranı olan kamil ve vasıllara yetişemem ve yarı yolda kalırım" diyor. "Bütün eşya ve eflaki senin için yarattım, Habibim" fermanına, "Ben de senin için onların hepsini terk ve feda ettim" diye verilen cevab-ı Hazret-i Risaletpenahiye ittiba ve imtisalen, o da dünya ve mafihayı ve muhabbet ve sevdasını terk ve hatta terki de terk ederek, bütün hizmet ve himmetini ve şu ömr-ü nazeninini envar-ı Kur'âniyenin intişarına sarf ve hasretmiştir. İşte bunun için, şimdi çektiği bütün zahmetler, rahmet, yaptığı hizmetler, hikmet olmuş, celali yüzünden cemalini de gösterip, alem, bir gülzar-ı kemal bulmuştur. (emirdağ)[/FONT][/COLOR] [/SIZE] [SIZE=4] [COLOR=#800000] [B][FONT=Times New Roman]5.2 Himmeti Arttıran Sebebler[/FONT][/B] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Bütün onların bu tazyikat ve istibdatları, envâr-ı Kur'âniyeyi ışıklandıran gayret ve himmet ateşine odun parçaları hükmüne geçiyor, iş'âl ediyor, parlatıyor. Ve o tazyikleri gören ve gayretin hararetiyle inbisat eden o envâr-ı Kur'âniye, Barla yerine bu vilâyeti, belki ekser memleketi bir medrese hükmüne getirdi. Onlar beni bir köyde mahpus zannediyor. Zındıkların rağmına olarak, bilâkis, Barla kürsî-i ders olup, Isparta gibi çok yerler medrese hükmüne geçti. ( 28. mektup)[/FONT][/COLOR] [/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Aziz, sıddık, gayyûr kardeşim, Süleyman Efendiden anladım ki, bazı hususî müşkülâta mâruz oluyorsun. Sizin gibi metin insanlara sabır tavsiyesi zâiddir. Hizmetin kudsiyeti ve o hizmetteki zevk ve gayretindeki şevk, o acı hususî müşkülâta karşı gelir ve galebe eder tahmin ediyorum. Mümkün olduğu kadar aldırmamalısın. Kıymettar, kusursuz bir malın dükkâncısı müşterilere yalvarmaya muhtaç değil. Müşterinin aklı varsa o yalvarsın. [/FONT][/COLOR][/SIZE][SIZE=3][FONT=Times New Roman][SIZE=4][COLOR=#800000]sırrınca, azîm hayırların müşkülâtı çok oluyor. Müşkülât çoğaldıkça ehl-i himmet fütur değil, gayret ve sebatını ziyadeleştirir. İnşaallah siz de öyle metîn ve sebatkârlardansınız. ( barla )[/COLOR][/SIZE][/FONT][/SIZE] [SIZE=4] [COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Bu havanın zararından kurtulmak çaresi, Risale-i Nur'un gözüyle bakmak ve ne kadar müşkilât ziyadeleşse, kudsi vazife itibarıyla daha ziyade ciddiyet ve şevkle hareket etmektir. Çünkü başkaların füturu ve çekilmesi, ehl-i himmetin şevkini, gayretini ziyadeleştirmeye sebeptir. Zira, gidenlerin vazifelerini de bir derece yapmaya kendini mecbur bilir ve bilmelidirler. ( Kastamonu)[/FONT] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Altıncı İşaret Şimdi bence katiyet peydâ etmiştir ki, ekser hayatım, ihtiyar ve iktidarımın, şuur ve tedbirimin haricinde, öyle bir tarzda geçmiş ve öyle garip bir surette ona cereyan verilmiş, tâ Kur'ân-ı Hakîme hizmet edecek olan bu nevi risaleleri netice versin. Adeta bütün hayat-ı ilmiyem, mukaddemât-ı ihzariye hükmüne geçmiş ve Sözlerle i'câz-ı Kur'ân'ın izharı, onun neticesi olacak bir surette olmuştur. Hattâ, şu yedi sene nefyimde ve gurbetimde ve sebepsiz ve arzumun hilâfında tecerrüdüm ve meşrebime muhâlif, yalnız bir köyde imrar-ı hayat etmekliğim; ve eskiden beri ülfet ettiğim hayat-ı içtimaiyenin çok rabıtalarından ve kaidelerinden nefret edip terk etmekliğim, doğrudan doğruya bu hizmet-i Kur'âniyeyi hâlis, sâfi bir surette yaptırmak için bu vaziyet verildiğine şüphem kalmamıştır. Hattâ çok defa bana verilen sıkıntı ve zulmen bana karşı olan tazyikat perdesi altında bir dest-i inâyet tarafından merhametkârâne, Kur'ân'ın esrarına hasr-ı fikir ettirmek ve nazarı dağıtmamak için yapılmıştır kanaatindeyim. Hattâ, eskiden mütalâaya çok müştak olduğum hâlde, bütün bütün sair kitapların