Ana sayfa
Forumlar
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Blog
Neler yeni
Yeni mesajlar
Son aktiviteler
Giriş yap
Kayıt ol
Neler yeni
Ara
Ara
Sadece başlıkları ara
Kullanıcı:
Yeni mesajlar
Forumlarda ara
Menü
Giriş yap
Kayıt ol
Install the app
Yükle
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Himmetini büyültüp, nefsini küçültmek
JavaScript devre dışı. Daha iyi bir deneyim için, önce lütfen tarayıcınızda JavaScript'i etkinleştirin.
Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..
Tarayıcınızı güncellemeli veya
alternatif bir tarayıcı
kullanmalısınız.
Konuya cevap cer
Mesaj
<blockquote data-quote="Leyli_Efruz" data-source="post: 101427" data-attributes="member: 1456"><p style="text-align: center"><strong><span style="color: #970b79"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 15px">Himmetini büyültüp, nefsini küçültmek</span></span></span></strong></p> <p style="text-align: center"></p><p></p><p> </p><p><span style="color: Olive"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">İnsan, himmetinin ölçüsüne, büyüklüğüne-küçüklüğüne, derinliğine-sığlığına göre değerlendirilir. Meselâ, bir insan vardır ki sadece kendini düşünür. Nefsi adına meknî hiçbir şey kalmasın ister. Hatta Zât-ı Ulûhiyet'in bütün esrarı sadece kendine münceli olsun arzu eder. Bu tek başına bir insandır. İbn-i Beşiş gibi. Fakat bir de insan vardır ki doğduğu andan itibaren toplumun hemen her kesimine, her ünitesine açıktır. İlahiyatçılarla ayrı, halkla ayrı, askeriye ile ayrı bir münasebet içindedir. Himmeti çok âlidir. Küllî bir ruha sahiptir ve bu yönüyle o, toplumun tüm katmanlarına sirayet yolları arar-araştırır ve bulur. Hani Üstad'ın verdiği misal içinde, bir köy, şehir, kasaba, belde, vilayet, ülke ölçüsünde düşünen insanlara nisbeten, dünya çapında düşünen insan çok daha engindir. İşte Hz. Muhammed (sav) ve sırasıyla diğerleri. Allah Rasûlü (sav) insanları bırakın, cinlerin, meleklerin, ruhanîlerin dahi ızdırabını çeker. Melekler niye birinci kat semada, ruhlar niye başka yerde değil de sema-i dünyada pervaz ediyor, bunları düşünür ve üzülür. Hz. İbrahim, Kur'ân'ın ifadesiyle tek başına bir ümmet ve himmeti o denli engin. Hz. Musa, Hz. İsa... ve diğerleri. Hz. Ebu Bekir, "Vücudumu o kadar büyüt ki cehennemi sadece ben doldurayım" Hz. Bediüzzaman "Milletimin imanını selamette görürsem cehennemin alevleri içinde yanmayı razıyım", Fuzûlî "Bir an belâ-yı dertten eyleme cüda beni'' ve daha nice misaller.</span></span></span></p><p><span style="color: Olive"></span></p><p><span style="color: Olive"></span> <span style="color: Olive"><span style="font-family: 'Comic Sans MS'"><span style="font-size: 12px">Fakat bu bir duyma ve isteme meselesidir. İnsanın ilk yaratılışta potansiyel olarak konulmuş bulunan başta hemcinsine olmak üzere, bütün mahlûkâta karşı alâka duyma hissinin işletilme, geliştirilme meselesidir. Ve bu Allah'ın fazlıdır. Cenâb-ı Hakk, bu fazlını dilediği insana lütfeder. Buna ulaşan insan, kilometrelerce ötede, Çin Seddi'nde İslâm'ın kaderini alâkadar eden bir hadiseyi vicdanında duyabilir. Zaten temsil ettiği misyon onu duymayı gerektiriyordur. Allah da ona göre onu donatmıştır. Nasıl ki Allah Rasulü'nün kalbindeki lümme-i şeytaniye bir ameliyât-ı cerrahiye ile atılmıştır. Aslında bu, ileride eda edeceği vazifeye ait bu donanımdır. Kalb-i pâk-i Muhammedî'nin dünya ile olan alâkasının kesilip atılmasıdır. Ve Efendimiz bu manevî ameliyattan sonra tamamıyle uhrevîleşmiştir. Mesela bu çizgide İman Rabbanî'nin "Nefsim itibariyle kendime hiçbir zaman eşek nazariyle bakmadım" sözü veya Bediüzzaman'ın "Nefis cümleden ednâ, vazife cümleden âlâ", "Hem demekki: 'Ben mazharım. Güzele mazhar ise, güzelleşir.' Zira temessül etmediğinden mazhar değil, memerr olursun" ve "Allah bu dini facir bir adamın eliyle dahi te'yid eder, o halde sen kendini o racul-i fâcir bilmelisin" sözleri misal olarak verilebilir.</span></span></span></p><p><span style="color: Olive"></span></p><p><span style="color: Olive"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Fethullah Gülen</span></strong></span></p><p><span style="color: Olive"><strong><span style="font-family: 'Comic Sans MS'">Prizma </span></strong></span></p></blockquote><p></p>
[QUOTE="Leyli_Efruz, post: 101427, member: 1456"] [CENTER][B][COLOR=#970b79][FONT=Comic Sans MS][SIZE=4]Himmetini büyültüp, nefsini küçültmek[/SIZE][/FONT][/COLOR][/B] [/CENTER] [COLOR=Olive][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]İnsan, himmetinin ölçüsüne, büyüklüğüne-küçüklüğüne, derinliğine-sığlığına göre değerlendirilir. Meselâ, bir insan vardır ki sadece kendini düşünür. Nefsi adına meknî hiçbir şey kalmasın ister. Hatta Zât-ı Ulûhiyet'in bütün esrarı sadece kendine münceli olsun arzu eder. Bu tek başına bir insandır. İbn-i Beşiş gibi. Fakat bir de insan vardır ki doğduğu andan itibaren toplumun hemen her kesimine, her ünitesine açıktır. İlahiyatçılarla ayrı, halkla ayrı, askeriye ile ayrı bir münasebet içindedir. Himmeti çok âlidir. Küllî bir ruha sahiptir ve bu yönüyle o, toplumun tüm katmanlarına sirayet yolları arar-araştırır ve bulur. Hani Üstad'ın verdiği misal içinde, bir köy, şehir, kasaba, belde, vilayet, ülke ölçüsünde düşünen insanlara nisbeten, dünya çapında düşünen insan çok daha engindir. İşte Hz. Muhammed (sav) ve sırasıyla diğerleri. Allah Rasûlü (sav) insanları bırakın, cinlerin, meleklerin, ruhanîlerin dahi ızdırabını çeker. Melekler niye birinci kat semada, ruhlar niye başka yerde değil de sema-i dünyada pervaz ediyor, bunları düşünür ve üzülür. Hz. İbrahim, Kur'ân'ın ifadesiyle tek başına bir ümmet ve himmeti o denli engin. Hz. Musa, Hz. İsa... ve diğerleri. Hz. Ebu Bekir, "Vücudumu o kadar büyüt ki cehennemi sadece ben doldurayım" Hz. Bediüzzaman "Milletimin imanını selamette görürsem cehennemin alevleri içinde yanmayı razıyım", Fuzûlî "Bir an belâ-yı dertten eyleme cüda beni'' ve daha nice misaller.[/SIZE][/FONT] [/COLOR] [COLOR=Olive][FONT=Comic Sans MS][SIZE=3]Fakat bu bir duyma ve isteme meselesidir. İnsanın ilk yaratılışta potansiyel olarak konulmuş bulunan başta hemcinsine olmak üzere, bütün mahlûkâta karşı alâka duyma hissinin işletilme, geliştirilme meselesidir. Ve bu Allah'ın fazlıdır. Cenâb-ı Hakk, bu fazlını dilediği insana lütfeder. Buna ulaşan insan, kilometrelerce ötede, Çin Seddi'nde İslâm'ın kaderini alâkadar eden bir hadiseyi vicdanında duyabilir. Zaten temsil ettiği misyon onu duymayı gerektiriyordur. Allah da ona göre onu donatmıştır. Nasıl ki Allah Rasulü'nün kalbindeki lümme-i şeytaniye bir ameliyât-ı cerrahiye ile atılmıştır. Aslında bu, ileride eda edeceği vazifeye ait bu donanımdır. Kalb-i pâk-i Muhammedî'nin dünya ile olan alâkasının kesilip atılmasıdır. Ve Efendimiz bu manevî ameliyattan sonra tamamıyle uhrevîleşmiştir. Mesela bu çizgide İman Rabbanî'nin "Nefsim itibariyle kendime hiçbir zaman eşek nazariyle bakmadım" sözü veya Bediüzzaman'ın "Nefis cümleden ednâ, vazife cümleden âlâ", "Hem demekki: 'Ben mazharım. Güzele mazhar ise, güzelleşir.' Zira temessül etmediğinden mazhar değil, memerr olursun" ve "Allah bu dini facir bir adamın eliyle dahi te'yid eder, o halde sen kendini o racul-i fâcir bilmelisin" sözleri misal olarak verilebilir.[/SIZE][/FONT] [B][FONT=Comic Sans MS]Fethullah Gülen[/FONT][/B] [B][FONT=Comic Sans MS]Prizma [/FONT][/B][/COLOR] [/QUOTE]
Adı
İnsan doğrulaması
Peygamber Efendimiz a.s.v.'ın kabri nerededir? (Sadece şehir adını küçük harfler ile giriniz)
Cevap yaz
Forumlar
Eğitim ve Kültür
Kütüphane
Makale - Menkıbe ve Denemeler
Himmetini büyültüp, nefsini küçültmek
Bu site çerezler kullanır. Bu siteyi kullanmaya devam ederek çerez kullanımımızı kabul etmiş olursunuz.
Accept
Daha fazla bilgi edin.…
Üst