mütalâasından bir men, bir mücanebet ruhuma verilmişti. Böyle gurbette medar-ı teselli ve ünsiyet olan mütalâayı bana terk ettiren, anladım ki, doğrudan doğruya âyât-ı Kur'âniyenin üstad-ı mutlak olmaları içindir (mektubat)[/FONT] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000][B][FONT=Times New Roman]5.3. Himmetlerin Azalmasının Sebebi[/FONT][/B] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000] [FONT=Times New Roman]Amma şu zamanda, medeniyet-i Avrupa'nın tahakkümüyle, felsefe-i tabiiyenin tasallutuyla, şerait-i hayat-ı dünyeviyenin ağırlaşmasıyla, efkâr ve kulûb dağılmış, himmet ve inayet inkısam etmiştir. Zihinler maneviyata karşı yabanileşmiştir. İşte bunun içindir ki, şu zamanda birisi; dört yaşında Kur'an'ı hıfzedip, âlimlerle mübahase eden Süfyan İbn-i Uyeyne olan bir müçtehidin zekâsında bulunsa, Süfyan'ın içtihadı kazandığı zamana nisbeten, on defa daha fazla zamana muhtaçtır. Süfyan, on senede içtihadı tahsil etmiş ise, şu adam yüz seneye muhtaçtır ki tahsil edebilsin. Çünki Süfyan'ın ibtida-i tahsil-i fıtrîsi sinn-i temyiz zamanından başlar. Yavaş yavaş istidadı müheyya olur, nurlanır, herşeyden ders alır, kibrit hükmüne geçer. Amma onun naziri, şu zamanda çünki zihni felsefede boğulmuş, aklı siyasete dalmış, kalbi hayat-ı dünyeviyede sersem olmuş, istidadı içtihaddan uzaklaşmış. Elbette fünun-u hazırada tevaggulü derecesinde istidadı içtihad-ı şer'î kabiliyetinden uzaklaşmış ve ulûm-u arziyede tefennünü derecesinde içtihadın kabulünden geri kalmıştır. [/FONT] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4] [COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Sözler (481 )[/FONT][/COLOR] [/SIZE][SIZE=4] [COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Evet, şeytan-ı ins ve cinnî her cihette hücum ederler. Arkadaşlarımızdan metin kalbli, sadakati kuvvetli, niyeti ihlâslı, himmeti Âli gördükleri vakit başka noktalardan hücum ederler. Şöyle ki: [/FONT][/COLOR] [/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]İşimize sekte ve hizmetimize fütur vermek için, onların tembelliklerinden ve tenperverliklerinden ve vazifedarlıklarından istifade ederler. Onlar, öyle desiselerle, onları hizmet-i Kur'âniyeden alıkoyuyorlar ki, haberleri olmadan bir kısmına fazla iş buluyorlar, tâ ki hizmet-i Kur'âniyeye vakit bulmasın. Bir kısmına da dünyanın cazibedar şeylerini gösteriyorlar ki, hevesi uyanıp, hizmete karşı bir gaflet gelsin. Ve hâkezâ, bu hücum yolları uzun çeker. Bu uzunlukta kısa keserek dikkatli fehminize havale ederiz. [/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]( 29. mektup)[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4] [COLOR=#800000] [FONT=Times New Roman]Sual: Zindan-ı atâlete düştüğümüzün sebebi nedir? Cevap: Hayat bir faaliyet ve harekettir. Şevk ise matiyyesidir. İşte, himmetiniz şevke binip mübareze-i hayat meydanına çıktığı vakit, en evvel düşman-ı şedîd olan yeis rastgelir. Kuvve-i mâneviyesini kırar. (Münazarat İfâde-i Merâm ve Uzunca Bir Mâzeret)[/FONT] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000] [/COLOR][/SIZE][SIZE=6][COLOR=#800000] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000] [/COLOR] [COLOR=#800000] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Sâdisen: Eski dost ve kardeş ve Risale-i Nur'un o zamanda ciddi bir talebesi ve Isparta hayatımda bana hüsn-ü hizmetle samimi bir arkadaş ve himmeti uzun, eli kısa, aziz kardeşim Mehmed Celâl, Seni, o zamandan beri unutmadım. Çok zaman Risale-i Nur dairesinde kalemiyle çalışanlar içinde isminle hissedar oluyordun. Senin yüksek istidadını ve ulüvv-u himmetini Risale-i Nur'da istimal etmek arzuluyordum. Demek, derd-i maişet, sizi bir derece kayıt altına aldı. (Kastamonu Lâhikası)[/FONT] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4] [/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Sonra Kur'ân'ı yeni bir tarzda [SUP]Haşiye[/SUP] yazmak hususunda talebelere bir vazife açıldı. Hakkı Efendiye de hisse verildi. Elhak, o hissesine sahip çıktı. Bir cüz'ü güzel yazdı. Fakat derd-i maişet zaruretiyle kendini mecbur bilip, gizli dâvâ vekâletine teşebbüs etti. Birden, bir şefkat tokadı daha yedi. Kalemi tutan parmağı muvakkaten kırıldı. "Bu parmakla hem dâvâ vekâleti yapmak, hem Kur'ân'ı yazmak olmayacak" diye, lisan-ı mânâ ile ihtar edildi. Dâvâ vekâletine teşebbüsünü bilmediğimiz için, parmağına hayret ediyorduk. Sonra anlaşıldı ki, kudsî, sâfi hizmet-i Kur'âniye, gayet temiz, kendine mahsus parmakları başka işe karıştırmak istemiyor.[/FONT] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Haşiye: Tevafuk mucizesini gösterir bir surette demektir[/FONT][/COLOR] [/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]( Lemalar)[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][B][FONT=Times New Roman]6. Himmet Vasfının Sonuçları[/FONT][/B][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][B][FONT=Times New Roman]6.1. Risale-i Nura Şakirt Olmak[/FONT][/B][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Aziz, sıddık kardeşim![/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Bilmukabele biz de Ramazanınızı tebrik ediyoruz. Rü'yalarınız pek çok mübarektirler. İnşâallah, Cenab-ı Hak sizi büyük ihsanlara mazhar eyleyecek, diye bir işarettir.[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Bence bu zamanda en büyük bir ihsan, bir vazife, imanını kurtarmaktır, başkaların imanına kuvvet verecek bir surette çalışmaktır. Sakın, benlik ve gurura medar şeylerden çekin. Tevazu, mahviyet ve terk-i enaniyet, bu zamanda ehl-i hakikata lâzım ve elzemdir. Çünki bu asırda en büyük tehlike, benlikten ve hodfüruşluktan ileri geldiğinden; ehl-i hak ve hakikat, mahviyetkârane daima kusurunu görmek ve nefsini itham etmek gerektir.[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Sizin gibi ağır şerait içinde kahramancasına imanını ve ubudiyetini muhafaza etmesi, büyük bir makamdır...[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Madem sizde büyük bir himmet ve kuvvetli bir iman var; tam bir ihlas ve tam bir mahviyetle, sebatkârane Risale-i Nur'a şakird ol. Tâ binler, belki yüzbinler şakirdlerin şirket-i maneviye-i uhreviyelerine hissedar ol. Tâ senin hayırların, iyiliklerin cüz'iyetten çıkıp küllîleşsin, âhirette tam kârlı bir ticaret olsun. (Tarihçe-i Hayat 482)[/FONT][/COLOR][/SIZE] [SIZE=4] [COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Cenab-ı Hakk'a yüzbinler şükürler olsun ki; Risale-i Nur, Eskişehir imtihan ve mahkemesinde, şakirdlerinden yalnız bir buçuk kaybetti. O eski şeyhin aksine olarak Isparta ve civar kahramanlarının himmetiyle o zayi' olan bir buçuk adam yerine onbin ilâve oldu. İnşâallah, bu imtihanda dahi hem şark, hem garbın kahramanlarının himmetleriyle, çokları kaybedilmeyecek ve bir giden yerine on girecek. (Şualar 319)[/FONT] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000] [/COLOR][/SIZE][SIZE=4][COLOR=#800000][FONT=Times New Roman]Çalışınız, çalışınız, çalışınız ve katiyen inanınız ki, Nurun şefaati, Nurun duası, Nurun himmeti sizleri kurtaracaktır. İşte bu davanın şahidi Emirdağlı Nurcuların dehşetli ateşten zararsız kurtulmalarıdır.Şimdiden umunuza müjdeler olsun. [/FONT][/COLOR][/SIZE] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Risale-i Nur Okuma ve Anlama
Risale-i Nurdan Makaleler
Himmet rehberi ( seminer çalışması)
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst